| |
| Merih IŞIN |
| |
|
Editör'ün
karikatürü, 1995 yılında Cenevre telekom fuarında uydu üzerinden
gerçekleştirilen videokonferans ile Rusya'daki çizer Vladimir
Mochalov tarafından çizilmiştir. |
|
|
Editör
Türk telekom sektöründe ‘Tekel’ ve ‘Rekabet’ yasak mı?
BU yılbaşı itibariyle, ülke telekom sektörümüz yasal olarak serbestleşti.
Bu durumda da, Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin ses iletimi konusundaki
‘Tekel' olma durumu ortadan kalktı. En azından, bu işe talip olan
şirketlerin ülkemizin düzenleyici kurumu olan, Telekomünikasyon
Kurumu tarafından hazırlanan ilgili lisanslarını alıp, işbaşı yapmalarıyla
fiili serbestleşme de gerçekleşmeye başladı.
Peki, bugün Türk telekom sektörünün herhangi bir alt sektöründe,
‘Tekel' olmak ya da oluşturmak veya ‘Rekabet' serbest mi? Gerçi
bizim konuyu nasıl bildiğimiz değil de, durumun aslında ne olduğu
önemli. Aklımıza takılan bu soruların muhatabı, bizleri resmi olarak
aydınlatırsa çok sevineceğiz.
Biz, bildiğimiz farklı bir konuya açıklık getirmek istiyoruz.
Dünya haberleşme standartları, Birleşmiş Milletler'in ilgili Kurum'u
Uluslararası Komünikasyon Birliği (ITU) tarafından belirlenir.
Belirlenen standartlar doğrultusunda da, şirketler üretim yapar.
Şu an ülkemizde kullanmakta olduğumuz sabit telefon, araç telefonu,
diğer kablosuz telefonlar, genel ve özel amaçlı telsiz sistemleri,
uydu haberleşme sistemleri ve İnternet haberleşme standartları
da hep belirlenmiş standartlardır ve hepsi ayrı haberleşme teknolojileri
içerirler.
PBX, PABX, GSM 900, SL1, DECT, NMT, GSM 1800, ISDN, ADSL, MPLS,
X25, TCP/IP gibi çeşitli isimlerle anılan bu haberleşme standartlarının
hepsi de ayrı teknolojileri ifade ederler, her ne kadar biz onları
farklı isimlerle ansak da. Bunlara karşılık bizler halk arasında
bu dünya standartlarını yanlış veya doğru; sabit telefon, araç
telefonu, cep telefonu, telsiz telefon, telsiz, santral, hızlı
İnternet, geniş bant, intranet gibi isimlerle tanımlarız.
Bu tıpkı şuna benzer: Araçlar kara yolu üzerinde seyreder fakat;
işlevsel olarak da, barındırdıkları teknoloji olarak da, kapasite
olarak da, görünüm olarak da birbirlerinden farklıdır. Araçlar
için de standartlar konulmuştur ve bu doğrultuda üretim yapılmaktadır.
Elbette, bir otomobil bir kamyondan, bir otobüs ise bir motosikletten
çok farklıdır. Ama hepsi otomobil sınıfına dahil olmalarına ve
hepsine otomobil diyor olmamıza rağmen, dört çeker bir otomobil
veya motor hacmi 4000cc olan bir cip de, ‘station wagon' tabir
edilen veya spor bir otomobilden farklı olup, ayrı kategorilerde
vergilendirilir veya tanımlanırlar.
Bugün neredeyse herkes, ikisinin de mobil sistem olmasına rağmen,
NMT'nin GSM'den farklı teknoloji içeren, ayrı bir sistem olduğunu
biliyor. Peki GSM 900'ün, GSM 1800 veya ülkemizde kullanılmamakta
olan GSM 1900 sisteminden farklı bir teknolojiye ve standartlara
sahip olduğunu, yani aslında farklı bir haberleşme standardı olduğunu
kimler biliyor? Yoksa hepsinin başında ‘GSM' ibaresi var diye,
hepsinin aynı olduğu mu sanılıyor?
Yukarıdaki otomobil örneğinde de olduğu gibi eğer, GSM 900 ile
GSM 1800 farklı haberleşme sistemleriyse ve teknolojileri birbirinden
ayrıysa, bunda bizi ilgilendiren bölüm ne o zaman? Konunun bizi
ilgilendiren bölümü, bu ayki yazımın başlığında mevcut.
Başlıktaki soruların cevapları doğrultusunda; GSM 1800'de pazarda
tek kalan yeni operatörümüzün durumunu, ‘rekabet durumu ve tekel'
başlığında Rekabet Kurumu'muz, ‘serbestleşme ve telekom sektöründe
tekel' başlığıyla da Telekomünikasyon Kurumu'muz inceleyecek ve
pazardaki mevcut ve yeni girecek yerel ve çok uluslu şirketlere
de merakla bekledikleri sonucu, ivedilikle açıklayacaklar diye
düşünüyorum.
Saygılarımla.
|
|