Türkiye, Avrupa çapında bir projeyi yürütüyor

1993 yılında kurulan Erenet, kuruluşundan bu yana müşterilerine EKT- Enformasyon ve Komünikasyon Teknolojileri konusunda çözüm sağlıyor.

YAPISAL kablolamadan kablosuz ağ çözümlerine, yüksek hızlı ağ omurgalarının kurulumundan video konferans uygulamalarına, güvenlik çalışmalarından veri depolama sistemlerine kadar geniş bir yelpazede hizmet sunan firma birçok marka ile beraber çalışıyor. Bu günlerde ise, Erenet Yazılım Konsorsiyum Koordinatörü Bahadır Bahadıroğlu liderliğinde, uluslararası ortamda Türkiye’nin adını duyuracak önemli iki projenin ortakları arasında yer alıyor. 6. Çerçeve Programı ve Eureka kapsamında ortaya konan bu projeler hakkında, aynı zamanda projelerin koordinatörlüğünü üstlenen Erenet Yazılım Konsorsiyum Koordinatörü Bahadır Bahadıroğlu ile görüştük.

“Türkiye yeni projeler yaratmalı”
Avrupa Birliği 6. Çerçeve kapsamındaki proje hakkında bilgi veren Bahadır Bahadıroğlu, bu projenin amacını ve Türkiye’nin buradaki konumunu değerlendirdi:
“Avrupa Devletleri bir araya gelerek ortak bir teknoloji geliştirmeyi ve bunu paylaşmayı planlıyorlar. Hem beraber proje geliştirmeyi hem de bunun nimetlerinden beraber yararlanmayı hedefliyorlar. Türkiye bu programda çok iyi bir noktada değil, hatta başını kuma gömmüş durumda diyebiliriz. Birkaç üniversite ile birkaç kişiden oluşan kısıtlı bir kesim dışında bu projeden faydalanan ya da bununla ilgili bir çalışma yürüten kimse yok. Oysa Türkiye yeni projelerin geliştirilmesi için mükemmel bir ortam olabilir. Ülkemiz yeni yetişen, gelişmeye çalışan ve çok kabiliyetli bir insan kaynağına sahip. Yeni nesiller, bu konuda bize oranla daha fazla bilgi ve imkana sahip oldukları için bizden çok daha kabiliyetli. Ancak bu neslin önünü açacak bir sistem maalesef yok. Türkiye proje yaratmıyor. Oysa imkan verilse bu gerçekleşir. Yeni kuşakların projeler yaratması için önlerinin açılması gerekir. 6. Çerçeve Programı bu nedenle çok anlamlı. Bu program sayesinde insanlar ve firmalar birbirlerini tanıyacaklar, bilgi alışverişinde bulunacaklar ve birbirlerinin teknolojilerini daha yakından inceleme imkanı bulacaklar. Böylece bir kaynaşma yaşanacak. Bunun için herkesin katkıda bulunduğu bir havuz oluşturulmuş durumda. Bu havuza her ülke nüfusuyla doğru orantılı olarak belirli bir miktar ödeme yaptı ve böylece burada 18 milyar Euro’luk bir bütçe oluştu.
Ülkeler projeler hazırlayarak bu çalışmaların hayata geçirilmesi için havuzdan destek alıyorlar. Türkiye’nin bu çalışmalar içinde yer alması lazım. Ancak, Türkiye’nin bu programda çok az sayıda projesi var. Programda yapılan ön elemede Avrupa’dan 5 bin tane proje gelirken, Türkiye’den sadece 100 tane çalışma ortaya kondu. Türkiye Avrupa’nın sekizde biri kadar bir nüfusa sahip. Dolayısıyla Türkiye’den 5 binin sekizde biri kadar proje gitmeliydi. Bu sayı 500-600 eder, ancak Türkiye 100 tane projeyi zor çıkarmış. Mesela, benim gönderdiğim bir turizm projesi var. Türkiye turizmden yüksek oranlarda gelir elde etmeyi planlıyor. Turizmciler 6. Çerçeve Programı’na proje gönderdi mi? Hayır. Böyle bir proje var mı AB’de? Yok! Kimin projesi var? Turizmi bilmeyen bir adamın yazdığı bir proje var. Bu, Türkiye için bir ayıptır. Niye böyle oldu? Benden başka turizm konusunda proje gönderecek yok mu? Binlerce kişi var. Ama kimsenin böyle bir programdan haberi yok. Haberi olan da teşvik edilmiyor. Oysa bu öncelikle onur verici bir iş. Diğer yandan, Avrupa ile işbirliğinin bu şekilde yapılması gerektiğine inanıyorum. Projenin içinde olacaksın ve onu her yerde satabilme imkanını sağlayacaksın. Türkiye bu tip ortamlarda yer almıyor. Ülke olarak bunu düşünmeliyiz. Niye olmuyor? Suçlu kim? Demek ki, bizde bu tip çalışmalar için kişilerin önünü açacak sistem yok. Bu sistemi oluşturmak lazım. Bunu basın, TÜBİTAK ve bizler hep beraber yapmalıyız.”

“EMP ile Türkiye, Eureka kapsamında ilk defa bir projeyi yönetiyor”
Avrupa Birliği’nin projeleri arasında yer alan Eureka ile, Avrupa devletleri bir araya gelerek projeler oluşturuyorlar. Projenin onaylanması halinde, Eureka bu çalışmaları neşrediyor. Bu çalışma ile Avrupa’da proje oluşturmak ve o projenin pazarlanmasını sağlamak için bir ortam sağlanıyor. Bahadıroğlu Eureka dahilinde gerçekleştirdikleri bir araç takip sistemi olan EMP (European Mobile Platform) hakkında bilgi verdi:
“Çalışmayı Çek’lerle birlikte yapıyoruz. Bu proje ortaya çıktığında hep beraber bunu kurmaya ve yaygınlaştırmaya çalışacağız. Projeye katılan bütün taraflar desteği mahalli hazinelerinden alıyorlar. Bu sistem sayesinde Avrupa kapsamında bir araç takip ağı kurularak, araç takibi yapılacak. Çalışmanın koordinatörü benim. Türkiye ayağını yürüten firmalar arasında en büyük ortak Erenet. Avrupa’da bir Çek firması ile çalışıyoruz. Ayrıca bir Polonya firması da çalışmaya katılmak üzere.
Bu yapı, GPRS, GSM ve uydu sistemleri gibi birçok ortamdan yararlanıyor. Bu proje ile, Avrupa’da kurulan ağa isteyen herkes abone olabilecek. Türkiye, Eureka kapsamında ilk defa bir projeyi yönetiyor. Bu çok önemli.”

EMP Sistemi nasıl çalışacak?
Projede araçlara konacak olan bir donanım olduğunu ve bu cihazı Çek firmasının yaptığını belirten Bahadıroğlu, sistemde donanıma ek programların yüklenmesinin mümkün olacağını söyledi. Bahadıroğlu kurulan sistem hakkında ayrıntılı bilgi verdi:
“Sistemin en iyi özelliği, çoklu sistem olması. Bu, şu anlama geliyor: Diyelim ki, bir firma İtalya’ya ya da Fransa’ya TIR’ını yolladı. Bu TIR’la en hesaplı haberleşmenin sağlanabilmesi için o ülkenin SIM kartının araçta bulunması gerekli. Olmazsa olmaz değil, ancak operatörler arasında dolaşım ücretleri maliyetleri oldukça yükseltiyor. Bizim projemizde bu nedenle çoklu SIM kartlı bir hat kullanılıyor. Avrupa’da farklı ülkelerde kontrol merkezlerimiz olacak. Kullanılan yazılım da buna göre şekillenecek. Farklı bölgelerde bulunan araçları o kontrol noktaları takip edecek ve merkeze bilgi gönderecek. Böylece dolaşım ücreti ödenmeyecek ve sistem ucuz olacak. Ayrıca bu şekilde, abone faturayı tek bir yerden alacak ve ödemeyi oraya yapacak. Sistemin haberleşme altyapısı GPRS üzerine kurulu. GPRS kapsama alanı dışına çıkıldığında ise sistem, uydu sistemine otomatik olarak geçiyor. Böylece hizmet kesintisiz devam ediyor. Kapsama alanına göre program GPRS, telsiz ya da uydu sistemine geçiyor. Bu çok önemli bir özellik. Bu tarz bir sistemi Amerika’dan sonra ikinci olarak biz gerçekleştireceğiz. Avrupa’da yer alan noktalarımızla beraber bir de genel merkezimiz olacak. Genel merkezimizin yeri konusunda henüz karar vermedik. Türkiye ya da başka bir nokta olabilir. Böylece Avrupa’ya yayılmış olacağız. Erenet bu projenin yazılımını gerçekleştiriyor. Bu, Microsoft .Net ortamında hazırlanan yeni bir yazılım ve Türkiye için önemli bir adım. Polonya Posta İdaresi şu anda potansiyel müşterimiz durumunda ve ürünü bekliyor.”

“Avrupa bizi tanımaya başladı, ancak Türkiye henüz bilmiyor”
Ağustos ayının sonunda yerel testlere başlayacaklarını belirten Bahadıroğlu, senenin sonunda ağın kurulmuş olacağını söyledi. Avrupa’da firmaların kendi kurdukları farklı ağların faaliyete geçtiğini, ancak bu sistemlerin pahalı olduğunu vurgulayan Bahadıroğlu; “Örneğin; bir firma 100 bin Dolar vererek GSM ortamında çalışan bir sistem kurmuş. Şimdi GPRS daha ucuz ve dolayısıyla firma eski sistemini atıp yenisini kuracak. İşin ekonomik boyutunun hangi büyüklükte olduğunu siz düşünün. Biz bunların hepsini ortadan kaldırıyoruz. 3-5 bin Dolar vererek sistemimize abone olan firmalar, her türlü hizmetten yararlanıyor olacak. Avrupa bunun farkında. İspanya ile başka bir çalışma gerçekleştireceğiz. Avrupa’da talep var. Avrupa bizi tanımaya başladı ancak Türkiye henüz farkına varamadı” dedi.

Kültürel Miras ve Turizm Projesi: Touch
Bahadır Bahadıroğlu, 6. Çerçeve Programı doğrultusunda ortaya konan Kültürel Miras ve Turizm Projesi olan “Touch” konusunda oldukça büyük aşama kaydedildiğini ve 23 Nisan’da teklifin Program’a sunulacağını ifade etti. Bahadıroğlu çalışma hakkında şunları aktardı:
“Touch Projesi’nde, Varşova Üniversitesi, Hull Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi olmak üzere üç üniversite ile beraber çalışıyoruz. Projeye aynı zamanda iki İngiliz, bir Alman, bir Polonya, iki Yunan ve Erenet liderliğinde iki Türk firması katılıyor. Bu projenin 6. Çerçeve Programı’na sunulması için son aşamalara geldik. Bu bir turizm projesi olarak görünse de aynı zamanda bir EKT (enformasyon ve komünikasyon teknolojileri) çalışması. Projeye öncelikle Türkiye’de Ege, Akdeniz ve Marmara bölgelerinden başlayacağız. Bu bölgelerdeki müze, ören, tarihi eser gibi kültürel mirasların resimleri çekilerek, fotoğraflar üç boyutlu hale getirilecek. Öyle ki, hazırlanan ortamda görmek istediğiniz eserin üzerine tıklayarak onu üç boyutlu görebileceksiniz. Fotoğrafları üç boyutlu hale getirme işlemini, Hull ve Varşova Üniversiteleri yapacak. Prof. Dr. Varren ve Prof. Dr. Nikel Avrupa’da bu konu üzerine uzmanlıkları olan kişiler. Çalışmayı onlar yürütecek. Bu bölgelerde bulunan tarihi harabeleri, yıkıntıları hacimlendirip ilk şeklini göstereceğiz. Bu çalışmayı ise Prof. Dr. Varren’in yanında, Alman uzman Duherkoph yapıyor. Örneğin; bir turist İzmir’de yöresindeki bir tarihi eseri görmeye gitmek istiyor. Hazırlanan sistem sayesinde, turist el bilgisayarıyla GPRS üzerinden bilgilerin bulunduğu ortama girerek, yol tarifini öğrenebilecek. Ayrıca, yol üzerinde bulunan benzin istasyonu, mola yeri, emniyet birimi, oto tamircisi gibi bilgileri de sistem üzerinden takip edebilecek. Başka bir örnek verelim: Turist Antalya’ya gitmek istiyor. Sistemden yol bilgisini alacak. Antalya’ya vardığında ise, yine bu sistem üzerinden şehirle ilgili genel bilgi alabilirken, konaklama yerlerini, lokantaları ya da yörenin nelerinin ünlü olduğunu öğrenebilecek. Kocaeli Üniversitesi, tarih boyunca bölgelerde yer alan uygarlıkların teorik bilgilerinden, günümüz şehirleriyle ilgili bilinmesi gereken konulara kadar bütün bilgi yapısını hazırlıyor. Burada, yöresel yemeklerin tarihçelerine kadar birçok konu yer alacak. Erenet bu projenin lojistik desteğini veriyor. Çekimler sırasındaki çalışmalara destek olacak. Bu, 15-20 milyon Euro’luk bir proje ve 2-3 senede tamamlanması hedefleniyor.”

“Başarılı olması halinde projeyi yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz”
Yunanistan’da bu konuda önemli tecrübelere sahip olan Sistema firması ile bağlantı halinde olduklarını söyleyen Bahadıroğlu, “Bu firma projemize dahil oldu ve aynı dönemlerde yaşamış olan halkların Yunanistan’da yaşayan taraflarıyla ilgili bilgi toplayıp buradaki çalışmanın Yunanistan ayağını yürütüyorlar. Mesela İyon Uygarlığı. Hem Yunanistan’da hem de ülkemizin batı bölgesinde uygarlıklarını sürdürmüşler. Sistema, proje dahilinde bu uygarlığın kendi topraklarındaki bilgilerini toplayarak projenin bir ayağını yürütecek. Böylece proje yayılacak. Projenin Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerini kapsayan aşaması üç sene içinde tamamlanacak. Üç sene sonunda, diğer bölgelerin çalışmaları da yapılacak. Türkiye’de şu anda 190’nın üzerinde müze ve 700’den fazla açık ören var. Bunların % 60’ı bu üç bölgede yer alıyor. Geri kalanı daha sonra tamamlayacağız. Projenin başarısına göre çalışmanın bütün Avrupa’ya yayılmasını hedefliyoruz” dedi.