Numan AYDINOĞLU

@ktör

İyi İnsan olmak

Nedense hayatımızda böyle bir terim var: “İyi İnsan”. Bazıları ise, bu deyimi farklı iki kelime ile söyler. Onlar, “Güzel İnsan” der.
Peki, neden bizler hepimiz insan olduğumuz halde, kendimize “İyi İnsan” gibi bir sıfat takmak durumunda kalıyoruz? Neden ‘İyi İnsan' dediğimiz kişiyi takdir ile anıyor, onu her fırsatta yükseklere çıkartacak kelimeler sarfediyoruz? O iyi dediğimiz insan, bizden farklı ne yapıyor da iyi oluyor? Ya da, biz neyi yapamıyoruz veya yapmıyoruz da iyi olamıyoruz?
Oysa hepimiz aynı şekilde dünyaya geliyoruz, Aynı dünyayı paylaşıyoruz. Aynı havayı soluyor, aynı yağmurda ıslanıyor, aynı güneşte kuruyoruz.
Şimdi tüm bu soru ve cevapları okurken, eminim aklınızdan geçirdiğiniz ve hatta üzerinde ısrarla durduğunuz iki önemli duyguya kabahat buluyorsunuzdur. Suçlu bellidir; ihtiras yani hırslarınız ve bunun doğurduğu kıskanma duygunuz. Suçlu bellidir değil mi? Sizin hiç kabahatiniz yoktur. Oysa dikkatle baktığınızda; iyi dediğiniz insanın, bu iki duyguyu kontrol altına aldığını ve bu duygularının kendisini esaretine alıp yönetemediğini görürsünüz.
İşte böyle biri varmış bir zamanlar. Sezuan'da, adına Shen Te denilen. 13 Nisan Cuma akşamı tanıştım kendisi ile. Gerçi tanıştım demek yanlış, ben onu tanıdım ama, o benim varlığımı bilmez. Ayrıca sadece onla değil, tüm Sezuan halkı ve onların tanrıları ile tanıştım aynı gece. Boğaziçi Üniversitesi Öğrencileri Tiyatro ekibi öğrencileri tanıştırdı bizi. Dedim ya, tek taraflı tanışma idi. Ancak, içeriği mesaj dolu bir tanışma oldu. Gören gözler, işiten kulaklar için çok şeyler gösterdiler, çok şeyler söylediler.
Böylesine içerikli, böylesine eğitici mesajlar dolu bir oyunu sahneye koyarak bize ulaştıran bu gençliğin önünde saygı ile eğilmekten başka yapacak hiç bir şey gelmiyor elimden.
Genzine sahne tozu, kulağına alkışların ahengi kaçmış bir ağabeyleri (Bazıları amca diyor ama olsun, ağızlarına yakışıyor) olarak muhteşem bir gece geçirdim aralarında.
Bu tür oyunları sahnelemek çok kolay değildir. Kalabalık bir ekibin sahne trafiğini yönetmek ve bunu da profesyonellere taş çıkartacak şekilde başarmak bence alkıştan ötesini hak ediyor. Muhteşem bir oyuncu seçimi ve rol dağılımı yapılmış. Oyuncular ve roller bu kadar mı güzel eşleşebilir, ben pes dedim. Aralarından birinin öne çıkartılarak hakkında bir iki kelime söylenmesi emin olun diğerleri için son derece ciddi bir haksızlık olur. Bunu neden mi söylüyorum? Şunun için: Bu tür; ekibin kalabalık olduğu oyunlarda, sahnede bir kaç saniye ve bir kaç replik ile rol alan oyuncuların işi uzun rolleri olanlardan çok daha zordur. Çünkü o oyuncular, o kısacık zaman dilimi içerisinde iki saati aşan oyun sonrasında seyircilerin aklına yer ediyorlar. İşte bu nedenle bu oyunda kısa replikli oyuncular dahil olmak üzere, her bir oyuncu seyirciyi esir aldı ve etkiledi derken, hiç bir abartı kullanmıyorum. Sadece oyuncular mı? Değil tabi ki. Hemen yanlarında muhteşem armonileri ile onlara eşlik eden ve bu güne kadar dinlediğim bir çok profesyonel müzik grubuna taş çıkartacak kadar başarılı olan bir müzik grubu. Oyuncular, müzik ekibi perkusayondaki kızımız hangi ritmi vurduysa tüm ekip o ritmi yansıttı. Emin olun biz de seyirci koltuklarında aynı ritme uyduk.
Sonuç olarak bu gençler, Cuma günü akşamı bize yazımın başında konu ettiğim “İYİ İNSAN” kavramına ait verilmesi gereken ne mesaj varsa hepsini verdiler. Eminim böylesine bir mesajı vermek üzere yola çıkan tüm ekip de, birbirinden iyi insanlardan oluşuyordur.
Onlar sadece iyi insan olmakla yetinmiyorlar, yoğun ders programları arasında böylesine anlamlı bir mesajı paylaşmak adına ellerini taşın altına koyuyorlar.
Böylece daha da iyi oluyorlar.
Görünen o ki; gençler, iyi oluyorlar ve daha iyi için mücadele ediyorlar.
Ne mutlu onlara ve onlardaki bu kıvılcımı ateşleyenlere.
Elinize ve yüreğinize sağlık. Hiç durmayın.
Hepinize saygılarımı ve sevgilerimi gönderiyorum.