IDC CIO Summit 2010

Cenk Yapıcı
Fotoğraflar: Baykan Çallı

IDC son rakamları, BHT-Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri pazarının tekrar büyümeye başladığını gösteriyor.
Küresel pazar ve danışmanlık firmalarının önde gelen ismi, International Data Corporation (IDC)’nin son araştırmalarına göre, Türkiye’de Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri pazarı 2010’da tekrar kriz öncesindeki büyüme oranlarına döndü.
10-11 Mart tarihlerinde IDC’nin İstanbul Swissotel ve Sapanca’da düzenlediği IDC CIO Summit 2010 etkinliklerinde BHT sektörü enine boyuna masaya yatırıldı, yeni eğilimler ve olması gerekenler tartışıldı. Tüm IDC etkinliklerinin medya sponsoru Telepati Dergisi toplantı ve konferansları yine başından sonuna takip etti. İstanbul’daki basın toplantısı, aynı zamanda panel katılımcıları ile aydınlatıcı soru ve yanıt seansları ve IDC’nin, Türkiye’de ilk defa gerçekleştirdiği, 2010 CIO Summit Türkiye zirvesinin tanıtımını da içerdi.

Lalchandani: “Önümüzdeki dönemde BHT yatırımları artmaya devam edecek”
İstanbul Swissotel’de üst düzey bilişim ve telekom sektörü analistleri ve küresel bilişim ve haberleşme teknolojisi oyuncuları; Microsoft, Intel, EMC ve SAP yöneticileri ile yapılan panelde, 2010 yılında Türkiye BHT harcamalarının 8,3 milyar Dolar’a ulaşacağı açıklandı.
Toplantıda IDC Türkiye Ülke Müdürü Nevin Çizmecioğulları’nın açılış konuşmasını müteakiben konuşan, IDC, Orta Doğu, Afrika ve Türkiye Başkan Yardımcısı ve Bölge Müdürü Jyoti Lalchandani, Türkiye bilişim pazarında önümüzdeki yıllardaki atılım ile 2009-13 dönemi için BHT harcamalarında yaklaşık %9’luk bir yıllık bileşik büyüme oranı (CAGR) beklediğini söyledi. Daha sonra Türkiye’deki Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri pazarının, yönetici açısından görünümünü ve küresel ekonomik krizin bölgedeki BHT yöneticilerinin öncelikleri üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Günümüzde başkanların maliyetlerin düşürülmesi, varolan Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri altyapısının uyumlaştırması, işletmenin büyümesi ve giderek karmaşıklaşan mevzuatlara uygunluğun sağlanması gibi neredeyse çelişkili isteklerine karşı yöneticinin görevinin uyumlaştırma, büyüme ve mevzuata uygunluk ihtiyaçları merkezinde bir dengeleme rolü olduğunu belirtti.
İleriye yönelik olarak, Lalchandani 2010’da BHT ortamını tanımlayacak 3 temel unsur görmekte: maliyetlerin düşürülmesi, işletme ile uyumluluk ve risk yönetimi. Bu unsurların, yatırım tercihlerinde veri merkezi birleşimi, sanallaşma, bulut bilgi işlem, dış kaynak kullanımı, iş analitiği, BHT denetimi, risk yönetimi ve güvenlik gibi alanlarda büyük artışa yol açacağını öngörüyor. Ayrıca yenilenme konusunda 2009’da görülen yavaşlığın belirli sektörlerde birikmiş bir ihtiyacın devreye girmesine sebep olacağına ve önümüzdeki 12-18 aylık dönem içinde satışları pozitif yönde etkileyeceğine inanıyor.

Eriştiren: “Bizden beklenen verimlilik ve üretkenliği sağlamak”
Toplantıda söz alan Intel İş Geliştirme Grup Müdürü Yalım Eriştiren geleceğin kurumsal BHT altyapılarının bütünlük ve süreklilikle birlikte yol alacağını ve büyümenin de süreceğini kaydetti. Eriştiren konuşmasını şöyle sürdürdü: “Veri trafiğinin artması bilişim yöneticileri açısından son derece önemli bir konu. Büyük veri trafiğini karşılayabilecek sistemler lazım. Firmaların BHT bölümlerinde üretkenlik ve verimlilik kavramları hiç olmadığı kadar hassas ve önemli bir duruma geldi. Bilişim yöneticileri artık şirket yönetiminde daha etkin bir rol oynar hale geldi. Çalışanlar artık çok daha mobil hale geldi. Hem tedarikçiler hem de kurumsal müşteriler birbirleriyle daha etkileşimli çalışır hale geldiler. Bütün bunların ışığında aslında yıllardır varolan fakat adı yeni konan bulut bilişim büyüyecek. Bu teknolojiyi kullanan firmalar çok daha fazla enerji ve yer tasarrufu sağlayacaklar ve verimlilik kendiliğinden ortaya çıkacak.”
Eriştiren Genel Müdür’lerin beklentilerinin BHT kısımlarından en önemli beklentisi kendilerine rekabet sağlayacak koşulları yaratması olduğunu dile getirdi. Intel olarak Moore kanuna uymaya devam ettiklerini kaydeden Eriştiren, 32 nm işlemci mimarisi, VPro gibi önemli teknolojileri güvenli ve yönetilebilir bir altyapı için geliştirdiklerini anlattı.

Göktan: “Yeni nesil veri merkezi için sanallaştırma şart”
EMC Teknoloji Çözümleri Erkut Göktan, özel bulut kavramının önemine değindiği konuşmasında, BHT yöneticilerinin yapması gereken en önemli icraatların güvenli bir ortam sağlamaları olması gerektiğini vurguladı. Bulut bilişimin günümüzde önemli bir eğilim haline geldiğini ve bu hizmetin verilmesinde bilişim altyapısının fire vermeden çalışmasının öneminin altını çizen Göktan, her adımda bir yol haritasının belirlenmesi gerektiğini ve yeni nesil veri merkezlerinde verimlilik ve üretkenlik için sanallaştırmanın kaçınılmaz olduğunu kaydetti.

Çağan: “Bu yıl kriz yerini güvene bırakacak”
Microsoft Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çağan, IDC’yi böyle bir oluşuma imkan sağladığı için kutlayarak başladığı konuşmasında bulut bilişimin (Cloud Computing) en çok konuşulan konu olacağını anlattı. Çağan, Microsoft Türkiye olarak bulut bilişimin neler getireceğini, nelere dikkat etmek gerektiğini anlatacaklarını ve bulut bilişim çok yeni bir konu olmadığını kaydetti. Çağan katılımcılara şunları anlattı: “Biz aslında 15 yıldır bulut bilişim girişimdeyiz. Bunun doğru gelişmesinde, kurumların bunu dikkatli kullanmasında ve kendi ihtiyaçlarına göre doğru kurmalarında fayda var. Bugün bulut bilişim dediğimiz zaman, bunun şirketlerin kendi ihtiyaçlarına göre özel bir bulut haline getirilmesi veya bir yerden barındırılmış alması veya Microsoft gibi bir kurumdan alması söz konusu. Her şirketin kendi ihtiyacına göre teknolojiyi bulması, kendine göre doğru güvenlik ortamını yaratması çok önemli. Microsoft olarak vizyonumuz dinamik BHT’dir. Bulut bilişim burada çok örtüşüyor. Şirketlerin ihtiyacına göre farklı yöntemlerle BHT kullanıyor ve sunuyor olmak çok önemli. Bunun için biz de zirvede bu konudaki düşüncelerimizi, yaptıklarımızı, sunabileceklerimizi aktaracağız.” Mustafa Çağan Microsoft olarak 2010’da ağırlık verdikler bir konunun bulut bilişim olduğunu, bunun yanında özellikle Windows 7 ile tüketici tarafında daha farklı iyi tecrübeler, deneyimler kazandırmak istediklerini anlattı. Çağan konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Microsoft Office'in yeni sürümünü çıkarıyoruz. Tüketicinin kullandığı birçok üründe bu sene yenilikler olacak. 2009 kriz yılı olmasına rağmen 2010’u kriz psikolojisinin atlatıldığı bir sene olarak görüyoruz. Biz 2010’u iyi görüyoruz. Önümüzdeki dönemde büyümeler eskisi gibi birdenbire çok yüksek olmayacak, çünkü bizim ihracat yaptığımız ülkeler daha düzelmediler, ama Türkiye kendi olanaklarıyla en iyisini yapacak ve büyüyecek bir durumda. Yazılım ve servis ayağının artması için de iş ortaklarımıza elimizden gelen desteği veriyoruz. Onların daha da büyümesini ve toplamda da Türkiye'ye katma değer sağlamasını arzu ediyoruz.”

Candan: “Model sürdürülebilir olmalı”
SAP Türkiye Uygulayıcı Genel Müdürü Uğur Candan, bilişim yöneticisinin teknoloji değişimlerini yönetime anlatan kişi olduğu şeklindeki tanımlaması ile başladığı konuşmasında; bilişim müdürlerinin daha sürdürülebilir, daha verimli bir altyapının oluşturulmasındaki rolünün çok büyük olduğunu dile getirdi. Bilişim kısımlarından istenenin artık daha az harcamayla daha yaratıcı ve kesintisiz işler beklendiğini kaydeden Candan, yapılan yatırımlarda sosyal değerlerin de büyük önemler taşıdığını belirtti. İş modeli sürdürülebilirlik üzerine kurulmuş bir firmanın kriz karşısında her zaman sapasağlam ayakta kalacağını da vurgulayan Candan, dünyada sürdürülebilirlik dersi verilirse en çok iş anahtarının Türkiye’den çıkacağını ifade etti.

Bulutta bereket var
IDC’nin “Baskıdan Başarıya” temasını izleyen ve merakla beklenen konferanslar dizisinin bu açılısı, ülkemizin en ileri gelen 80’in üzerinde son kullanıcı firmasını endüstrimizin düşünce liderlerini dinlemek üzere Mart 10-11 tarihlerinde Sapanca Güral Otel’de bir araya getirdi. Bir dizi lider konuşmacı, temel sunumlar, gerçek hayattan örnek çalışmalar ve panel tartışmaları yolu ile uzmanlar, veri-merkezi etkinliği, veri ve veri depolama yönetimi, güvenlik, uygunluk, BHT birleşimi, otomasyon, sanallaşma ve daha iyi BHT-işletme uyumluluğunun sağlanması gibi günümüz yöneticisi için en önemli konuları irdelediler. Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri altyapıları için sanallaştırma ve bulut bilişim kavramlarının üzerinde duruldu. Bulut bilişim hem donanımsal, hem de kullanım açısından büyük bir verimlilik ve üretkenlik sağlandığında da tüm katılımcılar hem fikirdi.
Etkinliğin ilk gününde düzenlenen gala yemeğinde sektörden katılımcılar dans gösterileriyle güzel bir akşam geçirdi.

Akyel: “Microsoft buluta girdi”
Microsoft Kamu Sektöründen Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cemal Akyel Microsoft için bulut bilişiminin tüketici pazarı için yeni bir kavram olmadığını ve Microsoft’ta bu hizmetlerin herkesin erişimine sunduğu bir bulutun zaten uzun zaman olduğunu söyleyerek başladığı sunumunda bulut bilişimin bugün daha kurumsal ihtiyaçlara yönelik çözümler ve bakış açısı sunduklarını kaydetti. Akyel sunumunda şunları söyledi: “Biz bulut bilişimi teknolojilerimizi ve çözümlerimizi müşterilerimize anlatıyoruz. Halka açık kısımdaki hizmetlerimizde yazılım ve uygulama geliştirmeye yönelik platformlarımız hazır durumda. Live platformu ve Messenger buradaki tüketici ihtiyaçları karşılamak için kullanılıyor. Bulut ile uygulama, yazılım geliştirmek ve ihtiyaçları karşılayabilmek mümkün. Microsoft bulutu bir platform olarak görmek veya bulut içersindeki farklı cihazları ve uygulamaları birleştirmek, farklı ve esnek çözümler tasarlamak mümkün. Örneğin, “Bing Maps” hizmeti bir takım geliştirilmiş hizmetler ile zenginleştiriliyor. Bulut üzerinde sunduğumuz çözümler daha çok tüketici pazarına yönelik çözümler ama bunlar kurumsal tarafa da yarayan çözümler olarak görünüyor. Windows 7 ve Office 2010'un bulutla olan bütünleşmesi ve tümleşmesi önemli ve biz bunu sağladık. Bulut uyumlu SharePoint'in 2010 sürümü geliyor.
Bildiğiniz gibi veri merkezlerinin yakınsaması önce sanallaştırmayla başlamıştı. Şimdi altyapının buluta kaydırılması büyük yatırım avantajı sağlayacaktır. Bulut bilişim yeni iş modellerinin ortaya çıkartacak. Bu kadar konudan sonra akla mevzuat ve politikalar gelebilir, şimdilik bunu kısıtlayıcı bir düzenleme yok. Ancak, yine de güvenlik ve mahremiyet konusunda bir takım soru işaretleri var.”

Bulutla beraber sınırlar ortadan kalkıyor
Sapanca’da da bir sunum gerçekleştiren Intel İş Geliştirme Grup Müdürü Yalım Eriştiren İnternet’in kendi içinde değiştiğini, aynı zamanda bizim de hayatımızı değiştirdiğini vurguladı ve servislerin cihazların da geliştiğini anlattı. Eriştiren şunları kaydetti: “Çok daha küçük cihazların içine çok daha performanslı donanımı yerleştirebiliyoruz. Hayat artık mobil hale geldi. Kurumun bir veri merkezi, bilgisayar kullanan çalışanları, fabrika ve depoları var ve bir mobil çalışan grubu var. Geleceğin kurumsal bilişim altyapıları, akıllı telefon ve mobil İnternet cihazlarından (MID) veri merkezlerine kadar uzanan bir yelpazede süreklilik ve bütünlük sağlayan bir yapıda olacak. Bu sürekliliğin içinde bulut bilişim, sanallaştırma ve bütünleştirme, yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan istemci ve yönetim modelleri ve x86 mimarisindeki mobil cihazlar en önemli kavramlar olarak karşımıza çıkıyor olacak. Donanım teknolojileri ve yazılım çözümlerindeki yenilikler kurumsal bilişim altyapılarındaki sürekliliğin ve bütünlüğün gerçekleşmesini sağlıyor olacak.”

IDC’den genel bakış
Makroekonomik şartlardaki seri değişiklik, BHT ürün ve hizmetlerine yönelik talebi etkilemeye devam ediyor ve hükümet tarafından gerçekleştirilen canlandırma girişim gayretlerine rağmen 2009 yılında dramatik bir iyileşme kuvvetle muhtemel görünmüyor, bunların etkisi daha ziyade 2010 yılının birinci yarısında hissedilmeye başlayacaktır. Faaliyetler, fırtınayı savuşturma girişimleri ile maliyet tasarrufları ve kısıntılar üzerine odaklanmaya devam ediyor ve tüketiciler de artık, artan işsizlik ve iş güvensizliğinin yanı sıra, kredi yetersizliği ve tepetaklak olmuş gayrimenkul değerlerinden doğrudan etkilenmiş durumda. Döviz kuru dalgalanmaları da 2009’un geri kalan kısmı için bir joker niteliğinde olacak, zira ithalat fiyatlarında zaten beklenmedik çıkışlara yol açmış ve dolayısıyla muhtelif BHT piyasalarını etkilemiş durumdalar. Petrol fiyatlarının, yılın ikinci yarısında nispeten sabitlenmesi bekleniyor, ancak yine de bunun 18 ay öncesinden çok daha düşük seviyelerde sabitleneceği öngörülüyor. Tüm bu süre zarfında ise, finansal piyasa şartlarının görünürlüğü hala bulanık. Hükümet müdahaleleri, finans sektöründe en kötü durum senaryolarının önüne geçilmesini sağlamışa benziyor, ancak kredi piyasalarının toparlanması da, en iyi ihtimalle kademeli olacağa benzer.
Bütün bunların ışığında, BHT talebi ve hızla büyümesine yönelik temel faktörler güçlü olarak kalmaya ve 2008’den bu yana büyük ölçüde devam etmeksizin sürmeye devam ediyor. 2001-2002’deki gerilemeye tezat olarak, faaliyetler ve tüketiciler, teknolojinin değerini sorgulamaya yönelik herhangi bir belirti göstermiyorlar. Modernizasyonun gelişmesi, İnternet ve mobil cihazların büyümesine yönelik süreklilik, gelişmekte olan coğrafyalarda devam edecek; bu bölgelerde, BHT harcamalarının 2010 ortaları itibarı ile (küresel ticaret ve ekonomik büyümede kademeli olarak bir toparlanma gerçekleştirmek sureti ile) gerileme öncesi seviyelere çıkması bekleniyor. Toparlanma hızının daha kademeli olacağı, olgunlaşmış piyasalarda dahi, şirketler yeni teknoloji platformları ve uygulamalarına yatırım yapmanın değerine önem vermeye devam edecek; öte yandan tüketiciler, akıllı telefonlar ve mobil veri hizmetleri gibi yeniliklere karşı heyecan duymayı sürdürecek. Araştırmalarımız, şirketlerin ve tüketicilerin BHT yatırımlarının değerini sorguladığı ve BHT pazarının yavaşlama sürecini ekonomik gerilemenin fiili sürecinin çok ötesine varan seviyelerde uzattığı 2001-2004 dönemindeki, BHT piyasaları gerilemesinin bir tekrarının olma ihtimalinin gerçekçi olmadığını ortaya koymakta. Her ne kadar kötü olsa da, BHT harcamalarındaki mevcut daralma, tamamen ve doğrudan makroekonomik gerilemenin süresine ve harici faktörlere bağlı olarak, daha kısa ömürlü ve tabiat itibarıyla geçici olacak. Dolayısıyla, BHT yatırımlarında “eli kulağında” olan toparlanma için hazırlıklı olmak, mevcut düşüşten başarı ile çıkabilmek için elzem görünüyor. 2010’un ikinci yarısı itibarı ile BHT harcamalarının hızı, çift haneli büyüme rakamlarına ulaşacak şekilde toparlandığı zaman, bu pazarlarda, gelecek 12 ay süresince bu bakış açısını kaçıran BHT satıcıları ve tedarikçileri geride kalacaklar. BHT harcamalarındaki toparlanma, gerek coğrafi olarak, gerek teknoloji sektörü itibarı ile ve gerekse düşey sanayi açısından düzensiz olacaktır. Dolayısı ile, gelecek iki ila üç yıl içinde büyüme potansiyelinin azamiye çıkarılması amacı ile kısa vadeli yatırımlara başarılı bir şekilde öncelik verilebilmesi için, toparlanma hızına yönelik muhtelif faktörlerin, piyasa faktörlerindeki bu nirengi noktasına göre (coğrafya, teknoloji ve sanayi) anlaşılması da elzemdir.
Maliyetlerin kontrol altında tutulması ve iş stratejilerinin, 2009’un radikal olarak değişmiş makroekonomik ortamına paralel duruma getirilmesi gereksiniminin yanı sıra, bir de bu maliyet etkinliği ve hasar kontrolünün, 2010-2013 toparlanma döneminde, daha hayati bir uzun vadeli hedef olan pazar payının ve mevcudiyetinin genişletilmesi hedefi için rekabetçi konumlanma pahasına gerçekleşmemesinin temin edilmesine yönelik de bir sorumluluk söz konusu.

Kritik güç ve soğutma sistemlerinde dünya lideri APC by Schneider Electric ile çok özel
IDC CIO Summit 2010 etkinliğinin Platin Sponsoru APC’nin EMEA Başkan Yardımcısı Peter Hannaford ile veri merkezlerinin temelini oluşturan enerji, kritik güç ve soğutma merkezleri üzerine konuştuk.

Sayın Hannaford, bize Schneider Electric ve APC hakkında bilgi verir misiniz?
APC by Schneider Electric kritik güç ve soğutma sistemlerinde dünya lideridir. Biz ev, ofis, veri merkezi ve fabrika zemin uygulamaları için endüstri lideri ürün, yazılım ve sistemler sağlamaktayız. Schneider Electric tarafından kritik güç ve soğutma hizmetlerinin gücü, deneyimi ve geniş ağı ile destekleyen APC, iyi planlanan, kusursuz bir şekilde monte edilen ve kullanım ömürleri boyunca korunan çözümler sunmakta. Yenilikçiliğe olan benzersiz bağlılığıyla APC, kritik teknoloji ve endüstri uygulamaları için enerjiyi verimli kullanan öncü çözümler sunar. Schneider Electric, 2007’de APC’yi satın alarak 2008 geliri 2,6 milyar Avro (3,5 milyar Dolar) olan ve dünya çapında 12.000 çalışanı bulunan Schneider Electric, ‘Kritik Güç ve Soğutma Hizmetleri Birimi’ni oluşturmak üzere MGE UPS Systems ile birleştirdi. APC çözümleri arasında sektörün en kapsamlı tümleşik güç, soğutma ve yönetim çözümü olan InfraStruXure mimarisi de dâhil olmak üzere, kesintisiz güç kaynakları (UPS), hassas soğutma üniteleri, raflar, fiziksel güvenlik ve tasarım ve yönetim yazılımları yer almakta.
114.00 çalışanı ve 100 ülkede faaliyetiyle Schneider Electric 2008 yılında 18,3 milyar Avro satış gerçekleştirdi.

Veri merkezi yönetimi konusunda nasıl bir yol izliyorsunuz?
Bizim izlediğimiz yol aslında ITIL’den (Bilişim Teknolojileri Altyapı Kütüphanesi) geçiyor. Bizim çekirdeğin içine yerleşmiş bir altyapı merkezimiz var ve buradan size raporlar sunuyoruz. Bu raporlarda veri merkezinin kritik güç ve soğutma bilgilerini sunuyoruz. Örneğin bir soğutma ünitesinin düzgün çalışmadığını tespit edip bunu bildirebiliyoruz. Bunu yazılımla yapmamız verimliliğe fayda sağladığı gibi veri merkezinde bilgiyi okuyacak kişiler için de kolaylık sağlıyor. Böylelikle onlar da kendileri için bir yol haritası çizebiliyorlar. Veri merkezinde temel risklerin görüntülenmesi en iyi yönetim için ciddi önem taşımakta.

Şirket maliyetleri nasıl azalacak?
Maliyetin aşağıya çekilmesi tüm alanlarda genel ve sürekli olarak artan bir ihtiyaçtır. Şirketler maliyetlerini azaltmak için fiziksel donanım cihazlarının devreye alma (bakım ve işletme gereksinimleri) ve elektrik ile ilgili harcamalarını kısarlar ve sayılarını ve kapladıkları zemin alanını azaltırlar. Çeşitli alanda sanallaştırma teknolojileri kullanarak enerji harcamaları büyük oranda azaltılabilir (örneğin uzaktan erişilebilen izleme ve yönetim sistemleri, sunucu birleştirme soğutma gücü).

Altyapı ile ilgili genelde karşılaşılan zorluklar nelerdir?
Birkaç yıl önce üretilen ekipman ile karşılaştırırsak, yüksek yoğunluklu sunucular çok daha küçük bir alanda daha büyük bir ısı yükü oluştururlar. Ayrıca sanallaştırma teknolojileri ortalama kapasite kullanımını 5 veya 6 katına çıkarırlar. Böyle bir ortamda soğutma ile ilgili sorunlar güç kaynağı sorunlarından çok daha önce ortaya çıkar. Yüksek yoğunluklu soğutma ile ilgili zorluklar arasında soğuk ve sıcak havanın ayrılması, soğutma veriminin arttırılması, sıcak havanın atılması ve kapsamlı yönetilebilirlik ve tahmine dayalı sorun giderme işlemleri ile ilgili olasılıklar bulunmaktadır. Maliyetleri de bu sistemleri mali açıdan sorumsuz hale getirmekte. Biz elektrik üretmiyoruz, biz enerjiyi yönetiyor ve enerjiyi yeşil yapıyoruz. En verimli kullanım konusunda zemin hazırlıyoruz.

Sanallaştırmanın fiziksel olarak faydalarından bahseder misiniz?
Daha fazla ekipman yerleştirmek daha fazla zemin alanı gerektirir ve veri merkezlerinin sürekli olarak genişlemeleri gerekir. Dolu bölgeler ile ilgili maliyetler, (örneğin kira maliyetleri gibi) özellikle şehir içi bölgelerde genişleme olasılıklarını sınırlar ve çoğu durumda binada yeterli boş alan olmadığı için sunucu odaları büyütülemez. Alan sınırlamaları Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri uzmanlarını dinamik büyümeye yönlendirir; yani aynı alanda sunucu birleştirme ve yüksek yoğunluklu uygulamalar ile daha yüksek performans sağlanır. Bu çözüm ‘1U ve Blade’ sunucular kullanarak veya sanallaştırma teknolojileri ile uygulanabilir.

Önümüzdeki dönemde bizleri neler bekliyor?
Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri sistemleri, her kuruluş ve her binanın vazgeçilmez ve stratejik bir parçasıdır. Kurumsal Bilişim ve Haberleşme Teknolojisi sistemleri tasarlayan ve yönetenlere rehberlik eden ilke her zaman daha iyi, daha hızlı, daha ucuz olmak üzere belirlenmiştir. Daha kısa sürede sonuç almak ve maliyetleri düşürmek için müşterilere daha yüksek performanslı sistemler vermek gerekiyor. Günümüzde bu zorunluluğa yeni bir öğe katıldı çevresel sorumluluk. IDC’ye göre enerji ve soğutma harcamaları 2010 yılı boyunca yeni sunucu almak için gereken paranın sekiz katı daha hızlı artacak. Tahminlere göre veri merkezlerindeki güç kaynağı ve soğutma alanlarındaki değişikliklerin kullanıcılar, veri merkezi çözümü sağlayıcılar ve enerji kaynakları üzerinde ciddi bir etkisi olacak. GCC (Körfez ülkeleri) gibi hızlı büyüyen bölgelerde enerji kaynakları kısıtlı olduğundan, bu değişime hızlı bir şekilde karşılık veren teknoloji çözümlerini gerekmekte. Mevcut veri merkezlerinin çoğu yüksek yoğunluklu sistemlerin çalıştırılması için uygun değil. Veri merkezi sağlayıcıları ve operatörleri, yaklaşımlarını yeni teknolojilerin kullanımına uygun olarak değiştirmelidir. Veri merkezlerinde daha fazla enerji olması, tüm kullanıcıları doğrudan etkileyecektir. IDC tahminlerine göre 2010 yılında mevcut sunucu tabanını soğutmak ve enerji vermek için harcanan miktar, yeni sunucu satın almak için harcanan miktarın %70'inden fazla olacaktır. Yeni veri merkezleri oluşturmak, orta vadede bakıldığında bile geleneksel tipte kurulmuş veri merkezlerini yeniden düzenlemekten daha ucuz olabilir. Geçmişteki veri merkezi tasarım yöntemleri, klasik sunucu teknolojileri ve günümüzün gereksinimleri bir araya gelerek geleceğin en büyük BHT zorluğunu oluşturacaklar.

Veri Merkezi Üniversitesi’ni açıklar mısınız?
‘Data Center University’ (DCU) uzmanları, BHT sektörünün uzmanlarına eğitim vermektedir. Tesis yöneticileri, mühendisler, tasarımcılar, danışmanlar ve kritik kararlar veren yöneticiler veri merkezlerinin altyapı planlaması hakkında dünya çapında eğitimler alırlar. Veri Merkezi üniversitesi aslında Ağ Açısından Kritik Fiziksel Altyapı (NCPI) tasarımı, yapılandırması ve operasyonu hakkında en iyi pratiği sunan en önemli endüstriyel çevrimiçi kursudur. Eğitimde dersler tam bir müfredat üzerinden verilir ve bu bilgilere isteğiniz an ne zaman ve nerede ihtiyacınız olursa erişebilirsiniz. Çevrimiçi programı yönetilebilir ve ulaşılabilir olması ve sertifikasyon sınavı gerçek bir veri merkezi profesyoneli deneyimini ölçmek için tasarlanmıştır.

Sayın Hannaford, son olarak şirket vizyonunuzdan da söz eder misiniz?
Güvenilir tasarım, sadece APC'nin öncü olacağı pazarlara girmek, cazip bir fiyat/performans ilişkisine sahip son derece farklı uçtan-uca çözümler sunmak, piyasayı güç koruma ihtiyacı konusunda eğitmek (IBM'in yaptığı araştırmaya göre sıradan bir bilgisayar ayda 120'den fazla güç sorunuyla karşılaşması dikkate alındığında güvenilir güç koruması bir zorunluluk) ve güvenilirlik için ortaklık geliştirme gibi bir vizyonumuz var. Aynı zamanda yüzde100 kanal ve müşteri memnuniyetinin peşindeyiz, çünkü APC’nin ARGE çalışmaları gerçek müşteri ihtiyaçlarından yola çıkmaktadır. Pek çok APC müşterisinin yeniden iş yapmasında yüzde 100 memnuniyetin etkisi büyüktür.