Bora TEKİN


 

Sivrisinek

Geleceğin meslekleri

Bir süredir, yaptığımız görüşmelerde veya katıldığımız toplantılarda gençler ile birlikte oluyoruz. Çoğu üniversite mezunu veya yakın zamanda mezun olacak bu arkadaşlarda gözlemlediğim belki de tek ortak nokta gelecek kaygısı. Aslında bu kaygı, benim gibi orta yaşta olanların hissettikleri gelecek kaygısından biraz farklı. Bizler daha çok çocuklarımız ve ülkemiz adına kaygılanırken genç arkadaşlar kendi gelecekleri hakkında kaygı duyuyorlar. Daha (bencil demeyeceğim) “ben”e yönelik bir kaygı bu. Ülkenin hatta dünyanın nereye gittiğinden ziyade, “ben ne yapacağım” diye düşünüyorlar. Düzendeki çarpıklıkları fark etmiş, dünyayı değiştirmeye soyunan bir yaklaşım yerine, “ben bu düzen içinde nasıl var olurum”, hatta “ben bu düzen içinde nasıl zengin olurum” yaklaşımı var genelde. İş yaşamına yeni atılan veya önümüzdeki birkaç yıl içinde atılacak olan ve aralarından on – onbeş yıl sonrasının yöneticilerini çıkaracak olan bu nesle, genel olarak “Y Kuşağı” adı veriliyor. Y Kuşağı gençleri, pozisyona, statüye ve her şeyden önemlisi paraya önem veriyor ancak, bence önceki nesillerden farklı olarak istediklerine çok fazla çaba harcamadan ulaşmak istiyorlar.
Aslında, dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu konjonktürde çok şaşırtıcı değil bu beklenti. 1980 sonrasının değişen ve kapitalist düzene ayak uyduran Türkiye'sinde büyüyen, 1990'lı yıllardaki ekonomik patlamanın da etkisi ve gazı ile nispeten iyi para kazanan ve “kaliteli” bir yaşam süren bir önceki kuşak gençlerin (X Kuşağı) çocukları bunlar. Çoğu, aileleri tarafından özenle büyütülmüş, her istekleri yerine getirilmiş, her istedikleri alınmış. Doğal olarak, çaba göstererek bir şeyleri elde etmenin “zevkini” bilmiyorlar. Sahip oldukları bu durumu (ayrıcalık da diyebiliriz) sürdürebilmek için, bir an önce yükselmek ve çok para kazanmak istiyorlar.
Bu arkadaşların çok sık sordukları bir soru var: “Hangi mesleği seçmeliyim?” Ben de, engin bilgi ve deneyimlerime dayanarak bu soruyu olabildiğince yanıtlamaya çalışıyorum. Dergimizi okuyan ve yanıtlarımı birinci ağızdan duymamış olan genç arkadaşlarımızın da faydalanabilmeleri için; gelecekte yıldızı parlayacak ve dolayısı ile çok para kazandıracak meslekleri bu köşede açıklıyorum:
Gazeteci: Bildiğimiz anlamda gazetecilik bitti, artık devir “embedded” yani iliştirilmiş gazetecilerin devri. “İliştirilmiş gazeteci” kavramı aslında savaş durumunda geçerli olmasına karşın ülkemizde, “ABD'ye, AB'ye, iktidar partisine ve yandaşlarına yakın çalışan, onları destekleyen gazeteciler” olarak karşımıza çıkmakta. İliştirilmiş gazeteciler; milyonlarca Dolar transfer paraları almakta, aylık kazançları da onbinlerce Dolar'ı bulmaktadır. Üstelik entelektüel birikiminiz veya bilginiz çok önem taşımıyor, kaleminizden yağ damlaması ve şartsız bir bağlılık yeterli.
Gıda Tüccarı: Nisan ayında pirinç fiyatlarında yaşadığımız anormal yükselişin ardından, onbeş gün içinde bir koyup beş almayı başarabilmek için en gözde mesleklerden biri haline geldi. Başarıyı ve kazancı garantilemek için hükümette veya hiç değilse milletvekilleri arasında bir tanıdığınızın olması ve Toprak Mahsulleri Ofisi'nden düşük fiyat ile alım yapabilmenizi sağlaması gerekir.
Maden İşletmeciliği: Ülkemizin yer üstündeki devlete ait tüm işletmelerinin “çatır çatır gibi” satıldığı bir devirde, sıranın yer altına gelmemesi düşünülemezdi bile. Satılan ve satılacak tüm doğal kaynaklardan pay alabilmek için hükümette veya hiç değilse milletvekilleri arasında bir tanıdığınızın olması ve size destek çıkması gerekir.
Koç (Coach): Türkçe'de kullanılan karşılığı, vahim sonuçlara ulaşabilecek derecede çift anlamlı olsa bile, Koçluk da geleceğin yükselen meslekleri arasında. Neyin koçu olduğunuz da önemli değil, ister Yaşam Koçu olun, ister Yönetim Koçu, ister Spor Koçu. Pek çok kişi ne iş yaptığınızı bilmediği için rahatlıkla ortalıkta gezinebilir ve çok iş yapıyormuş gibi yüksek faturalar kesebilirsiniz. Koçların, devlet sektöründe görev alanlarına Danışman veya Müsteşar deniliyor. Devlet büyüklerimize koçluk yapmak istiyorsanız, hükümette veya hiç değilse milletvekilleri arasında bir tanıdığınızın olması ve size aracılık yapması gerekir.
Sapık: Her ne kadar direkt olarak bir meslek olarak sayılmasa da, son zamanlarda çok gözde olan bir etkinlik. Etki alanı yalnızca Türk vatandaşları ile sınırlı olmadığı için çok yorucu olabiliyor. Aynı zamanda “eşiktekini, beşiktekini…” yaklaşımı ile bir yaş sınırı da yok. Parasal bir kazançtan ziyade “tensel” bir zevk elde ediliyor. Yakalandığı durumlarda, “komplo” olduğunu iddia edebilmek için hükümette veya hiç değilse milletvekilleri arasında bir tanıdığınızın olması ve size arka çıkması gerekiyor.
Gördüğünüz gibi sevgili gençler; Meslek seçiminde alternatifleriniz çok ancak başarılı olabilmek, hükümette veya hiç değilse milletvekilleri arasında bir tanıdığınızın olması gerekiyor. Bu nedenle, tüm bu meslekleri es geçip direkt Milletvekili olmayı seçebilirsiniz. Bu durumda daha az çaba harcayarak daha çok kazanacağınızı söyleyebilirim.
“Milletvekili olabilmek için 25 yaşından büyük olmak lazım, para kazanmak için 25 yaşına kadar beklemek istemiyorum” derseniz eğer, o zaman “babanızı veya annenizi milletvekili olmaya ikna edin” derim. Devlet büyüklerimizin çocuklarının talihlerinin hızla açıldığını, servetlerinin hızla arttığını ve kariyer basamaklarını koşarak çıktıklarını görüyoruz. Sizin neyiniz eksik onlardan…
Son söz: Ne iş yaptığınız değil, kimleri tanıdığınız önemlidir.