ITU Konferansı’na Internet damgasını vuracak

Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Fatih Mehmet Yurdal, bu yıl üçüncüsü Türkiye’de düzenlenecek olan Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU- International Telecommunication Union) Dünya Telekomünikasyon Kalkınma Konferansı 2002’ye (World Telecommunication Development Conference 2002) Internet’in damgasını vuracağını açıkladı.

YURDAL, Internet açısından geri kalmışlığın (digital divide) aşılması için Internet’in, ülkelere ve bölgelere götürülmesi konusunun 18 - 27 Mart 2002 tarihleri arasında İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapılacak konferansta tartışılacağını ifade etti. Yurdal, toplantının ilk gününün öğlenden sonraki iki bölümünün “digital divide-sayısal uçurum” konusuna ayrılacağını belirtti.
Organizasyonu Telekomünikasyon Kurumu tarafından gerçekleştirilecek olan konferansın, sponsorluğunu, Vakıfbank, Siemens, Ericsson, Tekofaks, Koç.net. Forsnet Bilgi Teknolojileri ve Corning, basın sponsorluğunu ise dergimiz Telepati, CNN Türk televizyonu ve IT Bussiness Weekly dergisi üstlendi.

Konferansın Türkiye’de yapılması kararı
Telekomünikasyon Kurumu, Dünya Telekomünikasyon Kalkınma Konferansı’nın (WTDC-02) ülkemizde gerçekleştirilmesi yönünde ITU yetkilileri ile temasa geçerken, Kurum’un Ulaştırma Bakanlığı kanalıyla iletilen daveti, ITU tarafından memnuniyetle karşılanarak, konu 18-29 Haziran 2001 tarihlerinde Cenevre’de yapılan ITU Konsey Toplantısı gündemine alınmıştı. Konsey toplantısında yapılan yazılı oylama sonunda, oybirliği ile WTDC-2002’nin, ülkemizin ev sahipliğinde 18-27 Mart 2002 tarihleri arasında Istanbul’da düzenlenmesi yönünde karar alınarak, Kurum’a bildirildi.
İstanbul’da bulunan tarihi eserlerdeki bir Çini’den esinlenilerek, ITU’dan Jean-Jacques Mendez tarafından hazırlanan WTDC-2002’nin logosu, konferansın üç temel unsurunu temsil ediyor.
Telekomünikasyon: Birbirleriyle örtüşen altıgen hücreler iç içe geçmiş altyapı şebekesini, gölge etkisi yapılarak elde edilen motif şebekenin uzayla ilgisini, her ikisi ise telekomünikasyonu ifade ediyor.
Kalkınma: Logonun etrafındaki tüm uç noktalar iletişim ağının çok yönlü genişlemesini ve dolayısıyla kalkınmayı sembolize ediyor.
Konferansın uluslararası yönü: Logonun küreye yakın görüntüsü küresel kapsamı gösterirken, ITU amblemi ise iletişim ağının gelişimine eşlik eden uydu olarak ağın üzerinde asılı duruyor.
Logodaki kırmızı renk Türk bayrağının rengini, logonun genel görünümü ise, telekomünikasyonun sürekli gelişen yüzünü, hızını ve dinamizmini ifade ediyor.
 
Konferansın gündem taslağı
I. WTDC-1998’in kararlarının ve tavsiyelerinin uygulanmasının değerlendirilmesi: Valetta Eylem Planı (VAP) kapsamında üstlenilen başlıca faaliyetlerin gözden geçirilmesi
a)
Valetta Eylem Planı (VAP) Programları
b) Telekomünikasyon Kalkınma Danışma Grubu’nun Raporu
c) Az gelişmiş ülkeler (LDC) için özel program
d) UNDP ve diğer finansman kuruluşları ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde teknik işbirliği projelerinin uygulanması ve doğrudan yardım
e) Çalışma Grubu 1’in Raporu
f) Çalışma Grubu 2’nin Raporu
II. Genel politika ve stratejiye ilişkin hususlar
a) Dünyada telekomünikasyonun gelişme durumuna ilişkin rapor
b) Telekomünikasyon Kalkınma Bölümü’nün reformuna yönelik önerilerin gözden geçirilmesi
c) WTDC-02’ye yönelik bölgesel hazırlık toplantılarının katkıları
d) Düzenleyicilere yönelik sempozyumların sonuçlarının gözden geçirilmesi
e) Üçüncü Dünya Telekomünikasyon Politika Forumu’nun (Cenevre, 2001) sonuçlarının gözden geçirilmesi
f) Telekomünikasyon Kalkınma Bölümü için stratejik plan
III. İşletmeye ilişkin ve teknik konular
a) Evrensel erişim, enformasyon ve iletişim teknolojileri
b) Politikalar, regülasyonlar ve telekomünikasyonun gelişiminin ekonomik yönleri
c) İnsan kaynaklarının geliştirilmesi ve kapasitelerin güçlendirilmesi
d) Altyapının geliştirilmesi ve yeni teknolojiler ile yeni hizmetlerin uygulamaya konulması
e) Az gelişmiş ülkeler (LDC) için özel program
IV. Uygulama mekanizmaları
a) Çerçeve (programlar, taslak deklarasyon, çalışma grupları vs.)
b) Kaynakların mobilizasyonu
c) Stratejik ortaklık
d) Uluslararası işbirliği e) Az gelişmiş ülkeler (LDC) için özel faaliyetler
V. Dahili işleyiş mekanizmaları
a)
BDT ürünleri ve hizmetlerinin hızlı ve etkin temini için araçlar ve yöntemler
VI. Sayısal uçurumun giderilmesine ilişkin özel oturum
a) Gelişmekte olan ülkelerdeki mevcut durum b) Sayısal uçurumun giderilmesi için kısa vadeli eylem planı c) Sayısal uçurumun giderilmesi için uzun vadeli eylem planı
 
WTDC’02’nin en önemli konusu: Sayısal ayrım
Maitland Komisyonu’nun hazırladığı ‘Missing Link-Kayıp Hat’ raporu yayınlandığından bu yana, bu konuda gelişmeler kaydedildi. Telefon kullanım yoğunluğu ya da ev başına düşen telefon sayısı gibi geleneksel şartlar çerçevesinde bakıldığında, ülkeler arasındaki farklılaşmada büyük oranda daralma söz konusu. Ancak artık ev başına düşen telefon sayısı teknoloji açısından gelişmişliği gösterebilecek işaret olmaktan çıktı ve teknoloji yönünden gelişmiş olan ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki ayrım bir adım öne çıkmış görünüyor. Biz hala 1980’lerin boşluğunu doldurmaya çalışırken, 1990’ların enformasyon ve telekomünikasyon dalgası arkamızda yeni boşluklar bırakma riski taşıyor. Geçtiğimiz on yılı şekillendiren pazar eğilimleri, Maitland Raporu’nda tahmin edilmemişti. Bununla birlikte, rakamlar durumun 20 yıl öncesi kadar kötü olmadığını, Şekil 1’de gördüğümüz üzere ICT’ye geçişin asimetrik olduğunu gösteriyor. Dünya nüfusunun % 85’lik bir kısmı, mobil kullanıcılarının yaklaşık % 35’lik kısmını ve toplam Internet kullanıcı sayısının % 25’ini oluşturuyor.
Günümüz ‘sayısal ayrım’ kavramı ile, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin temel telefon servislerine geçiş arasındaki farkı belirleyen ‘sayısal ayrım’ arasında benzerlikler bulunuyor. Önemli olan, iki kavram da, telekomünikasyona geçiş, ekonomik varlık ve sosyal gelişme arasında doğrudan bir ilişki olduğunu kabul ediyor.
Öte yandan ‘sayısal ayrım’ın söz konusu olduğu bütün teknolojiler, 20 yıl önce duyurulduğundan  daha büyük bir potansiyele sahip. Diğer teknolojik araçların ötesinde, özellikle Internet, gelişmekte olan ülkelere enformasyon çağına geçmeleri için yardım edecek bir güç. Eğer bilgi bir güçse, Internet, bu ülkeleri güçlendirmenin en kolay yolu. Internet, elektronik eğitim, elektronik sağlık gibi gelişimin önemli basamaklarına kapıyı açıyor. E-hükümet, yönetimde şeffaflığı besliyor ve yolsuzluklara karşı çözümler bulmayı taahhüt ediyor. Internet bütün bir çözümü oluşturmamakla birlikte kalkınma pazarları onun potansiyelinin yüksek olmasını umuyorlar.
Yalnızca telefon hat penetrasyonunun bir gösterge olduğu zamanlarda, kayıp hat kavramı birincil olarak bir altyapı problemiydi. Çünkü insanların telefon kullanmak için özel bir eğitime ihtiyaçları yok. O halde hat bir kez kurulduğu anda kayıp hat problemi ortadan kalkmış oluyor. Günümüz teknolojileri ise bir nebze daha karışık ve ilgi gerektiriyor. Altyapı, problemin sadece bir parçası. Yüksek hızlı bir Internet bağlantısı, insanların onu kullanma yetisini garantilemiyor. Internet’e girişle, onu kullanmanın ayırdını yapmak çok önemli. Bir başka deyişle, Internet’in karmaşıklığı bizi, nicel ve nitel engeller ya da faktörleri birbirinden ayırmaya zorluyor.
Nicel engeller bir ülkenin gayri safi milli hasılasını, altyapısını ve Internet kullanımını içeriyor. Bunlar bizim kolayca tanımlayıp ölçebileceğimiz şeyler.
Diğer taraftan nitel engeller daha az belirgin çünkü, Internet pazarıyla direk bağlantılı değiller. Ülkelerin sosyal ve kültürel yapısına daha ayrıntılı bakmayı gerektiriyor.
Nicel faktörler tedarik tarafını gösterirken, nitel faktörler kullanıcı kitlesi hakkında bize daha fazla bilgi veriyor. Tedarik ve talebin birarada gitmesi ve büyümesi gerektiğini biliyoruz. Eğer Internet kullanıcı sayısını yükseltmek istiyorsak, gelişmek için gereken potansiyelin nerede olduğunu bilmek zorundayız. Potansiyel Internet kullanıcısı var da, altyapı mı eksik ya da Internet erişimi çok mu pahalı? Yoksa Internet’e erişme ihtiyacını/arzusunu mu geliştirmek durumundayız? Bütün bu sorulara cevap bulmak zorundayız. Şu açık ki, okuma yazma oranının düşüklüğünün Internet kullanımı için bir engel olmasının yanı sıra sadece okuyup yazabilmenin kullanım için yeterli olmadığı bir gerçek. Örneğin, Güneydoğu Asya’da Internet penetrasyonu ile okuma yazma oranı paralel değil. İlginç olan nokta, bu bölgede Internet kullanımıyla gazete okuma oranının birebirine çok yakın olması. Bu bize, Internet’in yüksek seviyeli eğitim almış insanlar tarafından kullanıldığını gösteriyor. Ortalama bir Internet kullanıcısı, en az iki dil biliyor ya da anadili İngilizce ve yüksek öğrenim kurumlarından mezun olmuş (Şekil-2). Dil çok önemli bir faktör. Telefon herhangi bir dilde konuşan herhangi bir kişi tarafından kullanılabilirken, Internet’in dil yelpazesi oldukça kısıtlı. Şekil 3 bize, İngilizce eğitim gören Singapurlu yetişkinlerin yarısının Internet kullanıcısı olduğunu gösteriyor. Internet kullanımı için birden fazla dil bilme gerekliliği söz konusu. Hem İngilizce hem Çince bilen Singapurluların % 55’i Internet kullanıcısı. En çarpıcı olanı ise sadece Çince ya da Malez dili bilen kısmın hiçbiri Internet’i kullanmıyor. Taylandlı Internet kullanıcı profili de benzer sonuçları gösteriyor. Dünyanın birçok yerinde dil bir engel ve olmaya devam edecek. Internet sadece İngilizce’nin değil, birkaç dilin egemen olduğu bir ortam.
Tüm bu göstergelere bakacak olursak; küresel bağlantıyı arttırmak ve sayısal devrimin avantajlarını yaymak için, altyapı probleminden çok, eğitim, dil ve duyarsızlıkla ilgili olan sayısal ayrımın farkına varmalıyız.