"Telekomünikasyon Kurumu VoIP konusunu acilen açıklığa kavuşturmalı"


TELKODER, Telekomünikasyon Kurumu’nun VoIP konusunu acilen açıklığa kavuşturmasını ve bu hizmetin Kurum’un vereceği yetki belgesi çerçevesinde sunulmasını istedi.

SERBEST Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), Voice over Internet Protocol (VoIP) hizmeti için sesini yükselterek, Telekomünikasyon Kurumu’nun VoIP konusunu acilen açıklığa kavuşturmasını ve bu hizmetin Kurum’un vereceği yetki belgesi çerçevesinde sunulmasının sağlanmasını istedi.
TELKODER, 2003 Ocak ayı içerisinde hazırladığı VoIP (Internet Telefonu veya IP Telefonu) Raporu’nda, VoIP hizmetini, paket anahtarlamalı olarak Internet üzerinden iletilen veri halindeki ses yani veri iletişim hizmeti olarak tanımlıyor. Raporda, VoIP’nin, sesin IP paketlerine dönüştürülerek IP tabanlı şebekeler üzerinden veri halinde iletilmesi hizmeti olduğu belirtiliyor ve şu görüşlere yer veriliyor:
“406 Sayılı Telgraf ve Telefon Yasası’nın 2-C Maddesi, ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetleri başlığında, klasik anlamda eşzamanlı, devre anahtarlamalı (PSTN-PSTN) sesli telefon iletişim hizmetini tanımlamaktadır.
Paket anahtarlamalı ses iletimi yapısına sahip olan VoIP, klasik anlamda eşzamanlı yapıda değildir. Bu nedenlerden dolayı, yasanın tanımını yaptığı ‘Ses iletimini ihtiva eden telefon hizmeti’ ile VoIP hizmetinin teknik anlamda aynı işlem olarak kabulü mümkün değildir. VoIP konusunda dünya üzerindeki uygulamaları incelediğimizde ABD başta olmak üzere pek çok gelişmiş ülkede VoIP’nin herhangi bir düzenlemeye tabi tutulmaksızın serbest olduğu, Avrupa Birliği ülkelerinde sesin gerçek zamanlı olması halinde düzenlemeye tabi tutulduğu, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde ise VoIP’nin sınırlandırılmış veya yasak olduğu göze çarpmaktadır.
Avrupa Birliği 90/388/EEC numaralı direktifi ile sesli telefonu (Voice Telephony)’i tanımlamıştır. Bu direktife göre verilen servisin sesli telefon olarak tanımlanması için 4 ayrı kritere bakılmaktadır; özellikle 4’üncü kriter olan “Sesin gerçek zamanlı iletilmesi” özelliğinin mümkün olmaması nedeniyle VoIP bir sesli telefon servisi olarak kabul edilmemektedir. Bu ülkelerde VoIP servisi Katma Değerli Servisler kapsamında alınan Genel İzin veya Ruhsat yoluyla yürütülmektedir.”
Raporda, 4502 Sayılı Yasa ile Katma Değerli Telekomünikasyon Hizmetleri tanımının literatüre girdiğine işaret edilerek, “Bu tanım ile yasa koyucu, aboneler arasında iletilen ses ve veri dahil her türlü mesajın formu, muhtevası, kodu, protokolü veya benzer hususları üzerinde bilgisayar işlemleriyle veya başka surette işlem yapıp, aboneye veya kullanıcıya ilave, farklı veya yeniden yapılandırılmış bir mesaj ileten veya yüklenilmiş kaydedilmiş mesaj ve veriler ile, aboneler arası etkileşimi sağlayan telekomünikasyon hizmetlerini, katma değerli hizmet olarak tanımlamıştır” denildi.
Telekomünikasyon Kurumu’nun konu ile ilgili değerlendirmelerini yansıtan ve Ulaştırma Bakanlığı’na sunmuş olduğu rapora da değinilerek, Kurum raporundan konuya ilişkin “Bu hizmetin aşağıdaki kriterlere uyulmak kaydı ile tekel kapsamı dışında kaldığı düşünülmektedir” cümlesinin alıntı yapıldığı raporda; bu hizmetin Telekomünikasyon Kurumu tarafından verilecek yetki belgesi çerçevesinde sunulmasının uygun olacağı görüşü dile getirilirken, VoIP’nin katma değerli bir telekomünikasyon hizmeti olduğu ve yasada Türk Telekom’a tanınan tekel hakkının kapsamı içinde değerlendirilemeyeceğinin açık olduğu belirtiliyor. Raporda sonuç olarak şu görüşler sıralanıyor:
“VoIP ses tekeli kapsamı dışındadır, VoIP Telekomünikasyon Kurumu’nun mevcut yetkileri dahilinde düzenleyebileceği bir hizmettir, Telekomünikasyon Kurumu konuyu acilen açıklığa kavuşturarak, bu hizmetin Telekomünikasyon Kurumu tarafından verilen yetki belgesi çerçevesinde sunulmasını sağlamalıdır.”

“Ana operatör tekelini korumak istiyor”
4502 Sayılı Yasa ile belirlenen Katma Değerli Telekomünikasyon Hizmetleri tanımıyla; Türk Telekom’a tanınan ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetleri ile tekel dışındaki katma değerli telekomünikasyon hizmetleri ayrımının yapıldığına dikkat çekilen raporda; Türkiye Bilişim Şurası sonuç raporunda yer alan, “VoIP’nin katma değerli telekomünikasyon hizmeti olduğu” tespitinin esas alınması istendi.
Telekomünikasyon teknolojisinin hızla gelişmesinden dolayı hukuki ve idari sorunlarla karşılaşılmasının sıkça rastlanır bir durum olduğu, ancak yeterli bilgi ve birikime sahip olmayan kişi ve kurumların sorunları iyice çözümsüz hale getirdiğinin belirtildiği raporda, mevcut durum “ana telekomünikasyon operatörünün tekel durumunu koruma” gayreti şeklinde değerlendirildi ve bunun ekonomiye verdiği zararlara dikkat çekildi.
Anonim şirket olmasına rağmen kendisini kamu kurumu olarak tanıtan Türk Telekom A.Ş’nin, işyerlerinin polis tarafından basılması ve cihazlara el konulması kararlarını kolaylıkla aldırdığının ifade edildiği raporda, Telekomünikasyon Kurumu’ndan alınan ruhsat ve izinlerin olayın hakim ve savcılara yanlış aktarılması nedeniyle hukuki bir değer taşımadığı dile getirildi. Raporda, Türk Telekom karşısında özel sektörün varlığını sürdürebilmesi için Ulaştırma Bakanlığı, Telekomünikasyon Kurumu ve Rekabet Kurumu’na büyük görevler düştüğü hatırlatılarak; “Bu hizmetin TK tarafından verilecek yetki belgesi çerçevesinde sunulmasının uygun olacağı görüşleri doğrultusunda, VoIP’nin katma değerli bir telekomünikasyon hizmeti olduğu ve yasada Türk Telekom’a tanınan tekel hakkının kapsamı içinde değerlendirilemeyeceği açıktır” denildi.

“Bu hizmetin TK tarafından verilecek yetki belgesi çerçevesinde sunulmasının uygun olacağı görüşleri doğrultusunda, VoIP’nin katma değerli bir telekomünikasyon hizmeti olduğu ve yasada Türk Telekom’a tanınan tekel hakkının kapsamı içinde değerlendirilemeyeceği açıktır”


Yukarıda ana başlıklarıyla özetlediğimiz TELKODER VoIP Raporu metninin tümünü ayrıca görüşlerinize sunuyoruz:

TELKODER Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği
VoIP Komisyonu Raporu / Ocak 2003 – Ankara

1. VoIP Hizmetinin Tanımı ve PSTN Ses Hizmetinden Farkı
Voice over Internet Protocol (kısaca “VoIP” veya eş anlamlı olarak IP Telefonu) hizmeti, paket anahtarlamalı olarak Internet üzerinden iletilen veri halindeki ses hizmetini kapsamakta ve bir veri iletişimi hizmeti olarak kabul edilmektedir. Bir diğer deyişle, VoIP, PSTN tabanlı geleneksel ses iletişimi (PSTN ses hizmeti) yerine, sesin IP paketlerine dönüştürülerek IP tabanlı şebekeler üzerinden veri halinde iletilmesi hizmetidir.
VoIP hizmetinin sunumu esnasında aboneye hizmetin kalitesi ile ilgili herhangi bir garanti verilmesi teknik anlamda mümkün değildir. Gerçekten de, sesin Internet ortamında nakli sırasında paket kayıpları ve istenmeyen gecikmelerin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Buna karşın sesin PSTN şebekeleri üzerinden iletilmesi anında aboneler arasında baştan sona kadar devre tahsisi yapılabilmekte, eş zamanlı ve kalitesi garanti edilmiş bir hizmet verilebilmektedir.
Devre anahtarlamalı bir şebeke üzerinden telefondan telefona verilen bir telekomünikasyon hizmeti olan PSTN ses hizmeti ile paket anahtarlamalı bir ağ yapısı kullanılarak verilen VoIP hizmeti tamamen birbirinden ayrı olarak değerlendirilmesi gereken iletişim şekilleridir. VoIP uygulamalarında, erişim uçlarında PSTN birimlerinin bulunup bulunmaması, bu işlemlerin VoIP temelli bir iletişim şekli oldukları temel sonucunu da değiştirmemektedir.
Telekomünikasyon Kurumu’ndan Telekomünikasyon İşletmeciliği Ruhsat ve Genel İzni alarak serbest rekabet ortamında faaliyet göstermek isteyen telekomünikasyon operatörlerinin derneği olan TELKODER’in VoIP Konulu Çalışma Grubu’nun görüşleri aşağıda sunulmaktadır. Bu raporun ülkemizde iletişimdeki tüm tekellerin kalkmasına bir yıl gibi kısa bir süre kalmış iken VoIP konusunda açık, anlaşılabilir ve uygulanabilir bir çözüm bulunmasına yardımcı olacağı görüş ve inancındayız.

2. Türkiye’de VoIP Hizmetlerinin Durumu
406 Sayılı Telgraf ve Telefon Yasası'nın 2-C maddesi, ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetleri başlığında, klasik anlamda eşzamanlı, devre anahtarlamalı (PSTN-PSTN) sesli telefon iletişim hizmetini tanımlamaktadır. Paket anahtarlamalı ses iletimi yapısına sahip olan VoIP, klasik anlamda eşzamanlı yapıda değildir.
Bu nedenlerden dolayı, yasanın tanımını yaptığı "ses iletimini ihtiva eden TELEFON hizmeti" ile VoIP hizmetinin teknik anlamda aynı işlem olarak kabulü mümkün değildir. Kaldi ki bu durum aşağıda da irdeleneceği üzere, çağdaş ülkelerde ve Avrupa Birliği direktiflerinde de aynı şekilde değerlendirilmektedir.
Telekomünikasyon teknolojisinin hızla geliştiği dünyamızda, yeni teknolojilerin kullanıma açılmasında bir takım hukuki ve idari problemlerle karşı karşıya kalınması az rastlanır bir durum değildir.
Bu sorunların aşılmasında yeterli bilgi ve birikime sahip olmayan kişi ve kurumların görüş ve kararları bazen problemlerin daha da çözümsüz hale gelmesi sonucunu doğurmaktadır.
Mevcut yasal düzenlemenin yeterince açık olmadığı gerekçesiyle hakim durumundan yararlanan ana telekomünikasyon operatörünün tekel durumunu koruma gayretleri sonucunda sektör üyeleri iş yapamaz duruma düşmekte, ülke ekonomisi büyük zarar görmektedir.

3. Diğer Ülkelerde VoIP Hizmetlerinin Durumu
VoIP konusunda dünya üzerindeki uygulamaları incelediğimizde ABD başta olmak üzere pek çok gelişmiş ülkede VoIP’nin herhangibir düzenlemeye tabi tutulmaksızın serbest olduğu, Avrupa Birliği ülkelerinde sesin gerçek zamanlı olması halinde düzenlemeye tabi tutulduğu, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde ise VoIP’nin sınırlandırılmış veya yasak olduğu göze çarpmaktadır.
VoIP’nin tamamen serbest olduğu veya gerçek zamanlı olmamak üzere hafif düzenleme ile serbest olan gelişmiş ülkelerden bazıları aşağıdadır:
ABD, Avrupa Birliği ülkeleri, Japonya, Hong Kong, Çek Cumhuriyeti, Singapur, İsviçre, Macaristan, İzlanda, Slovak Cumhuriyeti, Polonya, Yeni Zelanda, Meksika, Arjantin.
VoIP’nin yasak olduğu ülkelere örnekler ise şöyledir:
Arnavutluk, Kamboçya, Kamerun, Küba, Ekvator, Eritre, Ürdün, Mozambik, Nijerya, Paraguay, Katar, Senegal ve Tayland.
VoIP’nin gelişiminde ülkelerin hukuki, kurumsal, teknik ve ekonomik durumlarının önem taşıdığı, VoIP’nin gelişimi ile birlikte bu ülkelerde de hukuki, kurumsal, teknik, ekonomik ve sosyal boyutlarda gelişmeler yaşandığı gözlenmektedir.

4. Avrupa Birliği’nin VoIP Konusundaki Düzenlemeleri
Avrupa Birliği 90/388/EEC numaralı direktifi ile sesli telefonu (Voice Telephony) tanımlamıştır. Bu direktife göre verilen servisin sesli telefon olarak tanımlanması için 4 ayrı kritere bakılmaktadır:
1- Verilen hizmetin ticari olması
2- Tüketicilere verilen bir hizmet olması
3- Haberleşmenin PSTN’de sonlanan terminaller arasında olması
4- Sesin gerçek zamanlı iletilmesi
Özellikle 4. Madde’de belirtilen özelliğin yukarıda açıklandığı gibi mümkün olmaması nedeniyle VoIP bir sesli telefon servisi olarak kabul edilmemektedir. Bu ülkelerde VoIP servisi Katma Değerli Servisler kapsamında alınan Genel İzin veya Ruhsat yoluyla yürütülmektedir.
Teknolojinin gelişimini dikkate alan AB, 2000 yılında bu kararı tekrar gözden geçirmiş ve yeni bir direktif daha hazırlamıştır. Bu direktife göre, 4. şartın hala yerine gelmediği kanaatinden hareketle 1998'de yayınladığı direktifteki şartların geçerli olduğunu vurgulamıştır. Ayırca, yine bu direktifle, 1998 ve 2000 yılları arasında pazardaki gelişmeleri de dikkate alarak PSTN üzerinden geçen ses ile IP üzerinden geçen ve lisans gerektirmeyen sesin farklı hizmetler olduğuna ve birbirlerine rakip servis olmadığına kanaat getirerek, konunun ilerde tekrar gündeme alınmasına gerek olmadığı kararına varmıştır.

5. Türkiye’de VoIP Hizmetlerinin Kanuni Düzenlemesi
VoIP’nin düzenlenmesinde sesin gerçek zamanlı olarak karşı tarafa iletilmesi en önemli kriter olarak göze çarpmaktadır. Internet’in yapısı ve 1. Bölüm’de açıklandığı üzere VoIP ile sesin gerçek zamanlı iletilmesi ise ülkemiz altyapıları dikkate alındığında mümkün değildir.
4502 Sayılı Yasa ile Katma Değerli Telekomünikasyon Hizmetleri tanımı literatüre girmiştir. Bu tanım ile yasa koyucu; aboneler arasında iletilen ses ve veri dahil her türlü mesajın formu, muhtevası, kodu, protokolü veya benzer hususları üzerinde bilgisayar işlemleriyle veya başka surette işlem yapıp, aboneye veya kullanıcıya ilave, farklı veya yeniden yapılandırılmış bir mesaj ileten veya yüklenilmiş kaydedilmiş mesaj ve veriler ile, aboneler arası etkileşimi sağlayan telekomünikasyon hizmetlerini, katma değerli hizmet olarak tanımlamıştır.
Yasa koyucunun bu tanımı yapmasındaki amaç, yasanın 2-C Maddesi’nde Türk Telekom A.Ş.’ye tanınan ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetleri ile tekel kapsamı dışında kalan katma değerli telekomünikasyon hizmetlerinin ayrımını yapmaktır. Bu ayrım, 4502 Sayılı Kanun’un gerekçesinde (http://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem21/yil01/ss309m.htm ) gayet açık olarak belirtilmiştir.
Gerçekten de, yasanın değişik 3. Maddesi, telekomünikasyon hizmetlerinin verilmesi esaslarını düzenlerken yaptığı üçlü ayrımla;
a) katma değerli telekomünikasyon hizmetleri,
b) ek 18. Madde kapsamında sayılan hizmetler ve
c) 2. Madde’nin (c) fıkrasında belirtilen ses iletimini ihtiva eden telefon hizmetlerinin farklı hizmetler olduğu sonucuna ulaşmıştır.
Başbakanlık Müsteşarlığı himayesinde gerçekleştirilen, Türkiye Bilişim Şurası sonuç raporunda yer alan, “VoIP’nin katma değerli telekomünikasyon hizmeti olduğu” tespitinin esas alınması gerektiğine inanmaktayız.
Anılan raporun, Türk Telekom A.Ş. ve Telekomünikasyon Kurumu ile özel sektör temsilcilerinin de ortak görüşünü yansıtmış olması, tespitin haklılığını kanıtlamaktadır.

6. Telekomünikasyon Sektörünün VoIP Konusundaki Beklentileri
Kendisini, Ticaret Hukuku kurallarına tabi Anonim Şirket olmasına rağmen Kamu Kurumu olarak tanıtmaya devam eden Türk Telekom A.Ş., bu yolla VoIP servisi versin ya da vermesin, sektörde yer alan şirket iş yerlerinin polis tarafından basılması ve cihazlara el konulması kararlarını kolaylıkla aldırabilmektedir. Telekomünikasyon Kurumu’ndan alınmış Telekomünikasyon Ruhsatları ve Genel İzin’ler de, olayın hakim ve savcılara yanlış aktarılması sonucunda maalesef hiçbir hukuki anlam ifade etmemektedir.
Bu uygulamaların; özellikle AB’ye girme ve sektörün tam serbestleşmeye geçme sürecinde, e-devlet, sayısal imza, elektronik sözleşme gibi teknolojik konularda yapılan çalışmaların inandırıcılığını da gölgeleyeceği açıktır.
2002 Eylül ayında ITU Konseyi’ne seçilen ülkemizin, değerli kurumları ile bu alanda gösterebileceği başarılar ile yukarıdaki uygulamaların bağdaştırılması mümkün değildir.
Ciro büyüklüğü, teknolojik altyapısı, halen devam eden tekel hakları ve hakim konumu nedeniyle rekabet edilmesi mümkün olmayan Türk Telekom A.Ş. karşısında serbest sektör firmalarının varlıklarını sürdürebilmesi için Ulaştırma Bakanlığı, Telekomünikasyon Kurumu ve Rekabet Kurumu’na büyük görevler düşmektedir. Henüz emekleme safhasını yaşayan serbest sektör işletmecilerinin, Türk Telekom A.Ş.’nin yokedici yaklaşımları karşısında, yasa ve yönetmelikleri doğru ve ülke yararına yorumlayan Bakanlık ve Kurul kararlarına ihtiyaç duyduğu aşikardır.
Bu kapsamda, üniversitelerden alınmış olan bilimsel raporların yanında, Türkiye Bilişim Şurası Raporu, Telekomünikasyon Kurumu’nun konu ile ilgili değerlendirmelerini yansıtan ve Ulaştırma Bakanlığı’na sunmuş olduğu raporun sonuç bölümünde yer alan “... gibi hususlar da dikkate alındığında bu hizmetin aşağıdaki kriterlere uyulmak kaydı ile tekel kapsamı dışında kaldığı düşünülmektedir” ve “... bu hizmetin TK tarafından verilecek yetki belgesi çerçevesinde sunulmasının uygun olacağı” görüşleri doğrultusunda, VoIP’nin katma değerli bir telekomünikasyon hizmeti olduğu ve yasada Türk Telekom A.Ş.’ye tanınan tekel hakkının kapsamı içinde değerlendirilemeyeceği açıktır.
Özetle;
. VOIP ses tekeli kapsamı dışındadır.
. VOIP Telekomünikasyon Kurumu’nun mevcut yetkileri dahilinde düzenleyebileceği bir hizmettir.
. Telekomünikasyon Kurumu konuyu acilen açıklığa kavuşturarak, bu hizmetin Telekomünikasyon Kurumu tarafından verilen yetki belgesi çerçevesinde sunulmasını sağlamalıdır.

7. Sonuç
Sonuç olarak, yasalara saygılı, vergisini ödeyen, ülkeye istihdam sağlayan, ar-ge yatırımları yapan ciddi özel sektör firmaları sayesinde, ülkemiz telekomünikasyon sektörü, bugünkü güdük durumundan çok ileri düzeylere çıkacaktır.
VoIP, hem yeni girişimcilerin uç vereceği ve hızla harekete geçirilebilen bir çalışma alanı, hem de ekonomimize çok ucuz bir kan verme olanağıdır.
Telekomünikasyon Kurumu’nun, 2003 yılı İş Planı’na zaten dahil ettiği bu konuyu bir an önce düzenleyerek, süregelen yanlış anlama, hırsız / polis oyunu ve gerçeklerle yasal belirsizliğin çatışması durumuna son vermesini ivedilikle bekliyoruz.