Risk sermayesi, son senelerde başta Avrupa ve Amerika
olmak üzere iş çevrelerinde gündemde olan bir kavram.
TÜRKİYE’de
ise risk sermayesi şirketleri özellikle 2000 yılında bu konuda
çalışmalarını yoğunlaştırmış ve özellikle sektörümüz açısından bakıldığında
bu kavramın en yaygın ve popüler olduğu yıl olmuştu. Fikir aşamasında
olan kuluçka şirketlere yatırım yapılmış, “başlangıç” şirketlerine çeşitli
holdinglerce finansal kaynak sağlanmıştı. Ancak baş gösteren ekonomik
krizin ardından, adından da nedeni anlaşılacağı üzere pazardaki “risk”
yatırımları furyası sessizliğe gömüldü. Ancak son altı ayda sektörümüzden
ikinci risk sermayesi yatırımı haberini yapmaktayız ve her iki yatırım
da İş Risk Sermayesi’ne ait. İş Risk Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş.,
bir seneyi aşkın süren bir çalışmanın ardından, sesli sistemler, ödeme
sistemleri ve e-iş konusunda çalışmalarını sürdüren İletişim Teknoloji
Danışmanlık Ticaret A.Ş.’ye (ITD) ortak oldu. Bu ortaklık konusunda
ayrıntılı bilgiyi İş Risk Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. Yatırım Müdürü
Murat Özgen ve ITD Genel Müdürü Fahir Özcan’dan aldık.
Risk sermayesinin özellikle
Amerika ve Avrupa’da çok popüler olduğunu söyleyen İş Risk Sermayesi
Yatırım Müdürü Murat Özgen, ABD’de risk sermayesi şirketleri
tarafından, senede yaklaşık 80-100 milyar Dolar arasında yatırım
yapıldığını belirtti ve risk sermayesi konusunda şunları söyledi:
“Buradaki amaç, öz sermayesi kısıtlı olan ancak büyümek isteyen,
başta KOBİ’ler olmak üzere şirketlere sermaye aktarımı yoluyla
ortak olmak. Risk sermayesi şirketleri, bulundukları şirketlerde
birer hissedar oluyorlar ve genellikle yönetim kurullarında
bulunuyorlar. İş Risk Sermayesi olarak bizim yaptığımız, finansal
ortak olmak. Örneğin yurtdışında; enformasyon ve komünikasyon
teknolojileri (ICT) sektöründen olan kişiler de risk sermayesi
şirketlerinin içinde oluyorlar ve yatırım yaptıkları şirketler
içindeki günlük işlere karışabiliyorlar. Ama bizim öyle bir
misyonumuz yok. Türkiye’de risk sermayesi şirketleri çalışanları
genellikle finans sektöründen geliyor. Bu noktada bizim için
önemli olan, büyüme potansiyeli olan bir şirketin bulunması,
o şirketten kolay çıkılıp çıkılamayacağının testinin yapılması
ve o şirketteki yönetim kadrosunun vizyonu ile yapmak istedikleri.
Bir büyüme hikayesini alıyoruz ve akabinde ortak oluyoruz. O
işi yönetecek ve büyümeyi götürecek kişiler şirketin
yönetim kadrosu ve ortakları.” İş
Grubu’nun, İş Risk Sermayesi’nin kurulmasına |

|
| Fahir Özcan |
|

|
| Murat Özgen |
|
1999 yılında karar verdiğini ifade eden Özgen, firmanın
kuruluşunu anlattı: “O dönemde halka arzlar çok popüler olmaya ve İş
Grubu’na da halka arz konusunda çok fazla talep gelmeye başlamıştı.
Orada görüldü ki; bazı şirketlerde bir ışık var, fakat halka arz edilebilmesi
için küçük. Türkiye’de şirketler başta küçük bir sermaye ile kuruluyorlar.
Eğer şansları da yaver gidiyorsa belli bir yere gelebiliyorlar. Fakat
ondan sonraki işletme sermayesi ihtiyacını hep bankalardan aldıkları
kredilerle sağlıyorlar. Halka arz sermaye için diğer bir yöntem. Eğer
şirket halka arz edilebilirse, oradan da bir finansman sağlanıyor ancak
bunun olabilmesi için şirketin belli bir büyüklükte olması gerekiyor.
Ama bu iki nokta arasında kalan 200 bine yakın KOBİ var. Bu kuruluşlar,
işletme sermayesini karşılayarak büyümek için finansman bulamıyorlar.
1999 yılında İş Grubu bunu düşünüyor ve 2000 yılının Ekim ayında İş
Risk Sermayesi kuruluyor. Türkiye’de bu konuda uzman kadrolar çok az
sayıda. Çünkü Türkiye’de risk sermayesi kavramı daha yeni oturuyor.”
ICT sektörüne yeni mi adım atıyorsunuz?
“Kurulduktan sonra 2001’in başında şirketlerle görüşmeye başladık. Bunlardan
bir tanesi de ITD. Bir projeye başlamak ve onu tamamlamak uzun bir süreç.
Sonuçta bir iş planı sunuluyor, bu iş planı üzerinden şirketle görüşülüyor.
Çünkü burada sırf finansallar yok. Bir ortaklık olacağı için; uyum var
mı, aynı misyon ve vizyon paylaşılıyor mu, bunların testini yapıyoruz.
Bu da nereden baksanız minimum 6-9 ay arası bir süreç gerektiriyor.
ITD ile yaptığımız çalışma 1 seneyi aşkın bir sürenin ardından geçtiğimiz
Aralık ayında tamamlandı. 2002 yılında Türkiye’de 2 tane risk sermayesi
yatırımı yapıldı. Bunların ikisini de İş Risk Sermayesi gerçekleştirdi.
Bunlardan biri ITD diğeri Probil” diyen Murat Özgen, yatırım için uygun
olan alanları incelediklerini ve hızlı bir gelişme içinde olan ICT sektörüne
yatırım yapma yönünde hareket ettiklerini söyledi. Türkiye’de teknoloji
şirketlerinin ülke içinde belli bir büyüklüğe ulaştıklarını ancak yurtdışına
açılabilenlerin sayısının çok az olduğunu söyleyen Özgen, ITD’nin bunu
başarabilen çok az sayıdaki şirketten birisi olduğunu ve bulunduğu pazarda
etkin rol oynadığını vurguladı.
ITD neden bu tip bir çalışmayı
seçti?
Kurulduklarından bu yana kurumsal kimliklerini geliştirerek, halka
arzı hedeflediklerini belirten ITD Genel Müdürü Fahir Özcan, İş Risk
Sermayesi ile yapılan bu çalışmanın sebeplerine değindi:
“Birincisi, bu tip bir yapıyla hem kurumsal yapımızı geliştirmiş hem
de halka arz gibi önemli bir adımdan önceki hazırlığı tamamlamış olacağız.
İkincisi de, Türkiye içinde finans ve diğer sektörlerde elde ettiğimiz
bilgi birikiminin çevremizdeki ülkelerden daha farklı olduğunu görüyoruz.
Dolayısıyla Türkiye’de yaptığımız çalışmaları çevre ülkelerde gerçekleştirebilmek
için, ki bunu da hızlı büyümeyi sağlamak için yapıyoruz, böyle bir
kaynakla finansman sağlıyoruz. Yaptığımız işbirliğinin temel sebepleri;
hem Türkiye içinde farklı sektörlerdeki temel büyümeyi sağlamak hem
de özellikle Türkiye’de ödeme sistemleri ve sesli sistemlerde kazandığımız
uzmanlığı, öncelikle çalışmalarımızı sürdürmekte olduğumuz Polonya’nın
güneyinde, sonra da Ortadoğu’da geliştirmek. Şu anda bu doğrultuda
iki projeyi Ortadoğu’da almış durumdayız. Birlikte olmanın meyvelerini
ilk aşamada almaya başladık.”
ITD, gerçekleşen ortaklıkla
yurtdışında daha güçlü adımlar atacak
Türkiye’de finans sektörünün, ödeme sistemleri ve sesli sistemlerin
kullanımında etkin rol oynadığına dikkat çeken Fahir Özcan, Ortadoğu
ve Doğu Bloğu ülkelerinde bu sektörlerin daha geride olduğunu belirtti.
“Dolayısıyla buradaki uzmanlık orada yapılacak işler için çok büyük
önem taşıyor. Yurtdışı açılımında bu bizim için ilk değil. Polonya’da
1996 yılından bu yana önemli deneyimlerimiz var. Bu tecrübemizi de
göz önünde bulundurursak, oradaki çalışmalarımızın benzerlerini farklı
bölgelerde kurmak ya da farklı şekillerde yurtdışı operasyonları yapmak
bizim adımıza daha hızlı büyüme demek” diyen Özcan, Polonya’da başta
finans olmak üzere farklı sektörlerde projeler yürüttüklerini söyledi.
Yatırım hangi kriterlere göre
yapılıyor?
ITD’nin, büyüme-genişleme stratejisi olan şirketler statüsüne girdiğini
belirten Murat Özgen, “Biz bu örnekte; büyümesi için gereken bir finansmanı
karşılamak için şirketle ortak olmak istedik. Ama örneğin fikir aşamasında
olan ve başlangıç sermayesini bulamayan kişilerle de çalışmak mümkün.
Buna biz çekirdek sermayesi diyoruz. Türkiye’de her ne kadar bu tip
şeyler fazla desteklenmese de, İş Grubu olarak ileriki aşamalarda
bunu da yapmak istiyoruz.
ITD boyutundaki ortaklıklarda önemli olan; yönetim kalitesi, vizyon
ve büyüme. Şirketin pazarını çok iyi bilmesi gerekli. Çünkü biz sonuçta
şirketlere ortak olurken, rakiplerine ve ortak olacağımız şirketin
onlara göre farklarına da bakıyoruz. Önemli olan bir fark yaratabilmek.
Fark yaratabiliyorsanız, pazarınızda başarılı olabiliyorsunuz. Öte
yandan şirketlerde kurumsallaşmaya gidilebilmesi çok önemli. Şirketin
büyümesi paralelinde departmanlar bazında gelişebilmesi ve yapının
kurumsal bir organizasyona oturtulması gerekli. Bunlar mümkünse her
aşamada her şirketle ortak olabiliriz” dedi.
Ortaklık yapısı
Bu iş yapısını anlaşmalı evlilik olarak adlandırdıklarını ve bu ortaklığın
bir boşanmaya gitmek üzere başladığını belirten Özgen, şirket bünyesinden
3-5 yıl içinde çıkmanın planlandığını vurguladı ve ekledi: “Çıkış,
halka arz yolunun yanı sıra hisselerin stratejik bir ortağa ya da
mevcut hissedarlara geri satılmasıyla mümkün olabilir. Buradan hareketle
bizim amacımız fazla hisse almak değil. Genellikle %10-20 arası hisse
almayı tercih ediyoruz.
ITD gibi büyük şirketlerde bu yöntem izlenebilir. Fakat örneğin başlangıç
sermayesi ihtiyacı olan bir şirkette bu böyle olmuyor. Şirketin %
70-80’ini almak durumunda kalabiliyoruz. O zaman önemli olan; yatırımı
yaptığımız şirketin çok büyük yol alması.
Azınlık hissedarı olmayı tercih ediyoruz, çünkü şirketin günlük işlerine
karışmak istemiyoruz. Hissedarların ve yönetimin de rahat olmasını
istiyoruz.
Krizden sonra bize gelen firmaların sayısı öncesine göre çok artmış
durumda. Çünkü son yaşanan kriz, şirketlerin çoğuna gösterdi ki; gelişmek
ve ayakta kalabilmek için bu tip çalışmalara ihtiyaç var. ITD’de böyle
bir sorun yok. Çünkü 11 yıllık köklü bir şirket. Bu çalışmada ön planda
olan şirketin vizyonu ve büyümesi.”
“ITD bu konuda öncülerden bir
tanesi olacak”
Değerlendirmede ITD’nin ortaya koyduğu projelerin önemli olduğunu
belirten Fahir Özcan ise şunları söyledi: “Bazı sektörlerdeki deneyim
Türkiye’de çok yüksek. Özellikle ICT tarafına baktığımızda gerçekleştirilen
projeler ve elde edilen başarılar gerçekten eksiksiz gözüküyor. Telekomdan
örnek vermek gerekirse, bu alanda geç yatırım yapılması telekom altyapımızın
bazı dönemlerde Avrupa’dan çok daha yeni olmasını sağlıyor. Başta
bankacılık olmak üzere bazı diğer sektörlerde de bunu gerçekten görüyoruz.
Artık finans sektöründe bu alanda neredeyse yapacak yatırım bulamıyorlar.
Bu da, bu projeleri yapan firmalara büyük bir deneyim ve iş yapma
yeteneği kazandırıyor. Dolayısıyla buradaki deneyimlerimizi yurtdışına;
doğru şekilde, doğru yöntemlerle aktardığımızda, çok başarılı olacağımızı
düşünüyoruz. Bunu kendimize hedef olarak belirlediğimizde, gayet olumlu
sonuçlar alacağımızı düşünüyorum. Bu şekilde Türk firmalarının ön
plana çıkacağını düşünüyorum. Umarım ITD bu konuda öncülerden bir
tanesi olacak.”