GSM sektöründe değişen dağıtım kanalı yapısı

Telepati Dergisi olarak GSM sektörünün Türkiye'de neredeyse doğuşundan bu yana (1995'ten bu yana) kesintisiz yayında olmamız nedeniyle, “sektörle birlikte büyüdük” sözü yanlış olmayacaktır. Tüm doğum sancılarını, gelişme ağrılarını, lisanslamaları, bollukla geçen günleri, krizlerle gelen daralmaları, yeni doğumlar yapmasını, gençlik hataları ile kayıplara sahne olmasını, kısacası olgunlaşmasını izledik; izlemekle de kalmayıp bire bir yaşadık çoğu zaman. Sektörün gelişimiyle birlikte dağıtım kanalı yapısı da yıllar içinde yukarıdaki aşamalardan geçti. Eskiden pazar hakkında bilgi toplamak ve bunları 5-6 sayfada özetlemek mümkünken şimdi onlarca sayfamızı ayırsak yetmez oldu. Eskiden bir GSM telefon edinmenin yalnızca birkaç yolu var iken şimdi binlerce yolu var. Ancak işte tam da burada her ne kadar alınan cihazın markası öne çıksa dahi bilinçli tüketici nereden aldığına çok önem verir hale geldi. Buna yönelik olarak dağıtım kanalının yapısı da dönüşerek tüketiciye de değer katacak faktörleri içinde bulundurmaya başladı.
İşte dağıtım yapısındaki bu paralel gelişimin geçmişi, bugünü ve geleceği ile ilgili olarak, GSM dağıtım sektörünün duayenlerinden Başarı Ticaret Genel Müdürü Tunca Akkaya, KVK Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Ali Yılmaz ve dağıtım kanalının yapısının yeni yüzü olan zincir teknoloji mağazacılığının Türkiye'deki en güçlü üyesi Teknosa Genel Müdürü Mehmet Nane ile görüştük ve kendilerine şu soruları yönelttik.

GSM sektöründe dağıtım kanalı yapısı nereden nereye geldi?
Tunca Akkaya: GSM sektöründe dağıtım yapısı nereden nereye geldi diye bakmayalım. GSM pazarı bir olgunlaşma sürecine girdi diyebiliriz. Nedir olgunlaşmış pazar? Dağıtım kanalı yapısında; aylık bazda 700 bin ile 1 milyon adet arasında hareket eden bir pazardan bahsediyoruz artık. Genç nüfus, ülkenin gelişme potansiyeli gibi faktörlerle bu Pazar daha da büyüyecek. Peki, olgunlaşmış mıdır? Şöyle olgunlaşmıştır. Çünkü GSM dağıtıcı yapısı; aşağı yukarı yapı olarak ortaya çıkmıştır. Dünyadaki önemli zincir mağazaların neredeyse artık tamamı Türkiye'ye geldi. Bunlar yüzde 15-17 arasında satış yapıyor durumdalar. Gidişat içerisinde payları artacaktır diye düşünüyorum.
Gelişim sürecine bakacak olur isek; geçtiğimiz son 4-5 yıllık zaman içinde kanalın hızlı büyüyor olmasından dolayı bir distribütör enflasyonu yaşanmıştır pazarda. 2000 yılındaki distribütörlerin yanına çok sayıda distribütör eklendi 8 yıl içinde. Yeni gelen distribütörlerin büyüme planı da çoğu zaman fiyat rekabetine girme üzerine kurulu oldu. Var olan pazardan pay almak için fiyat düşürdüler. Bu süreç geçtiğimiz 2-3 yıl içinde öyle bir hale geldi ki distribütörler son derece düşük marjlarla çalışan çok karsız yapılar haline geldiler. Kaotik bir bayi yapısı ortaya çıktı. Herkes herkesin bayisi; herkes herkesten mal alıyor. Mal bulmak hiç problem değil. GSM satıcı sayısı son derece hızlı arttı. Bugün 10 bin tane satış noktasından söz edebiliriz. Fakat tek başına çalışan, dolayısıyla belli bir ödeme gücü olmayan; 10 bin bayinin yarısı aldığı telefonun parasını ödeyecek durumda değildir. Ancak satarsa ödeyebilir.
Ali Yılmaz: GSM sektörünün temel kriteri penetrasyon oranı. Her ülkede olduğu gibi sıfırdan başlayarak neredeyse yüzlere vardı ve bu noktaya varıldığında değişim yaşanmaya başlandı. Çünkü tüketicinin talebi azalmaya başladı. Penetrasyon düşük olduğu zamanlarda bir sorun yaşanmıyordu. Doyuma ulaşılmaya başlandığı dönemlerde dağıtım yapısının katma değeri aranır oldu. Bu katma değer tüketici için önemli olduğu kadar bizim için de kendimizi geliştirmemiz açısından büyük önem arz ediyor. KVK bu sayede lojistik şirketleriyle rekabet edebilecek derecede alt yapı ve bilgi birikimine sahip oldu.
KVK'nın bugün de dâhil olmak üzere sektördeki liderliğini devam ettirebilmesinde alt yapı, bilgi birikimi ve sektöre ilk giren olma gibi faktörlerin önemi çok büyük. Tabii ki operatörün desteği bu dağıtım yapısında ciddi farklılıklar yaratabiliyor. Türkiye'de operatörler cihaz işi yapmasalar bile operatörün ismini üzerinde taşımasının bayilerin üzerinde büyük etkisi bulunuyor.
Bulunduğumuz noktaya ulaşana kadar birçok yapılanmaya şahit olduk. Yaklaşık 4 sene önce satın alma kooperatifleri oluşumları yaşadık ve bu oluşumlar birkaç yapının bir araya gelerek üreticiye ulaşıp, üreticiden belli bir maliyete indirgeyerek ürünü alması ve altındaki yapılara dağıtması şeklinde gerçekleşti. Bu oluşumun 4 sene devam etmesinden sonra bugün geldiğimiz noktada distribütörün katma değerinin ciddi anlamda önemli olduğunun farkına varıldı. Biz bu süreçten geçerken kendimize baktığımızda lojistik kabiliyetimizin inanılmaz geliştiğini gördük.
Bayilerimize farklı finansman modellemesiyle ciddi bir ilişki yönetimi sunduk. Bunların haricinde servis yeteneğimizi önemle belirtmek gerekir.
İlişki yönetimi ile ilgili olarak şunlar söylenebilir; sıcak satış gerçekleşirken bayilerle olan ilişkilerinizin sağlıklı ve hızlı gerçekleşmesi gerekir. Bu ilişkiler bize ve bayilerimize artı değer sağlaması açısından önemli.
Türkiye'deki temel farklılık birçok noktanın birden fazla yüzle temsil edilmesi. Her bayinin kendine bağlı oluşu diyebiliriz. Yaklaşık 12 bin tane noktada GSM telefon satıldığını düşündüğümüz zaman idealde 12 bin insana bir anda ulaşabilecek bir yapının bulunması gerekir. Yurt dışına baktığınız zaman bu oluşumun böyle uygulanmadığını, bir yapının 300-400 satış noktasının tek bir yüzle temsil edildiğini görüyoruz.

Sektörde resmi olarak çalışmanın size getirdiği yükümlülükler, karşılaşmakta olduğunuz zorluklar nelerdir?
Tunca Akkaya: Türkiye rekabet endeksi düşük bir ülke. Bunun içindeki nedenlerden birisi; sektöre karşı alınmış aksiyonların ve üzerine yüklenen yükümlülüklerin fazlalığı: Klonlanmış telefonları engelleyen bir yasa var ve bunun bize çok faydası var. Ama bunun karşısında bir başkasının bizim telefonumuzun seri numarasını kopyalamasından dolayı müşterinin telefonunu biz değiştirmek zorunda kalabiliyoruz. Bu şikâyeti fazla tırmandırmıyoruz. Çünkü kaçağı engellediğimizden dolayı fayda daha fazla. Bir diğer sorun ise şöyle: Gümrük Müsteşarlığı, getirdiğiniz parçaları birleştirip GSM telefon yapabilirsiniz diyerek ceza keserken; diğer taraftan Sanayi Bakanlığı arızalı GSM telefon bir ay içerisinde tamir etmek zorundasınız diyor. Parçayı getireceksiniz ki tamir edeceksiniz.
Devletin şöyle bir bakış açısı olması gerekir; “Bu firma yetkili servis mi? Evet”. “Yetkili servis bu parçayı bulundurmak zorunda mı? Evet”. Bundan GSM telefon yapılır sonucuna gidilmemeli. 40-50 konu şu an mahkemede. Traji-komik bir durum.
Türkiye'de Tüketici Koruma Kanunu o kadar ağırdır ki; üreticiler neden garanti masrafları Fransa'dan, Almanya'dan pahalı diye bakmaya başladılar. Örneğin; Sanayi Bakanlığı'nın 7 yıl ömür biçtiği bir ürün için, 2 senesi gitmiş 5 senesi kalmış ise belli oranda fiyat düşerek iade etme olanağı verilmiyor.
Bütün bunlar Türkiye'de ürün fiyatlarına yansıyor. Vergilerin yüksekliği konusunda zaten dünyada açık ara birinci durumdayız. Telekomünikasyonun bir bilgi çağı enstrümanı olduğuna inanmamışız. Bunu lüzumsuz sık değiştirilen bir enstrüman olarak görmüşüz.
Bütün bu olumsuzlukların nedeni Türkiye'de kayıt dışı ve yüksek vergilerdir. Kaçağın nedeni de yüksek vergilerdir diyebiliriz.
Resmi çalışmak Türkiye'de güçtür. Çünkü bir bakış açısı değişikliğine ihtiyaç vardır. Sanayi Bakanlığı'nda son dönemde yöneticilerin değişikliği sektörün önünü açmıştır. Sanayi Bakanlığı'nda piyasayı anlayan kişilerle çalışılıyor. Tüketici de korunuyor. Gümrük Müsteşarlığı ile ise konunun tartışılması lazım.
Ali Yılmaz: Bizim yükümlülüklerimiz ticari bir şirketin yükümlülükleriyle aynı, bunun dışında son kullanıcıya ürünü ulaştıran yapı olduğumuz için müteselsilen sorumluklarımız da bulunmakta. Herhangi bir markanın ürününün bozulması durumunda tüketiciye ürünü biz sunduğumuz için bu konuda bizi de sorumlu tutabiliyor. KVK olarak geri adım atmıyoruz; tüketiciye kaliteli hizmeti sunmak için büyük derecede çaba sarf ediyoruz ve bu çabalar yeteneklerimizin gelişmesine olanak sağlıyor.
Bizim katma değerimiz; ürünün Türkiye'ye getirilip kanala dağıtılıp, satış sonrası servis hizmetinin verilmesiyle ilgili bir süreç.
Mehmet Nane: 2000 yılına dek teknoloji ürünlerini tek çatı altında toplayan geniş bir perakende zinciri yoktu. Pazarın sahip olduğu potansiyeli değerlendirerek sektöre dünya standartlarında hizmet kalitesini getiren, sektörün gelişmesine öncülük eden biz olduk. Faaliyete başladığımız yıllarda sektörde teknolojiden ve perakendecilikten anlayan nitelikli işgücü yoktu. Teknosa Akademi'yi kurarak sektöre nitelikli işgücü yetiştirmeye başladık. Bu noktada Teknosa'nın sektör için bir okul olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bugün sektörde faaliyet gösteren diğer perakendecilerin de insan kaynaklarına yatırım yapmaları gerektiğini düşünüyorum.
Teknosa olarak Türkiye'nin dört bir yanına en yeni teknolojik ürünleri ve teknoloji perakendeciliğinde yeni hizmetleri götürüyoruz. Sunduğumuz hizmetlerle sektörün en yenilikçi şirketiyiz. Tüketicileri teknoloji konusunda bilgilendirme gibi bir sorumluluğumuz bulunuyor. Kurumsallığımız, bilimsel perakendecilik anlayışımız, dünya standartlarında hizmet kalitemiz, Teknosa Cep ve Teknosa Planet gibi farklı tasarım ve içerikteki mağazalarımızla, yatırımcılara örnek oluyoruz. En önemli sorumluluğumuz ise, teknoloji perakendeciliği sektörünün lideri olarak sektörün gelişimine öncülük etmek.

Distribütörler ve zincir mağazalar kardeş mi, düşman mı? Aralarındaki farklar ve müşteriye avantajları nelerdir?
Tunca Akkaya: Distribütörlerin, zincir mağazalarla kesiştiği yer yok. Zincir mağazaların üreticilerden direkt mal alma ihtimali distribütörler açısından bir tehdittir. Ama distribütörlerle, zincir mağazalar rakip değillerdir. Çünkü distribütörler son kullanıcıya satmaz. Ancak zincir mağazaların bazılarının uyguladığı politikalar distribütörlere çok büyük zararlar vermektedir. Müşteriyi çekmek için uygulanan yöntemler son derece sorgulanabilir; belki hukukidir ama etik değildir.
Biz bu bakış açısında olan yerlere mal vermiyoruz. Bizim kendi pazarlama faaliyetimiz için bizim yaptığımız yatırımın üzerinden haksız pay alanlarla çalışmıyoruz. Bu haksızlık, bu tehlike pazarın küçülmesi tehdidini beraberinde getiriyor. Oyuncuların kar marjlarının düşmesine neden oluyor.
Distribütörler, üreticilere bu mağazalara direkt mal verilmemesi için uğraşıyorlar. Çünkü haksızlık yapılıyor. Bizim pazar henüz olgunlaşmadı. Zincir mağazalar sonuçta distribütörlerin müşterileri. Türkiye'de zincir mağazalar malları çoğunlukla distribütörlerden alıyorlar, ancak çeşitli kampanyalar yapmak için de üreticilerle konuşuyorlar.
Çok değerli zincir mağazalar da var. Onlar düşük fiyatla değil, kalite ve güvenirlilik üzerinden rekabet ediyorlar. Bunlar kanalın büyümesini de sağlıyor.
Ali Yılmaz: Aynı grup içerisinde yer alan şirketlere kardeş şirket tanımlaması yapabiliriz. Bunun dışında ortak çalıştığımız şirketler bulunmakta. Bu şirketler bizim mal aldığımız üreticiler ve hizmet verdiğimiz firmalar. Örneğin Turkcell bizim ortak çalıştığımız ve hizmet verdiğimiz şirketlerden biri.
KVK olarak zincir mağazalarla da ilişkilerimiz bulunmakta ve biz zincir mağazaları da müşterimiz olarak görüyoruz. Bunlar bizim ticari ilişkiler içerisindeki değerlendirmelerimiz. Ürünün nereden alınabileceği konusunda birçok adres var ve bu adreslerden biri de biziz ama üreticiyle doğrudan çalışan yapılar da bulunmakta. Bizim münhasır distribütörlüğümüz bulunmamakta. Sürekli çalıştığımız bir yapı bulunmuyor çünkü buradaki temel ölçüt ürünü uygun bir maliyetle tedarik etmek üzerine kurulmuş durumda.
Mehmet Nane: Teknoloji perakendeciliği sektörü, beyaz eşya dâhil olmak üzere, 2006 yılında 7,5 milyar Dolar, 2007 yılında ise tahmini 10 milyar Dolara ulaştı. Bunun 2,5 milyar Dolarlık bölümü beyaz eşya, 7,5 milyar Dolarlık bölümü ise elektronik eşyadan oluşuyor. Toplam cironun yaklaşık 1,5 milyar dolarını zincir mağazalara sahip olan organize elektronik perakende mağazaları, yaklaşık 8,5 milyar dolarını klasik bayi elinde bulunduruyor. Dolayısıyla büyük bir rekabetin olduğunu söyleyebiliriz. Ancak rekabet, sektörün gelişimi, kalitenin yükselmesi için önemli bir faktör. R ekabetin, Türkiye teknoloji perakendeciliği sektörünün gelişiminde olumlu rol oynayacağına inanıyorum.
Tüketiciler ihtiyaçları olan teknoloji ürünlerini aynı noktada bulmayı tercih ediyor. Teknoloji mağazalarında farklı marka ve ürünleri karşılaştırma olanağına sahip oluyorlar. Teknosa olarak tüketicilere geniş bir ürün yelpazesi ve keyifli bir alışveriş ortamı sunuyoruz. Türkiye genelinde farklı metrekarelere ve tasarımlara sahip 230 mağazamız bulunuyor. Geniş mağaza ağımızla Türkiye'nin her yerinde, herkes için teknoloji sağlıyoruz. Satış sonrası hizmetlerimizle de müşterilerimizin beklentilerini en üst düzeyde karşılıyoruz.

Değişen karlılık yapısı nerden nereye geldi?
Tunca Akkaya: Karlılık yapısı alınan risklerle oranlanacak olursa düşüktür. Zaten bu nedenden dolayı çok fazla distribütörle çalışmak yönteminden hızla uzaklaştılar üreticiler. Çok sayıda distribütör olursa çok sayıda noktaya ulaşırım gibi bir varsayım çökmüştür. Çok distribütörlü yapı; çok sayıdaki noktaya ulaşmak için gerekli insan giderlerini karşılamayan kar yapısını garanti ediyor. Yani çok fazla insan ve rekabet içinde marjlar çok fazla iniyor. Üretici çok sayıda son kullanıcıya ulaşılmasını istiyor. Çok sayıda distribütör yapısı, mümkün olduğunca malı alıp hızlı bir biçimde satmak istiyor. Ancak bir süre sonra düşen kar marjları ürünü satma cazibesini ortadan kaldırıyor. Üreticiler bu nedenle, bunun yerine, risk alabilecek, daha çok noktaya girebilecek ve daha odaklı çalışan distribütör yapısını seçtiler. Şimdi bütün üreticilerde şu var; 1-2 distribütör veya n fazla 3 distribütörle çalışıyorlar. Bu daha iyi.
Çok küçük pazar payları pazar kazanamama sonucunu getirdi. Türkiye'de, büyük olan, hâkim olan; sadece onun kazanabileceği bir pazar koşulu oluştu. Türkiye'de şu anda iki tane büyük marka vardır. Bu iki büyük markanın dışındaki markalar birtakım distribütörlerle büyüme yolunu arıyorlar. Türkiye için çok da zor bir süreçtir ve iyi de değildir. Şu anda üreticiler distribütörlerin karlılığını nasıl artırabiliriz diye uğraşıyorlar. Çünkü distribütörlerin artık çok fazla kaybedecek bir şeyi kalmamış. Bu kadar düşük kar marjlarıyla, değişen karlılık yapısının artı yönde değişmesi için zorlandığı bir durum ortaya çıktı. Artık pazarda distribütör sayısı eksilmeye başlamıştır. Artık oyuncuların sayısı azalmaya başlamıştır.
Ali Yılmaz: Şirket olarak temel amacımız sürdürülebilir bir karlılığı yakalamak ve bu sürdürülebilirliği yakalamak için yoğun çabalarımız var. Sektörde birçok oyuncunun olması, arzın talepten fazla olması ve finansal dalgalanmalar karlılık yapısını etkileyen faktörlerden. Ama ticaret döngüsünün işleyiş sistemi bu diyebiliriz. Önemli olan ortama çok hızlı bir şekilde ayak uydurup, koşulları algılayıp ve o koşullar içerisindeki fırsatları yakalayıp değerlendirmek. Biz olayları bir finans şirketinde olduğu gibi günlük yaşıyoruz. Bizim için sabah, bir önceki gece, yurt dışı piyasaları, politik, ekonomik ve ticari kararların alınıp alınmadığı son derece önemli. Bütün bu dalgalanmaların etkilerinin neler getirip neler götüreceğini değerlendirerek hareket ediyoruz.
Mehmet Nane: Tüketici elektroniği sektöründe net karlılık oranları, perakendeciye göre değişir çünkü her perakendeci kendi hedefleri doğrultusunda yaptığı yatırımlar sonucu net karlılığını belirlemektedir. Aynı zamanda, pazardaki rekabet, hem net hem de brüt kar marjlarının belirlenmesinde en önemli etkenlerden biridir. Bu durum hem organize perakendecilerde hem de sektör genelinde aynıdır. Türkiye'de düşük fiyat olarak açıklanan fiyatların karşılaştırmasını farklı kriterler ışığında yapmak gerekmektedir. Örneğin 12 taksitli, nakliye ve montaj dâhil satılan bir ürünün fiyatı; nakit, montaj ve nakliye hariç satılan bir ürünün fiyatından yaklaşık % 20 oranında daha düşük olması olağandır.

Bayilik kavramındaki değişimler nelerdir?
Tunca Akkaya: Çok büyük bütçeler gerekiyor ama markaların kendi kimliklerini taşıyacağı mağazalar; son kullanıcıya satış noktası için de bir tercih oluşturacaktır.
Bayi kanalının olması yeni markaların veya var olan markaların güçlenmesi için gereklidir. Çünkü Türkiye'de bayi kanalı pazarın en büyük kısmını oluşturuyor. Bayi kanalını arkanıza almak çok zordur. Ama arkanıza alırsanız da işiniz bir o kadar kolaydır. Zincir mağazalarda fiyat enstrümanıyla çok hızlı bir biçimde satışlar yapılabilir, ama bayi kanalında kalıcılık daha iyi sağlanabilir. Geçmişte Ericsson ve Nokia'nın büyük pazar payına ulaşması ve bugün Samsung'un Güney Kore'den sonra Türkiye'de dünyadaki ikinci büyük pazar payına sahip olması bayi şebekesinin ürünlere inanması ve güvenmesi ile birlikte; bayilere yönelik karlılık sağlama çabalarının büyük faydası olmuştur. Bugünkü zorluklarda bayi kanalının karlılığı nasıl sağlanabilir bilmiyorum ama yapılacaktır. Başka seçeneği olmadığı için bu işi çaresizlik içinde sürdüren çoktur.
Ali Yılmaz: KVK olarak sadık bayilere sahibiz ve bu bayilerimizle ciddi çalışmalar içerisindeyiz. Son kullanıcıya ulaşmada bayilerin önemi çok büyük. Biz de bu önemin farkında olduğumuz için bayilerimize sağladığımız katma değeri maksimize etmeye çalışıyoruz ki tercih edilme potansiyelimiz daha da artsın. Yaptığımız çalışmaların iyi olduğunu, bizle çalışmaya ve bizimle birlikte yol almaya devam eden bayilerimizin olmasından da görmekteyiz. Şu anda 2000 nokta ve hitap ettiği 4500 tane mağazaya rahatlıkla ulaştığımızı söyleyebiliriz.

Operatör kampanyaları ve bu kampanyaların size etkileri nelerdir?
Tunca Akkaya: Çok enteresan bir konudur bu. Operatör kampanyalarının iki tipi var. Birincisi çok sayıda abone edinmek için yapılanlar. İkincisi de var olan aboneyi elinde tutmak için yapılanlar. Var olanları elinde tutmak için yapılanların önemi azdır. Az sayıda telefondan bahsedilir. Olabildiğince düşük fiyattan mal satılır. Çeşitli riskler vardır üreticiler ve distribütörler için. Satınalma gücü düşük kesime ulaşılarak, pazarda aylık bazda yüzde 10-15'lik bir büyüme sağlanır. Bu suni bir büyümedir. Çünkü kampanya bitiminde geri gelir. Burada satış yapılması anlamında bir fayda ama arkasında da zarar vardır. Kampanyadaki bir ürünü böyle bir kampanya döneminden sonra satamazsınız. Biraz altındaki ve biraz üstündeki fiyattaki ürünler de ya durur, ya çok yavaşlar. Böyle bir kampanyaya hiç kimse 30 bin adet için girmez. Ama bu bir tecrübedir, bu bir satış miktarıdır. Üreticiler açısından pazar kazanma işidir. Günün sonunda satış rakamları konuşulur. Yüksek rakamlar olduğu sürece operatör kampanyaları sürecektir. Bu nedendendir ki üreticiler yüksek rakamı şart koşmaktadırlar.
Birinci tipte kampanyalar ise faydalıdır ve pazarın genişlemesini sağlamaktadır.
Ali Yılmaz: Sorunların yaşandığı dönemlerde operatörlerin gerçekleştirmiş olduğu kampanyalar; son kullanıcılar ve bizler için faydalı oluyor. Sunduğunuz ürünün operatör tarafından desteklenmesi büyük etki ve fayda sağlamakta. Operatörler tüketicilerin bayilere girişlerini sağlayabilmek için çeşitli hizmetler sunmakta ve bu hizmetler son derece cazip olduğu için tüketiciler bu tür hizmetlere kayıtsız kalmamaktalar. Bu tür uygulamalar tüm sektör adına ticareti arttırıcı faaliyetler sağlamakla birlikte bizler için de büyük katma değer sağladığını söyleyebilirim.
Mehmet Nane: Sektörün gelişimine yönelik her girişimi destekliyoruz. Bunun yanı sıra Teknosa mağazalarında ve Teknosa Cep mağazalarında operatörlerin satışlarını da yapıyoruz. Dolayısıyla operatör kampanyalarının Teknosa'ya da olumlu etkisi oluyor.

Yakın ve uzun vadedeki gelişmeler neler olacaktır?
Tunca Akkaya: Çok enteresan, tepeden baktığınız zaman ben telekomünikasyon sektöründe yakın vadede bir fırsat görmüyorum. Serbestleşme açısından, yeni lisanslar açısından ve vergilerin düşmesi ve numara taşınabilirliği açısından bir fırsat görmüyorum. Çünkü böyle bir inisiyatif görmüyorum. Türk Telekom'u özelleştirdik. Niye yaptık bunu hizmetlerin kalitesi artacak ve ucuzlayacak diye. Peki, bu sağlandı mı? Alternatif servis sağlayıcılar çıkamadı ki ucuzlasın. Sanal operatörlerle ilgili bir düzenleme yapıldı mı? Yapılmadı. Ne zaman yapılacak?
Bütün bunlar yapılsa Türkiye'de telekomünikasyon sektörü büyür. Katma değeri artar. Türk Telekom'un halka arzı milli geliri büyütmez, işi büyütmek milli geliri büyütür. Türkiye'de telekomünikasyon sektörünün büyümesi için serbestleşme çok önemli. WiMax'ten tutun hızlıca, engeller neyse kırarak, serbestleşmeyi sağlamak lazım. Telekomünikasyon sektörü organize olmuş bir sektör. Sektör oyuncularına hemen ulaşılabiliyor. Bir toplantı yapın hemen gelirler, çalışma grupları oluştururlar. GSM operatörleri, üreticiler ve distribütörlerden bahsediyorum. Bu oyuncularla birlikte kamu yararına (Telekomünikasyon Kurumu'nun sorumluluğunda olan bir şeydir ve Ulaştırma Bakanı da bunu gözetmektedir) çalışmalarla Türkiye'de; sadece hizmetlerin ucuzlatılmasından bahsetmiyorum; hizmetlerin çeşitlendirilmesine olanak sağlayacak servislerin getirilmesi sağlanabilir.
Sanal operatör (Var olan alt yapıyı kullanarak yeni GSM operatörleri ortaya çıkarmak) kavramı Avrupa'da vardır ve ekonomiyi büyütür. Bu gelişmeleri rekabete açmanız lazım ki herkes hızlı hareket etsin.
Bir sene sonra Avrupa, Ortadoğu ve Balkanlar'daki ülkelerin durum haritaları çizilecektir. Türkiye'deki durumda hiçbir değişiklik yok diye geçilecektir.
Uzun vadedeki gelişmelerde; 3'üncü Nesil GSM İhalesi'nin yapılacağını düşünüyorum. WiMax dâhil olmak üzere birçok alandaki gelişmelerin hayata geçeceğini düşünüyorum. İnternet servis sağlayıcılığında da IPTV gibi bir hizmette ekonomiyi büyütecek bir potansiyel var.
Ali Yılmaz: Türkiye büyük bir coğrafya ve ben bu coğrafya üzerinde birçok yere ulaşılması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye'de yakın dönem içerisinde büyük değişikliklerin olmasını beklemiyorum. Tabii ki bu süreç hep böyle gitmeyip azalmalar, durgunluklar ve küçülmeler yaşanacaktır. Yurtdışındaki finans piyasalarının biraz durgunluğa uğramasından dolayı 2008'de dışarıdan katılımların olmasını beklemiyorum.
Mehmet Nane: Yabancı market zincirleri Türkiye pazarı ile yakından ilgileniyor. Gerek satın alma gerekse yeni yatırımlarla yabancı perakendecilerin pazara girmesiyle rekabet artıyor. Artan rekabet kaliteyi artıracak, sektörün gelişimine önayak olacaktır. Rekabetin artması kuşkusuz tüketici lehine de değişecektir. Rekabetle birlikte artan hizmet kalitesiyle, tüketiciyi baş tacı yapan uygulamalarla tüketici ön planda olacaktır. Rekabet kayıt dışı perakendeciliğin önüne geçilmesi açısından da önemlidir. Pazarın 2008 yılında ve önümüzdeki yıllarla paralel hızla büyüyeceğini öngörüyoruz.
Türkiye'de teknolojiyi yakından takip eden büyük bir genç nüfus bulunuyor. Son yıllarda bilgisayar okuryazarlığı ve İnternet kullanım oranlarında artış görülüyor. E-ticaret gelişiyor. Gelişen teknoloji ile beraber teknoloji ürünleri de yenileniyor ve pazarda bu ürünlere olan talep de büyüyor. İnsanlar artık birçok farklı teknoloji marka ve ürününü birarada görebileceği ve bütçesine, zevkine en uygun ürünü seçebileceği teknoloji perakendecilerini tercih ediyor. Tüm bu etkenler Türkiye pazarına yeni oyuncuları çekiyor. Pazara yeni oyuncular gelmeye devam edecektir. Orta vadede ise oyuncu sayısı belirli bir seviyede dengesini bulacaktır.
Teknosa olarak önümüzdeki dönemde yurt çapındaki yaygın mağaza zincirimize yeni halkalar eklemeye devam edeceğiz. “Herkes için Teknoloji” felsefemizle hareket ederek Teknosa mağazası bulunmayan illerde mağaza açmanın yanı sıra bulunduğumuz illerde de mağazalarımızı artıracağız. Farklı bir tasarım ve içeriğe sahip Teknosa Cep mağazalarını, Türkiye'nin dört bir yanında açmayı planlıyoruz. Gelişen teknolojiyle beraber yenilenen ürünleri tüketicilerle buluşturmayı sürdürüyoruz.