Numan AYDINOĞLU

@ktör

Bahar ve İstanbul,

Yoğun bir seyahat programı ile dolu bir kış sezonunu geride bıraktığım şu günlerde, hafta sonu bir boğaz turu yapma şansını yakaladım.
Ne de özlemişim hani!
Muhteşem bir dolunay, boğazın tüm güzelliklerini gözler önüne seriyor. Her köşesi bir ayrı cennet. Bir ayrı güzellik.
Hani dedikleri gibi,
Hem İstanbul'da yaşa, hemd e şair olma. Bu mümkün değil!
Öyle şairlik ile ilgili bir iddiam hiç olmadı. Yazdıklarıma şiir de demedim ben, onları tarif ederken hep şöyle dedim:
Ben masumum.
Önce kalem istedi elimi,
Kağıda uzandı parmaklarım arasından.
İşte böyle başladı ilişkileri.
Ben çöpçatanı oldum kağıt ile kalemin,
Ürün verdiler her birleşmede,
Adına ,şiir dediler.
Böyle bir İstanbul günü idi ve gene Kağıt ve Kalem buluştu ellerimin altında.
İstanbul'u anlat bana sevgilim,
Karadeniz'den başla mesela.
İçine Anadolu Kavağı kat biraz,
Beykoz'da olsun tadımlık.
Hisarlar'da tarih yazalım yeniden.
Götür beni Kanlıca'ya,
Ortaköy'de mola verelim
Bira içimlik.
Üsküdar olsun yanımızda gizemleriyle,
Güneşi batır mesela Salacak'ta.
Beşiktaş'a geçelim oradan,
Karaköy'e yürüyelim.
Balık ekmek yiyelim Haliç'te ya da Köprü altında
Topkapı'dan bakalım Körler ülkesine,
Kadıköy, Bostancı, Küçükyalı'ya
El sallayalım Kız Kulesi'ne
Gelip geçen vapurlara
İstanbul'da yaşayanlara...
Sevgilimi anlat bana İstanbul.
Saçlarından başla mesela.
Kısa kesilsin kimi zaman,
Omuzlarına dökülmüş olsun istersen
Gözleri ile gülüşünden bahset azıcık,,
Dudak büküşü gelsin gözlerimin önüne.
Hatta omuz sallasın “şımarıkça hayır” diyerek.
Nazlanmasından bahset bana
Beğenmesin aldığım hediyeleri
Yenilerini beklesin.
Erişilmez sevgiliyi anlat bana
Artsın özlemim her kelimede
Bir yanda sen,
İSTANBUL
Bir yanda o,
Sevgili
Sardınız beni
SEVDANIZLA
Saygılarımla.