Demet Zübeyiroğlu

Büdütör

Diyorlar ki Windows 8’in nesi yenilikçi ki?

Gündem; Ekim ayı ortalarından itibaren Ultrabook, Windows 8, dokunmanın dibine vurmak ve olayın “bulut servisleri gısmısı” başlıklarıyla çalkalandı durdu. Windows 8 ile ilgili toplanmaktan bir halde kaldık hatta. Microsoft’un etkinlikleri bir yandan üreticilerin etkinlikleri öbür yandan. Tablet bilgisayarlar, Ultrabook’lar bir yandan, mobil telefonlar öbür yandan. Hatta bu satırları sizlerle paylaşırken hala gelecek hafta itibariyle yeni ürün tanıtım toplantıları bizleri beklemekteydi.
Olay böyleyken pek tabi üzerine bol bol yazıldı çizildi. Olaydan bihaber olanlar yalnızca haber olarak iletirken, olaydan çok haberdar olanlar ise zaman zaman yerin dibine geçirmeye çalışan, her zamanki Microsoft işte diyen, Google varken, Android varken diyen yorumlar yaptılar. Apple’ın kan kaybında zaten yurtiçi ve dışı tüm cenaplar hemfikirdi. Tartışma daha çok Google ile Microsoft üzerine idi. Ve Microsoft’un bu saatten sonra bir yenilik getirmediği ile ilgili. Ama bence yanlış düşünüyorlar bu kez. Çünkü Microsoft şimdiye kadar yapamadığını yaptı. Ve aslında Intel’le birlikte bir fark da yarattı. Tabletse tablette kullan, Ultrabook’sa Ultrabook; olmadı masa üstünde, masa üstü de gelsin kucağına gerekiyorsa ya da sehpanın üzerine ailecek kullan... Kısacası Microsoft masaüstündeki kemikleşmiş gücünü sonunda tüm ortamlara taşımayı başarıyor. Ve her ortamda bir güç olmak üzere yola çıkıyor bu kez. Dengeler tamamıyla değişecek artık. Google’ın tüm hizmetlerinin temelindeki güç nasıl arama motoru ise, Apple’ın temelindeki güç tasarım, inovasyon, öncülük ve ekosistemdi ise, Microsoft’un temelinde yatan da her zamanki kozu... Ve bu kozu, bu kez gücüne güç katarak kullanacak gibi görünüyor. Hesap çok da zor değil. Intel daha önce mobilde alamadığı yeri alabilmek için harcadığı büyük çabayı, eski dostu Microsoft’la birlikte gerçekliyor yoğun olarak. Ultrabook serisinde Intel’in hedefi 2013 ilk çeyreğinde diz üstü bilgisayar kategorisinin %40’ını Ultrabook haline getirmiş olmak. Bu durumda Windows 8 arayüzünün; çoğunluğu dokunmatik olacak bu modellerle aramıza yayılımının ne kadar hızla olacağını hayal etmek zor değil. Böylece dokunduğunuz arayüzün Windows 8’e dönüşümünün tablet bilgisayarda da mobilde de aynı arayüzü görmek istemenizle nerelere gelebileceğini hayal edebiliyor musunuz? Kaldı ki, şu anda tablet bilgisayar tarafında başarılı olacağı da açık. Neden mi? Çünkü ömrü hayatları boyunca bilgisayar üretmiş üreticilerin tablet konusunda daha başarılı olacakları görünen köy kılavuz istemez durumu. Eh, geriye kalır telefon konusu. Burada da lisans konusunda saçma politikalar izlenmezse olur mu olur bu iş. Çünkü Apple son iki hareketiyle acilen kan kaybetmekte ve benim gibi Android’e ısınamamış milyonlarca kullanıcı da Windows 8 arayüzüne sıcak bakıyor. Bu hazır potansiyelin yanında eğer telefon tarafında cihaz fiyat bölümlenmesi de doğru yapılabilirse, Android’e kayan akıllı telefon giriş seviyesi kullanıcısının da Windows 8 tarafına çekilebilmesi işten değil.
Pek tabi zorlayacak başka noktalar da var. O da bir uygulama pazarını baştan yaratma süreci. Hem de Apple misali düzenlenlmiş bir uygulama pazarını oluşturmak daha da zor. Microsoft’un buradaki avantajı ise var olan ekosistemi. Ama bu ekosistem bir temel oluşturacaksa da, daha son kullanıcı odaklı ve daha mobile yönelik dimağlara sahip bir ekosistem geliştirmesi elzem.
Uzun lafın kısası, Microsoft ilk adımı kesinlikle doğru attı gibi görünüyor. Bundan sonraki politikaları ise, pazarın tozunu mu attıracak yoksa belli bir payını mı kapabilecek, bunu gösterecek.
Şimdi bu yazıyı okuyanların içinden geçenleri tahmin edebiliyorum. Acaba böyle bir yazı için Microsoft ne ödemiştir düşüncesine dalanlar olabilir aranızda. Yanlış tahmin. Uzun yıllardır, hem ürünlerinin sadeliği ve güzelliği, hem de yazılım arayüzünün tasarımı nedeniyle bir son kullanıcı olarak Apple hayranı olan bir insanım oysa ki. Ama dere göründükten sonra paçayı sıvamamak da hata olur.