Demet ZÜBEYİROĞLU

Büdütör


Milattan önce, milattan sonra

Geçen ayki yazımı okuyanlar başlığın nedenini bilirler. Şu anda miladımdan sonra yazdığım ilk yazıyı göreceksiniz. Bu deyim serbestleşmeye de dem vurmakta ki serbestleşme ile benim milatlarım çakıştı tesadüfen bildiğiniz üzere. Sizlere halen evden seslenmekte olmama rağmen olaylardan haberdar olmadığımı sanmayın. İzlediğimiz ve gördüğümüz 1.1.2004 sonrası manzarası çok da şaşırtmadı bizi. Gerçek fiiliyata geçişin bu tarihte olamayacağını hepimiz görmüştük. Şimdi bana hareket var diyeceksiniz ama ben buna hareket diyemem, hareket benim olmayınca. Telekom sektöründe serbestleşmeyle gelen ilk ürünler; İnternet üzerinden telefon görüşmesi sağlamak üzere çoğu yurtdışı devlerinin buradaki ayağı olmaktan ibaret hizmetler ile ki, bunu kişisel olarak bile temsilcilik almak yoluyla yapabilirsiniz, bir iki benzer sistemde arama kartı denemesi. Zaten serbestleşme öncesi kaçak olarak erişilebilen hizmetler. Çok mu karamsarım? Hayır değilim. Asıl beklediğimiz hizmetler, özellikle de Türkiye'nin kalkınmasında uzun vadede öncü rol oynayacak uygun bedelli halka inen geniş bant İnternet erişimi için biraz daha beklememiz gerektiği açıkça görülüyor. Neden mi? Baş neden her zamanki gibi Türk Telekom. Özelleştirme takvimi dolayısıyla ki bu süreç kısa olsa da hala bir takvim, hantal yapısından kurtulamayan Türk Telekom, bir ara aktif pazarlama ile özelleşmeye hazırmış gibi görünmüş olsa da, bu durumun bir ekran koruyucudan ibaret olduğu görülmekte(*). Yine sektörle iç içe, el ele hareket etmeyen bir Türk Telekom var karşımızda. Yine özlediğimiz hizmetleri ayağımıza getirmeye can atan özel sektör var iken yaprak kıpırdamıyor. Hâlbuki herşey çok daha güzel olabilirdi. Telekom sektörü olarak, sadece görüntüsel olarak iyi giden ekonomiye can ve kan olabilirdik. Niye olamıyoruz? Çünkü TT eski TT. Çünkü para kaybetmeyeceğiz diye bir türlü özelleştiremediğimiz koca adamda bir sürü hantal ve işlemeyen yön var aslında ve artık bunları konuşmaktan bıkmış bir "biz" var. 1.1.2004 tarihi gibi Mayıs ayında bitirileceği söylenen özelleşmede de aynı durum yaşanacak. TT satılınca, ertesi gün herşey güllük gülistanlık olamayacak pek tabi. Sonuçta; beklentileri yüksek olanların beklediği hizmet çeşidi ve kalitesi, ekonomiye canlılık getirecek yatırım ancak yılsonunda pazarda görünmeye başlayacak. Bunun, yani yaprakların çok az kıpırdadığının veya onları koparacak fırtınalar estiğinin en güzel göstergesi ise dergimiz olacak. Alternatif operatör dedikleri benimse basbayağı yeni şebeke operatörlerimiz dediğim kuruluşların dergimizde boy göstermek için birbirlerini itmeye çalıştıklarını gördüğünüzde, bu kuruluşlarımız ve bu kuruluşlara yazılım ve donanım sağlayan kuruluşlarımız reklâmlarıyla Telepati'de yarışmaya girdiklerinde, işte o zaman sektörümüzün kalkınmakta olduğundan buna bağlı olarak da ekonomiye canlılık geldiğinden söz edebiliriz.

Dergimize çalışan bir ISDN santral ve uzak-mobil ofis kavramını destekleyen bir sistemi kurabilmek dileğiyle… Bu dileğin detayları eğer biraz önce (*) işaretini es geçip okumadıysanız aşağıda görüşlerinize sunulmuştur J

(*) Aralık sayımızda detaylarını yazmış olduğum ofisimizde kullanmakta olduğumuz ISDN hattımız ile ilgili sorun örneğini hatırlatmak isterim. Sorunumuz halen çözülmüş değil ve ISDN hattımızı ki, kendisi eski bir teknoloji oldu artık, halen analog hat gibi kullanmaktayız ve ISDN santralımızın nimetlerinden faydalanamamaktayız. Müşteri ve bizim memnuniyetimiz adına bir rezalet süregelmekte ve santral sağlayıcımız Netpa ile TT arasında ‘hayır benden, hayır senden' kavgası sürmekte. Artık bayıldığımızdan ve ‘terzi kendi söküğünü' durumuna düşürüldüğümüzden dolayı sektörümüzün diğer devlerinden biri – gelecek sayı belki de buradan açıklarım – ile santralımızı değiştirme hareketine gireceğiz. Bu dev kim olur bilinmez şimdilik. Ancak uzak ofis, mobil ofis gibi kavramları dergimiz aracılığıyla tüm sektörlere yaymaya çalışırken bu özellikleri bize sağlayabilecek ve Türkiye'nin 9 yaşındaki ilk telekom dergisi Telepati ile bir başarı hikâyesi yazacak bir dev olacağı kesin.