Türkiye “Bilgi Toplumu” olma yolunda hızla ilerliyor

 

“Cumhuriyet Tarihi boyunca kamu yatırımları için kaynak kullanan Bakanlığımız, dönemimizde sadece kamu yatırımları için değil, ürettiği hizmetlerle kamuya kaynak üreten bir Bakanlığa dönüşmüştür. Ancak bunları tek başımıza değil, özel sektörümüz ile birlikte başardık.”
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk’e imza atarak, üç dönem üst üste aynı bakanlıktaki görevini sürdürebilme başarısını gösterebilen Ulaştırma Bakanı’mız Binali Yıldırım ile özel bir söyleşi gerçekleştirdik. Yeni adıyla Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’a sektörümüzün gelişmelerini, hedeflerini ve paydaşlarını sorduk, bakın nasıl özetledi: “Haberleşme sektörü; şu anda yaşadığımız değişim, gelişim döneminde nasibini en çok alan sektörlerimizden oldu. Yeni dünyada güç; bilgi ve bilişimle perçinlenmekte, ekonomik anlamda refah bu güce yaslanarak sağlanmaktadır. Biz de bu bilinçten hareketle, ülkemizde sektör için gerekli hukuki düzenlemeleri yapıyor, birçok yeni projeyi hayata geçiriyoruz. Yapılan başarılı çalışmalar sayesinde Türkiye “Bilgi Toplumu” olma yolunda hızla ilerliyor. Cumhuriyet Tarihi boyunca kamu yatırımları için kaynak kullanan Bakanlığımız, dönemimizde sadece kamu yatırımları için değil, ürettiği hizmetlerle kamuya kaynak üreten bir Bakanlığa dönüşmüştür. Ancak bunları tek başımıza değil, özel sektörümüz ile birlikte başardık. Türkiye’nin itici gücü, 9 yıldır özel sektörümüz oldu. Bundan sonra da yarınlara özel sektörümüzle birlikte yürüyeceğiz.”

2023 hedeflerimiz ve hedeflere ulaşabilmek için yapılmakta ve yapılacak olan destekler
10. Ulaştırma Şurası’nda Cumhuriyetimizin 100. Yılına yönelik hedeflerimizi belirledik. 2023 yılına ulaştığımızda; ulaşım ve haberleşmenin tüm noktalarında; vatandaşlarımızın güvenli, konforlu, ekonomik veya hızlı her türlü ihtiyacına cevap verebilecek alt yapıya sahip bir sistem kurmak istiyoruz.
Bunun içinde önümüzdeki bu 12 yıllık süreci; 2012-2015, 2016-2019 ve 2020-2023 olmak üzere üç ayrı döneme ayırarak eylem planları hazırladık.
Örneğin 2023’e ulaştığımızda, şu an 21,230 km olan bölünmüş yol uzunluğumuzu 36,500 km’ye çıkarmayı planlıyoruz. Bu hedefe ulaşmak içinse, ilk 2012-2015 yılları arası ilk eylem planında 26,500 km’ye, ikinci dönemde 31,000km’ye ve son dönemde yani 2023’e gelindiğinde ise 36,500 km’ye ulaşacak şekilde planladık.
Ayrıca, 2023 yılına geldiğimizde Türkiye’nin kendi uçakları olmasını istiyoruz. Yerli imalat olarak en az 2 tip uluslararası bilinirliği olan tek/çift motor pervaneli ve çift motorlu hafif jet uçağı üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyor, 2023 yılına kadar Türk Sivil Hava taşımacılığı filosunu, 200’ü bölgesel uçak olacak şekilde, 350 uçaktan 750 uçağa yükseltmeyi planlıyoruz.
2023 yılına kadar 60 milyon yolcu kapasiteli bir ve 30 milyon kapasiteli iki havaalanı daha yaparak havalimanlarımızın yolcu kapasitesini toplam 386 milyon yolcu/yıla, seyahat eden yolcu sayısını ise, yıllık 350 milyona çıkarmayı planlıyoruz. Öte yandan, yapacağımız havalimanlarıyla vatandaşlarımızın havaalanlarına ulaşımını kolaylaştırarak, herhangi bir yöne ortalama 100 kilometre mesafede veya bir saat seyahatle havaalanlarına erişimlerini mümkün hale getirmeyi hedefliyoruz.
Demiryolunda 2023 yılına gelindiğinde, 10.000 km yüksek hızlı tren hattına sahip olmayı planlıyoruz. Bunun haricinde yine 4.000 km de yeni konvansiyonel demiryolu hattı yapacağız. Ayrıca, 8000 km hat demiryolunu da elektrikli ve sinyalli hale getirmeyi planlıyoruz.
Denizciliğe gelince; bu sektör, adı gibi derya deniz bir sektör. Yani tek bir kalemde anlatmak zor. Öncelikle belirtmek gerekir ki, gerek dış ticaretimiz gerekse uluslararası deniz ticareti pastasındaki büyüme beklentileri doğrultusunda denizciliğimize büyük görev düşmektedir. Türkiye dış ticaretinin bugünkü toplam 330 milyar dolarlık düzeyden 2023 yılında 1,2 trilyon doların üstüne çıkması hedefi doğrultusunda dış yüklerimizin yaklaşık % 90’ının deniz yolu ile taşındığını göz önüne alırsak Türk bayraklı gemilerimizin ekonomik katkı açısından önemi çok daha büyük olacaktır. Öte yandan, denizciliğin uluslararası olması itibariyle, Türk gemilerinin dünya deniz taşımacılığına yapacağı katkı aynı zamanda ülkemize de önemli sermaye girdisi sağlayacak cari açığın azaltılmasına da katkı sağlayacaktır. İşte bu yüzden; tersaneler kuruyor, yat limanları, balıkçı barınakları yapıyor, lojistik sektörüne ve ticarete hayat suyu verecek büyük limanlar inşa ediyoruz. Konteynır taşımacılığındaki liman altyapısını, 32 milyon TEU kapasiteye çıkarmayı planlıyoruz. Türk limanlarında elleçlenen kabotaj yükleri oranı % 2’den % 20’ye, % 13 olan toplam kabotaj yüklerini de % 30’a çıkaracağız. Gemi inşa kapasitesi şu an 3,6 milyon DWT’ bunu 2023’e ulaştığımızda 10 milyon DWT ‘a yükselteceğiz. Akdeniz havzasında dolaşan 1 milyon yattan daha fazla pay alabilmek için mevcut 15 bin olan yat bağlama ve konaklama kapasitemizi 50 bine çıkartacağız. Kurvaziyer limanları yapacağız. Bu sayede ülkemizin turizm gelirlerini de arttırmayı hedefliyoruz. Ana hedefimiz dünya denizciliğinin her alanında “lider denizci ülkeler” arasında olmaktır.

Devlet bunları gerçekleştirirken özel sektörden beklentiler?
Avrupa ile Asya arasında bir köprü vazifesi gören ve çağlar boyunca önemli medeniyetlere ev sahipliği yapan ülkemiz; dünyanın önemli üretim ve tüketim merkezlerinin tam ortasında bulunuyor. Bu konumuyla Türkiye; Avrupa, Asya, Kafkasya, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Rusya Federasyonu’nun da yer aldığı yaklaşık 1,5 milyar nüfuslu ve yaklaşık 24,5 trilyon dolarlık bir pazara giriş yapabilecek potansiyele sahiptir. Bu nedenle, ülkemizin ulaşımı-erişimi için yaptığımız her yatırım, Türkiye’nin hem sosyal yaşamı, hem de ekonomik geleceği açısından büyük önem taşıyordu. Bu kapsamda 9 yılda ulaşım ve iletişim sektörüne yaptığımız 123 Milyar TL’lik yatırımın sonuçları, kendini ülkemiz ekonomisindeki yükseliş ile gösterdi.
Tüm bu yatırımlar yapılırken de, Türkiye bugün dünyanın 16. büyük ekonomisi haline geldi. Çünkü, Cumhuriyet Tarihi boyunca kamu yatırımları için kaynak kullanan Bakanlığımız, dönemimizde sadece kamu yatırımları için değil, ürettiği hizmetlerle kamuya kaynak üreten bir Bakanlığa dönüşmüştür. Ancak bunları tek başımıza değil, özel sektörümüz ile birlikte başardık. Bizler hükümet olarak hizmet üretiyoruz. Ancak, özel sektör olmadan bu iş yürümez. Çarklarından biri çalışmayan saat nasıl işlemezse, kamu ve özel sektörü birlikte çalışmayan bir ekonomi de işlemez, yol alamaz. Bu nedenle Türkiye’nin motoru, Türkiye’nin itici gücü 9 yıldır özel sektörümüz oldu. Bundan sonra da yarınlara özel sektörümüzle birlikte yürüyeceğiz.
Bu kapsamda, Yap-İşlet-Devret Modeli ile yatırım yapmaya devam edeceğiz. Hem milletimize hizmet götüreceğiz, hem de özel sektörümüzün ülkesine yatırım yapmasını sağlayacağız. Özel sektörün önünü açacak vergi indirimlerini yapıyoruz, verilmesi gereken teşvikleri veriyoruz. Beklentimiz, özel sektörün hem siyasi hem de ekonomik olarak istikrarın bulunduğu ülkemizde yatırım yapmaktan kaçınmamalarıdır.

Haberleşme ve bilişim sektörlerinin genel ülke ekonomisine katkıları.
Haberleşme sektörü; şu anda yaşadığımız değişim, gelişim döneminde nasibini en çok alan sektörlerimizden oldu. Çükü bilgi, çağımızın en önemli gücü ve bilgiye yönelik yapılan yatırımın geleceğe yönelik yatırım olduğunu biliyoruz. Bir Çin atasözü der ki: ‘Öğrenmek, akıntıya karşı yüzmek gibidir. İlerleyemediğiniz takdirde geri gidersiniz’. Yeni dünyada güç; bilgi ve bilişimle perçinlenmekte, ekonomik anlamda refah bu güce yaslanarak sağlanmaktadır. Biz de bu bilinçten hareketle, ülkemizde sektör için gerekli hukuki düzenlemeleri yapıyor, birçok yeni projeyi hayata geçiriyoruz. Yapılan başarılı çalışmalar sayesinde Türkiye “Bilgi Toplumu” olma yolunda hızla ilerliyor. Ülkemizdeki bilişim sektörü gelirleri sürekli yükselme eğilimindedir. 2003’de 11,5 milyar dolar olan bilişim sektörü toplam gelirlerinin, 2011 yılı sonu itibariyle 31 milyar doları geçti. 2012 yılı sonunda bu rakamın 35 milyar doları bulmasını bekliyoruz.
Sektörde bu büyümeyi sağlamak için öncelikle halkımızın bilgiye daha hızlı ulaşabilmesi için geniş bant İnternet hizmetini getirerek ülkemizin bilgi otobanlarını kurduk. Abone sayısı 2003 yılında 20 bin iken 2012 yılı Şubat ayı içerisinde 18 milyona ulaşmıştır. Bu rakam yaklaşık 50 milyon kullanıcıya tekabül etmektedir.
Bu çalışmalar kapsamında da 2002-2012 arasında bilişim teknolojileri ve haberleşme sektöründe ciro, işletmeci sayısı, abone ve kullanıcı sayısı ile kullanım miktarları çok yükseldi. Örneğin, geniş bant İnternet kullanıcı sayısı %14 binin üzerinde arttı. %75 olan İnternet kullanım oranımız %30 olan dünya ortalamasının oldukça üzerindedir. Telefon kullanım trafiği ayda 46 dakikadan, 273 dakikaya çıktı. Avrupa’da en çok telefonla konuşan, kısa mesaj ve İnternet kullanan ülkesi konumundayız. Veri trafiği de hızla artıyor. Geniş bant erişim olarak ifade edilen hızlı İnternet yaygınlığı %54’e ulaştı. Bu oran daha da artmaya devam ediyor ancak, işletmecilerin hız kapasitelerinin de artırılması için çalışmalarını takip ediyoruz. Kamuoyu ile düzenli olarak paylaşılan veriler incelenirse bu artışların her alanda var olduğu görülecektir. Dünyada İnternet kullanımında 12, sosyal medya kullanımında ilk beş arasındayız. Kullanılan altyapılar ve verilen hizmetler en son teknoloji kullanılarak gerçekleştiriliyor. Fiber altyapı, baz istasyonları kapasitesi hızla artırılıyor. Mobil kapsama ülke çapında çok üst düzeydedir. Kapsanamayan nüfusu 0-500 arası olan 1128 yerleşim yerinin kapsama alanına dahil edilmesi için gerekli mutabakatın işletmeciler arasında sağlandı. Türkiye’de faaliyet gösteren sabit ve mobil işletmeciler ve İnternet servis sağlayıcılar sahip oldukları kapasiteler ve hizmet kalitesi açısından, dünyada ilk sıralarda yer almaktadırlar.
Bu yatırımların yanı sıra, devletin de bilişim teknolojilerinden en iyi şekilde faydalanmasını sağlayacak e-devlet Kapısı’nı devreye aldık. “e-Devlet Kapısı”, Türkiye’deki hizmet anlayışına yeni bir soluk getirmiş ve bilgi toplumu olma yolunda ciddi bir atılım olmuştur. Bu sayede devletimizi daha hızlı ve şeffaf bir yapıya kavuşturduk. Bu hizmetimizi de ilgi çok büyük. Projenin hayata geçirilmesinden bu yana kullanıcı sayısı 12 milyonu aştı. Çocuklarımız ve gençlerimizin gelişmiş dünya standartlarına uygun koşullarda eğitim görme hakkını teslim etmek amacıyla; İnternet erişim altyapısı olmayan okullar için gerekli haberleşme altyapısı oluşturduk ve Türkiye genelinde İnternet erişimi olmayan okul bırakmadık. “Bilişim Okulda Başlar” düsturu ile çıkılan yolda ülkemizin her köşesinin bilgi teknolojileriyle donatılması amacıyla; son 9 yılda 1942 adet İnternet Erişim Merkezi ve 20,279 okula Bilişim Teknolojileri Sınıfı kurduk. Son olarak ise, şu an vatandaşlarımızın merakla beklediği FATİH Projesi kapsamındaki çalışmalarımızı Milli Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa yürütüyoruz. Bu yıl içerisinde ihalenin tamamlanmasını hedefliyoruz.
Bir önemli projemiz de yerli uydu projesi. Biliyorsunuz geçen yıl Mart ayında TÜRKSAT 4A ve TÜRKSAT 4B uydularının üretimine Japonya’da başladık. Bu uyduların uzaya fırlatılmasıyla bütün bir Afrika kıtası da artık kapsama alanımıza girecek. Genişleyen kapsama alanı sayesinde vatandaşlarımız uluslararası spor müsabakalarını uydudan şifresiz olarak izleme imkanı bulacak, yurt içi ve yurt dışındaki kullanıcılara uydu üzerinden uygun maliyetlerle İnternet ve veri hizmetleri sunulacak. Ayrıca bu noktada Türk Mühendislerimiz, hem TÜRKSAT 4A ve 4B uydularının hem de üretim sürecindeki diğer uyduların üretimine fiilen katılacaklardır.
Tamamen yerli üretimimiz olacak TÜRKSAT 5A uydumuzda ise, şu an tasarım çalışmaları devam etmektedir. Uydumuzun Türk Havacılık ve Uzay Sanayi tesislerinde üretimi amacıyla Türksat ve TUSAŞ-TAİ arasında geçen yılın Ekim ayında işbirliği protokolü imzalandı.
Dünya artık bilgi toplumlarını tartışıyor, bilgi ekonomilerini işletiyor. Biz de geldiğimiz noktada, Türkiye olarak Bilgi Toplumu olma yolunda emin adımlar ile ilerliyoruz. Türkiye’nin en büyük zenginliği gençlerimiz. Nüfusumuzun yarıdan fazlası genç. 18–30 yaş aralığındaki 25 milyon gencimiz var. Bilgi toplumuna ulaşma yolunda genç nüfusumuz önemli bir avantaj olacak.

Ülkemizde ilk defa bir milletvekili 3 dönem üst üste Bakanlık görevini üstleniyor. Hem de aynı Bakanlık. Bu başarının arkasındaki gerçekler?
Göreve başladığımda; Türkiye hiç hak etmediği bir noktadaydı. Denizciliğe sırtını dönmüş, demiryolunu devlet politikası olmaktan çıkarmış, havayolunu lüks olarak algılayan ve karayolundan ise trafik canavarı diye bahseden bir Türkiye vardı. Keza telekom alanında da durum aynıydı. Örneğin, geniş bandın esamesi okunmuyordu. İlk yıllarda karayolu yatırımlarımız biraz ön plandaydı. Çünkü halkımız, hem yolcu hem de yük taşımacılığında yoğunluklu olarak karayolu ulaşımını tercih ediyordu. Ayrıca maalesef, gelişmemiş bir ağ sistemi olduğundan can kayıpları da hat safhadaydı. Buna bir an evvel dur demeliydik. O günden bugüne de tüm 6.100 km olan bölünmüş yol uzunluğunu 21.230 km’ye çıkardık. Yolları böldük, hayatları kurtardık.100 Milyon Taşıt x km başına düşen ve AB ülkelerinde 3 olan ölü sayısı, ülkemizde 2003 yılında 5,72 iken, bugün bizde Avrupa seviyesini yakalamak üzereyiz.
Tabi sadece karayolları yatırımlarıyla da kalmadık. Gelişimi tüm ulaşım noktalarında yakalamaya çalıştık ve bütün ulaşım mecralarında yatırımlar yaptık. Demiryolunda da muazzam gelişmeler gerçekleştirdik. 2011 yılı itibariyle 2003’den bu yana 888 km’si YHT hattı olmak üzere toplam 1,076 km ANAHAT çalışması yapılmış olup, 1,630 km ANAHAT’da da çalışmalarımız hala devam etmektedir.
Bu çalışmaların yanı sıra, Türkiye tarihi açısından oldukça önemli projeler bir bir hayata geçirilmektedir. MARMARAY Projesiyle, Hızlı tren projeleriyle, Kars Tiflis Demiryolu Projesi ile tarihi İpek Yolu’nun canlandırılması için yürütülen çalışmalarla ulaştırma tarihinde reform niteliğinde yenilikler yapmaktayız. Biliyorsunuz, Ankara-Eskişehir ve Ankara Konya Yüksek Hızlı hatlarını halkımızın hizmetine açtık. Vatandaşlarımızın en kısa sürede diğer hatlardaki hızlı trenlerine kavuşması amacıyla çalışmalarımızda büyük bir hızla devam etmektedir. Bu kapsamda; Öncelikli olarak Eskişehir-İstanbul, Eskişehir- Bursa ve Ankara-Sivas hızlı tren hatlarının tamamlanmasını planlanmaktayız. Ayrıca Sivas-Erzincan ve Ankara-İzmir arasını da hızlı tren hatlarıyla birleştireceğiz.
Havayolunda da destanlar yazdık. 15 milyon insanımızı ilk kez uçakla tanıştırdık. Havayolunu imtiyaz olmaktan çıkardık. 2002 yılında, tek işletmeci 2 merkezden 26 noktaya uçuş yapıyordu. Şimdi ise 6 işletmeci 7 merkezden 47 noktaya uçuş yapıyor. Dolayısıyla, bir kere artık çok daha geniş bir kitleye ve coğrafya ya hitap ediyor havacılık sektörü. 2003 yılında iç hatlarda taşınan 8,5 milyon yolcu sayımızı bugün 58,3 milyonun üstüne çıkardık. Dış hatlarda ise tek merkezden 60 noktaya olan uçuş yapılırken bunu bugün 15 merkezden 174 noktaya çıkardık. Bugün uçuş gerçekleştirilen nokta sayısı itibariyle dünyada ilk on ülkenin içerisindeyiz.
Denizcilikte de çok önemli gelişmeler kaydettik. Sırt çevrilen bir sektöre tekrardan yüzümüzü döndük. Denizcilerimizin rahat nefes almasını sağlamak amacıyla ÖTV’siz yakıt uygulamasını başlattık. Uluslararası limanlarda her dört gemimizden birisi rehin tutuluyordu, bu oranı yirmide bire düşürdük. Kara listede olan Türk bayrağını; 2006 yılında gri listeye, 2008 yılında ise beyaz listeye geçirdik. Biliyorsunuz, Bakanlığımız için yeni bir yapılanma söz konusu. Bu yeni yapılanmayla denizcilik sektörüne gerektiği değeri verebilmek için denizciliği müsteşarlık seviyesinden bakanlık seviyesine yükselttik.
Biraz önce bahsettiğim gibi; yapılan başarılı çalışmalar sayesinde, Türkiye’yi “Bilgi Toplumu” olma yolunda hızla geleceğe hazırlıyoruz. “e-Devlet” ile Türkiye’deki hizmet anlayışına yeni bir soluk getirdik ve bilgi toplumu olma yolunda ciddi bir adım daha attık. Bu sayede devletimizi daha hızlı ve şeffaf bir yapıya kavuşturduk.
Gördüğünüz üzere; aslında biz, bakanlığım uhdesindeki tüm alanlarda yatırımlarımızı ve çalışmalarımızı hız kesmeden gerçekleştirdik. Milletimiz de kısa sürede Avrupa standartlarına getirilen ulaşım ve erişim altyapısını sevdi. Bizi bu görevde tekrar görmek istedi. Anlayacağınız biz milletimizin yolunu yaparken, gönlünü de yaptık. Amele Bakan olduk, Kimseyi ayrı tutmadık, yurdumuzun her köşesine yatırım götürdük, hizmet götürdük.