İlk İletişim Şurası’ndan ilginç enstantaneler

Basın, radyo ve TV yayıncılığı, TRT ve Internet gibi iletişimle ilgili konuların detaylarıyla irdelendiği “İletişim Şurası” yapıldı. Böylece, “İletişim”in, “Komünikasyon” ile bir alakası olmadığı kanıtlanmış oldu.

RADYO Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ile TRT Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği ve organizasyon başkanlığını RTÜK’ün yaptığı ilk İletişim Şurası, 20-21 Şubat tarihlerinde gerçekleştirildi. Hiçbir komünikasyon kurum, kuruluş dernek, vakıf veya firmasının temsil edilmediği, Bilkent Otel’de düzenlenen Şura’ya oldukça yoğun ilgi olduğu gözlenirken, Şura’da basın, radyo ve televizyon yayıncılığı ile Internet gibi temel iletişim konuları bilimsel bir platformda tartışmaya açıldı.

(Internet sektörü devletimiz tarafından “Komünikasyon” değil de, “Yayıncılık-Basın” sektörünün bir alt sektörü olarak kabul ediliyor. Bu seçim bizler için, Internet ile ilgili tüm kuruluşların dernek, vakıf ve ticaret odalarında nerede yer alacaklarına ve hangi yasalara tabi olacaklarına ilişkin çok önemli bir ipucu oluyor.)

İletişim Şurası’nın açılışında bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, bilgi toplumuna geçişle birlikte bilgi ve iletişim sistemlerinin öneminin arttığının altını

çizerek, iletişim sistemlerinin yaygınlaşmasının bilgiye erişimi kolaylaştırdığını söyledi. Internet’in yaygınlaşmasının öğrenmenin ve bilgiye verilen önemin artmasına yol açtığına işaret eden Sezer, “Internet tabanlı uygulamalar her alandaki işleyişi yeniden düzenlemektedir” diye konuştu. Sezer, iletişim sistemlerinin gelişmesiyle beraber kamu hizmetlerinde işleyişin hız kazanacağına ve devlet-vatandaş ilişkisinin demokratikleşeceğine dikkat çekti. Sezer, öğrenme sürecinde iletişim teknolojilerinin kullanılmasının özendirilmesi gerektiğini vurguladı. Konuşmasında basının toplumun sesi ve yol göstericisi olduğuna da değinen Sezer, “Basın evrensel ilkelere göre hareket etmeli ve meslek eğitimini herşeyden önde tutmalıdır” dedi.
Eski Başbakan şimdiki Dış İşleri Bakanı Abdullah Gül de ülkemizin ve dünya ülkelerinin çok önemli bir süreçten geçtiğini anlatarak, krizin halkımızın yaşamını yakından ilgilendirdiğini söyledi. Gül, hükümet olarak sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerini kaydetti. Gül, medyanın toplumsal hayatta çok önemli görevler üstlendiğini belirtti. Hükümet Programı’nda bilgi edinme hakkının önemini vurguladıklarını söyleyen Gül, Adalet Bakanlığı’nın “Vatandaşın Bilgi Edinme Hakkı Yasası” ile ilgili çalışmaları tamamladığını ve Meclis’e sevk edeceğini bildirdi.
Devlet Bakanı Beşir Atalay, İletişim Şurası’nın basın, radyo ve TV yayıncılığı ile Internet konularının bilimsel olarak tartışılması için düzenlendiğini anlattı. Günümüzde iletişim hukuku ve iletişim özgürlüğü gibi yeni kavramların önem kazandığını belirten Atalay, Hükümet Programı’nda şeffaflık, açıklık ve bilgi edinme hakkının öneminin vurgulandığını söyledi. Atalay, “Bugün iletişim özgürlüğü bilgi edinme hakkı çerçevesinde ele alınınca yeni bir anlam kazandı” diyerek, bireyler için önemli olanın kollektif hak ve özgürlükler olduğunu söyledi. Cevap ve düzeltme hakkına özgürlük kazandırılmasının bilgi edinme hakkı açısından önemli olduğunu vurgulayan Atalay; Türkiye’de Basın Yasası, RTÜK Yasası ve kamu yayıncılığını düzenleyen TRT Yasası’nın iletişim alanını düzenleyen yasalar olduğunu belirtti. Beşir Atalay, RTÜK Yasası’ndaki boşlukların giderilmesi ve TRT Yasası’nın yeniden düzenlenmesi gerektiğini bildirdi. Mevcut iletişim mevzuatının güncelleştirilmesi için toplu bir reforma ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Atalay, “Bu yasalara toplu olarak bakılmalıdır” dedi. Atalay, toplantıdaki görüşlerin tümünün kitap haline getirileceğini söyledi.

RTÜK Başkanı Fatih Karaca da 1’inci Basın Kurultayı’nın ardından 68 yıl sonra ilk İletişim Şurası’nın düzenlendiğine işaret etti. Karaca, Şura’da açılışın ardından “Basın”, “Radyo Televizyon Yayıncılığı”, “Kamu Yayıncılığı ve TRT”, “Internet” adı altında 4 ayrı komisyonun eş zamanlı olarak çalışmalara başlayacaklarını belirtti. Komisyonlar, divan başkanı, başkan vekili, raportörler ve katılımcılardan oluştu. Komisyonların çalışmaları, başkanlık divanı tarafından rapor haline getirilecek. (Bu durumu Telekomünikasyon Kurumu’na da haber verseler de, Kurum boşuna Internet yönetmelikleri veya düzenlemeleri gibi konularla vakit kaybetmese.)
İkinci gün de bütün komisyonlar bir araya gelerek, “İletişim Şurası Genel Kurulu” Devlet Bakanı Beşir Atalay’ın başkanlığında toplandı. Burada, komisyonların çalışmaları sona erdikten sonra hazırlanan raporlar sırayla değerlendirildi ve ortak yaklaşımlar ortaya çıktı.
Şura’da basın, yayın, iletişim alanında temel yasaların yenilenme ihtiyacı

yeniden değerlendirilirken, RTÜK Yasası’ndaki boşluklar ele alındı. TRT Yasası konusunda kamu yayıncılığının yeniden değerlendirilmesi gündeme getirildi, Internet konusunda evrensel normların oluşturulmasına yönelik çalışmalar gözden geçirildi. Şura’ya akademisyenler, hukukçular, gazete, radyo ve televizyon yöneticileri ve çalışanları, yazarlar, program yapımcıları, eleştirmenler, vakıf, dernek, cemiyet, sendika temsilcileri, kamu kuruluşlarının yöneticileri katıldılar.
Internet Komisyonu’nda Mustafa Akgül, Ali Koç, Rahmi Aktepe, Emrehan Halıcı, Prof. Dr. Ziya Aktaş, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Haluk Maga ile Genel Müdür Yardımcısı Ekrem Yener ve TİD Başkanı Emre Kurttepeli görev yaptılar.

İletişim Şurası Internet Komisyonu; Bilişim Bakanlığı kurulmasını önerdi (?)

İletişim Şurası kapsamında çalışma yapan Internet Komisyonu, hazırladığı raporda Internet ve genelde bilişim ve iletişim teknolojileri (Komünikasyon mu, yayıncılık mı?) alanında yapılacak düzenlemelerin tek bir yasa çerçevesinde ele alınamayacağı gerçeğine dikkat çekerek, Internet yayıncılığının RTÜK Yasası kapsamından çıkarılmasını istedi.
İletişim sektörünün (Yayıncılık sektörü – Basın) ve mevzuatının masaya yatırıldığı İletişim Şurası’nda Türkiye Özerk İletişim Kurulu kurulması gündeme gelirken; basın, radyo TV yayıncılığı, kamu yayıncılığı ve Internet olmak üzere dört ayrı komisyon toplandı. Dört komisyondan biri olan Internet Komisyonu, bilişim ve iletişim (basın) sektörünün tam rekabete açılması; bilgi teknolojilerinin üretimi ve Internet’in önünün açılması; sayısal uçurumun önüne geçilmesi için önlemler geliştirilmesini önerdi. Komisyonlar tarafından hazırlanan raporlar da Şura genel kurulunda tartışmaya açıldı. Şura genel kurulunda konuşan Devlet Bakanı Beşir Atalay “Bütün niyetimiz iletişim (basın) alanına birlikte kalıcı çözüm bulmak, tutarlı ve sağlıklı bir düzenleme yapmak” diye konuştu. RTÜK Başkanı Fatih Karaca’da iki gün süren İletişim Şurası’nın amacına ulaştığını söyledi. Şura kapsamında çalışma yaparak, bir rapor hazırlayan Internet Komisyonu; bilişim bakanlığı (?) kurulmasını önerdi. Komisyon, Internet yayıncılığının RTÜK Yasası kapsamından çıkarılmasını, e-Türkiye Kurultayı yapılmasını ve TBMM Bilişim Komisyonu kurulmasını kaydetti. Internet Komisyonu Raporu’nda şu öneriler yer aldı:

Kurumsal yapı ve hukuki düzenlemeler
Internet Komisyonu’nun sunduğu raporda Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşme hedefine ulaşabilmesi için gerekli kurumsal yapılar ve hukuki düzenlemelerin altı çizildi.
Komisyon öncelikle “Bilişim Bakanlığı” (?) kurulmasını önerirken raporda bilgi temelli, dinamik ve rekabetçi bir ekonomi için, ülkenin yeniden yapılanması projesi olan “e-Türkiye”yi hayata geçirmenin toplumun tüm kesimlerinin ortak hayali ve sorumluluğu olduğuna dikkat çekildi. E-Türkiye projesinin, bir ulusal seferberlik ruhu içinde ve siyasi kararlılıkla ele alınması gereken çok büyük bir proje olduğu vurgulanırken “Bilgi toplumuna dönüşüm nihai hedefine ulaşmak için, e-Türkiye’nin inşası amacıyla kalıcılığı olan ve sürekli olarak çalışan kurumsal bir yapılanmaya ihtiyaç vardır. Bu yapılanma, siyasi sorumluluğu olan, e-Türkiye’ye yönelik tüm çalışmaları koordine edecek, katılımcı ve saydam mekanizmaları kapsayan, faaliyet alanının gerektirdiği esnekliğe sahip icracı bir bakanlık olarak Bilişim Bakanlığı ile sağlanabilir”denildi. (O halde kurulması gereken; Bilgi Toplumu Bakanlığı mı, Bilişim Bakanlığı mı? Diğer sektörler için de ayrı bakanlıklar kurulacak mı?)

Komisyonda TBMM’de “Bilişim Komisyonu” kurulması, Bilişim Bakanlığı koordinasyonunda ilgili kuruluşların da katılımıyla sektörel konuları ele almak üzere her yıl ”Türkiye Kurultayı” toplanması istendi. Ayrıca, halen çalışan Internet Kurulu’nun kurulacak olan bu yapının doğal bir parçası olması, bakanlık kurulana kadar, kurulun, katılımcı yapısıyla bir katalizör işlevi görebilecek bir biçimde etkinleştirilmesi, bu amaçla yaptırım gücü ve kaynak aktarımının sağlanması gereği belirtildi. (Eğer Internet, iletişim (basın) sektörünün alt sektörüyse, bu bakanlıkta ne işi var?)
Raporda, e-Türkiye girişimi kapsamında yer alan konuların birer ulusal politika konusu olarak belirlenmesi ve Acil Eylem Planı içinde ele alınması gerektiği vurgulanarak öncelikli konular şöyle sıralandı:
Bilişim ve iletişim sektörünün tam rekabete açılması; bilgi teknolojilerinin üretimi ve Internet’in önünün açılması; sayısal uçurumun önüne geçilmesi için önlemler geliştirilmesi; ulusal AR-GE ve inovasyon politika ve yapılanmalarının oluşturulması; Internet erişiminin toplumun tüm kesimlerine sağlanması ve kamusal girişimin yaygınlaştırılması için gerekli kaynakların yaratılması; kolay erişilebilir, hızlı, ucuz ve güvenli Internet altyapısının geliştirilmesi, bilgi toplumuna uygun hukuksal yapının oluşturulması; bilişim ve iletişim teknolojilerinin kullanımıyla kamu yönetiminin yeniden yapılandırılması kapsamında ele alınması; bilişim ve iletişim teknolojilerinin gerek örgün eğitim gerekse yaşam boyu eğitim kalitesinin arttırılması için kullanılması; tüm okulların Internet’e taşınması; teknoloji üretebilecek ve teknolojik uygulamaları çalıştırabilecek teknik personelin eğitilmesi, üniversitelerin yeniden yapılandırılarak bilgi teknolojilerine ağırlık kazandırılması; sağlık, tarım, çevre, turizm, ulaşım, istihdam konularında bilişim ve iletişim teknolojilerinin etkin kullanımına ilişkin politika ve stratejilerin belirlenerek ulusal pilot projelerin hayata geçirilmesi ile Avrupa e-içerik programı kapsamında ülkenin zengin ve çok sesli kültürel mirasının Internet’e taşınması ve içeriğin zenginleştirilmesi.
(Yukarıdaki paragrafta tanımlanan tüm özellikler, EKT-Enformasyon ve Komünikasyon Teknolojileri sektörünün mükemmel bir tanımını oluşturmaktadır ki, iletişim-basın bu tanımın tamamen dışında kalmaktadır. Hal böyle ise; belirtilen iş, İletişim Şurası’nda oluşturulan Internet Kurulu’nun değil, başkaca yetkili mercilerin işidir.)

Hukuki düzenlemeler
Raporda, Internet’le ilgili hukuksal düzenlemelerde düşünce ve ifade, haberleşme, bilgiye erişim özgürlüğü, kişisel verilerin gizliliği ile temel insan hakları belgelerinde çizilen çerçevenin göz önünde bulundurulması talep edilirken, düzenlemelerin teknolojinin gelişmesini ve yayılmasını engelleyici olmaması, tersine esnek ve “teknolojik yansızlık ilkesi” göz önünde tutularak teşvik edici olması gerektiği bildirildi.
Raporda Internet ve genelde bilişim ve iletişim teknolojileri alanında yapılacak düzenlemelerin tek bir yasa çerçevesinde ele alınamayacağı gerçeği dikkate alınarak, tüm süjelerin yetki ve sorumlulukları açık ve net bir şekilde belirlenmesi önerilirken; uluslararası düzenlemelerin sürekli izlenmesi ve yargı sürecindeki görevlilerin eğitilmesine ilişkin programların uygulanması, bilişim ve iletişim teknolojileri alanında delil ve zararlı içeriğin tespiti gibi ihtisas gerektiren konularda özel prosedürler belirlenmesi ve uzmanlık isteyen konularda ihtisas mahkemelerinin oluşumuna zemin hazırlanması istendi. (Telekom Hukuku’nun görev alanları)
Gelişmelerin izlenmesi ve bilgi toplumu politikalarının hayata geçirilebilmesi için bu alanla ilgili hukuksal düzenlemelerin hem teknik hem de ilkesel olarak gözden geçirilmesi ve güncellenmesi için gerekli kurumsal mekanizmanın “Bilişim Hukuku Konferansı” tarzında, her yıl sonuçları yayınlanacak yansız ve bağımsız bir yapılanma biçiminde olması da önerildi. Ayrıca, bilişim hukuku konusunda eğitim verilebilmesi için üniversitelerde gerekli faaliyetler başlatılmasına dikkat çekildi.

RTÜK ve Basın Kanunu’nda Internet
Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Yasa’nın 31/2 maddesinde “her türlü teknoloji ve her türlü iletişim ortamında yapılacak yayın ve hizmetlerin” şeklinde yer alan “veri yayını” kavramının Internet’i kapsamadığı ve kapsamaması gerektiği belirtilen raporda, “Internet yayıncılığıyla ilgili gerekli düzenleme, katılımcı bir yapı içinde tartışılarak yapılmalıdır. Ayrıca Basın Yasası’nda yer alan ve Internet’i Basın Yasası ile ilişkilendiren Ek 9’uncu madde kaldırılmalıdır. Söz konusu maddede düzenlenmek istenen kişilik haklarının korunması, mevcut yasal çerçevede yer almakta olup, ek bir düzenlemeye ihtiyaç bulunmamaktadır” denildi.

(İletişim Şurası’nda görev alan dört komisyondan biri olan Internet Komisyonu, Internet’in iletişim (basın) sektörü dışında değerlendirilmesi gerektiğini, yani Internet hakkında iletişim (basın) yasalarına göre işlem yapılmaması gerektiğini ve hatta bu durumda; İletişim Şurası’nda görev alan Internet Komisyonu’nun da bu işle bir alakası olmaması gerektiğini, aslında İletişim Şurası’nda Internet Komisyonu bile oluşturulmamış olması ve Internet konusunun, başka bir sektör, şura, komisyon ve yasalara tabi olmasına dair inançlarını belirtmişler. Son olarak da, yetkili mercilere iletilmek üzere aşağıdaki görüşlerini iletmişler.)

Internet erişim, içerik ve sunucu barındırma hizmet sağlayıcılarının hak ve sorumluluklarının öncelikle düzenlenmesinde yasal sorumluluk sistemi oluşturulması zorunluluğuna işaret edilen raporda, bu yöndeki başlıklar ve öneriler şöyle sıralandı:
Sakıncalı içerik ve özdenetim: Internet yayıncılığında sakıncalı içerik kavramı, uluslararası standartlarda çocuk pornografisi, ırkçılık ve şiddet gibi genel kabul gören kavramlar çerçevesinde değerlendirilerek, özellikle içerik barındırma hizmeti veren kuruluşlar bağlamında bir özdenetim mekanizmasının kurulması desteklenmeli.
Telif hakları: Bilişim ve iletişim teknolojilerinin ülkede kalıcı bir gelişim ivmesi yakalayabilmesi ve teknoloji bağımlılığının azaltılabilmesi için büyük önem taşıyan fikri mülkiyet haklarının korunmasına özen gösterilmeli, ancak bu konudaki düzenlemelerde kamu yararı, hak sahipliliği ve bireysel haklar arasındaki dengelere dikkat edilmeli.
Bilgiye erişim hakkı: Ülkenin bilgi toplumuna dönüşmesi, bilişim ve iletişim (basın) teknolojilerinin etkin bir biçimde kullanımıyla kamu yönetiminde şeffaflığın ve katılımın sağlanması ve yasama, yürütme, yargı erkinin adaletli ve kendi içinde uyumlu bir biçimde işleyebilmesi için temel bir insan hak ve özgürlüğü olarak kabul edilen bilgiye erişim özgürlüğü, açık ve net bir şekilde Anayasa ile teminat altına alınmalı. Ayrıca, özel bir bilgi edinme hak ve özgürlüğü yasası çıkarılmalı. Bu konuda geliştirilmiş ve Meclis’e sunulan kanun tasarıları, katılımcı bir yapı içinde geniş bir tartışmaya açılmalı.
Kişisel verilerin korunması: Kişilerle ilgili bilgilerin bilişim sistemlerinde işlenmesiyle ilgili esas ve usullerin düzenlenmesi, bu düzenlemelerin uluslararası veri değişimine elverişli olması, bu esaslara uymayanlar hakkında yaptırımların getirilmesi, bunlar yapılırken AB direktiflerine uygun bir çerçeve gözetilerek mutlaka kişilik haklarının korunması ve yasal güvenceler sağlanmalı.
Bilişim suçları: Internet ve genel olarak bilişim ve iletişim teknolojileri alanında ceza hukuku kapsamında yapılacak düzenlemeler, uluslararası anlayışa uygun, teknolojik gelişimi yansıtabilecek esneklikte, “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinden ve hukuk devleti ilke ve kurallarından ödün vermeden, ilgili tüm kesimlerin geniş katılımına açık bir yapı içinde gerçekleştirilmeli. Yapılacak yasal düzenlemelerde tanımlar, yetkilendirilen birimler, bu birimlerin görev ve sorumluluk alanları açık ve net bir biçimde belirtilmeli. Bilişim ve iletişim (basın) teknolojilerindeki suçların araştırılması, soruşturulması ve kovuşturması aşamasında gerçekleştirilecek olan usuli işlemler sırasında yetkililerce, gerekmediği halde özel hayatın gizliliğinin bozulmasına ve iletişim özgürlüğünün kısıtlanmasına yol açabilecek uygulamalar yapılması olasılığı göz önünde tutularak; suç soruşturma ve kovuşturma usullerinin neler olduğunun yasalarla detaylı bir şekilde belirlenmesi ve tüm usuli işlemlerin yargıç kararı ile yargı denetiminde bulunduğunun hukuki güvenceye bağlanması esas alınmalı. Bu anlayış çerçevesinde öncelikle Türk Ceza Kanunu ve CMUK tasarıları tartışmaya açılmalı.

E-ticaret ve e-imza
E-ticaretin teşvik edilmesi ve geliştirilmesi için ilgili kanunlarda gerekli düzenlemeler öncelikle yapılmalı, özellikle elektronik imza ve e-güven altyapısının tesisine yönelik özel düzenlemeler gerçekleştirilmeli. Bu konuda geliştirilmiş mevcut tasarılar, katılımcı bir yapı içinde tartışmaya açılmalıdır.

Teknoloji ve hukuk koordinasyonu
Teknoloji ve hukuk koordinasyonunu sağlayabilmek için, yargı sürecinde yer alan tüm tarafların bilişim ve iletişim (basın) teknolojileri konusunda eğitimi ve bilinçlendirilmesi sağlanmalı. Bu eğitim, eğitim kurumlarında bilişim hukukunu kapsayacak biçimde gerekli müfredat değişikliklerinin yapılması ve etkin bir biçimde uygulanması ile yargı sürecinin bütün aşamalarında yer alan tüm görevlilerin eğitimleri için özel programlar geliştirilmesi gibi iki farklı düzeyde gerçekleştirilmeli.

Bilgi toplumunun teknik altyapısı ile ilgili öneriler
Teknik altyapının uluslararası standartlarda oluşturulması, teknoloji bağımlığının ortadan kalkması ve ülkenin dünyayla bütünleşmesi açısından hayati bir gereklilik olduğu vurgulanırken bu altyapının e-Türkiye’nin kan dolaşımı ve sinir sistemi olacağı, bu nedenle gerekli kaynağın sağlanması ve sektörün tam rekabete açılmasının bir zorunluluk olduğu belirtildi. Ayrıca, Internet altyapısının çeşitli nedenlerle yeterli düzeye ulaşamadığı bölgelere, evrensel hizmet kapsamında, en yoksun kesimler ve engelliler ve emekliler öncelikli olmak üzere, Internet erişimin kamu kaynaklarıyla sağlanması gerektiğinin altı çizildi.

(EKT –Enformasyon ve Komünikasyon Tektolojileri sektörü olarak; İletişim Şurası Internet Komisyonu’na, yaşanmakta olan kavram kargaşasına bir son verdikleri ve sektörümüz düzenleyici kurum ve şirketlerine çalışmalarında yardımcı olacağına inandığımız görüşleri için teşekkür ederiz. İletişim Şurası’ndan anladığımıza göre demek ki neymiş; Bilgi Toplumu olarak bir bakanlığa ihtiyacımız varmış, Internet bilişim veya iletişimin bir alt sektörü kesinlikle olmamalıymış ve RTÜK veya mevcut basın yasasıyla değerlendirilmemeliymiş, “Bilişim” teriminin içindeki “İletişim”, komünikasyon değil basını ifade ediyormuş.)