Başar Tunçel

btuncel@altera.gen.tr


Bay Meraklı

Birisi şu “PR”cılara yazı yazmayı öğretebilir mi?

Medyanın beslendiği başlıca haber kaynaklarından biri de basın bültenleri. Basın bültenleri ya şirketin bünyesindeki halkla ilişkiler bölümleri tarafından, ya da bu şirketlerin profesyonel iş ortaklarınca gönderiliyor. İngilizce ‘PR-Public Relations', yani dilimizde ‘Hİ-Halkla İlişkiler' olarak tanımlanmış bu dala kısaca PR (pi ar) der olduk. Bu PR bölümlerinin veya firmalarının pek çok görevi var ama; belki de en önemli görevleri, temsil ettikleri firmanın ürünleri ve hizmetleri hakkında basılı yayın organlarında “haber” yayımlanmasını sağlamak. Bu o kadar önem kazanmış durumda ki, büyük bir GSM telefon üreticisi Türkiye pazarına girerken reklam bütçesini şu şekilde yapılandırmıştı: “Bir PR şirketi tutarız, bu firma bizim haberlerimizi yayımlatır, böylece reklam bütçesi ayırmadan tanıtımımızı yapmış oluruz.” Oh, ne güzel... diyerek başlayıp ve bu “bindiği dalı kesme” mantığını yerden yere vurmak var tabi şimdi, ama ben konudan sapmadan şu PR'cılara dönmek istiyorum.

Kirli çamaşır sepeti
Öyle basın bültenleri geliyor ki elimize, kim yazıyor diye merak edip tanışma isteği duyuyorum. Yazı işlerindeki elemanların pek çoğu, bu tarz basın bültenleri geldiğinde işi gücü bırakıp gelen yazıları tekrar derlemekle, dahası bir “haber değeri” yaratmakla uğraşıyorlar. Bu iş bu kadar ucuz olmamalı. Bir firma bir ürün getiriyor ve bu ürünle ilgili bir haber yayımlanmasını istiyorsa, en azından dişe dokunur bir haber değeri yaratmak zorunda. Pek çok sözde basın, bültenlerini hiçbir düzenlemeye tabi tutmadan kullandığınızda, okuyacak hiçbir şey olmadığını görebilirsiniz. Biraz laf salatası, alışılageldik birkaç kalıp fiil, biraz “uzun cümle”yi aynı paragrafa dolduran herkes, basın bülteni yazabilir. Örneğin Goya diye bir araba markası, Kayo diye bir model çıkarmış olsun. Şöyle bir bülten geliyor: “Goya, yeni modeli Kayo ile sofistike bir zevk anlayışı, performans ve güvenliği birarada sunmayı hedefliyor. Otomotiv sektörüne yön veren yatırımlarıyla 915 milyon Dolar ciroya ulaşan Goya, Kayo ile fark yaratmaya devam ediyor.” Hedeflemek, sektöre yön vermek, fark yaratmak... Böyle bir sözlük oluşturulmuş sanki. Herkes sektör lideri, herkes fark yaratıyor, herkes hedeflerine emin adımlarla koşuyor... Hele de bu hedefler ciro hedefleri olduğu zaman, durum daha komik bir hale geliyor. Bu kadar göreceli kavramları üst üste tıkıştırdığınız zaman oluşan şeye laf salatası diyerek, “salata” kavramına hakaret de etmemek gerek. Bu daha çok kirli çamaşır sepeti gibi görünüyor.

Teknik yetersizlik
Bir de bu konu var... PR ajansında basın bültenini yazan kişilerin, en azından tanıttıkları cihazın öne çıkan farklı özelliklerini “anlayarak” yazmaları gerekli. Aksi halde, bilgiler “yalan yanlış” aktarılabiliyor. Bakın bir projektör basın bülteninden gerçek bir örnek: “Cihazda bulunan 2x zoom sayesinde çok geniş alanlarda rahat kullanım imkanı tanıyan MODEL; kolay ve pratik montaj, yatay ve dikey lens shift ile oldukça kullanışlı. Cihazlar LAN girişi sayesinde merkezi bir noktadan da kontrol edilebilme kolaylığına sahip. Projektörün üzerinde bulunan giriş ve çıkışlar sayesinde birçok görüntü kaynağına bağlanılabiliyor.”
Gördüğünüz gibi yukarıda benim uydurduğum Goya markası basın bülteni, bunun yanında düzgün kalıyor. Bundan ne anladınız? Mesela çok geniş alanlarda rahat kullanım ne demek? Açıkhava sinemasında, kucağıma yerleştirip kullanabilir miyim mesela? Kolay ve pratik montaj nedir, klipsli düdüklü tencere kapakları gibi tavana asabilir miyim? Yatay ve dikey lens shift nedir, neden “oldukça” kullanışlı? Eh, diyagonal shift olmadığı için çok kullanışlı değil midir? Shift nedir? Açtım sözlüğe baktım, vardiya, vites gibi anlamları var... Merkezi bir noktadan kontrol üzerine ise kitap yazılır... LAN ne, onu da bilmiyorum, “bana niye bunu gönderiyorsunuz LAN!” mı demeliyim mesela?

Çözüm önerim
Şirketlerde, ürün müdürü vasfıyla bulunan kişiler vardır. Basın bülteni yazan arkadaşlar öncelikle bir basın bültenine her şeyi tıkıştıracaklarına, ürün müdürlerinden cihazların konumlandırmasıyla ilgili bilgi alıp, bunu vurgularlarsa daha iyi olur. Böylece bir ürünle ilgili birden fazla basın bülteni de gönderilebilir. Örneğin sözkonusu projektör, ortam ışığına göre kendi gücünü ayarlıyormuş. Karanlıkta gözünüzü almıyor, aydınlıkta da rahat görmenizi sağlıyor... Bu kadar basit, haber değeri de var. Başka bir yerde cihazın ağ bağlantısıyla kullanımından ve bunun faydalarından bahsedilir. LAN girişinden merkezi yönetim derseniz, kimse bir şey anlamaz.
Ama her şeyden önemlisi, yazan arkadaşların “ben bunu okumak ister miyim?” sorusuna olumlu cevap vermesidir. Aksi halde kimsenin, kendi okumak istemeyeceği bir yazıyı başkasına dayatmaya hakkı yok...