Ulaştırma Bakanı Yıldırım’dan “VoIP”ye vize

Fatma Ağaç / Ankara

AKP Hükümeti’nin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Internet üzerinden ses iletişimi anlamına gelen ve telekomünikasyon sektörünün tartışmalı konusu olan Voice Over IP (VoIP) hakkındaki tartışmalara son noktayı koydu.

VoIP’nin Türkiye’de yasal olarak kullanılmadığının altını çizen Bakan Yıldırım, “Ama Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin altyapısını kullanarak insanlar bunu gerçekleştiriyorlar. Buna bir yasal çerçeve kazandırmak lazım” dedi. Yıldırım, VoIP’nin yasal yollardan kullanılmadığını yineleyerek, “Yasaklamayla bunu önleyemeyeceğimize göre serbestleşmeden önce yasal çerçeveye kavuşturup bir an önce bu noktadaki tereddütleri ortadan kaldırmak lazım” diye konuştu. VoIP konusunda fiili bir durum olduğunu ve yasal olmayan bir iş yapılmasının yanında Türk Telekom’un kaynak kaybına uğradığını söyleyen Yıldırım, “Bir an önce bu noktadaki tereddütleri ortadan kaldırmak lazım” şeklinde konuştu. Bakan Yıldırım, yeni bir telekomünikasyon yasasının hazırlanmasından yana olduğunu dile getirerek, bir yandan da Telekomünikasyon Kurumu’nun, piyasadaki aktörleri denetleme noktasında daha etkin olabilmesi için yeni düzenlemeler yapıldığını bildirdi. Yeni Ulaştırma Bakanı Yıldırım, “Telepati”nin sorularını şöyle cevaplandırdı:


Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin modern bir yapıya kavuşturulması için başlatılan, “Yeniden Yapılanma Projesi”ne kaldığı yerden devam edecek misiniz? Bunun için, ilave olarak başka çalışmalar yapacak mısınız?

“Tabii ki yapacağız. Bu yeniden yapılanma çalışması devam edecek. Buna ilaveten, 2003 yılı sonunda Türk Telekom’un ses tekeli kaldırılacak. Ses tekeli kaldırıldıktan sonra Türk Telekom’un sektördeki diğer aktörler içerisindeki etkinliğinin azalması doğal. Bunu da göz önüne alarak 2003 yılını çok verimli şekilde geçirmeyi planlıyoruz. İlk olarak Türk Telekom ile ilgili kanunda olan sıkıntılar ve aksayan yanlar üzerine çalışmalar yapılıyor.”

Yeni bir “Telekomünikasyon Yasası” hazırlanacak mı?
“Evet, yeni bir kanun hazırlanacak. Ayrıca, Telekomünikasyon Kurumu, üst kurul niteliğinde. Kurumun piyasadaki aktörleri denetleme noktasında daha etkin olabilmesi için düzenlemelerimiz var. Türk Telekom, son 10 yılda iç çekişmeler nedeniyle bilhassa son koalisyon hükümeti döneminde çok kan kaybetti. Sadece bu değil dünya telekomünikasyon krizinin de bir sonucu olarak 90’lı yılların başında 25-30 milyar Dolar ederi olan şirketin değeri 5 milyar Dolar’ın altına düştü. Şu anki değerini bilemiyoruz. Şu anda bir değerlendirme kuruluşu (Arthur Andersen’in yerine gelen Ernst&Young) ile çalışılıyor. Onlar çalışmalarını tamamlayacak, biz düzenlemelerimizi yapacağız. Ondan sonra önümüze koyacağız, stratejimizi süratle belirleyip yola devam edeceğiz. Bunları yaparken Türk Telekom da olmazsa olmaz altyapılarını, yatırımlarını yapmaya devam edecek. Örneğin kablolu yayının geliştirilmesi lazım. Henüz 1 milyon abonesi var. Bu çok küçük bir rakam. VoIP yasal değil. Ama Türk Telekom’un altyapısını kullanarak

Bakan Yıldırım, yeni bir telekomünikasyon yasasının hazırlanmasından yana olduğunu dile getirerek, bir yandan da Telekomünikasyon Kurumu’nun, piyasadaki aktörleri denetleme noktasında daha etkin olabilmesi için yeni düzenlemeleri olduğunu bildirdi.
insanlar bunu gerçekleştiriyor. Buna yasal bir çerçeve kazandırmak lazım.”

VoIP servislerine yasal çerçeve kazandırmaktan söz ediyorsunuz. Bu, 2003 sonunda telekomünikasyon sektöründe serbestleşme sağlanmadan önce mi olacak?
“Gayet tabii. Burada fiili bir durum var. Burada yasal olmayan bir iş yapılmasının yanında, Türk Telekom’un kaynak kaybı da var. Yasaklamayla bunu önleyemeyeceğimize göre yasal çerçeveye kavuşturup bir an önce bu noktadaki tereddütleri ortadan kaldırmak lazım.”

Türk Telekom’un özelleştirme sürecine ilişkin çalışmalar nasıl devam ediyor? Özelleştirmenin ne zaman gerçekleştirileceğine ilişkin kesin bir tarih verebilecek misiniz?
“Türk Telekom’un özelleştirilmesi konusunda kesin bir tarih vermek mümkün değil tabii. Az önce kısaca çerçevesini çizmeye çalıştığımız işlerin tamamlanması, aslında özelleştirmenin de takviminin belirlenmesine dayanak teşkil edecek. Onun için şimdiden şu tarihte özelleştireceğiz dememiz doğru olmaz.”

Türk Telekom’un değerinin yeniden belirlenmesine ilişkin oluşturulan “Değer Tespit Komisyonu” çalışmalarını sürdürüyor mu? Komisyonun belirlediği herhangi bir rakam söz konusu mu?
“Danışman ve değerlendirme şirketi (Ernst&Young) hem değerle ilgili bir tespit yapıyor, hem de özelleştirme modeli üzerine çalışma yapıyor. Dolayısıyla bu çalışmanın sonuçlandırılması bizim açımızdan çok önemli. Bunu aynen uygulayacağız anlamına gelmiyor tabii. Çalışmayı göreceğiz. Modeli aynen alabiliriz, yöntemi farklı düşünebiliriz. Orada kurumun değerinin olabildiğince elde edilmesi temel yaklaşımımız olacak. Bu noktada personelin bir tedirginliğe girmesine lüzum yok. Personele yapılmış bir takım haksız uygulamaları sona erdireceğiz. Kurumlar ister mevcut yapılarını korusun, ister özelleşsin; nihayetinde çalışanlarıyla daimidir. Çalışanı olmayan bir kurumun ayakta olması söz konusu olamaz.”
Üst düzey yönetimde değişiklik söz konusu mu?
“Türk Telekom’un Genel Kurul’u var. Bu Genel Kurul’un yapılması lazım. Bizim temel ölçümüz; Türk Telekom’un özelleştirilmesi için belirlenen stratejiyi engelleyici, bu stratejiye direnç gösterici bir yapı oluşursa onu değiştirmek.”

Bazı kesimler gibi Türk Telekom’un özelleştirilmesinin geciktiğini siz de düşünüyor musunuz? Yoksa bunun için dünya piyasalarında uygun bir zemin veya konjonktür oluşmasından mı yanasınız?
“İki noktayı iyi görmek lazım. Bir kere geciktiğimizde herkes hemfikir. 1991’de satılsaydı, 25-30 milyar Dolar ederdi. Şimdi o rakamları görebiliyor musunuz? Tekrar bu değere ulaşmasını mı bekleyeceğiz? Öyle bir şansımız olduğunu zannetmiyorum. 2003 yılının sonunda ses tekeli kalkıyor. Orada da bir karar vereceksiniz. Uzatacaksanız IMF ile bu konuda ilişkileriniz gündeme geliyor, dolayısıyla sıkışmış vaziyetteyiz. İki taraftan da... Ama şunu bize kimse yaptıramaz. Haraç mezat satıp kurtulalım bu işten deme lüksümüz yok. Kamu kaynağını en iyi şekilde değerlendirmek bizim görevimizdir. Stratejik bir kurumdur aynı zamanda, bunu da dikkate almamız lazım.”

İktidarınız, telekomünikasyon politikalarının Avrupa Birliği (AB) normlarına uygun olarak yürütülmesinden yana. Bunu biraz açar mısınız?
“Orada serbestleşme söz konusudur. Vurgu yapılan şey odur. Yoksa kullanılan teknik cihazlar, sistemler baştan beri AB uyumlu. Teknik yönden hiçbir sıkıntı yok. Türk Telekom’un alelade bir kamu kuruluşu gibi siyasal iktidarın hizmetinde, onun görüşüne göre kararlar alan, siyasi iradenin etkisinde çalışmalarını sürdüren bir kurum değil, serbestleştirilmiş, dünya telekomünikasyon sistemlerine entegre olmuş, onlarla baş edebilen, gelişmeleri anında takip eden bir kuruluş olması lazım. Şimdiye kadar Türk Telekom üçüncü kuşak sistemine (UMTS) geçiş yapmalıydı, yoğunlaştırılmış hizmetler ağının altyapısını kurmalıydı. ADSL sistemlerine ihtiyaç var, denenmiş, yapılamamış, bunların yapılması gerekirdi. Kast edilen bunlardır. AB normlarına göre çalışması, kurumun kendi politikasını belirleyip ona göre tedbirleri alması gerekiyordu. Biz bunun önünü açacağız.”

Bilgi ve bilişim teknolojilerine bakışınız nedir?
“Bilgi teknolojilerine bakışım çok enteresandır. Mesela, İngiltere’deyken bir bilgisayar almaya karar verdim. Daha bilgisayarla da yeni tanışıyoruz. 1990 yılında, bir dükkana girdim, büyük bir heyecanla dedim ki: ‘Arkadaşım, bana bilgisayar ver ama en iyisi olsun.’ Son model, her şeyi yapan cinsinden olsun istedim. Bir satıcı, ‘Buradan istediğini al, hiç korkma’ dedi. ‘Nasıl yani’ dedim. ‘Hangisini alırsan al, bu kapıdan dışarı çıktığında modası geçmiş olacak’ dedi. Buradan nereye geliyoruz. Baş döndürücü bir hız var bilişim teknolojilerinde. Yetişmeniz mümkün değil. Bizim kuşak, bilgisayarı daktilonun biraz üzerinde kullanıyor, Internet’e giriyoruz, bakıyoruz, bir de yazı yazıyoruz, bu kadar kullanıyoruz. Ama benim oğlum, bilgisayar delisi. Geçen hafta, ‘Baba, bakanlığınızın iyi tasarlanmamış bir Web sayfası var, bu kadar amatör sayfa olmaz. Babamın başında bulunduğu kurum olarak böyle bir Web sayfasından ben utanç duyuyorum’ dedi. ‘Bakanlığın parası yoksa Web sayfanızı yapmaya talibim’ diyor. Bir sürü laf işittik. Bu işleri her nesil farklı görüyor. Bizden önceki nesil bilgisayara üç metre yaklaşmıyordu, ne olur ne olmaz diye. Bu bir kuşak işidir. Ama bilişim teknolojisine ilgi duyuyorum. Türkiye’nin geleceği de burada. Türkiye sanayi devrimini kaçırdı, bu konuda başarılı olamadı ama bilişim teknolojisinde de yanlış bir yolda olduğumuzu görmekten üzüntü duyuyorum. Sadece ithal ediyoruz. Üst yapı dediğimiz şey bizde yok. Bu da sabır ister, sürekli çalışma ve kafa yorma ister. Yazlım üretiminde Türkiye’nin adı var mı? Yok. Hintliler onca yoksulluğun arasından çıktılar, dünyaya kendilerini kabul ettirdiler. Biz sadece satın alıyoruz. Türk Telekom da bunu yapıyor, diğer operatörler de bunu yapıyor. Teknolojinin dünya büyükleri gelip yerleşmiş buraya, devamlı satıyorlar. Şunların birazını da biz yapalım dediğiniz zaman kimse bu işe yanaşmıyor. Ülkenin geleceği burada. Satın alan değil, satan bir ülke haline gelmemiz lazım. Çin bile kalitesiz mallarını dünyaya satmaya çalışıyordu zamanında, onun gayreti içindeydi; şimdi kalitede bir noktaya geldi.”

Bilişimle ilgili yasaları destekleyeceksiniz o zaman?
“Gayet tabii. E-devlet projelerini hararetle destekliyorum. E-Türkiye, e-devlet çalışmalarını çok önemsiyorum. Bu uygulamalarla vatandaşların devletle olan ilişkileri daha kolay olacak. E-Türkiye’ye ilişkin çalışmalar son birkaç yıldır devam ediyor. Bütün bu çalışmaların derlenip toplanarak bir uygulama planı şekline dönüştürülmesi lazım. Böylece bir çerçeve karar oluşur ve çok yakın zamanda da bu açıklanır.”

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından gerçekleştirilecek olan “Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi”ne katılım için bakanlığınız ne gibi hazırlıklar sürdürüyor?
“Bu toplantıyla ilgili bakanlık olarak bir hazırlığımız yok. Telekomünikasyon Kurumu o hazırlıkları sürdürmekte. İki hafta önce Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (ITU) Uzakdoğu Bölgesel Toplantısı’na katıldım. Orada geniş bant üzerine bir konuşma yaptım. Genişletilmiş hat, çok yoğunlaştırılmış sistemler ve Türkiye’nin telekomünikasyonda geldiği noktada ne gibi aşamalar kaydettiğini anlattım. Hayrete düştüler. 14 ülkenin bakanı vardı. ITU başkanı vardı. Hollandalı bakan yardımcısı, ‘Hayret ettim’ dedi; ‘Ben Türkiye’yi sadece tatil yapılan bir ülke olarak biliyordum.’ Ben de, ‘Size hayret ettim’ dedim; ‘Sizin telekomünikasyona çok yakın ilginiz olması nedeniyle Türkiye’nin telekomünikasyonda geldiği noktayı bugüne kadar fark etmiş olmanız lazımdı’. Yani bu konularla ilgili bir insanın hangi ülkede ne olduğunu bilmesi gerekirdi. Ben de ona hayret ettim. Sen telekomünikasyon sektörüyle yakından ilgili olacaksın, ama bilmeyeceksin. Bu tavır gelişmiş ülkelerin böbürlenmesinden kaynaklanıyor. Bilmediğinden değil, biliyor ancak seni aşağılamak ihtiyacında hissediyor kendini.
Bana konuşma yapacağım zaman iki dakika verdiklerini söylediler. ‘Ne diyorsunuz’ diyerek karşı çıktım. Gördüm ki programda bile yokuz. Daha uzun konuşmak istediğimi belirttim. Bizim konsolosluğumuzdan, böyle bir teamül olmadığını söylediler. ‘Teamülleri unutun, Türkiye’de bu işler nasıl yürütülüyor anlatacağım’ dedim. Yazışmalar yapıldı, nihayet bir araya koydular bizi. Konuşmam 7-8 dakika sürdü. Ben Türkiye’yi anlattım. ‘19 milyonun üstünde sabit telefon abonemiz, 20 milyondan fazla GSM abonemiz, 4 tane GSM operatörümüz, üç tane uydumuz var, 6 milyon kişi Internet kullanıyor. Nüfusumuz 70 milyon. Tamamına bu hizmeti verecek duruma geldik’ diyerek bir Türkiye profili çizdim. Ancak bunların mühim olmadığını, henüz Afrika’da telefonu olmayan ülkelerin var olduğunu vurgulayarak, sayısal uçuruma dikkat çektim.”

Ülkenin bilgi ve telekomünikasyon politikalarını ve projelerini bakanlığınız mı yönlendirmeli? Yoksa bu alan için yeni bir bakanlığa ihtiyaç var mı sizce?
“Türkiye’de ileride, yakın bir gelecekte bilişim ve enformasyonla ilgili bir bakanlığa ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Şu anda haberleşme ile ulaştırma birarada yürüyor. Aslında iletişim veya haberleşme, bizim bakanlığımıza yüzde yüz bağlı değil biliyorsunuz. Türk Telekom’u kastederek söylüyorum. Hazine, DPT, özelleştirmeden sorumlu üç bakanlık arasında bir yerde duruyor. Ama kamuoyu, Ulaştırma Bakanlığı’nın bir parçası gibi algılıyor. O yüzden bizim sorumluluğumuz biraz daha fazla. Ama ileride ICT (Information and Communication Technologies – Enformasyon ve Komünikasyon Teknolojileri) teknolojilerinin gelişmesi ve tabanda kullanımın artmasıyla birlikte böyle bir bakanlık kurulması icap ediyor.
E-devlet başlı başına bir olay. Bütün kamu kurum ve kuruluşlarını bilgisayara ortamına taşıyacaksınız, kamu kuruluşları arasında yazışmalar direkt mesajlarla olacak. Gelişmiş ülkelerde vatandaşlar gerek devletle ilgili işlerini gerekse ticari faaliyetlerinin yüzde 64’ünü bilgisayardan gerçekleştiriyorlar. Bizde bu oran yüzde 3 dolayında. Onu da okullar oluşturuyor. Oran, çok düşük. Öyle firmalar var ki, Internet üzerinden satışları milyar Dolar’larla ifade ediliyor. Bu ihtiyaçlar ve kullanım oranı geliştikçe bir bakanlık oluşumuna gitmek gerekebilir. Çünkü çağımız iletişim çağı.”

Bakanlığınız bünyesinde bir danışma kurulu olarak çalışmalarını sürdüren “Internet Üst Kurulu” çalışmalarını devam ettirecek mi?
“Aynen devam edecek. Arkadaşlara talimat verdim, Internet Kurulu’nun benim başkanlığımda ilk toplantısını yapması için hazırlıklarını yapıyorlar. Kurul, çalışmalarına aralıksız devam edecek. Internet Üst Kurulu’nun resmi bir yapıya kavuşturulması bence doğru değil, bu haliyle daha verimli ve faydalı olur. Ve bu haliyle daha liberal. Danışma kurulu toplantılarından radikal kararlar çıkmaz. Herkesin bildiğini biraz daha iyi anlamasına sebep olur. Kurulun faaliyetleri sürecek.”

Yeni bir yıl için Telekomünikasyon ve Bilişim sektörüne vereceğiniz somut mesajlar nedir?
“Biz kamu-özel ayrımı yapmaksızın, sivil toplum örgütleri ayrımı yapmaksızın bu sektördeki bütün faktörleri dikkate alacağız. Ulaştırma Bakanlığı olarak, bilişim ve telekomünikasyon sektörlerinin gelişmesine yapacakları katkıya aynı hassasiyetle yaklaşacağız. Elbirliği ile nice yeni atılımlarda, bilişim ve telekomünikasyonda güç birliği yaparak, Türkiye için en iyisini gerçekleştireceğiz.”