Şehir içi sabit telefon hizmetlerinde de rekabet başlıyor

Şehir içi telefon hizmetlerinin rekabete açılması sektörümüz açısından çok önemli ve tarihi bir dönüm noktası.
Şehiriçi telefon hizmetlerinin Türk Telekomünikasyon A.Ş. dışındaki diğer sabit operatörler tarafından da sunabilmesini olanaklı kılan düzenlemeyle, şehir içi sabit telefon hizmetlerinde rekabette ilk aşama hayata geçilmiş oldu. Türk telekom tarihinin önemli aşamalarından biri olarak kayıtlara geçen bu uygulamayla ilgili ülkemizin dev haberleşme şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin yorumlarınıve sorduğumuz sorulara aldığımız yanıtları sizlerle paylaşıyoruz.

Dr. Paul Doany: “Mobil ile rekabette gücümüz artacak”
Türk Telekom Genel Müdürü Dr. Paul Doany, şehiriçi telefon hizmetlerinin rekabete açılmasıyla alternatif operatörle birlikte mobil hizmetler karşısında rekabet güçlerinin arttığını açıkladı. Türk Telekom gibi diğer telekom operatörlerinin de şehiriçi telefon hizmetleri sunabilmesini olanaklı kılan düzenlemeyle, şehir içi sabit telefon hizmetlerinde rekabette ilk aşama hayata geçmiş oldu. Teknik altyapının hazırlanmasından sonra geri kalan süreç de tamamlanmış olacak.
Konuyla ilgili olarak görüşlerini dile getiren Türk Telekom Genel Müdürü Dr. Paul Doany, Avrupa Birliği'nin mobil ara bağlantı ücretlerini indirme ve sabit ile mobili dengeleme yolundaki yeni yaklaşımlarını hatırlatarak, Türkiye'de aynı doğrultuda atılan adımlar nedeniyle Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer’e teşekkür etti. 
Doany, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Sabit telefon hizmeti veren operatörler olarak mobil hizmetler ile rekabet içerisindeyiz. Bu gelişme, Türk Telekom ve alternatif telekom operatörlerine, sabit telefon hizmetlerini mobil hizmetler karşısında daha rekabetçi bir hale getirmek için birlikte çalışma olanağı tanımış ve sabit telekom operatörlerinin rekabet etme gücünü artırmıştır. Ayrıca Avrupa Birliği’nin yeni yaklaşımıyla uyumlu bir şekilde atılan adımlar ile Türkiye telekomünikasyon sektörünü, ödedikleri yüksek arabağlatı ücretleri nedeniyle küçük mobil operatörlerin büyükleri sübvanse ettikleri, yine sabit operatörlerin mobil operatörleri sübvanse etmek durumunda kaldıkları AB üye ülkeleri sektörlerinin önüne geçirmiştir. ”

10 Mayıs’tan itibaren alternatif operatörler ve yeni işletmeciler şehir içi görüşme hizmeti verebilecekler. Piyasa ne kadar canlanır? Türk Telekom şehir içinde çok büyük bir gelir kaybına uğrar mı? Türk Telekom’un açıkladığı yeni tarifelerle alternatif operatörler rekabet edebilecek mi, nasıl edecek? Yapılan düzenlemeleri yerinde buluyor musunuz? Bundan sonraki adımda ne gibi düzenlemeler yapılmalı?

Mehmet Başer (Borusan): Şehir içi telefon hizmetlerinin rekabete açılması sektörümüz açısından çok önemli bir dönüm noktası olacak. Bu, aynı zamanda alternatif telekom operatörlerinin de numara verebilmesinin önünü açacak.
Şehir içi görüşmelerin hacmine dakika bazında baktığımızda şehirlerarası aramaların 5-6 katı düzeyine ulaştığını görüyoruz. Bu da, şehir içi trafik taşıma ve numara verme hakkı ile birlikte yaklaşık 4 milyar Dolar’lık bir pazarın rekabete açılması anlamına geliyor. Böylece alternatif telekom operatörleri de artık bu pastadan pay alırken; tüketiciye daha kaliteli ve daha çeşitli hizmetler geliştirip sunabilecekler. Sonuç olarak bu yeni gelişme ile asıl kazanan, daha avantajlı fiyatlar ve katma değeri yüksek servisler sayesinde tüketiciler olacak.
Türk Telekom bildiğiniz üzere hakim operatör olmanın avantajını pek çok alanda olduğu gibi tarifelendirmede de kullanıyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nın bu konuda derinlemesine inceleme yaparak rekabet ihlali olup olmadığının belirlemesi önem arzediyor. Özellikle son günlerde ortaya çıkan tarifeler açıkça rekabet ihlali yapmaktadır. Yine de rekabetin doğal bir süreci olarak önümüzdeki günlerde alternatif operatörler daha uygun fiyatlı tarifeler açıklayabilir ancak doğru olan adil bir rekabet ortamının kurulmasıdır. Örnek vermek gerekirse,10 Mayıs tarihi itibariyle şehir içi görüşmelere getirilecek serbestiyle tüketicilerin avantajı daha da artacak. 5 yıllık bir gecikmeden sonra asıl rekabet şimdi başlıyor.

Fazıl Esen (Doğan Telekom): Öncelikle 10 Mayıs itibariyle hayata geçmesi planlanan şehir içi telefon görüşmeleri ile ilgili gelişmelerde bazı belirsizliklerin devam ettiğini söyleyebiliriz. Ancak şehir içi görüşmelerin yasal olarak açılmasına rağmen, pratikte hayata geçmesi için henüz hazırlıkların tamamıyla bitmemiş olduğunu da görüyoruz. Örneğin ilk olarak PSTN, yani A ve B tipi görüşmeler üzerinde şehir içinin nasıl yapılandırılacağına dair bir bilgi henüz bulunmuyor. Biz Doğan Telekom olarak, bu alandaki gelişmeleri heyecanla ve hazırlıklarımızı yapmış olarak bekliyoruz. Öte yandan VoIP kullanan mevcut bireysel ve kurumsal müşterilerimizin, 10 Mayıs itibariyle şehir içi servisini kullanabildiklerini söyleyebiliriz. Böylece müşterilerimizi şehir içi aramalarda da, hazırladığımız cazip fiyatlar ve avantajlı paketlerle konuşturuyor, onlara yüksek kaliteyle eskisine göre ciddi maliyet avantajı sağlıyoruz. Bu düzenlemelerle ilk adımı atılan rekabetin en büyük faydasının, hem maliyet, hem de yeni teknolojilerin getireceği akıllı yeni servislerle tüketiciye yönelik olduğunu söyleyebiliriz. 10 Mayıs yasal düzenlemelerinin rekabet açısından önemli bir başlangıç olduğunu söyleyebiliriz. Ancak gerçek rekabet ortamının sağlanabilmesi için Yalın ADSL’in hayata geçirilmesi, numaralandırma planının alternatif operatörlere verilmesi gibi önemli konuların da çözülmesi gerekiyor. Çünkü bunlar şu an için gerçek rekabetin önündeki engeller. 10 Mayıs yasal olarak bir milat ama hala bu gibi çok önemli adımlarla ilgili belirsizlik devam etmektedir. Teknik açıdan da VoIP olmayan servislerin nasıl verileceği, arabağlantıların nasıl ve kaç noktadan yapılması gerektiği gibi konularda belirsizlikler devam ediyor. Ancak bunların çözülmesi ile birlikte, gerçek rekabet ortamının varlığından söz edebileceğiz.

Mehmet Ali Akarca (Koçnet): Şu anda Türkiye'deki telekom pazarının büyüklüğü 13 milyar Dolar. Pazar yılda yüzde 21 büyüyor. Pazarda, hakim operatörün payı yüzde 96’yken, alternatif operatörlerin payı yüzde 4’te kalıyor. Şehir içi telefon görüşmelerinin, faturaların yüzde 80’ini oluşturması bu sonucun nedenlerinden biri. Şehir içi telefon görüşmelerinin de alternatif operatörlere açılmasıyla, şu anda yüzde 4 olan alternatif operatörlerin payının, 2013’e kadar yüzde 35’e yükseleceğini öngörüyoruz. 400 milyon Dolar’lık alternatif konuşma pazarının büyüklüğünün ise, 2 milyar Dolar’a ulaşacağını öngörüyoruz.
Şehir içi konuşma hizmetlerinin alternatif operatörler tarafından sağlanabilir hale gelmesi, rekabeti mutlaka beraberinde getirecektir. İlk etapta konuşma ücretleri düşer. Bunun bir örneğini, şehirlerarası ve uluslararası konuşmaların serbestleştiği dönemde tecrübe etmiştik. Şehirlerarası ve uluslararası konuşmaların alternatif operatörlere açılması, 1,4-1,5 TL olan dakika ücretlerinin 0,12 TL’ye kadar gerilemesini sağlamıştı.
Şehiriçi telefon hizmetlerinin rekabete açılması konusunda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu çalışmalarını titizlikle ve olumlu bir çerçevede sürdürüyor. Yetkilendirmenin uygulamaya geçebilmesi için, “Sabit Telefon Hizmeti” ruhsatlarının verilmesi başta olmak üzere diğer tamamlayıcı çalışmaların en kısa sürede hayata geçirmesi gerekiyor. Bu noktada, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun açıklayacağı bu ruhsat fiyatları, arabağlantı ücretleri, sabit ücret vb. konular, rekabeti etkileyecek en önemli unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.
Rekabetin artması, sektörün gelişmesine olumlu etki yapacak, kullanıcıya avantaj olarak yansıyacaktır. Örneğin, telefon (ses) ve İnternet hizmetlerinin bir arada verildiği, farklı avantajlar sunan paketler artacaktır. Bu kampanyaların bir örneği olan, Koç.net’in, BiRi ADSL ile yeni tanışan abonelerine, şehirlerarası ve uluslararası sabit telefon görüşmelerini bir ay boyunca ücretsiz yapma fırsatı sunulan kampanya kapsamında. 1 – 30 Nisan tarihleri arasında BiRi ADSL abonesi olanlar, ilk 1 ay boyunca, tüm şehirlerarası ve 1. kademe kapsamındaki ülkelere yönelik uluslararası sabit telefon görüşmelerini, zaman sınırı olmadan ve ücretsiz yapabildiler. Bu kampanyamızı yoğun ilgi üzerine 31 Mayıs’a kadar uzattık, detayları www.biri.com.tr’de görebilirsiniz.

Tuğrul Cora (Millenicom): Türk Telekom perakende telefon gelirlerinin % 40 oranındaki bölümünü şehiriçi görüşmeler, diğer % 40'lık payını aylık sabit ücret oluşturuyor. Uzak mesafe telefon hizmetlerinin (UMTH) tüm gelirler içindeki payı ise sadece % 20’dir. Bugün itibarıyla yaklaşık 17,5 milyon sabit hat abonesinin % 50’den fazlası HesaplıHATT ya da YazlıkHATT tarife paketlerinde yer alıyor. Bu aboneler A-Tipi telefon hizmeti ve 10XY arama bazında operatör seçimi (call by call) hizmetlerinden yararlanamıyor. Bu durumda pazarın sadece % 10’luk bölümünün rekabete açık olduğunu görüyoruz. Alternatif operatörlerin, pazarın rekabete açık bölümünden en fazla % 30 oranında pay alabileceğini düşünürsek, STH perakende gelirleri içindeki payı sadece % 3’e ulaşabiliyor. Şehir içi görüşme hizmetiyle birlikte pazarın rekabete açık bölümü %30’a ulaşacak ve alternatif operatörlerin adresleyebildiği pazar 3 katına çıkmış olacak. Bu doğrultuda, şehir içi görüşme hizmetinin pazarı canlandırmasına kesin gözüyle bakıyoruz. Millenicom Türkiye olarak bu alanda iddialıyız ve hizmetlerimizle bugüne dek olduğu gibi sektörümüze öncülük edeceğiz.

Murat Erkan (Superonline): Sektördeki serbestleşmenin sağlanması için çözülmesi gereken sorunlar ve süreçler bulunuyor. Bu nedenle 10 Mayıs’ta STH lisanslarının verilmeye başlanması, uzun süredir beklediğimiz önemli bir adımdır. Ancak burada önemli bir nokta bulunmaktadır. 10 Mayıs’ta şehir içi açılmamıştır ve bu konuda operatörler hala yönetmeliğin yürürlüğe girmesini beklemektedir.
Düzenleyici kurum numara tahsisini şehir içi ses trafiğini açmaktan ayrı tuttuğu ve numara taşınabilirliğine bağladığı için numara tahsisi ve taşıması yapılana kadar piyasada önemli derecede bir canlanma beklenmemektedir. Yerleşik operatörün açıkladığı yeni tarifelerin de rekabete uygunluğunun incelenmesi gerekmektedir.

Cem Çelebiler (TurkNet): Bilindiği üzere ülkemizdeki sabit telefon ve İnternet alanında halihazırda yaklaşık 20 adet işletmeci faaliyet gösteriyor. Pazarın yüzde 96’sı ise, Türk Telekom’un hâkimiyetinde bulunuyor. Pazarda faaliyet gösteren 19 alternatif operatörün toplam pazar payı ise yüzde 4. Yeni işletmeciler olarak bu denli az bir pazar payına sahip olmamızın altında ise yasal düzenlemelerdeki eksiklikler yatıyor.
Sabit hatlardan elde edilen gelirlerin yüzde 73 civarındaki bölümünü oluşturan sabit ücret ve şehir içi görüşmelerin alternatif operatörlere kapalı tutulması da bu eksikliklerin başında geliyordu. Yeni Elektronik Haberleşme Kanunu’nun (EHK) yetkilendirmeyle ilgili bölümünün 10 Mayıs tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte, bu sorunun aşılması yönünde önemli bir adım atıldı.
Alternatif operatörlere şehir içi görüşme hizmeti sunma imkânı tanıyan bu değişikliği sektörümüz açısından son derece olumlu olarak nitelendiriyoruz. Eskiden pazarda bir tekel vardı. Şimdi ise müşterisine kendini tanıtmak isteyen, rekabet etmek zorunda olan dinamik işletmeciler var.
TurkNet olarak biz de bu hizmeti kendi şebekemize bağlı müşterilerimize, Türk Telekom altyapısı üzerinden bize erişen müşterilerimizden 10 haneli numara ile ulaşanlara ve isteklerini dilekçe ile belirten ön seçimli (A-Tipi) müşterilerimize hemen; 1095 çevirerek hizmet almak isteyenlere ise, Türk Telekom santralları hazır olur olmaz verebiliyoruz.
Ancak bu alanda gerçek bir rekabetin sağlanabilmesi için altyapı ve numara tahsisi gibi teknik konularda gerekli düzenlemelerin bir an önce gerçekleştirilmesi gerekiyor. İşletmecilerin şebekeleri arasında yapılması gereken arabağlantıların ve işletmecilerin kendi şebekelerinden abonelere erişimin nasıl ve hangi tarifelere göre yapıldığı, hem toptan hem de perakende hizmet veren ve halihazırda tüm abonelerin bağlı olduğu işletmecinin ‘fiyat sıkıştırması’ yapmasına mani olunup olunmadığı da rekabetin oluşmasında belirleyici rol oynayacak. TurkNet olarak, serbestleşmeyi sağlayan tüm koşulların yerine getirilmesi halinde, yeni işletmecilerin toplam pazarı büyüterek bu genişlemiş pazardan kendilerine önemli bir pay çıkaracaklarını öngörüyoruz.
Pazarın büyümesi sonucunda pazar paylarında yaşanacak olası kaymaların ise tamamen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun uygulamalarına bağlı olacağını düşünüyoruz. Gerekli koşul ve imkânlar sağlandığı takdirde başta TurkNet olmak üzere sektöre yatırım yapmaya hazır birçok işletmeci bulunuyor. Bir başka deyişle sektörümüzde büyüme kapasitesinin mevcut olduğu görülüyor.
Bunların yanı sıra, ülkemizde hane başına bir sabit hat düşerken, nüfus başına birden fazla mobil numara düşüyor. O halde sabit hatların sayısı da yaşam tarzına ve yeni yerleşim standartlarına uygun olarak artacaktır. Bu bakımdan yeni işletmeciler de, Türk Telekom da yeni aboneler alacak. Bir başka deyişle pazarı beraber büyüteceğiz. Hizmetlerimizi çeşitlendirecek ve halkımıza kendisine en uygun hizmeti seçme imkânını vereceğiz.
TurkNet olarak telefon hizmetlerini tanıtan, yeni hizmetler sunan kampanyaların sektörün gelişimi için faydalı olduğuna inanıyoruz. Etkin piyasa gücü olan işletmecinin toptan ve perakende tarifeleri belirlerken fiyat sıkıştırması ve çapraz sübvansiyon yapmaması sektörün sağlıklı gelişmesini sağlayacaktır.

Yusuf Ata Arıak (TELKODER): 2008 yılı sonuçlarına göre, sabit telefon pazarının büyüklüğü yaklaşık 6,2 milyar TL’dir. Sabit telefon pazarının yüzde 38’ini sabit ücretler, yüzde 35’ini şehir içi görüşmeler, yüzde 25’ini ise uzak mesafe görüşmeleri oluşturuyor. Bilindiği üzere şimdiye kadar sadece uzak mesafe görüşmeleri rekabete açılmıştı. Yeni Elektronik Haberleşme Kanununun Yetkilendirme bölümünün 10 Mayıs tarihinde yürürlüğe girmesiyle girmesi ile birlikte, şimdiye kadar resmi olarak rekabete kapalı tutulan ve pazarın yüzde 73’ünü oluşturan şehir içi telefon hizmetleri, yani 4,5 milyar TL’lik bölümü de yasal olarak rekabete açılmış oldu.
Serbestleşme için en önemli düzenleme olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu tüm maddelerinin 10 Mayıs tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından sürdürülen ikincil mevzuatın yeni kanuna uygun hale getirilmesi çalışmaları da son aşamaya geldi.
Bugün, şehir içi dahil olmak üzere çağrı başlatma hizmeti vermek isteyen işletmeciler, bu hizmete hemen başlayabilirler. Ancak bu hizmet için Türk Telekom santrallarında ayarlama yapılması gerekiyor. Kanunun yetkilendirme bölümünün 10 Mayıs’ta yürürlüğe gireceği altı ay öncesinden belli olduğu için, Türk Telekom’un bu ayarlamaları şimdiye kadar yapmış olduğunu umuyoruz.
Türk Telekom’un açıkladığı yeni tarifelere gelince… Her işletmeci ticari faaliyetlerini istediği gibi düzenleyebilir ancak bu hakim konumdaki işletmeciler için geçerli değildir. Hakim konumdaki işletmecilerin tarifeleri Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu onayına tabidir. Zaten düzenleyici kuruluşların en önemli görevi, yeni işletmecilerin pazara girişini ve adil rekabet ortamını sağlamaktır.
Adil rekabet ortamında yeni işletmecilerin kendi aralarında ve Türk Telekom’la rekabet etmeleri normaldir. Ancak büyük resme baktığımızda tüm dünyada gelirlerin sabit telefondan mobile doğru kaymakta olduğunu görüyoruz. Bu yüzden sabit telefon alanında faaliyet gösteren yeni işletmecilerle Türk Telekom’un mobile karşı rekabette uzun dönemde güç birliği içerisinde olmaları bekleniyor.
Bunların yanı sıra, yeni işletmecilerin önündeki en büyük sorunun tarifelerle ilgili olduğunu da gözlemliyoruz. Türkiye’de yaklaşık 17 milyon olan sabit telefon abonelerinin yarısı HesaplıHatt ve YazlıkHatt abonesi, ancak bu abonelere yeni işletmecilerin hizmet vermeleri yasaklanmış durumda. Bu durumun çok acil olarak düzeltilmesi ve yeni işletmecilerin tüm sabit telefon abonelerine hizmet verebilmelerinin sağlanması gerekiyor.
Tarifelerle ilgili bir diğer önemli sorun ise son aylarda ortaya çıkan sınırsız tarifelerden kaynaklanıyor. Yeni işletmeciler GSM işletmecilerine ve Türk Telekom’a dakika üzerinden arabağlantı ücreti ödemek zorunda iken, bu işletmeciler kendi abonelerine dakikaya bağlı olmayan sınırsıza yakın tarifeler sunuyorlar. Bu durumda yeni işletmecilerin bu tarifeler ile rekabet edebilme ve piyasaya girebilme imkânları ortadan kalkıyor. Kurumun acil olarak bu duruma da müdahale etmesi ve yeni işletmecilere bu tarifeler ile rekabet edebilme ortamı yaratacak yeni arabağlantı ücreti yöntemleri belirlemesi gerekiyor.
Bilindiği üzere Avrupa Birliği ülkelerinde sabit telefon alanında yeni işletmecilerin payı yaklaşık yüzde 40 civarındadır. Nihai hedefimiz ve amacımız bu orana ulaşmak olmalıdır. Sorunların giderilmesine yönelik olarak atılacak adımlar ve yapılacak düzenlemelerle birlikte, yeni işletmecilerin toplam pazar payının 2009 yılının sonunda sabit telefon alanında en az yüzde 10’a ulaşmasını bekliyoruz.

Sabit Numara Taşınabilirliği de başlıyor. Ancak hangi numarayı nereye, nasıl ve niçin taşıyacağız?

Mehmet Başer: 10 Mayıs 2009’dan sonraki süreçte sabit hat numarası değişmeden operatör değiştirmek mümkün olabilecek. Örnek vermek gerekirse yıllardır kullandığınız ev ve iş telefon numaranızı değiştirmeden başka bir alternatif telekom operatörüne geçiş yapabileceksiniz. Bildiğiniz üzere pek çok tüketici yıllarca kullandığı telefon numarasını değiştirmek istemiyor. Bu durum operatör değişikliğine gitmek isteyecek olan tüketiciler için büyük bir soru işareti oluşturuyordu. Ancak bu sorun sabit numara taşınabilirliği ile ortadan kalkacak.
Bununla beraber alternatif telekom operatörleri olarak yeni numara verme yetkisine de sahip olacağız. Devamında ise numara taşıma sistemine dahil olarak, “numara taşıma talepleri”ni karşılayacağız.
Bir tüketici için numara taşıma nedenlerini iki ayrı başlıkta toplayabiliriz. Birincisi maliyet avantajı, ikincisi ise hizmet kalitesi. Hizmet kalitesi etkeninin içerisine tüketicilerin giderek daha hassas ve seçici olduğu katma değerli servislerin çeşitliliğini de ekleyebiliriz.

Fazıl Esen: Sabit numara taşınabilirliği konusu henüz 10 Mayıs düzenlemeleri ile birlikte sadece teoride olacak gibi görünüyor. Mevcut yasal düzenlemelerde henüz, alternatif operatörlere numara tahsis edilmesi gibi bir serbestleşme bulunmuyor. Dolayısıyla 10 Mayıs’ta başlaması gereken numara taşınabilirliği de, ortada henüz alternatif operatörlere tahsis edilen bir numara olmadığı için, zaten şu anda pratikte uygulanamıyor. Ancak bu tür yasal düzenlemelerin ve teknik sorunların ortadan kaldırılması için gerekli çalışmaların en kısa sürede yapılacağına inanıyoruz ve Doğan Telekom olarak bu hizmetin hayata geçebilmesi ile birlikte sunacağımız hizmetler için bu yöndeki çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Mehmet Ali Akarca: Sabit numara taşınabilirliği, aynı GSM telefonlarında yaşanan numara taşıma uygulaması gibi işleyecek. Sabit telefon kullanıcıları, numaralarını değiştirmelerine gerek olmadan, hizmet aldıkları servis sağlayıcıyı değiştirebilecekler. Kullanıcılar, kendi ihtiyaçlarına daha iyi hitap eden hizmet ve paketleri seçebilecekler.

Tuğrul Cora: Sabit numara taşınabilirliğinin başlamasıyla birlikte, aboneler hizmet aldıkları operatörü değiştirme olanağına kavuşacak. Böylece daha fazla avantaj ve katma değer sunan operatörden hizmet alabilecekler. GSM hizmetlerinde yaşanan numara taşıma sürecinin bir benzeri de sabit telefon hizmetleri alanında yaşanacak. Rekabetin artmasıyla aboneler kaliteli ve katma değeri yüksek hizmetlere daha uygun fiyatlarda sahip olabilecek.
Ancak mevcut durumda alternatif operatörler olarak şehir içi hizmet veremiyoruz, numara tahsis edemiyoruz ve numara taşıyamıyoruz. Esasen 10 Mayıs 2009 itibarıyla belirtilen bu üç hususun çözüme kavuşmasını bekliyorduk. Ancak halen ne 10XY ne de A-Tipi Telefon Aboneliği hizmetlerinden şehir içi çağrı yapamıyoruz. Numara tahsisi ve taşınabilirliği de mümkün değil. Yeni işletmecilerin gerçek anlamda “alternatif” olabilmeleri için en azından ilk etapta yukarıdaki beş maddenin çözüme kavuşturulması gerekiyor. Önümüzdeki bir kaç ay içinde beklediğimiz düzenlemelerin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yapılacağına inanmak istiyoruz.

Cem Çelebiler: TurkNet olarak Sabit Numara Taşınabilirliği uygulamasının yasalaşmasını da son derece önemli bir adım olarak nitelendiriyoruz. Söz konusu hizmete ilişkin Numara Yönetmeliği de hazır. Ancak 10 haneli sayılardan oluşan 10 milyar telefon numarası 70 milyonluk nüfus için (nüfus başına 100 den fazla) kıt kaynak olarak nitelendirildiğinden, numara ücretlerinin belirlenmesi Bakanlar Kurulu’nun onayını bekliyor. TurkNet olarak bu onayın yakında çıkacağını umuyor ve numara tahsisi için müracaatımızı şimdiden yapıyoruz.
Numaralarımızı aldığımız takdirde de, zaten yürürlüğe girmiş olan numara taşınabilirliği ile ilgili yönetmelik doğrultusunda ilgili işlemleri yapabileceğiz. Yeni uygulama ile pazarın önemli bir kısmı rekabete açılmış olacak. Ancak istikrarlı ve önünü görebilen bir piyasanın oluşmasının vakit alacağını düşünüyoruz.
Bunların yanı sıra, sabit hat kullanıcılarının yarısına yakını da HesaplıHatt abonesi ve Türk Telekom bu kullanıcılara 10XY veya A-Tipi hizmetlerini kullanma hakkı tanımıyor. Bir başka deyişle söz konusu tüketicilerin çeşitli işletmecilerden hizmet alarak kendilerine en uygun hizmet paketini oluşturmalarına imkân tanınmıyor.
İlgili yönetmelikler yürürlüğe girdiğinde, TurkNet olarak tüketicileri yapacakları işlemler konusunda bilgilendireceğiz. Ancak genel olarak söylemek gerekirse GSM pazarındaki numara taşınabilirliğine benzer olarak şehiriçi çağrılarını da başka bir işletmeciye yönlendirmek isteyen aboneler, bunun için artık sadece yeni kullanmak istedikleri işletmeciye başvuracaklar ve yeni işletmeci Türk Telekom’a gereği için bilgi vererek istenen değişimin gerçekleştirilmesini ‘tüketicilere lüzumsuz yük getirmeden’ sağlayacak. TurkNet olarak operatör değişimi talebinde bulunan kişilere, hiçbir bürokratik engele takılmadan mümkün olan en kısa sürede bu değişikliği yapma imkânını sağlamak üzere çalışıyoruz.

Yusuf Ata Arıak: Sabit Numara Taşınabilirliği uygulamasının tam olarak başlatılabilmesi için yeni işletmecilerin abonelerine numara tahsis etmelerini sağlayacak düzenlemenin yapılması gerekiyor. Bugün sadece 3 GSM işletmecisi, Türk Telekom ve uydu telefonu işletmecileri abonelerine numara tahsis edebiliyor. Yeni işletmecilerin ise böyle bir hakkı bulunmuyor. Bu nedenle Numaralandırma Yönetmeliği’nin yayınlanması ve numara kullanım hakkı bedelinin belirlenmesini sağlayacak Bakanlar Kurulu kararının çıkarılması gerekiyor.
Aslında bu işlem sadece bir formaliteden ibaret. Zira numara kullanım ücretleri zaten var. Yeni Elektronik Haberleşme Kanunu ile şimdi bunun Bakanlar Kurulu’na onaylatılması gibi ek bir işlem getirildi. Kanun görüşmeleri sırasında TELKODER olarak uygulamanın böyle olmaması gerektiğini, ülkemizde tahsis edilebilecek on milyar abone numarası bulunduğunu ve bunun sadece yüz milyonunun kullanıldığını söyledik. Ancak kanun bu şekilde çıktı. Zaten gecikmiş olan bu formalitenin birkaç hafta içerisinde çıkarılmasını ve yasal olarak 9 Mayıs tarihinde başlayan Sabit Numara Taşınabilirliği’nin en geç üç ay içerisinde fiili uygulamaya geçmesini bekliyoruz. Vatandaşlarımız ise bu konuda yapılması gerekenleri (www.telkoder.org.tr) adresinde bulunan TELKODER İnternet sitesinden öğrenebilirler

Sabit Numara Taşınabilirliğinde Kadıköy’de oturan bir vatandaş, Beşiktaş’a taşındığında ev telefonunu alan koduyla beraber yanında getirebilecek mi ve bu numarayla alternatif operatör hizmetini getirecek mi?

Mehmet Başer: Henüz numara taşınabilirliğinin hangi modelle yapılacağı netleşmiş durumda değil Numara taşımanın ne şekilde gerçekleştirileceğinin belirlenmesinden sonra bu tip sorulara yanıt vermek daha doğru olacak.

Fazıl Esen: Doğruyu söylemek gerekirse, bunlar çok güzel ve yerinde sorular. İşte sektör açısından ülkemizin en büyük problemi de burada yatıyor. Yasal düzenlemenin hayata geçirilmesi için belirlenmiş süre geldi ancak, çok önceden karar verilmiş ve uygulaması hayat geçirilmiş olması gereken birçok düzenlemenin bugün itibariyle nasıl uygulanacağına dair detaylar, henüz düzenleyici kurum tarafından biz işletmecilere bildirilmemiş durumda, bizim sorularımız da şu an itibariyle yanıtsız kalıyor ne yazık ki. Ancak burada net olan bir durum var; 10 Mayıs itibariyle tüm ülkede, daha önce verdiğimiz yöntemlerle şehir içi görüşme de yaptırabiliyoruz.

Mehmet Ali Akarca
: Detaylar konusunda, koşullar daha net belirdiğinde bilgi vermek daha doğru olacaktır.

Tuğrul Cora: Abonenin numarasını değiştirmeden hizmet aldığı işletmeciyi ya da bulunduğu fiziksel konumunu değiştirebilmesi “numara taşınabilirliği” kapsamına girmektedir.

Murat Erkan: Sabit numara taşınabilirliğinde coğrafi numaralar taşınırken coğrafi anlamlarının değiştirilmemesi gerekir. Bu yüzden coğrafi numaralar alan kodu ile beraber farklı bir coğrafi alana taşınamamaktadır.

Cem Çelebiler: Böyle bir uygulamanın gerçekleşip gerçekleşemeyeceği henüz belli değil. Mevcut numaralar coğrafi bir dağılım sergilediği için, 7 haneli telefon numaralarının ilk 3-4 rakamı semti belirliyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun bu sistemi bozmak isteyip istemeyeceğini bilmiyoruz. Ancak aynı semtte kalmak kaydıyla, dileyen tüm abonelerin numaralarını başta TurkNet olmak üzere diğer tüm alternatif operatörlere geçirebilmeleri gerekiyor.

Yusuf Ata Arıak: Sabit Numara Taşınabilirliği’nin ilk uygulamaları adres değiştirmeden işletmeci değiştirilmesine imkân verecek. Örneğin aldığı hizmetten memnun olmayan bir sabit telefon abonesi, numarasını değiştirmeden başka bir işletmeciden hizmet alabilecek. Bir başka deyişle sabit hat abonesi olan kişiler, tercih ettikleri işletmeciye süratle geçip, azami birkaç gün içinde görüşme yapmaya başlayabilecekler. Bu alandaki farklı uygulamaları oluşturan ‘Adres Taşınabilirliği’ ve ‘Hizmet Taşınabilirliği’ konusundaki gelişmelerin ne zaman sağlanacağı ise henüz bilinmiyor.

Sabit Numara Taşınabilirliği ile sabit ücret durumu ne olacak? Yeni abone kazanmak uğruna sabit ücreti kaldırma ya da tarafınızdan karşılama yoluna gitme düşünceniz var mı? Bu durumda Türk Telekom’un sabit ücreti kaldıracağını düşünüyor musunuz?

Mehmet Başer: Sabit ücret konusunu, sabit numara taşınabilirliğinden bağımsız düşünmek daha doğru olur. Şu anda hakim operatörün müşterilerine sabit ücret karşılığında verdiğini iddia ettiği hizmeti alternatif operatörler adil şartlarda temin edip müşterilerine sunabilir durumda değil. Toptan hat kiralama gibi opsiyonlar açılmadan bu konuda nasıl bir yol izleyeceğimizi belirlemek zor. Ancak kesin olan bir şey var ki, sabit ücrette de alternatif operatörlerin rekabet edebilir hale gelmesi tüketicilerin çok daha avantajlı koşullarla hizmet almasını sağlayacak.

Fazıl Esen: Şu an itibariyle, sabit ücretin kalkması gibi bir plan yok. Sadece Türk Telekom, kendi paketlerini sabit ücret dahil yapıyor ancak bizimle çalışan abone sabit ücret ödemeye devam edecek. Bu da, bir başka haksız rekabet oluşturan uygulama. Bu nedenle biz fiyatlarımızı bu veriler ışığında rekabet edecek biçimde ayarlıyor ve her şeye rağmen rekabetçi olmaya devam ediyoruz.

Mehmet Ali Akarca: Sabit ücret konusu henüz netlik kazanmış değil. Biz Koç.net olarak, sektörün gelişimine olumlu etki edeceği için, sabit ücretin kaldırılmasını destekliyoruz.

Tuğrul Cora: Türk Telekom’un sabit ücreti kaldırması yakın vadede çok olası görünmüyor. Eğer Türk Telekom ya da Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu sabit ücreti kaldırırsa, alternatif operatörler de bu paralelde hareket edecektir.

Murat Erkan: Superonline olarak müşterilerimize hizmet bütünlüğünü sağladığımız bir sabit ses hizmetini götürmeyi planlıyoruz. Yeni yetkilendirme yönetmeliğinin yürürlüğe girmesi ile bu yöndeki girişimlerimizi başlatacağız. Müşterilerimize yerel operatörden kiraladığımız bakır hatlar ile erişim sağlayıp, numara tahsisinde bulunup her türlü uzak mesafe ve şehir içi ses hizmetini cazip fiyatlar ile sunacağız. Ancak müşterilerimize ulaşmak için kullanacağımız ve yerel operatörden kiraladığımız bu bakır hatların biz işletmecilere olan maliyeti gerek kurulum ücreti gerekse aylık ücreti açısından oldukça yüksektir. Yerel operatör kendi müşterilerinden erişimin maliyeti olarak Hesaplıhat 'ta tüm vergiler hariç yaklaşık 7 TL ve Standarthat'ta tüm vergiler hariç 11,15 TL sabit ücret almakta iken ayni nitelikteki bir hizmet için alternatif operatörlerden 17 TL aylık ücret ve buna ek olarak da 100 TL kurulum ücreti talep etmektedir.Bu ücretler rekabet önünde ciddi engel teşkil etmektedir.Yine UMTH hizmetinde HesaplıHatt paketinin alternatif operatörlerin taşıyıcı seçimi ve taşıyıcı ön seçimi diye adlandırılan arama hizmetlerine (A ve B tipi görüşmelere) kapalı tutulması ciddi bir rekabet sorunuydu.Benzer uygulamaların STH sonrası devam ettirilmesi ve yerel operatörün abonelerine bu şekilde bir kısıt getirilmesi hem tüketicileri mağdur edecek hem de işletmecilerin rekabet edebilmesini önleyecektir.

Cem Çelebiler: Bilindiği üzere sabit ücret, bir abone hattını tesis etmek ve çalışır durumda tutmak için gereken maliyetin karşılığı olarak alınıyor. Kendine mahsus bir hat ayırtan ve bu hattı hiç kullanmasa da her an kullanıma hazır tutan abone, tabiatıyla bunun ücretini ödeyecektir. Etkin Piyasa Gücü’ne (EPG), yani piyasaya diledikleri gibi yön verebilme olanağına sahip olan işletmecilerin verdikleri hizmetlerin bazılarını desteklemek için bir hizmeti maliyetinin çok üstünde satarak elde ettikleri marjı, başka bir hizmeti maliyetinin altında satmak için kullanmalarına, bir başka deyişle çapraz sübvansiyon yapmalarına izin verilmez.
Türkiye’de telefon görüşmelerinden alınan sabit ücretin maliyet esaslı belirlenip belirlenmediğini bilmiyoruz. Maliyet esaslı belirlense bile, kullanılan maliyet modeli açıklanmıyor. Sabit ücret seviyesini savunan Kuruun ve TT’nin vatandaşları bu konuda detaylı olarak bilgilendirmekle yükümlü olduğunu düşünüyoruz. Bu kadar önemli bir konuda bu kadar az bilginin verilmiş olması, doğal olarak tüketicilerin tepkilerini artırıyor. Madem belirli bir maliyet var ve bu maliyet tüketiciye yansıtılıyor, peki neden bu maliyetin detayları tüketicilerle paylaşılmıyor?
Bunların yanı sıra TurkNet olarak sabit ücretin, aynı hat üzerinden verilen başka hizmetlerle birlikte bir paket içine dahil edilebileceğini düşünüyoruz. Örnek olarak, tek pakette Sabit+DSL sunulabilir. Burada önemli olan, eğer paket bir EPG tarafından sunuluyorsa, hem sabit ücretin hem de pakete dahil olan diğer ücretlerin değerlerinin tek başlarına maliyetlerinin altında olmamasıdır.

Yusuf Ata Arıak: Bilindiği gibi ülkemizde var olan müşteriye erişim altyapısı bugün için Türk Telekom’un elinde bulunuyor. Her ne kadar yeni işletmecilerin bir kısmı kendi altyapılarını kurmaya başlamış olsa da söz konusu altyapıların yaygınlık kazanması için daha fazla zamana, en azından birkaç yıla ihtiyaç duyuluyor. Bu yüzden Sabit Telefon Hizmeti vermek isteyen işletmeciler Türk Telekom’un müşteriye erişim altyapısını ücreti karşılığında kullanmak zorunda kalıyor. Sabit ücret ise Türk Telekom tarafından alınıyor ve aynı hat üzerinden sağlanan telefon görüşmesi hizmeti yeni işletmeciden alınsa dahi tüketiciler bu ücreti ödüyorlar.
Bununla birlikte, Kurum’un sabit ücretin alınmaması yönünde herhangi bir düzenlemesi de bulunmuyor. Tüketicilerin telefon görüşmesi hizmetini yeni işletmeciden alması durumunda dahi Türk Telekom bu abonelere sabit ücret faturası göndermeye devam edecek. Ancak Kurum tarafından yakında yayınlaması beklenen ‘Toptan Hat Kiralama’ düzenlemesi ile aboneler iki ayrı fatura ödemek zorunluluğundan kurtulabilecekler. Bu düzenleme ile birlikte yeni işletmeciler de, toptan olarak satın aldıkları sabit ücretlerde belli bir indirim elde edecekleri için söz konusu indirimi tüketicilere yansıtma imkânına kavuşabilecek.

Son ADSL bağlantı fiyatları konusunda neler düşünüyorsunuz? TTNET tarafından 8 Mbit'in 29 ve 49 TL'ye sunulması, toptan olarak alternatif operatörlere ucuza sunulması, piyasayı ne kadar canlandırır?

Mehmet Başer: Şu anda ADSL aboneleri, ev telefonları için sabit ücret ödemeden ADSL alma hakkına sahip değiller. Bu zorunluluğun kalkması, tüketicilerin en uygun fiyatla hizmet almaları yönünde atılmış önemli bir adım. Ancak bu kararın ne zaman uygulamaya alınacağını kestirmek zor. Bir başka açıdan baktığımızda ADSL yaygınlığının artması, VoIP gibi yeni nesil ses teknolojilerinin çoğu gelişmiş ülkede olduğu gibi Türkiye’de de yaygınlaşmasını sağlayacak. Bu da tüketicilerin daha uygun fiyatlarla ses hizmetleri almalarını da tetikleyecek önemli bir gelişme. Bu aşamada alternatif telekom operatörlerinin sunacağı uygun ses ve data tarifeleri de rekabeti artıracak diyebiliriz.

Fazıl Esen: smile adsl olarak biz de 30 Haziran’a kadar geçerli olacak “8 Mb’e Kadar Hızlı İnternet Kampanyası”nı başlatıyoruz. Böylece hem mevcut abonelerimiz, hem de yeni aboneler İnternet’te yüksek hızları çok daha uygun fiyatlarla kullanabilecekler. Biz de bu yeni hizmetimizi diğer operatörler gibi standart fiyattan veriyoruz. Ancak farklı olarak biz, smile adsl’e yeni abone olacaklara kredi kartı ile ödemelerde 3 ay ücretsiz, diğer ödemelerde ise 2 ay ücretsiz kullanım hakkı tanıyoruz. Bu kampanyada ücretsiz hak tanıyan başka bir firma şu an için yok. Ayrıca ilk 1 ay, 1038 ile 30 dk görüşmeyi de hediye ediyoruz. Elbette bu gelişmeler piyasayı canlandıracak unsurları içinde barındırmaktadır. Bu yeni uygulama, özellikle film indirmek, müzik dinlemek vb. hız gerektiren uygulamaları kullanan ve daha yüksek hızlara ihtiyaç duyanlar için önem taşımaktadır.
Daha hızlı erişim paketlerini ekonomik fiyatlarla sunmak, hiç şüphesiz hem İnternet yaygınlığını artıracak, hem de kullanılan hızları ortalama Avrupa standartlarına yakınlaştıracaktır. Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta, 8 Mb hızın herkese sunulmuyor olması, diğer bir tabirle abone, hattının desteklediği ve santrala olan yakınlığı oranında hızı alabiliyor. Bir diğer önemli nokta ise adil kullanım uygulaması doğrultusunda 8 Mb hızda limitsiz pakette 15 GB kotası aşıldıktan sonra, o ay içinde hızın 512 Kbps’lere düşmesi. Bu uygulama ile Türk Telekom, altyapısına öngörülmeyen bir yük getirmeden ve bu hızlara ulaşmak için altyapısında ekstra yatırımlar yapmadan, bu hizmeti ekonomik fiyatlarla sunabilmektedir.

Mehmet Ali Akarca: Bilindiği üzere Rekabet Kurulu, ADSL bağlantısı için telefon hattı zorunluluğunu ortadan kaldıran bir karar verdi. Buna göre Kurul’un, yalın ADSL uygulamasının başlatılması için, Türk Telekom'un gerekçeli karardan itibaren 3 ay içinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na başvuruda bulunması öngörülüyor. Bunun yanı sıra, Türk Telekom’un Danıştay’a başvurma hakkı da var. Dolayısıyla, henüz bu konuda durum netleşmiş değil.

Tuğrul Cora: Tüketicilerin ihtiyacı çok açık: Hızlı ve kesintisiz İnternet bağlantısını uygun fiyatlarda istiyorlar. Bu gibi hizmetler sunulması sayesinde pazar daha fazla hareketlenecektir. Millenicom olarak pazara sunduğumuz Doping ADSL2+ ile birlikte ADSL pazarının yeniden şekillenerek hız kazanmasını bekliyoruz. Türkiye’de toplam 6 milyona ulaşan İnternet abone sayısının, 2012 yılı sonuna dek 13 milyonun üzerine çıkacağını öngörmekteyiz. Millenicom olarak Doping ADSL2+ hizmetimizle bu süre sonunda %10 pazar payına ulaşmayı hedefliyoruz.
Doping ile 16 Mb/sn’ye varan hız seçenekleri sunuyoruz. Üstelik abonelerimiz aldıkları paketin 2 kat hızında İnternet erişimine aynı fiyata sahip oluyor.
8 Mb/sn’ye kadar tek tarife anlayışıyla hazırlanmış paketlerimizi biz de çok yakında duyuracağız. Ancak Doping ADSL2+’ın mevcut kampanyalarının İnternet kullanıcıları için çok daha avantajlı olduğunu belirtmek isterim. Aydan aya değişmeyen fiyat yaklaşımıyla oluşturduğumuz Doping’li Kampanyalar’la, içeriği kolay anlaşılır ve sürprizlere yer vermeyen seçenekler sunuyoruz.

Murat Erkan: Yalın ADSL konusundaki 3 aylık süreç henüz tamamlanmamıştır. Sürecin hızlı bir şekilde tamamlanması beklenmektedir.

Cem Çelebiler: ADSL alanındaki bu yenilik, Türk İnternet sektörünü Kotasız Paketler ve Adil Kullanım kavramı ile tanıştırıyor. Kotasız paketlere abone olan kullanıcılar, limitsiz İnternet erişiminden faydalanmak için sabit bir ücret ödüyorlar. Üstelik bu tip abonelikte limit aşım ücreti de ödenmiyor.
Adil Kullanım paketleri kapsamında ise, bir ay süresince İnternet’i çok yoğun kullanan aboneler 15 GB’yi aşmaları halinde ay sonuna kadar hızı sınırlandırılmış bir İnternet kullanıyorlar, ancak limit aşım ücreti ödemiyorlar. Ay sonunda ise hizmet normal erişim hızına dönüyor. Bir başka deyişle kotalı paketler, sınırsız paketlere kıyasla çok daha uygun fiyatlara kotasız İnternet kullanımı keyfi sağlıyor. ,
TurkNet olarak bu doğrultuda yeni bir kampanya düzenliyor ve İnternet’teki hız standartlarını değiştiriyoruz. Düzenlediğimiz Hızlı İnternet Kampanyası aracılığıyla, kendi güçlü IP omurgamız üzerinden tüm kullanıcılarımıza 8Mb/sn’ye kadar bağlanabilecekleri en yüksek hızdaki İnternet erişimini 1 Mb/sn fiyatına sunuyoruz. Bu sayede Türkiye’deki İnternet erişimi fiyatları Avrupa Birliği ortalamasının çok altına düşüyor ve ev kullanıcıları Net erişim ücretlerini daha rahat karşılayabilecek hale geliyor.
Kullanıcılarımızı hızdan bağımsız hale getiren ve onların sadece kota belirlemelerini sağlayan kampanyamız 4 GB kotalı, 6 GB kotalı ve kotasız olmak üzere üç farklı seçenekten oluşuyor. Kampanya kapsamında ayrıca, sunduğumuz A Tipi Telefon Hizmeti’nden yararlanarak yüzde 95’e varan indirimler elde eden abonelerimize bir de 2 ay boyunca 30 dakikalık ücretsiz telefon görüşmesi hediye ediyoruz.
İnternet bağlantısı yapılması için sabit hat zorunluluğunun kaldırılmasına ilişkin kararın uygulamaya girmesi ve Yalın ADSL uygulamasının hayata geçirilmesinin sektörümüzdeki rekabet açısından olumlu bir etki yaratacağına inanıyoruz. Bu sayede İnternet Servis Sağlayıcılar (İSS) tarafından verilen hizmetlerin başka bir kurumun hizmetinin alınmasına bağlı olmayacak, bu da İSS’lere serbestlik sağlayacak.
TurkNet olarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na Yalın DSL için uzlaştırma başvurusunda bulunduk. Başvurumuzla ilgili gelişmeleri de yakından takip ediyoruz. İmkân tanınması halinde de, Yalın ADSL hizmetini ‘ilk’ sunan operatör olmayı hedefliyoruz. Ayrıca, Tüm İnternet Derneği (TİD) kapsamında da Rekabet Kurulu’na bilgi vermiş bulunuyoruz.
Yalın ADSL’in getireceği bir diğer avantaj da sabit hat aboneliği şartı nedeniyle ADSL almak istemeyen tüketicilere de ADSL kullanma imkânı tanıması olacak. Bu kişilerin ADSL kullanımına başlamalarıyla birlikte pazar daha da büyüyecek. Tüketicilere, tek operatör ile temas edip tek yerden hizmet alma fırsatı sunacak olan Yalın ADSL sayesinde kullanıcılar ayrıca, yeni nesil teknolojilerle de tanışacaklar ve İnternet üzerinden daha ekonomik fiyatlarla telefon görüşmesi yapabilecekler.
Yüksek hız ve kalitedeki ADSL hizmetlerini kendi yönettiği IP omurgası üzerinden sunan bir firma olarak potansiyel müşterilerimize “TurkNet’ten rekabetçi tek bir fiyata ADSL, telefon numarası ve telefon hizmeti al, başka kimseye para ödeme” diyeceğiz. Bu, tüketiciler için çok cazip bir öneri olacak.

Yusuf Ata Arıak: Rekabet Kurulu’nun ADSL bağlantısı için sabit telefon hattı zorunluluğunu ortadan kaldıran kararını memnuniyetle karşılıyoruz. ADSL hizmeti almak isteyen vatandaşların, Türk Telekom’a sabit hat abonesi olmadan da yeni işletmecilerden bu hizmeti alabilmelerine olanak sağlayan bu kararla tüketici hakları ve geniş bant İnternet hizmeti alanındaki rekabetin geliştirilmesi yönünde önemli bir adım atıldığını düşünüyoruz.
Rekabet Kurumu’nun bu yöndeki gerekçeli kararı Nisan ayı içerisinde yayınlandı. Bu karar gereği Yalın ADSL uygulamasının başlatılması için Türk Telekom’un Temmuz ayına kadar Yalın ADSL tarifelerini onaylatmak için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na başvuruda bulunması gerekiyor. Burada önemle üzerinde durulması gereken nokta, Yalın ADSL tarifelerinin mevcut tüm tarife paketleri için geçerli olması ve hiç bir şekilde Standart Hat sabit ücreti ile ADSL hizmet paketi ücreti toplamını geçmemesidir. Aksi halde tüketici açısından değişen bir şey olmaz.
Bunların yanı sıra, geniş bant İnternet erişimi alanında rekabetin sağlanabilmesi için yapılması gereken bir takım düzenlemeler daha bulunuyor. Örneğin bir ADSL abonesinin, yeni işletmecisine kesinti yaşamadan ve beklemeden geçebilmesi gerekiyor. Bu nedenle de İnternet Servis Sağlayıcılar (İSS) arasındaki abonelik geçişinin iyileştirilmesi büyük önem taşıyor. Ayrıca transmisyon maliyetlerinin düşürülmesi ve Yerel Ağın Paylaşıma Açılması (YAPA) konusundaki kısıtların giderilmesi de geniş bant İnternet erişimi alanındaki diğer öncelikleri oluşturuyor.

TTNET pazarın yüzde 94’üne hakim durumda, ancak orta vadede payını yüzde 80’lere kadar çekebileceğini belirtmişti. Sizce Türk Telekom dediğini yapıyor mu?

Mehmet Başer: Burada Türk Telekom’un açıklamasından çok düzenleyici kurul olan BİLGİ TEKNOLOJİLERİ VE İLETİŞİM KURUMU’nın adil rekabet ortamını sağlaması önem taşıyor. Bu sağlandığı takdirde elbette alternatif operatörlerin pazar payı artacaktır. Dolayısıyla doğru bakış açısı, Türk Telekom’un bu konuda ne istediğinden veya söylediğinden çok, rekabet şartlarının alternatif operatörlerin pazar payını %20-%30 seviyelerine yükseltmelerine imkan tanımasıdır. Şu anda etkin bir rekabetin sağlanabildiğini söylemek zor.

Mehmet Ali Akarca: Ülkemizde rekabet koşullarının oluşmasının ardından, Pazar paylarının yıllar içerisinde daha normal seviyelere ulaşacağını düşünüyoruz. Şehiriçi telefon hizmetlerinin rekabete açılması konusunda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu çalışmalarını olumlu bir çerçevede sürdürüyor. Yetkilendirmenin uygulamaya geçebilmesi için, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun, tamamlayıcı çalışmaları en kısa sürede hayata geçirmesi gerekiyor.

Cem Çelebiler: Bu konuda Türk Telekom sözünde duruyor ve bazı adımlar atıyor, ancak ADSL kullanımı için sabit hat abonesi olma şartının aranması ve sabit hattın da sadece Türk Telekom’dan alınabiliyor olması durumu devam ettiği sürece bu alanda önemli değişikliklerin olması zor. Bu nedenle Yalın DSL ve Toptan Hat Kiralama konularında gerekli düzenlemelerin yapılması ve Türk Telekom’un değişik tarifelerdekindeki sabit ücret, Veri Akışı Erişimi (VAE) ücreti ile YAPA’daki ücret çelişkilerinin çözümlenmesi şart. Ayrıca Türk Telekom toptancı rolü ile sınırlı kalmıyor. Toptancı konumunda olan TT, bazen perakendeci İSS’lerden daha fazla son kullanıcıya yönelik reklâm yapıyor. VDSL veya son yapılan 8Mb/s ADSL içerikli basın konferansı bu duruma örnek teşkil ediyor.

Yusuf Ata Arıak: Yeni gelişen geniş bant internet pazarında gerçekleşen birçok durum neticesinde TTNet, %94 gibi çok yüksek bir pazar payına sahip oldu. Bu denli yüksek bir pazar payının normal olmadığını ve yeni işletmecilerin pazardan aldıkları payların yükseltilmesi gerektiği gerçeğini herkes kabul ediyor. Bu tablonun değişmesine yönelik çeşitli önlemler de alınıyor. Bu doğrultuda yapılan çalışmaların sonucunu hep birlikte zaman içerisinde göreceğiz. Ama şunu da unutmamak gerekiyor ki, gerçek rekabet Türk Telekom’un bayii olmaktan değil, farklı bir ürünü satabilmekten geçecektir.
TTNet’in pazar payının %80’e çekilmesi, 2009 yılı sonuna kadar koyulmuş bir hedef niteliği taşıyor. Asıl hedefimizin ise, yeni işletmecilerin pazardan aldığı payı AB ortalaması olan yüzde 56 oranına yükseltmek olması gerekiyor.

Alternatif operatörlerin pazar paylarının artması ve rekabetin sağlanması için ne tür önlemler alınmalı?

Mehmet Başer: Öncelikle telekom pazarının hiçbir alanı, hiçbir şirketin tekelinde olmamalı. Şehir içi telefon görüşmelerinin alternatif operatörlere açılması, rekabeti bozan bir durumun ortadan kaldırılması yönünde bir adım olduğu için büyük önem taşıyor. Benzer adımların hızla, geciktirilmeden atılması gerekiyor.
Dikkatli incelendiği zaman rekabet ortamına zarar veren başka konular da bulunduğu görülecektir. Bu alanlarda iyileştirme sağlanması ve adil rekabet ortamının hızlı bir şekilde tesis edilmesi en büyük dileğimizdir. Rekabet koşullarının adil olduğu bir telekom sektörü hızla büyüyecek ve potansiyellerini gerçekleştirecektir. Bunu yaparken, Türkiye ekonomisinin krizden az hasarla ve en güçlü bir şekilde çıkmasına da ciddi katkıda bulunacaktır.
Borusan Telekom bugüne dek bu sürece katkıda bulunmuştur ve bundan sonra da bulunmaya devam edecektir. Güçlü altyapımız ve yüksek hizmet kalitemizle rekabete hazırız. Müşterilerimize yüksek kaliteli, esnek hizmet paketlerini uygun maliyetlerle sunarak hızlı bir şekilde büyümeyi hedefliyoruz.

Mehmet Ali Akarca: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun açıklayacağı ruhsat ve arabağlantı ücretlerinin makul seviyelerde uygulanması gerekiyor. Şehir içi rekabet koşulları sağlandıktan sonra, abonelerin telefon görüşmeleri için hangi servis sağlayıcıdan hizmet alıyor olurlarsa olsunlar, Türk Telekom’a sabit ücret ödeyecek olmaları, rekabeti olumsuz etkileyecek bir unsur olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle, tüm bu koşulların rekabeti destekler şekilde oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz.

Murat Erkan: Rekabetin artması için yerleşik operatörün alternatif operatörlere uyguladığı ücretlendirmeler gözden geçirilerek düşürülmesi sağlanmalı, tarifeleri incelenerek rekabete uygun tutulmalıdır. Aynı şekilde yerleşik operatör tarafından uygulanan servis seviyelerinin de daha makul düzeylere çekilmesi gerekmektedir.

Cem Çelebiler: Şimdiye kadar gerçekleştirilmiş olan serbestleşmeyi siyasi iradeye borçluyuz. TurkNet olarak bu iradenin sürdürülmesini ve düzenleyicinin istikrarlı, somut, dünyaca kabul edilmiş ve şeffaf kriterlere dayanarak piyasada etkin bir rekabetin kurulabilmesi için gerekli şartları gerçekleştirmesini bekliyoruz. Genel olarak en önemli kriterlerin ise, maliyet temelli toptan ve perakende tarifeler, fiyat sıkıştırmasının cezalandırılması, hizmetler arası sübvansiyona mani olunması, ayrım gözetilmemesi ve Rekabet Kanunu’nun uygulanması olduğunu düşünüyoruz.
Bu doğrultuda Bakanlar Kurulu’nun onayına sunulmuş olan numara tahsisi fiyatlandırmasının da çok kısa bir zamanda onaylanacağını umuyoruz. Bu onaydan sonra yapılacak düzenlemeler artık Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun görevidir. TurkNet olarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’dan ise beklediklerimiz, toptan hat kullanma yöntemleri ve tarifeleri üzerinde düzenlemeler yaparak bu pazarın gelişmesini sağlamasıdır.
Bunların yanı sıra, Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan ‘Toptan Hat Kiralama’ düzenlemesinin getirilmesini ve bu şekilde alternatif operatörlerin müşterilerine doğrudan ve komple hizmet sunabilmesini de umut ediyoruz. Ayrıca Yerel Ağın Paylaşıma Açılması’na (YAPA) ilişkin yüksek fiyatların da sabit ücretin en düşük seviyesinde olmasını talep ediyoruz. Bu talebimiz toptan ve temel girdisi olan perakende ücretlerinin maliyet değerine göre belirlenmesi ve çapraz sübvansiyonun kabul edilmemesi ilkesine dayanıyor. Bu şartlar sağlandığında biz müşterimizin velinimetimiz olduğunu bilen bir özel teşebbüs şirketi olarak rekabet etmeye hazırız. Verdiğimiz hizmetin kalitesi ve fiyatıyla hem pazarı, hem de pazar payımızı büyüteceğimize inanıyoruz.

Yusuf Ata Arıak: Şehir içi görüşmelerinin rekabete açılmasıyla birlikte yukarıdaki kadar büyük indirimler söz konusu olmayacaktır, ama en azından bu alanda artık zam yapılmayacağını söyleyebiliriz. Rekabetin başlamasıyla sabit telefon alanındaki hizmet çeşitliliği ve yenilikler de artacak. Fiyat/kalite oranına bağlı olarak fiyat farklılaşmasına yol açacak. En önemlisi de vatandaşlar daha fazla seçme şansına sahip olacaklar.
Bunun yanı sıra, yeni işletmecilerin pazara girmek için tüketicinin lehine olan birçok kampanya düzenlemesi de bekleniyor. Bu kampanyalar, telefon ve İnternet tarife paketlerinin birleştirilmesi, hatta daha ileride bu paketlere İnternet Protokolü TV, yani IPTV’nin de katılması gibi avantajları bir arada sunabilir. GSM’de yaşanan tarife çeşitliliğinin, sabit telefon alanında da ortaya çıkması muhtemeldir.
Bunların yanı sıra TELKODER olarak, “Yetkilendirme Yönetmeliği”, “Numaralandırma ve Numara Taşınabilirliği Yönetmelikleri”, “Erişim ve Arabağlantı Yönetmeliği”, “Tarife Yönetmeliği” gibi önemli yönetmeliklerin de çok kısa süre içerisinde yayınlanmasını bekliyoruz. Yeni kanun gereği “Fiyat Sıkıştırmasının Önlenmesi” ve “Yıkıcı Fiyatlandırmanın Önlenmesi” gibi yeni düzenlemelerin de yapılması gerektiğine inanıyoruz. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nın, çok sayıda olan bu düzenlemeleri zamanında yetiştirmek için var gücüyle çalıştığını da görüyoruz.