Akça: “Bilgi toplumuna dönüşümü daire başkanlığı ile yürütmek mümkün değil”
Fatma Ağaç

DPT Müsteşar Yardımcısı Halil İbrahim Akça, bilgi toplumuna dönüşüm gibi önemli bir görevi daire başkanlığı ile yürütmek mümkün olmadığına işaret ederek, organizasyonun büyümesi için kadroya ve temsil düzeyine ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi.
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşar Yardımcısı Halil İbrahim Akça, e-Dönüşüm İcra Kurulu'nun çalışmalarına başlamasının ardından, 2003 yılında DPT bünyesinde Bilgi Toplumu Dairesi kurulmasına karar verildiğini hatırlattı.
Ancak bilgi toplumuna dönüşüm gibi önemli bir görevi bir daire başkanlığı ile yürütmenin mümkün olmadığını dile getiren Akça, “Dolayısıyla bu organizasyonun büyümesine, kadroya ve temsil düzeyine ihtiyaç var” dedi. Akça, bu birimin ana görevinin koordinasyon olduğunun üzerinde durarak, “Koordinasyon yaparken de ne kadar üst düzeyden yaparsanız o kadar başarılı olur” diye konuştu.
Daire başkanlığı düzeyinde koordinasyon yapmanın zayıf kaldığına işaret eden Akça, birimin zayıf kalması nedeniyle koordinasyon görevinin bakana, müsteşara, müsteşar yardımcısına düştüğünü anlattı. Akça, sivil toplum örgütlerinin de bu boşluğu sürekli dile getirdiklerini belirterek, bu birimin yeterli olmadığı, daha üst bir koordinasyon makamı ya da daha bağımsız tek başına hareket edebilen bir kurum oluşturulması konusunda görüşler bulunduğunu kaydetti. Akça, daire başkanlığının acilen daire başkanlığından, genel müdürlüğe dönüştürülmesini öngördüklerini söyledi. Genel müdürlük kurulması konusunda Meclis'e bir kanun değişikliği gönderdiklerini anlatan Akça, “Konu Meclis Genel Kurulu'nun gündemine geldi. Ancak o dönemde seçime gidildi. Yengi hükümet göreve gelince Kanun değişikliğinin tekrar Meclis'e sunulması gerekiyor” diye konuştu. Akça, “Telepati”nin konuya ilişkin sorularını şöyle cevaplandırdı:

Teknoloji Bakanlığı kurulması konusu hala gündemde. Sizce bilgi toplumuna dönüşüm için Teknoloji Bakanlığı zorunlu mu?
Bir genel müdürlüğün de yeterli olmayacağı; dolayısıyla bu konunun bir bakan tarafından bizzat takip edilmesi ve bu birimlerin de bir bakanlık bünyesinde toplanması görüşü de tartışılıyor. Çeşitli kesimler bunu gündeme getiriyor.
Biz DPT olarak kısa vadede yapabileceklerimizi aksatmadan, boşluk oluşturmadan yapmanın peşindeyiz. Bilgi Toplumu Daire Başkanlığı'nı kurduk. Genel Müdürlüğü kurmaya çalışıyoruz.
Bilgi toplumuna geçiş sürecinde başarılı olmuş dünya ülkelerinde değişik organizasyon yapıları var. Bazı ülkelerde bakanlık şeklinde, bazı ülkelerde başbakanlık bünyesinde örgütlenme, bazı ülkelerde de çalışma grupları oluşturularak yürütülmesi sözkonusu. Türkiye'de 2003 öncesinde başbakanlıktaki çalışma grupları aracılığıyla yürütülüyordu bu çalışmalar. 13 çalışma grubu vardı ve e-Türkiye diye de bir strateji hazırlığı yapılmıştı. Burada kurumsal bir yapılanma ihtiyacı görüldü. Çünkü bu görev çalışma gruplarındaki insanların ikincil görevleriydi. Böylece 2003 yılında DPT'de Bilgi Toplumu Dairesi kuruldu. Bir daire başkanı atandı ve değişik birimlerden uzmanlar burada istihdam edildi.
Teknoloji Bakanlığı kurulmasının gündemde oluşu anlaşılabilir bir durum. Fakat bilgi toplumuna dönüşüm gibi bir görevi bir daire başkanlığı ile yürütebilmek de mümkün değil. Dolayısıyla bu organizasyonun büyümesine ihtiyaç var. Kadroya ve temsil düzeyine ihtiyaç var. Bu birimin ana görevi koordinasyon yapmak. Koordinasyon yaparken de ne kadar üst düzeyden yaparsanız o kadar başarılı olur. Başbakan düzeyinde yapmak çok büyük başarı getirir. Bakan düzeyinde de aynı şekilde. Müsteşar, başkanlık veya genel müdürlük düzeyinde yürütülmesi başarının bir unsuru. Dolayısıyla daire başkanlığı düzeyinde koordinasyon yapmak, zayıf kalıyor. Zayıf kaldığı için de idarenin üstlenmesi gereken bu koordinasyon görevi bakana, müsteşara, müsteşar yardımcısına düşünüyor. Sivil toplum örgütleri bu boşluğu sürekli görüyorlar ve dile getiriyorlar. Bu birimin yeterli olamayacağı. Ya daha üst bir koordinasyon makamı oluşturulması, veya daha bağımsız tek başına hareket edebilen bir kurum oluşturulması konusunda görüşler var. Biz buranın acilen daire başkanlığından, genel müdürlüğe dönüştürülmesini öngördük.
Bunun yanında bir genel müdürlüğün de yeterli olmayacağı; dolayısıyla bu konunun bir bakan tarafından bizzat takip edilmesi ve bu birimlerin de bir bakanlık bünyesinde toplanması görüşü de şu anda tartışılıyor. Çeşitli kesimler bunu gündeme getiriyor.
Biz DPT olarak burada kısa vadede yapabileceklerimizi aksatmadan, boşluk oluşturmadan yapmanın peşindeyiz. Daire Başkanlığı birimini hemen kurduk. Genel Müdürlüğü kurmaya çalışıyoruz.
Bir bakanlık kurulmasına karar verilirse burada hazır bir yapı var ve bir boşluk oluşmamış olur. Ve biz de gerçekten anlamlı bir görev yapmış oluruz.
Türkiye'de bakanlık kurulması ve bir bakanın bu konuya sahip çıkması konusuna nasıl baktığımızı sorarsanız? Bunun artıları da var, eksileri de var. Zaten bu nedenle sürekli gündemde tartışılıyor. Artısı bir bakanlık bizzat bu işle uğraşacak. Bakanıyla, müsteşarıyla ve genel müdürlükleriyle. Her platformda bu konuyu gündeme getirme şansı olacak.
Dezavantajlı durumu da şu; Türkiye'deki bütçe sistemine göre her bir bakan kendi kurumunun amiri. Dolayısıyla bütçeler bakanlıklara göre yapılıyor. Örneğin Milli Eğitim Bakanlığı'nda yapılacak bir e-dönüşüm projesinin en son karar merci Milli Eğitim Bakanı'nın kendisi.
Bu karar merci aynı zamanda doğru projenin yapıldığından, kamu kaynaklarının doğru harcandığından da sorumlu. Bürokratlar olarak denetim birimlerine karşı sorumlu, bakanlar olarak da kamuoyuna karşı sorumlu. Böyle olunca bir yatay konuda yeni kurulacak bir bakanlık, diğer bakanlıklara çok fazla bir yönlendirme yapamaz diye bir endişe var. Ne yapabilir yine bir politika oluşturabilir, strateji ve eylem planı oluşturabilir. Ondan sonra ilgili bakanlıkların bu projeleri, programları uygulamasını bekler. Merkezi bir fon oluşturarak, bu merkezi fondan projelerin desteklenmesi ve bunun da bu bakanlık altında gerçekleştirilmesi konuşuluyor.
Çünkü e-dönüşüm ve bilgi toplumuna geçiş projeleri bakanlıkların mevcut olarak verdikleri hizmetlerden ayrıştırılamıyor. Örneğin Sağlık Bakanlığı'nın e-Dönüşüm Projesi Sağlık Dönüşüm Projesi altında yürütülüyor. Bilişim ve Haberleşme teknolojileri, bakanlıkların hizmet verdikleri diğer konuların dışında bir konu değil. Dolayısıyla Sağlık Bakanlığı'nın vereceği e-dönüşüm hizmetini Sağlık Bakanlığı'nın oluşturması ve hayata geçirmesi anlamlı oluyor.
O zaman merkezi koordinasyon kurumuna ne görev kalıyor? Komple üçüncül bir strateji ortaya koymak; dengeli bir şekilde e-dönüşümü gerçekleştirmek. E-dönüşüme geçerken hizmetleri önceliklendirmek ve ikinci kademede gerek teknik anlamda, gerek veri ve gerekse hizmet anlamında birlikte çalışabilirliği sağlamak. Bunları yapmak için mutlaka bir bakanlık gerekir mi? Tartışılır.
Bu görevler, başbakanlık bünyesinde veya başbakanlığa bağlı DPT gibi bir kurum bünyesinde daha rahat yapılabiliyor. Bir bakanlık olduğu zaman; diğer bakanlıkları bu anlamda yönlendirme daha zorlaşabiliyor. Onun için bakanlık olmasının avantajlı ve dezavantajlı durumları var. Onun için konu zaten değişik taraflarca tartışılıyor.
Başbakanlık bünyesinde (bugünkü gibi) yürümesini de savunanlar var; bir bakanlık oluşturularak yürütülmesini de savunanlar var. Herhalde bu tartışmalar bu şekilde devam edecek. Ama biz DPT olarak tartışmalar devam ederken; buradaki en azından kuluçka görevini yaparak, ilgili birimi güçlendirmeyi, mümkünse genel müdürlük düzeyine çıkarmayı ve mevcut hizmetlerin aksamamasını sağlamaya çalışıyoruz.

e-Dönüşüm İcra Kurulu'nun yeni dönemde önceliği neler olacak?
2007-2013 dönemini kapsayan 9'uncu Kalkınma Planı'nda yazılımın stratejik sektörler arasında yer almasının ardından; e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu'nun yeni dönem gündeminde de ağırlıklı olarak yazılım sanayinin geliştirilmesi olacak. Yazılım bir yönüyle dünya da içerik üreten bir boyut (oyun, müfredatlar, gömülü yazılım) olurken, hem Türkiye hem de dünyada bir numaralı istihdam alanı haline geldi. e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu, Türkiye'nin genç nüfusunu yazılıma yönlendirerek, bu alandaki şansın iyi kullanılması gerektiğini önerecek.
Dünya örnekleriyle kıyaslandığında ve uluslararası kuruluşların yapmış oldukları kıyaslamalara bakıldığında, bilgi toplumuna geçiş konusunda Türkiye'nin fevkalade mesafeler katetti.
Dünyadaki en meşhur e-hazırlık endeksinde 50'inci sıralarda yer aldık. Avrupa Birliği'nin (AB) 20 temel kamu hizmeti endeksine göre de 2007'de 31 ülke içerisinde 17'inci sırada yer alıyoruz. Vatandaşa verilen hizmetler noktasında ise AB ortalamasının biraz daha gerisinde, 24'üncü sırada bulunuyoruz.
Genel ortalamaya bakıldığında da AB ortalamasında 31 ülke arasında 21'inci sıradayız. Buna göre AB'ye son giren10 ülke ortalamasının üzerindeyiz.
2007'de yapılan bir başka araştırmada da bilgi toplumuna geçiş ve e-devlet konusunda Türkiye, dünyada 8'inci sırada yer aldı.
Bu sonuçlara bakıldığında, kurulan modelin ve yapılan çalışmaların fevkalade başarılı olduğu görülebilir. 2007 yılında yayımlanan OECD Raporu'nda ise, Türkiye'nin fevkalade başarılı olduğunun ifade ediliyor. Raporda, Türkiye'nin bu başarısını sürdürebilmesi için (ileriye dönük) dikkatli olması gerektiği uyarısında bulunuluyor.
Dolayısıyla bugüne kadar bu koordinasyon yöntemi fevkalade başarılı bir sonuç vermiş olmakla birlikte bundan sonrası için daha dikkatli, daha hassas olunması; yeni açılımların devreye girmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu noktada da özellikle bilişim kullanıcılarının; bilişim okur-yazarlığının geliştirilmesi konusunda eğitim ve içerik sağlama çok ön plana çıkacak. Neticede hangi alanda olursa olsun bilgi toplumuna geçişte, zengin bir içerik yoksa kullanım yoğunluğu düşük olacaktır. Dünyada bu alandaki en kötü tecrübeler kullanım yoğunluğunun düşüklüğüdür.
Türkiye bu başarısızlığı yaşamamıştır. İhtiyaç haline gelen hizmeti sunmuştur. Dolayısıyla kullanım tarafında herhangi bir başarısızlık yaşamamıştır. Bu avantajlı bir durumdur. Biraz da bazı hizmetleri geç devreye sokmanın getirdiği bir sonuçtur.

e-Dönüşüm İcra Kurulu kapsamında Danışma Kurulu ve Dönüşüm Liderleri kurulu oluşturuldu. Yeni yapıyı değerlendirir misiniz?
e-Dönüşüm Türkiye Projesi'nin yapılanması. 2003 yılında oluşan organizasyon yapısı; devam ederken 2006 yılında Bilgi Toplumu Stratejisi hazırlandı. Bilgi Toplumu Stratejisi organizasyon yapısının revize edilmesini öngördü.
Bilgi Toplumu Stratejisi'nde yer alan haliyle ve bilahare 2007/7 Sayılı Genelgede yer alan haliyle (Başbakanlık Genelgesi olarak 3 Nisan 2007 tarihinde yayımlanmıştı); buradaki yapı şu şekilde oluştu; Yine e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu var. Fakat e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu'na ilave bazı üyelerin katılması önerildi. İcra yetkisi olan daimi üyeler arasına Milli Eğitim Bakanı, Başbakanlık Müsteşarı, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı ve Maliye Bakanlığı Müsteşarı da ekledi.
Diğer kamu kurumları arasına da KOSGEB eklendi. Bir de e-Dönüşüm Türkiye Danışma Kurulu Başkanı eklendi. Aslında Danışma Kurulu Başkanı'nı da bir STK başkanı olduğundan STK'lara bir STK temsilcisi daha eklenmiş oldu. Sivil Toplum Kuruluşları (STK) arasına ise, TÜSİAD ve YASAD eklendi.
Önceki dönemde e-Dönüşüm İcra Kurulu ile bağlantılı olarak çalışan Danışma Kurulu vardı. Bu defa Danışma Kurulu ikiye ayrıldı. Biri Dönüşüm Liderleri Kurulu oldu diğeri de e-Dönüşüm Türkiye Danışma Kurulu oldu. Dönüşüm Liderleri Kurulu kamu kurumlarının strateji başkanlarından oluşuyor. Başkanlığını da Bilgi Toplumu'ndan sorumlu DTP Müsteşar Yardımcısı olarak ben yapıyorum. Bilgi Yönetişim Daire Başkanları da birinci üye olarak ya da yedek üye olarak kurumuna göre yer alıyor.
Ayrıca 6 da öğretim üyesi var. Bunların bir kısmı üniversitelerden talep edildi. Birkaç tanesi de ismen davet edildi. Dönüşüm Liderleri Kurulumuz bu şekilde yapılandı.
Danışma Kurulu'na ise bilgi ve iletişim teknolojileriyle ilgili tüm STK'ler davet edildi. Hatta bir liste yayınlandı; kendilerini bilgi ve iletişim teknolojileriyle, bilgi toplumuyla ilgili görenler taleplerini iletsin denildi. Büyük belediyenin; orta büyüklükte bir şehir olması nedeniyle Çorum Belediyesi'nin bir de merkez ilçe olması dolayısıyla Yenimahalle Belediyesi'nin temsilcisini Danışma Kurulu'na davet ettik.

Danışma Kurulu ve Dönüşüm Liderleri Kurulu çalışmalarını nasıl sürdürüyor?
e-Dönüşüm Türkiye İcra Kurulu yeni hükümet döneminde 21 Ekim 2007 tarihinde toplandı. Bu toplantıda ağırlıklı olarak şu ana kadar ne yapıldı. Bundan sonra ne yapılması gerektiği tartışıldı.
Dönüşüm Liderleri Kurulu ise Şubat 2008'de DPT'de toplandı. Dönüşüm Liderleri Kurulu'nda da çalışma usul ve esasları belirlendi ve mutabakat sağlandı. Tüm çalışma usul ve esasları şu anda kabul edilmiş durumda. Ayrıca Dönüşüm Liderleri Kurulu'nda bilgi giriş noktalarına yönelik bir çalışma grubu oluşturuldu. Bu çalışma grubu da özellikle DPT ve TÜRKSAT'ın organizatörlüğünde çalışmalarını yürütüyor.
Danışma Kurulu da yine Şubat 2008 içerisinde toplandı. Danışma Kurulu'ndaki gündem maddesi Danışma Kurulu'na bir başkan ve başkan yardımcısı seçilmesiydi. Başkanlığa TEDER Başkanı Serhat Özeren getirildi. Başkan vekilli olarak da Mustafa Akgül (İnetD temsilcisi) seçildi. Danışma Kurulu yeni başkanıyla ve başkan vekiliyle ilk gündem maddesi olarak çalışma usul ve esaslarını görüştü. Bilahare artık kendi içersinde toplanacak. DPT olarak ilk toplantıda başkan ve başkan vekili seçilmesi ortamını hazırladık. Bundan sonra çalışmaları sivil toplum örgütleri yapacak. DPT'yi de gözlemci olarak davet ettiklerinde çalışmalarına katılacağız.
Danışma Kurulu ise kendi içerisinde gerek kamunun gerek özel sektörün gerekse de sanayi tarafının tüm sorunlarıyla ilgilenecek. Örgütlenme ile ilgilenecek. Alınması gereken kararları e-Dönüşüm İcra Kurulu'na getirecek. Dolayısıyla e-Dönüşüm İcra Kurulu asıl kurul. Diğer iki kurul ona yardımcı olmak üzere; veya özel birtakım görevleri yerine getirmek üzere oluşturuldu.
Halil İbrahim Akça, Teknoloji Bakanlığı kurulmasının gündemde oluşunun anlaşılabilir bir durum olduğunu ifade ederek, bilgi toplumuna dönüşümün koordinasyonunu başbakan ya da bakan düzeyinde yürütmenin büyük başarı getireceğini kaydetti.