|
|
Medyasör
Arslan yürekli bacı ve iki tip
| BASIN
mesleğinin en zor yanlarından biri de geçmişte yazdığımız bir
yazıdan, belli zaman sonra sıkıntı duymanızdır. Şartlar değişmiştir.
|
|
Doğal olarak fikriniz de. Ne var ki, geçmişte yazdığınız
yazınız çoktan arşivlerde yerini bulmuştur bile.
Bazen de aksi olur ve geçmişteki bir yazınız yıllar sonra bile, büyük
mutluluk ve huzur duyacağınız bir belge olarak kalır. Yıllar önce
idi. Bir vesile ile Türkiye’de konuşlanmış bir grup yabancı basın
mensubu olarak İzmir’e gitmiştik. O tarihte bendeniz, Türkiye’deki
Yabancı Basın Derneği’nin Genel Sekreteri. Zamanın İzmir Belediye
Başkanı Burhan Özfatura yabancı konukları Fuar alanında ağırladıktan
sonra, “Şırnak’tan Ege’ye Selam” sloganı
ile organize olmuş bir çadıra davet ediyor. Gidiyoruz, çadırda yöresel
giysileri ile bir kaç kadın ve erkek var. Kadınların kimi hamur açıyor-,
kimi kilim dokuyor. Ve O’nu orada tanıyoruz. Sema Küçüksöz.
Bizleri Şırnak’a çağırıyor. “İnşallah, maşallah” gibi sözlerle geçiştiriyoruz
çağrıyı. Ertesi hafta gazetede çalışırken bir telefon geliyor, Sema
Küçüksöz.
“Haftaya Diyarbakır üzerinden Şırnak’a gidiyoruz. Söz vermiştiniz,
geliyorsunuz değil mi?” diyor. Verdiğimiz sözden dönemiyoruz. Bizim
gibi söz veren bir kaç ünlü siyasetçinin grip olduklarını da, ancak
Atatürk Hava Limanı’na geldiğimizde öğreniyoruz.
Diyarbakır Hava Alanı’nda muhteşem bir şekilde karşılanıyoruz. Sema
Hanım, genç bayan meslektaşlarımızla yakından ilgileniyor. “Onlar
bana teslim” diyor. Aslına bakarsanız, biz de Sema Hanım’ın koruması
altında huzur içindeyiz.
45 araçlık konvoyla Mardin ve Cizre üzerinden Şırnak’a ulaşıyoruz.
Zaman zaman yolumuz kesiliyor, koyunlar koçlar kurban ediliyor. Davul-zurna
eşliğinde halaylar çekiliyor. Müthiş şeyler yaşıyoruz. Bütün bunların
hepsi Şırnak’a yatırım yapan, Şırnaklı kadın ve çocukların eğitimi
için destek olan Sema Küçüksöz için.
Ve işte o zamanki yazımın başlığı:
“Arslan Yürekli Bacı”
O gün bu gün can dostumuzdur Sema Küçüksöz.
Geçenlerde televizyonda izledik kendisini.
“Savaşa Hayır” diyordu. Uçağa
atladığı gibi Bağdat’a gitmişti. Ayrıca, bir iki canlı kalkana
da sponsor olmuştu.
Geçmiş geçti birden gözümün önünden. Yazdığımız yazıyı anımsadık
ve “Ne kadar doğru yazmışız” diye düşündük.
Sema Küçüksöz arslan yüreğini bir kez daha göstermişti. Mutlu
olduk.Arşivimizi karıştırırken gözümüze bir resim takıldı. Şişli
Belediye Başkanı Gülay Atığ.
Bilinen nedenlerle kapağı İngiltere’ye atmıştı. Türkiye’ye gelmeye
de pek niyetli görünmüyordu. Onunla da bazı anılarımız vardı
kuşkusuz. Ama hatırlamak bile istemedik. Şu sıralar hangi kanalı
açsam, pet reklamı gibi, K.K.T.C. Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ın
biyolojik çocuğu Serdar’ı görüyorum. Maşallah herşeyi biliyor
bu arkadaş. Ekonomi onda, askerlik onda, diplomasi onda, tarih
onda, strateji onda, politika onda. Bizim medya ahir zaman peygamberleri
soruyor. O da yanıtlıyor. Hata nerede? Kim hata yapmış? Ne zaman
yapılmış? K.K.T.C. neden bu hale gelmiş? Şimdi ne yapmak gerekiyor?
Her sorunun yanıtı Serdar’da. Her sorunun çözümü yine Serdar’da.
Bilmediği bir şey yok. Kimse de çıkıp, “Kardeş kayınpederin
Boyacı’nın bankası ne oldu? Sen orda ne iş yapıyordun? Hortumlanan
para miktarı nedir? Kaç kişinin canı yandı?” diye sormuyor.
Sorsalar da bu arkadaş açıklasa. Ne diyelim? O da öyle bir tip
işte. Resimde görüldüğü gibi... |
|
LAF OLA
Şifalar Dileriz
|
|