Refik ARKUT

Yansımalar

Kuantum sıçrayışı

Kuantum sıçrayışı (quantum leap) terimi ile ilk karşılaşmam, Northern Telecom’da pazarlama direktörlüğü yaptığım yıllarda, şirketin ‘veri haberleşme alanında’ geliştireceği ürünleri duyuran bir broşürle olmuştu. Benim gibi mühendislik kökenli kişilerin, pazarlamanın keşfettiği ‘yaldızlı’ terimleri anlamam kolay olmadığı için, önce bunun ‘kuantum fiziği’ ile ilgili olabileceğini düşünmüştüm. O yıllarda, zaman yolculuğunda kaybolan bir fizikçinin serüvenlerinin anlatıldığı ayni adlı bir Amerikan TV dizisi de vardı. Kuantum fiziğinde ‘kuantum sıçraması’, atomik boyutlarda bir parçacığın, A noktasından B noktasına, aradaki noktalardan geçmeden gelmesi şeklinde anlaşılır. Belli ki, iş dünyasında da kuantum sıçraması, örneğin satışların artışında veya yeni ürünlerin geliştirilmesinde ‘dev adım’ atılacağı anlamına geliyor olabilir.
İnsan, diğer canlılardan; bilgi üretmesi, depolanması ve dağıtımı yeteneği özelliği ile ayrışır. Bu süreçte, önce konuşulan ‘dil’, sonra ‘yazılı’ ve ‘basılmış’ lisanların keşfi, insanlığın gelişmesinde üç önemli ‘evre değişimi’ şeklinde ortaya çıkıyor. İşte bu kullanılan bilgi miktarındaki üstel artış ile gerçekleşen ‘kuantum sıçrayışları’ medeniyet tarihinde dev adımların atılışına (faz değişimine) neden olmuştur. İnsanlık medeniyet tarihini; dil (lisan) ile ‘insan türünün’ ayrışması, yazı ile ‘klasik-medeniyet’, ve basılı-yazı ile ‘modern medeniyet’ aşamalarına ayırabiliriz. Öte yandan, insanlığın matematik ve bilimde yaşamış olduğu gelişimde, yine yayılan ve erişilebilen bilgi miktarı bir sonraki evreyi belirlemiştir. Burada üç örnek vermek istiyorum; biyolojide mikroskop, astronomide teleskop ve hesaplamada bilgisayar. Mikroskoptan önce mikro-biyolojide (mikro-kozmos) erişebildiğimiz bilgi hemen hemen mevcut değildi. Benzer şekilde teleskoptan önce astronomi, çıplak gözle yapılan gözlemlerle sınırlı idi. Bilgisayardan önce ise işlenebilen bilgi miktarı son derece sınırlı ve azdı. Bu üç aracın sağladığı bilgi patlaması algılayabildiğimiz dünyamızı bir kuantum sıçraması biçiminde değiştirmiştir. Özellikle bilgisayarın icadı, insanlığın yeni bir medeniyet evresine girilmekte olduğunu göstermektedir. Biz bu medeniyeti, ‘sanal medeniyet’ olarak tanımlıyoruz. Dikkat edilirse, matematik ve bilimdeki sıçrayışlar ‘yeni şeylerin algılanıp görülebilmesini’, medeniyette evre değişiklikleri ise elde edilen bilgi ile ‘yapabildiğimiz şeyleri’ oluşturmaktadır.
İnsanın bilgi ile olan ilişkisinden yukarıda bahsettik. Peki bu ‘bilgi’ ile ne yaparız? Esas olarak; bilgi toplama, bilgini sıkıştırılması (veya ‘kural/hareket geliştirme’) ve bilginin organizasyonu süreçleri bilgi ile olan ilişkimizi oluşturur. Önceki yazılarımızın birinde de değindiğimiz, ‘Algoritmik Bilgi Kuramı’ (AIT) bilgiye ilişkin basit beş gerçeği ifade eder: 1) Mantıksal işlemler altında sıkıştırılmış bilgi miktarı korunur, 2) Hemen hemen tüm bit-dizileri sıkıştırılamaz, 3) Eğer bir bit-dizisi sıkıştırılamaz ise, bunu gösterecek bir algoritma mevcut değildir, 4) Matematik için sıkıştırılmış bilgi (aksiyom) miktarı sonlu sayıda değildir ve 5) Her matematik önermeye uygulanıp bunun doğru veya yanlışlığını kanıtlayacak sonlu bir algoritma yoktur. Şimdi, AIT’i bilgi sıçramaları modeline uygularsak bundan şu önemli sonuç çıkar. Şayet bir teknolojik gelişme (bilgi sıkıştırılması) bir evre sıçramasına neden olursa, bu evreden önceki düşünce paradigması ile yeni evredeki olayları tahmin etmek imkansızdır. Size somut birkaç örnek vereyim; matbaanın icadından önceki düşünce paradigması ile ondan sonraki olayları kestirmek mümkün değildi. Bu yüzden matbaanın Osmanlı devletine üçyüz yıl sonra gelişinin sonucu, daha önceden kestirilemeyen Osmanlı devletinin sonunu hazırlamıştır. Veya teleskobun icadı ile bunun bizi, ‘big bang’ modeline kadar götüreceği aklımızın ucundan bile geçemezdi. Veya daha güncel bir örnek, bilgisayarın icadı ile (post-modern) ‘sanal medeniyetin’ getirdiği İnternet’i tahmin etmek hayal bile edilemezdi. Şimdi de görüyoruz ki, İnternet’in getirmekte olduğu siber-yaşam tarzını ve bunun ekonomik, siyasi, toplumsal, kurumsal vs. yansımalarını tahmin etmek imkansızdır. Günümüzde, bu yeni medeniyet oluşumunun bileşenleri daha oluşum aşamasında. Sisli bir ortamda, el yordamı ile etrafımızı yoklayarak yol almaya çalışıyoruz.
Geçen günlerde, TV’deki siyaset meydanı programına - ‘İnternet medyası / sosyal medya’ - bir arkadaşım da katılacağı için izlemeye çalıştım. Konu o kadar yeni ve yeni bir paradigma yaklaşımı gerektiriyor ki, tartışmaların çoğunda geçmiş evrenin ölçüt ve modelleri ile içine girilmekte olan bilinmeyen siber uzayın haritası / içeriği konuşulmaya çalışıldı. Genel olarak, bilgisayarın getirmekte olduğu bilgi kuantum sıçramasının yaratmakta olduğu ‘gelecek’ - iyi, kötü ve çirkin yönleri ile - post-modern sanal medeniyetin bir yol haritasının çizilmesini beklemekte. Hiçbir şey geçmişteki gibi olmayacak. Bu arayışta, neler olacağını bir yan bırakınız, bunları anlamak için hangi yöntemlerin kullanılacağını dahi bilmiyoruz. Çok önemli bir faz değişiminin eşiğinde olduğumuz, ilginç zamanları yaşamaktayız. Allah’ın bize verdiği aklımızı kullanmaktan başka çaremiz yok gibi görünüyor.