Osman Dur, “Türkiye'nin yeni bir uyduya ihtiyacı var”

Fatma Ağaç

Türk Telekom'un bünyesinden ayrılarak TÜRKSAT A.Ş'ye devredilen uydulardan TÜRSAT 1B Uydusu'nun ömrünün bitmesi, TURKSAT 1C'nin de 2 yıllık bir ömrünün kalması nedeniyle, Türkiye'nin acilen yeni bir uyduya ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu. TÜRKSAT A.Ş Genel Müdürü Osman Dur, TURSAT 2A uydusunun ömrünün ise 2015 yılında tamamlanacağını bildirdi.

BİR taraftan yeni uydunun planlamasını yaptıklarını, bir taraftan da fiyat analizlerini yaptıklarını söyleyen Dur, atacakları uydunun pazar payına ve dünyadaki telekomünikasyon sektöründeki ilerlemelere bakarak ne kadar büyüklükte olacağını, hangi bölgeleri, ya da ülkeleri kapsayacağını ve müşteri durumlarını planladıklarını belirtti. Yeni uyduya ilişkin hazırlık çalışmalarının sürdüğünü anlatan Dur, “Ya uydu atacağız ya da uygun olursa, ticari olarak makul gelirse; dünyada bizim uydularımıza uyan diğer uydu sahipleriyle pazarlık yapıp onlardan birisini buraya kaydıracağız” diye konuştu.

Dur, uyduların müşteri sayısının ve gelirlerinin artığını anlatarak, yaklaşık 6 milyon Dolar olan gelirlerin 18 milyon Dolar'a çıktığını ve 7 milyon Dolar civarında olan işletim giderlerinin de 2 milyon Dolar civarına düştüğünü kaydetti. Dur, “Telepati”nin çeşitli konulara ilişkin sorularını şöyle cevaplandırdı.

Türk Telekom'dan ayrılmanıza neden ihtiyaç duyuldu? Süreçten biraz söz eder misiniz?

Türk Telekom'un özelleştirilmesi uzun süredir kamuoyunun gündeminde duran bir konuydu. Diğer hükümetler döneminde de Türk Telekom'u özelleştirme girişiminde bulunuldu. Danıştay'dan özelleştirmeye ait bazı ret kararları geldiğinde; kararlar bazı konuları kapsıyordu. Bunlardan biri de stratejik olduğu düşünülerek, uydu hizmetlerinin Türk Telekom'dan ayrılıp, başka bir şirket bünyesinde toplanmasıydı. Danıştay, bundan sonra Türk Telekom'un özelleştirilmesini öneriyordu. Bu karar gereğince hükümet uyduların ayrılmasını düşünüyordu.

Ben Ağustos 1993'de Monaco'daki Eurosiasat şirketine (TURSAT 2A Uydusu'nun bağlı olduğu şirket) genel müdür oldum. Şirketin durumunu inceledikten sonra, şirketin Monaco'da hizmet vermesinin ekonomik açıdan çok makul olmadığını düşündüm. Daha sonra, Eurosiasat'ın merkezinin Türkiye'ye taşınmasına karar verildi. Yüzde 75'i Türk Telekom'a yüzde 25'i de Alcatel'e ait olan Eurosiasat şirketi Türkiye'ye taşınırken; Türkiye'de bulunan iki uydu da (TURKSAT 1B ve 1C) TÜRKSAT A.Ş bünyesine alındı. Dolayısıyla, Türkiye'nin uydu sektöründe karar merci TÜRKSAT A.Ş oldu. Eurosiasat şirketi Monaco'dayken, orada bir uydu, Türk Telekom'un da Türkiye'de iki uydusu vardı. Aralarında bir pazarlama birlikteliği bile yoktu. Çünkü, ayrı genel müdürlükler vardı. Ayrı yönetim kurulları vardı. Şu anda bütün uydular tek elde toplanmış durumda. Hangi uyduda hangi müşteri olması gerekiyor, ayarlanabiliyor; bir uydudan öbür uyduya müşteri kaydırılabiliyor. Eurosiasat şirketini buraya getirdikten sonra TURKSAT 1B'nin ömrü doldu. TURSAT 1C'nin ömrü dolmak üzere. Dolayısıyla birkaç televizyon kanalı haricinde, bir çok televizyon kanalı da sayısal yayına geçti. Televizyonlar sayısal sisteme geçtikten sonra, hepsini Eurosiasat şirketine transfer etmeye başladık.

TURKSAT 1B, 1C üzerinde bazı sıkışıklıklar vardı, onları da çözmüş olduk. Türkiye'nin bu arada bir uydu ihtiyacı daha vardı. Eurosiasat'la TÜRKSAT arasında birleşme sağlanarak sıkıntısız bir şekilde problemleri çözdük.

TÜRSAT A.Ş ne zaman kuruldu ve bugüne kadar neler yaptınız?

5189 sayılı Kanun 2 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu kanun TÜRSAT A.Ş'nin kuruluşunu düzenliyor. TÜRSAT A.Ş kurulduktan sonra yönetim kurulu toplanıp, Türk Telekom'dan ayrılan iki uydunun yanısıra, Eurosiasat'ın hisseleri ile Fransa'da belirli ülkelerin katılımıyla kurulmuş olan Eutelsat uydu şirketinin Türkiye'ye ait hisselerini TÜRKSAT A.Ş bünyesine almayı kararlaştırdı. Amerika'daki Intelsat şirketindeki hisselerle, İngiltere'deki Inmersat şirketindeki hisseler ve tüm dava, alacak her şey tamamen bize devredildi.

TÜRSAT A.Ş kurulduktan sonra değil de Eurosiasat'a genel müdür olduktan sonra neler yaptım onları anlatayım. Bütçeyi iceledik, çalışanlara baktık, hepsi Fransız. Şirketin kira giderleri, işletme masrafları ve şirketin bankalara borcunun kesinlikle oradaki gelirle ödenmesi mümkün değil. Ayrıca, Türkiye'deki müşterilerin tamamı da Monaco'daki Eurosiasat şirketine ait. Yani, şirketin merkezi Monaco'da çalışanları Fransız. Müşteriler Türkiye'deki Türk kuruluşlar. Biz bu değerlendirmeleri yaptıktan sonra Monaco'daki tüm çalışanların işine son verdik. Şirketi fiilen kapattık. Şu an orada bir tabela şirketimiz var. Bir de muhasebeci bir arkadaşımız. Şirketi tamamen kapatamadık. Çünkü, bankalara o zaman 98 milyon Dolar borcumuz vardı. Bankalar, Monaco'yu gözönüne alarak, kredi vermişlerdi. Şirketi tuttuk ama pazarlamayı buraya aldık. Tabi çok hızlı bir gelişme yaşanarak müşterilerde ve gelirlerde artış oldu. Bankalar da rahatladılar.

Buraya gelmekle ne elde ettik: Yaklaşık 6 milyon Dolar olan gelirimiz, 18 milyon Dolar'a çıktı. 7 milyon Dolar civarında olan işletim giderlerimiz, 2 milyon Dolar civarına düştü. Bu arada, gelirimiz artığı için bankalara ödenmesi gereken kredileri zamanında ödediğimiz için faiz yükü ortadan kalktı. Personel giderleri düştü. Eurosiasat'la TÜRKSAT arasında çok güzel bir bağ oluştu. Artık Eurosiasat'la TÜRKSAT tek menü halinde müşterinin karşısına gitmeye başladılar. Hangi uydudan yer kiralamak isterseniz fiyatları bunlar, kapsama alanları bunlar denildi. Müşterinin ihtiyacına göre hizmet verme yoluna gidildi. Müşterilerimiz Türkiye'de. Bizim bu dönemde Orta Asya'da ciddi anlamda bir pazar bulmamız gerekiyordu. Orta Doğu da önemli bir potansiyeldi.

TURKSAT 1C'nin 2 yıllık bir ömrünün kalması, TURSAT 1B'nin ömrünün bitmesi; bizi acilen yeni bir uydu atmaya yönlendiriyor. Şu anda TURKSAT 1C'nin yüzde 90'ı dolu. TURSAT 1B ve TURSAT 2A'nın da yüzde 60'ı dolu. Bir taraftan da uydu planlamamızı yapıyoruz. Atacağımız uyduyu pazar payına bakarak ve dünyadaki telekomünikasyon sektöründeki ilerlemelere bakarak ne kadar büyüklükte olacağı, hangi bölgeleri, hangi ülkeleri kapsayacağı konusundaki hazırlık çalışmalarımızı yapıyoruz. Ya uydu atacağız ya da uygun olursa, ticari olarak makul gelirse; dünyada bizim uydularımıza denk gelen uydular var. Onların sahipleriyle pazarlık yapıp, belki uydu atmadan onların birisini buraya kaydıracağız. Fiyat analizlerini yapıyoruz, kapsama alanlarına bakıyoruz, müşteri durumlarını inceliyoruz.

Eurosiasat böylesi bir atak yapınca; TÜRSAT A.Ş. ile de birleşince gerçekten bir sinerji doğdu. Şu anda TÜRKSAT A.Ş.'nin teknik kadrosu; Eurosiasat'ın pazarlama birikimiyle birleşince olumlu bir sinerji çıktı ortaya. İstanbul'da pazarlama servisi, Ankara'da teknik servis ve bir iki pazarlama elemanı var. Hizmetlerimizi bu şekilde sürdürüyoruz.

TURSAT 2A'nın ömrü 2015 yılına kadar devam edecek. 1B'nin ömrü bitti. 1C'nin ömrü ise, 2007'de sona erecek. Üç uydu üzerinden hizmet alan müşterilerimizle kontratlarımız var. Bu kontratlar 2010-2015 yılına kadar hizmet vermeyi kapsıyor. Bu sadece müşteri açısından değil, stratejik anlamda da Türkiye'nin artık bir uydu daha fırlatması gerektiğini ortaya koyuyor. Olası bir depremde İnternet ve yer altı kablolar koptuğu zaman hemen uydu devreye giriyor. Telekomünikasyon altyapısı olmayan yerlerde uydu devreye giriyor. Bu çerçevede yeni bir uydu devreye sokulacak. Ya da, bu hizmetleri karşılayacak bir uydu diğer operatörlerden satın alınıp, getirilip hizmet verilecek.

TURKSAT 2A uydusu'nun hizmet potansiyeline henüz ulaşmadığı, yeterince müşteri bulunamadığı yönünde eleştiriler vardı. Maliyetini dahi karşılayamadığı söyleniyordu. Ama anlaşılan o ki, büyük bir gelir artışı var. TURKSAT 2A şu an ne durumda?

Ben Monaco'da göreve başladığımda, Avrupa'daki gazetelerde Eurosiasat'ın borçlarını ödeyemediği ve artık bankaların şirkete el koyacağı veya büyük şirketlerin Eurosiasat'ı almak için girişimlerde bulunacakları yönünde haberler vardı. Hakikaten de durum böyleydi. Bazı şirketler sizi alalım diye geldiler. Görüşmeler yapılmaya başlandı. Fakat şirketlerin yaklaşımları çok tüccarcaydı ve uydunun değerini verme gibi bir niyetleri yoktu. Biz bunun üzerine hiç düşünmeden pazarlamayı buraya taşıdık. Tabi o dönemlerde uydunun doluluk oranı yüzde 20-25 civarındaydı. Uydunun doluluk oranının yüzde 25 olması ve gelen gelirle; kredi ve operasyon giderleri karşılaştırıldığında gerçekten hoş bir tablo yoktu ortada. Pazarlamanın Monaco'da olması ve dünyadaki telekomünikasyon krizi de bu olumsuzluğu tetikledi. Orta Doğu'da, Türkiye'de, Balkanlarda ve hatta Avrupa'da çok iyi müşteriler bulunamamıştı. Eurosiasat'ın merkezi o dönemde Monaco'da olmasına rağmen, Avrupa'da doğru düzgün müşterimiz yoktu. Biz o nedenle bir atak başlattık ve yüzde 20-25 olan doluluk oranını yüzde 60 civarına çıkardık. Gelirlerimizi üç kat artırdık. Pazarlama faaliyetleri hızla devam ediyor.

Biz bir vizyon koyduk; sadece televizyon kanallarına uydu kiralamakla bu uyduların kullanım kapasitelerini dolduramayız dedik. O zaman ne yapalım; burada çok güzel bir ekip var, bu ekip proje üretsin dedik. Uyduyu kullanacak projelere kafa yormaya başladık. Ve, bazı projeleri adım adım gerçekleştiriyoruz.

Gerçekleştirmeyi düşündüğünüz ya da uygulamaya koyduğunuz projeler neler?

Dünyada artık sadece televizyon kanallarına uydu kiralamakla; uydunun ömrünü en verimli şekilde tamamlamasına katkı sağlamak mümkün değil. Buradaki ekiple kamu kurumlarını teker teker masaya yatırıyoruz. Diyoruz ki, bu kuruma uydu üzerinden ne hizmet verebilirim. Bu hizmette hiçbir rakip gözetmiyoruz. Yani, Türk Telekom'un yapacağı hizmetler varsa biz ona girmiyoruz.

Biz uydu üzerinden son kullanıcıya hizmet vermek yerine bazı kurumsal çözümler üretiyoruz. Bir örnek; şu anda Türkiye'deki tüm hava alanlarını uydu üzerinden birbirine bağladık. Daha önce kulelerden uçaklarla haberleşiliyordu ve sadece her havaalanı kendisiyle haberleşiyordu ve bu bilgiler belirli merkezlerde ayrı ayrı toplanıyordu. Şu anda tüm havaalanlarının haberleşmesini Esenboğa Havaalanı'na toplamış durumdayız. Havaalanlarının birbirine bağlanması demek, uydudan yer satmak anlamına geliyor.

Uzaktan Eğitim Projemiz var. Büyük şehirlerdeki üniversitelerde verilen derslerin kırsal kesimlerdeki üniversitelerde de canlı olarak izlenmesi sağlanacak. E-Sağlık Projesi ile bir tıp fakültesindeki doktorun herhangi bir hastanedeki ameliyata müdahale etmesi sağlanabilir. Ya da Milli Eğitim Bakanlığı'nın bütün okul müdürleri ile yapacağı toplantı bir merkezden izlenebilir. Ayrca, Toprak Mahsulleri Ofisi'ndeki siloların nem oranları ölçülerek, uydudan merkeze gönderilerek buğday çürümelerinin önüne geçilebilir. Adalet Bakanlığı'nın bütün birimlerinin ve mahkemelerin birbirine bağlanmasını sağlayabilecek projeler üretilebilir. Biz aslında bir anlamda e-devlet omurgasının altyapısını uyduyla oluşturabiliriz.

Rekabet Kurulu Kablo TV hizmetlerinin Türk Telekom'dan ayrılıp ayrı bir şirket çatışı altında verilmesi yönünde karar verdi. Bu hizmeti de TÜRSAT A.Ş yürütecek. Biraz sorunlu bir alan neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Kablo TV TÜRSAT A.Ş'ye devredildi. TÜRSAT A.Ş uydu üzerinden zaten kablo TV'ye hizmet veriyor. Kablo TV'nin 1 milyon civarında bir müşterisi var. İçerik konusunda; televizyon kanallarının biz girdik, giremedik gibi bir takım sıkıntıları var. Hızla sayısallaşmak için destek veriyoruz. Kablo TV'nin işleyişinin düzelmesi gerekiyor. Bir diğer konu da yatırım yapmak için uygun bir ortam değil. Türk Telekom'un bazı şirketlerle yaptığı anlaşmalar var. Hizmeti bu şirketler verecek. Devir işlemleri tamamlanınca şirketlerle bir görüşme yapacağız. Neler yapılabiliri ortaya çıkaracağız. Vatandaşların ihtiyaçlarını karşılayabilmek için gerekeni yapacağız. Kablo TV sorunlu bir alan. Daha önce lisanslar verilmiş. Bazı sıkıntılar var. Şirketlerle görüşerek sorunları giderebileceğimize inanıyoruz.

Türkiye kendi uydusunu yapabilecek donanım ve uzman ekibe sahip mi?

Biz aslında TÜRKSAT A.Ş'nin çok fazla büyüyüp, her alanda hizmet veren bir kurum olmasını istemiyoruz. Biz diyoruz ki, uydu ayrı bir sektör, stratejik bir alan müşteri bulmak elbette ki birinci amacımız. Ticaret yapmak, uydunun ömrünü çok verimli bir şekilde doldurup, şirkete kar getirmek de amacımız. Bu zaten bizim kilit işimiz.

Biliyorsunuz uydu yaptırıyoruz, bütün para yurtdışına giriyor. Fakat buraya hiçbir bilgi birikimi gelmiyor. Bir taraftan da diyoruz ki Türkiye acaba uydu yapabilir mi? Uydu, uzay havacılık konularında birikimi ve becerisi olan insanlara ilişkin bir envanter çıkarmaya başladık. Ve, bu kişileri bulmaya karar verdik. Üniversitelerin hepsine konuya ilişkin bir yazı gönderdik. Ve ilgili olan herkesin bizimle temasa geçmesini istedik. Bundan sonra atacağımız uydunun neresini Türkiye yapabilir, neresini yurtdışında yaptırabiliriz. Kendi ülkemizde montajını yapabilir miyiz. Bu çalışmalarımız devam ediyor. En azından uydu sipariş etsek dahi, altyapısı olan, birikimli Türk mühendisleri uydunun yapımında görevlendirip, uydumuzu kendimiz yapmamız gerekiyor. TÜRKSAT 1C'nin iki yıl ömrü kaldı. Şu anda sipariş vermiş olsak bile, sipariş uzman bir şirket tarafından en az bir buçuk yılda bitiriliyor. Yeni uydunun yapımında Türk mühendislerinde görev almasıyla bir adım atılmış olur. Bu anlamda, o altyapıyı oluşturmaya çalışıyoruz. Çeşitli kurumlardan kuruluşlardan ve birikimi olan akademisyenlerden, mühendislerden yararlanmayı düşünüyoruz.

Eklemek istediğiniz konular var mı?

Önümüzdeki yüzyıl bilişim ve ticarete dayanacak. Bilgiden uzak hiçbir sektör, kurum ve kuruluşun ticari anlamda rekabet şansı olamaz. Türkiye Avrupa Birliği'ne girmenin eşiğindeyken; Türkiye'nin de teknolojik araştırmalara girmesi gerekiyor. Sadece bazı ülkelerdeki üretimlerin distribütörlüklerini alarak, ürün satmak yerine, bilgiden ürüne dönüştürülecek adımların atılması lazım. Bu nedenle sanayicilerle üniversitelerin kesinlikle omuz omuza iç içe olma mecburiyetleri var. Çünkü işin teorisinde akademisyenler, üretiminde de sanayiciler rol oynuyorlar.

Araştırma ve geliştirme faaliyetleri Türkiye'de yeterince yok. Türkiye'de hem ekoloji bilgileri hem astroloji bilgileri, hem de meteoroloji bilgileri teknolojik alt yapıyla yorumlanabilir. Önümüzdeki dönemde bitkiler nasıl gelişecek, iklimler ne olacak, ekimlerde hangi tohumlar kullanılmalı, hangi ürünler elde edilmeli, yağışlar nasıl olacak gibi konularda Türkiye kendi stratejilerini koymalı. Üniversiteler ve araştırma kurumları ve üniversiteler birlikte çalışarak şunu diye bilmeli; “Dünya artık şu sektörlere kayıyor, Türkiye bunu şunu yapmalı. Önümüzdeki yıl iklim şöyle geçecek.”

Hükümet enteresan bir karar alarak, uzay araştırmalarına çok ciddi önem verdi. Başbakanın uzay araştırmalarına ayırdığı fon, Türkiye'de uzayla ilgili olabilecek sektörleri tetikledi. Umarım araştırmacılarımızda uygulanabilir projelere yönelirler. Her araştırmanın ürüne yönelmesi gerekir. Bu bizim son şansımız, ileriye dönük atılımlar yapmalıyız, ileri teknolojiler üretmeliyiz.

Biz “Galilo Projesi”ni uygulamaya koyacağız. Proje ile, Türkiye'deki hareketli cisimlerin hız ve konumlarını bir metre hassasiyetle tespit edebiliyoruz. Bu Avrupa Uzay Ajansı'nın bir projesi. Bunu aldık, kurduk. Şu anda deneme çalışmaları devam ediyor. Ayrıca, Avrupa'daki bir şirkete Türkiye'de meteorolojik uyduların altyapısını kurma işi için girişimde bulunduk. Görüşmelerimiz devam ediyor. Rakiplerimiz de var. Rakiplerimizden sıyrılıp projeyi alabilirsek çok iyi olacak.

Avrupa Birliği'nden burada ürettiğimiz projeler için fonlar almak istiyoruz. Üniversiteler ve sanayiciler bir araya gelerek 6'ıncı çerçeve programı kapsamındaki ciddi desteklerden yararlanabilirler.