Telekom'da kamu yansımaları
Internet Kurulu kurumsallaşıyor
Ulaştırma Bakanlığı
bünyesinde danışma kurulu statüsünde
çalışan Internet Kurulu uzun bir aradan
sonra 22 Ocak 2003’te Ulaştırma Bakanı
Binali Yıldırım başkanlığında
38’inci toplantısını yaptı.
Toplantıya Türk Telekom Genel Müdürü
Mehmet Ekinalan, o tarihteki Aycell Yönetim Kurulu Başkanı
Vedat Karaarslan da katıldı. Toplantıda
telekomünikasyon sektörünün tümünü
kapsayan tek bir yasa hazırlanması yönünde
bir çalışma yürütüldüğü
anımsatılırken, sektörün bu çalışmaya
destek vermesi istendi. Ulaştırma Bakanı
Binali Yıldırım’ın danışmanı
ve Aycell Genel Müdür Yardımcısı
Paşa Yaşar, Internet Kurulu’nun sivil toplum
örgütü yaklaşımlı bir kurul
olduğuna işaret ederek, Kurul’un önümüzdeki
dönemde daha ciddi bir kurumsal sürece girmesini istediklerini
kaydetti. Kurul için bütçe ayrılması
amacıyla yasal bir düzenlemenin gerekliliğine
değinen Yaşar, bunun için bakanlık bünyesinde
bir çalışma başlatıldığını
ve Telekomünikasyon Kurumu’nun Internet servis sağlayıcılardan
aldığı lisans bedellerinden bir bütçe
aktarılmasını öngördüklerini
söyledi.
Yıldırım: “Internet Kurulu’nun görüş
ve önerileri bakanlıkta en üst düzeyde uygulanacak”
Toplantıda konuşan Bakan Binali Yıldırım, belirli bir süreden
sonra tekrar toplanan Internet Kurulu’nun ortaya koyacağı görüş
ve önerilerin bakanlıkta en üst düzeyde uygulanması için her
türlü çabayı gösterecekleri sözünü verdi. Türkiye’de Internet’in
gelişmiş ülkelerdeki değerlere yaklaştırılması ve yaygınlaştırılmasını
amaçladıklarını söyleyen Yıldırım, Internet |
|
altyapı ve erişimine ilişkin sorunları belirlediklerini
bildirdi. Yıldırım, konuya ilişkin proje yatırımlarının hızla yapılması,
geniş bant uygulaması ve çoklu veri hizmeti verilmesiyle ilgili çalışmaları
Türk Telekom bünyesinde başlattıklarını açıkladı. Bakış ve yaklaşım
tarzının piyasa tarafından doğru algılanması açısından tutucu bir
bakış açısı taşımadıklarını belirterek; “Devlet her işe hakim olsun,
yapabildiği kadar yapsın, kontrol etsin yaklaşımında değiliz. Sektörün
liberalleşmesi, önünün açılması, son 10 yılda verdiği çok büyük kayıpların
süratle telafi edilmesi ve işin ehline teslim edilmesi bizim düşüncemizdir”
dedi.
Ulaştırma Bakanı Danışmanı ve Aycell Genel Müdür Yardımcısı Paşa Yaşar
ise yaptığı konuşmada, Internet Kurulu’nun kurumsallaşamaması nedeniyle
bir sıkıntı yaşandığına dikkat çekerek; “Umarız bu açığı telafi ederiz.
STÖ olarak Internet Kurulu’nun önümüzdeki günlerde daha ciddi bir
kurumsallaşma sürecine girmesini arzu ve temenni ediyoruz” dedi. Bu
noktada bakanlık nezdinde verilmesi gereken desteği sağlayacaklarını
vurgulayan Yaşar, Kurul’un toplumun çeşitli kesimlerinden temsilcilerin
yer alması nedeniyle yasal bir zeminde kurumsallaşamadığını bildirdi.
Kurumsallaşamadığı için Kurul’un etkin ve ciddi bir yapı konumunu
kazanamadığına işaret eden Yaşar, bu durumun bütçelendirmeye ve daha
etkin faaliyetlerde bulunulmasına engel olduğuna değindi. Bütçe konusunda
kanunla belirlenen bir yapı olduğunu ancak bu yapının bugüne kadar
değerlendirilemediğini anlatan Yaşar, bu yapının özellikle 2003-2004
yıllarında daha etkin hale getirilmesi için bir çalışma yapılması
gerektiğini belirtti. Bakanlığın böyle bir çalışmayı başlattığını
söyleyen Yaşar, alternatif bir önerinin getirildiğini bildirdi. Buna
göre Telekomünikasyon Kurumu’nun Internet servis sağlayıcılardan aldığı
lisans bedellerinden bir pay aktarılması ya da ayrı bir kalemde finans
temin edilecek. Böyle bir bütçelendirme durumunda Kurul’un daha etkin
olacağının altını çizen Yaşar, Internet’in Türkiye’de yaygınlaştırılması
için kurulun önemli çalışmalar yaptığına değindi. Yaşar Internet’in
yaygınlaştırılmasında istekten daha çok etkilerin önem taşıdığını
belirterek; içerik, erişim kalitesi ve hızının yaygınlaşmada engel
niteliği taşıdığını, bunu giderecek sinerjileri oluşturmak gerektiğini
vurguladı. 7-20 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan Internet
Haftası’nın, siyasal katılım ile devlet ve sivil toplum örgütlerinin
bir arada olduğu etkin bir çalışma ortamına dönüştürülmesini istedi.
Internet’in e-devlet için sürükleyici bir nitelik taşıdığının ve hem
devlete hem topluma çok etkili bir katma değer yaratacağının altını
çizen Yaşar, Internet’in sorunlarının çözülmesinin bir koşul olarak
ortaya konulması gerektiğini belirtti.
Gençlerin Internet kullanımı konusunda yapılan çalışmanın bir yasaklama
şeklinde göründüğünü, ancak toplumu zararlı yayınlardan korumaya yönelik
bir çalışmanın gerekli olduğuna inandığını söyleyen ve bu çalışmanın
çok hassas bir çalışma olduğuna, dozu kaçırıldığında bir yasaklamacı
yapı ortaya çıkacağına dikkat çeken Paşa Yaşar, mevcut haliyle bu
durumun Internet’in yaygınlaşmasını önleyici bir nitelik taşıdığını
belirtti. Yaşar, ailelere, evlere Internet’in girişinin olumsuz bir
yaklaşım gibi görünmesinin Internet’in yaygınlaşmasını önleyeceğini
ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bakanlığın, telekomünikasyon sektöründe yönlendirici ve sürükleyici
mekanizmayı yasallaştırma açısından önemli bir fonksiyonu icra ettiğini
biliyoruz. Internet sektörü, koordinasyonu güç olan ama mutlaka koordine
edilmesi gereken bir sektör. Bu sektörde özellikle bizim, sorunları
giderici ve düzenleyici pozisyonumuzu icra etme noktasında meseleye
bir bütün olarak, bir Türkiye fotoğrafı ile bakma prensibinden yola
çıktığımızı söylemek istiyorum. Bunu ortaya koyarken çok ciddi verilerle
karar verilmesi gereken bir başlık olduğunu biliyorum. Bu veriler
elimizde kısmen var. Ama tamamı yok. Özellikle sektörel analize yönelik
bir çalışmamız mevcut değil. Ben Internet Kurulu’nun böyle bir faaliyeti
başlatmasını istiyorum. Sektörel analiz yapılmalı. Internet kullanıcıları,
servis sağlayıcıları ve altyapı ile ilgili sorunları, talepleri, güçlük
ve hedefleri ortaya koyan bir analiz ortaya çıkmalı ki, kararlarımız
doğru bir sonuç ortaya koysun.
Internet şu anda kuru bir yaprak gibi. Nereden kuvvetli bir rüzgar
eserse oraya doğru uçuyor. Biz bu yaprağa Ulaştırma Bakanlığı olarak
kök olmak ve yaprağı canlandırmak istiyoruz. Bu yaprak bir denetim
mekanizması ile canlanırsa, rüzgar etki edecek ama yönünü değiştirmeyecek.
Bu açıdan analiz çalışmasının çok hızlı bir şekilde yapılması gerekiyor.
Özellikle yeni hazırlanmakta olan Telekomünikasyon Kanunu çerçevesinde
bu meseleye yasal bir çözüm getirilmesi gerektiğine inanıyorum. Burada
Internet Kurulu’nun da yapısının belki karar noktasında ele alınmasında
yarar olabilir. Internet Haftası’na kadar bu çalışmanın yetiştirilmesini
öneriyorum.”
Türk Telekom’un tekel hakkının yıl sonunda kalkacağına işaret eden
Yaşar, sözlerine şöyle devam etti: “Hiç kimsenin kişisel beklentisi
olmasın. Ortak beklentiler olmalı. Türk Telekom burada önemli ve tarihi
bir adım attı. ‘Ben bundan sonra ISS’ler için maliyet esaslı çalışacağım’
dedi. Bu çok önemli bir geri adımdı. Biz sektörün diğer aktörlerinden
de taleplerini bir adım geriye çekmelerini bekliyoruz. Özellikle VoIP’de
(Internet Protokolü üzerinden ses aktarımı) ISS’lerin operatörlük
yapılarında taleplerini bir adım geri çekmeleri lazım. Bu dengeyi
sağlayamamak Türkiye’de bir kaosa neden olabilir. Türkiye’nin öz sermayesi
olan bu altyapının çok mantıklı ve iyi değerlendirilmesi lazım. Serbestleşme
çalışmalarında ve serbest piyasa şartlarında da hiçbir sıkıntıya sebebiyet
vermeyecek şekilde olmalı.
Telekomünikasyon sektöründe adres belli, ancak bina
yok. Bakanlık olarak binayı oluşturursak bu adresin
tanımı doğru olacak. Binayı hep beraber oluşturacağız.
Sadece kurumsal destekle sektörün beklentilerinin sağlanmasını
beklemek doğru değil. Serbestleşme bir kaos oluşturmamalı.
Düzenleme olmadan serbestleşmenin bir anlamı yok.
Ortada çok geniş ve çok kapsamlı bir kablo
altyapısı ve burada hizmet veren bir aktör de var.
Bu aktörün hizmet kalitesi serbestleşmeye uydurulamazsa
burada talepler artacaktır. Aynı güzergahta on
kablo yerine bir çalışan kablo bize yetmeli. Bu
çalıştırılamıyorsa alternatif
yollara gidilmeli. Dolayısıyla, burada çok agresif
beklentilere gitmeden çözüm bulup düzenlemeyi
gerçekleştirmeliyiz. Önümüzdeki altı
ay içinde elimizde 2004’ü nasıl gördüğümüze
ilişkin bir örnek oluşturmalı ve yıl
sonuna kadar bu örnek üzerinde düzenlemeler yapmalıyız.
Aksi takdirde bunu öteleme gibi bir tehlike zorunlu bir şekilde
ortaya çıkabilir. Bunun sorumlusu da bizler oluruz.
Bu çalışmayı dayanışma içinde
yapmalıyız.”
Ekinalan:
“Altyapı konusundaki yaklaşımımız, pazarı büyütmek”
Toplantıda bir konuşma yapan Türk Telekom Genel Müdürü Mehmet
Ekinalan da, Türk Telekom’un servis sağlayıcısı olarak nasıl
bir politika izleyeceği ve ISS olarak nasıl bir servis ve içerik
vereceğine ilişkin açıklamalarda bulundu. Servis sağlayıcı olarak
sektörün büyümesi yönünde bir politika izleyeceklerini belirten
Ekinalan, altyapının genişletilmesi ve maksimum kapasite ile
kullanılmasının Türk Telekom’un da yararına olduğunu düşündüklerini
söyledi. Bunun maksimize edilebilmesi için fiyatlarının mutlaka
rekabet edebilir ölçülere gelmesi gerektiğini vurgulayan Ekinalan,
bu konuyla ilgili çalışma yaptıklarını bildirdi. Fiyatlarının
2004’te düşünülen rekabette karşılaşılacak ölçülere indirileceğini
belirten Ekinalan, ISS fonksiyonu ile altyapı sağlayıcısı pozisyonunun
birbirinden ayrılması çalışmalarının yapıldığını ifade etti.
ISS altyapısından sağlanacak gelirin hiçbir şekilde servis sağlayıcılar
ile karıştırılıp sektörde rekabetin sağlanması yönünde engel
bir pozisyon oluşturmasını istemediklerini bildiren Ekinalan,
bu yöndeki çalışmaların kısa bir süre içinde sonuçlanacağını
söyledi. Altyapı konusundaki yaklaşımlarının pazarı büyütmek
olduğunun altını çizen Ekinalan, “Türk Telekom’un menfaati,
pazarın büyütülmesi sonucu artacak gelirinin devamlılığını sağlamak.
Yani altyapının yüksek ücretlerle kullandırılıp yüksek gelir
elde etmenin, devamlı bir politika olması söz konusu değil.
Dolayısıyla kapasitenin maksimum şekilde kullandırılıp, fiyatların
ISS’lerin gelişmesini sağlayacak bir şekilde düzenlenmesini
düşünüyoruz. |
|
Bu şekilde politikalarla, gelirimizi kısa süreli
kar amacına yönelik değil, uzun dönemde, bütün unsurlarıyla rekabet
başladığında da devamlılığını sağlayacak şekilde düzenlemeye çalışıyoruz”
diye konuştu. Bu politikaların ortaya
konulması durumunda, sektörün artık altyapının kullanımıyla ilgili
bir problemi olmayacağına işaret eden Ekinalan, bu servislerin fiyat
yapılarının şimdiden uluslararası düzeye göre modellendirileceği,
ve buna göre yatırımlarını yapılandırabilecekleri altyapıyı hazırlayacaklarını
söyledi. Tekel hakkından dolayı Türk Telekom’un sektörü küçültecek
şekilde değil, sektörü büyüterek gelirini arttırma politikası uygulayacağını
bildiren Ekinalan, altyapıdan yararlanıp bu hizmeti finanse ederek
servis sağlayıcılığı konusunda karlı olma pozisyonunu yaratmak istediklerini
bildirdi. Ekinalan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türk Telekom rekabet
edebileceği bölümlerde ISS servisini maliyet unsurlarını ortaya koyarak
uygun şekilde gerçekleştirebiliyorsa bunu gerçekleştirecek. Ama Türk
Telekom olarak benim temel hedefim altyapı servisini vermek olduğu
için, ISS servisi ile bu servisi özel sektörde verebilen grupların
yok edilmesini sağlayacak pozisyonlar asla geliştirmeyeceğiz. ISS
servisleri ve servis sağlayıcıların çoğaltılması, içeriğin geliştirilmesi
konuları bizim ilgileneceğimiz konular. Internet servis sağlayıcılığı
konusunda rekabetin olmasını arzu ediyoruz. Altyapı ile ilgili bütün
maliyet unsurlarını ortaya koyduğumuz zaman sizi tatmin edecek fiyat
politikaları ile sektörün önünü açabileceğimizi düşünüyorum.”
Gençlerin Internet kullanımı
Gençlerin Internet kullanımı konusunda hazırlanan rapor hakkında
bilgi veren Internet Kurulu Genel Sekreteri Ümit Atalay, geçen yıl
basına da yansıyan bazı olumsuz haberler nedeniyle toplumda ciddi
bir tedirginlik oluştuğunu anımsattı. Atalay, ailelerin gençlerin
Internet’e erişimi konusunda sınırlama sonucunu doğuracağını göz
önünde tutarak gençleri kapsayan bilimsel bir çalışma yapma kararı
aldıklarını, 2002 Haziran ayında Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı’nın
(MEB) desteğiyle bir çalışma grubu oluşturduklarını bildirdi. ODTÜ’nün
desteğiyle 7 liseyi kapsayan değerlendirme raporu, Internet konusunda
yasaklamanın çözüm olmadığını ortaya çıkardı. Gençler, aile, eğitimci
ve bu döngünün içinde bulunan herkesin ciddi bir şekilde bilinçlendirilmesi
konusunda hem fikir. Rapora göre “zararlı yayın” ve “zararlı odak”
kavramları yerine Internet’in doğru kullanımı kavramının kullanılması
gerekiyor. Raporda, Internet’in toplumun gelişimi, çocukların sosyal
gelişimi için bir araç olduğu ve Internet’in temelde bir yasaklama
alanı değil özgürlüklerin genişletilmesi ve demokratikleşmeyi sağlayacağı
vurgusunun yapılması gerektiğine dikkat çekildi. Raporu hazırlayan
çalışma grubu, bir üniversite işbirliğiyle sosyolog, psikolog ve
teknisyenlerin katılımıyla çok daha kapsamlı bir çalışma yapılmasını
istedi.
Okullara Internet
Ulaştırma Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullara bilgisayar
sağlama konusunda yaptıkları işbirliğinin de gündeme geldiği toplantıda,
MEB’in bu noktada cihaz alımı yerine hizmet ve içerik konusuna eğilmesi,
altyapı ve içerik çalışmalarının paralel yürütülmesi gerektiği vurgulandı.
MEB temsilcisi, bakanlığın bir Net kapısı oluşturma çalışmasının
sürdüğünü anımsattı. Toplantıda Türk Telekom ve bakanlıkla görüşen
MEB’in özel sektör ile görüşmemesi de eleştirildi. Ulaştırma Bakanlığı
adına konuşan Paşa Yaşar ise, bu konuda bakanlığın üzerine düşeni
yapacağını, finans konusunda bir hazırlık yapmayı düşündüklerini,
hatta “Evrensel Hizmet Fonu” kavramı geliştirilerek bu şekilde finans
sağlanacağını bildirdi. Yaşar, konunun MEB ile Ulaştırma Bakanlığı’nın
işbirliğiyle yürütülen bir çalışma olmadığını, bakanlığın sadece
altyapı konusunda hızlı bir destek verilmesi noktasında devreye
girdiğini anlattı.
Özel sektör önceliklerini
sıraladı
Öte yandan, toplantıya bir rapor sunan Tüm Internet Derneği (TID),
sektörün gelişmesinde karşılaşılan sorunları ve çözüm önerilerini
beş başlık altında topladı. Rapora göre öncelikli başlıklar şöyle
sıralandı: 2003’te kablosuz erişim ve veri operatörlüğü lisanslarının
verilmesi, Telekomünikasyon Kurumu’nun VoIP konusundaki olumlu görüşünün
uygulamaya konulması, TTNet’in rekabeti bozan fiyat ve uygulamalarının
durdurulması, ADSL ve Kablo TV’nin lisanslı ISS’lerce kullanım hakkının
verilmesi, RTÜK Kanunu’nda Internet ile ilgili maddelerin iptal
edilmesi, Internet hukuku altyapısına ilişkin yönetmeliklerin bir
an önce oluşturulması, son kullanıcıdan alınan 0822 Internet erişim
ücretlerinin düşürülmesi ya da alınmaması ve hükümetin Türk Telekom’un
özelleştirilmesi ve piyasanın serbestleşmesi konusunda kesin tavır
belirlemesi.
Ulusal dolaşıma Danıştay’dan vize
Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, Turkcell
ve Telsim’den sonra piyasaya giren Aria ve Aycell’i sevindirecek
bir karar aldı ve bu iki operatörün ulusal dolaşıma ilişkin yasal
haklarını kullanmalarına olanak sağladı. Danıştay Dava Daireleri
Genel Kurulu, 10. Daire’nin daha önce verdiği Ulusal Dolaşım (Roaming)
Yönetmeliği’nin durdurulması talebine ret kararını yerinde buldu
ve bu konuda Turkcell’in yaptığı itirazı reddetti.
Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu 17 Ocak’ta yaptığı toplantısında
Ulusal Dolaşım Yönetmeliği’nin durdurulması talebi konusunda, 10.
Daire’nin daha önce vermiş olduğu ret kararına yapılan itirazı değerlendirdi.
Genel Kurul, 10. Daire’nin kararını yerinde bularak Turkcell’in
bu karara yönelik itirazını reddetti. Turkcell, Telekomünikasyon
Kurumu tarafından yayınlanan Ulusal Dolaşım Yönetmeliği’nin iptali
için ve “Yürütmenin Durdurulması” talebiyle birlikte Danıştay 10.
Daire’sine başvurmuştu. Turkcell, Danıştay 10. Dairesi tarafından
“Yürütmeyi Durdurma” talebinin reddedilmesine de itiraz etmişti.
Karara göre Aria ve Aycell, ulusal dolaşıma ilişkin yasal haklarını
kullanabilecekler.
Baz İstasyonları Yönetmeliği yeniden yürürlükte
Danıştay, Telekomünikasyon Kurumu’nun Baz İstasyonları
Yönetmeliği’ne ilişkin daha önce aldığı yürütmeyi durdurma kararını
kaldırdı.
Telekomünikasyon Kurumu, Danıştay’ın ilgili kararına itiraz etmek
üzere gerekçeleriyle birlikte müracaat etmişti. Danıştay, ilgili
yönetmeliğin iptal gerekçesinin, baz istasyonları kurulmasında Çevre
Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve RTÜK ile birlikte
yeniden bir yönetmelik hazırlanması olduğunu belirtiyordu.
Antalya Barosu, GSM baz istasyonlarının insan sağlığı üzerindeki
olumsuz etkilerini ve ülke düzeyinde bu cihazların gelişigüzel toplu
yaşam alanlarına yerleştirilmesini gerekçe göstererek, Danıştay
10. Dairesi’ne dava açmıştı.
Danıştay 10. Dairesi, Yönetmelik’e ilişkin yürütmeyi durdurma kararı
vermiş, başta GSM firmaları olmak üzere, televizyon ve radyo kuruluşları,
kuracakları baz istasyonları ve antenler için “Güvenlik Sertifikası”
alamayacak duruma gelmişti.
Telekomünikasyon Kurumu ISO 9001 belgesi alan ilk
özerk kurum
Toplam Kalite Yönetimi felsefesini
esas alarak kurumsal kimlik oluşturmayı hedefleyen Telekomünikasyon
Kurumu, uluslararası kalite standartlarında hizmet verebilmek
amacı ile 18 Nisan 2002 tarihinde “Kalite Yönetim Sistemi”ni
(KYS) kurarken, bağımsız belgelendirme kuruluşu Türk Standartları
Enstitüsü (TSE)’nün onayladığı ISO 9001:2000 Kalite Yönetim
Sistemi Belgesi’ni aldı. Telekomünikasyon Kurumu ISO 9001:2000
KYS Belgesi’ni Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Sanayi ve Ticaret
Bakanı Ali Çoşkun, Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Doç. Dr.
Ömer Arasıl ve TSE Başkanı Bekir Öztürk’ün katılımıyla 21 Ocak
2003 tarihinde TSE’de düzenlenen bir törenle aldı.
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Kalite Yönetim Sistemi’nin
üretimde ve hizmet sektöründe ayrı sınıflarda kullanıldığına
işaret ederek, kamu yönetiminde kalite anlayışının vatandaşın
lehine olduğunun altını çizdi. Yıldırım, Telekomünikasyon Kurumu’nun
kalite belgesi almasının telekom sektörünün sorunlarına çözüm
üretmesine katkı sağlayacağını söyledi. Sanayi ve Ticaret Bakanı
Ali Coşkun da iletişim teknolojilerinin ekonomik gelişmeye önemli
katkı sağladığına değinerek, Türkiye’nin yüksek bir rekabet
gücü yakalayamaması durumunda yenilgiyi kabul etmesi gerektiğini
bildirdi.
Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Doç. Dr. Ömer Arasıl ise Kurum’un
ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi’ni almasıyla kalite,
maliyet ve süreç açısından avantaj sağlayacağını dile getirdi.
Kamu ve özel sektörde |
|
başarılı şirketlerde kalite yönetiminin öne çıktığını
vurgulayan Arasıl, kendilerinin de kalite yönetimini esas aldıklarını
kaydetti.
TSE Başkanı Bekir Öztürk, Telekomünikasyon Kurumu’nun kaliteyi bünyesinde
uygulayıp, kaliteli hizmet sunmak için uzun araştırmalar sonucu TS-EN-ISO
9001:2000 belgesini almaya hak kazandığını söyledi. Öztürk, Kurum’un
bu belgeyi almasıyla düzenleme, yetkilendirme, denetleme ve uzlaştırma,
tüketici haklarının korunması, frekans planlaması konularında daha
iyi hizmet vereceğini belirtti.
Sabit telefonlarda faturalandırma dönemi değiştirdi
Türk Telekom, telefon konuşma bedellerini faturalandırma
dönemini değiştirdi. Daha önce her ayın 20’sinde kesilen telefon
faturaları artık ayın ilk ve son günü arasındaki aylık görüşmeleri
kapsıyor. Uygulama 1 Ocak itibariyle başladı. Türk Telekom’dan yapılan
yazılı açıklamada; Kasım-Aralık ayı faturalarının ilk tahakkuk döneminin
40 günlük görüşmeleri içerdiği belirtildi ve “Ancak, telefon faturalarının
altında yer alan uyarılara dikkat etmemiş olan Türk Telekom müşterileri,
bu 10 günlük farkı, telefon faturalarında bir artış gibi algılamışlardır”
denildi.
Türk Telekom karını artırdı
Özelleştirilmesi için yeni bir yasa hazırlığı gündemde
olan Türk Telekomünikasyon A.Ş, 2002 sonu itibariyle brüt karını
yüzde 8 artırarak 1,8 katrilyon Lira’ya çıkardı. Türk Telekom’un
2001 yılında brüt karı 1 katrilyon 651 trilyon Lira olarak gerçekleşmişti.
2001’de 443 trilyonluk yatırım yapılırken, geçen yıl da 295 trilyon
Lira’lık yatırım gerçekleştirilmişti.
Türk Telekom’un aktif sabit abone sayısı ise 2002’de 10 bin artışla
18 milyon 914 bine yükseldi.
“Fiyatlar yarı yarıya, sohbetler doya doya” kampanyası
sona erdi
Türk Telekom Genel Müdürlüğü’nün Türkiye çapında telefon
görüşmelerinde indirim sağlayan “Fiyatlar yarı yarıya, sohbetler
doya doya” kampanyası 20 Şubat'ta sona erdi. Türk Telekom Genel
Müdürlüğü, il merkezlerindeki bağlı müdürlüklere gönderdiği bir
yazıyla 3 aydır süren kampanyanın, 20 Şubat Perşembe günü saat 01.00’den
itibaren yürürlükten kalktığını bildirdi. Kampanya bitiminde, telefon
görüşmelerinde promosyon öncesi uygulanan tarife geçerli kılınırken,
buna göre aboneler, hafta içi şehiriçi görüşmenin dakikasına 63
bin Lira, şehirlerarası görüşme ücretinin dakikasına ise hafta içi
08.00’den 20.00’ye kadar 252 bin Lira ödeyecek.
Türk Telekom’dan fiyat artışı
Türk Telekom; devir, kapatma, unvan değişikliği ve
çevirmeli erişim paket ücretlerini yaklaşık yüzde 8,1 oranında arttırdı.
Türk Telekom’dan yapılan açıklamaya göre; devir, kapatma, unvan
değişikliği ücreti 3 milyon Lira’dan 3 milyon 900 bin Lira’ya, Internet
çevirmeli erişim aylık ücreti ise 9 milyon Lira’dan 9 milyon 500
bin Lira’ya yükseltildi.
Aycell’den kontör yükleme kartı ihalesi
Türk Telekom’un GSM operatörü Aycell, açık ihale yoluyla
5,5 milyon adet kontör yükleme kartı satın almak için ihale açtı.
Teklif verme süresi 17 Şubat’ta sona eren ihale 27 Şubat’ta yapıldı.
Tüm isteklilere açık olan ihalede, firmalardan 2002 yılına ait bilanço
verileri, Türkiye’nin veya kendi ülkesinin mevzuat hükümleri uyarınca
kesinleşmiş vergi borcu olmadığına dair, son teklif verme tarihinden
önceki üç ay içinde alınmış belge istendi.
İhale yapılan istekliyle iş kalemleri için teklif edilen birim fiyatların
çarpımı sonucu bulunan toplam bedel üzerinden birim fiyat sözleşmesi
imzalanacak. Şartname çerçevesinde ilk teslimat siparişi, ihaleyi
izleyen dört hafta içinde verilecek olan kontör yükleme kartlarının,
kalan kısmının sevk programı Aycell ile sözleşme imzalama aşamasında
belirlenecek
TÜBİTAK-UEKAE’de Milli Açık Anahtar Altyapısı brifingi
yapıldı
Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’nde
“Milli Açık Anahtar Altyapısı” konusunda brifing verildi. Düzenlenen
brifingte, TÜBİTAK-UEKAE Müdür Yardımcısı Semet Süer, bir tanıtım
konuşması yaptı. TÜBİTAK-UEKAE’de Baş Uzman Araştırıcı olarak görev
yapan Muzaffer Yıldırım’ın “Açık Anahtar Altyapısı ve Sayısal İmza
Uygulamalarının Geleceği” konusunda kurum personeline bilgisini
aktardığı brifingde, elektronik haberleşmede güvenlik, kriptoloji,
sayısal imza, sayısal sertifikalar, protokol ve standartlar alt
başlıklı konular tartışıldı. Brifingde Telekomünikasyon Kurumu ile
UEKAE arasında işbirliği imkanları da gündeme geldi.
Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi çalışmaları hızlandı
Türkiye, 10-12 Aralık 2003 tarihleri
arasında Cenevre’de yapılacak Dünya Bilgi Toplumu 1’inci Zirvesi’ne
yönelik çalışmalarını hızlandırdı. Eylül 2002’den itibaren sürekli
toplantılar yapan Ulusal Koordinasyon Komitesi, son toplantısını
9 Ocak 2003’te gerçekleştirdi.
Zirveye yönelik çalışmalar aylar öncesinden başladı. İlgili
kamu kurum ve kuruluşları, iş dünyası, sivil toplum örgütleri,
üniversite ve medya temsilcilerinin katılımıyla 4 Eylül 2002’de
Telekomünikasyon Kurumu’nda yapılan toplantıda Ulusal Bilgilendirme
Toplantısı yapılarak ulusal çalışmalara start verilmişti. Bu
toplantıda, Zirve ve Ulusal Hazırlık Çalışmaları ile ilgili
bilgi verilirken, çalışma yöntemi ve çalışma grupları ile ilgili
öneriler sunulmuştu.
Öneriler üzerinde yapılan görüş alışverişi sonucunda tüm çalışmaları
yürütecek Ulusal Koordinasyon Komitesi’nin (UKK) ve buna bağlı
bir sekreterya ile Yazım Komitesi’nin kurulması, UKK’ya bağlı
olarak, zirve için önerilen altı konu başlığı baz alınarak çalışma
gruplarının kurulması ve belli periyotlarla kamu kurumları,
iş dünyası, sivil toplum örgütleri ve medya temsilcilerinin
bir araya gelerek kendi önceliklerini belirlemeleri kabul edilmişti.
Ayrıca, ilgili tarafların üzerinde çalışmak istedikleri konuları
ve yer almak istedikleri çalışma gruplarını Telekomünikasyon
|
|
Kurumu’na bildirmeleri istenmişti.
İkinci toplantı 19 Eylül 2002’de oldu. Tarafların katılımıyla Ulusal
Koordinasyon Toplantısı yapılırken, bu toplantıda, kurulan altı çalışma
grubunda yer alacak kurum ve kuruluşlar ile katılımcılar ve çalışma
gruplarının koordinatörleri belirlendi. Bu koordinatörler arasında
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, Telekomünikasyon Kurumu,
Türk Telekomünikasyon A.Ş. Genel Müdürlüğü, Telekom ve Enerji Hizmetleri
Tüketici Hakları ve Sektörel Araştırmalar Derneği, Andersen Yönetim
ve İnsan Kaynakları Danışma Yayıncılık Limited Şirketi, Milli Eğitim
Bakanlığı yer aldı.
Bu toplantı sonrasında çalışma grupları, Zirve’ye sunulacak Türkiye
Katkısı’nı hazırlamak amacıyla koordinatörlerin öncülüğünde çalışmalara
başladılar ve katkılarını Aralık ayında sekreteryaya sundular. 27
Aralık 2002’deki toplantıda ise tarafların en üst düzeyde katılımıyla
“Bilgi Toplumu Olma Yolunda Türkiye” konulu bir panel düzenlenmesi
kararlaştırıldı.
9 Ocak 2003 tarihindeki toplantıda, işte bu Türkiye Taslak Katkısı
ele alındı.
Telekomünikasyon Kurumu’nda yapılan Ulusal Değerlendirme Toplantısı’nın
açılışını, Kurum Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Alkan yaptı ve
katılımcılara çalışmalara aktif katılımları dolayısıyla teşekkür etti.
Telekomünikasyon Uzman Yardımcısı Cafer Canbay, 19 Eylül 2002 tarihinde
yapılan Ulusal Koordinasyon Toplantısı’ndan bu yana gerçekleştirilen
çalışmalarla ilgili olarak sunum yaptı. Sunum sonrasında Dünya Bilgi
Toplumu Zirvesi Türkiye Taslak Katkısı ile ilgili görüşler alındı.
TÜBİTAK-BİLTEN temsilcisi Rukiye Özcivelek Taslak Katkı ile ilgili
bilgilendirmede bulunurken, Turizm Bakanlığı, Başbakanlık Özürlüler
İdaresi Başkanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, Andersen Yönetim Ve
İnsan Kaynakları Danışma Yayıncılık Limited Şirketi, Telekomünikasyon
Kurumu ve Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği yetkilileri çalışmalarla
ilgili görüşlerini anlattılar. Taslak Katkı ile ilgili görüşmelerden
sonra önümüzdeki dönemde yapılması planlanan çalışmalarla ilgili görüşmelere
geçildi.
Kurum Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Alkan ve Uluslararası İlişkiler
ve AB ile Koordinasyon Dairesi Başkanı Ö. Faruk Koçak, bilgi toplumu
bilincinin oluşturulabilmesi amacıyla kamu kuruluşlarının, özel sektörün,
sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin, gençlik derneklerinin
ve medya kuruluşlarının değişik paneller düzenlemelerinin önemini
vurguladılar. Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği temsilcisi bu çerçevede
gençlere yönelik bazı çalışmalar planladıklarını ve bu çalışmaları
en kısa sürede sekreteryaya ileteceklerini ifade ettiler.
Telekomda örnek işbirliği
Telekomünikasyon Kurumu ile Çankaya Üniversitesi arasında
haberleşme sektörünün mühendis ihtiyacını karşılamak amacıyla işbirliği
protokolü imzalandı.
Protokole göre, Çankaya Üniversitesi’nde haberleşme alanında özel
programlar düzenlenerek, eğitim kaynakları güncelleştirilecek ve
öğrencilerin teori ve uygulamayı eğitim sırasında birleştirebilmeleri
sağlanacak. Ayrıca, iki kurum arasında telekomünikasyon ve bilgi
teknolojileri alanlarının ihtiyacı olan teknik elemanların yetiştirilmesi
temin edilecek ve bu doğrultuda araştırma ve geliştirme çalışmaları
gerçekleştirilecek.
Protokol, Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Doç. Dr. Ömer Arasıl ile
Çankaya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamil Mutluer tarafından
31 Ocak’ta Çankaya Üniversitesi Arı Spor Dinlenme Tesisleri’nde
imzalandı.
Protokol kapsamında tanımlanan işbirliği için taraflar arasında
koordinasyonu sağlamak üzere Telekomünikasyon Kurumu Başkan Yardımcısı
Doç. Dr. Mustafa Alkan ve Teknik Düzenleme ve Standardizasyon Dairesi
Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Altuner ile Üniversite’den Prof. Dr.
Ziya B. Güvenç ve Yrd. Doç. Dr. Halil T. Eyyüboğlu’ndan oluşan bir
Koordinasyon Kurulu oluşturuldu.
İletişim vergileri 2004’te tamamen kaldırılacak
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, iletişim vergilerinin
2004 yılında tamamen kaldırılacağı müjdesini verdi. Maliye Bakanlığı
tarafından 1 Şubat’ta Abant Palace’ta düzenlenen “Türk Vergi Sistemi
ve Vergi Vizyonu Arama” konulu konferansta konuşan Bakan Unakıtan,
“İletişim vergileri 2003 yılında uygulanan ve uygulanacak olan vergilerdir.
Bu vergileri 2004 senesinde tamamen kaldıracağız. Bütçe dengeleri
ve hassasiyetinden dolayı uzatmak mecburiyetinde kaldık. Kanunun
uzatılmasına dair teklifi getirirken de Meclis’te uzun uzun müzakere
ettik. Bu vergi önümüzdeki yıl tamamen uygulamadan kalkacaktır”
dedi.
|