Kenan CAVNAR

 

Danışmanın dediği

Birileri bizi Google’lıyor

Tesadüfe bakın, daha geçtiğimiz sayıda e-etkisinden ve “e”ye kim sahipse gücün de onda olacağından bahsetmiştik. Henüz Şubat sayısının matbaada olduğu sıralarda Google, “Yeni Gizlilik Politikası”nı tüm dünyaya duyurdu. Konuyla ilgili yorumlara başlamadan önce yeni gizlilik politikası ile ilgili kısa bir bilgi vermekte fayda var.
Öncelikle şunu belirteyim ki; Stanford’un dahi öğrencileri Lary Page ve Sergey Brin’in kurduğu özgür platform tarih olmak üzere. 1 Mart 2012 tarihi itibarı ile Google’ı kullanmak için yeni gizlilik politikasını kabul etmek zorunda kalacağız. Özgür arama motoru Google, 60 değişik gizlilik politikasını kaldırıp bunların yerine çok daha kısa ve okunması kolay tek bir politika getireceğini ve bir anlamda sadeleştirmeye gideceğini beyan etmekte.
Buraya kadar sorun yok gibi görünse de, asıl sorun birazdan yazacaklarımla birlikte başlıyor. Öyle ki, Google hizmetleri kullanıldığında, kullanıcıların telefon numaraları, çağrı yapan tarafın numarası, yönlendirilen numaralar, çağrıların tarihi ve saati, süresi vs. bilgiler Google tarafından otomatik olarak depolanacak ve çeşitli amaçlar için kullanılabilecek. Dahası; neyi araştırdığınızı, e-postada ne okuduğunuzu ve size ait profilinizde yazdıklarınızı veri olarak toplayabilecek.
Amerikan Kongresi ile Avrupa Birliği’nin ilgili kurumları bu duruma karşı tavır alsalar da Google bu konuda geri adım atacak gibi görünmüyor. Türkiye’de şimdilerde bu durum tartışma konusu. Google’ın herhangi bir seçenek sunmadan açık bir dille sözleşmeyi kabul etmeyenlerin kendi servislerini kullanamayacağını beyan etmesi tartışmanın odak noktası elbette. Mahremiyet ve bilgi transferleri tarafındaki açıklamaların ucunun açık olması, ülkemizde yasal düzenleme olmadan hiçbir kurum veya şirketin kişisel bilgileri toplayamayacağı gerçeğiyle büyük bir tezat oluşturuyor.
Google’ın yeni gizlilik sözleşmesiyle ilgili hukukçuların konu hakkındaki yorumları önümüzdeki günlerde takip ettiğimiz gündemler arasında olacak. Ancak benim yeni gizlilik sözleşmesinden anladığım özetle şu: Diyelim ki, Google’a girip 1 saat boyunca bir araba markası hakkında araştırma yaptınız. Bundan sonra örneğin Youtube’a kullanıcı girişi yaptığınızda, size o araçla ilgili videolar tavsiye edilebilecek veya reklamlar sunulacak. Şimdi buradan bakınca yeni gizlilik sözleşmesi kağıt üzerinde yeni birşey getirmiyor gibi görünüyor. Oysa pratikte, daha hedef odaklı reklam sunabilmek amacıyla kişisel bilgilerin kontrolü daha kolay hale geliyor. Anlayacağınız, birileri bizi Google’lıyor… Üstelik, isteyen istediği bilgileri verir diyerek bu olay meşru hale getirilmeye çalışılıyor.
Bu işten karlı çıkacaklar listesinin başında elbette reklam verenler gelecek. Ancak şu unutulmamalıdır ki, kişilerin hareketlerini takip eden hükümetler de bundan yararlanabilecek. Önümüzdeki günlerde bu tartışmanın daha da büyüyeceğini ve Google’ın bu işten kendi çıkarı doğrultusunda sıyrılacağını düşünenlerden biriyim. Bu sebeple bir önceki sayıda altını çizdiğim son sözümün arkasındayım.
“e-“ kim de, güç onda!
Sevgiyle kalın.