Numan AYDINOĞLU

@ktör

Başarısızlık öyküsü

“Başarısızlık da bir başarı öyküsüne dönüşebilir, insan eğer hayata bakış açısını doğru bir eğimde tutarsa”
Şimdi be nereden çıktı durup dururken demeyin. Dün, yani 18 Şubat 2012 tarihinde dinlenmek için elimde ‘zap’ makinemle koltukta keyif çatarken bir programda; bir Guru, bir Eğitmenlik Abidesi ve eğer iyi dinlerseniz çok özel bir Mesajlar Kaynağı olarak gördüğüm İsak Alaton ile yapılan bir söyleşiyle karşılaştım. İki ‘Varlık Vergisi’ mağduru arkadaşın hayatta kalanı ve ülkemizin gelişen ekonomisinde hiç de azımsanmayacak kadar önemli izleri olan bir şirketler grubu ALARKO’nun Onursal Başkanı.
Amacım; ne İsak Alaton’u ne de onun, yıllar önce bir cinayete kurban giden ortağı Üzeyir Garih’in başarı hikayelerini anlatmak. Zaten bunları öğrenmek isteyen herkes için, kimilerine göre Google teyze, kimilerine göre ise Gooogle amca, haftanın her günü yirmidört saat hizmet veriyor.
Amacım; bahse konu söyleşiden aldığım mesajları sizlerle paylaşmak. İsak Bey, hiç bir ticari amaç taşımadığına inandığım, tamamen amatör bir ruh ile çalışılarak ortaya çıkarılmış bir kitap nedeni ile yeni bir röportaj veriyordu.
Yaşamındaki başarısızlıkları anlatıyormuş kitabında. Yukarda da söylediğim gibi kitap henüz piyasalarda değil. Yanlış hatırlamıyorsam Mart ayı içerisinde raflarda olacakmış. Yani siz bu yazıyı okuduğunuz sıralarda, o kitap da kitapçıların “yeni çıkanlar” bölümünde yerini almış olacak.
İsak Alaton’un da söyleşi sırasında söylediği gibi; herkes başarı hikayelerini yazıyor, Oysa unutulmamalıdır ki her başarı muhtemelen bir dizi başarısızlıklar sonucudur. Yani denemeden, yani düşünceyi icraata dökmeden, ne başarılı olursunuz, ne de başarısız. O halde sadece düşünce üretmek yetmez, düşünceyi icraata dönüştürmek lazım. Her icraat neticesinde de mutlaka başarılı olacaksın diye bir kural da yoktur. Başarısızlıkların eğer ders almana yardımcı oluyor ise, bir sonraki adımında başarıya bir adım daha yaklaşmışsın demektir. Kısaca, “keşke”lerle değil, “bir dahaki seferler”le düşünmek
Balçiçek Hanım İsak Alaton’a soruyor; Sizi en çok düşündüren başarısızlık öykünüz nedir? Ya da böyle bir başarısızlığınız oldu mu ?
İsak Bey cevap veriyor; Olmaz mı!  Hem de 40 yıllık bir başarısızlık. Hala da başarısız olmaya devam eden bir uğraşı. “Zonguldak kömür madenlerinin kapatılması için verdiğim uğraş. Düşünün 500 lira harcayarak 50 liralık ürün elde edilen ve ayrıca çok daha önemlisi her yıl onlarca cana mal olan bir işletme. Düşünsenize, madeni kapatsanız ve sadece orada çalışanlara çalışıyormuş gibi maaş verseniz yine 300 lira tasarruf edeceksiniz, bu 300 lirayı da yeni bir yatırım ile ekonomiye kazandırabilirsiniz”. (Buradaki rakamlar örnek olarak verilmiş olup, oranı göstermek açısından kullanılmıştır. Bu rakamlar, söyleşide de kullanılmıştır).
Sonuç? Hala aynı yerdeyiz. İşletme hala orada, hala her yıl onlarca ölü, hala zarar. Bu konu geniş olarak kitapta yer almış. Merakla bekliyorum detaylarını okumak için. Ama bu başarısızlığın getirdiği yeni iş alanları üzerindeki çalışmalar ve başarılar ise, yine aynı kitapta başarısızlığın sonuçları olarak göze çarpacak diye umut ediyorum. En azından ben söyleşiden bunu anladım.
Bir başka mesaj ise, en önemli başarı konusunda sorulan soruya verilen mesajdı: “Vaktinde bırakmak”.
Biz şirketimizi en doğru zamanda, doğru bildiğimiz, işinin ehli insanlara bırakarak kenara çekildik. İnsan olmanın en önemli hasletlerinden biri de, yapabilirlik konusunda kendi aynasına bakabilmesidir. Eğer eserlerinizin sizden sonra da devam etmesini istiyorsanız:
a-) Sizin kalıcı olmadığınızı kabullenin.
b-) Eserlerinize sahip çıkacak, hatta onları daha da ileri hedeflere taşıyacak kadrolar yetiştirin.
c-) Yeri geldiğinde, yerinizi o kadrolara bırakma cesaretini gösterin. Vaktinde Bırakın!
d-) Rahmetli Fikret Kızılok’un Demirbaş şarkısını arada bir dinleyin.
Ve sonuçta en önemli iki mesaj;
“Hedefi olmayan gemiye, rüzgar fayda etmez”.
“Dal rüzgarı affeder ama, kırılmıştır bir kere”.
Yaşamdan güzel mesajlar alabilmeniz dileklerimle.