Telsim’in eski çalışanları biraraya geldi: ‘xTELSİM’

Ülkemizin 2 numaralı GSM şebekesi Telsim, 1993 yılında Teknotel  adıyla faaliyete geçmiş, 94’de adını Telsim olarak değiştirmiş ve 1995 Ağustos’unda 16,000 aboneye ulaşmıştı.Bir ara 8 ay kadar politik kararlarla kapalı kalmıştı. 27 Nisan 1998 yılına kadar, konuyla ilgili bir yasa olmadığı için GSM faaliyetlerini rakibi gibi, yasal bir platform olmadan sürdürmüştü.  İlgili tarihte ‘Özelleştirme’ gerçekleşmiş ve GSM operatörleri lisanlandırılmıştı. 2005 yılında da TMSF’den Vodafone devredilmişti.
O tarihlerde de operatörler paketler hazırlıyor ve taahhütlü hatlarda hatla birlikte telefon da veriyorlardı. 1997 yılında hazırlanan çok özel bir paketle; 2 yıl Telsim kullanmayı taahhüt edenlere, bugün bile benzeri olmayan bir şekilde 9.90TL’ye Siemens S6 teklif edilmişti.
2002 sonunda, daha 3.Nesil (3N) teknolojisi gelmeden GSM telefonlardan televizyon yayınını başlatmıştı.
Bir Telsim şirketi olarak kurulan Oksijen, inanılmaz bir işi başarmış ve ‘Chattin’ adıyla ‘Bas-Konuş’ sistemini başlatmıştı. Bugün bile kullanılmakta olan Bas-Konuş sistemi, Telsim’de o kadar ileriydi ki –Dünyada hala bir benzeri mevcut değil -, telefonlarda Bas-konuş özelliği olması gerekmiyordu. Sistem 15-30 gibi rakamlarla da sınırlı değildi. Üzerine üstlük, aynı operatör içinde de olması geremiyordu. Yani; kurumsal bir karar alıyorsunuz: Uluslararası çalışan bir kuruluşsunuz. Dünyanın çeşitli ülkelerine çalışanlarınız var ve onlar ilgili ülkelerdeki GSM operatörü abonesi durumundalar ve sayıları da 300 civarında. Ellerindeki telefonlar ise çok çeşitli ve Bas-Konuş özellikli değil... Sizin de, bu çalışanlarınızın ‘Bas-Konuş’ sistemi kullanılmasına ihtiyacınız var.
‘Chattin’ bunu gerçekleştiriyor; elinizdeki telefon ne ise, dünyanın hangi GSM operatörü ile çalışıyorsanız ve kaç kişi olursanız olun, siz ‘Bas-Konuş’ yapabiliyorsunuz.
Avea ve Turkcell, bu servisi önce ben başlattım savaşına girdiklerinde ve abone sayıları 1000-1500 civarıda iken; ‘Chattin’ abone sayısı, %70 kadarı başka operatör aboneleri olmak kaydıyla 65,000 civarındaydı.
Bugün, Avea ve Turkcell ‘Bas-Konuş’ hizmetini hala vermekteler. İlginç ama, bu hizmet, bir tek Vodafone’da yok. Yeni ismiyle Oksijen ARGE ise, bu yazılımın sahibi durumda...
Bu kısa hatırlatmalardan sonra gelelim konumuza: İşte bu kurumun eski çalışanları bundan sonra ananevi hale getirmek istedikleri ‘xTELSİM’ günlerini başlattılar... 
Telsim gecesinde herkes birbirini hasretle, sevgiyle, mutlulukla kucakladı. İstisnasız herkes gülüyor, kahkaha atıyordu, çok mutlu idiler. Kadınların tümü güzel, çekici; erkeklerin çoğu kadınlar için belki hepsi yakışıklıydı; Cumhuriyetin aydınlık çocukları olduğu belliydi. İnsanlar diğer insanların mutluluğu ile mutlu olurlar. Telsim gecesi bunun tipik bir örneği idi.
İstanbul Taksim’de biraya gelen Telsim eski çalışanları, özlem giderdiler. Aradan geçen 8 yılda, yaşadıklarını iş ve özel yaşamlarını paylaştılar. Toplantı sırasında; hazırlanan özel bir slayt gösteri ile eski günleri yaadettiler.
Neler yoktu ki bu gösteride? Telsim’in kurucularından Telsim 1.futbol ligine, KKTC Telsim’in kuruluşundan eğitim etkinliklerine, Ajda Pekkan’lı Cem Yılmaz’lı reklamlardan Hakan-Cem Uzan’a. Bir nostalji yaşandı.  
Bir dahaki sefere daha kalabalık olarak biraraya gelebilmek dileğiyle dağıldılar.
O günlerin şahidi olarak, bir devre tanıklık etmiş tek Telekom dergisi Telepati’yi de unutmamış ve bizi de davet etmişlerdi. Büyük bir zevk ve onurla onlarla birlikte olduk. Toplantıda, Telsim kurucularından ve ilk Genel Müdür Yılmaz Dağdeviren de yerini almıştı. Kendisinden kısa anılar istedik. Bizi kırmadı ve bakın neler dedi. 

Yılmaz Dağdeviren: 
76 yıllık çok canlı, renkli, başarılı ömrümün 3. mutlu olayını yaşadım.

*****
Ve adını o şirketin çalışanları yaşatıyor! Ne büyük şans/mutluluk sahibi, yöneticileri ve de çalışanları için. 
Kapatılmayı hakkedecek herhangi bir yasa dışılığı olmayan dünyanın tek yerel firması Telsim demek ki haksız kapatılmış.
                      

*****
1993 Aralığında Genel Müdür olduğumda Telsim'in adı "Teknotel"di.
Telsim adının tescilli olduğunu öğrenince Hakan beye "telsim çok güzel bir ad, onu kullanalım" dedim.
"Tel, Teletaş'ın, Sim, Simko'nun ilk heceleri; biz onlardan kurtulmaya çalışırken bu adı kullanmayız" dedi. 
TEL, telekomünikasyonun, SİM, SIM kart'ın ilk heceleridir;
TELSİM tüm GSM şebekelerinin kullanmak isteyeceği en güzel isimdir dedim.
Hak verdi; akşam baba, abi ile görüştü ve adımız TELSİM oldu.
Telsim'ciliğimizin yüreklerimizde yer etmesinde adı da etkili olmuş olabilir, Telekomünikasyon, SIMkart.
Dünyanın en yararlı ve en zarasız* teknolojilerinden biri çünkü.
İnsanların satın alamayacağı, geri getiremeyeceği ve insanlık için en değerli öğe olan zamanı satın aldı evde, şirkette, sokakta, tatilde...
Rezalet trafiği rahatlattı.. Düşünebiliyor musunuz GSM’in olmadığı bir İstanbulun trafiğini ve yitirilen trilyon liralar değerindeki zamanı, benzini, stresi...

 

******  
Dünyada yalnızca Türkiye'de baz istasyonları, GSM zararlıdır inancı sürüyor.
Newyork'ta, Washington'da, Londra'da, Paris'te, Berlin'de, Tokyo'da İstanbul'dakinden daha çok ve sık baz istasyonu vardır 40 yıldır.
ABD, AB, Japonya insanlarını düşünmüyor biz Türkler düşünüyoruz...
Bazı bilim adamları! şehir dışına çıkaralım bile dediler.
Oysa büyük kentlerde istasyonlar en fazla 200-300 metrede etkili olabilir. 500 metreden görüşme yapılamaz.
İstanbul'un şehir dışı neresi ey bilim adamlarımız!

 

*****

GSM’de, baz istasyonunda, insan bedeninde, tabiattaki bütün maddelerin bünyesinde "elektriksel bir akış" vardır ve elektriksel akımının olduğu her yer ki istisnasız tüm dünya yüzeyi ve atmosferi EMD (Elektro Manyetik Dalga) ile kaplıdır. En yoğun yerler de elektrik santralleri, kente girişteki trafo merkezleri ve ikisi arasındaki yüksek gerilim hatlarıdır. Sadece İstanbul'daki elektrik şebekesinin yaydığı EMD, baz istasyonları + mobil telefonların tümünün yaydığı EMD'nin en az milyar katıdır.
Ve EMD, dünyanın varoluşundan beri vardır. PUSULA EMD ile çalışır.
150 yıl önce elektrik kullanmaya başlandığında bilim adamlarının büyük bir çoğunluğu -doğal olarak kuşkucu olmaları gerektiği için- "işte kıyamet" demişlerdi. Ve o günün elektrik gücü, kullanımı bugünkünün katrilyon kez katrilyonda biri bile değildi.
Şu anda 4 MİLYAR insan mıobil telefon kullanıyor. 1970'ten bu yana kümülatif 8-10 milyar kişi mobil telefon kullandı. Kobayımız bizzat insan. 
Bu kadar yaygın (tüm dünya), uzun (40 yıl), gerçekçi (insanlar üzerinde) bir deneyin sonunda mobil telefonunun neden olduğu tek hastalık olmamıştır. 
"İşte kıyamet" denen, 150 yıldır baz istasyonları ve mobil telefonlarının milyar katı fazla EMD yayan elektrikten de tek hastalık söz konusu olmamıştır.
Teknolojinin göreceli olarak zararsız olanı EMD'dir. Deney, bilim, akıl, mantık bunu gösteriyor.
Dünya sağlık örgütü, GSM Association'ın 1994 -2003 arası düzenlediği "mobil telefonun sağlığa etkisi" konusunda hemen hemen tüm toplantılarına katıldım. halen literatür ve haberlerden izliyorum.
 Zararı, uzun süre ara vermeden kullanılırsa bedenin duyarlı ve en yakın yerlerinde mikrobik olmayan ve hiç bir hastalığa neden olmayan ısı artmasına neden oluyor.
Aşırı ilaç, güneş, alkol, uyku, sevgi vs de çok zararlıdır. Mobil telefonunun aşırısının bile henüz bir zararı görülmemiştir. Psikolojik olanlar hariç. 
Bilim adamları kuşkucu olmak, binde bir de olsa araştırmak zorundadırlar.
Dünya sağlık Örgütü ve üniversiteler zararlıdır hükmünü KIRK yıldır söyleyememişlerdir.
Yargıca kısmi yasaklama ve bazı gazetelerde halen süren zararlıdır haberleri sadece Türkiye'ye özgüdür.
Aletlere etkisi olur ve teknolojik bir olaydır. Sağlıkla ilgisi yoktur.

 

*****

Zarardan, kıyametten söz edeceksek; insan sağlığına en zararlı öğelerin en başında gelen gürültüsü, egzoz gazı ile ve her gün 10 - 15 kişinin öldüğü, binlerce kişinin yaralandığı TRAFİK??? Onu düzeltelim. Sabahın erken saatlerinde tüm Türkiye'yi uyandıran "hoparlörle ezan" okumayı kaldıralım. 
Aşırı gürültü insanların sinir sistemi başta her organı için en zararlı olaylardan biridir.
EMD de trafiğin katrilyonda biri kadar bile zararlı değildir.
Mobil telefonlar ile de yaşamak zorundayız. Üstelik çok yararlılar ve de zararsızdırlar. Lütfen sıkıntıya girmeden, huzur içinde kullanın.
Galiba sabah ezanları ile de. Çünkü şikayet üzerine savcılarımızdan biri "ezanın gürültüsü mü olurmuş?" diyerek bilimsel bir saptama yaptı! Ve davayı reddetti.