Telekom'da kamu yansımaları

Türk Telekom grevi “haberleşme güvenliği”ni gündeme taşıdı

Türkiye Haber-İş Sendikası (Türkiye Haber-İş) ile Türk Telekom arasındaki anlaşmazlık sonucu 16 Ekim 2007 tarihinde greve gidilmesi “haberleşme güvenliği”ni gündeme taşıdı. Türkiye Haber-İş Sendikası'yla Türk Telekom arasında yürütülen 7'inci Dönem Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanması üzerine alınan grev kararının ardından haberleşmede aksaklıklar yaşandı. Bunun üzerine Türk Telekom, fiber optik kablolara sabotaj düzenlendiğini açıkladı. Türk Telekom'dan konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:
“ Grevin başladığı ilk günde fiber altyapımızda bazı noktalarda dış müdahale ile kesilmeler olmuştur. Edirne yurtdışı, İzmir'de iki ayrı güzergah, Bursa'da iki ayrı güzergah, Afyon-Burdur, Adana-Ceyhan, Ankara-Ümitköy-Çeltikçi, Mersin-Antalya, Batman ve dört ilçesi bu kesilmelerden etkilenmiştir. Görev başında olan personelimiz bu arızaların tamamını hızla gidermiştir.
Grev kanuni bir haktır ve şirketimiz tarafından çalışanlarımızın bu haklarını kullanması saygıyla karşılanmaktadır. Ancak kablo kesme-yakma gibi sabotaj eylemleri birer suçtur. Bu eylemler konusunda kanuni merciler nezdinde gerekli adımlar atılmaktadır.
Müşterilerimizin ve tüketicilerimizin sıkıntı yaşamaması için Türk Telekom elinden geleni yapmaktadır. Greve katılmayan çalışanlarımız, 24 saat esasına göre yoğun bir tempoda çalışacak şekilde her türlü müdahaleye hazır olarak örgütlenmiştir.”
Türkiye Haber-İş Sendikası ise sabotajın kendileriyle ilgisi olmadığını açıklayarak, Türk Telekom'un sendikayı teröristlikle suçladığını öne sürdü.;
Türk Telekom grev süreci ile ilgili kamuoyunu sürekli bilgilendirmeye devam ederken, “Haberleşme hizmeti sorunsuz sağlanıyor. 24 saat görev başındayız, arızalar hızla gideriliyor” açıklaması kamuoyunu tatmin etmedi.
Türkiye‘nin önde gelen 13 bilişim ve haberleşme sivil toplum kuruluşu, Türk Telekom grevine ilişkin ortak bir bildiri yayımlayarak, grevin daha ilk gününde karşılaşılan kesintilerin birçok alanda önemli aksamalara neden olduğu ve bu gibi durumlarda kesintisiz haberleşme güvenliğinin sağlanması için alternatif altyapıların kurulması ve kullanılmasının gerektiği vurgulandı.
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği de (TELKODER) 13 sivil toplum kuruluşu ile birlikte yaptığı açıklamanın yanında ayrıca yaptığı açıklamada, Türk Telekom'da ilk kez olan grevin, savaş, deprem, grev gibi olağanüstü zamanlarda kesintisiz haberleşme güvenliğinin sağlanması için Türk Telekom'un hazır olmadığımızı ortaya çıkardığını bildirdi.
CHP Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu da; Türk Telekom grevi sırasında, sendikayla ilgisi olmayan sabotaj olayları yaşandığına değinerek, “Haberleşme olanaklarını ciddi sürelerde aksatan bu sabotajların tam da TBMM'de ‘Tezkere'nin görüşüldüğü günlere rastlaması ciddi bir güvenlik sorununu da ortaya çıkardı” diye konuştu. Coşkunoğlu, konuya ilgili olarak Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın cevaplandırması üzerine TBMM'ye bir soru önergesi verdi.

STK'ler: “ Kesintisiz haberleşme güvenliği sağlanmalıdır”
Türkiye‘nin önde gelen 13 bilişim ve telekom sivil toplum kuruluşunun başkanları yaptıkları ortak açıklamada, Türk Telekom'da ilk kez bir grev yaşandığına işaret ederek, daha ilk günlerde karşılaşılan kesintilerin ülkemizin savaş-terör, deprem ve grev gibi zamanlarda kesintisiz haberleşme güvenliğinin sağlanması için üzerinde durulması ve giderilmesi gereken bir eksiğini ortaya çıkardığını bildirdiler. Başkanlar, Türk Telekom grevine ilişkin şu açıklamayı yaptılar:
“Kuşkusuz grev bir yasal haktır ve aksamalara yol açması kaçınılmazdır. Gündeme gelen sabotaj iddiaları ise polisiye olaylardır ve varsa suçluları cezalandırılır. Esas zaaf, yedeksiz tek bir haberleşme altyapısına, daha net bir ifadeyle haberleşmemizin sadece Türk Telekom A.Ş. altyapısına bağımlı olmasıdır.
Türk Telekom A.Ş.‘nin kullandığı altyapı, halen ülkemizde haberleşme amacıyla kullanılan tek telekomünikasyon altyapısıdır. Kesinti durumunda, bu şebeke üzerinden sağlanan; İnternet erişimi, sabit telefon ve bazı GSM telefonu gibi hizmetleri aksamaktadır.
Türk Telekom A.Ş. işyerlerinde 16 Ekim günü başlayan grevde, işçi ve işveren taraflarının en kısa sürede anlaşarak grev halinin sona ermesini diliyoruz.
Tek şebekeye bağımlılık ve rekabetsizlik, haberleşme hizmetlerinde büyük kesintisizlik ile güvenilirlik sorunlarını beraberinde getiriyor. Çözümün serbestleşmenin sağlanmasından geçtiğine inanıyoruz.
Ülkemizin; kesintisiz haberleşme güvenliğinin sağlanması, alternatif altyapıların kurulması/ kullanılması ve Bilgi Toplumu olma yolunda koyduğu hedeflere ulaşmak için Hükümetimize, Ulaştırma Bakanlığı'mıza ve Telekomünikasyon Kurumu‘muza büyük görev düşüyor. 60'ıncı Hükümet Programı'nda da yer alan telekomünikasyonda serbestleşmenin sağlanması ve Bilgi Toplumu Stratejisi Eylem Planında yer alan Rekabetçi, Yaygın ve Ucuz Telekom Altyapı ve Hizmetlerinin sağlanması hedefi doğrultusunda acil önlemler almalarının bir zorunluluk haline geldiği, Türk Telekom işyerlerinde devam eden grev nedeniyle açıkça anlaşılmıştır:”

TELKODER: “Alternatif altyapı eksikliği var”
TELKODER de konuya ilişkin açıklamasında Türk Telekom grevinin, alternatif altyapı eksikliğini gözler önüne serdiğini belirtti. TELKODER açıklamasında şunlara yer verdi:
“Grevle birlikte Türkiye, telekomünikasyon gibi kritik önem taşıyan bir pazarda serbestleşmenin tam anlamıyla gerçekleşmemiş olmasının sakıncalarını çok net bir şekilde anlamış ve yaşamış oldu. Oysa ki, alternatif telekom operatörleri için doğru adımlar zamanında atılmış, sağlıklı bir rekabet ortamını tesis etmek üzere ruhsatlamalar ve gerekli düzenlemeler yapılmış olsaydı, Türkiye bu grevden olumsuz etkilenmez; Türk Telekom çalışanlarının anayasal hakkı olan grev de daha olağan çizgide sürdürülebilirdi.
Türk Telekom'un kullandığı altyapı, halen ülkemizde haberleşme amacıyla kullanılan tek telekomünikasyon altyapısıdır. Sabit telefon, İnternet erişimi ve kısmen GSM telefonu hizmetleri, bu şebeke üzerinden sağlanmaktadır. Tek şebekeye bağımlılık ve rekabetsizlik, haberleşme hizmetlerinde büyük kesintisizlik/güvenilirlik sorunlarını beraberinde getirmektedir. Tek çözüm tam serbestleşmenin sağlanmasıdır.
En kısa zamanda Telekomünikasyon Kurumu'nun ve Hükümetimizin etkin rekabet koşullarını sağlaması gerekmektedir.
-Şehiriçi Telefon Hizmetleri rekabete açılmamıştır. Lisanslar derhal verilmelidir.
-Türk Telekom'un Mart ve Temmuz 2007 tarihlerinde Telekomünikasyon Kurumu'nun onayı ile yürürlüğe koyduğu telefon tarifeleri, tüketici için zam ve yıkıcı fiyatla rekabeti yok etmek anlamındadır.
-Geniş bant İnternet erişiminde TTNet yüzde 97 paya sahiptir. Rekabet de yoktur, alternatif/yedek şebeke de yoktur.
-Kablo TV şebekesi atıl bırakılmıştır. Altyapı rekabetinin, geniş bant İnternet erişimi rekabetinin gelişmesi için, Kablo TV şebekesi zaman geçirilmeden özelleştirilmelidir. Neden beklendiğinin açıklaması yoktur.”

Coşkunoğlu: “Grev, ciddi bir güvenlik sorununu ortaya çıkardı”
CHP Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu da Türk Telekom grevi sırasında, sendikayla ilgisi olmayan sabotaj olayları yaşandığına değinerek, “Haberleşme olanaklarını ciddi sürelerde aksatan bu sabotajların tam da TBMM'de ‘Tezkere'nin görüşüldüğü günlere rastlaması ciddi bir güvenlik sorununu da ortaya çıkardı” diye konuştu. Coşkunoğlu, konuya ilgili olarak Başbakan Recep Tayip Erdoğan'ın cevaplandırması üzerine, 19 Ekim 2007 tarihinde TBMM'ye bir soru önergesi verdi.
Coşkunoğlu, Türk Telekom'un özel tekel konumunu sürdürmesinin bugüne dek sektörde rekabet sorunları, yeni firmaların sektörde faaliyet göstermesini önleme sorunları yarattığını söyledi. Coşkunoğlu önergesinde şu sorulara yer verdi:
-Hangi iller/yöreler arasında haberleşme ne kadar süre kesildi veya aksadı?
-Sabotajlar sonucu, PKK varlığının ve terörünün yoğun olduğu yörelerimizde haberleşmenin kesildiği doğru mu? Doğruysa, fiber kablolarını kesme sabotajı ile TBMM'de “Tezkere” görüşmelerinin aynı zamana rastlaması bir rastlantı mı? Hükümet bu konuda bir araştırma ve soruşturma yapıyor mu?
-Kesilen kabloların ulusal telekom altyapımız konusuna hakim birileri tarafından özellikle seçildiği ve kesilen hatların yedeğinin olmadığı doğru mu? Doğruysa, ortaya ciddi bir güvenlik sorunu çıkmıyor mu? Türk Telekom'un yabancılara satılmış olması, dolayısıyla telekom altyapımızın yabancılar tarafından işletilip yedeklenmesi bu ulusal güvenlik sorununu daha da ciddileştirmiyor mu?
-Türk Telekom yetkilileri yapılan sabotajları kamuoyuna medya yoluyla açıklarken, telekom altyapımızı da tüm eksikleri ve zayıf noktaları ile deşifre etmesi sakıncalı bir durum yaratmış mıdır? Terörist grupların ve sabotajcıların işleri kolaylaşmış mıdır? Bu konuda hükümet ne gibi önlemler almayı düşünüyor?
-Polis güçlerinin işlem takibi yaptıkları, anlık sorgulamaları aldıkları Polnet adındaki haberleşme şebekesinde kaç gün sorun yaşanmıştır? Bu durum, yurttaşlarımız açısından bir diğer güvenlik sorunu ortaya çıkarmıyor mu?
-Bu olaylar nedeniyle Telekom altyapımızın stratejik önemi bir kez daha ortaya çıktığına göre, Türk Telekom'u özelleştirmeyi üstelik yabancı bir firmaya satmayı sakıncalı görmemiş olan hükümet, haberleşmenin kesilmesi ile ortaya çıkabilecek güvenlik sorunları hakkında hükümet ne gibi önlemler aldı veya almayı düşünüyor?

Türk Telekomünikasyon A.Ş.: Haberleşme hizmeti sorunsuz sağlanıyor
Türk Telekom grev süreci ile ilgili kamuoyunu bilgilendirmeye devam ediyor. Türk Telekom Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Emin Başer'in grev sürecine ilişkin görüşleri ve Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Celalettin Dinçer'in son durum ile ilgili açıklamaları aşağıda kamuoyunun bilgisine sunulmaktadır:

Türk Telekom Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Emin Başer: “Çalışanlarımız en büyük güvencemizdir”
“167 yıllık köklü bir maziye sahip olan Türk Telekom, ülkemizin haberleşme altyapısını sağlamakta ve en son teknolojileri dikkate alarak müşterilerine, ülke sathında, yaygın, kaliteli, süratli ve en üst seviyede hizmet verebilmenin anlayışı içinde çalışmaktadır.
Bu maksatla yıllarca yapılan çalışmalar sonunda ülkemizdeki 57 bin yerleşim yerine telekom altyapısı ulaştırılmıştır. 10.000 adet muhtelif kapasitedeki ve yüzde 98'i sayısal olan telefon santralı ve bu santrallar arasında bağlantıyı sağlayan 5.2 Terrabit/s kapasiteli transmisyon ortamı, 36 milyon çift hat kapasiteli prensipal/rijit ve 60 milyon çift kapasiteli yerel yer altı çoklu bakır kablo, 316,000 göz km, 49.000 km yer altı kablo kanalına sahip erişim şebekesiyle Türk Telekom, yaklaşık 50 milyon telefon kullanıcısı ile 4.300.000 ADSL (İnternet) kullanıcısına ülke sathında 24 saat kesintisiz hizmet verebilmek için, 37,344 personeliyle büyük gayret içinde bulunmaktadır.
Büyük ağırlık verilen fiber optik hatları bütün yurt geneline yayılmış yaklaşık 130 bin km'lik bir yeraltı şebekesi ile haberleşme altyapımızın önemli bir transmisyon ortamını teşkil etmektedir. Ülke genelinde telekomünikasyon altyapımızın yenilenmesi ve genişletilmesi ile hizmetlerin aksamaması için yıllık ortalama 1 milyar YTL'nin üzerinde bir yatırım harcaması planlanmaktadır. Türk Telekom, şebekesinin büyüklüğü itibariyle dünyanın 13. Avrupa'nın 5. büyük operatörü durumundadır. Bu sorumluluk içerisinde yeni hizmetlere ağırlık verilmekte olup özellikle İnternet ulaşımının ön plana çıktığı ve bilgiye ulaşımın her seviyeden ve her yaştan insan için büyük önem arz ettiği günümüzde 4,300,000 ADSL abonesine bu hizmet en üst kalitede verilebilmektedir.
Kurumsal müşterilere hızlı İnternet hizmetini verebilmek amacıyla da metro ethernet şebekemiz hızla genişletilmektedir. Gelişmiş ülkelerde yeni yeni hizmete verilmeye başlanılan IPTV başta olmak üzere triple play (ses, hızlı İnternet, video) uygulamasına ve arkasından quadroplay (ses, hızlı İnternet, video, mobil) uygulamasına geçebilmenin hızlı çalışması içinde bulunulmaktadır. Halen mevcut şebekemizde VDSL2 uygulaması başlatılmış olup 30 Megabit gibi yüksek bir hız seviyesine ulaşılmıştır. Yine görüntülü telefon hizmeti ile Wi-Fi telefon ve Wi-Max mobil telefon ile sabit telefonu bütünleştiren yakınsama hizmetleri üzerinde yoğun bir çalışma sürdürülmekte olup kısa süre içerisinde özellikle Wi-Fi telefon ve görüntülü telefon hizmeti müşterilere sunulur hale gelecektir.
Türk Telekom gerek sayısal santrallarının verdiği yeni hizmetler gerekse VoIP dediğimiz sesin veri hatları üzerinden taşınması alanındaki çalışmaları da hızlı olarak sürdürmekte olup teknolojinin imkan verdiği ve gelişmiş operatörlerin sunduğu hizmetlerin tamamını kaliteli ve yaygın olarak verecek durumdadır. Yine Türk Telekom NGN dediğimiz yeni nesil şebekenin çalışmasına başlamış ve özellikle kırsal alandaki uygulamalarıyla köylere kadar yeni nesil şebekenin uzatılmasını ve bunun altyapısını uygulama noktasına gelmiştir. Böylece yakın gelecekte akıllı şebeke olarak da isimlendirilen şebeke üzerinden yeni birçok hizmetler verilir hale gelecektir.
Bugün ulaşılan seviye şüphesiz bugün gerçekleştirilen çalışmaların bir sonucu değildir. Bu hizmetler 167 yıllık bir birikimin ve bu süre içerisinde görev yapan her kademe ve unvandaki Türk Telekom çalışanlarının görev yaptığı dönemdeki katkılarının bir sonucudur. Şüphesiz şu andaki Türk Telekom teknik kadrosu başta olmak üzere, tüm kadrosuyla bütün yeniliklere uyum sağlayabilecek ve bu yenilikleri zamanında ve aksaksız hizmete sunabilecek ve en üst seviyede işletebilecek insan kaynağına sahip bulunmaktadır. Bu çalışmalarında Türk Telekom, bir teknoloji şirketi olma yolunda sahasını genişletmekte ve şirket bünyesine aldığı yeni şirketlerle başta teknoloji ve yazılım şirketleri olmak üzere bir takım çalışması içerisinde dünya şirketi olma yolunda hızlı adımlarla yürümektedir. Bu hedeflere ulaşmada en büyük güvencemiz takım ruhuyla çalışan, sahasında kendisini yetiştirmiş, yeniliklere açık ve devamlı kendisini yenileyen 37,344 çalışanımızdır.
Bu duygu ve düşünceler içerisinde hizmetlerimizi en üst düzeyde götürdüğümüz bir dönemde 37,344 çalışanımızın 25,270 kişisinin üyesi bulunduğu Türkiye Haber-İş Sendikası'yla 4.5 aydır sürdürülen toplu iş sözleşmesi görüşmeleri anlaşmazlıkla sonuçlanmıştır.
Şirketimiz, çalışanlarımızın huzuru, güvencesi, refahı ve takım ruhu içerisinde hizmet yapmalarını sağlayacak çalışma ortamını sağlamak ve sürdürmek için tüm imkanlarını sonuna kadar zorlayarak makul bir teklif sunmuştur.
Ancak bu teklif sendikaca kabul edilmemiş, buna karşın şirketimiz tarafından kabul edilmesi mümkün olmayan karşı tekliflerde bulunulmuştur.
Sonuçta 16.10.2007 tarihinde sabah saat 08:00'da grev uygulaması başlamıştır. 10. gününe girdiğimiz bugün itibariyle grev uygulamasının sürdüğü süre içerisinde özellikle işletme bakım ve onarım hizmetlerinde çalışan ve kapsam dışı statüde bulunan ve greve katılma hakları bulunmasına rağmen greve katılmayan yaklaşık 3 bin 600 çalışanımızın gece gündüz demeden fedakarca çalışmaları sonucunda, gerek telefon gerekse ADSL müşterilerimizin hizmetleri olabildiğince aksaklık olmadan sürdürülmeye çalışılmıştır.
Bu dönemde bizi en çok üzen husus ülkemizin milli bir değeri olan ve milyarlarca Dolar harcama ve on binlerce insanın emeğiyle tesis edilmiş bulunan haberleşme altyapımıza verilen zararlardır. Sabotaj olarak nitelendirdiğimiz bu yoğun tahribatla, yurtdışı ve yurtiçi ses ve verinin taşındığı, ana arterler olarak nitelendirdiğimiz fiber optik kablolar kesilmiş, ülkenin dört bir yanında ve grevin başladığı tarihten günümüze kadar 21 ilde ortalama 600 ila 2,400 hat kapasiteli 195 adet saha dolapları kesilmiş her türlü kesici alet kullanılarak tahrip edilmiş, asit dökülerek içindeki kablolar eritilmiş ve bu tesisler kullanılmaz hale getirilmiştir.
Bir taraftan günlük arızaları gidermekte olan kısıtlı sayıdaki bakım onarım personelimizin daha çok zamanını alan bu tür arızalar, hizmetlerimizin daha üst düzeyde götürülmesine engel olmaktadır. Bu sabotajı yapan ve ülke servetine zarar veren kişileri lanetle kınıyor ve bundan böyle bu tür olayların olmamasını temenni ediyoruz.
Grevde olan personelimizin bu davranışları tasvip etmediğini ve bunu yapanlara karşı en az bizim kadar hassasiyet göstereceklerine ve gördükleri duydukları bir şey varsa bizi haberdar edeceklerine yürekten inanıyoruz.
Vatandaşlarımızın da bu tür bir olaya şahit olduklarında bizlere, Emniyet güçlerine haber vermelerini rica ediyoruz.
Ülkemizin sosyal ve ekonomik hayatına, kamu güvenliği ve kamu sağlığına bugüne kadar önemli bir olumsuz etkisi olmamasını sağlayabildiğimiz çalışmaların bundan böyle de aynı hızla aynı inançla ve aynı güvenle omuz omuza sürdürebileceğimizi ve bunun yanında da bizim bir parçamız olan ve greve katılan sağduyulu personelimizle en kısa sürede aynı ortamda sevgi ve büyük Türk Telekom ailesi olarak çalışmaya devam edeceğimize yürekten inanıyoruz.”
Türk Telekom Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Celalettin Dinçer: Türk Telekom çalışanların emeğiyle kurulmuş olan şebekemiz, dünyanın en modern işletişim altyapılarından birisidir”
“Türk Telekom olarak daha önce de kamuoyunu bilgilendirdiğimiz gibi, birinci günden itibaren olası bir grev için tüm hazırlıkları tamamlamış ve ülkemizde haberleşme hizmetlerinin kesintiye uğramaması için tüm gerekli tedbirleri almıştık. Şeffaflık ve açıklık politikamız çerçevesinde bunları bir kez daha hatırlatmak isteriz. Grev öncesinde:
•  Genel Müdürlükte ve bütün illerde Kriz Masaları kurulmuştur.
•  Bütün illerde Erişim Şebekeleri Kriz Yönetim Merkezi oluşturulmuştur.
•  Grev kapsamı dışı kalan personelimizin 7 gün 24 saat çalışmaları yönünde ilave tedbirler alınmıştır.
•  Ana Denetim Merkezi üzerinden bütün ana güzergahlar denetim altına alınmıştır.
Ayrıca yine grev öncesinde, erişim şebekeleri, transmisyon, santral, fiber optik kablolar ve enerji-soğutma sistemlerine yönelik analizler yapılmış ve gerekli eylem planı oluşturulmuştur. Grev sonrası bu plan başarılı bir şekilde hayata geçirilmiştir.
Önemle altını çizmek isterim ki, Türk Telekom en modern telekom altyapısına sahip olan bir operatördür. Türk Telekom olarak gurur duyduğumuz altyapı şebekemiz, 130 bin km fiber optik kablo ağı, bunun üzerinde DWDM ve SDH teknolojisiyle oluşturulmuş ana omurga ve 320 Gigabitlik hatlarla
iki alternatifli olarak tasarlanmış ve yedekli olarak işletilmektedir.
Grevin başlamasıyla birlikte fiber optik altyapımıza yönelik sabotajlar daha sonraları saha dolaplarını hedef almaya başlamıştır. Şebekemizde kasti müdahalelerle oluşan arızaların giderilmesi için greve katılmayan personelimiz canla başla gece gündüz çalışarak aksaklıkların minimum seviyede kalmasını sağlamıştır. Arızalar giderilirken kamu güvenliği ve sağlığı konularına öncelik verilmiştir. Fedakarca çalışmalarından dolayı mesai arkadaşlarımı yürekten kutluyor ve teşekkürü bir borç biliyorum.
Yapılan bu tür sabotaj eylemlerinin en az bizim kadar yasal yollarla grev hakkını kullanan sağduyulu personelimizi de üzdüğünü ve bu eylemlerin onlar tarafından da tasvip edilmediğini biliyoruz. Yıllarca hep beraber çalışarak kurduğumuz gözbebeğimiz olan bu altyapının korunması konusunda hepimize önemli sorumluluk düştüğünü bir kez daha hatırlatmak istiyorum. İnanıyorum ki, sona erecek bu grevin ardından tekrar huzur içerisinde çalışmalarımıza kaldığımız yerden devam edeceğiz.”

Telekomünikasyon Kurumu, GSM 900 sistemlerine ilişkin ihaleyi iptal etti
Telekomünikasyon Kurumu, mevcut GSM 900 frekans bandına komşu kanallarından 3 adedinin GSM 900 sistemlerinde kullanımına ilişkin ihaleyi iptal etti.
Telekomünikasyon Kurumu'ndan yapılan yazalı açıklamada, mevcut GSM 900 frekans bandına komşu olan kanallarından 3 adedinin, GSM 900 sistemlerinde kullanımı ihalesinin iptal edildiği kaydedildi.
Mevcut GSM 900 (890-914/935-959) MHz, 1-120. kanallar frekans bandına komşu olan 121-124.(914.2-915 MHz / 959.2-960 MHz) kanallarından 3 adedinin GSM 900 sistemlerinde kullanımı için, 10 Ekim 2007 tarihinde yapılması planlanan ihalenin Telekomünikasyon Kurulu'nun kararı ile iptal edildiği belirtilen açıklamada şöyle denildi:
“Kısıtlı ve değerli bir kaynak olan GSM 900 frekans bandının, etkin ve verimli olarak kullanılmasının sağlanması için, halen kullanılmayan ve geçici olarak kullanılmakta iken boşaltılan kanallar yeniden planlanarak, ileri bir tarihte daha fazla kanal için tekrar ihaleye çıkılacaktır.”

GSM'lerde Türkçe karakter kullanımına destek
Telekomünikasyon Kurulu, GSM telefonlarındaki ‘Kısa Mesaj Hizmeti'nde Türkçe karakterlerin kullanılmasına yönelik bir düzenleme getirdi.
Düzenlemeye göre, GSM işletmecileri yıl sonuna kadar şebekelerinde Türkçe karakterleri destekleyecek tüm önlemleri alacaklar. 1 Temmuz 2008'den itibaren Türkçe karakteri desteklemeyen GSM telefonlarının ithalatı ve satışı yapılamayacak.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'na, kısa mesajlarda Türkçe karakterlerin (yani Ğ, ğ, İ, ı, Ş, ş, ç) kullanılması durumunda mesaj boyutunun arttığı ve mesajın bölünerek birden fazla mesaj olarak gittiği, bunun sonucunda da tüketicilerin bir kısa mesaja karşılık 2 ya da 3 kısa mesaj göndermiş gibi ücret ödemek durumunda kaldıklarına ilişkin çok sayıda tüketici başvurusu olduğu ifade edildi.
Telekomünikasyon Kurulu, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın görüşü doğrultusunda tüketicinin korunması ve mağduriyetinin önlenmesi için GSM telefonu kısa mesajlarında Türkçe karakterlerin kullanımında yüksek ücret ödenmesinin önüne geçti.
Sorunun çözümü için, uzun vadede Türkçe karakterlerin tamamının yer aldığı alfabe setlerinin uluslararası standartlara dahil edilmesi ve kullanıcı tercihine göre uygun alfabenin seçiminin sağlanması nihai çözüm olarak görülüyor.
Telekomünikasyon Kurulu, kullanıcıların mağduriyetinin giderilmesi ve özellikle genç kullanıcıların kısa mesajlarında Türkçe'yi kullanmalarının desteklenmesi açısından kısa vadede sorunun çözümüne yönelik 18 Temmuz 2007 tarihinde yaptığı toplantıda bazı tedbirler getirdi. Bu tedbirler şöyle:
- GSM işletmecilerine, kullanımda olan mevcut GSM telefonları için Türkçe harfler içeren 160 karakterden az olan bir kısa mesajın birden fazla mesaj olarak ücretlendirilmesini önlemek üzere gerekli tedbirleri almaları ve bunun için şebekelerinde gerekli değişiklikleri yapmaları için 2007 yıl sonuna kadar süre tanınması,
- GSM telefonu üreticilerinin ve ithalatçıların, Türkiye'de kullanılacak GSM telefonu (el terminali) cihazlarında Türkçe harflerin 7 bit kodlamasını yapabilecek donanım ve/veya yazılım değişikliklerini yapmaları, 1 Temmuz 2008 tarihinden itibaren bu özellikleri taşımayan mobil telefonların Türkiye'ye ithalinin veya satışının engelleneceğinin kendilerine bildirilmesi, kararlaştırılmış ve bu karar ilgili taraflara iletilmiştir.

Turkcell, ONAIR ile uluslararası dolaşım anlaşması imzaladı
Turkcell, İsviçre merkezli ONAIR ile imzaladığı uluslararası dolaşım anlaşması çerçevesinde abonelerine havada da GSM telefonları ile konuşma olanağı sunuyor.
Turkcell'den yapılan yazılı açıklamada, şirketin, mobil haberleşme hizmeti sunan uydu tabanlı ONAIR operatörü ile uçakla seyahat eden abonelerine havada kapsama hizmetini başlattığı belirtildi.
Açıklamada, Eylül ayının başında yürürlüğe giren anlaşmayla birlikte tüm faturalı Turkcell abonelerinin, ONAIR'in anlaşmalı olduğu havayolu şirketlerinin uçaklarında ses ve veri servislerinden yararlanarak yüksek kalitede GSM ve GPRS dolaşım hizmeti aldığı kaydedildi.
Uygulamayla, Turkcell faturalı hat abonelerinin, farklı GSM şebekelerine uyumlu GSM telefonlarıyla hiç bir ek tanımlamaya gerek olmadan ses, SMS7KMS-Kısa Mesaj Servisleri ve GPRS hizmetlerinden yararlanabildikleri, e-posta alışverişi yapıp İnternet'ten faydalanabildikleri bildirildi.
Açıklamada, Air France ile A318 tipi uçaklar için anlaşma yapan ONAIR'ın, önümüzdeki dönemde de diğer havayolu şirketleri ile de ortaklık kurmak üzere çalışmalarını hızla sürdürdüğü kaydedildi.
Öte yandan, HP ve Turkcell işbirliğiyle, HP'nin bazı yeni diz üstü bilgisayarlarında bütünleşik Turkcell SIM kartları bulunacak. Böylece kullanıcılar, Turkcell'in kapsama alanındaki her yerde, diğer bir deyişle Türkiye'nin her noktasında SIM kartlar üzerinden İnternet'e bağlanabilecek.
SIM Kartlı diz üstü bilgisayarların, Kasım sonu Aralık başında piyasaya sunulacağı belirtilirken, hedef kitlenin tüm mobil çalışanlar olduğu bildiriliyor.

Anel, AlanDick firmasıyla işbirliğine gitti
Anel Telekomünikasyon, İngiliz AlanDick firmasıyla işbirliğine gitti. İmzalanan anlaşma ile İngiliz AlanDick firmasını Türkiye'de Anel, temsil edecek.
Anel'den borsaya gönderilen açıklamada şöyle denildi:
“Şirketimiz Anel Telekomünikasyon Elektronik Sistemleri San. ve Tic. A.Ş. Radyo Şebeke Mühendisliği Firması AlanDick ile 22 Ekim 2007 İşbirliği Anlaşması imzalamıştır.
İmzalanan bu anlaşma ile GSM, UMTS, CDMA, Tetra, Micro Dalga, Kablosuz LAN ve Bluetooth teknolojilerinde radyo planlaması, kurulum sürüş testleri ve kalite ölçme optimizasyon, bakım, yönetim, destek ve güncelleme konularında 5 kıtadaki 24 ülkede yer alan temsilcilikleri ile faaliyetini sürdüren ve Dünya'nın önde gelen Radyo Şebeke Mühendisliği Uzmanı konumundaki İngiliz AlanDick firmasını Türkiye'de Şirketimiz temsil edecektir.
Bu kapsamda Şirketimiz, AlanDick'in verdiği tüm hizmet, çözüm ve ürünleri, Türkiye'deki ve çevre ülkelerdeki operatörlere sunma yetkisine sahip olmuştur.”
Öte yandan, Anel Şirketler Grubu, Almanya Berlin Teknik Üniversitesi bünyesinde bulunan ARGE Laboratuarı DAI-Labor ile Türkiye'de benzeri bir laboratuarı, “DAI-Lab” adı altında kurma kararı aldı.
Anel Şirketler Grubu'ndan yapılan yazılı açıklamada; Türkiye'de çoğu endüstri kuruluşunun ürün geliştirirken buluşlarını kendi ARGE laboratuarlarında kendi mühendislerine yaptırması ve finansmanından insan kaynağına, patentinden müşterisine kadar her şeyi kendi bünyesinde çözmeye çalışan kuruluşlar için bir alternatif yaratmak adına, Almanya'nın BHT-Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri alanında tanınmış, ARGE Laboratuarı DAI-Labor ile anlaşma sağlandığı bildirildi.

TTNet abonelik işlemleri, PTT merkezlerinden yapılıyor
Türk Telekom'un İnternet Operatörü TTNet'in abonelik işlemleri, yurt genelindeki otomasyona açık bütün PTT merkezlerinde yapılmaya başlandı.
PTT Genel Müdürlüğü ile TTNet A.Ş. arasında imzalanan protokol uyarınca otomasyona açık bütün PTT merkezlerinde, TTNet abonelik işlemleri yapılıyor.
Vatandaşların adlarına kayıtlı sabit telefon hattı olması halinde, merkezlerde bulunan ADSL İnternet Başvuru Formu'nu doldurarak kimlik fotokopisi ile başvurularını yapabiliyorlar.
Öte yandan, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'nın (OECD) yayınladığı rapora göre, üye ülkeler arasında en ucuz geniş bant İnternet hizmeti Japonya, en pahalısı ise Türkiye'de bulunuyor.
Üye ülkelerin İnternet kullanıcılarının yüzde 60'ının geniş bant hizmetinden faydalandığının belirtildiği rapor, OECD'nin Aralık 2006 verilerine göre hazırlandı. Raporda, fiber optik şebeke ağına geçen ülkelerde daha düşük fiyata en yüksek hızda hizmet alınabildiğine dikkat çekildi.
OECD raporunda, ABD'de saniyede Megabit açısından en ucuz geniş bant bağlantısının 3,18 Dolar, İngiltere'de 3,62 Dolar olduğu belirtilerek, Japonya'daki fiber optik ağ sayesinde kullanıcıların veri indirebildikleri hızda veri de iletebildikleri kaydedildi.

Çalık Grubu, Arnavutluk Albtelecom'u resmen devraldı
Çalık Grubu, özelleştirme ile yüzde 76'sını satın aldığı Arnavutluk'un telekomünikasyon şirketi Albtelecom'u resmen devraldığını açıkladı.
Çalık Grubu'dan yapılan açıklamada, Albtelecom'un özelleştirme ihalesinin kazanıldığı hatırlatılarak, 28 Eylül 2007 itibarıyla sabit hatlı telefon hizmetleri sunan telefon operatörü Albtelecom ve GSM operatörü Eagle Mobile şirketinin hisselerinin 120 milyon Euro ödenerek resmen devralındığı bildirildi.
Çalık Grubu, üç yıla yaklaşan zor bir sürecin ardından Arnavutluk'un en büyük ve önemli özelleştirmelerinden birini gerçekleştirdi.
Çalık Grubu, Albtelecom'un yüzde 76'lık hissesinin özelleştirilmesi için 6 Mayıs 2005'te açılan ihalede, 120 milyon Euro ile özelleştirme için en yüksek teklifi veren katılımcı olmuştu. İhale, bir seferde en yüksek meblağlı doğrudan yatırımı getiren özelleştirme olması açısından Arnavutluk için büyük önem taşıyor.
Bünyesinde sabit hatlı telefon operatörü Albtelecom'u ve Eagle Mobile GSM operatörünü barındıracak yeni şirketin adı, CT Telekom olarak belirlendi.
CT Telekom'un yüzde 80'i Çalık Enerji A.Ş'nin telekomünikasyon alanındaki kuruluşu CETEL'in, yüzde 20 hissesi ise Türk Telekom'a ait bulunuyor.

Haberleşme sektörünün dünü ve bugünü tartışıldı
Haberleşme sektörünün tüm yönleriyle konuşulduğu ve vergi indiriminin de ele alındığı “Haberleşme Sektörünün Dünü ve Bugünü” konulu panel, 30 Ekim 2007 tarihinde Ankara Gazi Üniversitesi'nde yapıldı. Panele, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, Avea Genel Müdürü Cüneyt Türktan ve Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv katıldı.
Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ile Maliye ve Vergi Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin ortaklaşa düzenlediği “Haberleşme Sektörünün Dünü ve Bugünü” panelinde, konuşmacılar, Türkiye'de telekom sektörünün vergilendirilmesine ilişkin görüşlerini dile getirdiler.
Öte yandan, Telekomünikasyon Kurumu, Gazi Üniversitesi ve ODTÜ işbirliği ile düzenlenecek olan Uluslararası Katılımlı “Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji” Konferansı (ISCTURKEY 07), 13-14 Aralık 2007 tarihlerinde Ankara Sheraton Hotel'de gerçekleştirilecek.
Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji alanında teknik ve uygulamalı bilgilerin sunulması için bir ortam yaratmak ve bu alandaki uluslararası işbirliğini geliştirme amacını taşıyan ISCTURKEY Konferansı'nda, konusunda uzman davetli konuşmacıların yanında, sözlü ve poster sunumları, bilgisayar ve haberleşme teknolojilerindeki gelişmeler, toplumların temel hammaddesi olan bilginin elektronik ortamlarda güvenli bir şekilde işlenmesi, depolanması ve paylaşılması gerekliliği konuları işlenecek. Konferansta ayrıca yüksek seviyede bir bilgi güvenliğinin sağlanmasının ancak ve ancak “Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji” alanında yapılacak yeni araştırmalarla ve çalışmalarla sağlanabileceği vurgulanacak.
Konferans ile ilgili detaylı bilgi için: ( http://www.iscturkey.org ) adresi ziyaret edilebilir.

Aselsan, verimliliğe odaklandı
Aselsan, verimliliğin artırılması ve potansiyel projelere yönelik çalışmalara odaklanabilmesi amacıyla Mikrodalga ve Sistem Teknolojileri (MST) Grup Başkanlığı'nı, Savunma Sistem Teknolojileri Grup Başkanlığı ile Radar, Elektronik Harp ve İstihbarat Sistemleri Grup Başkanlığı şeklinde iki Grup Başkanlığı olarak ayırdı.
Aselsan Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den borsaya yapılan açıklamada; şirket faaliyetlerinin yürütüldüğü 3 ana grup Başkanlığı'ndan biri olan Mikrodalga ve Sistem Teknolojileri (MST) Grup Başkanlığı'nın mevcut ve yeni çok sayıdaki potansiyel projeye yönelik çalışmalara odaklanabilmesi ve faaliyet alanlarının genişletilerek satışların daha da artırılması amacıyla, 1 Ocak 2008 tarihinden geçerli olmak üzere, Savunma Sistem Teknolojileri Grup Başkanlığı ile Radar, Elektronik Harp ve İstihbarat Sistemleri Grup Başkanlığı adları altında iki ayrı Grup Başkanlığı olarak faaliyet göstermesi yönünde karar alındığı bildirildi. Yeniden yapılanmanın şu amaçlara yönelik olarak alındığı kaydedildi:
- Faaliyet alanlarının genişliği, iş hacmi ve çalışan sayısı bakımından daha yönetilebilir ölçekte iki grup Başkanlığı'nın oluşturulması,
- Grup başkanlıkları arasındaki is hacmi, satış potansiyeli, çalışan sayısı, yatırımlar vb. büyüklükler bakımından ortaya çıkmış olan farklılığının giderilerek, gruplar arasında denge sağlanması,
- Oluşturulan grupların her birinin kendi faaliyet alanlarına daha fazla odaklanma ve yeni alanlara girme fırsat ve imkanı kazanması,
- Yurtiçi ve yurtdışı pazar potansiyelinin daha iyi değerlendirilerek Aselsan'ın toplam satış hacminin büyümesine ve teknolojik gelişimine katkı sağlanması,
- Mühendislik bölümlerinin kendi faaliyet alanlarına odaklanmasıyla daha verimli yönetilmesi.

Nokia ve Reuters'dan gazetecilere mobil özgürlük
Nokia ve Reuters, gazetecilerin haber peşindeki yolculuklarını kolaylaştırmak üzere işbirliği yaptı. Oluşturulan yeni mobil gazetecilik uygulaması, haberlerin, fotoğrafların, ses ve video kayıtlarının diz üstü bilgisayarlar yerine avuçiçi cihazlarla aktarılmasını sağlıyor.
Finlandiyalı Nokia Şirketi, haber ajansı Reuters ile işbirliği yaparak, gazetecilerin sahadan haber geçmesini kolaylaştırıyor. Nokia Araştırma Merkezi (Nokia Research Center - NRC) ve Reuters'ın ortak geliştirdiği mobil gazetecilik projesi, bir süredir devam eden çalışmaların ardından ortaya çıkan ilk ürün olarak dikkat çekiyor. Proje, gazetecilerin son derece hafif bir cihaz aracılığıyla dünyanın en ücra köşelerinden bile haber geçmelerine olanak tanıyor.
Yaz aylarında başlayan deneme sürecinde, dünyanın farklı noktalarındaki bazı Reuters muhabirleri her gün bu mobil gazetecilik uygulamasını kullanarak haber geçti. New York Moda Haftası'ndan Edinburgh Film Festivali'ne kadar pek çok etkinliğe katılan gazeteciler, yazı, fotoğraf, ses ve video kayıtlarını düzenledi, bir araya getirdi ve stüdyoya da ofise gitmeye gerek kalmadan yayınlanabilir kalitede çoklu ortam haberleri yarattı.
Reuters, uygulamayı sınamaya devam ediyor. Önümüzdeki aylarda bir grup üniversite öğrencisi de, “vatandaş gazeteciliği” çerçevesinde uygulamayı kullanacak
Uygulamanın ilk aşamada sadece profesyonel gazetecilere yönelik olmasına rağmen, araştırmanın etkilerinin uzun vadede daha geniş kitlelere yayılacağı belirtiliyor.
Uygulamadaki meta-veri araçları, haber içeriği ile ilgili olarak cihazda kayıtlı bulunan tüm bilgileri (yer, saat, tarih vb.) otomatik olarak bir araya getiriyor. Uygulamanın deneme sürecinde kullanılan GPS-Konum Belirleme Sistemi özellikli video aktarım teknolojisi Comvu tarafından sağlanıyor. Reuters'ın geliştirdiği mobil yazı işleri arayüzü de, NRC tarafından geliştirilen seti yazı işleri sürecine bütünleştirerek, haberlerin hemen hemen eşzamanlı olarak sahadan yayınlanmasına olanak tanıyor.