Uydu teknolojisi eğitimin emrinde

Hollanda’nın tüm okullarını Internet’e bağlamak için bir proje hazırlanmıştı.

HOLLANDA’nın bu Internet altyapı projesinin adı da Kennisnet’ti. Tercih, projenin kablo teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilmesi idi ve bu maksatla birçok kablo şirketinin bir araya geldiği bir konsorsiyum oluşturuldu.
Kablo şirketlerinin bir kısmı, aynı zamanda ortakları durumunda olan kablo operatörleri ile iş ortaklığı sözleşmesi imzalamışlardı. Kablo operatörleri, bir yandan tüm Hollanda’daki okulları Net’e bağlamak gibi çok muhteşem bir işi üstlenmişlerdi, bir yandan da fiziki olarak bu bağlantıyı gerçekleştirecek olanağa sahip değildiler.
Ayrıca, bağlantıyı sağlasalar bile, hizmeti çift yönlü verebileceklerinden emin değildiler.
İşlerin yavaş yürümesi Hollanda Eğitim Bakanı’nı aşırı sinirlendirmiş, işin belirtilen teslim tarihi olan 2001 yılı sonuna kadar tamamlanmaması halinde, yasal her türlü yaptırımını kullanacağını açıklamıştı. İhaleyi üstlenen konsorsiyum, yasaların gerektirdiği cezanın dışında büyük prestij kaybına da uğrayacaktı.
Konsorsiyum, ortakları durumundaki kablo operatörleri ile çalışmak zorunda değildi. İşin yapılması, daha doğrusu zamanında yapılması için alternatif arayışlar içine girdi. Daha hızlı ve daha hesaplı bir çözüm bulmuşlardı. Alternatif teknoloji ortak olarak, uydu sistemi seçilmişti. Hollanda gibi küçük bir yüzölçümüne sahip bir ülkede dahi okulları kablo üzerinden Net’e bağlamada gözlenen bu başarısızlık ilginçtir.
Bu örnekten yola çıkarak başladığımız yazımıza, dünyanın tüm eğitimcilerinin cevap aradıkları iki önemli soruyla devam etmek istiyoruz: “Herkese ulaşabiliyor muyuz?, “İsteyen herkese eşit olanaklar sunuyor muyuz?”
Bu iki soru, tüm dünya eğitmenleri için sıkıntı yaratan sorulardır. Küresel rekabetin yaşandığı bir köy haline gelen dünyamızda bilgi, başarının en önemli anahtarı durumundadır. Bu durumda geleceğimiz olan gençler, en önemli silah olan “bilgi” ile
donatılmalıdır. Eğitim sisteminden, gerekli olan bilginin en hızlı ve doğru biçimde öğrencilere iletilmesi beklenmekte olup, günümüz uydu iletişim ağı teknolojilerindeki gelişme, eğitim sistemine verilen bu görevi bir hayli kolaylaştırmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda, eğitmenler için belki de bulunmaz teknolojik bir şans yaratıldı ve dünyanın en büyük bilgi kütüphanesinin kapıları sonuna kadar onlar için açıldı. Eğitim materyallerine ve bilgi kaynağına bedelsiz ve dinamik olarak erişim ve tüm dünya öğrencilerine eşit eğitim şansı sağlamıştı. Neden bahsettiğimizi hemen anladınız tabi ki: World Wide Web yani, Internet.
Fakat burada da, diğer servis hizmetlerinde olan sorun yaşanıyordu: Hizmetin kalitesi.
Net’in etkin bir eğitim seçeneği olması için önce herkes tarafından erişilebilir olması, daha sonra da hızlı, makul ve mantıklı bir hizmet sunuyor olması gerekmektedir. VSAT (Very Small Apperture Terminal)’lar sayesinde bugün erişebilirlik, güven ve hız ihtiyaçları çok az bir çaba ile, ülkelerin en ücra köşelerindeki eğitim kurumlarına dahi, kolaylıkla sağlanabilir hale gelmiştir.
Japonya’da VSAT uydu iletişim ağı, tüm okulların Internet’e ulaşmasını sağlamaktadır. Japon Posta ve Telekomünikasyon Bakanlığı tarafından yürütülen bir proje vasıtasıyla, okullara video konferans hizmeti ile birlikte hızlı ve güvenli eğitim içeriği için Internet erişimi sağlanmaktadır. Yakın bir gelecekte, aynı VSAT ağı kullanılarak IP-Internet Protokolü ile, içeriğin sayısal olarak dağıtılması projesi başlatılacaktır.
Dünya Bankası Afrika’da, World Link Organization ile yapmış olduğu sponsorluk anlaşması ile; Afrika kıtasındaki tüm okullara Internet erişiminin uydu ile kablosuz olarak gerçekleştirilmesi projesini başlatma aşamasına gelmiştir.
Ekim 2001’de Arjantin’de de benzeri bir proje uygulamaya konulmuştur. Eğitim-Education ve Arjantin’in uluslararası imi Ar’nin bütünleşmesi ile oluşan “Educ.ar” isimli Proje, ülkedeki tüm okullara Internet erişimi sağlanması üzerine inşa edilmiştir. Üç aşamalı düzenlenen Educ.ar’da önce; eğitimciler ve öğrenciler için bir eğitim içeriği Net kapısı oluşturulması, sonra eğitmen eğitimi programı ve son olarak da dört yıl içerisinde, ülkedeki 50.000 okula uydu iletişim ağı ile genişbant Internet erişimi sağlanması planlanmıştır.
 
Uydu iletişim ağları ve eğitim
Özellikle bir jeosenkron iletişim uydusu dünyadan bakıldığında, yörüngede sabit bir noktadır. Bulunduğu noktadan bir ülkedeki tüm yerleşim bölgelerine ve kırsal kesime hizmet verebilir. Bulunduğu bu noktadan, bir ülkeyi hatta bir kıtayı kapsama alanına alması mümkündür. Konu Türkiye olduğunda, ülkemizin sahip olduğu uyduların dışında, Eutelsat ve Intelsat  gibi Avrupa iletişim uyduları da ülkemizi kapsama alanına almakta ve genişbant Internet erişiminin sağlanması hiç de zor görünmemektedir.
Ülkemizin büyük bir bölümünün dağlık olması nedeniyle, arazi koşullarının karadan kablolama ile benzeri bir ortamın yaratılması için güçlükler yaratacağı açıktır. Ayrıca, karadan hazırlanılacak ağın kurulması bir hayli de uzun zaman alacaktır. ABD’de bile tüm ülkenin %40’ı, yakın gelecekte kablo yoluyla genişbant Internet hizmeti alabileceğine inanmamaktadır. Karasal ağlarla sağlanan genişbant Internet erişimi özellikle deprem ve sel gibi sık sık tabii afet yaşayan ülkeler için çok güvenilir de değildir. ABD’de 11 Eylül’de yaşanan felaket sonrası çok sayıda komünikasyon sistemi devre dışı kalmıştır. Benzeri felaketlerde iletişim sistemlerinin devre dışı kalmaması, işlevselliğin yanı sıra moral etkisi de yapmaktadır.
Uydu iletişim ağının doğal afetlerden etkilenmemesi, felaket sonrası verilecek servislerin aksamamasına, kalitesinin düşmemesine ve bu sayede yaraların daha kısa sürede sarılmasına da olanak sağlar.
Dünyadan 35.000 km yukarıdaki bir iletişim uydusu dünya üzerinde 1000 km’lik bir alana hizmet verebilmekte ve İstanbul’dan Hopa’ya kadar aynı Internet omurgasına bağlı, aynı hizmeti aynı anda alan okullar tek mekanda toplanmış gibi, aynı eğitimi alma şansına sahip olabilmektedir. Uydu iletişim ağı ile mesafeler ortadan kalkmaktadır ki, eğitimdeki ana amaç olan, “Herkese ulaşmak, herkese aynı eğitimi verebilme olanağına kavuşmak”, hem de bunu çok hızlı ve daha düşük maliyetlerle yapmak, uydu iletişim teknolojilerinden yararlanmanın akılcı bir alternatif olacağının göstergeleridir.
 
Kurulacak olan sistem özel olarak eğitim amaçlı tasarlanmalıdır
Amaç, Internet’e erişimde eşitlik değildir. Ana amaç, okulların ve öğrencilerin eşit eğitim almalarını sağlamak üzere Internet erişimi sağlamaktır. Sistem buna göre tasarlanmalı ve optimize edilmelidir. İlgi çekicidir ki, uydu iletişim ağları bu şekilde kurulmuştur.
Uydu iletişim ağları yıldız topolojisi ile kurulmuştur. Yani, okullardan dünyaya yapılan iletişim, tek bir merkezi ağ dağıtıcısı üzerinden gerçekleşmektedir. Sistemin yapısı; öğretim kurumlarının, velilerin ve öğrencilerin iletişim içinde oldukları içeriğin tek bir merkezden denetlenmesine olanak sağlamaktadır. Web sitelerinin bu merkezde filtrelenmesi ile zararlı kabul edilen içeriğe ulaşılması engellenebilir. Bunun yanında; öğrencilerin erişim sağlayabilecekleri içerik ve Web siteleri
baştan tanımlanarak, tanımlı olan sitelerin dışında başkaca bir içeriğe erişilmesi en baştan engellenebilir. Ancak, bu yaklaşım öğrencilere kısıtlı bir eğitim ağı sağlar. Fakat, ağın hızı kısıtlı erişimden ötürü artar, iletişim ağındaki trafik azalır ve maliyetler düşer. Buna karşılık istenilen bilgiye erişim hızı yavaşlar. Kurulacak yapıda; “Multicast” ağ teknolojisi kullanılması ile sayısal içeriğin, ağ üzerinde ulaşılması gereken tüm noktaların aynı anda ağ dağıtıcısından geçirilmesi sistemi ile yukarıda sözü edilen olumsuzluklar ortadan kaldırılabilir, ağ kaynaklarının kullanımında inanılmaz tasarruflar yapılabilir.
Yıldız topolojisi ile tasarlanmış iletişim ağı üzerindeki merkezi kontrol, içeriğin kontrolü ve idaresi konularında da avantajlar sağlamaktadır. Ülke okullarının bağlı olduğu tek merkez; hem içeriği hem de genel sistemi, tek tek veya bütün olarak anında izleyebilir veya müdahale edebilir. Merkezi sistem, maliyet tasarrufu sağlarken, baş ağrısı yaratabilecek bir kısım unsurları da ortadan kaldırmaktadır.
Yeni olmakla beraber çok önemli diğer bir unsur da ağın güvenliğidir. Geçtiğimiz yıllarda, dünya çapında milyarca dolar zarar veren bilgisayar virüslerinin engellenmesi büyük önem taşımaktadır. Merkezi yapıları gereği, uydu ağları nispeten kolay korunabilmektedir. Öğrencilerin kontrollü bir eğitim ağı içinde kalmaları halinde, yani ağın tüm dünyaya açık olmaması karşılaşılacak riski de azaltmaktadır. Uydu teknolojilerinin, eğitim dünyası için çok çeşitli avantajları vardır. Dünyada eğitim amaçlı kullanılan ağlar ve bu konuda edinilen çeşitli deneyimler ile bazı uydu operatörü firmalar öne çıkmıştır. Deneyimler sonucu eğitim ağının; uygulama programları, idare sorunu, içerik kontrolü, hattaki yoğunluğun düzenlenmesi, yedekleme ve güvenliği konularında uzman hale gelmişlerdir.
 
Diğer teknolojiler ile birlikte kullanılabilirlik
Uydu iletişim ağlarının bir başka avantajı da MPEG, video ve TV yayını gibi benzeri tamamlayıcı teknolojileri de Internet erişimi ile birlikte kullanabilme olanağı sağlamasıdır. Eğitim amaçlı hazırlanmış videolar, TV yayını kalitesinde genel veya özel amaçlı olarak, aynı anda yurttaki tüm okullara Internet hattı aracılığı ile ulaştırılabilir. Merkezden okullara canlı yayınlar yapmak da mümkündür. Yukarıda özetlenmeye çalışılan tüm sistemler, “eğitimde eşitlik” ilkesi kapsamında, eğitim kalitesinin yükseltilmesinde ve yeni olanakların açılmasında büyük rol oynamaktadır.
 
Etkileşimli uzaktan eğitim
Okullar için uydu iletişim ağı altyapısının sağlanması düşüncesi, “Uzaktan Eğitim” gibi daha gelişmiş bir çözümün kapısını da aralamaktadır. Çift yönlü Internet erişimi ile kurulacak “Sanal Okullar”, yeni bir pazar ve eğitim olanağı sağlamaktadır. Kendi ülkesi dışında yaşamak zorunda olan ancak, ülkesinin eğitimini almak isteyen öğrenciler, uydu iletişim ağı ile kurulmuş sanal okullara devam edebilecek, ülkesinin okullarında uygulanmakta olan merkezi eğitimin aynısını alabilecek veya özel hazırlanmış alternatif eğitimlere katılabilecekler. “Uzaktan etkileşimli eğitim” sisteminde, Internet’e bağlantının çift yönlü olması ile, eğitim alan öğrenciler eğitim anında eğitmene soru sorabilecek, anında cevap alabilecekler. Bu sistemde; canlı yayını kaçıran öğrenciler, tüm yapılmış yayınlara daha sonra ulaşabilecek ve eğitimlerinden geri kalmamış olacaklar. VSAT uydu platformunda, soru/cevap bölümünde uzaklığa bağlı olmaksızın herkese eşit sürede ulaşım sağlanmaktadır. Eğitmenler, eğitimin etkinliğini ölçebilmek amacıyla anlık küçük sınavlar yapabilmekte, uygulamada olan program sayesinde standart sınavlar ve sertifika sınavları da gerçekleştirilebilmektedir.
İdeal çözümler bazen lüks gibi görülmekteyse de, gelişen teknolojiler ile bilginin dağıtım ve paylaşımı en hesaplı ve etkin hale getirebilmektedir. İdeal çözümler, günümüz dünyasında büyük bir rekabet içinde olan iş dünyasında yoğun olarak kullanılmaktadır. Çok yakında benzeri uygulamalar, eğitim dünyasında da popüler olacaktır.
Uzaktan etkileşimli eğitim projesi Kolombiya’da, ülkedeki 1400 okulda kişisel bilgisayar tabanlı, VSAT platformu kullanılarak ve çift yönlü Net erişimi ile gerçekleştirilmiştir.
Dünyanın en geri kalmış bölgesi olan Afrika’da benzeri bir proje Dünya Bankası tarafından uygulamaya konulması için desteklenmektedir. Melinda ve Bill Gates Vakfı projenin gerçekleştirilmesi çalışmalarında aktif rol üstlenmiştir.
 
Türkiyemiz gerçeği
Bir uydunun yapılması ve yörüngeye oturtulması gerçekten zor bir iştir. Ama, yörüngede yerini almış bir iletişim uydusunun ulusal ağa bağlanması çok daha basittir. Kurulacak olan merkezi bir idare istasyonu, bunun bağlandığı ulusal Internet omurgası onbinlerce okula servis sağlayabilir. Okulların yapması gereken tek iş, çatıya uygun bir çanak anten monte etmektir. Çift yönlü Internet bağlantısının yanı sıra, video/TV yayını olanağına da kavuşulmuş olacaktır ki, bu bağlantı her okulda binlerce kişisel bilgisayarın gerekli servisi alması için yeterlidir. Jeolojik yapısı çok engebeli olan ülkemizin, yörüngede bulunan dört uydusu (Turksat1B, Turksat1C, Anatolia ve Turksat2A) vardır. Geniş alan ağı Internet erişimi için altyapımız tamamdır. İş şu anda, bağlantının yapılması kararına kalmıştır. Yani ülkemiz, dünyadaki en şanslı 3-4 ülkeden biri durumundadır.
Sorun şuradadır: Gerçekten bu teknolojik olanaktan yararlanmak istiyor muyuz?