Eğitimde teknoloji dosyası

Alper Uygun

Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi’nin bir süredir gündemde oluşu ve bu konuda yapılan çalışmalar Türkiye’de birçok şirketin de bu konuda düşünmesini ve çalışmalar yapmasını sağladı.
Eğitimin sayısallaşması ile ilk çapta Türk eğitim sisteminin kalitesinin artması hedeflense de aslında bu teknolojiler ve altyapılar, okullar dışında eğitim veren bütün kurum ve kuruluşlarda büyük bir kolaylık sağlayacak. Hazırladığımız dosyamızda aslında bu Proje gibi pek çok uygulamanın ülkemizde gerek firmalar tarafından gerekse okullar tarafından kullanıldığını görüyoruz. Bu sistemi daha önce kullanan firmalardan, okullardan, FATİH Projesi’nde görev alan firmalardan eğitimde teknoloji kullanımının önemi ile kurum ve kuruluşların verdikleri sayısal eğitim hizmetleri hakkında bilgi alarak sizleri bu uygulamalardan haberdar etmek istedik. Edindiğimiz bilgileri paylaştığımız bu dosya, dileriz yeterince ilgi çekici olmuştur ve keyifle okursunuz.
 
TÜBİTAK, teknolojiyi eğitimin hizmetine sundu
Eğitimde yeni, sayısal bir dönemi başlatan ve gelecek nesilleri genç yaşta teknoloji ile buluşturma gibi bir projenin uygulayıcısı olan TÜBİTAK’ın bu konuda ne gibi adımlar attığını ve bu Proje doğrultusunda ne gibi gelişmeler yaşandığını TÜBİTAK Bilim ve Toplum Daire Başkanı Şükrü Kaya’dan öğrendik.

Eğitim’de sayısal dönem
Milli Eğitim Bakanlığı ile ‘Eğitimde FATİH İşbirliği Protokolü’ ve ’Eğitimde İşbirliği Protokolü’nü imzalayan TÜBİTAK, öğretmen ve öğrencilerin teknolojiden daha fazla yararlanacağı yenilikleri eğitimin hizmetine sunmaya başladı. FATİH Projesi kapsamında 12 bin 500 tablet bilgisayar dağıtıldı ve 37 bin 500 daha dağıtılacak. Okullarda kurulacak 85 bin akıllı tahtadan 58 bini de kullanıma sunuldu. Bakanlık ile ortak çalışmalar yapan TÜBİTAK, “Z-Kitap”, “E-Ders” gibi yeni uygulamalar ile tüm öğrencilere derslerinde yardımcı olabilecek büyük bir kaynak sunacak. Eğitim müfredatını da güncelleyen TÜBİTAK, İngilizce’nin daha kolay öğretilmesi için yeni bir sistem geliştiriyor. Okula yeni başlayan öğrencilerin eğlenerek öğrenebilmeleri için de çocuklara özel 22 şarkı hazırlatıldı. Yapılacak yeni çalışmalarından biri de TÜBİTAK’ın bilim dergilerinin sayısal ortamda öğrencilere sunulması olacak. Ayrıca TÜBİTAK tarafından bu yıldan itibaren bilim fuarları okullarda da düzenlenmeye başlıyor.

Öğrencilere ‘e-ders’
Özel olarak hazırlattığımız stüdyolarda 9, 10, 11 ve 12. Sınıflar için Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Geometri dersleri ile ilgili video çekimleri yapıyoruz. E-ders uygulamasında dersler konu konu öğretmenler tarafından anlatılıyor. Her bir konu ortalama 10 dakikalık kayıtlardan oluşuyor. Çok kaliteli bir içerik hazırlattık. Ders anlatımlarını benzetimler ile güçlendirdik. Konuları benzetim ile daha kolay ve daha iyi öğrenen öğrenciler karşılarında orijinal bir ders anlatımı bulacak. Zorlandıkları konuları bizim hazırladığımız e-ders içeriği ile daha iyi anlayacaklar. E-ders videoları başta akıllı tahta ve kişisel bilgisayarlar olmak üzere elektronik platformlarda kullanılabilecek şekilde hazırlanıyor.
Zenginleştirilmiş Eğitim Kitabı Uygulaması diğer adı ile Z-kitap’tan da bahseden Kaya, Z-kitap’ın çok farklı bir uygulama olduğunu belirtti. Kaya, matematik, fizik, kimya ve biyoloji için pilot ünite zenginleştirmesinin planlandığını kaydetti. Z-kitap uygulamasını müfredatın yenilemesi ile birlikte paralel yürütmeyi amaçladıklarını anlatan Kaya, “Z-kitap kavramsal olarak adı geçen ancak uygulama olarak ülkemizde olmayan bir sistem. Zengin bir kitap nasıl olur onun üzerinde çalışıyoruz. Bu Projeyi de 2014’e yetiştirmeyi amaçlıyoruz. Öğrenciler özellikle zorlandıkları konuları örneklerle öğrenecekler. Hazırlanacak profesyonel benzetim yardımıyla konuyu daha çabuk kavrayacaklar. Benzetimlerin yanı sıra; video, ses, fotoğraf, harita, grafik ve tablolarla da içerik güçlendirilecek. Z-kitabın yanı sıra TÜBİTAK yayınlarından Bilim ve Teknik, Bilim Çocuk ve Meraklı Minik dergileri elektronik ortama konulacak. Öğrenciler tablet bilgisayarlar vasıtasıyla e-okul sisteminden TC kimlik numaraları ile girecekler ve dergilerimize ulaşacaklar.” şeklinde konuştu.

İngilizce öğreniminde yeni yöntemler
İngilizce öğretiminde yeni bir sistem uygulanacak. Biz artık gramere dayalı sistemden kurtulmak istiyoruz. Çocuklarımız günlük hayatta kullanmadıkları yapıları öğreniyorlar. Biz ders kitaplarına yeni bir rol yüklemek istiyoruz. Sınıfın içinde öğrencinin konuştuğu belirli kalıpları öğreteceğiz. Teknolojiyi kullanarak öğrencilerin daha kolay İngilizce öğrenmesini amaçlıyoruz. Öğrencilerin gerçek hayattaki dili kullanması için yeni uygulamalar geliştireceğiz. Bunların yanında ilgi gören çizgi filmleri İngilizceye çevirmeyi planlıyoruz. Televizyonun çocuklar üzerinde büyük etkisi var ve bunu iyi bir şekilde kullanmak istiyoruz. Bu gibi yeni projelerle İngilizcenin artık daha kolay öğrenilmesini hedefliyoruz.

TÜBİTAK’ın eğitime vereceği destekler şunlar

  • Fen Bilimleri, Bilişim Teknolojileri, Teknoloji ve Tasarım ile Matematik öğretim programlarının geliştirilmesine yönelik ARGE çalışmalarının yapılması,
  • Öğrencilerin analitik düşünme becerilerini artıracak eğitim içerikleri geliştirmeye yönelik ARGE çalışmalarının yapılması,
  • Temel ve orta öğretim seviyesindeki İngilizce öğretim sistemi üstüne araştırmalar yaparak alternatif öğretim modelleri geliştirme üzerine ARGE çalışmalarının yapılması,
  • Öğrencilerin kendilerini ifade yetilerinin, özgüvenlerinin ve yaratıcılıklarının geliştirilmesi amacıyla ARGE çalışmalarının yapılması,
  • Eğitimin niteliğini artırmak amacıyla MEB’in desteğiyle başarı tespitine yönelik ARGE çalışmalarının yapılması,
  • Müfredata uygun sayısal içeriklerinin geliştirilmesi ve hazırlanması için çalışmalarının yapılması, bu kapsamda e-ders (video) uygulamaları ile içerik zenginleştirilmesi,
  • Temel ve orta öğretimde bilim kültürünün geliştirilmesine yönelik her okulda bilim fuarlarının gerçekleştirilmesi ve
  • FATİH Projeleri kapsamında Bilim ve Teknik, Bilim Çocuk ile Meraklı Minik dergilerinin ücretsiz ’e–dergi’ olarak öğrencilerin tablet bilgisayarlarında yer alması için çalışma yapılması.

Microsoft’un eğitim görüşü “Her zaman, Her yerde, Herkes için Eğitim”
Eğitim Microsoft’un büyük önem verdiği faaliyet alanlarının başında gelmekte.” diyen Microsoft Türkiye Teknoloji Direktörü Buğra Karabey ile Eğitim konusunda Microsoft’un Türkiye’deki çalışmaları hakkında görüştük.

“FATİH Projesi Türkiye için büyük bir şans”
Microsoft, eğitimcilerin ve öğrencilerin kendi potansiyellerini sonuna kadar kullanabilmeleri için destek sağlamayı da kendisine görev edinmiş durumda. Bu çerçevede Microsoft eğitim alanına (teknoloji ve yazılım ürünleri haricinde) 500 milyon dolar yatırım yapmakta. Öğretmenlerin becerilerini geliştirmekten, geleceğin okulu ve yaratıcı öğrenciler için yapılan yatırımlara kadar birçok alanda bu çalışmalar devreye girmekte ve neticede de dünyanın dört bir yanında bu alanda başarı hikâyeleri çıkmaktadır. Buna paralel olarak Microsoft “Shape the Future-Geleceği Şekillendir” önceliği ile FATİH gibi “her öğrenciye bir bilgisayar” şeklinde tanımlanan projelerde dünyadaki en tecrübeli firma konumundadır. Şimdiye kadar dünyanın dört bir yanında yüzden fazla sayısal eğitim projesinin planlanmasında ve uygulamasında yer almış, iş ortakları ile birlikte bu projeleri başarıyla hayata geçirmiştir.
FATİH Projesi Türkiye için bir şans olma ve de öğrencilerimize dünya çapında bir ayrıcalık sunma potansiyelini taşımaktadır. Bunun ile birlikte FATİH dünyanın en büyük ölçekli sayısal eğitim dönüşüm projelerinden bir tanesidir ve dolayısı ile de hem büyük fırsatları hem de istenmeyen riskleri gündeme getirebilmektedir. Projeyi başarı ile kurgulayıp, icra ettiğimiz durumda tüm öğrencilerimiz sayısal dünyanın nimetlerine erişme ve de faydalanma şansına sahip olacaklar ve bu da sadece bölgemizde değil, dünya çapında bizim öğrencilerimizi ayrıcalıklı kılan bir imkân olacaktır. Bununla birlikte yine başarı ile icrasını müteakip FATİH Projesi, Proje’nin isminde de yer alan “fırsat” ifadesine layık bir biçimde eğitim süreçlerinde etkinliğin ve verimin artması neticesini verebilecek ve de bu fırsatları tüm ilk ve ortaöğretim öğrencilerine eşit bir şekilde sunabilecektir. Bu kapsamda sadece öğrencilerin değil, öğretmenlerimizin de sürekli olarak en güncel içeriklere ulaşması ve onların da gerekli alanlarda hizmet içi eğitimi almaları Proje ile mümkün olabilecektir. Az evvel ifade ettiğimiz gibi Proje’nin ölçeği ile riskler de büyümektedir. Projeyi risklerden uzak tutacak ana başlıkları ise güvenlik, güvenilirlik, yönetilebilirlik, uyumluluk ve de sürdürülebilirlik konusunda olarak görmekteyiz. Projenin mimarisinin tasarlanması ve bileşenlerinin seçiminde de bu başlıklarda azami özen gösterilmesi gerekli olmaktadır. Biz Microsoft olarak tüm bu başlıklarda uçtan uca çözüm bileşenlerini sunabilmekteyiz. Bunu yaparken de sayısal eğitim dönüşümü alanında dünya çapında sahip olduğumuz benzersiz deneyimimizi, çözümün pedagoji ve teknolojiyi buluşturan bütüncül bir şekilde kurgulanması ve hayata geçirilmesi aşamalarında sunabilmekteyiz.

“Microsoft FATİH Projesi’nin doğal paydaşı”
Microsoft kendisini FATİH Projesi’nin doğal bir paydaşı olarak görmektedir. Dünya çapında kullanımda olan bilgisayarların yüzde 98’inde Windows işletim sistemi ve yüzde 87’sinde de Office üretkenlik çözümleri kullanımdadır. Dolayısı ile Proje kapsamında öğrencilerimizin kazanacağı yetkinliklerin kendilerine okul dışı hayatlarında da faydalı olması için Windows ve Office çözümlerine FATİH Projesi kapsamında da aşina olacaklarına inanmaktayız. Bu çerçevede hâlihazırda sınıflarda kurulmuş ve kullanımda olan Akıllı Tahtalarda zaten Windows 7 işletim sistemimiz mevcut ve kullanımdadır. Buna paralel olarak piyasaya sunulmakta olan Windows 8 işletim sistemimizi ve bu sistemi kullanan tablet bilgisayarlarını da geçtiğimiz okul döneminde Ankara’da Keçiören Lisesinde, FATİH Projesi pilot süreci kapsamında başarı ile öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin kullanıma sunduk. Windows 8’li cihazların sunduğu dokunma tabanlı arayüz ve kullanım deneyimi mevcut tablet bilgisayar platformlarından radikal anlamda farklılık göstermekte. Daha da önemlisi bu cihazlar dokunma tabanlı arayüz ve deneyim ile birlikte kullanıcıların alışmış olduğu ve de üretkenlik aşamasında yoğun kullanımda olan klasik kullanıcı deneyimini de sunabilmektedir. Bu sayede Windows 8 tabanlı tablet bilgisayarlar “hem içerik üretme, hem de içerik kullanma” anlamında komple bir deneyimi sunabilen ilk ve tek tablet bilgisayar platformu olmaktadır. Muhakkak ki okullarımızda da amaçlanan sadece içeriği tüketen fertler değil üretme yetkinliklerini de geliştiren ve kullanabilen öğrencilerdir. Dolayısı ile Windows 8 tabanlı tablet bilgisayarlarımız FATİH Projesi’nde (Keçiören lisesinde icra edilen pilot deneyimimizde de gözlemlendiği üzere) mükemmelen hizmet vereceklerdir. Proje’nin isminde de yer alan “fırsat” kelimesi ve de bu Proje’nin istisnasız tüm öğrencilerimizi kapsamına alması sosyal anlamda ve “sayısal uçurumu” kapama noktasında büyük önem arz etmekte. Dolayısı ile Proje’nin sosyal etkilerinin çok önemli ve hatta dönüştürücü olacağını öngörmekteyiz.
Pedagojik boyutunun ise Proje için en başta gelen “kritik başarı faktörü” olduğunu düşünmekteyiz. Aslında FATİH Projesi bir teknoloji projesi değil, bir eğitim dönüşümü projesi, dolayısı ile de olayın pedagojik uyumu, etkisi, sonuçları Proje için başarıyı sağlayacak veya başarısızlığı doğurabilecek hususlar. Bu noktada da dünyada sayısal eğitim dönüşümü konusunda dünyada kısıtlı sayıda deneyimli kurum ve kuruluşun mevcut olduğunu söylemek mümkün. Microsoft olarak biz dünya çapında yüzden fazla sayısal eğitim projesinde yer almaktan kaynaklanan deneyimimiz ile Proje’ye katkıda bulunmaya ve deneyimimizi aktarmaya hazırız.

“Cihazlar veya sınıftaki akıllı tahtalar buzdağının sadece uç kısmı”
Geçtiğimiz yıllara bakar isek ülkemizde okul ve sınıf ortamına bilgisayar cihazlarının girdiği birçok proje gerçekleştirildi. Ancak gerçek anlamda bunların eğitim deneyimini kökten değiştirdiğini söylemek mümkün değil. Hala bundan 100 sene önceki sınıf ortamında/formatında ve o yılların pedagojik yaklaşımları ve değerleri ile teknoloji kullanılmaya çalışılmakta. Ancak FATİH Projesi’nin bunu kökten değiştirme ve teknolojiyi, eğitimde bir başarı çarpanına dönüştürme potansiyeli var. Kritik nokta projeye sadece cihaz odaklı bir teknoloji projesi olarak bakmak yerine “uçtan uca” ve “bütüncül” bir perspektif ile konuya yaklaşmakta. Çünkü öğrencilerin elindeki cihazlar veya sınıftaki akıllı tahtalar buzdağının sadece uç kısmı. Bunlar üzerinde çalışacak olan uygulamalar, sunulacak içerikler, sınıf ortamında bunları kullanacak öğretmenlerimizin sistemi benimsemesi ve kullanımı olayın pedagojik başarısı anlamında asli unsurlar. Teknolojik anlamda da sunulan çözümün güvenliği, güvenilirliği, yönetilebilirliği, uyumluluğu ve sürdürülebilirliği konuları orta-uzun vadede başarı ve başarısızlık arasındaki çizgiyi belirlemektedir. Microsoft hem uçtan uca bu teknolojiyi sunabilme anlamında hem de teknoloji ile pedagojiyi buluşturan “bütüncül eğitim” yaklaşımı alanında benzersiz bir deneyime ve çözüm zenginliğine sahiptir ve bu birikimi FATİH Projesi bağlamında sunmaya hazırdır.

“Microsoft yüzü aşkın benzer sayısal eğitim projesi deneyimine sahip”
Nihayetinde eğitim içinde öğrencilerin, öğretmenlerin, içeriklerin, mekânların ve son olarak da araçların bulunduğu bir süreç. Burada teknoloji de kullanılan araçlardan sadece bir tanesi. Dolayısı ile FATİH Projesi’nde de teknoloji amaç değil hedeflenen pedagojik etki ve etkinliğinin iyileştirmesine bizleri götüren bir araç olmalı. Bu konuda dünyada başarılı örnekler mevcut ve Microsoft olarak bizler de yüzü aşkın benzer sayısal eğitim projesinde bu deneyimi yaşamış bir firmayız. Dolayısı ile eğitimde teknolojiyi doğal olarak tamamlayıcı/destekleyici bir unsur olarak görmekteyiz. Biz Microsoft olarak uçtan uca -altyapı sunucularından, akıllı tahtaya, tablet bilgisayarlara ve hatta bulut bilişim bileşenlerine kadar, çözümün her noktasında kesintisiz teknolojik bileşenlerini, gerekli pedagojik bakış açısı ile bütüncül olarak sunabilecek özgün bir yetkinliğe ve deneyime sahip durumdayız. Bu bütüncül yaklaşımın da sayısal eğitim projelerinin başarısı için elzem olduğunu düşünmekteyiz.

Uzaktan eğitimin danışmanı: Verisis
Dergimizin bu sayısı için hazırladığımız bu dosyamızda uzaktan öğretim konusundan danışmanlık hizmeti veren Verisis firmasına da yer vermeden edemezdik. Verisis’in bu Proje’deki yerini sorduğumuz Verisis Genel Müdürü Aydın Kolat, aynı zamanda bu Proje hakkındaki düşüncelerini anlattı. “…bu büyüklükteki bir Proje’nin kurgusunun çok iyi yapılması ve uygulanabilmesi gerekir.”
Verisis olarak uzaktan eğitim konusunda danışmanlık ve sistem bütünleştirme hizmeti veriyoruz. Gereksinime göre sanal sınıf oluşturulması, içeriklerin geliştirilmesi, uygulama yöntemlerinin belirlenmesi, eşzaman ortamın tasarımı gibi konularda hizmetler üretiyoruz.
FATİH Projesi’ni Türkiye için bir şans olarak görüyorum; ancak bu büyüklükteki bir projenin kurgusunun çok iyi yapılması ve uygulanabilmesi gerekir. Bu projenin tek başına bir donanım ve içerik temini olmadığı çok açık. Uygulayıcıların projeyi çok iyi benimsemesi, çok boyutlu olarak değerlendirebilmesi, paydaşların geri bildirimlerinin çok iyi yorumlanması projenin başarısı için önemlidir. Bu proje iyi uygulanabilirse, zaten teknolojiye yatkın olan yeni neslin daha araştırmacı, düşünebilme, karar verebilme, birlikte çalışabilme yeteneklerine sahip olabilmesinde ciddi katkılar sağlayabilecektir. Verisis, FATİH Projesi kapsamında danışmanlık hizmetlerini sürdürmektedir.
Türkiye’de teknolojinin eğitimde kullanılması bulunduğu coğrafyaya ve öğretmenlerin kişisel heveslerine bağlı olarak değişiklik göstermekle birlikte genel olarak eğitim sistemimizde teknolojinin yeterince ve yaygın olarak kullanılmadığını düşünüyorum. Eğitimde tablet bilgisayar kullanılması tek başına olumlu veya olumsuz olarak değerlendirilmemesi gerekir. Eğitimi bir bütün olarak değerlendirdiğimizde tablet bilgisayar sadece bir araç olarak görülebilir. Uygulamada içerikler hedeflere ve teknolojik gelişmelere uygun kullanılabiliyorsa, öğrencilerin araştırma yapabilmesine uygun tasarlanmışsa, tablet bilgisayarın rolü iyi kurgulanabiliyorsa, tablet bilgisayarın kullanımı, diğer alternatifleriyle eşdeğer önemde kabul edilebilir diye düşünüyorum.

Proje çocukları nasıl etkileyecek
FATİH Projesi’nde en çok üzerinde durulması gereken konunun bu uygulamanın çocukların psikolojilerini nasıl etkileyeceğinin araştırılması olmalıdır. Değişik bilgi, kültür, sosyal konum, gelir düzeyi ve coğrafyadaki okullara uygulanması sürecinde ortaya çıkacak farklılıklar eğitimin kalitesini ciddi olarak etkileyebilecektir. Bu projenin başarısı için öğrenci, veli, öğretmen, idareci gibi değişik konumlardaki tüm paydaşların bu sistem içinde yer almaları ve bu projeyi desteklemeleri gerekir. Bu sürecin, projenin kurgulanmasında çok ciddi olarak ele alınması, bilimsel ve pratik açıdan mutlaka incelenmesi gerekir.

“Harmanlanmış Eğitim”
Eğitimde teknoloji kullanımı konuya göre değişiklikler gösterebilir. İdeal olanı “Harmanlanmış Eğitim” olarak tanımlandığı şekilde eğitimim tüm seviyelerinde kullanılmasıdır. Bu yöntem ile öğrenciler hem İnternet üzerinden canlı derslere katılarak (eşzaman eğitim), hem Web ortamında hazırlanmış etkileşimli ders içeriklerini çalışarak ve gerekirse bu ortamda deneyler yaparak (asenkron eğitim), hem de sınıflarda yüz yüze eğitimle öğretmenlerini izleyerek öğrenirler. Öğrenmenin en çabuk ve kalıcı olarak gerçekleştiği bu yöntem henüz çok yaygın olarak kullanılmamakla birlikte yavaş yavaş üniversitelerimizde uygulanmaya başlamıştır. Yeni başlayanlar için uygulama yöntemlerinde bir sıralama yapmak gerekirse, özellikle fen bilimleri, matematik ve mühendislik konularından başlamak üzere sınıflarda eğitimi destekleyici teknolojik içeriklerin kullanılması düşünülebilir. Bu sayede sınıfta öğretmenin anlattığı konuların daha kolay anlaşılması sağlanacağı gibi, laboratuvarlarda deney yapma fırsatı bulunamayan konular, teknoloji destekli ortamlarda, daha geniş kitlelerce ve tehlikesiz olarak yapılabilir. Teknoloji destekli eğitimler dil eğitimi, tıp, sosyal konular vs. gibi tüm alanlara yaygınlaştırılabilir.
Teknoloji destekli eğitim her seviyede eğitim için tasarlanabilir ve yaygın olarak kullanılabilir. Önemli olan hedef kitlenin algılama düzeyi, sosyal ve kültürel seviyesine, alışkanlıklarına uygun içeriklerin kullanılıyor olmasıdır.
Eğitimde teknoloji kullanım yöntemleri Üniversitelerimizde Eğitim Fakülteleri, BÖTE(Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği) Bölümleri, Enformatik Enstitüleri, Enformatik Bölümleri, Bilgisayar Mühendisliği Bölümleri başta olmak üzere birçok fakülte veya bölüm tarafından araştırılmaktadır. Bu konulara özel uluslararası ve ulusal konferanslar düzenlenmektedir. Future-Learning Konferansları buna bir örnek olup bu yıl 14-16 Kasım 2012 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi yerleşkesinde yapılacaktır.

Doğa Koleji sayısal eğitimin öncülerinden
Doğa Koleji Başkanı Uğur Gazanker ile hazırladığımız eğitimde teknoloji dosyamız kapsamında görüştük. Kendisinden bu konuda öncülerden biri olan Doğa Koleji’nin ne gibi hizmetlerinin olduğu ve Türkiye’nin girdiği yeni dönemde ülkemizin eğitimle teknolojiyi bütünleştirme çabaları hakkındaki görüşlerini öğrendik.

Doğa Koleji’nin gerçekleştirdiği çalışmalar
Doğa Koleji olarak eğitimde teknolojinin doğru ve güçlü enstrümanlar ile kullanılması için birçok alanda projeler üretip, bunları geliştirme süreci ile tüm bünyeye yayılması adına yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Son dönemde mesai harcadığımız bazı projelerden söz etmek gerekirse;
-Kendi LMS yazılımımız olan Edusoft'a yeni parçalar ekleyerek arayüz ve hız olarak geliştirilmesi,
-Vestel akıllı tahta ile LMS sistemine bağlı bütünleşik çalışan öğretmen tahta yazılımı,
-Bu yazılıma bağlı eş zamanlı ve etkileşimli çalışacak olan Android tablet bilgisayar yazılımımız,
-Öğrencilerimize verilen teknoloji eğitimleri (Apple, Adobe, Microsoft) ve bu eğitimler sonrasında sertifikasyon verilmesi,
-Apple iTunes U, Doğainfo yazılımı ile sınıf önlerinde dokunmatik ekranlardan sınıf içi ders, öğretmen, öğrenci bilgilerine erişme,
-Sayısal panolar üzerinden içerik gösterimi (digital signage),
-Adobe ile K12 ye yönelik projeler,
-Doğa Sayısal Medya Akademisi ile öğrencilere sayısal fotoğrafçılığın anlatılması,
-Doğa TV ile stüdyo ve dış ortamlarda yapılacak olan çekim tekniklerinin gösterilmesi gibi çalışmalarımız var. İleride ayrıca Doğa TV ile hem web hem de Vestel Smart TV arayüzünden Doğa ile ilgili rehberlik, ders anlatım ve etkinlik videolarının yayını yapılıyor olacak.

“Geçen sene SBS ortalaması en yüksek kampüsümüz tablet bilgisayar kullanılan Ataşehir yerleşkemiz oldu.”
FATİH Projesi, eğitimde teknoloji kullanımı adına yapılmış en geniş kapsamlı ve büyük hacimli bir atılım. Teknoloji hayatımızın hemen her alanına giriyor. Eğitimde bunlardan biri ve dolayısıyla FATİH Projesi’ni bu anlamda güzel bir gelişme olarak görebiliriz. Elbette ki bu geçiş sürecinin çok iyi ve düzgün bir planlama ile her bir kısmının temel yapı taşlarını oluşturarak adım adım gerçekleştirilmesi çok daha sağlıklı olacaktır. Doğa Koleji, son altı yıldır tüm okullarında akıllı tahta kullanmakta ve bu alanda iki kez Promethean tarafından "Dünyanın en iyi akıllı tahta kullanımını gerçekleştiren okul" unvanını aldı. Geçen yıl Ataşehir ile başlayan ve bu sene Bahçeşehir yerleşkemiz ile devam edecek olan tablet bilgisayar ile eğitim bizlere gösterdi ki, teknolojiyi doğru konumlandırdığınızda amaç olarak değil, amaca hizmet eden bir araç olarak kullanıldığında başarıda onunla birlikte geliyor. Geçen sene SBS ortalaması en yüksek yerleşkemiz tablet bilgisayar kullanılan Ataşehir yerleşkemiz oldu. Ve tablet bilgisayarla eğitim sayesinde ders içerisindeki etkileşim arttığı gibi, ders işleyişinde inanılmaz bir hız sağlandı. Örnek vermek gerekirse; bir matematik dersinde kara tahta teknolojisi ile maksimum 8 soru çözülürken, akıllı tahtaya geçildiğinde bu sayı ortalama 14- 16 soruya çıkmış, tablet bilgisayara geçişle 22-24 ortalamaya ulaşmıştır. Bu bize göstermektedir ki, öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin ders esnasında zaman yönetimini en üst seviyede kullanmaya başlamışlardır. Tabi bunu uygulamak, Doğa Koleji Eğitim Teknolojileri Bölümü olarak uzun bir yapılanma süreci, eğitimsel ve teknolojik olarak doğru materyal seçimleri ve projeye olan inancımız ile gerçekleşti.
FATİH Projesi ile ilgili, MEB, Apple, Vestel, İstanbul Üniversitesi, SAP, Vitamin vb. ile çalışmalar yürütüyoruz. Bu çalışmalar elbette FATİH Projesi’ne önderlik ederek Doğa Koleji bilgi birikimi ile destek ve katkı sağlayacaktır. Sürekli gelişen ve hayatımıza bir şekilde giren teknoloji karşısında çocuklarımızın eğitim alanında bundan uzak kalması neredeyse imkânsız hale gelen bir zaman dilimi içerisindeyiz ve gün geçtikçe daha fazla teknoloji bu alanda etkisini yükseltmekte. Sosyal ve pedagojik yönden çocukların teknolojiye üst kuşaklara nazaran hızlı uyum sağlamaları, kendi dünyaları içerisinde algıda seçiciliği daha iyi yorumlayıp bunu kullanabilmelerini eğitimsel hayatlarında ise, bunu doğru kazanımlara dönüştürebilmeleri ancak eğitim kurumlarındaki bizlerin ve ebeveynlerinin doğru yönlendirmeleri ile gelişimlerine katkı sağlayacaktır. Bu konuda Doğa Koleji t-Mentor (teenage - Mentor) adı verilen projesi ile geçen sene atılımlarını başlatmıştır. Bu Proje’de yer alan, teknolojiye hâkim meraklı öğrenciler, bir dizi çeşitli kişisel ve teknolojik üst seviye eğitimler alarak, aldıkları bu eğitimler ile yerleşke genelinde diğer öğrencilere, öğretmenlerine hatta velilere bir dizi projeler kapsamında eğitimde teknolojinin üst seviye kullanımı ile ilgili eğitimler vermekte, ayrıca ulusal ve uluslararası projelerde görev almaktadırlar.

Türkiye’de teknolojinin eğitimde kullanımı
Tüm Türkiye geneline baktığımızda henüz tam anlamıyla eğitimde teknolojinin iyi derecede kullanıldığını söyleyemeyiz; ama bu konuda diğer alanlarda olduğu gibi eğitim alanında atılımların yapıldığı bir gerçek. Doğa Koleji eğitimde teknolojinin kullanımına yönelik en üst seviye bilinç ile yenilikçi çalışmalarına tüm hızıyla devam etmekte. Umarım bu süreç diğer kurumlarda da bilinçli ve hızlı gerçekleşir. Teknoloji, eğitimin her alanında uygulanabilir. Sadece doğru enstrümanlar belirlenmeli ve bunu yaş gruplarına göre doğru şekillendirmeli. Kullanılan içeriklerin kaliteli ve yaş grubuna hitap eden seviyede olmasına özen gösterilmeli. Aksi halde yanlış kullanım sonrası oluşan sonuç, tüm kesimleri yanıltabilir. Kısacası uygulanacak teknolojik eğitimin kurgusu çok iyi bir şekilde planlanarak doğru kişilerce seviye seviye uygulanmalı.
İnsan, doğumundan itibaren sürekli bir şekilde hayata dair eğitim ve öğretim süreci içerisinde oluyor. Bu süreç içerisinde birebir olsun, toplu olsun ya da uzaktan eğitim olsun bir şekilde sürecin daima parçası olmaktadır. Uzaktan eğitim konusunu bu bağlamda yaşam boyu alınabilecek bir enstrüman olarak görebiliriz. Burada unutulmaması gereken soru ise bunu uygularken gerçekten neye ihtiyacımızın olduğu? Doğru seçim, doğru uygulama, eşittir doğru kazanımdır.
Eğitimde teknoloji kullanımı konusunda Türkiye’de akademisyenler seviyesinde ciddi görüşler bildirilmekte ve bunlar sürekli tartışılıp en iyi sonuca ulaşma adına belirli süreçler ile devam etmektedir. Doğa Koleji olarak, biz de bu süreçte üzerimize düşen görev ile fikirlerimizi beyan ediyor ve bunları akademik ortamlarda tartışıyoruz. Doğa Koleji'nin teknolojide eğitim kullanımı akademik olarak çeşitli üniversite akademisyenleri tarafından sürekli incelenmekte, tarafsız bir şekilde değerlendirilip bizler ile gerekli basın ve kurumlara zaman zaman bu değerlendirme sonuçları açıklanmaktadır. Son bir örnek olarak, tablet bilgisayarla eğitim ile ilgili İstanbul Üniversitesi'nin bu konuda çalışmaları halen devam etmektedir.

Fujitsu ile hız, eğitim sektörünün hizmetinde
Eğitim sektöründe farklı çözümleri ile faaliyet gösteren Fujitsu’yu da dosyamıza eklemeden edemedik. “Eğitimde Teknoloji” Dosyası için konuk ettiğimiz Fujitsu Türkiye ve Balkanlar Genel Müdürü Halit Zaim, “Uzaktan eğitimin ilköğretim seviyesinden başlamasının uygun olduğunu düşünüyoruz. Burada çocukların küçük yaştan itibaren farklı kaynaklar kullanarak araştırma yeteneğine alıştırılması önem taşıyor.” sözleri ile uzaktan eğitimin önemine ne kadar inandığını bizlerle paylaştı.

Fujitsu’nun eğitim alanında faaliyetleri
Fujitsu, Yüksek Başarımlı Hesaplama Sistemleri (High Performance Computing - HPC) alanındaki 30 yılı aşkın deneyimiyle eğitim sektörüne büyük katkı sağlıyor. HPC platformu ile üniversiteler ve araştırma merkezleri teknoloji konusunda özel bir uzmanlığa gerek duymadan, yüksek hızlı işlem gücünün olumlu sonuçlarından yararlanabiliyor. Fujitsu, kurumların ihtiyaçlarına göre bütünleştirdiği sertifikalı HPC çözümlerini kullanıma hazır bir şekilde hizmete sunuyor. Yeni ürünlerin geliştirilmesi ve üretilmesi, önemli araştırmaların yapılması Fujitsu'nun HPC sistemleriyle mümkün oluyor.
Fujitsu'nun HPC çözümünü tercih eden eğitim kurumlarından biri Gazi Üniversitesi'dir. Üniversite, ulusal ve uluslararası alanda bilimsel etkinliğini artırma görüşüne paralel olarak, fizik, kimya gibi bilim dallarında araştırma yapan akademik personelinin benzetim ve modelleme alanında yüksek hesaplama ihtiyaçlarını bu çözümle karşılayacak. Uçtan uca anahtar teslim bir proje olan HPC çözümümüz, yüksek performansına ek olarak kolay kurulumuyla da dikkat çekiyor. Böylece Gazi Üniversitesi'nin sistem kullanıcıları haricinde uzman personele ihtiyaç duymadan projeyi hayata geçirmesi mümkün oluyor. Fujitsu HPC çözümleri, üniversitelerin geliştireceği projelerde öncü rol üstlenmesine de yardımcı olacak. Ayrıca bu platform sayesinde paralel programlama tekniklerini bilerek mezun olan ilgili birim öğrencileri sektöre daha iyi hizmet verebilecek. Proje kapsamında bölümlerine ve şubelerine HPC hizmetleri sunmak isteyen Gazi Üniversitesi'nin mevcut HPC sistemini de geliştirmiş olacağız.
Bunun sonucunda Üniversite’de bulunan farklı birimlerin VASP, CASTEP ve GAUSSIAN gibi uygulamaları kullanarak geliştirdiği akademik araştırma ve projelerde, daha yüksek bir katma değer ve performans elde edilmesini sağlayacağız. Üniversite’ye sunduğumuz uçtan uca Fujitsu HPC çözümü sayesinde ülkemizin bu alandaki, bilimsel araştırma ve ARGE konularındaki kaynak açığını azaltmak için katkı sunmuş olacağız. Son kullanıcılara gelişmiş teknoloji deneyimini yaşatabileceğiz.
Bunun yanı sıra; öğrencilere önemli ölçüde kolaylık sağlayacak, en son teknolojiden yararlanmalarını sağlayacak çözümlerimiz, tablet bilgisayarlarımız var. Örneğin FATİH Projesi'ne tablet bilgisayar alanındaki deneyimimiz ve gelişmiş ürünlerimizle önemli bir destek sunabileceğimizi düşünüyoruz. Başarılı tasarımları bulunan, çok düşük enerji tüketen, kullanım kolaylıkları ve güvenlik özellikleriyle dikkat çeken tablet bilgisayar ürünlerimiz öğrencilere önemli katkı sağlayacaktır.

FATİH Projesi’nin eğitim için önemi
FATİH Projesi'nin Türkiye'nin bilişim toplumu olma hedefi doğrultusunda önemli bir adım olduğunu düşünüyoruz. Maddi durumu ne olursa olsun, her öğrencinin en son teknolojilerden faydalanma hakkı olduğuna inanıyoruz ve bizce FATİH Projesi bunun gerçekleştirilmesinde önemli rol oynayacaktır. Tüm öğrenciler bu konuda eşit fırsata sahip olacak, e-içeriklerle kendilerini geliştirebilecekler.
FATİH Projesi'nin öğrencilerin teknolojiye aşina yetişmesine ön ayak olacağını düşünüyoruz. Burada en önemli konu, devletin hazırladığı altyapı sayesinde tüm öğrencilerin eğitimleriyle ilgili güncel bilgilere teknoloji kullanarak erişebilmesidir. Türkiye'nin genç bir nüfusa sahip olduğunu göz önünde bulundurunca da bunun nitelikli gençlerin yetişmesi açısından önemli bir adım olduğunu söyleyebiliriz. Burada dikkat edilmesi gereken bir kaç önemli nokta var. Alışılagelmiş, kitap ve defter kullanılan eğitim modelinden teknolojili eğitime geçiş için oldukça kapsamlı bir hazırlık yapılması gerekiyor. İyi bir altyapının hazırlanmasına ek olarak hem öğrencilerin, hem de öğretmen ve ebeveynlerin bu sisteme hazırlanması önem taşıyor. Bununla birlikte yazı yazmamaya, kitap yerine bilgisayardan okumaya alışan gençlerin ileride bu alışkanlıkları edinmeleri zor olacağı için yalnızca klavye ve ekran üzerinden bir eğitimin yeterli olmayacağını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Burada da öğretmenler ve velilere önemli görevler düşüyor.
Türkiye, özellikle son yıllarda teknolojinin eğitimde daha çok kullanılması yönünde önemli yeniliklere ve gelişmelere imza atılıyor. Ancak halen her öğrencinin teknolojiye erişimini sağlamak açısından daha kat edilmesi gereken önemli bir mesafe bulunuyor. FATİH Projesi'nin teknolojiye erişimi olmayan hiç bir öğrencinin kalmadığı bir Türkiye'ye doğru önemli bir adım olduğuna inanıyoruz. Gençlerin küçük yaştan itibaren teknolojiyle tanışmalarının ileride bu alandaki yeni gelişmelere daha kolay uyum sağlamalarını sağlayacağını düşünüyoruz. Ancak bunun kontrollü bir şekilde yapılması çok önemlidir. Çünkü gençlerin teknolojik becerilerin yanı sıra, günlük yaşamlarında ve iş hayatında gerekli olan yazarak çözüm bulma, not alma, duygu ve düşüncelerini yazıya dökme gibi becerileri de edinmesi gerekiyor. Eğitimde teknoloji uygulamalarının hedefi bilgisayarın önünden kalkmayan bir gençlik değil, teknolojinin sunduğu kaynakları doğru ve verimli kullanarak hayal gücünü ve tasvir yeteneğini geliştiren bir gençlik olmalıdır. Türkiye'de akademik ortamlarda eğitimde teknoloji kullanımının yeterince tartışılmadığını düşünüyoruz. Bir takım tartışmalar söz konusu olsa da teknolojinin eğitimde yaygınlaştırılması konusu toplumsal anlamda değerlendirilmiyor. Üniversiteler bu konuyu kendi içlerinde tartışarak bir takım çalışmaları hayata geçiriyor. Devlet üniversiteleri ve özel üniversiteler uzaktan eğitim programları hazırlayarak, okula devam etme sıkıntısı olan farklı yaş gruplarındaki kişilere eğitimlerini sürdürme fırsatını sunuyor. Kendini yetiştirmek, geliştirmek isteyenler için sertifika programlarının da yine uzaktan eğitimle sunulabileceğine inanıyoruz. Bu sayede toplumun bilgi düzeyi artacak, kendisini geliştirmek isteyenler uzman programlardan yararlanabilecektir.

Huawei eğitimin neresinde?
Türkiye’de ileri teknolojileri ve gerçekleştirdiği çözümlerle kabul edilmiş bir firma olan Huawei’nin eğitim konusunda ne konumda olduğunu Huawei Kanal Direktörü Altan Cengiztekin’den sohbetimizde öğrendik.

Baştan uca çözümler
Milli Eğitim Bakanlığı ile yürüttüğümüz FATİH Projesi kapsamında bir takım altyapı çözümlerimiz var. Burada pilot okullardaki ağ bağlantılarını ve güvenlik çözümlerinin uygulamaları biz yaptık. Bunun da yakın bir zamanda ihalesi gerçekleşti. Huawei, eğitim konusunda da aktif bir şekilde rol alacak gibi gözüküyor. Üniversitelerde, Türksat gibi farklı kamu kuruluşlarında projeler aldık. Bu tabi gittikçe ivme kazanıyor. Şu anda 2012’nin son çeyreğindeyiz, bu çeyrekte de beklediğimiz çok ciddi referans projeleri olacak farklı sektörlerden ama esas farklı sektörlerden Huawei kurumsal müşterilere baştan uca çözüm sağlayan bir üretici olarak çıkacak kurumların karşısına. Çözümlerimizi 4 ana başlıkta topluyoruz bunlar: Kurumsal ağlar, tümleşik haberleşme sistemleri, bulut bilişim ve veri merkezi çözümleri, güvenlik çözümleri.
FATİH Projesi aslında birkaç yıldır gündemde olan Türkiye’nin en büyük projesi. Dolayısı ile bilişim ve haberleşme alanında faaliyet gösterip bu Proje ile ilgilenmeyen üretici yok; fakat neden biz Huawei olarak ilgi duyuyoruz? Bu Proje’nin farklı boyutları var. Bir tanesi öğrencilere bunulacak terminal cihazlar tarafı var. Bir diğeri sınıflarda kullanılacak etkileşimli tahta ve bu tahtanın bir ağ üzerinden etkileşimli bir şekilde çalışmasını sağlayan altyapı çözümleri var. Bir diğer taraftan da eğitim içeriğini aynı anda çok fazla noktaya taşıyacak içerik dağıtım platformu var. Bu gelişmeler yavaş yavaş gerçekleşiyor. İlk önce etkileşimli tahta projesi yapıldı, ardından tablet bilgisayarlar şimdi de ağ, altyapı tarafı tamamlandı. Yakında da içerik dağıtım çözümleri konusunda ihaleler yapılıp bu çözümler tedarik edilecek. Huawei, operatör altyapılarını iyi bilen oradaki teknolojileri yönlendiren bir şirket. Bahsettiğim gibi kurumsal müşterilerin ihtiyaçlarına da cevap verebiliyor. Bir yandan da tüketici pazarına yönelik terminal cihazları konusunda çözümler geliştiriyor. Dolayısıyla bu projeyle gerçekten ilgilenmekteyiz. İnşallah tamamlandığı zaman hem devletimiz için hem burada tedarikçi olan firmalar için hem de kullanıcılar için başarılı bir proje olur.

“Huawei, Çin’de Eğitim Bakanlığı ile benzer bir proje gerçekleştirdi”
FATİH Projesi’nin başında bir çözüm sunmadık, etkileşimli tahtada da bu böyleydi; ancak proje gittikçe büyüyor özellikle bu noktadan sonra bu projenin boyutları daha da büyüyecek. Bu arada FATİH Projesi’ne benzer projeleri Huawei başka ülkelerde de gerçekleştirmiş durumda. Örneğin, Çin’de Eğitim Bakanlığı ile gerçekleştirdiği çok daha geniş kapsamlı bir proje söz konusu. Onun dışında gelişmekte olan bazı ülkelerde yaptığı projeler var.
Biz de mutlaka bu Proje’nin bir yerinde ilgileniyor olacağız ama hangi aşamasında çözümü sunup ürün konumlandırması yapabileceğiz o konuda bir bilgim yok. Benim temsil ettiğim kurumsal müşteri tarafındaki sınıflarda kullanılacak ağ altyapısında bin sınıfta pilot uygulama yaptık. Konu ile ilgili ihale de yapıldı. Burada iş ortaklarımız Türk Telekom ve bir takım bütünleştiricileriyle çalıştık. İnşallah tüm okullarda bizim ürünlerimiz kullanılacak.

Okullarda LTE

İleride ilk etapta okulların karasal hatlarla, okul içinde kablosuz erişimle ve cihazların standartlara dayanarak LTE teknolojisinden yararlanılacağı ön görülüyor. Üniversitelerde buna benzer bir sistem var ama mobil şebekelerde değil. Türkiye’ye ilk İnternet geldiği zaman Ulusal Akademik Ağ ve bilgi Merkezi (ULAKBİM) üniversiteler arası hızlı bir şebeke kurarak üniversitelerin kendi aralarındaki bilgi paylaşımını, oradaki üniversite öğrencilerinin daha hızlı İnternet’ten faydalanmasını sağlamak üzere bir yatırım yaptı. Bu arada ULAKBİM de bizim kurumsal müşterilerimiz arasında yer alıyor. Onlarla da planladığımız yeni projelerimiz var ama mobil hizmetlerin bu yeni teknolojilerle uyumu konusunda sanırım hala biraz vakit var.

Qualcomm’dan eğitime mobil destek
Eğitimde teknoloji dosyamız için dergimize konuk ettiğimiz isimlerden biri de Qualcomm Türkiye Genel Müdürü Barış Ruacan oldu. Ruacan’dan Qualcomm’un Türkiye ve dünyada eğitim konusunda bulunduğu yeri ve FATİH Projesi hakkındaki düşüncelerini dinledik.

Mobil cihazlar değişimi getiriyor
Mobil teknolojiler sağlık, pazarlama, ticaret, spor gibi alanların yanı sıra özellikle eğitim anlayışında devrim niteliğinde değişikliklere ön ayak oluyor. Öğrenim çağındaki çocuklar mobil cihazlar sayesinde sınıflarının fiziksel sınırlarını aşarak eğlence, yaratıcılık ve öğreticiliği bir arada sunan bir eğitim deneyimi yaşayabiliyorlar. Bu verimliliği sağlayan etkenler ise akıllı mobil cihazlar ve bu cihazları destekleyen teknoloji ve servislerden meydana geliyor.
Qualcomm olarak mobil cihaz ve teknolojileri kapsayan eğitim projelerine oldukça aşinayız. Dünyanın dört bir yanında öğrenim çağındaki çocukların mobil cihaz ve teknolojiler vasıtasıyla erişilebilir, verimliliği yüksek ve eğlenceli eğitim olanaklarıyla tanışmalarını sağlayan girişimlere destek oluyoruz.
Qualcomm’un Kablosuz Erişim (Wireless Reach) girişimiyle Gürcistan’da öğrencilere 3.Nesil (3N) bağlantılı mobil cihazlar vererek sınıf içinde ve dışında öğrenimlerini sağlayan bir pilot proje gerçekleştirdik. Singapur Ulusal Eğitim Enstitüsü ve destek olan diğer kurumlarla bir arada geliştirdiğimiz proje ile Singapurlu öğrencilerin bağımsız ve işbirliğine dayalı öğrenim becerilerinin gelişimini destekleyerek hızla değişen ve son derece birbirine bağlı olan dünyada başarılı olabilmeleri için onları geleceğe hazırlayan bir çalışma başlattık. Kablosuz Erişim girişiminin desteğiyle mobil bağlantısı olan bilgisayarlı sınıf programını başlatarak Çin’de bulunan sayısal boşluğu kapatmaya ve insanların yaşamlarını eğitim ve teknoloji aracılığıyla geliştirmeye destek olduk.

Qualcomm’dan FATİH Projesi
Son dönemde yaşantımıza hızlıca giren tablet bilgisayarlar, eğlence, eğitim ve çalışma hayatı gibi pek çok alanda alışkanlıklarımızı değiştiren teknoloji ürünlerinin başında geliyor. FATİH Projesi e-dönüşüm sürecinde bulunan ve yeni teknolojilere olan yüksek talebiyle Avrupa’daki tüm ülkeleri geride bırakan Türkiye için zamanlama açısından son derece uygun bir proje. Çocuklarımızın çağın gereksinimlerini karşılayabilecek donanım ve altyapılar üzerinden öğretici, bilgilendirici, yaratıcı ve eğlenceli eğitim içeriklerini tadabilmelerini hepimiz önemsiyoruz. Biz de Qualcomm olarak bu projeye katkı sağlamaktan büyük bir mutluluk duyacağız.
Qualcomm bugün dünyada akıllı telefon ve tablet bilgisayar işlemcileri alanında pazar lideri. Mobil alanda senede üç milyar doların üzerinde bir ARGE faaliyetimiz var. Qualcomm olarak Proje’nin başından beri farklı kamu kuruluşları ve yerli üreticilerle görüşmelerimiz devam ediyor. FATİH Projesi kapsamında hem yerli üretim, hem de ARGE konularında bazı yatırımlar planlıyoruz. Ayrıca konuyla ilgili bir yazılım ekosisteminin oluşturulması için Qualcomm Ventures (Risk Sermayesi) birimimiz üzerinden bu alanda uygulama geliştirecek firmalara çeşitli fonlar yaratmayı da planlıyoruz.
Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul çağındaki her öğrenciye bir tablet bilgisayar vermeyi planladığı FATİH Projesi’nin Türkiye’de sayısal ayrımcılığı ortadan kaldırmaya yarayacağını ve çocuklara modern bir eğitim sunacağını düşünüyorum. Bu Proje kapsamında hem öğretmenler ve öğrenciler arasındaki haberleşme ve etkileşim artacak, hem de öğrenmeyi destekleyen interaktif uygulamalar sayesinde daha etkin bir eğitim sağlanacak. Doğru kullanıldığında tablet bilgisayarların eğitim alanında da büyük katkı sağlayacağına inanıyorum. Dolayısıyla yeni gelişen teknolojilerin eğitime uyum sağlaması gerektiğini düşünüyorum; ancak eğitimde bence en önemli faktör öğretmendir. O nedenle teknoloji ancak destekleyici görevi görmelidir.
Eğitim alanında mobil teknolojilerin kullanımının yeni olmadığı bir gerçek; ancak yurtdışındaki örneklere baktığımızda FATİH Projesi büyüklüğünde bir projeye rastlamak pek de mümkün değil. Her sınıfa akıllı tahta, tablet bilgisayar, altyapı ve içerik gibi tüm bileşenleri ile değerlendirildiğinde FATİH Projesi’nde Türkiye’nin edinmekte olduğu tecrübenin özellikle çevremizdeki ülkeler tarafından yakından izlenmekte olduğunu görüyoruz. Eğitimde teknoloji kullanımı konusu Türkiye’de akademik ortamlarda da yakından takip ediyor ve görüş alışverişinde bulunuyoruz. Özellikle FATİH Projesi nedeniyle son dönemde bir hayli gündemde bulunuyor.

Index, eğitimde de varlığını gösteriyor
“Geleneksel eğitim yöntemlerini yapılandırarak yepyeni bir anlayışla dönüştürmeyi amaçlayan, bu proje kapsamında bilişim teknolojileri kullanımının yaygınlaşmasıyla özgür, yaratıcı, üstünlük sahibi ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden gençlerin sayısının artacağına inanıyorum” diyerek projeye olan inancını belli eden Index Grup Başkanı Erol Bilecik, bize dosyamız kapsamında Index’in çalışmaları ile ilgili bilgi verdi.

Index gençlere staj veriyor
1944-45 öğretim yılında Antakya Erkek Enstitüsü adıyla eğitime başlayan köklü okulumuz Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’ni 2008 yılında Hatay Erol Bilecik Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi olarak yeniden yapılandırdık. Dört yıl önce eğitime başlayan okulumuz, geçtiğimiz yıl Eğitimde Kalite Yönetimi Uygulamaları ödül töreninde “Yılın Kaliteli Okulu/Kurumu” kategorisinde Türkiye üçüncülüğüne hak kazandı. 18 Eylül 2012 tarihinde ise, Adalet Bakanı Sadettin Ergin’in de katılımıyla okulumuzun ek atölye ve konferans salonunun kapılarını öğrencilere ve eğitimcilere açtık. Yine bu yıl yepyeni bir uygulama geliştirdik: Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunan yedi üniversitenin Bilgisayar Mühendisliği ve Bilgisayar Programcılığı bölümlerinde okuyan öğrencilere Index Grup’ta staj imkânı sağlayarak hem mesleki gelişimlerine hem de kariyer yolculuklarına katkı sağlamaya çalıştık. Bu programla birlikte staj programlarını tamamlayan öğrencilerin İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşama deneyimi edinmesi ve İstanbul’un kültürel değerlerini düzenlenen kültür turlarıyla yakından tanımalarını da amaçladık.

Index FATİH’in neresinde?
Son derece kapsamlı ve oldukça önemli görevler üstlenen FATİH Projesi, Ulaştırma ve Milli Eğitim Bakanlıkları tarafından yürütülen ortak bir proje. Bu proje yalnızca bilişim teknolojilerinin kullanımı açısından sektör için bir milat olmayacak. Aynı zamanda ileri görüşlü ve çok yönlü bir yaklaşımla uygulandığında, hızlı ve güvenilir servis benimsendiğinde, ilerleyen yıllarda doğabilecek ihtiyaçlar da göz önünde bulundurulduğunda FATİH Projesi’nin Türk Eğitim Sistemi’nde reform yaratacağını düşünüyorum. “Her okula değil her sınıfa bilgisayar” sloganının gerçeğe dönüşmesi, bugüne kadar Türkiye’nin pek çok ilinde bilgisayara hayatı boyunca dokunmamış öğrencilere bambaşka bir gelecek sunacak. Şu anda şirketimizin ilkeleri doğrultusunda sektörde üretici kimliğimizle değil, bilgisayar firmalarına ihtiyaç duydukları tüm ürünleri tedarik eden dağıtıcı rolümüzle varlığımızı sürdürüyoruz. Türkiye’deki eğitim sistemine çok değerli katkılar sağlayacağına inandığım bu önemli proje kapsamında ihtiyaç duyulduğu takdirde, şu ana kadar yapmış olduğumuz gibi ürün tedariği anlamında geri planda da olsa bir rol üstlenmeyi önemsiyoruz. Ancak direkt olarak bu ihalenin alım satım tarafında yer almak istemediğimizi kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.

Proje hakkında ne düşünüyorsunuz?
Geleneksel eğitim yöntemlerini yapılandırarak yepyeni bir anlayışla dönüştürmeyi amaçlayan bu proje kapsamında bilişim teknolojileri kullanımının yaygınlaşmasıyla özgür, yaratıcı, üstünlük sahibi ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden gençlerin sayısının artacağına inanıyorum. Projenin umut vadeden BHT-Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri yönetimi sayesinde de eğitim neferi öğretmenlerimiz İnternet üzerinde bilgilere daha kolay ulaşacak, teknolojiye erişimleri arttığı için de öğrencileriyle bilişim teknolojileri aracılığıyla kurdukları doğrudan ilişkilerde daha özgüvenli olacaklar. Tabii altyapı eksikliklerinin giderilmesi ve e-eğitim çalışmalarının yoğunlaştırılması bu aşamada çok önemli olacaktır.
Teknolojiyi sadece eğitim sisteminde var etmek yetmiyor. Teknolojinin de eğitimini vermelisiniz. Nasıl kullanılacağını öğretmeden bıraktığınız teknolojik bir cihaz, maalesef ki herhangi bir işe yaramıyor. Yani Türk Eğitim Sistemi’nde rol oynayan tüm birimlere öncelikle balık yemeyi değil, balık tutmayı öğretmek gerekiyor. Bu temel ilke hedeflendiğinde, ileri düzey teknolojilere adım adım geçiş sağlanacaktır.

Bilkom’dan sanal eğitime çağrı
Dosyamız kapsamında konuk ettiğimiz Bilkom’un ikinci adamı olan Bilkom Satış Direktörü Fikret Ballıkaya’dan firmalarının bugüne kadar eğitimde sayısallaşma konusunda ne gibi çalışmaları olduğunu ve FATİH Projesi’ni konuştuk.

Eğitimde Apple altyapısı
Bilkom olarak “sayısal yaşam koçu” olma görevimizi birçok alanda olduğu gibi eğitim alanında da uzun yıllardır sürdürüyoruz. Şirketimiz bünyesinde önemli bir bölüm olan “Kurumsal Pazar” ekiplerimiz, iş ortaklarımızla birlikte eğitim kurumlarının ihtiyaçlarını analiz ediyor ve onlara en uygun teknolojik çözümleri öneriyoruz. Bu çalışmamız son yıllarda oldukça bilinir, temsil ettiğimiz markalarımız ise kendini eğitime adamış markalar. Örneğin, Anadolu Üniversitesi’nde ve Atatürk Üniversitesi’nde Apple’ın uzaktan eğitim teknolojileri (podcasting) ve Adobe’nin ‘e-learning’ uzaktan eğitim uygulamaları sayesinde, öğrenciler herhangi bir Apple cihazlarından (iPad, iPod touch, Mac bilgisayar) derslerini rahatlıkla takip edebiliyorlar. Apple teknolojisinin özelliği şu; ürün ailesiyle, içerik üretim, sunum ve ulaştırmada en uygun, halen en yaygın kullanılan bütünleşmiş platformdur Apple. Diğer taraftan, henüz FATİH Projesi gündeme gelmemişken yine Apple altyapısı kullanılarak, akıllı tahtalar, iPadler ve bir iş ortağımızın yazılımı sayesinde eksiksiz ve mükemmel işleyen tam bir “sayısal eğitim” çözümünü Doğa Koleji, Erkan Ulu Dershanesi gibi inovasyonu takip eden kurumlarda aktif hale getirdik. Başarı hikâyelerini video haline getirip “sayısal eğitime çağrı” kampanyamız kapsamında kurumlarla paylaştık. Bilkom İnternet sitesinden kendi tecrübelerini hem öğrenci, hem öğretmen, hem yönetici hem de Bilkom iş ortakları ağzından dinleyebilirsiniz.
Apple, kendini eğitime ve engellilere de adamış tek teknoloji markası. Dolayısıyla, dağıtıcılığını yaptığımız ürünlerin kolay kullanımı ve özel yetenekleri, onları özel çocuklar için de ideal kılıyor. Örneğin, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı koordinasyonundaki Engelsiz Teknokamp Projesi’nde, teknolojiyi engelli gençlerle buluşturarak bu bireylerin özgüven artırımını sağlayan, ailelerini bilinçlendiren ve itici güçlerini arttıran bir eğitim programını uluslararası eğitmenlerle başlattık.

“Büyük Proje” hakkında Bilkom ne düşünüyor
Türkiye’nin böyle bir projeyi gündeme getirmesi, ülkemiz adına büyük bir şans. Bilkom olarak gereken her durumda bugüne kadarki tecrübelerimizi paylaşmaya ve projeyi yürüten yetkililere bilgi vermeye hazırız. Geçmiş ve devam eden tecrübelerimiz doğrultusunda tek söyleyeceğimiz “bunun bir teknoloji yatırımından öte içerik” konusu olarak gündeme gelmesi gerekliliği. Çünkü sonuçta iyi bir eğitim içeriği üretebilecek, sorunsuz ve kolay bir altyapı hem öğrenciler hem öğretmenler için etkin olacaktır. Toplam kullanıcı tecrübesini göz önüne alarak teknoloji seçimi bizce büyük önem taşıyor. Biz eğitim alanında son 10 yıldır aktif çalışıyoruz. Dolayısıyla çağrıldığımız durumda, her türlü desteği vermeye hazırız. Eğitim ve teknolojiyi birbirinden ayrı düşünmek mümkün değil. Eğitim araç gereçlerinden eğitim yaklaşımına kadar her başlıkta, teknolojinin destekleyici ve bütünleyici bir rolü bulunuyor. Geniş bir kapsamı bulunan eğitim dünyasının bazı alanlarında teknolojiyi ana unsur olarak görürken, bazı alanlarda ise destekleyici nitelikte konumlandırmak uygun oluyor. Eğitim kurumlarının ise teknolojiyi, insan faktörünün önünü kapatmayacak düzeyde benimsemesi gerekiyor. Özetle, teknoloji yalnızca yardımcı bir araç olmalı, ama sorunsuz ve modern donanımlar kullanılmalı. Asıl olan ise tamamen “içerik”. Bu noktada ise eğitmene ve okula en uygun araçlar sağlanmalı ki, kendi yaratıcılıklarını, bilgilerini doğru ve hızlı güncellenebilir şekilde uygulayabilsinler.
Eğitimde teknoloji kullanımını biz Türkiye’de her platformda gündeme getiriyoruz. Sayısal Yaşam Koçu olarak atadığımız hocalarımızla bir nebze de olsa tecrübe paylaşımı konusunda katkılarımızı sunuyoruz. Ancak büyük yatırımlar öncesi mutlaka, enine boyuna tartışılmalı. Hatta tartışma sadece akademik düzeyde kalmamalı, teknolojiyi kullanacak öğrencilere, velilere, bilirkişilere kadar fikir alınmalı. Çünkü eğitimde teknoloji kullanımı ortak bir bilinci gerektiriyor. Zincirin bir halkası direnirse, tüm yatırımlarınızın boşa gitmesi son derece olası.

Uzaktan öğrenmenin parlayan yıldızı: Infinity Teknoloji
“Bir kurumda e-eğitim kültürü yaygınlaşmadığı zaman yatırımlar tamamen ne yazık ki kayba dönüşüyor.”diyerek uzaktan eğitimin firmalar için önemini vurgulayan Infinity Teknoloji Başkanı İlkay Öztürk’ten, Infinity Teknoloji’nin son dönemde uzaktan eğitim konusundaki çalışmaları hakkında bilgi aldık.

Uzaktan eğitim
Biz eğitim konusunda öğrenme teknolojileri alanında e-öğrenme diğer ismiyle e-eğitim alanında çalışıyoruz. 100'e yakın çalışanımızla bu konuda lider şirketlerden birisiyiz. E-eğitim konusu da temel olarak iki ana unsurdan oluşuyor. Bunlardan birisi içeriklerin sunulduğu platform, diğer bir deyişle kurum içi eğitimlerin sunulduğu web sitesi (yazılım), diğeri de içerik tasarım ve üretimi. Son zamanlarda üçüncü bir unsur daha eklendi ki bizce en önemlisi, o da topluluk yönetimi. Bizim bakış açımıza göre e-eğitim bir LMS ve içerik satın almayla başarılı olmuyor. Bunu zamanla müşterilerimizde yaşayarak da öğrendik. Kesinlikle platformun ve içeriklerin hedef kitle üzerinde ciddi bir şekilde yönetilmesi gerekiyor. Aslında e-eğitim platformu kurmak ve içerikleri oluşturmak işin yalnızca %20'si. Bu açıdan baktığımızda son zamanlarda yazılım geliştirme ve içerik tasarımına ek olarak topluluk
yönetimine de odaklandık ve bu sayede başarımızı artırdık. Böylece kurumlarda e-eğitimin kültürleşmesini sağlayabiliyoruz. Bir kurumda e-eğitim kültürü yaygınlaşmadığı zaman yatırımlar tamamen ne yazık ki kayba dönüşüyor.
Son zamanlarda pek çok kurumsal firmaya kurum içi eğitim yönetim sistemleri kuruyoruz, bunlara içerikler tasarlıyor ve sistemleri işletiyoruz. Bunun dışında topluma açık e-eğitim projeleri de yaygınlaşmaya başladı. Örneğin İMKB için oluşturduğumuz (www.bilincliyatirimci.org) bunlardan birisi. Oldukça başarılı bir proje. Biz yaptığımız çalışmalarda sistemler açıldıktan 6 ay sonra sistemi kullanan kişilerin sayısıyla başarımızı ölçümlüyoruz.

FATİH Projesi’nde Infinity’nin konumu
Proje hakkında pek çok tartışma izliyorum. Olumsuz çok fazla görüş var. Ben olumlu düşünen taraftayım. Elbette Proje’nin eksileri mutlaka olacaktır. Ama bu çocuklar ileri yaşamlarında tablet bilgisayar mutlaka kullanacaklar. Artık gelecekte içerik tüketimi tamamen tablet bilgisayar üzerinden olacak. Dolayısıyla içerikle ilgili dağıtım kolaylığı, etkinliğinin ölçümlenmesi ve sağlayacağı verimlilikle bence tartışmasız olağanüstü bir proje. Çok büyük cesaret isteyen de bir proje. Dolayısıyla çocuklarımızın eğitim ve gelişiminde çok önemli bir getirisi olacağını düşünüyorum. Her işte olduğu gibi bunu da yanlış kullananlar elbette olacak. Ama genele odaklandığımızda, yalnızca basılı materyalin ortadan kalktığını düşünürsek ve bir çocuğun ortalama yılda 75kg kitap defter tükettiği istatistiğiyle artık verimliliği siz hesaplayın, bu bile bence son derece iyi bir sonuç olacaktır.
Biz ürün ve hizmetlerimizde K12’yi hedef kitle olarak hiç ele almadık. Bu konuda bu güne kadar bir içerik çalışmamız olmadı. Ancak eğitim yönetimi, e-kitap dağıtım, izleme, okuma ve dönüştürme sistemleriyle ilgili kurumsal alanca ciddi bir deneyimimiz var. Dolayısıyla bu sistemleri FATİH Projesi’nde kullanmayı hedefliyoruz. Özellikle çocuklarımızın eğitim ve gelişim yönetimiyle ilgili mükemmel bir sistem kurguladık. Bu sistem içerisinde
okul, öğretmen, çocuk ve veli gelişim konusuna bütünleştirebiliyor. Bu tür kurgularda genellikle yalnızca çocuğun sınav sonuçlarının İnternet üzerinde bir şifreyle veli tarafından izlenebilmesi vb. unsurlar kullanılıyor. Ama biz kurumsal alanda edindiğimiz tüm deneyimi bu alana taşıdık, dolayısıyla çocuklarımızla ilgili yetkinlik yönetimi, performans, kişisel değerlendirme, faaliyet kütüphanesi ve kişisel gelişim planlaması döngüsünde çalışan, etkili ve kolay yönetilebilen bir sistem tasarladık.
Proje’nin sosyal açıdan büyük bir dönüşüm olacağı kesin. Çocuklar ailelerinin önüne geçecekler. Bilgiye erişim ve kullanım kolaylaşacak Bu durum çocukların performansını büyük ölçüde artıracak. Artık bilginin kendisi değil onu kullanabilme daha fazla ön plana çıkacak. Dolayısıyla yetenek yönetimi çağına doğru bir geçiş yapacağız. Bunun çok önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Eğer iyi yönetilirse toplumsal ve sosyal açıdan müthiş bir fırsat eşitliği sağlayacak. Pedagojik açıdan da ailelere çok önemli görevler düşüyor. Tablet bilgisayarların gereksiz amaçlarla kullanılması da söz konusu. Örneğin, bu tablet bilgisayarlar kolayca kırılacak ve bazı istenmeyen içeriklerin içerisine yerleştirilmesi de başarılacak. Bu bir risk, çünkü çocukların tablet bilgisayarları salt oyun ve kişisel çoklu ortam amaçlı kullanabilmesi mümkün olacak. Bu durumda ailelere çok önemli görevler düşüyor.

Ülkemiz eğitiminde teknoloji kullanımı
Ne yazık ki bu konunun daha çok başındayız. Özellikle Amerika’yı örnek alırsak oradaki eğitimde teknoloji kullanımına göre oldukça gerilerdeyiz. Kurumsal alanda bu böyle, ama FATİH Projesinin başarısıyla bu konuda dünya da sayılı ülkelerden birisi konumuna geleceğimiz kesin. Proje’nin doğru uygulanması çok önemli, tablet bilgisayarları dağıtıp yalnızca kitap yerine kullanmak gerçekten projeyi verimsiz kılar. Proje’nin daha önce belirttiğim gibi tamamen eğitim ve gelişim yönetimine yönelik araçları ve içerikleri de içermesi gerekiyor.
Eğitimde teknoloji kullanımı konusu Türkiye’de akademik ortamlarda yeteri kadar ele alındığını düşünüyorum. Ben de bu tür toplantılara katılıyorum; ama tartışmalar daha çok akademik düzeyde kalıyor. Bu bir tasarım konusu olduğu için, kişilere sevdirmek ve benimsetmek kültürleşme için de gerekli olduğuna göre, konuya pazarlama açısından da yaklaşmak gerekiyor. Aksi halde zevksiz, keyifsiz ve sıkıcı uzaktan öğrenme projeleri, ortamları ortaya çıkıyor. Dolayısıyla uzaktan öğrenmenin pazarlama ile güzel bir evlilik yapması bence şart. Bu konuya odaklanan kurumların uzaktan eğitim projelerine bu açıdan da bakması gerekiyor.

Eğitimde teknoloji hangi düzeyde uygulanmalı?
Bu öğretilecek konuya göre değişir. Destekleyici olarak kullanılması mutlaka gerekiyor. Ama bazı konularda da tümüyle içeriğin merkezinde olabilir. Örneğin bugün Microsoft Office eğitimlerini artık gidip sınıflarda öğrenmenin hiçbir anlamı yok. Zaten uzun bir kursta öğrenilen bilgi kısa zaman içerisinde unutuluyor. Office eğitimleri tamamen e-eğitimlerle alınabilir. Destekleyici olarak kullanıldığında da etüt dersleriyle konuların teorik yanları ve temel bilgiler e-eğitimle desteklenmeli. Böylece sınıftaki öğrenme sürecini çok daha verimli ve etkin bir hale getirebiliriz. Öğretmenlerin zamanını çok daha verimli ve etkili kullanabiliriz. Öğretmenler salt konuyu aktarmak yerine diğer uygulamalara zaman bularak tam anlamıyla gerçek bir eğitime odaklanabilirler.
Uzaktan eğitim insanların yaşam boyu katılabileceği bir eğitim biçimi. Bunun örneklerini de görüyoruz artık. Örneğin benim çocuklarım ilkokulda ve ders desteği için e-öğrenme desteği kullanıyor. Gayet severek de yapıyorlar. Sınıfta anlamadıkları konuları sınav öncelerinde web üzerinden tekrar ediyorlar, soruları yine Web üzerinde çözerek bilgilerini sınıyorlar. Kurumsal alanda da uzaktan eğitim oldukça yaygınlaştığına göre yaşam boyu diyebiliriz. Yaşlandığımızda da çeşitli hobi eğitimlerini İnternet üzerinden alacağız.

Netaş, tablet bilgisayar üretimine talip
“Proje, çocuklarımızın teknolojiyle iç içe olmasını sağlayarak, çağı yakalama konusunda büyük bir eşik atlatacak” diyen Netaş Kamu Satış Direktörü Ahmet Şüküroğlu ile Türkiye’de eğitimde teknoloji kullanımı üzerine konuştuk.

Son dönemde Türk eğitim sisteminde teknolojik atılımlar
Son dönemde eğitim alanında gerçekleştirdiğimiz başarılı çalışmaların başında, Ulaştırma Bakanlığı ve Yüksek Öğretim Kurumu işbirliğiyle yürütülen Web tabanlı İngilizce dil eğitim sistemi ve çoklu ortam dil sınıfları kurulması projesi geliyor. Proje kapsamında Türkiye’deki 100’den fazla devlet üniversitesinin her birinde 2’şer adet Çoğul Ortam Dil Sınıfı ve YÖK Ankara merkezinde 1 adet Web Tabanlı İngilizce Dil Eğitim Sistemi Merkezi kuruldu. Sınıflar çoklu ortam (ses, görüntü ve yazı) özellikli 20 öğrenci ve bir öğretmen masasından oluşuyor ve öğretmen eşliğinde, interaktif ya da bireysel ders yapabilme imkanı sunuyor. Çoğul ortam özellikli masalar üzerinden, her türlü görsel ve işitsel İngilizce öğrenme içeriğine erişilebildiği gibi ödev verme ve yapma, test ve sınama gibi ölçme ve değerlendirme imkanları da bulunuyor.

Bir fırsat eşitliği projesi: FATİH
Türkiye çok genç nüfusa sahip bir ülke.Ülkemiz aynı zamanda çok geniş ve farklı bir coğrafyaya yayılmış durumda. İklim ve ulaşım şartlarını dikkate aldığınızda, çocuklarımıza, gençlerimize ülkemizin her yanında aynı kalitede bir eğitim sunmakta zorluklar yaşıyoruz. Dolayısıyla en önemli nokta, bu genç nüfusa eğitimde fırsat eşitliği sağlamak. FATİH Projesi’ni de bir fırsat eşitliği projesi olarak görüyoruz. FATİH Projesi eğitime ve ülkemize en üst düzey teknoloji eşiğini getirmesi itibarıyla, bir dönüm noktası niteliğini taşıyor. Proje, çocuklarımızın teknolojiyle iç içe olmasını sağlayarak, çağı yakalama konusunda büyük bir eşik atlatacak.
Proje ayrıca, bu fırsat eşitliğini sadece çocuklarımıza vermekle kalmayacak, Netaş gibi, ülkemizde ciddi bir ARGE kapasitesine ulaşmış teknoloji şirketlerine de yurtdışındaki rakipleriyle aynı şartlarda rekabet edebilme imkanı tanıyacak.
Netaş olarak, FATİH Projesi’nde yer almanın, ülkemize değer yaratmakla eşdeğer olduğuna inanıyoruz. Sahip olduğumuz nitelikli ARGE gücü, teknolojik yetkinlikler ve çok geniş bir yelpazede sunduğumuz uçtan uca çözümlerle, ülkemizi geleceğe taşıyacak FATİH Projesi’nin tüm aşamalarına katkı sağlamayı arzu ediyoruz. Proje’deki ilk adımı, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde kazandığımız ihale kapsamında, 680 bin öğretmene uzaktan eğitim verecek 110 adet hizmet içi uzaktan eğitim sınıfının kurulumuyla attık. Bazı şehirlerde birden çok olmak üzere, Türkiye’nin her şehrinde kurulan sınıflarda, Proje kapsamında oluşturulan müfredata göre eğitim verecek öğretmenler eğitiliyor. Proje’deki bir diğer önemli girişimimiz de tablet bilgisayar üretimi konusunda oldu. Ülkemizin önde gelen teknoloji firmalarından Casper ve Exper’le birlikte oluşturduğumuz işbirliğiyle, Proje’nin en büyük aşamasını oluşturan tablet bilgisayar üretimi için başvurduk. Casper ve Exper’in rekabetçi yetkinlikleriyle, Netaş’ın bilişim ve haberleşme teknolojileri alanındaki birikim ve deneyimini birleştirdik.
Türkiye’nin geleceğe sıçrama yapabilmesi için, bilgili, donanımlı, dünyayla uyumlu genç beyinlere ihtiyaç var. FATİH Projesi, bize bu sıçramayı yaptıracak, ülkemizin dört bir yanındaki yeni dahileri ortaya çıkaracak. Bu açıdan Proje’yi, sadece öğrencilere tablet bilgisayar dağıtılacak bir teknoloji yatırımı olarak görmemek gerekir. FATİH Projesi, Türkiye’de dünyaya uyum sağlayacak yeni nesiller doğmasını sağlayacak çok büyük bir sosyal projedir.

Türkiye’nin ilköğretim ve lise müfredatına yönelik en kapsamlı ve en zengin içerikli çevrimiçi eğitim destek hizmeti: Vitamin
Türk Telekom iştiraki Sebit Eğitim ve Bilgi Teknolojileri A.Ş. olarak, eğitim teknolojileri alanında 24 yıllık deneyime ve uluslararası hedeflere sahip firmanın genel müdürü Ahmet Eti’den de bilgi aldık.

Eğitim konusunda son dönemde yaptığınız çalışmalardan ve uygulamalardan kısaca bahseder misiniz?
İnovatif olmak gerekliliğinin bilinciyle, bu alandaki öncü projelere imza atıyoruz. Bu anlamda, yarattığımız ürünlerle eğitimde dönüşüm rüzgarının en önemli itici güçlerinden biriyiz. Vitamin (www.vitaminegitim.com) ürünümüz, on yılı aşkın süredir milyonlarca öğrenci ve öğretmenin eğitim hayatına değer katıyor. Bugün, Türkiye’nin ilköğretim ve lise müfredatına yönelik en kapsamlı ve en zengin içerikli çevrimiçi eğitim destek hizmeti. Aynı zamanda da eğitim ve teknolojinin bütünleştiği en iyi örneklerden biri. Tüm içeriğimiz; etkileşimli alıştırmalar, deneyler, 3 boyutlu canlandırmalar, çalışma kağıtları ve sınıf etkinlikleriyle MEB öğretim programına uygun olarak hazırlanıyor. Eğitim sisteminin kazandırması gereken analitik düşünme, problem çözme gibi yetkinlikleri destekleyen güçlü bir eğitsel altyapı ve iyi kurgulanmış bir kavramsal öğrenme modeli ile tüm öğrenim sürecinde öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin ve velilerimizin yanında yer alıyoruz.
Vitamin’i eğitsel hedefler doğrultusunda geliştirmeyi ve yenilemeyi sürdürürken, eğitimde yeni nesil ölçme değerlendirme sistemleri üzerine de çalışmalar yapıyoruz. Bu konu, dünya eğitim gündeminin üst sıralarında yer alıyor. Türkiye’de ilk defa uygulanan, aynı zamanda eğitimde dönüşümün de bir parçası olan, yeterlilik bazlı Kazanım Değerlendirme Uygulamasını (KDU) geliştirip yaygınlaştırmak bu sürece en önemli katkılarımızdan biri.
KDU’yu Vitamin İlköğretim Kurumsal kullanıcısı olan özel okullarda 3 yıldır uyguluyoruz. İlköğretim 6, 7 ve 8. sınıflara yönelik bu uygulama ile öğrencilerin, bulundukları sınıf düzeyinde edinmeleri beklenen bilgi ve beceri durumlarını tespit edip, gelişimlerini devamlı izliyoruz. Ayrıca, eksikleriyle ilgili sonuçları elektronik ortamda sunup, onlara Vitamin içerikleriyle yol gösteriyoruz.
Benzer şekilde, KDU ile öğretmenlerin de öğrencilerini daha iyi tanımaları, öğrencilerinin akademik gelişimlerini yakından izleyebilmeleri ve eğitim-öğretim süreçlerini planlamalarına yardımcı oluyoruz. Uygulama sonuçlarını; öğrenci, öğretmen ve okul yöneticilerine yönelik ayrı ayrı detaylı değerlendirme raporları, ilgili içeriklere yönlendirmeler gibi pek çok destekle birlikte, Vitamin'le bütünleştirerek sunuyoruz.
Yeni projelerimizden biri olan Egitim.com’u (www.egitim.com) ise kısa bir süre önce kullanıma açtık. “Sadece eğitim dünyası” ile ilgili sonuçların bulunabileceği, sakıncalı içeriği filtreleyen, kapsamlı özellikleri ile sınıf seviyesinde arama yapabilen Egitim.com, Türkiye’nin ilk eğitsel arama motoru. Şimdiden K12 kapsamındaki öğrenci, öğretmen ve velilerin en güvenilir adresi oldu.
Son dönem çalışmalarımızdan bir diğeri ise, tüm dünyada yaygınlaşan tabletlere yönelik, uygulama marketlerine eğitim içeriği sağlamak. Biliyorsunuz, Microsoft, Ekim ayı sonunda, dünya genelinde tüm bireysel ve kurumsal kullanıcıların sabırsızlıkla beklediği Windows 8’i satışa sundu. Windows’un baştan tasarlandığı yeni işletim sistemi için biz de yeni nesil e-kitap uygulaması olan “AC VBooks”u geliştirdik. ABD’de 500’den fazla okulda 300 bini aşkın kullanıcıya ulaşan Adaptive Curriculum ürünümüzün Matematik ve Fizik içeriğini, V- Kitap formatında geliştirdik. AC VBooks, Windows 8 Küresel Mağaza’da yerini aldı ve kullanıcıların deneyimine sunuldu. Kullanıcı bütün bir Fizik ya da Matematik müfredatı yerine, modüler bir şekilde tasarlanan V-Kitaplar sayesinde yalnızca tercih ettiği konuları alıp çalışabilecek.

Fatih Projesi hakkındaki düşünceleriniz neler? Sizce bu projenin nasıl bir getirisi olacak?
Biz, Fatih Projesi’ni Türkiye’de eğitim alanında yaşanacak bir milat olarak değerlendiriyoruz. 24 yıllık eğitim teknolojileri tecrübemizi, bilgi birikimimizi, MEB ve diğer paydaşlarla beraber yapılacak her türlü çalışmada desteğimizi vermeye hazırız. Yeter ki, Türkiye’de eğitimin dönüşümü sağlansın. Fatih Projesi dünyada bu ölçekte ilk olduğu için küresel anlamda çok iddialı bir proje. Tüm dünya bu projeyi ilgiyle izliyor; eğitimde nasıl ölçülebilir bir gelişme gözlemlenecek onu merak ediyor. İçerik, öğretmen eğitimi, müfredatla bütünleşmesi, yönetsel süreçler, kalite yönetimi, ölçme-değerlendirme, raporlama gibi tüm bileşkelerin kusursuz bir şekilde çalışması çok önemli.
Fatih Projesi, Türkiye ve dünya için hem bir ilk hem de ihraç edilebilir, öncü bir örnek olacaktır. Önce öğretmenlerin eğitiminden başlaması gereken bu büyük dönüşüm hareketinde tablet bilgisayarların eğitimin doğal bir uzantısı olması gerekir. Öğretmen bu konuda ikna edilmeden ve desteklenmeden sistem başarılı olamaz.

Firmanızda Fatih Projesi için bir hazırlık var mı?
Eğitim ve teknolojinin bir arada olduğu her projede üzerimize düşeni en iyi şekilde yapma amacını taşıyoruz. Biz, eğitimde dönüşüme inanan, eğitim alanında öncü projelere imza atan bir firmayız. Şöyle bir örnek vereyim;1998 yılından beri mevcut cihazların, daha hafif, özelleşmiş, kolay açılıp kapanan, rahat kullanılan, "eğitime özel" tablet bilgisayarlar olması konusunda fikir beyan ediyorduk.
Hatta, 2005 yılında Adaptive Curriculum’u hazırlarken, bugünleri öngörerek, projemizi ileride eğitsel uygulamaların, eğitim uygulama marketleri üzerinden satılacağını da düşünerek, ona göre tasarladık. Adaptive Curriculum, içeriğindeki her uygulamaya kullanıcıların, tercihlerine göre tek tek erişebileceği bir yapıda geliştirildi.
Şimdiyse, Türkiye olarak, dünyada böyle bir projeye öncülük ediyor olmak bize gerçekten gurur veriyor. Eğitsel ders içeriklerinde çok iyi durumdayız. Telekom altyapımız da Türkiye'nin her yerindeki tüm il ve ilçe okullarına fiber optikle çok hızlı İnternet’i götürecek seviyede. Tüm bu avantajları kullanarak, süreci akıllıca yönetip dünyaya örnek olacak projeyi gerçekleştirebiliriz. Türkiye olarak hiçbir eksiğimiz yok, hatta fazlamız var.

Fatih Projesi’nin sosyal ve pedagojik boyutu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Her öğrenciye verilmiş bir bilgisayar ve hızlı İnternet’in eğitim sistemimize getirdiği dönüşüm ile eğitim süreçleri yeniden tasarlanmalıdır.
Şu an öğrencilerin tablet ile sadece evde ve sınıfta uygulama yapabileceklerini konuşuyoruz. Ama bunun başka bir boyutu daha var. Okul içindeki ve dışındaki yaşam artık tamamıyla bütünleşmiş durumda. Mesela, bir okul gazetesi hazırlanıyor, diyelim. Artık bunu ilgili üç beş kişinin hazırlaması gibi bir durum ortadan kalkabilir. Tüm öğrencilerin aktif olarak gazetenin hazırlanmasına tabletleri üzerinden katkı sağlaması gündeme gelebilir. Biz, bunun öğrenme sürecini destekleyecek şekilde yapılandırılacağı düşüncesindeyiz. Öğrenci, sınıf dışında da tabletini birçok etkinlikte arkadaşlarıyla birlikte öğrenme sürecini destekleyeceği şekilde kullanabilecektir. Bu gibi yenilikler, eğitim hayatına önemli faydalar getirebilecek inovasyonlarla doğru teknoloji üretimi ve etkin kullanımla gerçekleşecektir.
Sosyal boyutuna baktığımızda da yukarıda anlattıklarımızın devreye girerek, daha paylaşımcı, çocukların işbirliği yapmalarını sağlayacak yeni bir sistem oluşacağını öngörüyoruz. Yani şunu demek istiyoruz; tablet bilgisayarın kullanımı sınıf içerisinde de sınıf dışında da doğal bir hale gelecek. Burada “öğrenmeyi öğrenmek” kavramı ön planı çıkıyor. Bu da aslında, 21.yy yetkinliklerinin kazanılmasını sağlayan doğal bir ortam yaratacak.

Türkiye'de teknoloji eğitimde yeterince kullanılıyor mu?
Eğitim, kemikleşmiş bir disiplin. Öyle ki; eğitimin verilme tarzında birkaç yüzyıldır radikal bir gelişme söz konusu değil. 70’lerden sonra teknolojinin günlük yaşam akışımıza dahil olmasıyla, bugün pek çok alanda yaşanan değişimlere tanıklık ediyoruz. Ancak, eğitimde aynı etkiyi henüz yaşamadık, hızlı bir adaptasyon söz konusu değil. Ama önümüzdeki 4-5 yıl içerisinde bu gelişmelerin hız kazanacağı net bir şekilde gözüküyor.
Türkiye'de bugün yaşadığımız birçok problem ne yazık ki eğitimin istenilen düzeyde olmamasından kaynaklanıyor. Kavramsal eğitimin, sınav sisteminin yapısı gibi sebeplerle önemini kaybetmesi, bu kalitenin düşüşünü hızlandırıyor. Kaliteli eğitim hizmeti ise Türkiye'de ne yazık ki çok pahalı ve doğal olarak, kitlelerin kaliteli eğitime erişiminde problem var.
Aslında dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde de benzer açmazlar olduğunu söylemek mümkün. Bu yüzden maliyet-kalite açısından bakıldığında, eğitimde teknolojinin etkin kullanımı ve doğru uygulanması dışında bir çözüm çok da mümkün görünmüyor. Öğrenme yöntemlerinde de ciddi problemler var. Artık “öğrenmeyi öğrenme” modeline geçiş yapılması gerekiyor. Problem, eğitimde değil, öğrenme yöntemlerinde. Yukarıda saydığımız sebeplerle paradigmaların değişimi ile bu sağlanabilir. Türkiye, Fatih Projesi ile bu konuda dünyadaki değişim rüzgarı açısından bakıldığında büyük bir adım atarak şanslı konuma geldi.
Biz, bugün sahip olduğumuz ulusal eğitim politikalarımızın, yarım asır sonraki geleceğimizi hazırlamakta olduğunun, dolayısıyla inovatif olma zorunluluğunun bilincindeyiz. Sebit’in eğitim uygulamaları başından beri, eğitimde dönüşümün en önemli itici güçlerinden biri olmuştur. Ülkemizde bilişim teknolojilerinin yaygınlaşması ve desteklenmesi için gerekli ortamın ve insan kaynağının oluşmasında da ciddi katkılarımız var.

Eğitimde teknolojinin hangi düzeyde uygulanmasının doğru olduğunu düşünüyorsunuz? (Tümüyle veya destekleyici olarak)
Şu anda, Türkiye’de Fatih Projesi gündemde, çeşitli ülkelerde de birçok benzer proje planlanmaya ya da uygulanmaya başlandı. Bu projelere herkes çok farklı yönlerden bakıyor ama odak, genelde işin teknolojisinde. Tablet bilgisayar, bulut, hızlı İnternet, etkileşimli tahta, vs. derken hayatımıza birçok yeni kavram giriyor, gündem oluşuyor. Ancak buradaki en önemli ve belirleyici faktör; öğretmen! Öğretmen sürekli olarak ve doğru araçlarla desteklenirse, bu projeler başarıya ulaşabilir. Öğretmen gereğince kullanamaz, öğrencilere doğru şekilde kullandıramazsa, teknoloji kendi başına bir fayda getiremez.
Teknolojinin sağladığı imkanlarla eğitime yepyeni yaklaşımlar getirmek zorundayız. Öğrencilerimize, “sorgulayıcı düşünme” gibi 21. Yüzyıl yetkinliklerini kazandırmak için bilgi teknolojilerinden de faydalanmak gerekiyor. Eğitimi iyileştirecek inovasyonları, bilişim teknolojilerini en etkin kullanabildiğimiz yöntemlerle gerçekleştirmeye odaklanmalıyız.

Sizce uzaktan eğitim hangi yaş grubu için daha uygundur? (ilköğretim, lise, lisans, lisans üstü, yaşam boyu)
Uzaktan eğitim ile ilgili “Şu yaş grubu için uygundur” demek mümkün değil. Eğitim, yaşam boyu sürer. Günümüzde çocukların teknolojiyle ilişkilerine baktığımızda çok hızlı adapte olabildiklerini gözlemliyoruz. Vitamin’den edindiğimiz tecrübeler de bunu gösteriyor. Eğitsel hedeflerden ödün vermeden, kaliteli görseller ve etkileşimlerle sunduğumuz içerikler, ilköğretim ve lise öğrencileri tarafından ilgiyle takip ediliyor. Çocuklar, teknolojiyle bütünleştirilmiş eğitim içerikleriyle hem zevkle hem de kalıcı olarak öğrenme sürecine katılıyorlar.
Öğrenciler ve öğretmenler dışında, bunca yıllık uzaktan eğitim tecrübemiz bizi yetişkin eğitimi konusunda da çalışma yapma noktasına getirdi. ProG (www.proG.com.tr) adlı profesyonel ve kişisel gelişim Net kapımızda ise, iş yaşamında ve günlük yaşamda sıkça karşılaşılan konulara yönelik temel eğitimler sunuluyor. Profesyonel ve kişisel gelişim, yabancı dil, ekonomi, bilişim teknolojileri, finans, hobi eğitimleri gibi birçok kategoride kullanıcılarımızla buluşuyoruz. Özellikle yeni mezunlar, iş yaşamına yeni katılan ya da kendini geliştirmek isteyenler ProG’de iş dünyasına ait temel eğitimlere istedikleri yerden, istedikleri zamanda ulaşabiliyorlar. Sadece iş dünyası değil, pek çok alanda buna hobi eğitimleri de dahil, kullanıcılarımız yaşam boyu eğitimi destekleyen bu platformdan yararlanabiliyor.

Eğitimde teknoloji kullanımı konusu Türkiye’de akademik ortamlarda yeteri kadar tartışılıyor mu? Bu toplantılara katılıyor musunuz?
Biz, eğitimde teknolojinin kullanımıyla ilgili yapılacak her tür çalışmayı destekliyoruz. Eğitimde dönüşümün daha başındayız. Özellikle akademik ortamlarda bu konu gündeme geldikçe, yeni fikirler, projeler üretildikçe bu alanda çok daha sağlam adımlarla ilerlenecektir.
Eğitim kalitesini yükseltecek her türlü projeye destek vermek temel hedefimiz. Bu çerçevede, 2009 yılında, “Yaşayan Kuramcılar”dan Howard Gardner’ı Mehmet Akif Ersoy Üniversitesine davet ederek çok sayıda akademisyen, eğitim yöneticisi ve öğretmenle buluşmasını sağladık. Geleneksel öğrenme ortamlarındaki ezbere dayalı kalıplar, özgün, eleştirel ve yaratıcı düşünmeyi köreltmektedir. Sayısal teknolojiler ise, geleneksel sınıflara sadece fiziksel olarak girmemekte, aynı zamanda yeni bir düşünce ve bakış açısı getirmekte, teknolojinin içinde barındırdığı mantıksal algoritmalar, örtülü olarak zihin dinamiklerini zenginleştirmektedir. Gardner’ın gündeme getirdiği felsefi altyapı, teknoloji desteğiyle birleşince, öğrenme ortamlarındaki yaratıcılığı körelten kalıpsal aktarmalar kısmen ortadan kalkabilecektir. Böylece öğrencilerin, fikirleri tartışan, eleştirel bakabilen bireyler haline gelmesi yönünde beklentimiz gerçekleşecektir.
2011 yılında, Türk Eğitim Derneği ile birlikte “2. Uluslararası Eğitim Forumu: Eğitimde İnovasyon” toplantısını düzenledik. Foruma, Eğitim Teknolojileri Profesörü Sugata Mitra’nın yanı sıra eğitim ve iş dünyasının önde gelen isimleri, gençler ve öğrenciler de katılarak, çeşitli etkinliklerle eğitimde inovasyonu tartıştılar.
Geçtiğimiz Eylül ayında ise MEB ve ODTÜ ile birlikte Uygulamalı Eğitim Kongresi düzenledik. Eğitim dünyasındaki gündemin uluslararası boyutlarıyla ele alındığı, Türkiye’den ve çeşitli ülkelerden gelen eğitimcilerin buluştuğu kongrede, onlarca paralel sunumda yerli ve yabancı akademisyenler yenilikçi eğitim uygulamalarını tartıştılar. Ayrıca, Fatih Projesi pilot uygulamaları kapsamında deneyim kazanan 131 öğretmen, hazırlanan model sınıfta tablet ve etkileşimli tahta ile sınıf içi uygulamalar gerçekleştirdiler. Türkiye’nin yanı sıra tüm dünyadaki eğitimcilerin ana gündem maddesini oluşturan “Eğitimde 21. Yüzyıl” ve “Eğitimde Dönüşüm” kavramlarının da tüm yönleriyle ele alındığı kongrede, eğitim bilimlerini geliştiren bilim adamları ile mesleği sahada uygulayan öğretmenler buluştular. Sebit olarak, bilim yapanlarla uygulayanların karşılıklı görüş alışverişinde bulunmasına ortam sağladığımız için mutlu olduk. Bu tür platformları her zaman destekliyoruz ve katkı sağlıyoruz.