Merih IŞIN
Editör'ün karikatürü, 1995 yılında Cenevre telekom fuarında uydu üzerinden gerçekleştirilen videokonferans ile Rusya'daki çizer Vladimir Mochalov tarafından çizilmiştir.

Editör

Bir projem var!

Bu ay neye uğradığımızı şaşırdık desem, hiç abartmış olmam sanıyorum. Biliyorum… BHT-Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri sektöründe, yazın hemen peşinden Eylül ayından itibaren bir hareketlilik başlar. Ya da başlardı daha doğru. Bu yıl da benzeri bir şeylerin yaşanacağı bekleniyordu da, bu ne ya? Patladı!
Uluslararası forum, seminer, toplantı vb. etkinlikler; ulusal sektör etkinlikleriyle üst üste bindi ki, yetiş yetişebilirsen… Her gün, her an kaç tanesi biraradaydı. Yazarken de bir yandan düşünüyorum: Sanki hepsine yetişmek, hepsine katılmak ve takip etmek zorundaymışız gibi. Ama bu ay olsun, gelecek ayki Telepati’yi okurken olsun, elimizden gelen en iyisini sizler için yapabildiğinize şahit olacaksınız sanıyorum.  Sevgili söz yazarı ve ses sanatçısı Dilek Kavraal’ın yazdığı gibi:
“Ordaydık biz hayaller gerçek olurken,
Tek bir tuş tüm özlemleri bitirirken,
Teknoloji hayatları değiştirirken,
Dünya bambaşka bir yer olurken,
Kimler geldi, sayfalardan kimler geçti…
Sözcük sözcük satır satır mühürlendi.
Her adımın tek tanığı Telepati.
Kimler geldi kimler geçti…
Hiç birisi akıllardan silinmedi.
Kimler geldi, sayfalardan kimler geçti…”
Bu arada, benim de bir projem var!
Gerçi bende proje hiç eksik olmadı ama, bu seferki 2023 hedeflerimizde de var olan ve en az 2 adet ‘Dünya Markası’ yaratmaya yönelik hedefle ilgili. Ayrıca bu projenin sosyal bir yönünün de olması cabası. Hem de hemen, şimdi. Kullanıma hazır! Bir nano teknoloji projesi. Yerli icat. Yerli üretim.
Ben üniversite öğrencisi değilim. Yeni şirket kurup, İnternet’te de bir şeyler yapmaya uğraşmıyorum. Bu yüzden ‘girişimci’ sayılıp yarışmalara da girmeme izin vermezler ama, benim de bir projem var.
Normal bilindik elektrikli ısınma sistemlerinin yarısından azı enerji ile (ki, hızla geliştirilmekte olan sistem, birkaç ay gibi çok kısa bir süre içinde %50’den az oranını 1/10’a indirecek), ısınma sistemi üzerine kurulu.  
Manyetik alan yok. Etrafta ısıtıcı bir cihaz yok. Çarpılma gibi bir risk yok. Garanti süresi diyelim ki 50 sene. Sisteme sahip olma bedeli, bugünkü ısıtma sistemlerine göre daha pahalı değil. Doğalgazdan bile ucuz. Kullanım için, bina içi veya dışı gibi bir kısıtlama yok. İster konutta, işyerinde istersen yüksek ısı gereken fırınlarda veya kafeteryaların kış bahçelerinde ya da dilersen otoyollarda kullan yollar kar buz tutmasın.
İcada, 124 ülkede Dünya Patenti alırsın. İster ülkende kullanır istersen ihraç edersin. Ülke bazında enerji tasarrufu yapar, doğal gaz ve petrol ithalatını düşürür, elektrik kazalarını azaltır, vatandaşın ısınma gereksinimini ucuza karşılar, ülkeden döviz çıkışı azaltıp, tam tersine döviz girişi sağlarsın. Bunlarla da bitmez. İş istihdamı sağlar, yeni ürün ve hizmetler üretirsin. Dünya aleme, Türk markasını ve zekasını bir kez daha ispat edersin.
Bu icadı, kış başlarken ilk defa Van’da depremzede konteynerlerinde ya da mülteci kamplarında denersin. Yapılan tasarrufun yanı sıra, bir de hayır duası alırsın.
İcat benim değil, üretim benim değil. Ama dedim ya: Bir projem var!
Biz hazırız. Mucit hazır. Ekip hazır. Üniversite raporu ve CE belgesi hazır. Eksik olan, Marka Patenti başvurusu ve yaklaşık bir milyon dolarlık harç ve avukat bedeli. Hedef koyan yetkililere duyurulur…
Saygılarımla.