Av. Tolga İşmen, LL.M. (KCL)
tolga@telepati.com.tr



Kanun-e


Şelale ya da Yeni Türk Ticaret Kanunu

Hani çizgi filmlerde kahramanlar binbir bela atlatırlar ve çok mutlu bir şekilde ya bir kayığın ya da bir salın üzerinde nehirde sessiz ve sakin bir şekilde bulurlar ya, hani tam o sırada içlerinden birisi bir ses duyar ve o ses her zaman bir şelale sesi olur ya, ben de Yeni Türk Ticaret Kanununa ilişkin halimizi o saldaki şaşkın çizgi film kahramanlarına benzetiyorum. Şu anda sessiz ve sakin bir salın üstünde duruyoruz ama, önümüz şelale. Öncelikle şunu belirteyim, Yeni Türk Ticaret Kanununu çok beğendiğimi ve yürürlüğe girmesi dört gözle beklediğimi söyleyemeyeceğim. Ben de kanunun ciddi sorunlar ortaya çıkaracağını ve özellikle orta vadede, yani yürürlüğünden itibaren 3 ila 5 yıl boyunca ciddi risk altında yaşayacağımızı düşünüyorum. Hukukçularımızın neredeyse 60 yıllık eski kanunu bile adam akıllı bildiğini söylemek mümkün değil. Yeni kanunu öğrenmeleri, uyum göstermeleri ve hukuk mantıklarını yeni kanuna uyarlamaları ciddi bir süre alacak. Ayrıca, yeni kanunda hukuk politikası açısından yapılan tercihlerin önemli bir kısmına da katılmıyorum ve bunları yanlış buluyorum. Son olarak ise, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun ağırlıklı olarak bir denetim reformu olarak görülmesi ciddi bir sorun teşkil ediyor. 1500 maddeyi aşkın maddeye sahip kanunda denetim, sadece 10 madde ile yer alıyor. Hukukçular, Yeni Türk Ticaret Kanunu’na henüz yeterli ilgili göstermiş değiller. Aslında sadece hukukçular değil; işadamları, KOBİ’ler, akademisyenler de kanunu henüz ciddiye almadılar. Üstüne üstlük son derece geçerli bir nedenleri de var: Kimse Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe gireceğinden emin değil.
Yeni Türk Ticaret Kanunu, Temmuz 2012’de yürürlüğe girecek. Ancak çok kuvvetli bir lobi bu tarihin ötelenmesi için baskı yapıyor. Bu lobi faaliyetleri yer yer gizli ancak pek çok durumda açık bir şekilde kanun aleyhine çalışıyor. Bu tür baskı çalışmaları demokrasinin bir gereği ve süreçlerin sağlıklı yürümesi için elzemler. Ancak normal sistemlerde bu çalışmalar kanunlar kabul edilmeden önce yapılır. Kimse kabul edilmeden önce, Yeni Türk Ticaret Kanunu’nu yeterince inceleyemediğinden dolayısıyla bu sürecin sarktığından bahsetmesin. Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun tasarısı yıllardır ortada ve üzerinde pek çok çalışma yapılma imkanı bulunmaktaydı. Ancak bunun yanında, ciddi hiçbir yönetim de bu kadar esaslı bir kanun kabul edildikten kanun üzerinde bu kadar tartışmaya ve daha da önemlisi belirsizliğe izin vermez. Parlamentoların bir ağırlığı vardır (veya en azından olmalıdır). Bir kere Ticaret Kanununu kabul edip, yürürlük tarihini belirledikten sonra, bunu üzerinde tartışma kabul etmez. Ediyorsa, zamanında işini doğru dürüst yapmamış demektir.
Bugün hala İstanbul ve Ankara’da Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlük tarihi üzerine toto oynanıyor. Kimse kesinlikle yürürlüğe gireceğini iddia edemiyor. Bazıları yürürlüğe kesinlikle girmeyecek diyebiliyor. Diğerleri ise, en iyi ihtimalle yürürlüğe girmeli demekle yetiniyor. Sanırım ben bu ikinci gruba dahilim. Bu arada pek çok kurum önemli yatırımlarla Yeni Türk Ticaret Kanunu’na hazırlanıyor ama çok daha büyük bir çoğunluk (belki de akıllıca bir şekilde) yürürlüğe girmesinin kesinleşmesini bekliyor, boşa para, emek ve kaynak harcamak istemiyor. Burası Türkiye olduğu ve son dakikada bile çok şey değişebileceği için, yürürlüğe gireceğinin kesinleşmesi için de kanunun gerçekten yürürlüğe girmesini bekliyorlar. Ancak eğer girdikleri kumarı kaybederlerse ve kanun onlar hazırlanmadan yürürlüğe girerse o zaman da çok riskli bir ortamda kendilerini bulacaklar.
Ben riski sevmem. Sanki Yeni Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girmiş gibi hazırlıklarımızı yapıyoruz. Kanunu çok iyi çalıştım ve öğrendim. Her türlü hazırlığımızı yaptık. Ama bütün bu çabalar boşa da gidebilir. Çünkü burası Türkiye… Biz hep şelalenin kıyısında yaşıyoruz.
(Esentepe-2 Mart 2012)


Köşe Yazarları