İlk Türk yapımı gözlem uydusu uzayda

İlk kez Türk mühendisleri tarafından teknoloji transferiyle yapılan mini gözlem uydusu BİLSAT, Rusya'dan uzaya 27 Eylül 2003 tarihinde gönderildi.

TÜRKİYE'de ilk kez TÜBİTAK-BİLTEN (Bilgi Teknolojileri ve Elektronik Araştırma Enstitüsü) tarafından teknoloji transferi yöntemiyle yapılan mini gözlem uydusu BİLSAT, Rusya'dan uzaya 27 Eylül 2003 tarihinde gönderildi. BİLSAT, Kuzey Rusya'daki Plesetsk Üssü'nden Türkiye saati ile 09:11'de Cosmos-3 roketi ile fırlatıldı. BİLSAT 686 kilometre irtifadaki yörüngesine yerleşti. Uydu ilk turunu yaparak Türkiye üzerinden ilk geçişini gerçekleştirdi. BİLSAT Türkiye üzerinden her gün 2 kez geçiyor.

Toplam 129 kilogram ağırlığında olan ve 4 bantlı kameralar taşıyan BİLSAT ile, şehircilik, kaçak yapılaşma, tarım, çevre, ormancılık, haritacılık ve doğal afetlerin neden olduğu hasarlar tespit edilebilecek. Kuzey Rusya'daki Plesetsk Üssü'nden Cosmos-3 roketi ile BİLSAT'ın yanı sıra,

Vietnam, Rusya, İngiltere ve Nijerya'nın mini uyduları da uzaya gönderildi. BİLSAT, İngiltere Surrey Üniversitesi'nde Satellite Technology Limited (SSTL) şirketiyle yürütülen ortak projeyle üretildi. Türkiye'nin ilk mini uydusu, 12 metre ve 26 metre çözünürlükte dört bantlı kameralar taşıyor. BİLSAT her 12 saatte bir aynı bölgenin üzerinden geçiyor. Uydudan elde edilecek veriler, TÜBİTAK BİLTEN'de kurulan uydu yer istasyonunda değerlendirilecek. BİLSAT uydusu BİLTEN'de üretilen Çok Bantlı Kamera (ÇOBAN) ve Gerçek Zamanlı Görüntü İşleyen (GEZGİN) modüllerini de taşıyor.
Uzaktan algılama uydusu BİLSAT, Türkiye'nin yanı sıra İngiltere, Cezayir, Nijerya, Çin ve Tayland uydularının da bulunduğu uluslararası Afet İzleme Takımuydu Sistemi'nde yerini aldı. 15 yıllık ömre göre tasarlanan ve 14 milyon Dolar'a mal olan BİLSAT'ın üretimi için BİLTEN'de tasarlanan ‘Temiz Oda' ve ‘Uydu Tasarım Ofisi' gelecekte yapılacak uyduların yapımında da kullanılacak. BİLSAT ilk Türk yapımı uydu niteliğini taşırken, Türkiye'nin uzayda halen 3 tane de haberleşme uydusu bulunuyor.
BİLSAT'ın verileri indireceği ODTÜ yerleşkesindeki TÜBİTAK-BİLTEN binasında da tüm hazırlıklar tamamlanırken, fırlatmanın ardından yaklaşık 1 aylık süre içinde uydunun kontrolü TÜBİTAK BİLTEN'e geçecek.
BİLSAT uydusunun yapımına, 12 Ağustos 2001 tarihinde başlandı ve projenin tasarımı Nisan 2002'de tamamlandı. 28 Temmuz 2003 tarihinde Rusya'nın Plesetsk askeri üssünden fırlatılması planlanan uydunun uzaya gönderilmesi Rusya Federasyonu'nun bir askeri uydusunun arızalanması üzerine ertelenmişti.

Coşkun: “Teknoloji bürokratik engellerden etkilenmez”

BİLSAT'ın, 26 Eylül 2003 tarihinde Türkiye saati ile 09:07'de Rusya'nın Plesetsk kasabasındaki askeri üsten fırlatılması planlanıyordu. Ancak fırlatmaya dakikalar kala Rusya işlemin ertelendiğini bildirdi. Konuya ilişkin bilgi veren TÜBİTAK yetkilileri, ertelemeye meteorolojik şartların ya da fırlatma rampalarındaki bir arızanın yol açmış olabileceğini belirttiler.
İlk Türk uydusu BİLSAT'ın uzaya gönderilmesi nedeniyle TÜBİTAK-BİLTEN'de 26 Eylül 2003 tarihinde düzenlenen törende Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, Türk Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı temsilcileri, çok sayıda milletvekili ve büyük elçiler ile bürokratlar hazır bulundular. Coşkun yaptığı konuşmada; dünyada ve Türkiye'de yeniden bir yapılanma sürecine girildiğini dile getirerek, enformasyon ve komünikasyon teknolojilerinin ışığında rekabetin ve küreselleşmenin başladığını söyledi. Hükümetin 3 alanda çok iyi çalıştığını dile getiren Coşkun, bütün yerli girişimcilerin karşılaştıkları bürokratik engelleri kaldırdıklarını anlattı. Teknolojinin de bu bürokratik engellerden etkilenmeyeceğini belirten Coşkun, Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin kurulmasında önemli adımlar attıklarına değindi. Coşkun, 10 ayda 12 üniversiteyle birlikte Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurduklarını söyledi. ODTÜ'deki Teknoloji Geliştirme Merkezi'nde son 2 ayda 4 ayrı proje satışı gerçekleştiğini kaydeden Coşkun konuşmasını şöyle sürdürdü: “Teknolojide ve ekonomide rekabet şansını artırmada KOBİ'lerin önemi var. KOSGEB kanalıyla 10 bölgede teknoloji merkezleri açtık. KOBİ'lerin teknoloji ihtiyaçlarını karşılanmaya çalışılıyor. Teknolojik gelişmenin ekonomik güçle birleşmesi sonucunda Türkiye önemli bir rekabet yaşayacak.”

Tankut: “TÜBİTAK sıkıntılı bir dönemden geçiyor”

TÜBİTAK Başkan Vekili Prof. Dr. Tuğrul Tankut da konuşmasında Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu'nun TÜBİTAK Başkanı'nı seçmesine (Prof. Dr. Namık Kemal Pak yeniden seçilmişti) karşın, aylardır TÜBİTAK Başkanı'nın atanmaması nedeniyle TÜBİTAK'ın sıkıntılı bir dönemden geçtiğine işaret etti. Tankut, BİLSAT'ı önemli bir gelişmenin başlangıcı diye gördüğüne dikkat çekerek, “60'lı yılların otomotiv endüstrisini anımsayın; Anadol'dan Murat'tan günümüzün gelişmiş teknoloji araç üretimine… Ford Transit Connect, Fiat Doblo geliştirme çalışmalarına bakın” diye konuştu. Tankut, BİLSAT'ı ülkemizin en önemli kazanımı

olarak nitelendirerek, projenin Türkiye'ye getirilerini sıraladı: “Geri kaldığımız uzay sanayiinin oluşum ve gelişimine bir başlangıç; geliştirme uzmanlığı/işletme becerisi/üretim tesisi kazanma; gelecekteki önemli projelerde yerli üretim payını artırma; çeşitli alanlarda uydu görüntüsü gereksiniminin karşılanması ve -bu çözünürlük düzeyi, savunma ihtiyacı için yeterli olmayabilir ama- tarım/orman/çevre/kent planlama/jeoloji/afet yönetimi konularında araştırma yapabilme ve bilgi düzeyinin artırılması ile eylem planlamasının yapılabilmesi.” Tuğrul Tankut konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bu önemli proje, TÜBİTAK'ın yüzlerce projesinden yalnızca biridir; ülkemizde bilim ve teknolojiyi geliştirmeye, sanayimizin küresel rekabet gücünü artırmaya, savunma sanayimizin dışa bağımlılığını azaltmaya yönelik pek çok proje başarıyla yürütülmektedir.
TÜBİTAK'ın bu başarısı, iki temel öğeye dayanmaktadır: Kuruluş Yasası'nın sağladığı yönetsel özerklik ve finansal esneklik. Bu özellikler yitirilirse; TÜBİTAK, TÜBİTAK olmaktan çıkar. Seçkin araştırmacılardan derlenmiş deneyimli yönetim ve araştırma kadroları bir kez dağılırsa, yeniden derlemek on yıllar sürer. Çoğunuzun bildiği gibi, TÜBİTAK sıkıntılı bir dönemden geçmektedir ve bu iki önemli öğenin de kaybedilmesi olasılığı bulunmaktadır.

Uzaktan algılama uydusu BİLSAT, Türkiye'nin yanı sıra İngiltere, Cezayir, Nijerya, Çin ve Tayland uydularının da bulunduğu uluslararası Afet İzleme Takımuydu Sistemi'nde yerini aldı.
Umarım korkulan gerçekleşmez…”