Gelecek bulut bilişim projeleriyle şekilleniyor

Baykan Çallı

Dünyanın dört bir yanındaki operatörlere yeni nesil telekomünikasyon ağı çözümleri sunan dünya lideri Huawei’nin Türkiye Pazarlama Direktörü Tufan Ünal, bilişim sektörünün önümüzdeki on yılda yüzleşeceği değişimi ele alarak sektörü pek çok fırsatı beklediğini belirtiyor.
Sektördeki iş modellerinin değişiminin pazarı yeniden şekillendirdiğini, günümüzde bilişim sistemleri dâhil tüm iş yapılarının, işte meydana gelebilecek büyüme veya azalma durumlarına göre anında değişebilmesinin istendiğini ve bu esnekliği sağlayan yeni kavramın ‘Bulut Bilişim’ olduğunu söyleyen Tufan Ünal, önümüzdeki beş yılda 200 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne ulaşacak olan bulut bilişimin, yeni bir hizmet modeli olarak tüm kurum ve kuruluşların ilgi alanına gireceğine ve bunların organizasyon yapıları ve iş süreçlerini derinden etkileyeceğine işaret ediyor.
 “En basit tanımla bulut bilişim, kurum ve kuruluşların işlerini yürütürken yararlandıkları bilişim sistemlerine ilişkin hizmetleri üçüncü taraflardan internet üzerinden almasıdır. Kurumunuzda bulunan bir bilişim sisteminden beklediğiniz uygulama, veri saklama, yedekleme, bilgi işleme, uygulama geliştirme, haberleşme gibi hizmetler bu şekilde sağlanabilir” diyen Huawei Türkiye Pazarlama Direktörü Tufan Ünal, önümüzdeki on yılda bilişim sektörünün geleceğin koşullarına nasıl adapte olacağı konusunda önemli bilgiler verdi.
‘Bulut Bilişim’in, istenildiğinde kullanılan ve kullanıldığı kadarı için ödeme yapılan bir model olduğunu belirten Tufan Ünal, bu modelin yapısını açarak; “Bu modelde erişim için genel bir yapı bulunmamakta, İnternet erişimi gerçekleştiren her türlü araçla belirli bir mekâna bağlı kalmadan bulunduğunuz her noktadan erişim sağlayarak işin daha esnek ve hızlı yapılabildiği, gerektiğinde hizmetin ölçeğinin hızlı bir şekilde arttırılıp azaltıldığı ve kaynakların kullanımının kolaylıkla izlenebildiği, kontrol edilebildiği ve raporlanabildiği bir yapı söz konusudur” dedi.

Her bir geniş bant kullanıcısının 20-100 Mbps bant genişliğine ihtiyaç duymaya başlayacağı bir dönem var karşımızda...
Önümüzdeki beş yıl içerisinde veri trafiğinin Moore Yasasının öngörülerini de aşarak 50 ila 100 kat büyüyeceğini öngördüklerini söyleyen Tufan Ünal; “Video trafiğinin toplam veri trafiğine oranı %40'tan %90'a yükseleceğini ve uygulama meraklılarının odak noktasını, küçük boyutlu el telefon ekranlarından büyük ekranlı mobil telefon uygulamalarına kaydıracağını bekliyoruz. Bunların yanı sıra; yüksek bant genişliği çağında geniş bant bileşenleri olan erişim, cihaz, bulut uygulamalar ve servislerin önceliklerinin değişeceğini, erişim teknolojilerinin daha yavaş, cihazlarla birlikte uygulamalar ve hizmetlerin daha hızlı büyümesini bekliyoruz” dedi.
Ünal sözlerini şöyle sürdürdü; “Nisan 2009 ABD pazar istatistiklerine göre Google, bulut bilişim lideri, 182,1 milyar dolar piyasa değeri ile karşılaştırıldığında bulut uygulamalardan ve servislerden 23,65 milyar dolar satış geliri elde ettiği görülüyor. AT&T, önde gelen erişim sağlayıcısı, 155,7 milyar dolarlık piyasa değeri ile karşılaştırıldığında 123 milyar dolarlık satış geliri var. Önde gelen cihaz sağlayıcısı Apple, 219,7 milyar dolar piyasa değeri ile karşılaştırıldığında 42,9 milyar dolarlık gelir üretti. Erişim sağlayıcıları bulut bilişim ve cihaz üreticilerinden daha fazla kazanırken daha az şirket piyasa değerine sahip olduklarını görüyoruz. Sermaye piyasaları daha yüksek büyüme oranına sahip olan alanları yani, servis ve cihazlar üreticilerinin hisselerini daha yüksek fiyatlıyor. Lider olmak isteyen operatörler için, bu eğilime göz atmak oldukça akıllıcadır.”

 

Huawei: 1988 yılında Çin’de bir PBX dağıtıcısı olarak kurulan Huawei, daha sonra kendi telekom ürünlerini geliştirmeye başladı ve 1993’de Çin’in en yüksek kapasiteli, 10 bin kullanıcılı ilk sayısal santralını üreterek büyük bir atılım gerçekleştirdi. Araştırma ve Geliştirme faaliyetlerine verdiği önem ile 1994’te transmisyon ve 1997’de telsiz şebekesi ekipmanları üretimiyle geliştirdiği geniş ve yenilikçi ürün portföyü sayesinde, pazar payını artırdı ve dünyanın bir numaralı telekom tedarikçisi konumuna geldi. 10 yıl içinde dünya genelindeki sayısız telekom işletmecisinin güvenini kazandı. Bugün, dünyanın en büyük 50 operatörünün 45’ine hizmet verdiği ürün ve çözümlerle dünya nüfusunun üçte birinin iletişim ihtiyaçlarını karşılamakta.

 

Geniş bant çağında operatörler için üç temel sorun bulunuyor
Huawei Türkiye Pazarlama Direktörü Tufan Ünal, bu sorunların maliyet kontrolü, erişimde bant genişliği ve servis kârlılığı olduğunu ve bu noktada servis karlılığının ana öncelik olarak ortaya çıktığını belirtiyor.
Geleneksel telekom operatörlerinin günlük operasyonları standart işletme düzeyinde olduğunu söyleyen Ünal, cihaz üreticileri ve bulut bilişim servisi sağlayıcılarının DNA’sının tamammen farklı olduğunu belirtti. Ünal; “Onlar için kullanıcı eğilimlerini belirlemek, yön vermek ve inovasyon en ön sıradadır. Cihazları ve hizmetleri var olan erişim teknolojileriyle birleştirip, değişen pazarlar yaratmak önemlidir” dedi.

Telekom operatörleri, sayısal ev platformunda eğlence, güvenlik gibi hizmetler sunmalı…
Bireysel aboneler için, temel haberleşme hizmetlerine ek olarak; videoların, müzik ve oyunların en popüler hizmetler olduğunu ve kurumsal kullanıcıların verimliliği ve kârlılığı arttırmada onlara yardımcı olabilecek çözüm arayışları içinde bulunduğunu ifade eden Ünal; “France Telecom’a göre tipik bir Avrupalı abone, telekom hizmetlerine 50 avro harcarken, ancak telekom ve çoklu ortam hizmetlerine 120 avro harcamaktadır. Telekom operatörleri, sayısal ev platformunda eğlence, güvenlik ve konfor hizmetleri sunarak bu 120 avronun tamamını elde etmenin yollarını aramalıdırlar. Fransa Telekom, kâr potansiyelini kullanmak amacıyla yüksek çözünürlüklü video içeriği, zaman ayarlı TV programları ve değişik senaryolar için birçok değişik hizmet sunuyor. Operatörleri, ‘iPhone on the wall’ gibi çeşitli uygulama platformları ve cihazlarla abone gereksinimlerini karşılayabilir ve hizmetler için yeterli bant genişliği sağlayarak deneyimleri artırabilirler” dedi.

 

Türkiye faaliyetlerimize, 2002 yılında Ankara'da açtığımız aldığımız Türkiye ofisi ile başladık. Hizmetlerimizi 2009 yılında açılan İstanbul ofisimizin yanı sıra İzmir, Diyarbakır ve Trabzon’da yer alan destek ofislerimizle birlikte sürdürüyoruz. Huawei’nin öncelikli öneme sahip stratejik pazarlar arasında konumlandırdığı Türkiye Ofisi, Orta Asya bölgesindeki 10 ülkenin yönetim merkezi olarak konumlandırılıyor. İstanbul merkezinden yürütülen faaliyetlerle Huawei Türkiye olarak, insan kaynağından, coğrafi konumundan ve üretim güncünden gelen avantajlarını kullanarak Bağımsız Devletler Topluluğu, Doğu Avrupa ve Orta Doğu'ya hizmet veriyoruz.
600'den fazla kişiyi istihdam eden Huawei Türkiye, ekosistemi içerisinde yer alan iş ortakları ve tedarikçileri ile birlikte değerlendirildiğinde, yarattığı 3.500 kişiyi kapsayan istihdam rakamıyla Türk bilişim sektörüne ve ekonomisine katkı sağlıyor.
Huawei olarak, Türkiye’de de mobil operatörlerin tamamıyla iş ortaklığı yürütüyoruz. Bugün, Türk Telekom, Turkcell, Vodafone, Avea, Superonline, TeliaSonera Eurasia, Alb Telecom ve Eagle Mobile gibi Türkiye'nin ve bölgenin en büyük telekomünikasyon operatörlerine çeşitli hizmet ve servisler sunuyoruz.

 

Operatörler, KOBİ’lere açık hizmet platformu ve çoklu hizmet geçidi sağlamalıdır
“Kurumsal kullanıcılar, uzun süredir sabit operatörler için ana gelir kaynağı durumunda. 2009 verilerine göre, British Telecom, Deutche Telekom ile karşılaştırıldığında, toplam gelirinin %31'ini kurumsal hizmetlerden sağladığı görülüyor. Gartner, küresel telekom operatörlerinin, yavaş ilerleyen dünya ekonomisinde kurumsal hizmetlerde %4 yıllık büyümeye ulaşacaklarını öngörüyor” diyen Huawei Türkiye Pazarlama Direktörü Tufan Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü;
“Hizmetler ve teknolojiler geliştikçe, KOBİ’ler daha karmaşık bilgi ve haberleşme teknolojisi hizmetleri ile başa çıkmak zorunda kalıyorlar. Bu kurumlar, sınırlı bütçe ve işgücü tarafından kısıtlanarak, BHT-Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri hizmetleri talep ediyorlar. ‘Managed Servis’ ve ‘One Stop Shop’ olarak tanımlanan servisler bunlardan belli başlı olanları. Operatörler KOBİ’lere, önceden büyük girişimler tarafından kullanılmış olan tüm kapsayıcı hizmetleri sağlayarak, değişen kurumsal gereksinimlere uyum sağlamaları için bir açık hizmet platformu ve çoklu hizmet geçidi sağlamalıdır. Örneğin, HD video konferans sistemi, kurumlara ulaşım, haberleşme ve seyahat masraflarını düşürdüğü görülmektedir. Bu geniş çapta kullanıldığında, sistemin küresel benzin tüketimini %5'e kadar azaltacağı ve 1,5 milyar dolar tasarruf edeceği tahmin ediliyor. Bugün bir operatör genelde %85 şebeke %15 telekom dışı servislerinden gelir elde ediyor. Ancak bu, önümüzdeki 3 yıl içinde %70’e %30 olarak değişecek.”

 

ARGE, Huawei’nin DNA’sı...
Her yıl gelirlerinin %10’undan fazlasını ARGE faaliyetlerine ayıran Huawei, dünya üzerinde 43.000’den fazla çalışanı olan 17 Ar-Ge merkezine sahip. Çin dışındaki ilk ARGE merkezini Hindistan’da 1999 yılında açmış olan Huawei, en büyük ikinci uluslararası ARGE merkezini Şubat 2010’da İstanbul’da açtı.
Tufan Ünal: “2008 yılında 1.737 PCT (Patent Cooperation Treaty) patent başvurusu ile WIPO’dan (World Intellectual Property Organization) almış olduğumuz birincilik ödülü, Huawei’nin Araştırma ve Geliştirme faaliyetlerine vermiş olduğu önemin bir göstergesi olarak söylenebilir. ARGE merkezimizde bulunan güçlü ve yenilikçi ekibimizle birlikte, yerel ve uluslararası pazarların telekomünikasyon ihtiyaçlarına yönelik, ileri teknolojiye sahip ürün ve hizmetlerin geliştirilmesini amaçlıyoruz. Bu doğrultuda; Huawei Türkiye ARGE Merkezi olarak, sadece Türkiye’nin değil tüm Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)’nin yazılım geliştirme sorumluluğunu üstlenmiş durumdayız. Huawei Türkiye ARGE merkezinde, açılışından itibaren 3 yıllık süre içerisinde 350’den fazla Türk ARGE mühendis ekibinin istihdam edilmesi de dâhil, toplam 50 milyon doların üzerinde yatırım yapmayı hedefliyoruz. Huawei Türkiye ARGE Merkezi’nde şu an, neredeyse tamamı mühendis olmak üzere 200’ün üzerinde Türk çalışan bulunuyor. ARGE Merkezi’mizin sayısal olarak büyümesindeki önemli unsurlardan birini merkezlerimizin satın almalarla değil tamamen organik şekilde büyümesi oluşturuyor. Bu sayede istihdama da katkımız bulunuyor. ARGE Merkezi’nin iş gücü ihtiyacı ile beraber 2011 yılı içinde en az 100 kişinin daha işe yerleştirilmesi planlanıyor.”

.