Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ile çok özel

Dr. Azmi Koçak

Cumhurbaşkanımız çok uzun yıllar siyasetin içinde olmasına rağmen, kendisine sorulduğunda, “Önce doktorum sonra politikacı,” diyor ve nedenini şöyle açıklıyor: “ Politika gelir geçer, ancak doktorluğum kalıcıdır.”
KKTC Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’nu bakan, başbakan, cumhurbaşkanı olarak herkes bilir. Hatta Ankara Numune Hastanesi’nde görev yaptığı sırada sağlığına kavuşturduğu hastalardan tıp konusundaki maharetini bizzat duymuşumdur. Bunlardan biri de, uzun zamandır Almanya’da yaşayan Dr. Niyazi Dalgıç’ın babası Siverek eşrafından Bezas merhum Molla Hüseyin Dalgıç idi. Bu vesile ile manevi kardeşim Dr. Haşim Dalgıç’ın değerli babası Hüseyin amcayı da anmış oldum.

Yazarımız Dr. Azmi Koçak, KKTC Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ile Lefkoşa’daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda görüştü. ”Ağabey” diye hitap ettiği eski dostu Başkan Eroğlu’nun çok değişik özelliklerini ortaya çıkardı ve sizler için yazdı...
Cumhurbaşkanımız çok uzun yıllar siyasetin içinde olmasına rağmen, kendisine sorulduğunda, “Önce doktorum sonra politikacı,” diyor ve nedenini şöyle açıklıyor, “ Politika gelir geçer ancak doktorluğum kalıcıdır”.
Dr. Eroğlu, 1938 yılında Gazi Mağusa'nın Ergazi köyünde doğmuş. Kendisinin açıkça söylediğine göre oldukça yoksul bir ailenin tek çocuğu imiş. O, daha çok küçük bir yaşta iken babası henüz 30 yaşında yaşama veda etmiş. Babasını hiç tanımamış. Dedesinin yanında büyümüş. Yaşamın bütün zorluklarına rağmen okuyup doktor olmayı kafasına koymuş bir kere...
-“Annem çok genç yaşta dul kaldığı için 2. kez evlendi. Annemin bu evliliğinden kardeşlerim oldu. Ben çocukluğumu dede evinde yaşadım. Tüm zor şartlara rağmen bir tek idealim vardı. Ne olursa olsun okuyacağım, doktor olacağım ve insanlara hizmet edeceğim. O yıllarda bunları düşünmek hayal bile edilemezdi. Liseye geldiğimde ‘Duhuliye’ ile tanıştım. Duhuliye, lise öğrencilerinden alınan 7 Kıbrıs Lirası, bir nevi eğitim harcı idi. Lise yıllarımda benim duhuliyemi hep başkaları ödedi. Tıp Fakültesi’ni de Türkiye’nin bursu ile okudum. “
Cumhurbaşkanı Eroğlu konuşurken gözleri bir noktaya takılıp kalmıştı. Çocukluk anılarını anlatırken, geçmişi bir kez daha yaşıyor gibiydi. Sanki eski günler bir film şeridi gibi gözlerinin önünden akıp geçiyordu. Başkan Eroğlu’nun bir de şairlik yönü var. Bunu sorduğumda “Benim şairliğimi çok az kişi bilir,” diye girdi konuya.
-“ Çünkü benim şairliğim lise yıllarındandır. Onun için de şairliğimi ve şiirlerimi yalnızca lise arkadaşlarım ve de öğretmenlerim bilir. Arkadaşlarım romantik aşk şiirleri yazarken ben Atatürk şiirleri yazardım. Koyu Atatürk sevgisi bende çok küçük yaşlarda oluşmuştur”.

Mücahit Eroğlu
Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu, 1963 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Kıbrıs’a geri dönmüş ve tam 5 yıl Gazi Mağusa Sancağı’na bağlı hekim olarak çalışmış. O yıllarda Kıbrıs’ta durumlar karmakarışık. Her taraf sanki can pazarı. Ve, Cumhurbaşkanı Eroğlu anlatıyor:
-“ O dönem Mağusa’da ben dahil 3 pratisyen hekim vardı. Mağusa, Serdarlı ve Mehmetçik bölgelerinde, her bölgede 3’er ay olmak üzere dönüşümlü olarak doktorluk yaptık. Benim Serdarlı’da doktorluk yapmam 1964 yılının Ağustos ayına yani Erenköy Savaşları’na rastlar. Bir gün Sancaktar’dan bir talimat geldi. ‘Serdarlı’ya gideceksin,’ diye. Kayınbiraderim, 25 yaşında Rumlar tarafından hunharca öldürülmüştü. Dolayısı ile ben, aldığım bu talimatla Serdarlı’ya eşimden gizli olarak gitmeye karar verdim. Eşim durumu öğrenince benimle gelmekte ısrar etti. ‘Sen nerede, ben orada,’ dedi. O tarihte; biri 3 aylık, diğeri 3 yaşında olan 2 kızımız vardı. Ne kadar rica ettiysem de eşim dinlemedi. Acele bir bavul hazırlayarak sabah saat 09:00’da Mağusa’dan yola çıktık. Tabi bütün yollar kesilmişti. Dışarıda canlı bir Türk sineği bile yoktu. Serdarlı’ya ancak akşam saat 17’de ulaşabildik ki, bu yol normalde yarım saatlik bir yoldur. Her birkaç milde Rum barikatı ile karşılaştık. Yanımızda İrlandalı bir doktor vardı. Görevi, beni sağ salim görev yerime ulaştırmaktı. Rumlar, ‘Sen doktorsun anladık, seni kontrol etmeyeceğiz ama, bayan polis gelecek eşini kontrol edeceğiz’ dediler. Her barikatta aynı muamele tekrarlandı. Ve biz akşam 17’de Serdarlı’ya varabildik. Bir ara İrlandalı doktora, ‘Bunların niyeti bizi alıp gitmektir. Ne yapacaksın?’ diye sordum. Espri olsun diye, ‘Ben de Birleşmiş Milletler’e bildireceğim’ dedi. Buz gibi olmuştuk ama, ölüm bize korku vermiyordu. Önemli olan vatanın kurtulmasıydı. İrlandalı doktor daha sonra, ‘Beni çiğnemeden sizi alamazlar’ diyerek bize moral vermeye çalıştı.”
Dr. Derviş Eroğlu’nu, Erenköy Savaşları’nda Serdarlı Sancağı’nda 3 ay tek başına görev yapan bir doktor olarak görüyoruz. Serdarlı o dönem çok geniş bir kanton imiş. Daha sonra sancak olmuş.
Ankara Numune Hastanesi’nde Üroloji İhtisası’nı bitirdikten sonra 1972-76 yıllarında Gazi Mağusa Devlet Hastanesi’nde Üroloji Uzmanı olarak çalışmış. Ulusal Birlik Partisi (UBP)’nin kuruluşunda görev almış. Uzun zaman (1977-1983) Bu partinin Mağusa İlçe Başkanlığı’nı yapmış. 1976 yılındaki seçimlerde Gazi Mağusa’dan milletvekili seçilerek parlamentoya girmiş.
1976 – 77 yılları arasında Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Bakanlığı görevlerinde bulunmuş. Gelelim Sayın Başkan’ın sportif yönüne. 16 yıl boyunca Mağusa Türk Gücü Spor Kulübü Başkanlığı yapmış. Halen de imkan buldukça maçları seyretmeden edemiyor. Hemen söyleyelim: O, koyu bir Galatasaraylı.
1983 yılında oluşturulan Kurucu Meclis’de, Kurucu Meclis Üyesi olarak görev almış. 1983 yılı Aralık ayında UBP Genel Başkanlığı’na getirilmiş. 1981, 1985, 1990, 1993 ve 1998 yıllarında yapılan genel seçimlerde UBP’den Gazi Mağusa milletvekili seçilerek çıkmış. 1995 Genel Seçimlerinden sonra Başbakanlık görevini üstlenmiş ve bu görevi 1993 erken genel seçimlere kadar sürdürmüş. 1993 Genel Seçimlerinden sonra 1 Ocak 1994 – 16 Ağustos 1996 yılları arasında Dr. Eroğlu’nu Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı olarak görüyoruz. O, belki de dünyada en uzun süre başbakanlık yapan tek doktor. Ya da birkaç doktordan biri.
Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu, vatandaşlarının büyük sevgisini kazanmış bir devlet başkanı. Ülkesinin ve vatandaşlarının her türlü sorunlarını bizzat yaşıyor ve en kısa zamanda çözüme ulaşması için gece gündüz demeden canla başla çalışıyor. Gençlik yıllarındaki simsiyah saçlarının bugün bembeyaz görünümünün nedeni belki de bu olsa gerek...