Bilişim sektörü, geleceğini tartıştı

Ceren Moral

Türkiye Bilgi İşlem Hizmetleri Derneği (TÜBİSAD), 22 Ocak’ta düzenlediği toplantı ile bilişim sektörünü biraraya getirdi. Sektörün sorunlarının ve bu sorunlar paralelinde pazarın geleceğinin ele alındığı toplantıda, firma temsilcileri görüş bildirdiler.

YAPTIĞI açılış konuşmasında TÜBİSAD hakkında bilgi veren Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik; derneğin işleyişi, varolma amacı ve vizyonu hakkında katılımcıları bilgilendirdi. Amaçlarının sektör için kaldıraç rolünü üstlenmek olduğunu ifade eden Erol Bilecik, konuşmasında; Türkiye’de onbinlerce işsiz sektör çalışanı, binlerce faaliyetini sona erdirmiş ya da çalışma alanını değiştirmiş şirket olduğunu vurguladı. Bilişim sektörünün temel sorunlarına değinen Bilecik, bu sorunların aşılması için atılması gereken adımları; sektör gelişiminin devlet politikası olarak benimsenmesi, e-Türkiye için ulusal seferberlik ilan edilmesi, vergilerin düşürülmesi, ar-ge yatırımlarının ve ihracatın arttırılması şeklinde sıraladı. Bilişim firmaları için kalite standartlarının oluşturularak, uygulanması için mesleki tebliğler yayınlanmasının önemini vurgulayan Bilecik, sektör için çeşitli teşviklerin sağlanması gerekliliğine değindi. Bu çözümleri sağlamak ve koordine etmek üzere sektöre olduğu kadar devlete de önemli bir rol düştüğünü belirten Bilecik, bir ‘Bilişim Koordinasyon Merkezi’ kurulması için hükümet ile görüşmelerin devam ettiğini söyledi.

Bilişim sektörü 2003 yılına olumlu bakıyor
Toplantıda yapılan açık oturumda bilişim sektörü analiz edildi ve sektörün geleceği mercek altına alındı. İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr.Eşref Adalı’nın yönettiği oturumda; Siemens Business Services (SBS) Genel Müdürü Çağlayan Arkan, Index Bilgisayar Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Haluk Maga, Cisco Systems Türkiye Genel Müdürü Suat Baysan ve HP Türkiye Genel Müdürü Şahin Tulga konuyla ilgili görüşlerini dile getirdi.
2002 yılı sektör büyüklüğünün 2,4 milyar Dolar olduğunu ve 2003 senesinde sektörde % 20’lik bir büyüme oranı olabileceğini belirten TÜBİSAD ve Index Bilgisayar Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, 2000 yılının parlak rakamlarının yakalanmasının zor olmasına karşın içinde bulunduğumuz senenin çok daha iyi olacağını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: “1998-2000 yılları arasında parlak bir dönem yaşandı. Bu dönemde sektörün % 35’lik geliri finans sektöründen geliyordu. Finans sekötürünün gelişiyor olmasından dolayı talep söz konusu idi. Yaşanan kriz dolaysıyla bu talep artık yok ve finans sektörünün kendini tedavi etmesi uzun zaman alacak. BT sektöründe, finans sektörünün eksikliğinden dolayı %25’lik bir açık görünüyor. Devlet talebini daha yukarı çekebilirse ve KOBİ’ler finansal sorunlarını aşarak bu alanda yatırım yapabilirlerse, söz konusu açık bu iki noktadan gelecek taleplerle kapanabilir.”
2003’e bakışının olumlu olduğunu ve bu yıl içinde sektörün toparlanacağına inandığını söyleyen Microsoft Türkiye Genel Müdürü Haluk Maga, içinde bulunduğumuz dönemde dikkatli olunması gerektiğini vurguladı ve firmaların savaş gibi bir takım faktörlerin gidişine göre pozisyon alması gerekliliğine değindi. Krizin sektör için büyük bir fırsat olduğunu belirten Haluk Maga sözlerine şöyle devam etti: “Krizin cezasını ödedik. Bu dönemde % 56’lık bir daralma yaşandı. Bu noktada sorgulamamız gereken şeyler var: Neden bu kadar daralma yaşandı? Daralma öncesinde sektörün ulaştığı 2,4 milyar Dolar’lık büyüklüğe paralel bir endüstri yarattık mı? Yarattık ama kullanıcılara 2,4 milyar Dolar’lık bir katma değer gösterebildik mi? Bu soruların cevaplarını bulmalıyız. Bence krizde bu oranda bir daralma varsa bu soruların cevapları olumlu değil demektir. Daralmada sektör olarak hepimizin suçu var. Dolayısıyla, bence 2003’te bu yönde olumlu adımlar atarak gerçek katma değeri gösteren çalışmalar gerçekleşecek. Sonuçta kullanıcının ne aldığını, nasıl aldığını, ne zaman aldığını çok net şekilde görebilmesi lazım. Bizim bunu kullanıcıya, sunduğumuz çözüm ve servislerin yanı sıra matematiksel modellerle yani rakamlarla gösterebilmemiz lazım. Teknolojiyi, iş yapış modellerine nasıl katkı sağladığı ya da kullanıcıya ne kadar kazandırdığına göre ölçeriz. Bunun bir diğer göstergesi, evlerdeki bilgisayar kullanımıdır. Türkiye’deki bu oran çok düşük, % 4. Bu rakam sektör olarak çok büyük bir ayıbımız. Burada suçu kendimizde aramamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü mesele sadece ekonomik değil. Kullanım oranı % 20 olsaydı, % 30’a çıkarmak ekonomik koşullardan dolayı problem olabilirdi. Ama bu sayı % 4 ise, bu ekonomik bir problem değil, bu bizim sektör olarak kullanıcının önüne doğru modeli koyamadığımızı gösteriyor. Aynı kullanıcı, dört kişilik bir aileyi baz alırsak, 4x500 Dolar’lık GSM telefon yatırımı yapıyor. Üstüne ayda ortalama 4x25 Dolar fatura ödüyor. Demek durum ekonomik değil. GSM telefonun geriye dönüşü çok daha net görünüyor. Biz bunu gösteremedik. 2003’te bu yönde ciddi bir yapılanma olacağı, katma değer yaratan çözümlerin ortaya konacağı ve evde bilgisayar kullanımını arttıracak faktörlerin gelişeceği kanaatindeyim. Bu, sektörde olumlu bir devinim yaratacak. Bu nedenle ben yeni yıla olumu bakıyorum.”

Arkan: “Kalkınmak için işbirliği yapmalıyız”
Toplantıda söz alan Siemens Business Services (SBS) Genel Müdürü Çağlayan Arkan, yeni teknolojilerin kullanılmasıyla beraber yeni iş modelleri, vizyon ve kafa değişimi kavramlarının konuşulmaya başlandığını söyledi. “Aslında sektörün görevi olan ve 2003’te pazarın önünü açacak olan iki madde var. Biri; birliktelik. İkincisi; kendimizi satıcı anlamında, stratejik olarak, vizyon getirir noktaya doğru tekrar toparlamak. Dolayısıyla burada birşeyi satmaktan çok, yeni bir Türkiye’yi nasıl yaratacağımızı konuşmalıyız. Kendi öz eleştirimizi yapmalıyız. Bardağın dolu tarafından bakacak olursak, Türkiye’nin önünde pozitif bir nokta var: Sektörümüz olumlu bir arayış içinde ve kararlılıkla bu gelişmenin bir parçası olmak için uğraşıyor” diyen Arkan pazarın devletle beraber büyümesinin önemine değindi. Devletin, elektronik yapılanma konusunda hareketlendiğini, ancak bu konuda ne yapacağını bilmediğini söyleyen Çağlayan Arkan, sektöre düşen görevin bu noktada devlete yol göstermek, bunu bir teknoloji meselesi gibi konumlamak ve bu yönde sorumluluk alarak destek olmak olduğunu ifade etti. Bu noktada düşünce ve örgütlenme modellerinin irdelenmesi gerektiğini söyleyen Arkan sözlerine şöyle devam etti: “Şimdiye kadar devlet hep alıcı gibi konumlanmıştır. Hep birşey satın almak, sermaye koymak, insan almak ve herşeyi kendi yapmak durumunda. Oysa yurtdışına baktığımızda, devletin
ciddi biçimde özel sektörlerle ortaklık içinde hareket ettiğini görüyoruz. Dış kaynak kullanımı modelini beğeniyor, başkalarının kaynaklarını kullanıyor, riski paylaşıyor ve belirli ihtiyaçları hizmet olarak satın alıyor. Devletin finans ve insan kaynağı konularında problemleri söz konusu. Bizim üzerimize düşen, dışarıda uygulanan bu modelleri devlete göstermenin yanı sıra, bilgi ve teknoloji üretmeden ekonominin düzelmeyeceğini anlatmaktır. Devlet bunu bir politika olarak algılamalı. Bilgi teknolojisi politikalarını yaymak, kullandırmak ve korumak konusunda yasalar çıkarmalı. Bu konuda devleti eleştirmekten çok ona rehber olmalıyız.”
Türk bilgi ve komünikasyon sektörlerinin yatırımcısından uzmanına kadar dünya kalitesinde bir topluluk olduğunu vurgulayan Arkan, yine sektörün yönlendirmesiyle Türkiye’nin bir politika belirleyerek, Hindistan’ın yanında yazılım ve hizmet tarafında çok önemli şeyler yapabileceğine dikkat çekti ve “Pek çok firmanın kendi çabalarıyla bunu gerçekleştirdiğini görüyoruz. Bu firmalar Türkiye’ye döviz geliri sağlıyorlar. Yurtdışına iş yapıyorlar. Örgütlenirsek bunu Türkiye çapında yapabiliriz” dedi.
Dünyada bilgi işlem teknolojilerinin üretiminin nerede yapıldığının önemsenmediği, küresel bir yapıya doğru gidildiğini söyleyen HP Türkiye Genel Müdürü Şahin Tulga, bu nedenle Türkiye’nin bilgi işlem sektöründe yeniden yapılanması gerektiğini savundu. Bu noktada markanın da önemli olduğunu söyleyen Şahin Tulga, sektörde ürün satanların, yazılım geliştirenlerin, servis hizmeti verenlerin ve bu hizmetleri bütünleştirenlerin yer aldığını belirtti. Günümüzde küresel rekabet kanunlarının hayata geçirilmesi gerektiğine değinen Tulga, şöyle devam etti: “Öncelikle, şirketlerin rekabete girişlerini belirleyen seviyenin yüksek ya da alçak oluşuna bakmalıyız. Eğer alçaksa yandık. Çünkü bir sürü firma piyasaya üşüşecektir ve bizim rekabet şansımız kalmayacaktır. Diğer bir konu da müşterimizin çıkma engelinin yüksek olup olmadığı. Eğer zar zor bir müşteri elde ettiysek ve onu kolaylıkla kaybedebiliyorsak, bu yanlıştır. Ayrıca farklılaşma imkanımızın olması lazım. Sektör olarak, bu konu üzerinde çalışmalıyız. Bu noktada TÜBİSAD’ı yol gösterici olarak görüyorum. TÜBİSAD ve firmalar olarak, küresel pazar koşullarına göre sektöre yön vermeliyiz. Sadece Türkiye Cumhuriyeti’ne e-devlet programları satmak yeterli olmayacaktır. Önemli bir çıkış noktası da firmalarımızın küresel çalışmasıdır.”
Cisco olarak yazılım geliştirme alanında Türkiye’de yapabilecekleri konusunda çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirten Genel Müdür Suat Baysan, yazılım geliştirme konusunda Cisco’nun dünya çapında 3,3 milyar Dolar’lık bir yatırımı olduğunun altını çizerek; “Türkiye’nin bu yatırımdan çok küçük bir pay bile alması, yazılım sektörünün gelişimine büyük katkı sağlayacaktır. Hindistan’ın yazılım konusunda bu kadar gelişmesi; beyin göçü ile Amerika, İngiltere, Kanada gibi ülkelere giden vatandaşlarına yazılım ihracatı yapmaları ile mümkün olmuştur” dedi.