Av. Tolga İşmen, LL.M. (KCL)
tolga@telepati.com.tr



Kanun-e


Nereden başlasak?

NEREDEN başlasak ki? Telsim'in yönetimine TMSF tarafından el konulmasından mı? Yoksa, Aycell ile İş-Tim'in sonunda birleşmelerinden mi? Yine cehennem gibi bir ay yaşadık.

Telsim'in yönetimine el konulmasının Türkçe açıklaması şu; devletin Telsim'in pay sahiplerinden alacakları var. Ancak, Telsim'in pay sahipleri bu borcu ödemek konusunda istekli değiller. Oysa pay sahipleri, Telsim'i veya Telsim'in bazı malvarlıklarını satıp veya Telsim'in elde ettiği gelirlerden kendilerine düşecek olan kar paylarını devlete ödeyerek anılan borçlarını ödeme yoluna gidebilirler. Bu yola gitmediklerini gören devlet, kendilerinin Telsim'i kötü yönetmelerine engel olmak için Telsim'in yönetimine el koydu. Devlet Telsim'i iyi yöneterek gelir elde edecek, bu gelirle Uzan'ların devlete karşı olan borçlarını ödeyecek.

Ancak, bu noktada Telsim diğer özel kişilere karşı olan yükümlülükleri, örneğin Motorola'ya ödemek zorunda kalabileceği borçlar veya abonelerine hizmet verme yükümlülüğü mevcudiyetini sürdürmeye devam edecek. Bu noktada sormamız gereken iki soru var: Birincisi, borç öteleme konusunda üstün yetenekli olan Uzan'ların bile artık çeviremedikleri Telsim'in borçlarını, TMSF'nin atadığı yönetimin ödemeyi becerip beceremeyeceği? İkinci soru ise, eğer bu borçlar Telsim'in gelirleri ve malvarlığı ile ödenemeyecekse ve bir alacaklı Telsim'in iflasını talep ederse ve eğer Telsim'in TMSF tarafından atanmış yönetimi de ilgili borcu ödeyemeyip Telsim iflas ederse, nasıl bir yöntem izleneceği?

Eğer Telsim iflas ederse, Telekomünikasyon Kurumu'nun Telsim'in lisansını iptal ederek, GSM mobil telefon hizmeti sunmak için kullandığı bütün malvarlığına el koyması gerekmekte. Bu ihtimalde ise; Telsim'in iflas masasına çok az bir malvarlığı kalacağından, Telsim'in alacaklılarının tatmin edilmesi ve bunun sonucunda, devletin Uzan'lardan alacağını tahsil etmesi mümkün görünmemekte.

Sonuç olarak olayların gelişiminde vardığımız nokta, Telsim'i ayakta tutmayı başarma ihtimalimizin gittikçe azaldığını gösteriyor. Peki TMSF niye böyle umutsuz bir çaba uğruna zaten kıt olan kaynaklarını harcıyor? Çünkü, başka çaresi yok. Şu anda Telsim için görünen tek çıkar yol; en kısa zamanda Telsim'in bir özel şirkete devredilerek ve bu devralan şirketin Telsim'in borçlarını ödeyerek, Telsim'i iflastan ve lisansını kaybetmekten kurtarmasıdır. Türkiye, Telsim'in faal olmadığı bir mobil telefon piyasasını göze alabilecek durumda değildir. Ancak bunun gerçekleştirilebilmesi için son derece kararlı, bilinçli ve hızlı hareket edilmesi gerekmektedir. İş-Tim/Aycell birleşmesinde olduğu gibi, “Kanun değiştirmeye gerek de yok.

Birleşme işlemi “3 ay içerisinde sonuçlanacak” diye yola çıkarsanız, iki kanun değişikliği, 9 ay ve kıymeti kendinden menkul bir yönetmelik sonrasında hukuki sağlığı şüpheli bir işlem yaratırsınız.

İş-Tim/Aycell birleşmesine ilişkin çıkarılan 5071 sayılı Kanun ve 13 Şubat 2004 tarihli Yönetmelik hakkında yazılacak çok şey var. Ancak bu noktada, sadece beni derinden üzen bir maddeye temas ederek resmin geneline bu aşamada girmek istemiyorum. Yönetmeliğin 16. Maddesi uyarınca “En geç birleşmenin hukuki geçerlilik kazanacağı an itibari ile, Aycell A.Ş. ve birleşeceği Diğer Şirket tarafından, (İş-Tim demek istiyor) ... Kurum'a karşı yapılmış olan her türlü hukuki takip ve davaların geri alınma ya da sulh yoluyla çözümlenme iradesinin beyan edilmesi şarttır.”

Bu maddenin Türkçe'sini yazmaya elim varmıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin bir Yönetmeliğinde böyle bir maddenin bulunabilmesini kabul edemiyorum.

Son yazımızı hadi hayırlısı diye bitirmiştik. Bu ay o kadar iyimser değiliz.

25 Şubat 2004 İstanbul

Köşe Yazarları