Av. Tolga İşmen, LL.M. (KCL)
tolga@telepati.com.tr



Kanun-e


Düzenleme takıntısı

KANUNLAŞTIRMA ve düzenleme hareketleri, bugün anladığımız anlamda toplumun kaynağı, ancak zaman zaman toplumlar için bir takıntıdır da. İlkel kabileler hukuk olarak adlandırabileceğimiz kurallar silsilesini yerleştirdikleri noktada birer toplum kimliğini kazanmışlardır. Ancak aynı zamanda yeni kurallar koymama, daha iyi veya kaleme alanlar bakımından daha faydalı düzenlemeler bulmamanın çekiciliğine de kapılmışlardır. Hammurabi’den Iustinainus’a, Napolyon’dan Atatürk’e kadar çeşit çeşit lider; yeni kanunlar, yeni hukuklar peşinde koşmuşlardır. Bu liderler ve onların tesis ettikleri düzen bazen (yukarıda saydıklarım gibi) toplumlarını ve hatta dünyayı daha da geliştirmiş, bazen sadece yararsız çabalar olarak kalmış, bazen ise bir zaman kaybına neden olarak toplumların verimliliğine zarar vermişlerdir.
Telekomünikasyon hukuku, yakın dönemde en ciddi kanunlaştırma/düzenleme hareketinin odağı olmuş bir hukuk dalıdır. Telekomünikasyon alanının karmaşıklığı, bu alanda son derece geniş kapsamlı düzenlemeleri gerekli ve hatta zorunlu kılmaktadır. Ancak bu gereksinim sonucunda telekomünikasyon, hukuken son derece karmaşık, anlaşılması ve uygulaması zor bir alan haline de gelmiştir.
Avrupa Birliği’nin telekomünikasyon hukukuna ilişkin ana düzenlemeleri küçük harflerle 400 sayfayı aşan bir metin oluşturmaktadır. İngiliz, Amerikan ve Alman telekom mevzuatları da daha az kapsamlı değildir. Sadece bir iki yıllık bir geçmişi olan Türk telekomünikasyon mevzuatı da bugünden 300 sayfayı aşan bir kapsama ulaşmıştır. Bu kadar geniş bir mevzuatın anlaşılması, yorumlanması, günlük somut olaylarla biçimlenmesi çok ciddi zaman gerektirmektedir. Buna rağmen hemen her yerde yeni bir telekomünikasyon reformu gündemden hiç düşmemektedir.
A.B.D.’de 1996 yılında çok önemli bir reform ile Telekomünikasyon Kanunu kabul edildikten sonra, bu yıl bu düzenlemelerde ciddi değişikliklere gidilmesi gündemdedir. Avrupa Birliği de telekomünikasyon mevzuatında ciddi değişiklikler yapmaya hazırlanmaktadır. Türkiye’de de telekomünikasyon hukukunun yeniden yazılmasından bu yana sadece üç yıl geçmesine ve bu dönemde hali hazırda ilgili kanunlarda son derece önemli değişikliklere gidilmiş olmasına rağmen, yine yeni kanun tasarıları hazırlanmaktadır. Hem de benim bildiğim kadarı ile en az üç farklı kurum tarafından.
Düzenlemelerde yapılan her değişiklik uygulamanın oturmasını ve yaşamasını geciktirmekte, her taslak haberi “hele şu yeni düzenlemeyi bekleyelim” düşüncesi ile sektörü atalete sevk etmektedir.
Değişen kurallar uygulandıkça gelişecek bu hukuk dalının gerekli olgunluğa ulaşmasına izin vermemektedir. İşadamları, uygulamacılar, hukukçular (özellikle hakimler) daima değişen kurallar karşısında konuya hakim olmamanın verdiği çekingenliği atamamakta, hep el yordamı ile hareket etmektedirler. Bunları belirtmekle birlikte Türk telekomünikasyon mevzuatında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu olduğunu da hatırlatmak gerekmektedir. 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu’nda yer alan uygulanamaz ve anlaşılmaz hükümlerin değiştirilmesi zorunluluğu ve 2813 sayılı Telsiz Kanunu ile uyumsuzlukların giderilmesi ihtiyacı yadsınamaz. Ancak her yeni değişiklik sektörün gelişmesinde bir gecikmeye de yol açmaktadır. Bu nedenle yapılacak değişikliklerin çok dikkatlice hazırlanması, sadece zorunlu noktalar ile sınırlı kalması, uygulanmakta olan ve kabul görmüş temel esasları değiştirmemesi ve uzun bir süre yeni bir değişikliğe ihtiyaç duyulmayacak bir vizyon ile kaleme alınması zorunludur. Sadece değişiklik yapmak için yapılacak, bir takıntının sonucunda ortaya çıkan değişiklikler sektöre ve ülkemize sadece zarar verecektir.

20 Şubat 2003


Köşe Yazarları