Hedef 2023

Baykan Çallı

“Hedef 2023”, Devletimizin 2023 için çizdiği, “Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023'te ülkemizin olması gereken yer ve hedeflerle ilgili kamu üst bürokrasisine, STK'lere ve kamuoyuna yönelik Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah GÜL'ün himayelerinde gerçekleştirilmekte olan çok boyutlu stratejik özel bir eğitim ve etkileşim projesidir. Hedef ; kurumlarımız ve vatandaşlarımızın katılımı ile ülke sathında uygulamaya yansıyabilecek bir gelecek hedefi çalışması başlatmak, yerel ve kurumsal inisiyatiflerin harekete geçmesini teşvik etmek ve insan kaynağına dayalı kalkınma modelimizin gelişimine katkıda bulunmaktır.” Şeklinde tanımlanan Vizyon 2023 için kurum ve kuruluşlar yeni hedefler belirleyerek , bu hedeflere ulaşmak üzere hareket etmektedirler. 
Dergimizin 200'üncü sayısına özel gerçekleştirdiğimiz ‘Hedef 2023' dosya çalışmamız ile ülkemizin güzide şirketlerinin bu doğrultuda yer alan hedeflerini ve hazırlıklarını siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Arena Bilgisayar Kurucusu ve Genel Müdürü İzi Kohen: “Türkiye'nin bilişim ile kalkınabileceği hedefine gönülden inanıyoruz”
Cumhuriyetin 100. yılındaki Türkiye hedefi son 10 yıldır sıklıkla konuşulur bir konu haline geldi. ‘Vizyon' dediğimiz kavram, kişilerin ve kurumların hayal güçlerini kullanarak ülkenin belli bir süreç sonunda ulaşacağı noktaya dair oluşturduğu hedefler bütününü ifade eder.
Arena olarak bizim 2023 yılına ilişkin hayalimiz, ülkemizin sadece Ortadoğu'da değil çok daha geniş bir coğrafyada, insan mutluluğuna son derece önem veren lider bir ülke konumuna gelmesidir.
Bu kapsamda atılacak önemli adımların başında, yabancı dil öğrenimini yaygınlaştırma seferberliğinin gelmesi gerektiğini düşünüyoruz. Maalesef Türkiye hala yabancı dil ve özellikle de İngilizce bilgisi konusunda oldukça yetersiz ve bu durum dünyadaki her konuda içeriğin ülkemizde sağlıklı bir biçimde takip edilmesinin önünde ciddi bir engel teşkil ediyor. Cumhuriyetin 100. yılı itibariyle artık hem Türkçeyi hem de en az bir yabancı dili çok iyi konuşan bir kuşağı yetiştirebilmiş olmamız gerekiyor.
İkinci önemli nokta ise bilişim. Geleceği şekillendirecek bir hedefte bugün bilişimin rolünü göz ardı etmek mümkün değil. Biz Arena Bilgisayar olarak, Türkiye'nin bilişim ile kalkınabileceği hedefine gönülden inanıyoruz. Ülkemizde bilişim kullanımı son yıllarda artmış olsa da, toplam nüfusa oranladığımızda halen gelişmiş ülkelerin gerisinde kalıyoruz.
Şu anda Türkiye'de yaklaşık olarak yılda 3,5 milyon bilgisayar satışı gerçekleşiyor. 2023 yılı itibariyle bilgisayar veya benzer bir bilişim ürünün tüm evlere girmiş olacağını düşünüyoruz. Aynı şekilde, ilköğretimden itibaren tüm okullarda bilişimin çok daha aktif kullanılacağına inanıyoruz. Bu noktada bizim gibi şirketlere düşen görev, bu ürünlerle ilgili toplumda bilinirlik oluşturmak ve bu ürünlerin kullanımını geniş kitlelere yaymaktır. Yani bilişim ürünlerinin toplumun her türlü sosyoekonomik seviyesindeki gençler tarafından kullanılır hale gelmesini sağlamaktır.
2023 hedefine eklenecek en önemli konulardan bir diğeri ise, Türkiye'nin yazılım konusunda ciddi bir seferberlik başlatması olacaktır. Türkiye'nin bu noktadan sonra donanım üretmesi ve dünya pazarında bir yere sahip olması çok kolay gözükmüyor; dünya çapında bu noktada roller ve aktörler belli olmuş durumda. Bizim yapmamız gereken yazılım ve servis konusunda Türkiye'nin, belki de dünyanın önemli ülkelerinden biri haline gelmesine katkı sağlamaktır. Şu anda toplam bilişim pazarının yaklaşık yüzde 65-70'ini donanım ürünleri oluşturuyor. 2023 yılında yazılım ve servisin toplam bilişim pazarının yüzde 60-70'lik kısmını oluşturacak konuma gelebilmesi gerekmektedir.
Bu iki önemli bilişim kalemi, Türkiye'nin önümüzdeki 10 yıldaki en önemli ihracat kalemlerinin başında gelmeli ve bizler de bu hedef doğrultusunda ilerlemeliyiz.

Avaya Türkiye, Mısır, Libya Bölge Direktörü Sinan Dumlu: “Avaya Türkiye ofisinin 2023 hedefi; Türkiye'de küresel pazar paylarının üzerinde sonuçlar almak ve bölgesel merkez durumunu güçlendirmektir.”
Kökenleri Alexander Graham Bell'in kurduğu AT&T'ye dayanan Avaya, Aralık 2009'da Nortel'in kurumsal çözümler bölümünü satın alarak haberleşme ekipmanları ve çağrı merkezi üreticileri arasında lider pozisyonunu güçlendirmiştir. Yaklaşık 18,000 çalışanı ile Avaya, veri haberleşmesi ürünleri ve telefon santrallerinden başlamak üzere; tümleşik haberleşme (unified communications), video konferans ve çağrı merkezi uygulamalarına (IVR, CTI, dış arama, raporlama, ses kayıt, WFO) kadar geniş bir alanda çözümler üretmektedir. Kökenleri itibarı ile teknolojideki çeşitli kırılma noktalarını gören, başarı ile geçen ve liderlik eden Avaya, 2000 yılındaki kuruluşu ile de genç ve dinamik bir bünyeye sahiptir. Avaya'nin 2023 hedefi dinamik, lider şirket pozisyonunu korumak ve faaliyet gösterdiği her alanda pazar lideri olmaktır. Avaya Türkiye ofisinin 2023 hedefi ise, Türkiye'de küresel pazar paylarının üzerinde sonuçlar almak ve bölgesel merkez durumunu güçlendirmektir.
Telekom dünyasında teknolojiler dalgalar halinde gelmektedir. 1993'lerde ağ dünyasının en popüler ve zor alanı yapısal kablolama sistemleri iken, bunu geniş alan ağı WAN'da noktadan noktaya hatlardan, X.25 , Frame Relay, ATM, MPLS , xDSL ve metro optik şebekelere geçiş , LAN'de token ring ve ethernet hub'lardan, önce ATM, sonra ise gigabit ethernet anahtarlara, telsiz şebekelerde ise DECT'den WLAN ve 3.Nesil (3N) + şebekelere geçiş izlemiştir. Teknolojideki değişikliklere rağmen hızın (bant genişliğinin) artması, IP üzerinden yakınsama (ses, veri ve video'nun birleşmesi) ve servis kalitesini sağlamaya yönelik özellikler değişmeyen gelişme noktaları olmuştur.

Avaya, “Collaborative Cloud” küçük, orta ve büyük olmak üzere her kesimden müşteri hedefliyor
Son dönemin popüler konusu ‘Bulut Bilişim' de bu açıdan farklı değildir. Avaya, bir süredir çözümlerini bulut temelli kurulumlara göre de sağlamaktadır. Avaya “Collaborative Cloud” küçük, orta ve büyük olmak üzere her kesimden müşteri hedeflenmektedir. Bu basit ve ölçeklenebilir çerçevenin amacı, kurumların ve Avaya iş ortaklarının bulut bilişim içindeki haberleşeme ve iş birlikteliği çözümlerini kullanmalarını, kurmalarını, sunmalarını, geliştirmelerini ve birlikte iş yapış şekillerini değiştirmelerini sağlamaktır. Avaya ‘Collaborative Cloud' benzerlerinden, operasyon maliyetlerini düşüren, hızlı, girişimsel, yenilikçilik ve rekabet yeteneğini arttıran yapısı ile ayrılmaktadır. Avaya ‘Collaborative Cloud', bu avantajları sağlamak için iki ilkeye dayanmaktadır: Seçilebilirlik ve Genişletilebilirlik. Son yıllarda a kıllı haberleşme t eknolojileri ç özümlerinde SIP (Session Initiation Protocol-Çağrı Başlatma Protokolü) teknolojisi öne çıkmaya başlamıştır. SIP teknolojisi hedefi ile Avaya yeni nesil ses/video çözümlerini oturum ve içerik temelli olarak tasarlamaktadır. Bu teknoloji çok üreticili ortamlar da dahil olmak üzere çalışan verimliliğinin artırılmasının yanında, kullanıcıya sunulan işbirliği olanaklarını da genişletmektedir. Pazardaki IP telefon dönüşümünü n bir benzeri olarak yaşanacak olan SIP temelli dönüşüm ile kullanıcıya ses, video, durum bilgisi, anlık mesajlaşma ve sosyal medya ortamlarında güçlü kontrol sağlanacaktır.
Akıllı haberleşme teknolojilerinin getirdiği en önemli avantajlardan biri olan her yerden ve her zaman esnek çalışabilme imkanı, geleceğin ofislerini de şekillendirmektedir. Tümleşik haberleşme uygulamaları, işyerimizde sahip olabildiğimiz tüm haberleşme olanaklarını, nerede olursak olalım, ayağımıza getirmektedir. Mobilite uygulamaları ofis telefonumuza ev telefonumuzdan, mobil telefonumuzdan, çoklu ortam bilgisayarımızdan ve hatta tabletimizden (iPad, Android cihazlar) yanıt vermemizi sağlamaktadır. Sanal ağ çözümleri ile uygulamalara güvenli bir şekilde uzaktan erişerek, ulaşım için harcadığımız enerjiden tasarruf ederek evden çalışma olanağımız bulunmaktadır. Video veya sesli konferans uygulamaları ile çok ofisli kurumlarda seyahat etmeden sanal toplantı ortamları oluşturmak mümkündür. Web konferans uygulamaları ile meslek içi eğitimler aynı odada toplanmadan yapılabilmektedir. Ancak bu uygulamaları kullanırken sosyal ilişkilere etkilerini dikkate almak, bir denge tutturmanın önemi de gözden kaçırılmamalıdır. Avaya'nın yaptığı analizler, esnek çalışmanın şirketlere sağladığı avantajları da şöyle belirlemiştir:
- Çalışanlar farklı gereksinimler arasında dengeyi daha kolay kurarak, doktora gitmek gibi kişisel planlar için işten daha az izin alma ihtiyacı duyuyorlar.
- Çalışanlar daha mutlular.
- Çalışanlar daha üretkenler.
- Çalıştıkları süre boyunca daha sıkı çalışıyorlar.
- İşverenlerine daha sadıklar.
- Tam zamanlı olarak ofiste/sahada bulunmayarak işverenlerine tasarruf imkanı sağlıyorlar.
Bu arada çalışanların yüzde 75'i evle iş arasında daha az seyahat edebilseler, daha fazla evden çalışabilseler ve hayatlarında daha fazla esnekliğe sahip olabilseler, ücret ve ücret dışı faydaları içeren kazanç paketlerinde bir tür kesintiyi göze alacaklarını söylemektedirler.
Bu teknolojiler ağ yapılarını giderek karmaşık hale gelmektedir. Değişen ve gelişen iş yapma şekilleri neticesinde ağ yapıları üzerinden akan trafiğin -ki artık bu ses, görüntü ve veri anlamına gelmektedir- en iyi çaba ile iletimi yetersiz kalmakta, kesintisiz gerçek zamanlı iletimi zorunlu kılmaktadır. Sunucu sanallaştırma teknolojilerinin yaygın kullanımının yansıması olarak artık daha fazla sayıda kurum, ağ yapılarının da sanallaştırılabilmesini talep etmektedir.

‘Tak Çalıştır Haberleşme' (Plug and Play Communications)
Avaya, kurumsal ağ çözümleri alanındaki hedefini ‘Tak Çalıştır Haberleşme' (Plug and Play Communications) olarak ortaya koymaktadır. Burada üç unsur öne çıkmaktadır: Her zaman çalışan, verimli ve ölçeklenebilen Switch Clustering ve SMLT Split Multilink Trunking gibi yenilikçi çözümler, aktif yedeklilik, arıza durumunda veya sistem yedeklemesi esnasında cihazlar arasında en kısa geçiş süresini sağlamakta ve her zaman çalışan yapılar kurulmasına imkan tanımaktadır.
Avaya daha basit ve verimli bir ağ ortamı ile iş uygulamalarının etkinliğini arttırarak, 20 kata kadar daha iyi performans sağlayan, kullanılan cihaz sayısını 1/3 oranında azaltan bu nedenle verimli, yüzde 50'ye kadar daha iyi toplam sahip olma maliyeti, yüzde 40 daha fazla enerji tasarrufu sağlayan ölçeklenebilen çözümler sunma iddiasındadır. Avaya ağ çözümlerine ilişkin yenilikçi yaklaşımını Avaya VENA (Virtual Enterprise Network Architecture - Sanal Kurumsal Ağ Mimarisi) olarak adlandırmaktadır. VENA ile, kurumların kendi özel bulut mimarisi yapılarını ve sanallaştırılmış veri merkezlerini oluşturmalarında kolaylık sağlayacak çözümler sunulabilmektedir. Avaya VENA ile, ağ servislerini fiziksel (coğrafi) ağ yapılarından bağımsız hale getirmek, dinamik ağ yapılarının kurulmasına olanak sağlamakta, bu da servis kalitesi kontrolünü ve ölçeklendirmeyi basitleştirmektedir.

‘Social Media Manager-Sosyal Medya Yönetimi'
Sosyal medyanın son dönemlerde en çok kullanılan araç olması, firmaların müşterilerini tanıyabilecekleri belki de en uygun ortamı sağlamıştır. Avaya'nın çağrı merkezleri için geliştirdiği ‘Social Media Manager' ürünü firmaların müşterilerini sosyal medyada takip etmesini, ne söylediğini anlamasını, müşteri sınıflandırması yaparak uygun kanallardan çağrı merkezi müşteri temsilcilerinin kendileri ile haberleşmelerini sağlar. Firmaların sadece aksiyon alınması gereken durumlara odağını sağlayarak sosyal medya izleme masraflarını azaltan bir sistemdir. Sosyal Medya trafiğinin de tıpkı ses ve diğer çoklu ortam kanallar (e-posta, kısa mesaj vb.) gibi önceliklendirilmesi, yönlendirilmesi ve raporlaması mümkündür. Ürün aynı zamanda ‘ Spam' ve sosyal medya postalarındaki ilgili derecesini anlar, konuları sınıflandırır ve eğilimleri izler.
Müşterilerimizi dinlemenin bir diğer yöntemi de Speech Analytic sistemleridir. Bu sistemler sayesinde müşterinin çağrı merkezi ile yapmış olduğu konuşmada kullandığı bütün kelime ve cümleleri analiz edip eğilimlerindeki değişiklikleri otomatik olarak belirlemek mümkündür. Bu analiz, müşteriye özel hizmetler sağlanmasına yardımcı olduğu gibi çağrı merkezindeki bazı operasyon sorunların temel sebebini bulmakta da kullanılabilir. ‘Customer Feedback' sistemleri hem ses hem de Web/e-posta kanallarını kullanarak müşterilere anket yapılmasını, bu sayede verilen hizmetin kalitesini ölçerek iyileştirilme yapılmasını sağlamaktadırlar. Avaya WFO paketi ile sağlanan Speech Anaytic ve Customer Feedback araçları müşterilerimiz arasında yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Bilkom Genel Müdürü Cömert Varlık: “ Teknoloji bugün, gerek yavaş gerek hızlı değişim içerisinde olan tüm sektörlerde rekabetçi farklılığı yaratmada ve sürdürülebilir büyümeleri sağlamada en kritik faktörlerden biri.”
Dünyanın en ağır krizlerinden birini yaşadıktan sonra küresel ekonomilerin birçoğu farklı toparlanma eğilimindeler. Rekabet ortamının çehresi hızla yapılanıyor. Bu durum birçok fırsatları ve aynı zamanda riskleri de beraberinde getiriyor.
Teknoloji bugün, gerek yavaş gerek hızlı değişim içerisinde olan tüm sektörlerde rekabetçi farklılığı yaratmada ve sürdürülebilir büyümeleri sağlamada en kritik faktörlerden biri. Teknoloji tabanlı yenilikçiliğe dayalı farklılaşma, üretim kadar servis sektörleri içinde geçerli.
Türkiye'de haberleşme ve bilişim sektörleri toplamı olarak bugün 33 milyar dolarlık bir pazardan söz ediyoruz. Cumhuriyet'in 100. yılında pazarın yaklaşık 160 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşması hedefleniyor. Uzun vadede yapılacakların temellerinin kısa ve orta dönemde planlı şekilde atılması ve uygulamada başarılı olunması gerekiyor. Uzun dönemli belirlenen hedeflere kısa ve orta vadede sağlam bir uygulama planı olmadan ulaşılması oldukça zor. Bu uygulama planları içinde olmazsa olmaz bazı hususlar var; sağlam temellere oturmuş bir iç pazar, yüksek eğitimli ve kendini sürekli yenileyen, küresel anlamda rekabetçi insan gücü, küresel anlamda yapılandırılmış satış kanalları, etkin pazarlama ve marka konumlandırma ve yapılacak çalışmaları tüm boyutlarıyla destekleyecek devlet teşvikleri bu hususlardan bazıları.
Genç nüfusu ile Türkiye'nin 2023'te çok canlı ve güçlü bir ekonomik duruşa sahip olabileceği kanısındayım. Bugün satın alma gücü değerine göre, GSMH toplamı sıralamasında ilk 20 ülke arasında geliyoruz. Bu durum iç pazar ve talebin desteklediği ve küresel anlamda rekabetçi sektörlerin oluşmasında oldukça kritik bir husus.
Yüksek eğitimli ve kendini sürekli yenileyen, küresel anlamda rekabetçi insan gücü yetişmesinde son derece rekabetçi bir eğitim sisteminin ve bu sistemde yer alan tüm paydaşlara ilkokul, ortaokul, lise ve üniversitelerimize düşen önemi anlatmama lüzum yok, bu kurumların sayısı kadar yüksek kalitede eğitim son derece önem kazanıyor.
Bu yılsonu itibarıyla 127 milyar dolar olması beklenen Türkiye ihracatının, 2023'te ise 500 milyar doları aşması hedefleniyor. Bu hususta sadece bölgesel olarak değil küresel anlamda rekabetçi olunması gerekliliğini doğuruyor. Küresel anlamda yapılandırılmış satış kanalları ve etkin pazarlama ve marka konumlandırılması hedeflere ulaşılmada oldukça önemli faktörler. Bu bağlamda Türkiye'nin jeopolitik konumlandırması son derece önemli bir rol oynayacak.
Şimdiden birçok sektör gibi bilişim sektörü de 2023'e yönelik büyüme planları yapıyor. Geçmişte bilişim sektörünün yüzde 20'lerin üzerinde büyüme gösterdiği dönemler olmasına karşılık büyüme oranlarımız senelik yüzde 9-15 arasında değişmektedir. Katma değerli hizmetleri, kanal yapıları ve eğitimli iş gücüyle tek bir hedefe kilitlendiğinde bilişim ve haberleşme sektörünün güçlü bir atak yapılabileceğine inanıyorum. Mobil teknolojileri ve İnternet'i artık bir yaşam tarzı olarak kabul eden Türkiye'nin genç ve dinamik nüfusunun bu değişimde önemli bir rol alacağı kanısındayım. Bilkom olarak biz de bu dinamikleri yakından takip ediyor ve büyüme stratejilerimizi belirliyoruz.

Teknoloji, gençlerimizi rekabetçi konuma taşıyacak
Türkiye, artık, ekonomisi ve genç nüfusuyla küresel bir güç olma yolunda ilerliyor. İleri demokrasi standartlarını ve açık toplumu desteklemek, eğitim ve sağlık gibi temel sektörlerde gerçekleştirilen dönüşümler bu gelişmenin daha da hızlanmasını sağlıyor. Kamuda ve özel sektörde verimliliğin bir aracı olan teknoloji tüm 2023 hedefini destekleyici bir unsur olarak titizlikle ele alınması gerekir. Çünkü bir gencin yetişme çağında en gelişmiş teknolojileri başarıyla kullanabilmesi, bilgiye erişmesi ve onu gerçek bir değere dönüştürebilmesi, bu gencimizi rakip ekonomilerin bireyleri karşısında kuşkusuz daha rekabetçi bir konuma taşıyacaktır. Bu nedenle Türkiye, İnternet'inden mobile kadar her alanda çok daha yüksek hızla ve teknoloji performanslarıyla yol almak zorundadır. Bugün ülke olarak fiber teknolojilerden 4.Nesil (4N)'e, bütün haberleşme alanlarında hızlı adımlar atmak gereklidir.
Türk girişimcisini, profesyonelini ve işadamını dünyadaki ağlara bağlayan altyapıların üzerinde bizlerin de bir parçası olmaktan gurur duyduğu ileri teknolojiler, zamanı ve kaynakları çok daha verimli kullanmamızı sağlıyor. Türkiye'de tek yetkili dağıtıcısı olduğumuz Apple da, yenilikçi teknolojileri itibarıyla bu resmi tamamlayan hatta teknolojiye öncülük eden bir markadır. Gerek masa üstü, gerekse taşınabilir bilgisayarları ve cihazları ile Apple bu anlamda sorunsuz çalışan ve insan ergonomisine uygun teknolojisi sayesinde okullardan evlere, şirketlerden kamu dairelerine kadar hemen her yerde insanımıza hayal ettiği çalışma ve paylaşım ortamını sağlamaktadır.

2001'den bugüne, satışlarımızda 25 kattan fazla büyüme sağladık
Bilkom, kuruluşundan bu yana kesintisiz bir şekilde Apple'ın Türkiye tek yetkili dağıtıcısı olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Aynı zamanda 3 boyutlu mimarlık programı Graphisoft'un ve dünyanın en büyük 5 yazılım firmasından biri olan Adobe'nin de temsilcisi olarak sayısal yaşamı kolaylaştıran, mobilite odaklı kendi alanlarında lider markalarımız ile son derece hızlı bir şekilde büyüyoruz. Sayısal ve mobil yaşam tarzı odaklı ürün portföyü stratejimizle 2001'den bugüne, satışlarımızda 25 kattan fazla büyüme sağladık. 2011'de yüzde 150'lerin üzerinde rekor büyüme sağladık; satışlarımız 215 milyon TL'yi aştı. Sahip olduğumuz büyüme oranlarıyla pazardan minimum 5-6 kat hızlı büyüyoruz. Gelecek senelerde de rotamız belli ve Apple, Adobe, Graphisoft gibi dünya listelerinin zirvelerinde yer alan markalarımızla büyümeye devam edeceğiz. Burada her sene düzenli olarak yaptığımız ve her sene sonunda yenilediğimiz 5 yıllık stratejik planlarımız çok önemli bir rol oynuyor. Müşteri hizmet kalitesi ve memnuniyetinin tüm boyutlarıyla esas alındığı stratejilerimiz ile ‘sayısal yaşam koçu' olarak hem tüketicilere, hem de iş dünyasının profesyonellerine markalarımızın konforunu ve keyfini yansıtarak erişmeye devam edeceğiz.

Cisco İnternet İş Çözümleri Grup Direktörü ve Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Hasanbeşeoğlu: “ Hedefimiz gerek özel sektör kurumları gerekse kamu sektörü ile işbirliği içinde çalışarak Türkiye'nin gelişmesine katkıda bulunmak.”
Türkiye gelişen bir ekonomi olarak 2023 yılında 2 trilyon dolara varan hacmiyle dünyanın 10. büyük ekonomisi olmayı hedefliyor. Bizim de hedefimiz gerek özel sektör kurumları gerekse kamu sektörü ile işbirliği içinde çalışarak Türkiye'nin gelişmesine katkıda bulunmak.
Bu anlamda çalışmalarımızı geniş bant İnternet hizmetlerinin gelişimine katkıda bulunmak ve simetrik 1Gbps geniş bant İnternet servisinin hem bütün sektörler hem de vatandaşlar nezdinde ulaşılabilir olmasını sağlamak konusunda yoğunlaştırıyoruz.
Bu amaçla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı, Cisco İnternet İş Çözümleri Grubumuzun desteği ile geniş bant İnternet hizmetlerinin 2023 yılında Türkiye'ye sağlaması beklenen sosyo-ekonomik faydaları yansıtan bir çalışma gerçekleştirdi. Bu işbirliği ulusal bir geniş bant gündeminin kapsamı, içeriği ve etkilerini belirlemek için uzman bir ekibi ve çeşitli kaynakları bir araya getirdi.
Geniş bant İnternet hizmetlerinin Türkiye'nin kalkınmasında çok önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz. Gerçekleştirdiğimiz araştırma sonucunda geniş bant hizmetinin gelişmesi ile bilişim ve haberleşme hizmetleri pazarının ciddi oranda büyüyeceğine inanıyoruz. Ayrıca bu gelişimin GSMH (Gayri Safi Milli Hasıla) artış, sektör verimliliği etkisi ve istihdam artışı üzerinde dikkat çekici artışlar yaracağını düşünüyoruz.
Ek olarak; Türkiye'nin coğrafi konumu ve gelişme potansiyeli sayesinde önümüzdeki 5 yıl içinde bölgemizde oluşacağına inandığımız, “Yeni İpek Yolu”nu merkezi olma fırsatını değerlendirebileceğine inanıyoruz. Bu ‘Sayısal İpek Yolunun' merkezi olarak Türkiye, yabancı yatırım için de çekim merkezi olacak.
Ancak Türkiye şu anda hala geniş bant teknolojilerini geniş bir ölçekte uygulayabilmek için gereken finansal, ekonomik ve sosyal bariyerlerin üstesinden gelmeye çalışıyor.
Biz de bu çalışma sonucunda ortaya çıkan “İpek Yolundan Sayısal Otobana” raporu ile uzun dönemli ulusal bir geniş bant politikası için gündem belirlemeyi ve stratejik bir anlayış geliştirmeyi amaçladık.

Arz ve talep dengesinin kurulabilmesinin çok önemli
Türkiye'de geniş banttın gelişimi için arz ve talep dengesinin kurulabilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunun yolu ise ‘Ulusal Geniş Bant Ajandasının' belirlenmesinden geçiyor. Bu anlamda kamu kuruluşları tarafından konunun ciddiyetle sahiplenilmesi, gerekli yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi ve yeni iş modellerinin geliştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu süreçte biz bakanlıklarla yaptığımız görüşmelerde devlet kurumlarının geniş bant İnternet hizmetleri konusunda sahip olduğu öngörüye şahit olduk ve çok mutluluk duyduk. Özel sektörde ise özellikle telekom servis sağlayıcıları tarafında altyapı mimarisi ve teknolojik çözümlerin hayata geçirilmesi ve ticari ve finansal modellerin geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğini düşünüyoruz.

Sayısal İpek Yolunun Türkiye'nin tam ortasından geçmesini istiyoruz
2023 yılında ‘Sayısal İpek Yolunun' Türkiye'ye teğet geçmemesini ve tam ortasından geçmesini istiyoruz. Geçtiğimiz 10 yıl içerisinde Türkiye çok başarılı bir şekilde havayolları ve enerji hatları konusunda son derece merkezi bir rol oynama başladı ve çevresindeki bölgeleri birleştirici bir etki yaparak katma değer yarattı.
Önümüzdeki 5-10 yıllık dönemde ise; bilgi otobanları, veri çiftlikleri, sanal kümelenmeler (ufak şirketlerin bir ağ üzerinde, sanki aynı şirketteymiş gibi verimli ve bütünleşik haberleşme ile çalışabilmesi), akıllı enerji ve yenilikçilik merkezleri (İçerik, yeni ürün ve hizmet üretilen üniversite, teknopark, şirketler ve girişimcilerin buluştuğu ortamlar) sayesinde, bu yeni oluşacak ipek yolunun ya tam ortasında olup artı güçümüzle katma değer yaratacağız ya da tüm bu fırsatlar bizi teğet geçerek Rusya, Polonya, BAE, Hindistan gibi ülkelerde yapılacaklar. Bizim burada en büyük dileğimiz ülke olarak; hükümet, özel şirketler ve bireyler olarak bu fırsatlara odaklanmamız ve gereken adımları herkesten önce atabilmemiz olacaktır.

D-Smart Genel Müdürü Ali Güven: “ D-Smart'ın 2023 hedefi, abonelerine en zengin sayısal yayın içeriğini mümkün olan her türlü ekrandan ve en yüksek yayın kalitesiyle sunmaktır.”
Türkiye, günümüzde küresel ekonominin önemli bir oyuncusu haline gelmiştir. Hedef 2023, Türkiye'nin tüm dünya için beğeni ve ilham kaynağı olan gelişim yolculuğunda çok önemli bir hedef noktası teşkil etmektedir. Türkiye'nin önde gelen sayısal yayın platformu D-Smart, ‘2023 Vizyonu' doğrultusunda konulan hedeflere inanmakta ve yaptığı yatırımlarla bu doğrultuda kendine düşen sorumlulukları yerine getirmektedir.
D-Smart'ın 2023 hedefi, abonelerine en zengin sayısal yayın içeriğini mümkün olan her türlü ekrandan ve en yüksek yayın kalitesiyle sunmaktır. Televizyon, İnternet ve mobil ortamlardan gerçekleştireceğimiz etkileşimli ‘Pay TV' hizmetlerimiz ile, TV ve İnternet arasında ciddi bir yakınsamayı başlattık. Bunun ilk adımını ‘D-Smart BLU' ile atmış bulunuyoruz. Donanımda yaşanan yakınsama ile birlikte, İnternet ve bilişim teknolojilerinin, tablet bilgisayarlar ve akıllı telefonlar gibi yenilikçi donanımlarda bir arada ve bütünleşmiş bir şekilde sunulduğunu görmeye başladık. Yepyeni ve birbirinden farklı mobil cihazları gündeme getiren bu gelişme, toplumsal yaşamın farklı bölümlerine seslenecek yeni teknolojilerin ortaya çıkması ile dinamizmini sürdürecektir.
D-Smart ise; abonesine sunduğu sayısal içeriklerin yanı sıra, desteklediği teknolojilerle hizmet ve teknoloji kullanımı anlamında yakınsamanın destekleyicisi olmuştur.
Örneğin, geniş bant mobil İnternet erişiminin 3.Nesil (3N) ile birlikte bir standart haline geldiğini görüyoruz ve önümüzdeki dönem için hazır olan 4N mobil erişim teknolojisi, kullanıcıya çok daha büyük bir konfor sağlayacak. Smart TV'lerin yaygınlaştığını, üç boyutlu (3B) ve yüksek çözünürlüklü (HD) yayıncılığın neredeyse yeni bir standart olmaya yöneldiğini görüyoruz. Dolayısıyla TV yayıncılığı, İnternet'le bütünleşerek yakınsamanın farklı bir boyutunu bize sunuyor. D-Smart'ın da içinde yer aldığı bu eğilimlerde gelecekte Pay TV abonelerinin yayınlarla çok daha fazla etkileşim içinde olduğunu göreceğiz. Bugün kaydet ve izle şeklinde daha ilk adımlarını yaşadığımız yeniliklerin İnternet ile birlikte farklı alanlarda kullanıcı etkileşimini hızlandıracağı kanısındayız. Bunun katılımcılıktan pazarlamaya kadar topluma yansıyan çok önemli boyutları olacaktır.

Yaşam boyu eğitim
Gelişen Türkiye'de çok önemli bir göreve sahip olan yayın kuruluşları için güçlü bir platform sunan D-Smart'ın hedefi, ülke insanının bulunduğu noktadan ve istediği herhangi bir cihazla bilgiye, eğlenceye ve habere ulaşabilmesini sağlamaktır. Kuşkusuz D-Smart yaptığı yatırımlar ile Türkiye'nin her yerinden rahatça izlenebildiği gibi bölge insanını kucaklayan yayın stratejisi ile de demokratikleşme sürecine destek vermektedir. Yerli dizilerimizi izleyen Ortadoğu insanının Türkiye'ye bakışında ciddi bir farklılık ve yumuşama yaşanırken, yüzlerce kanalla sunduğu içerikler, insanımızın yaşam boyu eğitim çabasına da ciddi bir katkıda bulunmaktadır. Bu noktada teknolojilerin daha hesaplı sunulması bu süreci hızlandırabileceği gibi üzerinde ekran olan tüm cihazlardan alınan vergilerin makul düzeylere çekilmesi özellikle eğitim ve eğlence ihtiyacı olan dar gelirli kesimin de bilgiye erişimini kolaylaştıracaktır.

İzleyicisinin beklentilerini en hızlı şekilde karşılayan marka
Sayısal yayın hizmetlerinde sektörün ilk sıralarında yer alan D-Smart, 1,7 milyonu aşkın kullanıcısına olan güveniyle izleyicisinin beklentilerini en hızlı şekilde karşılayan marka olmanın haklı gururunu yaşamaktadır. BTK raporlarına göre 5 milyon aboneden oluşan uydu Pay TV (ödemeli TV) pazarında bu yılın ilk çeyreğinde pazar payımızı yüzde 1,5 oranında artırarak yüzde 36,5'a çıkardık. 256 bin olan İnternet abonemizin sayısı her geçen gün artıyor. ‘D-Smart BLU' adını verdiğimiz hizmetle bu yıl 50 bin yeni abone bekliyoruz. Geçen yıl Pay TV pazarı ortalama yüzde 13,3 büyürken D-Smart'ın büyümesi pazar ortalamasının üzerinde (yüzde 16,6) gerçekleşti. D-Smart, kendi özel tematik kanalları; HD yayın yapan 27 kanal; Türksat'ta yayın yapan yerli ve yabancı yüzlerce uydu kanalı ve sayısal içerik hizmetleriyle her geçen gün daha fazla sayıda aboneye erişmektedir. Kuşkusuz hızlı bir büyüme temposu tutturan D-Smart'ın 2023'e uzanan vadede abone sayısıyla paralel olarak sayısal içerik ve yayıncılık hizmetlerini de geliştirmesini hedefliyoruz. ‘D-Smart BLU' bu anlamda önemli bir hizmet olarak izleyicilerimizin D-Smart alışkanlıklarını değiştirmeye başladığına tanık oluyoruz. İnternet ve klasik TV yayıncılığının buluşma noktasında abonelerimize katma değeri yüksek bir hizmet olan D-Smart BLU'yu ücretsiz sunmaktan gurur duyuyoruz.
D-Smart BLU, abonelerimiz için çok zengin ve D-Smart sayısal içeriğine ve televizyon yayın kalitesini aratmayacak formatlarda erişimin yolunu açıyor. D-Smart izleyicisi, D-Smart BLU ile kendi program izleme takvimini istediği gibi yapabiliyor; maçlardan dizilere birçok programda yaşadığı yayın kaçırma endişesinden uzak gününü istediği gibi değerlendirebiliyor. D-Smart BLU, Temmuz 2012'ye kadar mevcut D-Smart HD Plus kullanıcıları içinden, eğlence ve üstü pakete sahip olan abonelerimize sunuluyor. Paket kapsamında yer alan kanal içeriklerine sorunsuz erişme hakkı kazanan aboneler, mevcut İnternet hızlarına bağlı olarak, HD kalitesindeki yüksek çözünürlüklü filmleri ve tüm içeriği kesintisiz ve yüksek kalitede izleyebiliyor.

A.Fahri Arkan Turkcell Global Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Yardımcısı: “Önümüzdeki 10 sene boyunca çağrı merkezleri, deneyim merkezlerine dönüşecek.”
Günümüzde müşterilerden gelen otomasyon ve kullanıcı deneyimi talepleri, bunu destekleyen teknolojilerin büyümesi, Y neslinin yaşam tarzı olan mobilite ve sosyal medyadaki gelişmeler çağrı merkezlerinin gelişimini şekillendiren önemli etkenler olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle önümüzdeki 10 sene boyunca çağrı merkezlerinin artık deneyim merkezleri olup telefon çağrıları dışında kısa mesaj, sohbet (MSN, Skype), Web gibi ara yüzlerden müşterilerine hizmet vermeye başlayacağını öngörüyoruz. Ayrıca ses tanıma, konuşulanı anlama, müşteriye özel menüler, sanal müşteri temsilcileri (virtual agent), bölgesel bazlı servisler gibi ek özellikler de bahsettiğimiz kanallarda verilen hizmetlerin kalitesinin ve kapsamının gelişimini sağlayacak. Sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte, birbirleriyle haberleşme platformu bulan kullanıcıların şikayet ve isteklerinin yönetimi için sadece büyük şirketlerin dışındaki firmalar da sosyal medya takip ve yönetimine ciddi gayret harcayacak ve müşterilerine esas hizmeti bu kanallar üzerinden verecekler.
Bütünleştirmelerin yeni ara yüzler ile daha kolay yapılır hale gelmesi ile birbirinden farklı hizmetleri veren yapıların birleşmesi ve böylece tek bir noktadan birçok işin yapılabilecek olması da önümüzdeki on senede hayatımızı değiştirecek ve belki de ciddi miktarda kolaylaştıracak gelişmelerden biri olacak.
Turkcell Global Bilgi olarak çağrı merkezi uygulamaları ve bunların yönetiminde video çağrı merkezi, ses tanıma teknolojisinin kullanılması ve dünyanın en büyük ses tanıma veri tabanının oluşturulması gibi ilkleri Türkiye'de gerçekleştirdik. Bunlara ek olarak, Call Steering (Laftan Anlayan Sesli Yanıt Sitemi) ile müşterilerimizin menüler arasında kaybolmadan yapmak istedikleri işlemi sisteme doğal bir şekilde konuşarak ilerlemelerini ve çağrı merkezinde zaman kaybetmeden yapmak istedikleri işlemlerini 20 saniye içinde gerçekleştirebilmelerini sağladık. Yukarıda bahsi geçen teknolojilere daha hızlı ve tam uyum sağlayabilmek için altyapımızı, yeni teknolojilere ve onların arabirimlerine uyum sağlayacak yazılım ve donanımlarla geliştirmek üzere bir takım projelere de başlamış durumdayız.

Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de önümüzdeki dönemde kamu kurumlarının çağrı merkezleri üzerinden vatandaşlara daha etkin hizmet vereceği bir dönem yaşanacak
Çağrı merkezlerinin ülkemiz için ne derece önemli bir istihdam kaynağı olduğu devlet ve hükümet nezdinde de giderek daha iyi anlaşılıyor. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye'de de önümüzdeki dönemde kamu kurumlarının çağrı merkezleri üzerinden vatandaşlara daha etkin hizmet vereceği bir dönem yaşanacak. Dolayısıyla kamu tarafının konuyla ilgili gerekli teknolojileri desteklemesi ve çağrı merkezi sektörünün gelişiminin önünü açabilecek yasal düzenlemeler yapması gerekiyor. Özel sektör ise bu noktada, gelişmiş teknoloji kullanımı ve müşterileri ihtiyaçlarını belirleme noktasında anahtar rol oynamalı. Biliyoruz ki önümüzdeki süreçte müşterilerine en iyi hizmeti, en kısa yoldan ve en kolay ulaşılabilir mecra üzerinden verecek olan firmalar öne çıkacak. Turkcell Global Bilgi olarak bizler bu konuda çağrı merkezinde müşteri temsilcilerinin çağrı sürelerini düşürmek ve müşterilerimizin işlemlerini daha kısa zamanda tamamlaması amacıyla ekranların yeniden tasarımına odaklandık ve çok verimli sonuçlar elde ettik. Sektöre bu zamana kadar teknolojik anlamda birçok katkımız oldu ve bundan sonra da he anlamda katkı sağlamaya devam edeceğiz.

Doğru insana doğru konuda ve doğru zamanda ulaşmak
Etkileşim analizi, bilgi yönetimi, ses madenciliği, duygu algılama, konuşma analizi gibi teknolojilerin gelişmesi ve bu teknolojilerin çağrı merkezi altyapılarına uygulanması ile müşterilere, müşterilerin ihtiyaçları doğrultusunda daha tutarlı ve çözüme yönelik hizmet vermek mümkün olabilecek. Turkcell Global Bilgi, doğru insana doğru konuda ve doğru zamanda hatta doğru yerde ulaşımın çok önemli bir konu olduğuna inanmaktadır. Diğer bir gelişimin hali hazırda ‘Micro Payment' ismiyle kullanılan GSM üzerinden ödeme teknolojisindeki ilerleme ile sağlanacağını öngörebiliriz. Bu yönde bir gelişme ile GSM firmaları kullanıcıların o an nerede olduklarına ve en son ne aldıklarına göre, reklam kısa ya da çoklu ortam mesajları gönderebileceklerdir.

Huawei Türkiye Genel Müdürü Wu Congcheng: “ Huawei, hem bugün hem de gelecekte Türkiye'nin hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacak özelliklere ve kararlılığa en başından beri sahip.”
Türkiye'nin gücünü ve bölgesel potansiyelini uzun süre önce fark eden Huawei'nin bu ülkedeki faaliyetlerine başlamasının üzerinden 10 yıl geçti. Bu açıdan Türkiye Cumhuriyeti devletinin 2023 hedefi ile, “insanların yaşamını haberleşme yoluyla zenginleştirmek” doğrultusunda hareket eden Huawei'nin gelişmeye yönelik yaklaşımlarının benzerlikler taşıdığına inanıyoruz. Bundan sadece 25 yıl önce Çin'de yerel bir telekomünikasyon şirketi olarak kurulan Huawei, bugün ürün ve çözümleriyle 140'tan fazla ülkede varlık gösteren, hizmetleri dünya nüfusunun yaklaşık üçte birine ulaşan, bilişim ve haberleşme sektörünün küresel liderlerinden biri konumuna geldi. Geçtiğimiz kısa dönem içerisinde dünyanın önemli ekonomilerinden biri ve bölgesinde söz sahibi bir ülke haline gelen Türkiye de, kuruluşunun 100. Yılı olan 2023'te daha da büyük hedeflere ulaşmak için yol haritasını şimdiden belirlemiş durumda.
Başarısının ardında toplum hayatında fark yaratacak sürekli yenilikler konusundaki kararlılığı yatan Huawei, hem bugün hem de gelecekte Türkiye'nin hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayacak özelliklere ve kararlılığa en başından beri sahip. Zaten mevcut durum da bu konudaki kararlılığı ortaya koyuyor. 2002 yılında Ankara'da hizmete açtığı ofisi ile Türkiye'deki faaliyetlerine başlayan Huawei, 2007 yılında İstanbul merkez ofisinin yanı sıra; İzmir, Diyarbakır ve Trabzon'da destek ofislerini açarak, büyümesini sürdürdü. Huawei Türkiye Ofisi; insan kaynağından, coğrafi konumundan ve üretim gücünden gelen avantajlarını kullanarak 2009'dan bu yana Orta Asya ve Kafkasya'daki 10 ülkenin yönetim merkezi olarak hizmet veriyor.
Aralık 2011 itibarıyla, 850 kişiyi istihdam eden Huawei Türkiye, ekosistemi içerisinde yer alan iş ortakları ve tedarikçileri (80'den fazla tedarikçi ile işbirliği yapılıyor) ile birlikte değerlendirildiğinde, yarattığı 5000 kişilik istihdam rakamıyla Türk bilişim sektörüne ve ekonomisine çok önemli katkı sağlıyor. Huawei'nin Türkiye'ye verdiği önemin bir göstergesi olan 350 çalışanı bulunan ARGE merkezi, Türkiye'nin yanı sıra Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu'nu kapsayan bir “Bölgesel ARGE Merkezi” görevini de üstleniyor. Türkiye, Huawei'nin hem dünya çapındaki 14 bölge merkezi hem de 23 ARGE merkezinden biri için tercih ettiği ülke olarak ön plana çıkıyor. Hatta İstanbul'daki ARGE merkezi, Huawei'nin Çin dışındaki en büyük merkezi konumunda.

Eşitlik potansiyeli
Bir süredir, dünyada büyük değişimleri beraberinde getiren bilişim ve haberleşme teknolojilerinin birbiriyle iç içe geçtiğine (BHT) tanıklık ediyoruz. Bilişim ve haberleşme teknolojileri toplumlara sunduğu en büyük fırsatların başında bilgiye ve olanaklara toplumun çok farklı kesimlerinden erişim konusunda getirdiği eşitlik potansiyeli yer alıyor .
Bu açıdan Türkiye'nin rekabet gücüne ve toplumun yaşam kalitesinin yükseltilmesine katkı veren; güvenli, ekonomik, konforlu, hızlı ve çevreye duyarlı hizmetlerin sunulduğu, sürdürülebilir bir ulaştırma, denizcilik ve haberleşme sistemi kurma hedefi ile hareket eden Türkiye Cumhuriyeti devleti, ülkeyi çok daha ileri taşıyacak adımları hayata geçirmek için kararlılıkla çalışıyor. Nitekim, “Geniş bant Erişim ve Bilgi Değişim Merkezleri Uygulamalarını Geliştirme Proj esi” başlığı altında yer alan hedefte “Türkiye'nin Avrupa'nın en yaygın geniş bant altyapısına sahip olmasına yönelik olmak üzere; sayısal uçurumu ortadan kaldıracak ve komşu ülkeler ile Avrupa arasındaki bilginin değişim ve üretim merkezi olacak şekilde ülkemizde ve diğer ülkelere e-devlet altyapıları kurarak ülkemizin veri akış merkezi ve bilişim üssü konumuna gelmesi sağlanacaktır” ifadelerine yer veriliyor.

Cumhuriyetin kuruluşunun 100. Yılında, Türkiye nüfusunun en az yüzde 80'i bilgisayar okur ve yazarı olmalı
Türkiye'nin 2023 hedefi doğrultusunda; Cumhuriyetin kuruluşunun 100. Yılında, Türkiye nüfusunun en az yüzde 80 oranında bilgisayar okur ve yazarı olması, yüksek hızlı geniş bant erişim altyapısını ülke çapında yaygınlaştırarak abone sayısının 30 milyona, bilişim sektörünün toplam büyüklüğünün 160 milyar dolara çıkarılması, fiber İnternet bağlantısının evlere kadar götürülmesi ve Türkiye'nin uluslararası e-dönüşüm sıralamalarında ilk 10 ülke arasına girmesi hedefleniyor. Örneğin Fatih Projesi, bu dönüşümün önemli adımlarından biri olarak nitelendirilebilir. Türkiye Fatih Projesi kapsamında dünyadaki en gelişmiş eğitim sistemlerinden birini planlıyor. Bu açıdan Huawei olarak, Türk hükümetinin konuya yönelik çaba ve yatırımını takdirle karşılıyoruz. Öğrencilerin tümü aynı ağa bağlandığında, ciddi anlamda artı güç ve verimlilik sağlayacağından, tüm öğrencilerin sistemden yararlanacağına ve bunun da ülkemizdeki eğitim kalitesini artıracağına inanıyoruz. Özel sektördeki birçok oyuncu da 2023 sürecini sadece ürün ve çözümleriyle değil, konuyu sahiplenen yaklaşımlarıyla destekleme konusunda istekli. Başta söz ettiğimiz gibi, “insanların yaşamını haberleşme yoluyla zenginleştirme” hedefi ile hareket eden Huawei de ticari bir kuruluş olmanın yanı sıra, yenilikçi çözümlerini geliştirirken topluma değer katma ve daha da geniş kitlelerin bilgiye erişimini mümkün kılmayı taşıdığı sosyal bir sorumluluk olarak kabul ediyor.

Index Grup Genel Müdürü Erol Bilecik: “Bilim ve teknoloji alanında ilerlemek adına yapılandırılan proje kapsamında, Index Grup olarak bizler de üzerimize düşeni yapmak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.”
Bilim ve teknolojiye hakim, bu alanda yeni uygulamalar üretmeye açık ve kaydettiği ilerlemeleri toplumsal ve ekonomik anlamda yarara dönüştürebilecek bir neslin yetiştirilmesi, ‘Vizyon 2023' projesinin temelinde yatan unsurlar arasında bulunuyor. Ekonomik ve toplumsal anlamda gelişmenin öncelikli şartlarından biri olan bilim ve teknoloji alanında ilerlemek adına yapılandırılan proje kapsamında, Index Grup olarak bizler de üzerimize düşeni yapmak için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz.
Bu doğrultuda, öngördüğümüz iş planı kapsamında aşağıdaki hedefleri gerçekleştirmeyi amaçlıyoruz:
•  Index Grup olarak ülkemizde yürüttüğümüz mevcut faaliyetlerimizi büyütmeye devam ederken, bölgesel anlamda da uluslararası oyuncu olabilmek adına ataklarda bulunmak,
•  Teknoloji dünyasında katma değerli bir kurum olmak üzere attığımız adımlar ve yatırımlarımıza hız kesmeden devam etmek,
•  Servis alanlarında muhtemel yatırımlar yapmak,
•  Teknoloji lojistiği işinde sağladığımız başarıyı devam ettirebilmek adına bu çalışmalarımızı daha profesyonel bir boyuta taşımak.

El ele verip birlikte hareket edilmesi gerekiyor
Müreffeh toplumlar seviyesine ulaşmak üzere gerçekleştirilen “Vizyon 2023: Bilim ve Teknoloji Stratejileri” projesi kapsamında, gerek kamu gerekse özel sektör aşağıdaki konularda atılımda bulunulması adına el ele verip birlikte hareket etmeleri gerekiyor diye düşünüyorum:
•  Ülkemizin bilim ve teknoloji alanındaki konumunun saptanması ile dünyadaki gelişmelere uzun dönemde bütünleştirilmesinin sağlanması,
•  Türkiye'deki bilim ve teknoloji taleplerinin belirlenmesi aracılığıyla gerekli stratejik teknolojilerin yerel düzeyde yerleştirilmesine yönelik çalışmalar yapılması,
•  Hedeflere ulaşılması için gerekli stratejik teknolojilerin edinilmesine yönelik politikaların uygulamaya konması.

Kritik öneme sahip olan bir sektör
BT-Bilişim Teknolojileri dendiğinde; öncelikle insanların iş, eğitim ve eğlence dünyalarını yönlendiren ve yaşamda çok kritik öneme sahip olan bir sektörden konuşmaya başladığımızın altını çizmek istiyorum. Teknolojiyi kullanarak çalışmalarını gerçekleştiren insanlar, yine bunun sağladığı araçlar ile eğitim alanında kendilerinin ve yakınlarının ilerleme kaydetmesine yardımcı oluyor. Ses, veri, görüntü özellikleri bulunan ürünler kanalıyla eğlence alanındaki ihtiyaçlarını karşılıyor. Bilişim teknolojileri, gündelik hayatın gereklilikleri ile eğitim ve eğlencenin olanaklarını buluşturuyor. Kısacası, bu üçlü yapısı ile yaşamın her noktasında bizleri çok etkileyen bir sektörün varlığından söz ediyoruz.
Ülkemizde bilişim teknolojilerinin ilerlemesini sağlayacağına inandığım en önemli etkenler arasında teknoloji kullanımını seven genç ve eğitimli nüfusun sayısında gözlemlenen artış olacak inancını taşıyorum. Teknolojiyi hayatının merkezine oturtan bir kitlenin varlığı oldukça önem taşıyor. Bunu en doğru biçimde değerlendirerek ülkenin menfaati adına kullanabilmek için Türkiye'nin bu konuda aşağıdakileri yerine getirmesi gerektiğine samimiyetle inanıyorum:
•  Türkiye'nin teknoloji üretimini gerçekleştiren üreticilerin ekosistemlerini ülkeye getirmelerini teşvik eden bir bölge haline gelmesi ve bunun için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması,
•  Özellikle toplam pazarda şu an yüzde 25'i bulan yazılım ve servis gelirlerinin oranının yüzde 50'lerin üzerine çıkarılması,
•  Yazılım ve servis konusunda başta Avrupa olmak üzere dünyaya ihracat yapan bir ülke haline gelme hedefi için strateji belirlenmesi.

Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın: “ Hem içe doğru, hem de dışa doğru büyüyen bir ülkeyiz.”
Türkiye'nin potansiyeline baktığımızda hükümetin cumhuriyetin 100. yılı olan 2023'te ülkemizin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasında yer almasına dair hedefinin çok gerçekçi olduğuna inanıyorum. Türkiye genç nüfusu, farklı sektörlerdeki başarılı çalışmalarıyla dünyada öne çıkması, inşaat, otomotiv gibi hızla büyüyen alanlara sahip olması nedeniyle çok önemli bir potansiyele sahip. Hem içe doğru, hem de dışa doğru büyüyen bir ülkeyiz.
Ancak bu hedefe ulaşabilmek için ülkemizin bu potansiyelini nasıl ve ne kadar değerlendirdiğimiz önemli. Potansiyeli değerlendirmek için ise teknoloji ve bilişim büyük önem taşıyor. Bilişim sektörünün, hem başlı başına büyük bir dinamizme ve hıza sahip bir sektör, hem de diğer sektörleri besleyen bir yatay sektör olarak çok stratejik bir öneme sahip olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla, 2023 Hedef'ine yürürken bu sektörü büyütmek için hep birlikte çalışmamız gerekiyor. Ancak bir yandan bilişim sektörünü büyütürken, diğer taraftan da farklı alanlarda derinleşmek, uzmanlaşmak da büyük önem taşıyor. Bugün ekonomisi sadece turizme dayanan Yunanistan'da krizin yarattığı etkinin büyüklüğünü hepimiz görüyoruz. Ekonomisi büyük ölçüde turizm ve otomotive dayanan İtalya'da da kriz derin yaralar açıyor. Bu nedenle Türkiye olarak bilişimin gücünü arkamıza alarak sadece bir veya birkaç alanda değil birçok farklı sektör ve alanda güçlenmemiz gerekiyor.
Türkiye'nin bunun için gerekli potansiyeli bulunuyor. Çok sayıda üniversitemiz, eğitimli ve yetişmiş genç nüfusumuz, 32 milyona ulaşan İnternet kullanıcı sayımız bunun için önemli faktörler. Ama dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi arasına girebilmemiz için teknolojiyi sadece tüketmemiz yeterli değil. Bunun yanı sıra her bireyin teknolojiyi daha verimli kullanması, sadece tüketici olarak değil, İnternet'te içerik üreten, teknoloji kullanarak kendisini geliştiren ve verimliliğini artıran bireyler haline dönüşmesi gerektiğine inanıyorum. Yapılan araştırmalar, 2020'ye giderken bütün işlerin yüzde 85'inin bilgisayar kullanarak yapılacağını gösteriyor. Bireylerin gelişmesi, kurumların ve daha genel olarak ülkemizin de daha ileri gitmesine yol açacaktır. 2023 Hedefinin gerçekleşmesi için, genç nüfusun teknolojiyi yakından izlemesi ve daha etkin kullanır hale gelmesi şart. Ülkelerin rekabetçi olabilmesi o ülkedeki kurum ve bireylerin rekabetçi olması, bu da o bireylerin teknolojiyi etkin kullanmaları ile mümkün.
Dünyaca ünlü araştırma şirketi Gartner'ın öngörülerine göre, 2020 yılında dünyadaki PC sayısı 2,5 milyar adede ulaşacak. İnternet'e bağlı cihazların sayısı 60 milyara ulaşırken, 300 milyar akıllı cihaz olacak. İnternet kullanıcı sayısı ise 4-5 milyarı bulacak. Şu an dünyada tahmini olarak 1 milyar kullanıcı, 2 milyar da cihaz bulunduğu düşünülürse nasıl hızlı bir dönüşüm yaşayacağımız net biçimde görülüyor. 2023 Hedefi'ni gerçekleştirebilmemiz için Türkiye'nin de bu hızlı dönüşümü yakalaması gerekiyor. Bunun yolu ise en başta eğitim, girişimciliğin desteklenmesi ve kadınların gelişimine destek olunmasından geçiyor.

Intel Öğretmen ve Intel Öğrenci programlarıyla öğretmen ve öğrencilerimizin gelişimini destekliyor
Biz de Intel olarak 2023 stratejisini Türkiye'de bu üç alanda uzun yıllardır gerçekleştirdiğimiz farklı projeleri sürdürerek destekliyoruz. Bunların başında eğitim geliyor. Intel olarak Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz Intel Öğretmen ve Intel Öğrenci programlarıyla öğretmen ve öğrencilerimizin gelişimini destekliyor, 21. yüzyıl becerileri kazanmaları için çalışıyoruz. Üniversitelerle yakın işbirlikleri gerçekleştiriyor, müfredatlarına katkıda bulunuyor, ARGE faaliyetlerini destekliyoruz. Amacımız üniversitelerle işbirliklerimizi daha da güçlendirmek ve Türkiye'den dünyaya teknoloji bilgi birikimi çıkarabilmek. Bunun yanı sıra az gelişmiş bölgelerde yaşayan ve teknolojiye erişemeyen ya da kısıtlı erişimi olan vatandaşlarımızın da teknolojiye dokunabilmesi ve teknolojiyi daha sık ve etkin kullanabilmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

KOBİ'lerimizin de bilişimin gücünden yararlanması gerekiyor
Öte yandan İnternet'in yaygınlaşmasıyla istihdam artışı arasında da doğru orantı olduğunu biliyoruz. İnternet'in gelişimi farklı iş kollarının ortaya çıkmasına da yol açıyor. Ayrıca ekonominin güçlenmesi için KOBİ'lerimizin de bilişimin gücünden yararlanması gerekiyor. Örneğin Almanya 2000'de Avrupa ülkelerinin imzaladığı Lizbon Stratejisi'ni günümüzde en etkin uygulayan ülke olarak Almanya bugün krizden en az etkilenen ülke olarak dikkat çekiyor. Çünkü bu ülke bilişimden sanayide çok etkin yararlandığı gibi, yılda 186 milyon dolar da bilişim ihracatı yapıyor. Gelişmiş AB ülkelerinde KOBİ'ler ülkelerinin ekonomilerine yüzde 50'nin üzerinde katma değer sağlarken, teknolojiden etkin biçimde yararlanamayan ve ağırlıklı olarak geleneksel yöntemlerle üretim yapan Türk KOBİ'leri istihdamdaki büyük paylarına rağmen ekonomiye yalnızca yüzde 29 oranında katma değer yaratabiliyor. Ekonominin gelişmesi ve 2023'te dünyanın en büyükleri arasında yer alabilmemiz için Türk ekonomisinin can damarı olan KOBİ'lerimizin de teknolojiden çok daha etkin yararlanmaları kaçınılmaz bir zorunluluk. Bu konuda da devlet kurumları, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli özel sektör kuruluşlarıyla birlikte çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Netaş Genel Müdürü Müjdat Altay: “Netaş, ARGE ve yenilikçilik gücünü 2023'e taşıyor”
Biz Netaş olarak, 2023 yılında yılında kişi başı 25 bin dolar gelire sahip bir refah ülkesinin haberleşme teknolojilerini yaratmak ve son kullanıcının ihtiyaç ve taleplerini karşılamak amacıyla değişime en doğru zamanda ve en doğru şekilde ayak uydurduk ve şirketimizi “Sistem Bütünleştiricisi”olarak yeniden yapılandırdık. Bundan yıllar önce, tek bir üreticinin farklı amaçlı ürünlerini kurup servise vermekle sınırlı olan sistem bütünleştirici faaliyeti, zamanla, değişik alan ve teknolojilerde uzmanlaşan birden fazla üreticinin ürünlerini birbirine bağlamak olarak gelişti. Geldiğimiz noktada ise, sadece kutuları birbirine bağlamak yetmiyor. Sunulan çözümün, her müşterinin ihtiyacına özel tasarlanması gerekiyor. Bilişim ve haberleşme teknolojileri alanında yazılım, donanım, test gibi konularda deneyimli ekiplerin, şirketin bu konudaki stratejik ortaklarının ürettiği, pazarın en iyi ürünlerini bir araya getiren çözümleri tasarlarken, ARGE ve yenilikçilik gücüyle birleştirmesi gerekiyor.
Biz 2012 yılına, Türkiye'nin “en büyük sistem bütünleştiricisi” olarak adım attık. Hedefimiz, Türkiye'nin bölgesel sistem bütünleştiricisi olmak. Bügün sahip olduğumuz bilgi birikimi, deneyim, insan kaynağı ve çok önemsediğimiz ARGE ve yenilikçilik kabiliyetimiz ile Türkiye'nin hedeflerine ulaşmasında üzerimize düşen görevi yerine getirirken, 2023 yılında bilgi toplumu olma sürecini tamamlamış, ekonomik ve sosyal refaha kavuşmuş ülkemizin kurumlarının bilgi ve haberleşme ihtiyaçlarını yeni nesil teknolojilerle karşılamaya daha da donanımlı olarak devam edeceğiz.

Türkiye'nin yıldızı parlak ve ufku aydınlık
Türkiye, güçlenen ekonomisi, genç ve dinamik nüfus yapısıyla, bölge ülkelerinde olduğu kadar tüm dünyada da dikkatleri üzerine toplayan, yıldızı parlak, ufku aydınlık bir ülke.
Bilişim sektöründe 45 yıldan bu yana faaliyet gösteren bir şirket olarak, devletimizin belirlediği Vizyon 2023 Projesi 'nin ana temasının, bilim ve teknolojiye hakim, teknolojiyi bilinçli kullanıp yenilerini üretebilen, teknolojik gelişmeleri toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştürme yeteneği kazanan bir “refah toplumu” yaratmak olmasından, son derece memnuniyet duyuyoruz. 2023 yılında Türkiye'yi; GSYH'sı 2 trilyon 64 milyar dolar, kişi başına düşen geliri 25,076 dolar, ihracatı 500 milyar dolar, işsizlik oranı yüzde 5, dünya çapında tanınan en az 10 marka sahibi olarak küresel sıralamada ilk 10 ekonomi arasında görmeyi hedefliyoruz. 2000'li yılların başını hatırlarsak; ortalama GSYH'mız 180-200 milyar dolar, kişi başına düşen gelirimiz 4 bin dolar, ihracatımız ise 40 milyar dolar civarındaydı. 2011'e geldiğimizde ise; cari fiyatlarla GSYH'mızın 772.2 milyar dolar, kişi başına düşen milli gelirimizin, 10.4 bin dolar, ihracatımızın da 134 milyar dolar olarak gerçekleştiğini görüyoruz.

Yapılan yatırımlar ülkenin bir ucundan bir ucuna fiziki bağı sağladı
Türkiye son on yılda düzenli bir şekilde büyüme sağlarken özellikle altyapı yatırımlarına önem verdi. Havacılık ve karayollarında yapılan yatırımlar ülkenin bir ucundan bir ucuna fiziki bağını sağladı. Diğer taraftan haberleşme altyapımız teknolojik gelişmelerin paralelinde, devrimsel nitelikte değişti. Küresel rekabette en önemli avantaj konumuna gelen bilgiye hızlı ve güvenilir erişim, işleme, depolama ve paylaşmaya imkan veren bilgi otoyolları kuruldu. Ardından otoyollardan kılcal damarlar gibi genişletilen altyapı ülkenin en ucra köşelerine kadar ulaştı. Böylece Türkiye bölgesel kalkınma hamlesine hazır bir ülke konumuna geldi. Türkiye'nin küresel bir oyuncu olmasını sağlamaya, aynı zamanda da bölgelerarası gelişmişlik farkının ortadan kaldırılmasına yönelik tasarlandığı açıklanan yeni teşvik modeli, Türkiye'i 6 ayrı bölgeye ayırıyor ve pozitif ayrımcılıkla tüm ülkeyi eşit bir gelişmişlik seviyesine taşımayı amaçlıyor. Bu teşviklerin modern altyapı üzerinde çok başarılı neticeler vereceğine ve 2023 hedeflerine ulaşmamıza büyük katkı sağlayacağına inanıyorum. 2023 hedefleri gibi çok iddialı hedeflere ulaşmak için bölgesel kalkınmanın yanısıra teknolojiye verilen önemin de arttarak devam etmesi gerekiyor. Çünkü, Türkiye'nin önemli bir hedefi olan ihracatın arttırılmasında yüksek teknoloji sahipliği kritik başarı faktörü. Bugün ihracatımızın sadece yüzde 1'i ileri teknoloji ürünlerinden oluşuyor. Yüksek-orta, orta ve orta-düşük kategorilerin herbirinin payı ise yüzde 33. Özellikle ileri teknoloji alanındaki yatırımlarımızı, ARGE çalışmalarımızı, projelerimizin ticarileştirilmesi kaabiliyetini arttırmamız gerektiğine inanıyorum. Bu şekilde 2023 yılında küresel 10 markaya da sahip olabileceğiz. Diğer taraftan her sektörün şimdiden böyle bir toplumun ihtiyaçlarını ve talepleri nasıl karşılayacağını planlaması lazım. Önümüzdeki 20 yılın daha hızlı, heyecanlı ve sürprizlerle dolu olacağına inanıyor, bu keyifli yolculukta Telepati Telekom Dergisi'ne nice başarılı yıllar diliyorum.

Nokia Türkiye Genel Müdürü Çiçek Uyansoy İcan: “Teknolojinin bu kadar hızlı ilerlediği bir dünyada 2023'ün resmini çekmek kolay değil”
Teknolojinin bu kadar hızlı ilerlediği bir dünyada 2023'ün resmini çekmek aslında o kadar kolay değil. Bu nedenle 2023'ün bilişim ve haberleşme teknolojileri konusunda tahminde bulunmak için uzun vadeli bir hedef olduğunu düşünüyorum. Ancak Nokia'nın içinde bulunduğu değişim ve dönüşüm sürecinden ve önümüzdeki dönem için belirlediğimiz stratejilerimizden söz etmem gerekirse, öne çıkarmamız gereken birkaç nokta olduğunu söyleyebilirim.
Nokia olarak, akıllı cihazlar tarafında 2011 Şubat ayında açıkladığımız stratejimiz doğrultusunda ilerlemeye devam ediyoruz. Microsoft ile gerçekleştirdiğimiz yeni iş ortaklığını desteklemek için başarılı bir Windows Phone ürün gamı yaratmaya odaklanıyoruz.
Bu strateji doğrultusunda en önemli hedeflerimizden biri “akıllı telefonları demokratikleştirmek”, bir diğer deyişle, bir akıllı telefona sahip olma deneyimini daha çok insanın, daha ulaşılabilir fiyatlarla yaşamasını sağlamak. Bugün dünyada 3 milyardan fazla insanın hâlâ mobil telefonu yok. Mobil telefonu olan 3,7 milyar kişiden 1,5 milyarı İnternet'e girmek için mobil telefonu kullanmıyor. 1,2 milyar kişinin ise yalnızca kısa mesaj özellikli mobil telefonu var. Biz, insanları bilişim çağından tam olarak yararlanmaktan alıkoyan engelleri kaldırmak istiyoruz. İnsanların evlerinde bilgisayar olmasa bile mobil telefonlarından İnternet'e girme deneyimini yaşamasını istiyoruz. Akıllı telefonlara tüm insanların daha kolay ve daha uygun fiyatlarla erişebilmesi hedefimize paralel olarak bütünleşik çözümler sunma konusuna odaklanıyoruz. Bu doğrultuda hem iş hem de eğlence odaklı servisler veren akıllı telefonlar üzerine yoğunlaşıyoruz. Mesajlaşma, yol bul, müzik ve kullanışlı uygulamalarla günlük işleri verimli bir şekilde çözmeye yarayan bütünleşik çözümler sunma temelindeki küresel stratejimizi uyguluyoruz. Nokia Türkiye olarak, son 2 yıldır akıllı telefon pazarında yoğun olarak hem akıllı telefon kullanımını artırmaya hem de telefon içerisindeki uygulama sayısını artırmaya yönelik pek çok çalışma yürütüyoruz. Bu çalışmalar önümüzdeki dönemde de devam edecek.

Kişilerin dünyası gittikçe özgürleşiyor
Nokia da bu gelişmelere paralel olarak mobil telefonlarını kişiselleştirmenize olanak sağlayan teknolojiler geliştiriyor. İnsanlar artık bulundukları her yerden diledikleri ağlara bağlanmak, çeşitli uygulamalarla hayatlarını daha kolay ve eğlenceli kılmak, yani zamanı etkin kullanmak istiyor. Sektörün giderek uygulama odaklı bir yapı kazandığını görüyoruz. Nokia da her adımında mobilite ve İnternet'i birleştirmeyi hedefliyor. Ülkemizde bu anlamda uygulamalara gerçekten yoğun bir ilgi var. Mağazamızda yer alan ve indirilen temalar, bölgesel uygulamalar çok çeşitli. Nokia Mağaza'da ülkemizden haftada indirilen uygulama sayısı 3,5 milyonu geçti. Şimdiye kadar ülkemizden indirilen toplam uygulama sayısı 150 milyona yaklaştı. Türkiye, Hindistan ve Çin'in ardından dünyada üçüncü, Avrupa'da ise birinci sırada yer alıyor. Bu kapsamdaki ürünleri tüketicilerle buluşturmaya devam ediyoruz. Ülkemizden geliştirici firmaların uygulamalarına tüm dünyadan yoğun talep var. Türkiye'den uygulama geliştirici firmaların uygulamaları 1 milyon indirilme sayısını geçti. İyi fikirler, gelişmiş içerikler tüketiciler tarafından çok tercih ediliyor.
Yönetim anlamında, odağımız, satış operasyonlarını güçlendirmeye devam etmek olacak. Buna paralel olarak, yerel geliştiriciler ve içerik sağlayıcılardan oluşan bir ekosistem geliştirmek için çalışmalarını sürdüren servis ekibimizi desteklemek de önceliklerimiz arasında. Bu konu şu anda bizim için büyük önem taşıyor. 2011 Şubat ayı itibariyle Windows Phone platformunda toplam 7,000 uygulama varken, bir yıl içinde yani Nisan 2012 itibariyle uygulama sayısı 70,000'e yükseldi ve artmaya devam ediyor. Bu noktada yerel geliştiricilerin ve içerik sağlayıcıların önemi artıyor. Nokia'nın yerel geliştirici topluluğuyla yaptığı işbirliği, bu yönde önemli bir katkı olup, kullanıcılara onlara özel, ilgilerine yönelik geliştirilmiş içeriğe ulaşma imkanı verecek. Nokia, önümüzdeki dönemde Türkiye'deki geliştiricilerle çalışmaya daha fazla odaklanacak. Böylece, bu özel pazarın taleplerine uygun içerikleri onlara özel geliştirilmiş uygulamalar halinde kullanıcılara sunacak. Geliştirici ekosistemi büyüdükçe, ortamdaki rekabetin daha da artacağına ve böylece kullanıcı deneyiminin çok daha iyiye evirileceğine inanıyoruz.

Panasonic Türkiye Genel Müdürü Ahmet Telatar: “Teknolojinin artık insan hayatının her anında ve her alanında kendisini gösterdiği bir çağda yaşıyoruz.”
Sabah yeni bir güne uyandığımız andan gece yeni bir günü karşılamak üzere yatağa girdiğimiz ana kadar günün her saatinde ve hatta her dakikasında bir teknoloji ürününe ihtiyaç duyuyor ve onu kullanıyoruz. Panasonic olarak bu çağın markasıyız diyebilirim. Zira, tüketicilerin günün her saatinde kullanabilecekleri bir Panasonic ürünü bulunuyor. 10,000 civarı farklı model ve bunun yarısı kadar ürün üretiyoruz. Taşınabilirlik, kullanım kolaylığı, çevre duyarlılığı ve yüksek performans gibi günümüz dünyasında bir teknoloji ürününün sahip olması gereken niteliklerin tamamı ürünlerimizde bulunuyor. Türkiye'nin 2023 hedefinde bilim ve teknolojiye gösterilen özel ilginin Panasonic olarak bizi son derece heyecanlandırdığını söylemeliyim.
Önümüzdeki günlerin teknoloji dünyasının cihazların yanında içerik ve bağlanırlık kavramlarının etrafında şekilleneceğini düşünüyoruz. Tüketiciler artık teknolojik cihazlarla daha etkileşimli bir ilişki kuruyorlar. Aynı ekrandan televizyon izleyebiliyor, İnternet'e girebiliyor ve alışveriş yapabiliyoruz. İçeriği izlemekle kalmayıp kendi içeriğimizi oluşturabiliyor, yönetebiliyor ve gelişmiş bağlantı seçenekleriyle bunları paylaşıp dağıtabiliyoruz. Panasonic yıllardır bu eğilimleri takip eden ve hatta bu eğilimleri sürükleyen bir marka.

Küresel çapta kapsamlı bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçiyoruz
Yeni ekonominin başarı formülünün yalnızca büyüme değil, sürdürülebilir büyüme olduğunu düşünüyoruz. Uzun vadeli planlar ve ayrıntılı gelecek hedefi Panasonic'in köklü ilkeleri arasında yer alıyor. Küresel çapta kapsamlı bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçiyoruz. Bildiğiniz gibi kuruluşumuzun 100. yılına denk gelen 2018'de elektronik sektörünün bir numaralı çevreci yenilikçilik şirketi olmayı hedefliyoruz. Panasonic'in böyle bir dönüşüm sürecine girmesinin ardında da yine aynı gelecek hedefi yatıyor. Hepimiz dünyadaki kaynakların sınırsız olmadığına ve sürdürülebilir olmayan ekonomilerin ve toplumların bu kaynakların tüketilmesine neden olacağına dair bilinç sahibi olmalıyız. Panasonic bu bilinci kurumsal düzeyde özümsemeyi ve bir iş siyaseti haline getirmeyi görev edinmiş durumda.
Panasonic'in çevre sorumluluğuna dair belirlediği hedefler oldukça kapsamlı. Panasonic Türkiye olarak biz de yerel alanda bu vaatlerin uygulanması için çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıl içerisinde, Avrupa çapında uygulanan “Kids School – Eco Learning” programını Türkiye'de “Okulumuz Yeşil!” adıyla başlattık. Panasonic ile çevreci sivil toplum kuruluşu FEE'nin birlikte hazırladığı bu eğitim programı yaşları 7 ila 11 yaşları arasındaki ilköğretim çağındaki çocuklara yönelik çevreci bir eğitim sunuyor. Bu program aracılığıyla 2013 yılına kadar Türkiye'de toplamda 17.000 öğrenciye çevreyi ve gezegenin korunma yollarını öğretmiş olmayı hedefliyoruz. Dünya Mirasının korunması ve genç nesillere çevreci eğitim sağlanması amaçlarıyla UNESCO Dünya Mirası Merkezi ile gerçekleştirdiğimiz stratejik ortaklık çerçevesinde başta Dünya Mirası Çevreci Eğitim Programı olmak üzere birçok küresel etkinliğe imza atıyoruz. Dünya Mirası Çevreci Eğitim Programı kapsamında bu yıl 21-24 Mayıs tarihleri arasında Kapadokya'da UNESCO ile birlikte ortak bir çalışma düzenleyeceğiz.

İstatistiklere göre, teknolojiyi doğru kullanan ülkeler diğer ülkelere göre yüzde 1 daha hızlı büyüyor
Bu bağlamda telekom sektörü e-devletten e-ticarete ve İnternet'e bağlı mobil cihazlardan 7/24 yaşayan kurumlara kadar her alanda altyapı, yatırım, hizmet ve erişim maliyetlerini düşürüyor, istihdamı arttırıyor. Artık bazı ülkelerde oy kullanımı dahi mobil telefonları ile yapılabilmekte. Bunu rakamlarla da ifade edebiliriz: İstatistiklere göre, teknolojiyi doğru kullanan ülkeler diğer ülkelere göre yüzde 1 daha hızlı büyüyor. Geniş banda (sabit ve kablosuz) yapılan her 1 dolarlık yatırım karşılığında, ABD ekonomisi 10 kat getiri sağlıyor. Aynı yatırımın Avrupa'da 2015 yılında 1 milyon kişiye istihdam ve 850 milyar avro büyüme sağlaması bekleniyor.
Gelişmekte olan ülkelerde ise, geniş bant yayılım oranını AB seviyesinde arttırılması 10-14 milyon kişiye yeni iş sağlayacağı ve GSYH'te 300-400 milyar artışa yol açacağı öngörülüyor. Kalkınmakta olan ülkelerde İnternet yayılımının yüzde 10 artırılması GSYH'yi yüzde 1-2 oranında arttırıyor. Türkiye'nin ise bu alanda kat etmesi gereken uzun bir mesafe var: 2011 yılında ülkemizde BT sektörünün GSYH'deki payı yüzde 1,2 oldu. Bu yüzden, Türkiye'de 2023 hedefini gerçekleştirmek üzere BT'nin GSYH'deki payını yüzde 2,5-3 ile Avrupa seviyesine çıkarmak her zamankinden önemli.
Ancak, telekomun GSYH'deki payını arttırmak kalkınmayı hızlandırmak için tek başına yeterliği değil. Bu noktada nicelik kadar nitelik de önemli: Mobil yazılım uygulamalarının yaygınlaştığı dünyamızda Türkiye'de yazılım ve BT hizmetlerinin bilişimdeki toplam payının da artması gerekiyor. Oysa bugün, Türkiye'de bilişim teknolojilerine baktığımızda donanım bölümü GSYH'nin % 0,9'unu, yazılım ve hizmetler bölümü ise GSYH'nin sadece % 0,1'ini oluşturuyor. Bunun en kısa zamanda telafi edilmesi gerekiyor. Telekom ve BT'nin yakınsadığı günümüzde bu her zamankinden önemli.

General Mobile Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yaman: “Üretimde yerel katkıyı artırmak ve yerelleştirme hareketinde aktif rol oynamak için çalışıyoruz.”
General Mobile olarak, Türkiye'nin 'sürdürülebilir teknoloji üretimi yapan bir ülke konumuna gelmesine önem veriyoruz. Üretimde yerel katkıyı artırmak ve yerelleştirme hareketinde aktif rol oynamak için çalışıyoruz. 2012 yılı itibariyle yalnızca akıllı telefon ve tablet üretimine odaklanma kararı aldık. Bu yeni anlayışımızın akıllı telefonlar alanındaki ilk örneği ise, yüzde 20 daha geniş ekranıyla farklı bir İnternet ve video deneyimi sunan 'Planet' oldu. Şunu da belirtmeliyim ki, Planet ile yüzde 20 ekran genişliğiyle Türkiye'de bir ilk imza atarak ekranda yeni bir anlayışında temsilcisi olduk. Sayısal yayınlar arttıkça telefon ekranından okuma alışkanlığımız da gelişiyor. Dünya devi Amazon'un açıklamalarında her yüz basılı kitap karşılığında 150'ye yakın sayısal yayın sattığı belirtiliyor. Türkiye'de de sayısal okumaya elverişli cihazların öneminin artacağı kesin görülüyor. Biz de yeni yönelimlerimizi bu doğrultuda geliştiriyoruz. 2023 yılına kadar da hedefimiz, uluslararası alana Türkiye'den çıkabilecek 10 şirketten biri olmaktır.

Yenilikçi ve girişimci ruhumuzu her zaman koruyoruz
Akıllı ürünlere duyulan ihtiyaç giderek artıyor. İnsanlar, artık kullanımı kolay ve rahat taşınabilir "tek bir akıllı ürüne" ihtiyaç duyuyor. Biz de General Mobile olarak, tüketiciyi doğru anlayıp, en üst düzey kaliteyi ve konforu makul fiyatlarla sunmayı hedefliyoruz. "Türkiye ülke olarak büyük bir dönüşüm geçiriyor, biz de bu dönüşüme paralel, hızlı hareket eden, yenilikçi ve girişimci ruhu her zaman koruyan bir süreci başlatmaya karar verdik. General Mobile olarak bu değişime ve dönüşüme öncülük etmeye çalışıyoruz.

Trend Micro Akdeniz Ülkeleri Pazarlama Müdürü Sibel Yılmaz: “ Buluta yolculuğunuzu güvence altına alıyoruz.”
Bulut güvenliğinde küresel bir lider olan Trend Micro, dünyayı işletmeler ve tüketiciler için sayısal bilgi alışverişi açısından güvenli hale getiren İnternet içerik güvenliği ve tehdit yönetimi çözümleri geliştirir. 20 yılı aşkın deneyimimizle, tehditleri daha hızlı durduran ve verileri fiziksel, sanallaştırılmış ve bulut ortamlarında koruyan, en üst sıralarda yer alan istemci, sunucu ve bulut tabanlı veri koruması çözümleri ve sunucu güvenliği sağlama konusunda pazar lideri olarak kabul edilmekteyiz. Endüstri lideri Trend Micro ‘Smart Protection Network' ile “buluttan” güvenlik ve sunucu, veri depolama ve şifreleme teknolojilerimiz ile “bulut için” güvenlik sağlıyoruz. Bu nedenle, Buluta Yolculuğunuzu Güvence Altına Almak için en iyi seçenek biziz.

Güvenli bir sayısal dünya sağlamak
Trend Micro, en az karmaşıklıkla maksimum güvenlik, esneklik ve performans sağlayan güvenlik çözümleri ve bulut tabanlı servisler sağlar. Gereksinimler geliştiği ve “tek tip kıyafet her bedene uymadığı” için Trend Micro; tüketiciler, küçük işletmeler ve şirketler için yazılım, sanal ağ geçitleri ve Servis Olarak Güvenlik (Security as a Service) ile ilgili farklı seçenekler sunar. Trend Micro aynı zamanda, tek sorununuzun zararlı yazılımlar olmadığını bildiği için kritik verilerinizi de, kapsamlı veri koruma yetenekleriyle uç noktadan buluta kadar korur. Bu yetenekler arasında veri kaybını önleme, şifreleme, dosya yedekleme ve kurtarma sayılabilir. Ayrıca fiziki, sanal ve bulut sunucularınız da, dinamik veri merkezleri için sunucu ve uygulama güvenliğimiz sayesinde güvenlik açıklarına ve zararlı etkinliklere karşı korunur.
‘Vizyon 2023' için, hedefimiz yine ‘ Güvenli bir Sayısal Dünya Sağlamak' olacaktır. Sayısal dünya, mobil cihazların ve bulut bilişimin kullanımlarının artması ile farklı platformlara taşınacak gibi görülmektedir. Trend Micro olarak çözümlerimiz şimdiden bu platformların güvenliğini sağlamak üzere tasarlanmıştır ve ürün hedefi olarak 2023‘e şimdiden hazır olduğumuzu düşünüyorum. Bu ürün fonksiyonlarının zaman içinde bu hedef paralelinde günlük oluşacak ihtiyaçları karşılayacak özelliklerle donanması gerekli olacaktır.

Tehlikelere karşı bilinçli olunmalı
Güvenli bir sayısal dünya için kamunun üzerine düşen en önemli görev bireysel anlamda kişilerin ve özellikle çocukların sayısal dünyadaki tehlikeler ve bu tehlikelere karşı alınacak önlemler konusunda bilinçlendirilmeleri olacaktır. Şu andaki bilinç seviyesi maalesef istenilen düzeyde değildir. Özel sektörün ise, kurum güvenliğini mobil ve bulut teknolojilerine göre yeniden düzenlemeleri ve yeni oluşabilecek güvenlik açıklarına karşı önlem almaları gerekecektir. Şirket çalışanlarının güvenlik politikalarını günlük yaşamlarına bütünleştirecek bilince ulaştırılmaları da atılması gereken en önemli adımlardan biridir.

TTNET Genel Müdürü Tahsin Yılmaz: “Teknolojiyi en iyi şekilde kullanan sektörler de daha çok gelişme şansı bulacak.”
Vizyon 2023' projesinin ana teması; “Atatürk'ün işaret ettiği muasır medeniyet seviyesine ulaşma hedefi doğrultusunda bilim ve teknolojiye hakim, teknolojiyi bilinçli kullanan ve yeni teknolojiler üretebilen, teknolojik gelişmeleri toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştürme yeteneği kazanmış proje ve kişileri destekleme, yetiştirme programı” şeklinde tanımlanıyor. Cumhuriyetin 100. yılında Türkiye'yi dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri haline getirmeyi amaçlayan bu projede, bilişim ve haberleşme teknolojilerinin büyük payı bulunuyor. Çünkü, teknoloji başlı başınla bir sektör olarak zaten ekonomik anlamda büyük bir yer tutarken aynı zamanda teknolojiyi en iyi şekilde kullanan sektörler de daha çok gelişme şansı bulacak.
Teknoloji bugün hayatın merkezinde desek de bunun henüz başlangıç olduğunu biliyoruz. Şu anda Türkiye'de pek çok KOBİ ve pek çok birey bilgisayar ve İnternet'in sunduğu imkanlardan yeterince faydalanmıyor. Ancak önümüzdeki yıllarda İnternet ve bilgisayar yayılımı daha da artacak.
TTNET bu amaçla çalışıyor, ‘Vizyon 2023' öngörüsü çerçevesinde projelerini geliştirmeye devam ediyor. Bu kapsamda Türkiye'nin dört bir yanına İnternet'i, haberleşme ve eğlenceyi ulaştırmak, daha fazla kişinin İnternet'le tanışmasını ve İnternet'ten faydalanmasını sağlamak, hepsinden önemlisi de ülkemizde İnternet okur ve yazarlığını artırmak üzere çalışıyoruz.
Avrupa, ABD ve diğer gelişmiş ekonomilerde halkın yüzde 60'ından fazlası İnternet kullanıyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişimi Kurumu'nun (BTK) verilerine göre; Türkiye'nin ADSL ile tanıştığı 2003 yılı sonunda 18 bin 604 olan geniş bant İnternet abone sayısı, 2011 yılı dördüncü çeyrek itibariyle 755 kat artışla 14,1 milyona ulaştı.
Bugün temel ses ve veri iletiminin yüzde 40'ı İnternet'ten yapılırken, bu oranı Cumhuriyetimizin 100. yılında yüzde 90'lara çıkartmayı hedefliyoruz. Avrupa Komisyonu tarafından 2010 yılında yayınlanan “Geleceğin İnternet'i” başlıklı raporun 2020 yılına dair öngörüleri İnternet'in hayatımızın içinde daha da fazla yer alacağı gerçeğini ortaya koyuyor. Bu rapora göre;
•  Sosyal ağ kullanım oranını yüzde 30'lardan yüzde 85'lere yaklaşacak ve eğlence ihtiyacının yüzde 90'ı İnternet üzerinden karşılanacak.
•  İş bulma, iş arama ve istihdamla ilgili diğer hizmetler için İnternet'i kullanım oranı yüzde 90'ları geçecek.
•  Bugün yüzde 70'lerde olan bilgiye erişim ve araştırma amaçlı İnternet kullanımı yüzde 90'lara ulaşacak, kamu uygulamaları yüzde 80 oranında İnternet'ten yapılabilir hale gelecek.
•  Güncel gelişme ve haberlere ulaşım amacıyla İnternet kullanımı yüzde 95'lere yaklaşacak ve üniversitelerde, mesleki eğitim ve yaşam boyu eğitim hizmetlerinde İnternet yüzde 90'lar seviyesinde kullanılacak. Dolayısıyla, İnternet'in sosyal hayatımızdaki yeri ve teknoloji ihtiyaçlarının artmasıyla birlikte daha hızlı İnternet erişimine sahip olmak günümüz itibariyle kaçınılmaz olurken, geniş bant İnternet'in önemi her geçen gün daha da artacak.
Biz de daha hızlı İnternet erişimini sağlayan fiber İnternet kavramının önümüzdeki dönemde hayatımızın vazgeçilmezi olacağından hareketle Türkiye'de fiber İnternet kullanımının ve ‘TTNET FİBERNET' paketlerinin yaygınlaşması yönünde çalışıyor, bu konuya önem veriyoruz. İnternet bilgiye erişimi, bilginin yayılmasını kolaylaştırırken ekonomik kalkınmaya da önemli katkılarda bulunuyor. Biz de bu çalışmalarımızla ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişimine katkıda bulunmaya ve Türkiye'nin bilgi toplumu olmasını sağlamaya yönelik çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.

Yenilikçi teknolojiyi Türkiye'de hizmete sunduk
Türkiye'yi ‘2023 Vizyonu'na taşımak için biz sadece kendimizle yarışıyoruz. TTNet olarak, teknolojiyi üreten bir firmayız ve kurulduğumuzdan bugüne birçok yenilikçi teknolojiyi Türkiye'de hizmete sunduk. Sadece uygulayıcı değil üreten şirket olarak da sorumluluklarımız büyük. Biz bu konuda yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz.
Türkiye'de ARGE'ye ayrılan kaynakların artması gerekiyor. Desteklenecek ARGE projelerinin iyi seçilmesi gerekiyor. Girişimcilerin desteklenmesi ve yönlendirilmesi için ayrıca çalışmaların yapılması, devletin bazı alanlara özel sahiplilik göstermesi gerekiyor. Çoğu zaman tek başına maddi destek yeterli olmuyor. Bunun yanı sıra, öncelikli alanların belirlenmesine, danışmanlık verilmesine, girişimcilerin ve yatırımcıların iyi yönlendirilmesine ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle hedeflerin tam yerine getirilmesinin yanı sıra, gelişmelere göre yeni hedeflerin konulması ve duruma göre planların yenilenmesi gerekiyor.

Türkiye'yi geleceğe biz taşıyacağız
6 yaşında genç bir şirket olarak bu süre içerisinde 23 yenilikçi uygulamayı hayata geçirdik. Tüm çalışmalarımızı, tüketicilerimizi son teknolojik yeniliklerle buluşturmak ve Türkiye'nin bilgi toplumuna dönüşüm sürecine katkı sağlamak hedefiyle sürdürüyoruz. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önümüzdeki dönemin ihtiyacı, müşteri ihtiyaçlarıyla paralel olarak daha çok hız. Temel hedefimiz, fiber İnternet'i Türkiye'nin her köşesinde yaygınlaştırmak ve tüketicilerimize daha hızlı İnternet altyapısı üzerinden haberleşme ve eğlence seçenekleri sunabilmek. Türkiye'yi geleceğe biz taşıyacağız.

Turkcell Superonline Genel Müdürü Murat Erkan: “Türkiye'de fiber çağını başlattık”
Turkcell Superonline olarak, dünya ile aynı anda Türkiye'de fiber çağını başlattık ve fiber İnternet alanında bugüne kadar yaptığımız yatırımlarla Türkiye'yi dünya çapında üst sıralara taşıdık. Turkcell grubunun gücünü fiberin hızıyla birleştirdik, şimdi yenilikçi ve cesur olmanın karşılığını alıyoruz. 2008'den bu yana 1,3 milyar TL'lik yatırımla hane erişimini 3 yılda 33 kat artırarak 1 milyon hanenin üzerine çıkardık. Hane sayısını 2012 yılında da 1,3 milyonun üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Fiber yayılım stratejilerimizi Türkiye'nin 2023 hedefinde yer alan “14 milyon haneye 1000 Mbps hızında İnternet” hedefine paralel olarak belirliyoruz. Turkcell Superonline'nın fiber yatırımlarının Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşmasına bir adım daha yaklaştırdığına inanıyoruz: Bugüne kadar 75 ile değen 30 bin km'lik bir fiber optik altyapı kurduk. Bu altyapı üzerinden 10 ilde şimdiden 1 milyon hanenin üzerine 1000 Mbps hızında fiber İnternet götürdük.

Kamu kuruluşlarının ve özel sektörün işbirliği içinde olması gerekiyor
Fiber İnternet pazarına yeni yeni başka oyuncuların da ilgisini görüyoruz ve büyük mutluluk duyuyoruz. Bizden 4 yıl, hükümetin 2023 hedefini açıklamasından 2 yıl sonra pazara nihayet yeni firmaların girmesi sevindirici. Bizim yatırımlarımız öncü, hatta teşvik edici oldu, bundan da ayrı gurur duyuyoruz.
Turkcell Superonline olarak, 2023 hedeflerine ulaşabilmek için kamu kuruluşlarının ve özel sektörün işbirliği içinde olması gerektiğine inanıyoruz. Bu çerçevede 2023 hedefine katkı sağlamak üzere Turkcell Superonline olarak hem yatırımlarımıza ara vermeden devam ediyoruz, hem de hazırladığımız bir model önerisini paylaşıma sunuyoruz.
Türkiye'nin 2023 hedefinde yer alan, “14 milyon haneye 1000 Mbps hızında İnternet” hedefine ulaşılmasını sağlayacak model önerimize göre; “ kamu ve özel sektör işbirliği yapmalı, ortak altyapı kullanılmalı, tek fiyat uygulanmalı ve altyapı işletme ihalesi açılmalı.” diyoruz. Özünde ortak altyapı kullanımı olan kamu ve özel sektör işbirliği kapsamında, öncelikle erişim şebekesi için bölgesel alanda en az iki omurga ve altyapı firmasına ihtiyaç var. Bu firmalar sadece toptan erişimi yönetecekler ve yatırım zorunlulukları olacak. Yerel yönetimlerde bu modelde paydaş olarak yer alacaklar.
Modelde, ayrıca öncelikle şebeke oluşturma maliyet ve imalat tipleri için ülke çapında tek fiyat kurgusu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yayımlayacağı birim fiyatlar ile belirlenmesi öneriliyor. Daha sonra ilçeler diğer sosyo-ekonomik ölçütlere göre sıralanıyor ve skorlama yaklaşımı tespit ediliyor. Yatırım maliyetlerinin de dikkate alındığı bu çalışma ile yatırımın geri dönüşü sıralaması oluşturuluyor. Yatırımın geri dönüşü hızlı olan ve olmayan ilçelerin birlikte gruplanmasıyla gelişmiş yöreler ve gelişmekte olan yöreler arasında yatırım eşitliği sağlanıyor. Bu aşamalardan sonra işin ihale kısmına geçiliyor. Tek yatırımcının iki ihaleyi birden alamayacağı, en az 2 adet 30'ar yıllık “Altyapı İşletme” ihalesi kurgulanıyor. Her ihaleyi Evrensel Hizmet Fonu'ndan en az yatırım bedeli talep eden kazanıyor. Böylece en az iki farklı omurga kurgulanıyor.

Dünya standartlarında fiber
Türkiye'nin artık teknolojik altyapıda dünya ülkeleriyle boy ölçüşür noktaya gelmesinde Turkcell Superonline olarak önemli bir paya sahip olduğumuzu biliyoruz. Hali hazırda, tamamen kendi altyapımızla 1 milyonun üzerinde haneye dünya standartlarında fiber İnternet'i götürmüş durumdayız. Bu noktadan hareketle, 2023 hedefine önerdiğimiz modelin de desteklenmesiyle hedeflenen hane sayısının daha da ötesine fiber İnternet'in götürülebilmesi mümkün olabilir.

Türk Telekom Genel Müdürü Gökhan Bozkurt: “Türkiye'yi fiber optik ağ ile örüyoruz”
Türk Telekom, sektördeki öncü konumunu sürdürürken ülkemiz sektöründe ilk kez ‘yakınsama' hedefini ortaya koyan şirket oldu. Ses, veri ve görüntü gibi farklı haberleşme teknolojilerinin tek platformdan verilmesini sağlayan yakınsama teknolojilerine ülkemizde öncülük ediyor, yenilikçi ürün ve yatırımlarımızla bu alanda geleceğe en güçlü şekilde hazırlanıyoruz. Türk Telekom ile birlikte Türkiye'nin, bulunduğu bölgede, yeni bir haberleşme merkezi haline geldiği bir geleceğe de yeni yatırımlar, önemli girişimlerle hazırlanmaya devam ediyoruz. 2010 yılında bu yönde çok önemli adımlar attık. Bunlardan ilki, sahip olduğu 27.000 km fiber optik ağ ile Orta ve Güneydoğu Avrupa'nın önde gelen bağımsız toptan veri ve kapasite sağlayıcı şirketleri arasında yer alan Pantel'in satın alınarak Türk Telekom Grubu'na katılması oldu.Türk Telekom ve ülkemiz telekomünikasyon sektörü için bir diğer önemli gelişme ise Ortadoğu, Güney Asya ve Uzak Doğu arasında dev bütünleşik çok geçişli fiber optik ağ kurulmasına ilişkin ‘JADI LINK' projesinin hayata geçmesi oldu. Bu devasa hat bir bakıma bölgeye bir veri ve ses köprüsü kazandırdı.
Türk Telekom olarak “bağlantı merkezi” olma stratejimizle uçtan uca güvenilir hizmetler almaya kritik önem veren uluslararası veri ve geniş bant müşterilerimiz ile aramızdaki ilişkilerimizi daha da güçlendireceğiz.

170 yıllık tecrübe
Türkiye'nin öncü haberleşme ve yakınsama teknolojileri şirketi olarak, 2012 yılını, geniş bant alanında pazara yepyeni ürünler ve teknolojiler sunacağımız bir yıl olarak planladık. 170 yıllık tecrübemizle adım adım örerek oluşturduğumuz ve tüm şehirleri birleştiren dev fiber altyapımızı 2012 yılı başı itibariyle 81 ilde aynı anda hizmete soktuk. Türkiye'yi layık olduğu çağdaş haberleşme altyapısına ve fiber teknolojisine kavuşturarak evler ve binalara kadar fiber hizmetini tüm müşterilerimizin ve İnternet servis sağlayıcıların kullanımına sunduk.
2011 yılında saatte yaklaşık 9 km fiber döşedik, saatte yaklaşık 520 haneyi fiber kapsamına aldık. Sadece 2011 yılında 17.600 km uzunluğunda fiber optik kablo döşedik. 2011 yılsonu itibariyle Türkiye'deki fiber optik kablo uzunluğumuz 150.600 km'ye ulaştı. Türkiye'de mevcut erişim fiberinin yüzde 80'i, transmisyon fiberinin ise yüzde 85'i Türk Telekom'a ait.
Altyapı konusundaki uzmanlığımız ve yatırımlarımızla fiber çalışmalarımızı sürdürecek; Türkiye'nin fiber altyapısını dünya ülkeleri arasında örnek oluşturacak bir seviyeye taşıyacağız. 2011 sonu itibariyle fiber erişimi sağlanan hanelerin sayısı 730.000. 2012 yılında yaklaşık 2.000.000 haneye daha ulaşarak bu sayıyı yaklaşık 2.730.000'e çıkarmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki yıllarda da Türkiye'nin 81 ilinde, sayıları 24 bini aşan çalışanlarımızla birlikte, inovasyon ve yenilikçiliğe odaklanmaya, yeni teknolojilere yatırım yapmaya, Türkiye için değer yaratmaya devam edeceğiz.

Yeni teknolojiler hayatlarımızı değiştirdi
Son yıllarda telekomünikasyon alanında hayatımıza birçok yenilik girdi. Ev ve iş telefonlarından mobil haberleşmeye, ADSL'den kablosuz haberleşmeye kadar geliştirilen yeni teknolojiler hayatlarımızı değiştirdi. Tüm dünyada telekom sektörüne yön veren yakınsama kavramı, haberleşme teknolojilerinin hayatımızdaki yerini yeniden tanımlıyor ve günlük hayatımız üzerindeki etkisini daha da artırıyor, sağlamlaştırıyor. Gelecek yıllarda yakınsama ürün ve hizmetlerinin hayatımızda daha fazla yer almasının yanı sıra son kullanıcıya yönelik cihazlardaki gelişim paralelinde çevrimiçi uygulamaların yaygınlaşmasını bekliyoruz. Eğitimden sağlığa, iş dünyasından sosyal hayata uzanan geniş bir alanda yakınsama teknolojilerinin hayatımıza kazandırdığı katma değeri, pratik deneyimlerle daha fazla yaşayacağız. Türk Telekom olarak bu değişime ayak uydururken, sayısal dünyada ihtiyaç duyulacak hizmetleri yakınsama platformu üzerinden sunmaya devam edeceğiz. Bu dönüşüm sürecinde çeşitlenen mobil uygulamaların tablet bilgisayarlar gibi farklı ürünler üzerindeki yansımalarını görüyor; bu doğrultuda ürünler geliştiriyor ve işbirliklerine gidiyoruz. Diğer yandan güçlü altyapımızla IP üzerinden sunulan TV servislerini destekliyoruz.

Liderlik için ARGE şart
Yerli teknolojilerin geliştirilmesine katkı sağlamanın yanı sıra teknolojiyi satın alan değil; üreten ve aynı zamanda da ihraç eden bir Türkiye için katkıda bulunma hedefi çerçevesinde hareket ediyoruz. Bu küresel oyuncu hedefimizin en güzel örneklerinden birini Türk Telekom Grubu teknoloji şirketi Sebit'in geliştirdiği, eğitim uygulaması, Vitamin ile verdik. Bugün küresel bir ürün olarak kabul edilen Vitamin şimdiye kadar İngilizce, İspanyolca ve Arapça dillerine tercüme edildi ve üç bölgeye ihraç edilerek uluslararası bir ürün haline geldi.
ARGE'ye yalnızca teknolojiyi takip etmek için değil, aynı zamanda teknolojiye liderlik etmek için ihtiyacımız var. Türk teknolojisini dünyaya ihraç etme hedefimize paralel olarak, ARGE çalışmalarımıza büyük önem vermekteyiz.
Bunun yanında, katılmış olduğumuz Avrupa Birliği'nin çok uluslu ARGE işbirliği programı, Türk Telekom Grubu şirketlerinin ARGE yeteneklerini artırırken geleceğin teknolojilerinin geliştirilmesinde de aktif rol oynuyor. Türkiye'nin sahip olduğu eşsiz coğrafi konum, genç ve dinamik nüfusu ile gelecekte küresel telekomünikasyon sektörünün etkili oyuncularından biri olmak için güçlü bir potansiyel barındırdığına inanıyoruz. Türk Telekom olarak yatırımlarımızı da bu öngörü ile gerçekleştiriyor, Türkiye'nin önünde küresel bir oyuncu olmaya uzanan süreci hızlandıracak girişimlerimizi sürdürüyoruz. Türk Telekom'un, teknoloji geliştirme ve altyapı alanındaki yetkinlikleri, Türkiye'nin önümüzdeki süreçte küresel bir marka çıkartabilecek potansiyele sahip olduğunun en güzel örneğini oluşturuyor.
Türkiye'nin en değerli markası kimliğimizle, Türk Telekom'un küresel bir marka olarak uluslararası alanda rekabet gücünü giderek artırdığı bir gelecek için yatırımlarımızı sürdüreceğiz.

Geliştiren ve teknolojiyi ihraç eden Türkiye
Türkiye, bilişim sektörüne yenilikçi bir yaklaşımla rekabetçi avantajlar getiren ve umut vadeden genç bir nüfusa da sahip bulunuyor. Bunlar, ekonomik gelişme için olduğu kadar bilişim teknolojileri ve haberleşme sektörünün gelişimi için de önemli faktörler.
Ülkelerin gelişmişlik düzeyindeki ana göstergelerinden biri de sahip olduğu bilişim altyapısı ve teknoloji geliştirme yeteneği. Ancak, bu noktada önemli olan teknoloji satın alan ve tüketen toplumdan, geliştiren ve teknolojiyi ihracat eden bir ülkeye dönüşmek diye düşünüyoruz. Bilişim teknolojileri ve haberleşme sektörünün Türkiye'deki sürdürülebilir ekonomik büyümenin arkasındaki ana itici sektörlerden olacağına inancımız tam.
Türkiye'nin teknoloji alanında rekabet gücünün artması, yeni teknolojiler geliştirme konusundaki yetkinliğinin gelişmesine bağlı. Bu alanda söz sahibi bir ülke olabilmemiz için hızla teknoloji ihraç eder bir konuma gelmemiz gerekiyor. Bunun yolu ise kuşkusuz teknoloji şirketlerinin ARGE'ye ayırdığı kaynaktan ve bu konuda gerçekleştirdikleri yatırımlardan ve pazarın taleplerini doğru tahmin etmekten geçiyor. Bu nedenle son dönemde ARGE yatırımlarındaki artışın, haberleşme ve teknoloji sektörlerinin gelişimi açısından umut verici olduğunu düşünüyoruz. Yakın gelecekte, yalnızca Türkiye'de değil, yurtdışında da başarıya ulaşmak için daha fazla yaratıcı ve yenilikçi iş çözümlerine sahip olmamız gerekiyor. Pazarın değişim talebini ve eğilimlerini yakalayabilmemiz, liderlik edecek yetkinliklere sahip olmamız ve bu yetkinliklerinizi hiç durmadan geliştirmemiz gerekiyor.

Değer yaratan teknoloji ürünleri
Türk Telekom olarak biz de bu süreci, değer yaratan teknoloji ürünleri geliştirmek ve bu teknolojileri başka ülkelere ihraç edebilmek için yaptığımız yatırımlarla destekliyoruz. Türk Telekom olarak, telekom sektörüne liderlik etmekten ve ülkeyi geleceğin bilgi toplumuna hazırlıyor olmaktan ötürü mutluyuz. Teknolojinin giderek daha da iç içe geçeceği, eğlence, eğitim, finans, sağlık ve diğer alanlarda içeriğin giderek sayısal ortamda sunulacağı bir gelecek bizi bekliyor. Farklı müşteri ihtiyaçlarını ve farklı kullanıcı cihazlarına uygun gereksinimleri karşılayan, bunu da kabul edilebilir bir kalitede ve uygun fiyata hayata geçiren altyapıların oluşturulması, önümüzdeki yılların da temel gündemleri arasında yer alacak diye düşünüyoruz. Gelecek yıllarda tüketicilerin daha fazla katma değer sunan, çok işlevli ürün ve hizmetlere yönelmelerini bekliyoruz. Türk Telekom olarak bu değişime ayak uydururken, sayısal dünyada ihtiyaç duyulacak hizmetleri yakınsama platformu üzerinden sunmaya devam edeceğiz.