SAP Forum 2012, ‘Yepyeni Bir Yarış’ başlığı ile düzenlendi

Baykan Çallı

‘Yepyeni Bir Yarış’ başlığı altında düzenlenen SAP Forum’da, teknolojiden en doğru şekilde yararlanmanın önemine dikkat çekildi.
İş yapış şekillerinin değiştiği ve inovasyonun son derece önemli olduğu dünyamızda, teknolojiden en uygun şekilde yararlanabilmek çok büyük önem arz ediyor. Rekabetçi ortamlarda şirketlerin ayakta kalabilmeleri, teknolojiyi en doğru şekilde kendi iş süreçlerine uyarlayıp kullanabilmelerinden geçiyor. 16 Ekim 2012 tarihinde İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen SAP Forum’da, değişmekte olan iş süreçlerinin nasıl bütünleştirilip kullanılması konusunda firmalara ışık tutuyor. Binlerce katılımcının ve birbirinden değerli konuşmacıların yer almış olduğu etkinlik boyunca teknoloji enine boyuna irdelenerek fayda yaratıldı. Ayrıca inovasyon ve teknoloji gurusu olan SAP Veri tabanı ve Teknoloji Dünya Başkanı Steve Lucas, katılımcılara birbirinden değerli bilgileri aktardı.

Büyük verinin geleceği
Forum’un en önemli konuşmacılarından biri olan Steve Lucas, herkesin merak ettiği ve önemle takip ettiği ‘Büyük Veri’ konusunda çarpıcı söylemlerde bulundu. Büyük verinin geleceğinin şirketler için büyük öneme sahip olduğunu belirten SAP Veri tabanı ve Teknoloji Dünya Başkanı Steve Lucas, konuşmasında: “Değişmekte olan dünyamızda, mobil teknolojiler ve bulut bilişim çözümleri oldukça fazla önem arz ediyor. Bu çözümlerin yanı sıra, büyük veri kullanımı da firmaların iş yapış süreçlerini çok fazla etkiliyor. Günümüzde ilk sıralarda yer alan bu eğilimler, rekabetin oluşması ve kimin önde olacağı konularını belirlemekte etkin faktörler olarak hayatımızdaki yerini almış bulunuyor. Büyük veri yönetimi doğru şekilde kullanılarak stratejiler ve risk analizi süreçleri yeniden konumlandırılıyor. Yaşamız olduğumuz sayısal dünyada, yapmış olduğumuz şeylerin çoğu elektronik olarak kaydediliyor, işleniyor, birbiri ile etkileşiyor, sosyalleşiyor ve hatırlanıp kullanılıyor. Bu süreçler de kurumlara yeni ölçütler ve çözümler etrafında işlerini oluşturma avantajı sağlıyor. Örneğin, yeni sayısal işaretler kullanılarak tıbbi kurumların kanser tedavisini kişiselleştirilmesi mümkün oluyor. Büyük veri kullanımı sayesinde gerçek zamanlı bilgilere ulaşılarak zenginleştirilmiş deneyimler hayata geçirilebiliyor. Aynı zamanda büyük verinin doğru şekilde analizi ve kullanımı devletler adına da büyük avantajlar yaratıyor. Vergide sahtekârlık yapmaya çalışanlar doğru ve hızlı bir biçimde belirleniyor ve milyarlarca dolarlık tasarruflar elde edilmiş olunuyor. SAP’nin sağlamış olduğu gerçek zamanlı veri platformları ile kurumlara yenilikçiliğin avantajlarını sunuyoruz. Sunmuş olduğumuz çözümler sayesinde şirketler kendi iş süreçlerini yeniden düzenleyip, 21. yüzyıla uygun iş yapış yöntemlerini keşfedip kullanıyorlar. Yeni yöntemlerin keşfi, kurumların büyük veriye uygun şekilde hareket etmelerine de olanak sağlıyor. Büyük veriden sonraki adımın daha büyük veri olduğunu unutmamalıyız. Gelecekte büyük veri kavramı büyüyerek yoluna devam edecek. Günümüzde hiçbir şeyin silinmediği bir dünyada yaşıyoruz. Bu durum verilerin sürekli olarak artmasına ve birikmesine teşkil oluşturuyor. Tabii ki, verilerin artması veya birikmesi kurumlar açısından pek fazla bir öneme sahip değil. Önemli olan nokta; birikmiş olan verilerin nasıl işlendiği, kullanıldığı ve yönetilip iş süreçlerine uygulanabildiği. Tüm şirketlerin veriye doğru ve hızlı bir şekilde ulaşarak kullanım gerçekleştirme ihtiyacı içerisinde olduğunu biliyoruz. Günümüzde henüz şirketlerin içerisinde bulunmayan, ‘Chief Data Officer’ (Veriden Sorumlu Yönetici) pozisyonlarının oluşturulmasına şiddetle ihtiyaç var” dedi.

Almanya’nın en değerli markası: SAP
Açılış konuşmasını müteakip söz alan SAP Türkiye Genel Müdürü Zeynep Keskin, dünyadaki toplam GSMH’nın yüzde 65’inden fazlasının SAP üzerinden geçtiğini ifade etti. SAP kullanıcılarının195 binden fazla firma olduğunu ve SAP’nin 500 milyondan fazla insana ulaştığını söyleyen Keskin, SAP’nin Almanya’nın en değerli firması olduğuna dikkat çekti. 2011 yılının SAP adına tarihindeki en iyi yıl olduğunu belirten Zeynep Keskin, konuşmasını şöyle sürdürdü: “SAP hiçbir yavaşlama belirtisi göstermemekte. Teknolojide birçok oyuncu kriz ekonomisi yürütürken SAP tarihinin en iyi rakamlarına ulaştı. Yazılım alanında yüzde 25’lik bir büyümeye imza attı. Gelirlerinin yüzde 14’ünü ARGE’ye ayırdı. Yaklaşık olarak 15 bin çalışanımız SAP içerisinde sadece inovasyonlar ve ARGE odaklı olarak çalışıyor. İnovasyon hızımız 6 ay. Bir şirketi satın alma sürecinden daha hızlı. 11 bin 500 iş ortağına ulaşmış bulunuyoruz. 17 milyon kullanıcıya bulut uygulamalarını sunuyoruz. Türkiye’ye baktığımız zamanda yine çift haneli büyüme rakamlarına ulaştığımızı görüyoruz. Her şeyden önce ekosistemimiz büyüdü. 2011 yılı itibariyle yüzde 44 gibi bir büyüme rakamına ulaştık. 2012 yılında da SAP ekosisteminin artarak büyümesi için elimizden gelen çabayı sarf ediyoruz. Geçen yıl 103 yeni kurumu SAP dünyası içerisine kattık. 300’den fazla projeyi hayata geçirdik. Yüzde 45,8’lik pazar payımız ile yine SAP 2011 yılında pazar lideriydi. 2011 yılını büyük başarılar ile geride bıraktık ve birkaç ay sonrada 2012 yılını tamamlıyor olacağız. 40 yılı geride bırakmış olduğumuz zaman içerisinde birçok değişime tanıklık ettik. Günümüzde artık dünyadaki değişimler daha hızlı gerçekleşiyor ve bu ortamda yepyeni bir yarışa hepimiz dahil olmaktayız. Hem bireyler için hem de kurumlar için hayat artık çok daha hızlı ilerliyor. Kurumlar artık müşterilerine çok daha hızlı ve basit bir şekilde ulaşmak zorundalar. Bu sebeple bu seneki ana konumuzu kuralları yeni yazılmakta olan yarışa ayırdık ve ‘Yepyeni Bir Yarış’ başlığı altında karşınıza çıktık. Değişen dünya içerisinde Türkiye’de fazlası ile değişikliklerden nasibini alıyor. Türkiye’de bugün artık bölgesel bir finans merkezi olmayı konuşuyor bulunuyoruz. Enerji yatırımları öncelik kazanmış durumda. Türkiye enerjiyi üreten, enerjiyi ihraç eden bir ülke konumuna gelmeye çalışıyor. 2011 yılı sonunda yüzde 8,5’luk büyümemiz ile Çin’den sonra en hızlı büyüme gösteren ikinci ülke konumuna eriştik. Artan iş gücü oranında dünyada lideriz. İş gücümüz önemli bir artımız olarak kabul ediliyor. Ve İnternet kullanımında son 10 yılda yüzde 1750’lik bir artış gerçekleşti. Bugün yeryüzüne baktığımızda insan sayısından fazla mobil cihaz olduğunu görüyoruz. İnternet’e bağlanabilen 15 milyar cihazdan söz ediyoruz. Sosyal ağlarda 1 milyardan fazla kişi dolaşıyor. 2020 yılında toplam veri miktarının 35 milyar Terabyte’ı aşacağını söylüyoruz. Yani her 18 ayda bir ikiye katlanan bir veri miktarı ile başa çıkmak zorundayız. Elde etmiş olduğumuz bu veriyi bilgiye dönüştürmek zorundayız. 2030 yılında 5 milyara ulaşması bekleniyor çalışan kesimin. Bu demek oluyor ki; daha çok tüketim, daha çok talep artışı ve bu ihtiyaçlara cevap vermemiz gereken bir dünya. Biz bu gelecek için hazırız. Diyoruz ki; geleceği ya siz şekillendirin ya da geleceğin sizi şekle sokmasını bekleyin. SAP geleceği şekillendirmeyi seçmiş durumda. Geleceği şekillendirirken bütün çözümlerimiz ile sizlerin yanınızda olduğumuzu bilmeniz bizim için önemli. SAP gelecek için 5 temel kategoride çözümlerini toplamış bulunuyor. Bunları; uygulamalar, iş analitiği, mobilite, bulut, veri tabanı ve teknoloji olarak konumlandırdık. Ve bütün bunları 25 farklı sektörde, kurumlara farklı iş süreçlerine özel olarak sunuyoruz. Uygulamalar ile tüm iş süreçlerinin tek bir platformdan yürütülmesinden bahsediyoruz. İş analitiği ile bilgiye gerçek zamanlı ulaşımdan, bilgiyi gerçek zamanlı aktarımından ve analizinden söz ediyoruz. Mobilite sayesinde nerede olursanız olun, zamandan ve yerden bağımsız çalışanlara çözümleri ulaştırabiliyorsunuz. Bugün SAP Store 100’den fazla kurumsal uygulamayı müşterilerine yerden ve zamandan bağımsız çalışabilmeleri için sunuyor. Bulut bilişim ile bilişimin odağını altyapıdan, veri merkezlerinden yaratıcı ve iş birliklerine dönüştürüyoruz. HANA mimarisi ile önemli ölçüde bir hızla süreçlerinizi yönetebilmenizi sağlıyoruz.”

Sosyal medya ve bankacılık
Açılış konuşmalarının akabinde birbirinden değerli konuşmacıların yer aldığı paralel oturumlar gerçekleştirildi. Metric Teknoloji Yönetici Ortağı Barış Çekiç’in gerçekleştirmiş olduğu sunumda, sosyal medyanın şirketler açısından önemi ve etkileri konuları ele alındı. Facebook’un bir ay boyunca 7 milyar ziyaretçi aldığını söyleyen Metric Teknoloji Yönetici Ortağı Barış Çekiç, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Facebook’un 185 milyon ziyaretçi ile Twitter takip ediyor. Twitter’da kadınlar daha yoğunlukta, Facebook’ta ise erkekler. 18 ila 34 yaş arası kullanıcılar bizim müşteri hedef kitlemizi oluşturuyor. İlginç bir istatistik olarak, kullanıcılar aylık ortalama 405 dakikalarını Facebook ortamında harcıyorlar. Kullanıcı başına değerlendirme yaptığımızda da Facebook’un en değerli şirket olduğunu görüyoruz. Facebook’taki kullanıcıların yüzde 40’ı belli bir firmayı takip ediyor. Takibi yapanların yüzde 51’i ise ürün veya hizmeti satın alıyor. Benzer bir durumu Twitter’da da görüyoruz. Bankalar için sosyal medyanın müşterilerine erişim kanalı pozisyonunda olduğunu söyleyebiliriz. Müşteriler şikâyetlerini veya memnuniyetlerini Twitter üzerinden bankalara bildiriyorlar. Metric Teknoloji olarak biz, müşterilerimize sunmuş olduğumuz çözümler ile sosyal medyanın analizi konularında çalışmalar yürütüyoruz. Bu sayede müşterilerimiz doğru analizler ışığında kendi kullanıcılarına daha kolay ve basit bir şekilde ulaşabiliyorlar. İhtiyaçlar daha kolay şekillendiriliyor ve hızlı bir şekilde geri dönüş sağlanıyor.”

Yeni kurumsal hayat-Mobilite, Efes’i nasıl etkinleştirdi?
Bu sene on yedincisi gerçekleşen SAP Forum’da Anadolu Bilişim Kurumsal Uygulama Hizmetleri Müdürü Atakan Karaman, bütün iş süreçlerini SAP’ye taşıyan Efes Pilsen’in saha operasyonlarında mobilite çözümleriyle birlikte gerçekleştirdiği değişikliği Efes Pilsen Satış Sistemleri Yöneticisi Şaziye Ceylan ile birlikte “Yeni Kurumsal Hayat-Mobilite, Efes’i nasıl etkinleştirdi?” başlıklı sunumda anlattı.
Türkiye’de son bir yılda mobil hayatın gelişimine baktığımızda sadece mobil telefonlardan İnternet kullanımında bile 2011 son çeyreği ile 2012 yılı ilk çeyreği arasında yüzde 45,9'luk bir büyüme görüldüğünü söyleyen Karaman, “2011-2012 yılı dönemindeki yıllık artış ise yüzde 380 olarak karşımıza çıkıyor. Bunun anlamı; artık sadece bilgisayarlar değil akıllı telefonlar ve tablet bilgisayarlar İnternet erişiminde en önemli araçlar olarak görülmesidir. Kişisel olarak sahip olduğumuz cihazları incelediğimizde diz üstü bilgisayar, masa telefonu, mobil telefon, iş yerinden verilen şirket telefonu, tablet bilgisayar gibi bizle birlikte hareket eden birçok cihaz görüyoruz. Kullandığımız cihazlar İnternet’e erişmek adına birer araç olmanın ötesinde, işimizde verimliliğimizi yüksek seviyelere çıkartmayı sağlayan en önemli unsurlar olmaktadır. Bu noktada en önemli ihtiyaç ise cihazlarla kullandığımız yazılımlarımız oluyor. Günümüzde elektronik cihazların verimliliği, üzerinde kullanılan yazılımların işimize ne kadar değer kattığı ile doğru orantılıdır. Şirketlerin kurumsal olarak mobil çözümleri kullanmaları noktasında hem şirket içi çalışanlara yönelik hem de tedarikçi, müşteri, alt yüklenici gibi paydaşlara yönelik çözümler günümüz iş hayatında yaygın kullanılmaktadır. Özellikle şirket paydaşları olan tedarikçi ve bayilerin ana firma ile mobil teknolojileri kullanması, hep birlikte hareket kabiliyetini artırmakta, müşteri ile sahadan gelen talebe hızlı yanıt vermeyi kolaylaştırmakta ve sonuçta rekabet anlamında şirketleri ileriye götürmektedir. Şirketlerin mobiliteyi kurumsal dönüşümde kaldıraç olarak kullanabilmeleri için öncelikle stratejilerini belirlemeleri, sonrasında hangi iş ihtiyacına yönelik uygulamaları gerçekleştireceklerini tespit etmeleri, en son aşamada ise cihaz ve teknolojik altyapıyı kurmaları gerekmektedir. Bu sayede şirketler iyileştirilmiş maliyetlerle yüksek faydayı elde edebileceklerdir.

SAP Forum’u sizler için takip etmenin yanı sıra, SAP çözüm ortakları ile de söyleşiler gerçekleştirdik. SAP danışmanlık şirketi Alman Itelligence AG ve SAP iş ortağı Elsys’in Türkiye’de güçlerini birleştirmeleri kapsamında, Itelligence Türkiye Genel Müdürü Savaş Komban ile yapmış olduğumuz görüşmede, ortaklık süreci ve gelecek stratejileri hakkında bilgiler aldık.

Elsys Grup ve Itelligence AG ortaklığı hakkında bilgiler verir misiniz?
Biz Elsys olarak zaten bir ölçüde uluslararası bir şirket konumuna erişmiştik. 50’ye yakın ülkede farklı coğrafyalarda danışmanlık çözümlerini ve kurumsal bilgi alanındaki çözümleri sergiliyoruz. Elsys olarak, Japonya, Çin, Avusturalya, Yeni Zelanda, Güney Afrika, Ortadoğu ülkeleri, Avrupa ülkeleri gibi çok farklı coğrafyalarda projeler gerçekleştiriyorduk bugüne kadar. Itelligence ile de, gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında belli projelerde iş ortağı olarak çalışıyorduk. Dolayısıyla birbirini tanıyan iki şirket olarak daha yüksek hedeflere ulaşmak adına ve daha yüksek çözümler sunabilmek için iki şirket bir araya gelmiş bulunuyor. Bu amaçla Itelligence şirketimizin yüzde 60’lık hissesine sahip oldu. Yönetim ve iş yapış şeklimiz daha da güçlenerek ama aynı yapıyı koruyarak yoluna devam ediyor olacak.

Itelligence ortaklığı ile birlikte müşterilerinize sunacağınız avantajlar neler olacaktır?
Yapmış olduğumuz projelerimizin kapsamı bu ortaklık sayesinde daha güçlü bir yapıya kavuşmuş durumda bulunuyor. Bu ortaklık doğrultusunda 21 ülkede bulunarak çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bölgesel deneyimlerimizi bu ortaklık ile daha da arttırmış durumdayız. Sektöre hakim olan yapımız hızlı bir şekilde artı güç ve deneyim elde etmiş oldu. Bilgi birikimimizi oldukça fazla arttırmış olduk. Bölgesel olarak dinamik bir yapıda sunmakta olduğumuz yapımıza bir artı katarak aynı çalışma ilkelerimiz ile yolumuza devam ediyoruz. Ortaklık kapsamında bünyemize katmış olduğumuz artı değerler gerek bilgi birikimi olarak gerekse hizmet olarak müşterilerimize büyük avantaj ve faydalar sağlayacak. Şirket kültürlerinin birbirine çok iyi uyması, ortak SAP ve danışmanlık anlayışı sayesinde büyük yararlar elde edilecek. Birlikte yapacağımız çalışmalar hem Türk müşterilerimizi hem de yurt dışındaki müşterilerimizin aynı ölçüde faydalanacağı bir ortam sağlayacak. Herkes için yepyeni fırsatların oluşacağını söyleyebilirim.

Türkiye odaklı çalışmalarınız ve 2013 hedeflerinizden bahseder misiniz?
Biz düzenli olarak Türkiye’deki ve Avrupa’daki düzenli olarak en hızlı büyüyen teknoloji şirketleri arasında yer alıyoruz. Çeşitli bağımsız araştırma firmaları tarafından yapılan araştırmalar bunu bize gösteriyor. En son yine bu yıl içerisinde açıklanan bir araştırmaya göre, Türkiye’nin en büyük bilgi sistemleri ve danışmanlık şirketiyiz. Dolayısıyla bu pozisyonumuzu güçlendirerek korumak amacındayız. İlerleyen zaman içerisinde de bu büyüme sürecimizi daha da arttırarak yolumuza devam etmek istiyoruz.

Ortadoğu’da yaşanmakta olan gelişmeler teknoloji kullanımını nasıl etkileyecektir?
Kısa vadede baktığımız zaman bizler için bir takım sıkıntıların oluştuğunu söylemek mümkün. Planladığımız ve hayata geçirmeye çalıştığımız iş geliştirme faaliyetleri belli duraksamalarla karşılaştı. Ama orta vadede bu sürecin bizler adına olumlu olarak geri dönüşü olacağına inanıyorum. Bizim gibi şirketler Türkiye’den gerek Ortadoğu olsun gerekse de başka ülkeler olsun sadece inşaat alanında, tekstil alanında ve meyve ve sebze alanında değil aynı zamanda da bilişim teknolojileri alanında nitelikli danışmanlık hizmetleri ihracının düzenli ve kaliteli bir şekilde gerçekleştirilebileceğini ispat etmiş olduk. Dolayısıyla iyi yapılandırılmış, iyi bir iş planı oluşturulan, iyi bir kurumsal çerçevesi olan ve ileriye yönelik planı olan işletmelerin Türkiye’nin dışarı açılma sürecini destekleyici olacağını düşünüyorum.

2015 yılı hedefleriniz nelerdir?
Biz 2015 yılına kadar şirketimizin karlılığını her alanda ikiye katlamayı amaçlıyoruz. Bu hedefimize ulaşmak için oldukça yoğun bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yeni ortaklığımız ile birlikte de bu hedefimizi daha da kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleştireceğimiz inancındayım. Bu ortaklık sayesinde daha fazla ülkeye iş yapmaya başlayacağımıza daha fazla uluslararası müşteriye sahip olacağımıza ve Türkiye’ye de büyük getiriler kazandıracağımıza inanıyoruz. Sunmuş olduğumuz alandaki hizmetler çok büyük katma değer sağlıyor. Ve bu alanda yapılan çalışmalar sadece bir kereliğe mahsus değil aynı zamanda sizin ülkenizdeki insan gücünü de kalifiye hale getiren bir yapı. Bizim gibi şirketlerin uluslararası arenadaki tecrübesi arttıkça ülkemizin de bu arenada öne geçeceğini düşünüyorum.

Türkiye’deki istihdam politikasını ve gücünü değerlendirir misiniz?
İstihdam ile ilgili olarak yakın zamanda bir takım eylem planları açıklandı. Mevzuatlarda uygulanan, teknoparklarda uygulanan ve yazılım ihracatına yönelik olarak uygulanan bir takım değişiklikler söz konusu. Ben kişisel olarak bu tür adımların çok olumlu olduğunu düşünüyorum ancak bir bütünleşik programın eksikliği de söz konusu. Bilişim sistemleri konusunda tam anlamıyla bir makro politikaya sahip değiliz. Küçük parçalar halinde birçok uygulama yapılmaya çalışılıyor ama bunlar bir bütün oluşturmadığı zaman tam anlamıyla ortaya birlik sağlanmış bir uygulama çıkmamış oluyor. Bu anlamda Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi adına bilişim ve haberleşme teknolojilerinin stratejik bir sektör olduğu görüşündeyim. Eğer Türkiye bu sektöre gerekli önemi göstermez ise 2023 hedeflerine ulaşmasının mümkün olmayacağını düşünüyorum.

KOBİ’lere yönelik olarak gerçekleştirilen çalışmalar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
KOBİ’ler için en önemli şeyin doğru iş modellerinin oluşturulmasından geçtiğini düşünüyorum. Pazar ve ölçek araştırmalarının doğru olarak belirlenmesi çok büyük önem teşkil ediyor. Örneğin, bir KOBİ belli bir sektöre yatırım yaparken o sektörün küresel arenada da her anlamda araştırılması ve atılacak olan adımların çok iyi bir süzgeçten geçirilmesi gerekiyor. KOBİ’lere destek ilk iş kurulumundan başlayarak sağlanmalı. Bu destekler profesyonel bir şekilde gerek belli ajanslar tarafından gerekse devlet kurumları tarafından sağlanmalı ki kısıtlı olan imkanlar doğru alanlara yönlendirilebilsin.