BHT sektöründe 2006'daki gelişmelerin 2007'de daha da etkinleşmesi bekleniyor...

 

2007'de telekomünikasyon ve bilişim sektöründe neler yaşanacağına, nelerin olmasının beklendiğine ilişkin olarak her iki sektörün önde gelen bazı isimlerinden bir değerlendirme yapmalarını istedik. Ortak beklenti: 2006'da ortaya çıkan gelişmelerin 2007'de daha da etkin hale gelmesi olarak belirlendi. Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, 2007'de özellikle geniş-bant telsiz erişim hizmetlerinin kapasitesinin artırılacağının üzerinde durarak, T elekomünikasyon Kurumu'nun yine düzenleme, yetkilendirme ve denetleme çalışmalarına devam edeceğini vurguladı. Başbakanlık Müşaviri ve e-Dönüşüm İcra Kurulu Üyesi Fikret Üçcan da 2007 yılına ilişkin en samimi beklentisinin; Türkiye'de yaratıcı düşüncenin, yeni fikirlerin daha rahat gelişeceği üretken bir ortamın oluşması olduğunu söyledi. Serbest Telekomünikasyon İşletmeleri Derneği (TELKODER) Başkanı Yusuf Ata Arıak ise, geniş-bantın geliştirilmesi için çaba göstereceklerine dikkat çekerek, geniş-bantta rekabetin çok önemli olduğunu kaydetti. CHP Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu da, bilişim ve telekomünikasyon sektöründe 2007 yılında gerçekleşmesini gerekli gördüğü gelişmeleri üç gruba ayırdı. Çoşkunoğlu, bunlardan birincisinin hükümetin kendi gündemindeki ve sahibi olduğu Bilgi Toplumu Stratejisi'nin gerekleri, ikincisinin hükümetin ihmal ettiği halde yapılması gerekenler, üçüncüsünün de sektörün üzerine düşen faaliyetler olduğunu kaydetti. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan ise, Türkiye bilişim sektörünün 2007 yılı içinde Türkiye genelinden daha fazla büyüyeceğini ve bunun yüzde 15 düzeyine ulaşacağını belirtti. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşar Yardımcısı Halil İbrahim Akça da, 2007 Yılı Yatırım Programı'nda yer alan ve gerçekleştirilmesi planlanan gelişmeleri sıralarken, 2007'de e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu'nun yapısının güçlendirileceğini kaydetti.

Acarer: “Geniş-bantta kapasite arttırılacak”
Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, 2007'de özellikle geniş-bant telsiz erişim hizmetlerinin kapasitesinin artırılacağının üzerinde durarak, T elekomünikasyon Kurumu'nun yine düzenleme, yetkilendirme ve denetleme çalışmalarına devam edeceğini vurguladı. Acarer, geniş-bant hizmetlerin sunulmasında arz ve talebin kaçınılmaz şekilde hızla artacağının altını çizdi. Acarer, mobil haberleşme abone sayısında görülen artış trendinin 2007'de de devam edeceğine işaret ederek, ayrıca sabit haberleşme teknolojilerinde katma değerli hizmetlerin artacağını ve yeni nesil şebekelere ilişkin yetkilendirme çalışmalarının siyasi otoritenin inisiyatifi çerçevesinde gerçekleştirileceğini kaydetti. Acarer, 2007'ye ilişkin değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Telekomünikasyon sektörü açısından 2006 yılı, sektördeki serbestleşmeye bağlı olarak rekabet ortamının daha fazla oluştuğu ve yeni yetkilendirmeler sonucu piyasanın hareketlendiği, hizmet kalitesinin daha fazla geliştirildiği, katma değerli hizmetlerin verildiği, Avrupa Birliği mevzuatlarına uyumun sağlandığı, Avrasya bölgesinde yer alan ülkeler ve KKTC arasında telekomünikasyon düzenlemeleri alanında etkin ve kalıcı bir işbirliği ortamı tesis edilmesine yönelik çalışmaların başlatıldığı bir yıl olmuştur. 2007 yılında dolayısıyla bilgi toplumu olma ve sayısal uçurumun azaltılması yolundaki çalışmalar gerek kamu sektöründe, gerekse özel sektörde önemle üzerinde durulacak konular olmaya devam edecektir. Yine 2007 içinde e-devlet alanında e-tıp, e-öğrenme, e-tarım ve benzeri uygulamaların yaygınlaşması ile istihdamın artması, özellikle yazılım alanında yerli firmalara önemli fırsatlar oluşturulması ve ayrıca m-uygulamalar ile vatandaşlarımızın yaşamının kolaylaştırılması beklenmektedir. Telekomünikasyon Kurumu, yine düzenleme, yetkilendirme ve denetleme çalışmalarına devam edecektir. Düzenleme ve yetkilendirme çalışmalarımız büyük ölçüde tamamlanmış olduğundan, bunların sonucu yapılan uygulamaların işletmeci ve piyasa bazında denetimlerine ağırlık verilecektir. Telekomünikasyon Kurumu yıllık iş planlarını kamuoyu ile paylaşan bir kurum. 2007 yılı iş planımız da Telekomünikasyon Kurulu tarafından kabul edildi. Bu planda da bizim yapacağımız düzenleme, yetkilendirme, denetleme ve diğer çalışmalar görülebilir. 2007 yılı; VoIP hizmetlerinin zaman içerisinde GSM ve sabit telefon hizmetleri üzerinde olumsuz etki yapacağı, Geçiş Hakkı Yönetmeliği'nin yürürlüğe girmesi ile serbestleşme sürecine giren sektörde altyapı hususunda yasal yükümlü işletmeciye olan bağımlılığın aşılmasında katkıda bulunacağı, Numara taşınabilirliği konusundaki düzenleme ile telekomünikasyon sektöründe etkin rekabetin sağlanacağı, Rehberlik Hizmetleri İşletmeciliği'nin yetkilendirilmesi ile bilinmeyen numaralar hizmetinin zenginleştirileceği, ucuzlayacağı, yeni hizmetlerin ortaya çıkacağı, Karasal Sayısal Platform Hizmeti İşletmecilerinin yetkilendirilmesi ile kullanıcıların, sayısal teknolojilerin yakınsamasının getireceği artılardan daha fazla istifade edeceği, Yeni nesil sabit ve mobil şebekeler ile geniş-bant telsiz erişim hizmetlerinin çok konuşulacağı ve geniş-bant hizmetlerinin çeşitlenerek yaygınlaşacağı, bir yıl olacaktır. Düzenleme: Piyasa Gözetimi Laboratuarı Çalışma Usul ve Esaslarının Belirlenmesi, Piyasa Denetimi Usul ve Esaslarının Tespiti, Telekomünikasyon Tesislerinin Güveliğine yönelik Standartların Oluşturulması, Abonelerin Bilgi Güvenliğinin Sağlanmasına Yönelik İşletmecilerle ilgili düzenleme çalışması. Yetkilendirme: Geniş bant Telsiz Erişim Hizmeti İşletmeciliği'nin Yetkilendirilmesi, IMT-2000/UMTS Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme Çalışmaları, Sayısal TV Yayıncılığı (Platform İşletmeciliği vb) yetkilendirme çalışması.

Denetleme: İşletmecilerin Denetlenmesi (GSM, OKTH, ...), Piyasa Denetimi
Diğer Çalışmalar: WRC-07 Dünya Radyokomünikasyon Konferansı Hazırlık Çalışması,

Milli Frekans Planının Güncellenmesi, Piyasa Gözetimi Laboratuarının Akreditasyonu, Elektronik Haberleşme Sektörüne Yönelik Terimler Sözlüğü hazırlanması (TDK-üniversiteler ortak), Düzenlemelerin Etki Analizi (Kamu ve Sektör ayrı, ayrı), Numara Taşınabilirliği Altyapısının hazırlanması, Uluslararası İşbirliği Konularında Stratejik Plan Hazırlanması, Frekans Planlamaya Dair Ülke Stratejisinin Oluşturulması.

Üçcan: “Türkiye'de yaratıcı düşüncenin gelişeceği bir ortam oluşturulsun”
Başbakanlık Müşaviri ve e-Dönüşüm İcra Kurulu Üyesi Fikret Üçcan da 2007 yılına ilişkin en samimi beklentisinin; Türkiye'de yaratıcı düşüncenin, yeni fikirlerin daha rahat gelişeceği üretken bir ortamın oluşması olduğunu söyledi. Bundan; “Yeni, daha yeni, daha daha yeni!”yi kastettiğini söyleyen Üçcan, “Günümüzün önemli bir gerçeği, Çinliler ve Hintlilerin, hiçbir ülkenin kolay kolay rekabet edemeyeceği kadar düşük maliyetlerle dünya pazarlarına yerleşmekte olmalarıdır” diye konuştu. Üçcan, uluslararası ekonomik ilişkilerin inanılmaz bir hızla geliştiğine ve değiştiğine değinerek, “Tüketici her gün daha yeni modeller, daha ileri teknolojiye dayalı daha ucuz ürünler istemektedir” dedi. Üçcan, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Yeni Fikirler Kimden Çıkar?: Yeni fikirler, yeni ürünler için mutlaka Steve Jobs, Bill Gates gibi geniş vizyon sahibi bilgi teknolojisi (BT) girişimcileri mi gerekiyor? Yaratıcılığın temelinde muhtemelen insanı bir kabuk gibi çepeçevre saran düzenden rahatsızlık duyma,
onu değiştirme cesaretini (hatta çılgınlığını) gösterme olgusu yatıyor. Bazı kuruluşlarda yaratıcı fikirlerin sadece tepedeki yöneticilerden değil tabandan da gelebileceği ümidiyle teşvik primleri, ödüller verildiğini görüyoruz. Bir diğer yöntem, inovasyon ve yaratıcılık alanlarında uzman danışmanlardan hizmet alıp kuruluşa taze kan aşılamak şeklindedir.
Uzak Doğu'nun teknoloji ve üretim yayılmacılığı karşısında, Batılı ekonomiler yeni çareler aramakta ve “geleceği düşünen beyinleri” daimi kadrolu elemanları arasına katmaktadır. Bu sıra dışı insanlar dünyayı karış karış dolaşıp yarının renklerinin, şekillerinin, malzemelerinin kokusunu keşfetmeye çalışıyorlar.
Sanayicimiz Vizyon Genişletmeli: Bizim BT sektörümüze gelince durum çok farklı görünüyor; yeni teknolojiler geliştirmenin arışı zorluğu (yüksek yatırım maliyetleri, yeterli fiziki ve beşeri altyapı eksikliği, ARGE birikimi ihtiyacı vs.) karşısında yapabileceklerimiz maalesef sınırlı kalmaktadır. Sanayicilerimizin yapması gereken; bence, yeni teknolojik gelişmeleri takip etmek, buluşları daha “koza”sından çıktığı anda elde etmek ve üretimi bu temeller üzerine oturtmak olmalıdır. Hatta bu amaçla, teknoloji geliştiren ülkelerde, ileri teknoloji üreten firmaları satın alıp onlara yatırım yapmak iyi bir çare olabilir. Avrupa'da satılan 5 televizyon cihazından 4'ünün Türkiye'de imal edilmesi gibi muhteşem bir rekora rağmen, bu üretimden Türkiye'ye kalan katma değerin ancak yüzde 10-12 ile sınırlı kalması bizim bu duruma karşı acil önlemler almamız gerektiğinin göstergesidir.
Devlet; Stratejik Bakış: Bu durumda kamunun da vizyonunu genişletmesi gerekli. Yapılacak işler çok zor değil;
1- Devlet, girişimcilerimizin atılımlarını kolaylaştırmakla kalmayıp, mali (finansman, vergi kolaylıkları vs), hukuki (fikri mülkiyet hakları) ve bürokratik (engelleyici değil, yol açıcı, kolaylaştırıcı) araçlarla teşvik etmeli ve mutlaka siyasi destek sağlamalıdır.
2- Mevzuatta bu tür girişimleri önleyici hükümler olduğunu sanmıyorum. Sorun, bürokratik uygulamalardan kaynaklanıyor olabilir. Bunun üstesinden gelmenin yolu kanımca, hiyerarşi protokolünden ve standart koordinasyon labirentlerinden kaynaklanan hastalıkları aşabilmektir. Bunun için, ilgili tüm tarafları (kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları) etkin bir çalışma anlayışı ve düzeniyle bir araya getiren teknik bir kurul oluşturulabilir. Bu kurul açılış konuşmaları, sonuç bildirileri gibi gösteriş işlerine itibar etmeyen akılcı yöntemlerle çalışmalı ve ulaştığı sonuçların siyasi kararlara dönüştürülmesi sağlanabilmelidir.”

Arıak: “Geniş-bantın geliştirilmesi için çaba göstereceğiz”
Serbest Telekomünikasyon İşletmeleri Derneği (TELKODER) Başkanı Yusuf Ata Arıak ise, geniş-bantın geliştirilmesi için çaba göstereceklerine dikkat çekerek, geniş-bantta rekabetin çok önemli olduğunu kaydetti. Arıak, geniş-bantta rekabetin çok önemli olduğunu ifade ederek, mevcut durumun kabloyu rekabete açarak; kablo altyapısını kullanarak ve Türk Telekom'un ADSL altyapısında özel işletmecilerin de görev almasını sağlayarak değiştirilebileceğini söyledi. Şu aşamada ADSL'i yüzde 98 düzeyinde Türk Telekom'un işlettiğini anlatan Arıak, halbuki ADSL'de serbest sektörle yapılabilecek işbirlikleri bulunduğunu vurguladı. Arıak, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu dönemde üyelerimizin tamamının çalışmalara katılımlarını sağlayacağız. Oluşturacağımız yeni bir çalışma yöntemi var. Değişik komisyonlarımız olacak ve bu komisyonlarda bütün üyelerimiz istisnasız çalışacak. 30 civarında üyemiz var. Fahri üyelerimizi var. Artı bir de yüksek danışma kurulu oluşturmaya karar verdik. Yüksek danışma kurulunda da sektörde, dernekte önemli görevler yapmış arkadaşlar görev alacaklar. Böylece yaklaşık sektörün önde gelen 50 kişisinin sürekli olarak konularla ilgilenmesini sağlayacağız. Bunlar profesyonel olmayanlar. Bir de profesyonel çalışmalar yapılacak. Dolayısıyla yükü biraz daha paylaşıp, katkıları biraz daha artıran yeni bir modele geçiyoruz.”
Sabit Şebekemiz: Türkiye'de telekomünikasyon işletmeciliği alanında Türk Telekom'un çeşitli ana iş kollarındaki hakimiyeti devam ediyor. Sabit altyapıda Türk Telekom bugün rakipsiz bir durumda. Şehiriçi şebekelerde rakipsiz durumda. Şehirlerarasında rakipsiz durumda. Yurtdışı çıkışlarında yine şebeke tamamen Türk Telekom'a ait. Bu işin bu şekilde devam etmesi uygun değil. Çünkü bu şartlarda rekabet oluşturulamıyor. TTNet de bugün Türkiye'nin hemen hemen yüzde 98 mertebesinde tek İnternet sağlayıcı unsuru. Bu manzara serbestleşme manzarası değil. Bunun değişmesi lazım. Türk Telekom'la geçtiğimiz dönemde çok ihtilafımız, çok kavgalarımız oldu. Konuşamaz hale gelmiştik. Eski yönetim bizim sektöre çok zarar verdi. Sayısız davalar var bizim aleyhimize açılmış. Bizim onlara açmış olduğumuz. Türk Telekom'la bunların sonuçlandırılması ve sulh noktasına gidilmesi için çaba harcayacağız. Bu arada şunu da söyleyebilirim ki, Türk Telekom'a karşı Türkiye'nin hiçbir yerinde dava kaybetmedik. Nerede bizi dava ettilerse davaları kaybeder noktaya geldiler. Türk Telekom'la bir ateşkes imzalayıp; yeni problemler üretmeden ortak iş yürütme; rekabeti daha adil şartlarda yapabilmemiz için mücadele etmemiz lazım. Sektörü ezen hususlardan bir tanesi maliyete dayalı olmayan fiyatlardır. Yani hakim durumda olan bir firma rakiplerini ezmek için fiyatları aşırı derece düşürebilir. Bu ilk anda herkese hoş gelebilir. Ama bu rakipleri yok ederse, rakiplerin piyasaya girmesini engellerse bir süre sonra fiyatlarını eskisi gibi yükseltebilir. Dolayısıyla, 2007 başı itibariyle Türk Telekom yeni tarifelerini maliyetlerini ispat ederek yapmak zorunda. Yasal olarak da böyle bu konuyu takip edeceğiz. Türk Telekom özelleşmesinin üstünden bir yıl geçmiştir; Türk Telekom halen; Şehiriçi Telefon, İnternet/ADSL, Uluslararası Bağlantı Hatları ve Bölgesel Hatlar alanlarında fiili tekel konumundadır.
Kablo-TV Şebekesi: Elimizdeki en önemli fırsatlardan birisi kabloydu. Lisanları verildiği halde TÜRKSAT tarafından hukuki açmaza sokulduğu için, iş şimdi mahkemede Türkiye'nin bunu çözmesi lazım. Türkiye kablo şebekesini kullanamaz halde ve devlet elinde bırakamaz. Türk Telekom'u özelleştirip, TÜRSAT'ı devletleştirmenin bir manası olamaz. Bu sene en çok üzerinde duracağımız konulardan birisi bu. Ruhsatların 2006 Nisan'ında verilmesine rağmen TÜRKSAT eliyle hukuk sorunu üretilmiş, Ses/Hızlı İnternet/ Digital TV alanlarında zorla devletleştirme yaşanmıştır. Mahkemeliktir. Mobil/GSM Telefon Şebekemiz eski üç işletmeciyle devam ediliyor. Telsim, Vodafone; Avea ise, Türk Telekom (Oger Telekom) olmuştur.
Serbest Sektörün Durumu: Bir anlamda hakim durumda olan işletmeci (Türk Telekomünikasyon A.Ş.) ile serbestleşme isteyen işletmecilerin birbiriyle pek de iyi geçinmeleri mümkün olmayabiliyor. Ama hiç olmazsa konuşabilmeliyiz; sadece savaşmaktan ibaret değil. Aynı zamanda konuşabilmeli ve işbirliği yapabilmeliyiz. Eğer TELKODER ve serbestleşmeden fayda görecek sivil toplum örgütleri, şirketler çaba göstermezlerse şu andaki gidiş çözümsüzlüktür. Ulaştırma Bakanı serbestleşme için her şey yapıldı gibi demeçler veriyor. Bu doğru değil. Herşey oldu bitti gibi bir durum var. Herşey olup bitseydi; ortada büyümüş gelişmiş yeni firmalar olurdu. Halbuki bu alanda hizmet vermek isteyen firmaların tamamı ezilme noktasında. Firmaların birçoğu işi bıraktı. Bunun olmasını sağlamak hükümetin ve Telekomünikasyon Kurumu'nun görevi. Serbest sektör bugün çok düşük bir yüzde de hizmet veriyor. Bunun hükümetin meselesi olması lazım. Türkiye büyük bir ülke bütün imkanlarını bir-iki firma (Türk Telekom, GSM şirketleri) kullanıyor olamaz. Biz serbestleşmenin gelişmesi için çalışmalara devam edeceğiz. Telekomünikasyon Kurulu ile düzelen olumlu bir ilişkimiz var. Bunu daha sıklaştıracağız. Türk Telekom, Türkcell, Telsim ve Avea ile de diyaloglarımız olacak sektörümüzü büyütmek için gayret göstereceğiz. Türk Telekom için de bizim için de faydalı olabilecek çözümleri bulmalıyız. Bunun üzerinde çalışacağız.

- Uzak Mesafe Telefon Hizmetleri:
Hizmetlerini verebilmek için Türk Telekom altyapısına bağımlılık nedeniyle gelişme yeterince hızlı olamadı.
- Geniş bant İnternet:
Halen tam anlamıyla Türk Telekom egemenliğinde. Geniş-bant ; ülkelerin gelişmişliğinin ölçüsüdür, ama şu anda bizde sadece Türk Telekom'a bırakılmış durumdadır. Bunu çözmeliyiz.
- Uydu Hizmetleri:
Yasal değişiklikle, eskiden serbest olan sektör devletleştirildi. Pazarın yüzde 70'i TÜRKSAT'a bağlandı.
- Uluslararası Fiber Bağlantıları:
Düzenleyici Kurul; Telekomünikasyon Kurulu, Türk Telekom özelleştirilmesine kadar aman değeri düşmesin baskısı altında kaldı. Yeni işletmecileri yeterince koruyamadı. Telekomünikasyon Kurumu'nun üzerindeki baskıların azaldığını düşünüyoruz. Aman Türk Telekom'a zarar gelmesin diyerek; hep bizim sıkıntıya düştüğümüz bir ortam yaşandı ama bunlar değişiyor. Ve Telekomünikasyon Kurumu ile bu sorunların çözümü için daha yakın çalışacağız. Son bir yıl içinde, Türk Telekom'un özelleştirilmesinden sonra, Telekomünikasyon Kurumu üzerindeki baskılar nispeten azalmıştır; ayrıca yeni Başkan Sayın Tayfun Acarer'in kişiliği, Kurumun etkinlik ve saygınlığına olumlu katkılar sağlamıştır. Henüz yeni işletmeciler çalışamıyor. Çok sayıda lisans verilmiş olmasına rağmen, serbestleşme oranı halen çok düşüktür. Neden Serbestleşme / Rekabet / Ucuzluk Gecikti?
Türkiye ve dünya örneklerinin bize öğrettiği ders şudur; serbestleşme için iki önemli önşart vardır:
Birincisi; uygun yasal ortam ve yeni işletmecileri ezdirmeyecek kuvvetli bir düzenleyici otorite.
İkincisi; yeni İşletmecilerin kullanabileceği alternatif altyapılar (Altyapıya Dayalı Rekabet).
Telekomünikasyon Kurumu işin daha çok içinde olmalı. ARGE teşviği ile ilgilendikleri için serbestleşmeyi geliştiremediler. Halbuki serbestleşmenin olmadığı yerde ARGE gelişmez.
TÜRKSAT ya da devletleştirmecilik: Bu seneki konularımızdan bir tanesi de TÜRKSAT üzerinde yoğunlaşacak. TÜRKSAT maalesef son zamanlarda devletin devletleştirmecilik yaptığı bir işyeri haline geldi. Bir taraftan serbestleşme olsun, Türk Telekom'da özelleşsin diye çalışılırken, öbür taraftan durmadan arka arkaya TÜRKSAT'a verilen birtakım imkanlarla; ve TÜRKSAT'ın da bunu çok zorlayarak kullanması sonucunda yeni bir devletleştirme başladı. e-Devlet Kapısı'nı kurabilecek bir sürü şirket var. Ama TÜRKSAT'a yaptırılıyor. Kablo şebekesine TÜRKSAT el koydu ve herşeyi mahkemelik hale getirdi. Ve kablo şebekesinin müthiş İnternet hızını kullanamıyoruz. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Altın değerinde bir şebekemiz var ama bunu kullanmıyoruz. Türk Telekom'a bir rakip çıkarmıyoruz. Halbuki rekabet olsa, Türk Telekom'da daha iyi olacak. Ve bizim işletmeciler için de hem oradan hem oradan yararlanma imkanı olacağı için bizim sektörümüzde daha iyi büyüyebilecek ve vatandaşa daha çok hizmet verebilecek. Bu olmuyor. TÜRKSAT ihale yapma mecburiyeti olmayan bir kurum. Evrensel Hizmet Fonları TÜRKSAT'a veriliyor. TÜRKSAT işi o kadar ileriye götürdü ki, dünyada uydu işleten firma sayısı çoktur da uydu imal eden birkaç tane büyük şirket vardır. TÜRSAT coştu. Devlet eliyle uydu imal etmeye de kalkıyor. TÜRKSAT bizim sektörün gelişmesini önleyici ve sektörün içinde serbestçe kaynakları kullanan bir unsur haline geldi. Bu dönemde çok önemli adımlar olan Altyapı ve Kablo-TV ruhsatları verilmiştir; ancak inanılmaz bir tutumla ve TÜRKSAT eliyle Kablo-TV mahkemelik hale getirilip, sektörümüzün ve vatandaşımızın hızlı İnternet ve ucuz telefon olanağı elinden alınmıştır. Hükümetin ve kamuoyumuzun dikkatini çok önemli bir noktaya çekmek istiyorum. Son Bir yıldır, bir yandan özelleştirme, diğer yandan devletleştirme uygulanıyor:
- TÜRKSAT, e-devlet kapısını kuruyor.
- TÜRKSAT, kablo şebekesine el koyuyor. Kabloda tekel olmaya çalışıyor.
- TÜRKSAT, "evrensel hizmet" fonlarını kullanıyor.
- TÜRKSAT, dünyada ilk "devlet eliyle uydu imalatı" işine giriyor.
- TÜRKSAT, e-dönüşümde önemli bir para harcama unsuru haline geliyor.
Giderek, bir sürüklenme oluşuyor ve en özelleştirmeci hükümet, en devletleştirmeci hale geliyor. Devlet işletmeciliği; Kamu kaynaklarının en savurgan kullanıma açık olduğu bir iştir. Türk Telekom'u bu gerekçeyle özelleştiren Hükümet'in, TÜRKSAT a dikkat etmesini öneriyorum.
Elektronik Haberleşme Yasası: Sorunlarımızın büyük bir kısmını halledecek olan Elektronik Haberleşme Yasası; TELKODER olarak o yasaya çok katkımız oldu. Avrupa normları ve dünya normlarının bu yasada yer alması lazım. Bunun için çok çaba harcadık. Epeyce iyi bir noktaya gelinmişti. Muhalefette iktidar da üzerinde anlaşmıştı. Hükümet bu yasayı geri çekti niye çektiğini bilmiyoruz. Bu yasanın bir an önce çıkması çok iyi olacaktır. Bu yasa ile telekomünikasyon işletmeci olunması kolaylaşıyor, bürokrasi çok azalıyor, lisans bedelleri düşüyor. Ayrı her bir faaliyet için ayrı bir lisans verilmesi yerine daha genel kapsamlı lisanslar verilecek. Yasanın çıkmasını bekliyoruz.

Coşkunoğlu, beklenen gelişmeleri 3 başlıkta topladı
CHP Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu da bilişim ve telekomünikasyon sektöründe 2007 yılında gerçekleşmesini gerekli gördüğü gelişmeleri üç gruba ayırdı. Çoşkunoğlu, bunlardan birincisinin hükümetin kendi gündemindeki ve sahibi olduğu Bilgi Toplumu Stratejisi'nin gerekleri, ikincisinin hükümetin ihmal ettiği halde yapılması gerekenler, üçüncüsünün de sektörün üzerine düşen faaliyetler olduğunu kaydetti.

Bilgi Toplumu Stratejisi'nin Gerekleri: Ülkemizin bilgi toplumuna geçiş sürecine ilişkin önemli bir çalışma olan Türkiye Ulusal Enformasyon Altyapısı (TUENA) TÜBİTAK'ın Bilgi Teknolojileri Enstitüsü (BİLTEN) tarafından tamamlanmış ve 2001 yılında kamuoyuna sunulmuştu. Fakat, 2002 yılında iktidara gelen AK Parti hükümeti TUENA'yı benimsemedi. Yeni bir strateji geliştirme projesini, hükümet 2 yıl gecikmeyle 19 Kasım 2004 tarihinde ihaleye çıkarmış ve 16 Mayıs 2005 tarihinde de Peppers and Rogers firmasıyla bir sözleşme imzalamıştır. 2005 sonunda bitmesi gereken strateji çalışması, 8 aylık gecikmeyle ancak 28 Temmuz 2006 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. TUENA çalışmasını beğenmeyen AK Parti hükümeti iktidara geldikten ancak 3 yıl 9 ay sonra yeni bir Bilgi Toplumu Stratejisi' ni kağıt üstünde ortaya koyabilmiştir. Bu Strateji'nin 111 eylem adımı vardır. Bunlardan 7 tanesi (102 – 108 eylemleri) doğrudan telekomünikasyon sektörüne dönük eylemlerdir. İlk ikisi (102 ve 103) Aralık 2006 tarihinde hizmetlerde ve altyapıda serbestleşmenin tamamlanmasını gerektiriyor. Yasaya göre; 2004 başında tamamlanmış olması gereken serbestleşme, bu Stratejiye göre 2006 sonunda tamamlanmış olmalı. Fakat, serbestleşme bu yıl da gerçekleşemeyecek. Dolayısıyla, hizmetlerde ve altyapıda serbestleşme olsa ancak 2007 yılında gerçekleşebilir, gerçekleşmelidir. Stratejiye göre 2006 yılında tamamlanmış olması gerektiği halde tamamlanmaktan çok uzak üç önemli eylem daha vardır: Veri ve İnternet Hizmetlerinde Vergi İndirimi (105), Ortak Yeni Nesil Telekomünikasyon Altyapılarının Teşviki (106), Frekans Tahsisi (108). Bunların da 2007 yılında gerçekleşmesi gerekir. Diğer iki eylemin de Stratejiye göre 2007 yılında gerçekleşmesi gerekir: Yerleşik İşletmecinin Toptan ve Perakende Hizmetlerinin Ayrılması İle İlgili Fizibilite Çalışması (104) ve Toplulaştırılmış Kamu Geniş-bant Satınalımı (107). Görüldüğü gibi, siyasi irade, yani AK Parti hükümeti, kendi programının çok çok gerisindedir. Her geçen gün de daha geriye düşmektedir. 2007 yılında bu yavaş gidişin hızlanması gerekir.
İhmallerin ve Yanlışların Düzeltilmesi İçin Yapılması Gerekenler: Serbestleşme tamamlanmadan, rekabet ortamı oluşmadan, doğal tekel niteliğindeki Türk Telekom'un özelleştirilmesi çok vahim bir hataydı. Nitekim, hem bu hata hem de hükümetin son derecede yavaş ve yetersiz olması nedeniyle sektörde ciddi sorunlar ortaya çıkmıştır. Sektörün gelişmesi ve büyümesi arzu edilen düzeyin altında kalmıştır. Bunun telafisi için 2007 yılında ciddi, kararlı, saydam ve hızlı adımlar atılması gerekir. Birincisi, Evrensel Hizmet Fonu doğru amaç ve yerlerde kullanılmalı. Telekom hizmetlerinin gidemediği yerlere ve kitlelere bu hizmetlerin götürülmesi için ciddi ve iyi düşünülmüş projeler geliştirilmelidir. Bu fon sektördeki firmalardan alınan kaynaklardan oluşturulduğuna göre, geliştirilen projelerin bu firmalara verilmesi gerekir. Yine bu fonlardan ARGE desteklenmelidir. İkincisi, Türk Telekom'un özel tekel durumundan hızla çıkarılması gerekir. Serbestleşmenin hızla ve etkin bir şekilde tamamlanmasının ötesinde Türk Telekom'un yerleşik firma olarak elinde tutmaya devam ettiği tekel niteliğinin derhal ve hızla değiştirilmesi gerekir. Örneğin, devlet kurumlarının hala ve hiçbir ihaleye girmeden sabit telefon hizmetlerini Türk Telekom'dan alması durumuna son verilmelidir. Üçüncüsü, Türk Telekom'un yüzde 55 hissesini satın alıp yönetimini elinde tutanların ataletten çıkması için gerekli girişimler yapılmalıdır. Özelleştirmenin üstünden bir yıl geçmiş olmasına karşın hiçbir yeni yatırım yapılmamıştır. Yeniden yapılanma ve organizasyon bile yapılmamıştır. Özelleştirmeden ne sektör ne de yurttaş hiçbir yarar görmemiştir. Üstüne üstelik, Türk Telekom'un yeni yönetimi elindeki hisseleri bir yabancı bankaya rehin bırakarak nereye yatırılacağı bilinmeyen kredi almıştır. Sektörü büyütmesi beklenen, önderi ve motoru olması beklenen Türk Telekom'un tam tersine sektörün önünü kapatan ve sektöre hiçbir katkı yapmayan bu gidişatının değiştirilmesini sağlamak için gerekenler yapılmalıdır. Dördüncüsü, kablolu ve kablosuz geniş bant yatırımları ve yeni nesil GSM telefonları konusunda gerekenler hızla yapılmalıdır. Yeni ve standartları tam gelişmemiş WiMAX beklentisi uğruna, Wi-Fi teknolojisi göz ardı edilmemeli, bu teknolojiden hızla yararlanmak için gerekenler yapılmalıdır. Bir yandan 3N/3. Nesil (3G) için gerekli ortam hazırlanırken, diğer yandan da 4N için ARGE düşünülmelidir. Beşincisi, ama son derece önemli olan, sayısal uçurumun giderilmesi ve tüm yurttaşlarımızın İnternet'e erişimi için gerekli adımların atılmasıdır. Telekomünikasyon, İnternet ve televizyon teknolojileri giderek yakınsıyor ve birbirinden ayrılmaz hale geliyor. Dolayısıyla, telekomünikasyon ile ilgilenirken İnternet'i de düşünmek zorundayız. Genel olarak, hükümet politikaları bilişim ve haberleşme teknolojilerinin arzına odaklanmış durumda. Bunların talebi konusu, yani yurttaşın bu teknolojilerin sunduğu hizmetlere talepte bulunmasını teşvik etmek konusu ihmal ediliyor. Bunun değişmesi ve talebi de destekleyici politika ve girişimlere önem verilmesi gerekir. Örneğin, yurttaşlarımızın yaşamını kolaylaştıracak ve zenginleştirecek nitelikte, yararlı ve zengin içeriklerin geliştirilmesi öncelikli bir hükümet politikası olmalıdır.
Sektördeki Firmaların Yapması Gerekenler: Sektördeki firmalar, onların temsilcisi örgütler ve dernekler, sektörün daha etkin ve güçlü bir şekilde büyümesi için ortak ve somut projeler geliştirmeli ve hükümet nezdinde bunların ısrarlı takipçisi olmalıdır. Telekomünikasyon sektörüne ilişkin politikaların belirlenmesinde, hükümete ters düşmekten korkmadan, ısrarla sektörün büyümesi için ağırlığını koyabilmelidir. Bir benzetme yapacak olursak, sadece pastadan payını büyütmeyi değil, pastayı büyütmeyi de gündemlerinin önemli bir maddesi olarak ele almalıdırlar. İçinde bulundukları tüm zorluklara karşın, sektördeki firmaların ancak ARGE yaparak yeni teknolojiler geliştirme vizyonu içerisinde sürdürülebilir bir rekabet gücü kazanacakları gerçeğini göz ardı etmemeleri gerekir.

Arkan: “Bilişim sektörü, 2007'de yüzde 15 büyüyecek”
Microsoft Türkiye Genel Müdürü Çağlayan Arkan, Türkiye bilişim sektörünün 2007 yılı içinde Türkiye genelinden daha fazla büyüyeceğini ve bunun yüzde 15 düzeyine ulaşacağını belirtti. Arkan, açıklamasına şu şekilde devam etti: “ Microsoft Türkiye olarak, geçtiğimiz 3 yıllık süre içinde hedefimizin de üzerinde performans göstererek yüzde 100 oranında büyüdük. 2007'de de büyümeye devam etmeyi ve önümüzdeki 3 yıllık dönem sonunda bugüne oranla yine yüzde 100 büyümüş olmayı hedefliyoruz. Ülkemizi 2007 yılında iki önemli seçim bekliyor ve Avrupa Birliği müzakereleri kritik bir noktaya geldi. Türkiye'nin coğrafi konumu ise başlı başına bir zorluk. Ancak bütün bunların, ülkemizin 2007'yi de başarıyla tamamlamasını engelleyeceğini düşünmüyoruz. Microsoft olarak Türkiye'nin ekonomisinden de bilişim sektörünün Türkiye ekonomisindeki performansından da son derece umutluyuz. Türkiye bilişim sektörünün, 2007 yılı içinde Türkiye genelinden daha fazla büyüyeceğini ve yüzde 15 düzeyine ulaşacağını düşünüyoruz. Yani bilgi teknolojileri (BT) sektörü Türkiye'den hızlı büyümeye 2007'de de devam edecek. Bununla birlikte, BT yatırımları kırtasiye ve benzeri harcamalarla bir tutularak; devletin 2006 sonunda yayınladığı tasarruf tedbirleri arasında yer alması, pazarın büyümesini olumsuz yönde etkileyecek. Microsoft olarak, 2007 yılındaki en önemli gelişmenin, piyasaya yeni çıkan Windows Vista ve 2007 Office sistemi ürünlerimizin yaratacağı hareketlilik olacağına inanıyoruz. Hem kurumlar hem de bireyler için verimlilik artırıcı ve yaşamlarını değiştirecek yenilikler getiren bu ürünlerin elde edeceği başarı, ticari sonuçlarının yanısıra, Microsoft'un yenilikçi ve lider karakterinin vurgulanması açısından da önem taşıyor. Windows Vista ve 2007 Office sistemi sayesinde, son derece mütevazı BT yatırımlarıyla çok önemli büyüklükleri yönetmek mümkün olacak. Geçtiğimiz yıl büyük başarı elde eden Windows Mobile 5.0 işletim sistemi de 2007'de gelişmeye ve yaygınlaşmaya devam edecek. 2006'da, özellikle avuç içi bilgisayar alanında başarılı rakiplerimize karşı büyük bir üstünlük sağladık. En yakın rakibimizin şu ana kadar yaptığı toplam satışı, biz bir senede ve fazlasıyla geçtik. Şu anda Turkcell'in de aralarında olduğu 40'ın üzerinde operatör ve 100'ün üzerinde cihaz üreticisi avuç içi bilgisayarlarda Microsoft platformunu kullanmaya başladı. Bunun kurumsal alanda ciddi açılımlarını da 2007'de yaşayacağımızı düşünüyoruz. Ülkemiz geçtiğimiz yıl, Microsoft Live adı altında toplanan İnternet hizmetlerinin kullanımı konusunda da inanılmaz bir sıçrama yaparak, kullanıcı sayısı açısından dünya ölçeğinde dikkat çekici konuma geldi. Son verilere göre 16.8 milyon MSN Messenger kullanıcı sayısıyla dünyada üçüncü sırada yer alan Türkiye, 11.2 milyon Hotmail kullanıcısıyla da sekizinci sırada. Türkiye'nin KOBİ'lerin nakit, stok, müşteri ilişkileri ve tedarik zincirini ne kadar etkin yönetiyor olduğunu ve bunları teknolojiden faydalanmadan yapmanın ne kadar mümkün olduğu sorularını yanıtlaması gerekiyor. KOBİ'lerin İnternet'ten bu anlamda ne kadar faydalandığı, ne kadar e-ticaret yaptığı ve dış pazarlara açılma amacıyla bu teknolojileri ne ölçüde kullanıyor olduğu da yanıtlanması gereken sorulardan. Microsoft Türkiye olarak ülkemizin rekabet için, pazar payı için, nakdini ve insan kaynağını iyi yönetmek için teknolojiyi kullanan KOBİ'lere kavuşmasını amaçlıyoruz. Bu doğrultuda geçmiş dönemde teknolojinin küçük işletmeler tarafından benimsenmesine yönelik olarak gösterdiğimiz çabalar 2007'de de artarak devam edecek.”

Akça: “e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu'nun yapısı güçlendirilecek”
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşar Yardımcısı Halil İbrahim Akça da, 2007 Yılı Yatırım Programı'nda yer alan ve gerçekleştirilmesi planlanan gelişmeleri sıralarken, 2007'de e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu'nun yapısının güçlendirileceğini kaydetti.
Akça, 2007 Yılı Yatırım Programı'nda yer alan gelişmeleri şöyle sıraladı:

“-Vatandaşlık Kartı; Pilot Uygulaması ve Yaygınlaştırılması
-Adres Kayıt Sistemi
-Merkezi Tüzel Kişilik Bilgi Sistemi
-Ulusal Bilgi Sistemleri Güvenlik Programı
-Sosyal Güvenlik Sistemleri Entegrasyonu
-Çevrimiçi Şirket İşlemleri
-Tek Nokta Bilgilendirme Ana Kapısı
-Veriye Dayalı Gelir Yönetimi Sistemleri (VEDOP III)”

Akça, e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu'nun yapısının 2007'de güçlendirileceğini dile getirerek, yeni bir yapı olarak Dönüşüm Liderleri Kurulu'nun faaliyete geçirileceğini dile getirdi. Akça, e Dönüşüm İcra Kurulu Danışma Kurulu'na yeni yapı kazandırılmasına ilişkin Genelge Taslağı'nın da hazırlandığını kaydetti.