Demet Zübeyiroğlu

Büdütör

Geliyorlar!

Geçtiğimiz ay İTO'nun düzenlediği KOSGEB eğitimlerinden birine katıldım. Biz mühendis tayfası için yönetimsel, finansal, hukuki oyunlar genellikle çok sıkıcıdır. Pek oynamak istemeyiz aslında. Ama işin başa düşeceğini görünce de altından kalkmamak mühendisliğe sığmaz :) Bu durumda da benim gibi hayat şartlarına istinaden değil MBA yapacak kendinizle ilgili herhangi birşey yapacak zamanınız yoksa (en fazla 4 saatlik uykumun 2 saatini versem diye düşünmedim değil), bu durumda sıkıştırılmış sürüm bu ve bunun gibi eğitimler biçilmiş kaftandır.
Eğitime başladığımız ilk iki gün yoğun teorik bilgi sırasında bile sınıfımız karakterini göstermeye başlamıştı. Sınıfımızın karakteri diyorum, çünkü eğer çok seviyeli seçme sınavlarıyla bir araya gelmiş olsak tek bir karakteri yansıtabileceğimizi sanmıyorum. Ama kısaca özetlemek gerekirse;
- Hepimizin herşey hakkında bir fikri vardı (Haydi bu Türk olduğumuzdan mütevellit :))
- Hepimiz geçmiş hayatımızda birden çok konuya bulaşmış, tecrübe sahibi olmuştuk,
- Mantığımızın yanında sezgilerimiz de ön plana çıkıyordu çoğu kez,
- Biraz dik kafalı denebilecek cinsten baskın tiplemelerdik,
- Ortak derdimiz yapmaktan mutlu olacağımız bir iş yaratmaktı,
- Eksiklerimizi görüyor, birlikte tamamlamaya çalışmaktan zevk duyuyorduk,
- Paylaşımcıydık art niyetsiz bir şekilde,
- Enerji yüklüydük.
Dahası da sayılır ya elbet, ama sınıfta olsaydık çıkardı ortaya. Şimdi ben yalnız başıma ancak bu kadarını döktürebildim :) Alışınca ekip işine, insan yazarken dahi arkasından bir ses bekliyor, "Şunu da ekleyebiliriz, Demetçim" diye.
Şimdi yukarıdaki bu ortak paydaları bir araya getirince mutlaka kitaplarda da bulursunuz, bilimseli yapılmıştır kesin, "Girişimci" adlı yaratığın ortak özellikleri olduğunu.
Hocamız ise başlı başına bir enstantane idi. Kaç kişi kaldı eski kurtlardan diyebileceğimiz, üslubunu bozmadan bizimle çata çat çatırdayan, grup ruhu yaratan, sıkıcı bölümlerde uyuklama anında espri ve hikayeleriyle renk katan, arada gururumuzu okşayıp, arada fırça atan bir maestro idi.
Neler yoktu ki aramızda, köfte restorandan, kahvaltı kafeye, ihracatçıdan, pazar araştırmacısına, e-ticarete farklı girişenlerden, m-ticarete direk geçenlere, aydınlatma tasarımından, çocuklar için yaratıcı atölye çalışmaları düzenleyeceklerden, parti evlerine, nar ekşisi paketlemeden defne yaprağına, doğal kozmetik ürünlerden, arıcılığa, özel üretim defterlerden, eczaneye, butik kurabiye üretiminden, makarona, sağlık turizminden, ileri sürüş tekniklerine, stratejik teknoloji ve pazarlama danışmanlığına (arada atladıklarım dahi vardır), KOSGEBBİR Holding'i kurabilecek kadar sinerji doğuran bir yapıda şirket adayları vardı. Ve bu yapı yüzlerce KOSGEB eğitiminden sadece birinde, İTO öncülüğündekinde olandı.
Düşünün ki, binlerce potansiyel işletme yolda ve düşünün ki bunların hepsinin en az bir ucu ama aslında çok daha fazla ucu bilişimden ve telekom teknolojilerinden geçecek!
Yani hazır olun derim, pazar "Girişimcilik Akımı" ile hızlı bir biçimde büyüyecek. KOBİ'lerin size ihtiyacı var. Ancak onların dilinden kendinizi anlatabilirseniz. Telepati Dergisi olarak biz buna 18 yıldan fazla süredir hazırdık, hala hazırız :)
Son olarak da bu satırlardan başta Kahraman Arslan Hocamız olmak üzere; Işıl'a, Fulya'ya, Tülay'a, Müge'ye, Müyesser Hanım'a, Ceren'e, Aylin'e, Burcu'ya, Seçil'e, Eda'ya, Hidayet'e, Özgür'e, Ayşegül'e, Cansu'ya, Akın'a, Yusuf'a, Tuğba'ya, Maral'a, Ahu'ya, Mehveş'e, Banuhan'a, Büşra'ya, Fatma'ya bana kattığını yepyeni bakış açıları için teşekkür ederim.