Kenan CAVNAR

 

Danışmanın dediği

Empowerment (Çalışanı Güçlendirme)

Hızlı bir değişimin yaşandığı günümüzde değişimle birlikte yönetim anlayışı da farklılaşmaktadır. Bu değişime ayak uydurmaya çalışan şirketler sürdürülebilir rekabetin organizasyon gelişimi projeleriyle desteklenmesi gerektiğinin de farkına vardılar. Bu sebeple başta İnsan Kaynakları olmak üzere tüm fonksiyonlarda detaylara özen gösterip; fark yaratan katma değerli çözümler sunarak çalışanların bakış açılarını geliştirmeyi amaçlamaktalar.
Empowerment (Çalışan Güçlendirme) kavramının genel tamımı; yöneticilerin kendi süreçlerinde söz sahibi olması, şirketin değerleri ile kendi değerlerini anlamlı bulmaları kısaca kendilerini yetkin görmeleridir. Yöneticilerin iş sonuçlarını olumlu yönde etkilediklerini görmeleri (şirket hedeflerine olan etkileri) ve bunları yapmak için kendilerini motive ve yeterli hissetmeleri Çalışan Güçlendirme bakış açısının en temel noktasıdır. Zira gerekli yetkilendirme tanımları yapıldığında, yöneticilerin kararlara katılımları sağlandığında ve sonuçlara yönelik ödül verildiğinde güçlendirme doğrudan ortaya çıkmaktadır.
Çalışan Güçlendirme şirket içerisindeki ortak bir duyguyu ifade eder ve buradaki temel nokta, işi yapan kişiyi işin sahibi haline getirmektir. Yani şirketin faaliyetleri ile doğrudan ilgilenme, daha fazla kararlara katılma ve kurumun performansını arttırma için sorumluluk veren bir anlayıştır. Bu anlayışta yalnızca kişinin güçlenmesi değil, birlikte çalışma yolu ile gücün arttırılması, geliştirilmesi ve yapılandırılması hedeflenir. Bugün işletmelerin temel sorunları olan yardımlaşma, paylaşma, yetiştirme ve ekip çalışmalarındaki aksaklıklar ‘Çalışan Güçlendirme' programları ile tamamlanabilir.
‘Çalışan Güçlendirme'de önemli olan bir başka nokta da; çalışanlara her türlü yetki ve özellikle kaynakları etkili kullanma hakkının verilmiş olmasıdır. Derbi maçını birlikte izleyebilmek için arkadaşım bizi evine davet etmişti. Herkes tuttuğu takımın formalarını giymiş, kuru yemişler hazırlanmış, çocuklar dahil herkes maçın havasına girmişti. Maç saati yaklaşınca Digitürk kanalını açtık fakat ekranda ödenmeyen borçtan dolayı hizmeti alamayacağımız yazıyordu. Arkadaşım ya nasıl olur, ne yapacağız derken ilgili şirketin çağrı merkezini aradı. Çağrı merkezindeki görevli arkadaş konuyu doğruladı. Ödemeyi geciktirdiğini fark eden arkadaşım, kendi durumunu aktarınca görevli borcunuzu yarın öder misiniz diye sordu? Arkadaşım da biraz hayret biraz da sevinmiş şeklide, “tabi ki öderim deyince”, servisin hemen açılacağı söylendi. Gerçekten de birkaç dakika sonra biz maçı izlemeye başladık. Maç sonunda arkadaşım, “yöneticilerini tanıyorum, beni rezil olmaktan kurtaran kişiye teşekkür edeceğim” dedi. Ertesi gün telefonum çaldı. Bana kişinin yöneticisiyle konuştuğunu, ancak bu durumun çağrı merkezi görevlisinin o anki sorunu çözme başarısı olmadığını; benzer sorunla karşılaşıldığında, müşterinin sorununun bu şekilde çözülmesini kendilerine hak olarak verdiklerini söyledi.
Şirketi, çağrı merkezi görevlisine müşterinin hizmetten tatminini sağlama konusunda gerektiğinde kullanmak üzere bireysel olarak böyle bir hak tanımıştı. Bu anlayış kişilerin yaratıcılığını ve enerjilerini ortaya çıkarması açısından önem arz etmektedir. İş hayatında karşılaşılan sorunlarla baş etmede çalışanlara düşünme, hissetme, sezme ve algılama olmak üzere farklı usulleri kazandırmaktadır.
Çalışanlara yapabileceklerinin en iyisini yapmaları için gerekli ortamı hazırlayan ve gerekli görüldüğünde kendi yollarında ilerlemelerinin önünü açan bu program, başta yöneticilerin yönetsel ve iş süreçleri bazındaki becerilerinin arzu edilen seviyelere ulaşması için genel bir anlayışla geliştirilmesi ve sahiplenmesi gereken bir yöntem olarak değerlendirilmelidir.
Kurulduğu günden bu yana, başta sevgili Merih ve Demet kendi sektörlerinde ve kendi ekipleriyle birlikte her türlü güçlüğe rağmen, bu türden başarılı uygulamaları yaşamayı ve yaşatmayı başardılar. İşte bu nedenledir ki, 200.üncü sayıya ulaşmanın haklı sevincini yaşıyorlar. Yaşıyoruz.
Bu vesileyle, önce kendilerine ve ekiplerine sonra da köşelerinde birbirinden değerli yazılar yazan köşe yazarı arkadaşlarıma teşekkür ederim.
Birlikte 300.üncü sayılara ulaşmak dileğiyle.
Sevgiyle kalın...