|
|
Kanun-e
Nereden başlasak?
NEREDEN başlasak ki? Telsim'in yönetimine TMSF tarafından el konulmasından
mı? Yoksa, Aycell ile İş-Tim'in sonunda birleşmelerinden mi? Yine
cehennem gibi bir ay yaşadık.
Telsim'in yönetimine el konulmasının Türkçe açıklaması şu; devletin
Telsim'in pay sahiplerinden alacakları var. Ancak, Telsim'in pay
sahipleri bu borcu ödemek konusunda istekli değiller. Oysa pay
sahipleri, Telsim'i veya Telsim'in bazı malvarlıklarını satıp veya
Telsim'in elde ettiği gelirlerden kendilerine düşecek olan kar
paylarını devlete ödeyerek anılan borçlarını ödeme yoluna gidebilirler.
Bu yola gitmediklerini gören devlet, kendilerinin Telsim'i kötü
yönetmelerine engel olmak için Telsim'in yönetimine el koydu. Devlet
Telsim'i iyi yöneterek gelir elde edecek, bu gelirle Uzan'ların
devlete karşı olan borçlarını ödeyecek.
Ancak, bu noktada Telsim diğer özel kişilere karşı olan yükümlülükleri,
örneğin Motorola'ya ödemek zorunda kalabileceği borçlar veya abonelerine
hizmet verme yükümlülüğü mevcudiyetini sürdürmeye devam edecek.
Bu noktada sormamız gereken iki soru var: Birincisi, borç öteleme
konusunda üstün yetenekli olan Uzan'ların bile artık çeviremedikleri
Telsim'in borçlarını, TMSF'nin atadığı yönetimin ödemeyi becerip
beceremeyeceği? İkinci soru ise, eğer bu borçlar Telsim'in gelirleri
ve malvarlığı ile ödenemeyecekse ve bir alacaklı Telsim'in iflasını
talep ederse ve eğer Telsim'in TMSF tarafından atanmış yönetimi
de ilgili borcu ödeyemeyip Telsim iflas ederse, nasıl bir yöntem
izleneceği?
Eğer Telsim iflas ederse, Telekomünikasyon Kurumu'nun Telsim'in
lisansını iptal ederek, GSM mobil telefon hizmeti sunmak için kullandığı
bütün malvarlığına el koyması gerekmekte. Bu ihtimalde ise; Telsim'in
iflas masasına çok az bir malvarlığı kalacağından, Telsim'in alacaklılarının
tatmin edilmesi ve bunun sonucunda, devletin Uzan'lardan alacağını
tahsil etmesi mümkün görünmemekte.
Sonuç olarak olayların gelişiminde vardığımız nokta, Telsim'i
ayakta tutmayı başarma ihtimalimizin gittikçe azaldığını gösteriyor.
Peki TMSF niye böyle umutsuz bir çaba uğruna zaten kıt olan kaynaklarını
harcıyor? Çünkü, başka çaresi yok. Şu anda Telsim için görünen
tek çıkar yol; en kısa zamanda Telsim'in bir özel şirkete devredilerek
ve bu devralan şirketin Telsim'in borçlarını ödeyerek, Telsim'i
iflastan ve lisansını kaybetmekten kurtarmasıdır. Türkiye, Telsim'in
faal olmadığı bir mobil telefon piyasasını göze alabilecek durumda
değildir. Ancak bunun gerçekleştirilebilmesi için son derece kararlı,
bilinçli ve hızlı hareket edilmesi gerekmektedir. İş-Tim/Aycell
birleşmesinde olduğu gibi, “Kanun değiştirmeye gerek de yok.
Birleşme işlemi “3 ay içerisinde sonuçlanacak” diye yola çıkarsanız,
iki kanun değişikliği, 9 ay ve kıymeti kendinden menkul bir yönetmelik
sonrasında hukuki sağlığı şüpheli bir işlem yaratırsınız.
İş-Tim/Aycell birleşmesine ilişkin çıkarılan 5071 sayılı Kanun
ve 13 Şubat 2004 tarihli Yönetmelik hakkında yazılacak çok şey
var. Ancak bu noktada, sadece beni derinden üzen bir maddeye temas
ederek resmin geneline bu aşamada girmek istemiyorum. Yönetmeliğin
16. Maddesi uyarınca “En geç birleşmenin hukuki geçerlilik kazanacağı
an itibari ile, Aycell A.Ş. ve birleşeceği Diğer Şirket tarafından,
(İş-Tim demek istiyor) ... Kurum'a karşı yapılmış olan her türlü
hukuki takip ve davaların geri alınma ya da sulh yoluyla çözümlenme
iradesinin beyan edilmesi şarttır.”
Bu maddenin Türkçe'sini yazmaya elim varmıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin
bir Yönetmeliğinde böyle bir maddenin bulunabilmesini kabul edemiyorum.
Son yazımızı hadi hayırlısı diye bitirmiştik. Bu ay o kadar iyimser
değiliz.
25 Şubat 2004 İstanbul |
|