Av. Tolga İşmen, LL.M. (KCL)
tolga@telepati.com.tr



Kanun-e


Fona satmak (I)

Gazetelerin ekonomi sayfaları şirket satın almaları ile fazlaca ilgilenir. Yeni yatırımlar veya buluşlar aslında çok daha heyecan verici ve ekonomi için önemli olsalar da, satın almalar gibi günlük sonuçlar doğurmazlar; onlar kadar dinamik değillerdir. Yeni bir yatırımın hayat bulması en azından ayları pek çok zaman ise yılları bulur. Oysa satın almalarda bir günde yönetim değişir, şirketlerin yapısı iyi veya bazen kötü yönde alt üst olur. Neredeyse son yirmi yıldır ben de hayatımı büyük ölçüde satın almalar ile kazanıyorum. Kah bir şirketin satılması kah satın alınması işleminde müvekkillerimize yardımcı oluyorum. Neredeyse son on yıldır en moda olan akımlardan birisi ise “fona satmak”. Fonlar Türkçeye özel sermaye fonları olarak tercüme edilen ‘private equity’ fonlarının iş dünyasındaki genel ismi. Fonlar yatırımcılarının fonlarını özel şirketlere yatırırlar, daha sonra bu fon karşığında devraldıkları payları satarak kar elde ederler ve bu karı yatırımcılarına dağıtırlar. Elde edilen kar belli bir miktarın üstündeyse, karın bir kısmı da bu fon yöneticilerine bir çeşit ikramiye olarak dağıtılır. Bu fonlara yatırım yapmak için büyük yatırımcı olmak lazımdır. Fondan fona değişse bile genel olarak 1 milyon ABD Dolarının altında bir yatırım kabul edilmez. Bazen bu yatırımlar 1 milyar ABD Doları seviyesine bile çıkabilir. Geleneksel olarak özel emeklilik fonları bu yatırımcıların başında gelir. Amaçları emeklilik fonuna para yatıran bireysel küçük yatırımcılara düzenli ve güvenli bir getiri elde etmektir. Riski düşük olan devlet tahvili gibi yatırım araçlarının yeterince getiri sağlamamaları bu şekilde riski daha yüksek ama getiri umudu da yüksek olan yatırımlara fonlarının bir kısmını yatırmaları zorunluluğunu doğurmuştur. Bankalar (özellikle ABD bağlantılı bankaların özel sermaye fonlarına yatırım yapmaları krizden sonra kısıtlanmaya çalışılmaktadır), çok zengin kişiler, uluslararası para kuruluşları ve devlet fonları da özel sermaye fonlarına yatırım yapan yatırımcılar arasındadır.
Fonların amacı bir kaç yıl içinde aldıkları payı tekrar kar ile satmak olduğundan yatırım yaptıkları şirketin karını kısa sayılabilecek bir sürede önemli sayılabilecek bir oranda arttırmak tek hedefleridir. Bu nedenle AR-GE veya yeni proje yatırımları gibi alanlara çok önem vermedikleri, veremedikleri için sıklıkla eleştirilirler. Şirketlerde karlılığı arttırmak için zaman zaman kar etmeyen iş kollarını kapatabilir veya işçi sayısında şirket kurucularına göre çok daha acımasız bir şekilde azaltmaya yol açabilirler. Bir diğer eleştiri konusu ise satın almalarda kullandıkları kredilerdir. Genel olarak kredi faizlerinin getiri beklentilerinden düşük olmasından dolayı fonlar pek çoğu satın alımlarında banka kredisi kullanır ve bu krediyi satın aldıkları şirketin gelirleri ile öderler. Bu da anılan hedef şirketlerin serbest gelirlerini azaltabilmekte ve yeni yatırımların önünü iyice kesebilmektedir. Son ABD başkanlık seçiminde kaybeden aday Romney, dünyanın önde gelen özel sermaye fonlarından birinin eski üst düzey yöneticisi olduğu için özel sermaye fonlarına yöneltilen bu eleştiriler daha da fazla dile getirildi.
Fonlar iki tür yatırım yaparlar: ya bir şirketin kontrolünü ve neredeyse bütün paylarını alırlar ya da azınlık paya sahip olarak şirketlerin ihtiyaç duydukları sermayeyi karşılarlar. Bu ikinci yöntemde amaç yeni sermaye girişinin daha rasyonel ve profesyonel bir yönetim ile birleşmesi sonucunda karlılığın artmasıdır. Doğal olarak büyümeye yatkın şirketler ile ilgilenirler. Büyümeye yatkın şirketler ise daha çok büyümeye yatkın ekonomilerde olduğundan ve Türkiye’de bu ekonomilerin başında geldiğinden Türkiye’ye yönelik çok büyük bir fon ilgisi bulunmakta ve bu ilginin de artarak devam etmesi beklenmektedir.
Bu aylık bu kadar açıklama yapalım, yerimiz ancak bu kadarına izin veriyor. Gelecek ay fona şirketlerini satmayı düşünen şirket sahiplerinin nelere dikkat etmesi gerektiğini ve ne gibi hazırlıklar yapabileceklerini açıklamaya çalışacağız. (11 Mart 2013 - Ortaköy)


Köşe Yazarları