Türk Telekom Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Toros: “Türkiye uzayda da iddialı”

Fatma Ağaç

Toros, Türkiye’nin uydu haberleşmesinde kaydettiği büyük ilerlemenin Türksat serisi ile gerçekleştiğini vurgulayarak, “Türksat 1 serisi uydular, çok kısa sürede kara geçti” dedi.

TÜRK Telekom Uydu ve Pazarlama Dairelerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Toros, Türksat 1 serisi uyduların kendini amorti ederek kara geçtiğini belirtti. Türkiye’nin uydu haberleşmesindeki yerinin çok ileri düzeyde olduğunu, Avrupa merkezli uydular arasında Türkiye’nin ilk 10 içinde yer aldığını ifade eden Toros, uydu hizmetlerinin Türk Telekom’dan ayrılma taleplerinin izlenen devlet politikasından kaynaklandığını söyledi.

Toros’un verdiği bilgilere göre, Türkiye’nin uydularla tanışması 1960’lı yıllara kadar uzanıyor. 1968 yılında eski Yugoslavya ve Ortadoğu’daki uydu yer istasyonlarını kullanarak, ilk defa, uluslararası trafiğin okyanus aşırı ülkelere gönderilmesi için İntersat adı verilen dünyanın en büyük hükümetler arası organizasyonuna meclis kararıyla üye olan Türkiye, bu tarihte uydu erişimi sağladı. 1970’li yıllarda ise Türkiye’nin uydu yer istasyonuna sahip olması gerektiği düşüncesinden yola çıkılarak araştırmalar yapıldı ve bugün Ankara Gölbaşı yakınlarındaki bölge, uydu yer istasyonu olarak seçildi. 1979 yılında elektronik uyduya sinyal gönderen Türkiye, İngiltere ile Türkiye arasında 11 kanal devresini test ettikten sonra kanal kapasitesini ve ülke sayısını artırdı. Kapasite artırımı özellikle Türk vatandaşlarının yaşadığı Almanya ve Hollanda gibi Avrupa ülkelerinde gerçekleştirildi. Bu ülkelerle sınırlı kalmayan Türkiye, aynı şekilde ABD ve Afrika ülkeleriyle de bağlantılar kurdu ve teknolojinin gelişimine bağlı olarak sayısal projeler üretmeye başladı. 1988 yılında hazırlanan fizibilite raporunda uydu haberleşmesi için yabancı kuruluşların organizasyonlarına çok büyük miktarlarda döviz ödendiği saptamasını yapan Türkiye, Türksat projesinin zeminini oluşturmaya başladı. 1960’lı yıllarda başlayan uydu serüveni 1994 yılında büyük bir ivme kazandı. Türk Telekom Uydu ve Pazarlama Dairelerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Toros, 1994 yılında Türkiye’nin birçok yerde yer istasyonu kurduğunu, TRT televizyon yayınlarının bütün Avrupa’ya iletilmesi, NATO projelerinde işlemlerin yapılması, deniz haberleşmesinin daha iyi seviyeye getirilmesi için yeni devreler kurulduğunu ve büyük yatırımlar yapıldığını söyledi. Türkiye’nin Avrupa’da sayısal uydu erişim tekniğine sahip yer istasyonu kuran beşinci ülke olduğuna dikkat çeken Toros, Türkiye’nin kaydettiği büyük ilerlemenin Türksat serisi ile gerçekleştiğini .

Toros, Türkiye’nin Avrupa’da sayısal uydu erişim tekniğine sahip yer istasyonu kuran beşinci ülke olduğunu söyledi.

vurguluyor Türkiye’nin şu anda Türksat 1B, Türksat 1C ve Türksat 2A uydularına sahip olduğunu, Türksat 1 serisi uyduların çok başarılı bir gelişme çizgisi izlediğini anlatan Toros, “Başarıdaki kriter nedir? Kriter, çok kısa sürede uydu kanallarının işletilebilir hale gelmesidir. Türksat 1 serisi uydular, çok kısa sürede talepte bulunan kamu ve özel kuruluşlara kiralandı ve kapasiteleri doldu, kendilerini amorti ettiler. 1990 yılı rakamlarıyla söylemek gerekirse, Türk Telekom’a maliyeti 350 milyon Dolar idi. İki uydu, bunları işleten yer istasyonları, teknik personelin eğitimi, dokümantasyon vesaire gibi hizmetler bunun içerisindeydi” diyor.
1997-1998 yılında Türkiye’nin elinde bu alanda büyük bir talep oluştuğunu, bu taleplerin Türksat 1 serisi ile karşılanmasında güçlük çekildiğini dile getiren Toros, üçüncü uydu ihtiyacının ortaya çıktığını, bunun üzerine Eurasiasat projesinin gerçekleştirildiğini, bunun ikinci kuşak Türksat uydusu olduğunu anlatıyor. Eurasiasat uydusunun da 2001 yılı Ocak ayında uzaya gönderilerek servise başladığını ancak 2000’li yıllarda dünyada telekomünikasyon sektöründe ve Türkiye’de ortaya çıkan kriz nedeniyle taahhüt edilmiş işlemlerin bir kısmından vazgeçilmek zorunda kalındığını ifade eden Toros, Türkiye’de birçok şirketin kapandığını, bu nedenle hedeflere ulaşılamadığını vurguluyor. Krizin aşılması için hissesinin yüzde 75’i Türk Telekom’a yüzde 25’i de Alcatel’e ait olan şirketin hemen çalışmalara başladığını anlatan Toros, şirketin sermaye artırımına gittiğini, yönetim kurulundaki çoğunluğun Türk Telekom’a geçtiğini belirtiyor. Yönetim Kurulu Başkanı Türk olan şirketin, Monako ticaret hukukuna göre faaliyet gösterdiğini belirten Toros, “Şirket şimdi hem Türkiye’de hem dünyada bu alanda neler olduğunu araştırıyor. Türkiye’nin uydu haberleşmesini dünyadaki gelişmelerden ayırmak mümkün değil. Tek başımıza Türkiye için uyduyu atsak bile kapasitenin doldurulması var. Verim sağlanabilmesi için dünyadaki gelişmelerden haberdar olmamız gerekiyor. Türk Telekom’un zaten diğer uydu şirketlerine de üyeliği var. Oradaki gelişmeleri de izliyoruz” diye konuşuyor.
Şu anda üçüncü uydunun yüzde 35’ine yakın kısmının kullanıldığını, açık olan kanal sayısının fazla olduğunu, kullanım oranının artırılmasına yönelik birtakım planlar hazırladıklarını belirten Mehmet Toros, yurtdışında yeni kullanıcı talepleri bulunduğunu, bu kullanıcılarla görüşmelerin kontrat aşamasında olduğunu anlatıyor.
Türkiye’nin kendi ihtiyaçları kadar pazarın ihtiyaçlarının da belirleyici olduğunu anlatan Toros, “Uydunun üretim aşaması, bugün sözleşmeyi imzalasanız, herhangi bir aksilik olmazsa yaklaşık 30 ay sürüyor. O süre içinde bile teknoloji, pazar ve ihtiyaçlar değişiyor. Dolayısıyla bunların hepsini değerlendirip Türkiye için en uygun olanı yapmaya çalışıyoruz” diyor.
Uydu politikalarının hükümet aracılığı ile belirlendiğini, bunun bir devlet politikası olduğunu, Türk Telekom’un sadece politika oluşturulması aşamasında katkı sağladığını dile getiren Toros, uydu hizmetlerinin Türk Telekom’dan ayrılması konusunda kanun bulunduğunu ifade ediyor. 2001 yılında çıkarılan 4673 Sayılı Kanun’un Geçici 6’ıncı Maddesi’nde, “Türk Telekom tarafından yürütülen uydu hizmetleri, ayrı bir iktisadi kuruluş tarafından yürütülür” hükmünün bulunduğunu anımsatan Toros, bu ayrımın tamamen devlet politikasından kaynaklandığını dile getiriyor.

İlk Türk Gözlem Uydusu BİLSAT-1’in fırlatılması ertelendi
TÜBİTAK-Bilten tarafından yapımı gerçekleştirilen ve 28 Temmuz’da Rusya’nın Plesetsk askeri üssünden fırlatılması planlanan BİLSAT-1 uydusunun uzaya gönderilmesi, Rusya Federasyonu tarafından ertelendi. İki önemli parçası tümüyle Türk mühendislerce tasarlanıp Ankara’daki Bilten laboratuvarlarında üretilen ilk Türk gözetleme uydusu BİLSAT-1’in 26 Eylül 2003 tarihinde uzaya gönderileceği bildirildi.
TÜBİTAK’tan yapılan yazılı açıklamada, Rusya Federasyonu’nun, kendine ait bir askeri uydunun arızalanması üzerine bu uyduyu yenilemek amacıyla programında değişiklik yapması nedeniyle, 28 Temmuz’da BİLSAT-1’le aynı roketle uzaya gönderilmesi planlanan İngiltere ve Nijerya’ya ait uyduların fırlatılışını da ertelediği kaydedildi. Bu erteleme üzerine, Plesetsk askeri üssüne gönderilmiş olan BİLSAT-1 uydusu, montajın yapıldığı İngiltere’deki SSTL firması laboratuvarlarına geri götürüldü.
BİLSAT uydusunun yapımı İngiltere’de bulunan SSTL firması tesislerinde tamamlandı. Uydunun üretimine, Türkiye’nin teknoloji transferi sağlamak amacıyla görevlendirdiği 12 mühendis ve 4 teknisyen de katıldı. BİLSAT uydusu, uydunun fırlatılması ve sigortası, yer istasyonu, uydu üretim laboratuvarları ve teknoloji transferi programının tamamı yaklaşık 14 milyon Dolar’a mal olacak.
BİLSAT uydusunun iki önemli parçası TÜBİTAK BİLTEN’in (Bilgi Teknolojileri ve Elektronik Araştırma Enstitüsü) mühendislerince tasarlandı ve aynı kurumun tesislerinde üretildi. Söz konusu tesislerde, sıcaklık ve nemin yanında havadaki toz miktarının da kontrol edildiği temiz odalar bulunuyor. Uydularda kullanılan hassas parçalar ancak bu odalarda üretilebiliyor. TÜBİTAK BİLTEN’de üretilen parçalardan birincisi ÇOBAN (‘Çok Bantlı Görüntüleyici’nin kısaltması) adı verilen, uzaydan 120 metre çözünürlükte görüntü verebilen 8 kanallı bir kamera. Diğeri ise, JPEG 2000 algoritmasıyla görüntü sıkıştıran ve GEZGİN (‘Gerçek Zamanlı Görüntü İşleyen’in kısaltması) adı verilen bir veri işleme kartı.
686 km irtifadaki bir yörüngeye yerleştirilecek olan uydunun temel görevi uzaktan algılama olmakla birlikte, bir ölçüde haberleşme yeteneğine de sahip olacak. 2003 yılı Eylül ayında Rusya’dan fırlatılacak olan 129 kg ağırlığındaki BİLSAT uydusu, uluslararası bir girişim olan, Afet İzleme Takımuydu Sistemi’nde (Disaster Monitoring Constellation) de yer alacak. Takımuydu Sistemi; İngiltere, Cezayir, Nijerya, Çin ve Tayland’ın uydularından oluşacak ve dünyanın herhangi bir yerini en az günde bir kere görüntüleme yeteneğine sahip olacak. Böylece dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir afete ait uydu görüntüleri en geç bir gün içinde temin edilerek, ilgili ülkenin afet yönetim merkezine ulaştırılacak.
ÇOBAN’dan alınacak görüntüler dışında, 12 m çözünürlükte pankromatik (siyah - beyaz) ve 26 m çözünürlükte multispektral (kırmızı, yeşil, mavi ve yakın kızılötesi bantlarda) iki görüntüleyiciden fotoğraf çekilerek TÜBİTAK BİLTEN’de kurulan yer istasyonu aracılığı ile yere indirilecek. Böylece BİLSAT’tan elde edilen görüntülerden; ürün rekoltesi, çevre kirliliği, tabi afetlerin neden olduğu hasarın değerlendirilmesi gibi amaçlarla yararlanılabilecek. TÜBİTAK BİLTEN bu amaçla hem kamu kuruluşları ile hem de uluslararası kuruluşlarla muhtelif projeler üretecek.
Bu proje kapsamında, TÜBİTAK BİLTEN’de test ve tümleştirme laboratuvarlarının yer aldığı 1000 sınıfı bir temiz oda ile uydu parçalarının test edildiği bir uydu modülü atölyesi de kuruldu. Türkiye’nin üreteceği sonraki uydular bu laboratuvarlarda imal edilecek. Bu arada, Uydular Aracılığı ile Haberleşme Uluslararası Teşkilâtı (INTELSAT) Anlaşmasının ve İşletme Anlaşmasında Yapılan Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun da 10 Haziran 2003’te çıktı.