Bence

Yurtdışına açılmak!

Küreselleşme sürecinde ülkelerin ve şirketlerin kendilerini içe kapamalarının, bir nevi Arnavutluk'un efsanevi lideri Enver Hoca politikası yürütmelerinin mümkün olmadığını ve ayrıca bunun bir başarı da getirmediğini biliyoruz, görüyoruz.
Bu köşenin yazarının bu konuya ne derece önem verdiğini, şirketlerimizin yurtdışına açılmalarını sürekli desteklediğini değerli okuyucularımız çok iyi bildiklerine inanıyorum.
Bir yabancı şirketle geçtiğimiz günlerde evlilik yapan bir şirketimizin yöneticileri ile görüşürken, bundan on yıl kadar önce her iki şirketin aynı büyüklükte olduğunu, ancak şimdi bu şirkete çoğunluk hisselerinin satılması zorunda kalındığını öğrendim. Bunun sebepleri üzerinde konuştuk ve sorunun aslında küresel düşünememek olduğu konusunda fikir birliğine vardık. Temel olarak dışa açılmak başka şirketleri satın alma, yurt dışında önemli oyunculardan birisi olmak konusunda yeterli cesaretimizin olmadığını gözlemliyorum. Onca yetişmiş, iyi kalitede dinamik, pratik zekalı çalışmamıza rağmen bazı adımları atmakta başarısız kalıyoruz. Önemli sorunlardan birisi de özgüvenimizdeki eksiklik sanırım. Burada kısa bir parantez açmak istiyorum.
Özgüvenimizin gelişmesi konusunda SINERJITURK'te elde edilen başarımız sonucunda yeni bir proje hazırlığı yapmaktayız. Ancak önceliğimizi İŞBİRLİĞİ AĞIMIZIN temelini oluşturacak, “TÜRK PROFESYONELLERİ VERİ TABANI” ile yurtiçindeki ve dışındaki “ŞİRKETLERİMİZ VERİ TABANI”nı oluşturmaya öncelik vermekteyiz. Bunların yanısıra, ENERJİ ve SAVUNMA SANAYİ+NANAOTEKNOLOJİ alanındaki etkinliklerimizi de hazırlamaya devam etmekteyiz.
Bu parantezi kapatıp, tekrar konumuza dönersek; TURKCELL, TÜRK TELEKOM, VESTEL, ARÇELİK, KOÇ, SABANCI ve bir çok başka şirketimizin yurt dışındaki başarılı girişimleri göğsümüzü kabartmakta ve bize güven aşılmakta. Bu konuya Sevgili Yücel Kamçez'in Genel Yayın Yönetmeni olduğu Türkiye Bilişim Derneği'nin yayını BİLİŞİM dergisindeki son köşe yazımda da değindim.
Burada konuya bir de farklı bir açıdan bakmak istiyorum. Gerçekten hepinizin duygularına tercüman olduğumu düşünerek, bizlerin bu yatırımlarla gurur duyduğumuzu, bu yatırımlardan mutlu olduğumuzu bir kez daha ifade ediyorum. Ancak, yurt dışındaki şirketlerimizi yöneten profesyonellerin geçmiş başarıları ve üstün meziyetleri ile yurt dışında bizleri temsil edecek görevlere getirildiğine inanıyor ve bunun gerekli olduğunu düşünüyorum. Sanırım bir çok şirket, yöneticilerini atarken buna dikkat ediyordur. Ama bazı şirketlerimize daha yeni atanan yöneticilerimiz birbiri arkasına geri geliyorlar ise, ‘burada bazı yanlışlar mı oluyor' sorusu akla geliyor. Önemli olan tüm yönetim kademesinin birlikte başarıya kilitlenerek hareket etmeleridir. Birbirleri ile değil, rakipleri ile mücadele etmeleri her halde şirketlerimizi başarıya taşıyan veya taşıyacak olan yegane unsurdur.
Bu yazıyı yazarken özellikle herhangi bir görüşme yapmadan yazıyorum. Bir taraf olarak değil, tam olarak tarafsız, dışarıdan bir gözle, sadece bu konuya dikkat çekmek istiyorum. Tüm şirketlerimizin hem içeride, hem de dışarıda başarılı olmaları yegane arzumuz. Ama, lütfen biraz dikkat!...
Son not; Türk Telekom'un yeni “Sinerji Bakliyat” reklamına biraz alındım. Platin Sponsorum da bunu yaparsa...
29 Nisan 2007-Ankara