Geçmişten günümüze, bilişim altyapılarındaki ve cihazlardaki dönüşüm

Baykan Çallı

Gelişen dünyamızda, çok hızlı şekilde değişimler yaşanıyor. Bu değişimler, her kesimden insanı kendi kapsama alanının içerisine sokup birlikte evrilmeye zorluyor. Devletler yaşanan mübadelelere uyum sağlamak için kendi iç mevzuatlarını yeni baştan oluşturmak adına çalışmalar gerçekleştiriyorlar.
Günümüzden yaklaşık olarak 20 yıl evveline kadar, gerek cihazlardaki gerekse bilişim altyapılarındaki dönüşüm şimdikinden çok farklıydı. Sadece haberleşmeyi sağlamak adına geliştirilmiş olan mobil telefonlar, bugün itibariyle akıllı telefonlar olarak karşımıza çıkıyor. Tabi ki burada karşımıza çıkan önemli bir nokta da, İnternet'in gelişimi oluyor. İnternet'in gelişimi haberleşme ihtiyaçlarının giderilmesi ve bugünkü bilişim altyapılarının oluşumu ve geliştirilmesi açısından büyük önem teşkil ediyor. Buna mukabil olarak da akıllı telefonların hayatımızın içerisindeki yeri ve önemi ortaya çıkıyor.
İşte bu noktada, gerek bilişim altyapılarını oluşturan firmalar gerekse cihaz üreticileri yoğun mesailer harcayarak dünyamızı daha ulaşılabilir kılmak için çalışıyorlar. Biz de Telepati Dergisi olarak, 200. sayımıza özel gerçekleştirdiğimiz dosyamızda, seçkin firmalarımızdan almış olduğumuz değerlendirmeleri sizlerle paylaşıyoruz.

Anadolu Bilişim Hizmetleri Genel Müdürü Çetin Uygun: “Sınırlar ortadan kalkıyor”
Son yirmi yıl içerisinde sınırların ortadan kalktığı, kültürel farklılıkların engelleyici olmaktan çıktığı ve yenilikçiliğin tek geçerli para birimi haline gelmeye başladığı bir dünya düzeni oluştu. Bu doğrultuda kurumların işlevleri, stratejileri ve yapıları da hızlı bir şekilde değişime uğradı. Her geçen gün giderek küçülen dünyanın gelişim aracı ise, bilişim teknolojileri oldu. Bilişim teknolojileri; toplumların ekonomik, siyasi ve kültürel dinamiklerini doğrudan ve dolaylı yollardan etkileyerek ülkelerin kalkınmasında etkileyici bir rol oynamaktadır.
Sanayi toplumlarının son yirmi yıl içerisinde bilişim toplumlarına dönüşmeleri gerçeği göz önünde bulundurulduğunda yakın gelecekte iş dinamiklerinin ağırlıklı olarak bilişim sektörüyle iç içe olacağını söylemek yanlış olmaz. Bu nedenle küresel rekabette öne çıkmak için kurumların bilişim teknolojilerinden en üst derecede yararlanması gerekmektedir.
İlk bilgisayarın ortaya çıkışından bu yana gelinen baş döndürücü ileri teknoloji döneminde bağlantılı ağlar yeni iş formlarını oluşturmaktadır. 1980'li yıllardan bugüne kadar programlama dilleri, sistem ve uygulama yazılımları dahil olmak üzere birçok ürün piyasaya sürüldü. Şirketlerin farklı noktalardan hizmetlerini sürdürmeleri haberleşme ihtiyaçlarını ciddi bir şekilde artırdı. Gelişen bilişim teknolojileri, kurumların birçok departmanına dahil olarak iş süreçlerinin şekillerini değiştirdi.
İnternet, savunma odaklı bir kullanım alanından çıkıp, sivil hayatın içine dahil olarak e-ticaret, e-devlet gibi yapıları beraberinde getirdi. İlk dönemlerde yüksek maliyetler ile bilgisayarlar arasında aktarılan küçük hacimli veriler, zamanla büyüyerek kurumların karşısına çıkmaya başladı. Büyük verileri yönetme ve bu verileri analiz ederek iş sonuçlarını etkileyecek sonuçlar üretebilme kurumların rekabet üstünlüğü yaratmasını ve verimliliği arttırmasını sağlayan en önemli farklılaşma alanları oldu. Kısacası son yirmi yıl içerisinde yaşanan teknolojik gelişmeler artan mobilite ihtiyacı ile birleşti ve haberleşme ağları odaklı büyük bir pazar oluştu. Elektronik ticaret ve diğer sanal servisler de tüketicilerin ve kurumların hayatlarında önemli birer rol üstlenmiş oldular.

Sosyal medya iş ticaret hayatında yaygın şekilde kullanılıyor
Son yıllarda ise, sosyal medyanın iş ve ticaret hayatında daha yaygın şekilde kullanıldığını görüyoruz. İnternet üzerinde gelişen kurumsal sosyal medya uygulamaları, iş uygulamaları ile hızlı bir şekilde bütünleşmeye başladı. Sanayi devriminin önceki yüzyıllarda yarattığı değişimin benzeri 2000'li yıllarda İnternet teknolojisi sayesinde günlük hayatlarımızda yaşandı. Gelecek yıllar, bilgi ekonomisinin hakim olduğu bir dönem olacak. Ekonomik yapı yeniden yapılandırılarak üretim, tüketim ve dağıtım ilişkileri bilişim teknolojileri ile ilişkilendirilecek. Yeni ekosistemin şifresi “bilgi yönetimi” olarak tanımlanacak.
Dünya ekonomileri içerisinde Türkiye'nin önemi giderek artmaktadır. 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmayı hedefleyen Türkiye'nin bu önemli konumunu sürdürmesinin en büyük destekleyicisi de bilişim teknolojileri olacaktır. Türkiye, İnternet üzerinden yapılan ticaret işlemlerinde kayda değer ilerlemeler kazanmıştır. Uluslararası alanda Türkiye İnternet sektörü “Digital Bosphorous” (Sayısal Boğaz) olarak anılmaya başlanmıştır. Dünya genelinde ülkeler, dış kaynak kullanımını yaygınlaştırarak maliyetlerin ve sermaye miktarlarını hızlı bir şekilde düşürmeye devam etmektedirler. Bu sayede bilişim teknolojilerinin çekim merkezi haline gelmeyi planlamaktadırlar. Türkiye'de bilişim sektöründeki gelişmeleri takip etmektedir. Her ne kadar çok yaygın olmasa da gelecek için umut vaat etmektedir. Bilişim hizmetleri genç nüfusa sahip olan Türkiye'de yeni istihdam olanakları yaratacağı gibi istihdam ve kamu hizmetlerinde de başrolü oynayacaktır.

Türkiye, potansiyelini en üst seviyelere çıkaracak
Türkiye'nin yakın gelecekte bilişim hizmetleri kapsamında Avrupa Birliği'nde ve dünyada uygulanan standartları yakalamak için kurumsal ve hukuksal düzenlemeleri yapacağına inanıyorum. Böylece potansiyelimizi en üst seviyeye taşıyarak dünya ülkelerini geride bırakacağımızı düşünüyorum.
Anadolu Bilişim Hizmetleri olarak, yola çıktığımız ilk günden beri teknolojiyi yakından takip ederek veri merkezi hizmetleri ve yönetilebilir hizmetlerden ERP uygulamaları ile iş süreçlerinin iyileştirilmesi ve en uygun duruma getirilmesine kadar çok çeşitli alanlarda proje yönetimi, danışmanlık ve dış kaynak kullanım hizmetleri vermekteyiz. 2010 yılında 4,5 milyon dolarlık yatırımla Maltepe'de 4 bin 500 metrekarelik alan üzerinde uluslararası Tier-III standartlarında kabul edilen bir veri merkezi devreye aldık ve şu anda veri merkezimiz üzerinden 30 binden fazla kurumsal kullanıcıya güvenli ve ölçeklenebilir veri merkezi hizmetleri sunmaktayız. Ayrıca 2012 yılının başında PCI DSS (Ödeme Kartı Endüstrisi Veri Güvenlik Standardı) sertifikasını alarak, Türkiye'nin ilk PCI DSS sertifikalı veri merkezi olmayı başardık. Yakın gelecekte Türkiye'nin öncü kurumlarıyla çalışmanın yanı sıra, KOBİ'lere olan desteğimizi sürdürerek onların rekabet üstünlüğü yaratması için gösterdiğimiz çaba ile ülkemizi geleceğe taşıyacağız.

Arena Bilgisayar Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Tarık Tüzünsu: “Bilişim hizmetleri toplum tarafından kabul görmüş ve her kesim tarafından tüketilir hale gelmiştir.”
Ülkemizde bilişimin son 20 yılını etraflıca değerlendirmek bir yandan çok kolay bir yandansa çok zor. Öncelikle Türkiye'deki bilişim serüvenimizin 30 yılı aşmadığını söylemek yanıltıcı olmaz. Son 5 yıla bakacak olursak, bundan önceki 20 yıla kıyasla bilişim alanında son derece ciddi değişimler yaşandığını görebiliriz. Bugün artık bilişim hizmetleri toplum tarafından kabul görmüş ve her kesim tarafından tüketilir hale gelmiştir. Sadece şu rakama bakmak bile yaşanan değişimin hızını gösterecektir; 2003 yılında Türkiye'de 18,000 olan geniş bant İnternet abone sayısı, 2011 sonunda 14 milyon olmuştur. Bilişim sektöründe yer alan herkesin bu sayıdaki değişimi çok yakından ve iyi bir analiz ışığında takip etmesi gerekiyor, çünkü bu istatistik her şeyi, tüm iş yapma şekillerini değiştiriyor. Bu konunun üzerinde hassasiyetle durarak sektörümüze etkilerini iyi değerlendirmek gerekiyor.
Bundan 10 yıl önce Türkiye bilişim pazarına ağırlıklı olarak masa üstü bilgisayarlar hâkimdi. Bu pazarda, o dönemlerde toplama diye tabir edilen bölüm ile, yerli marka bölümü oldukça önemli bir yer teşkil ediyordu. O dönemde kullanıcılar, bilişim ihtiyaçlarını küçük ölçekli bilgisayar bayilerinden temin ediyorlardı. Hatta İstanbul'un belli bölgeleri, bu konuda oldukça rağbet gören yerlerdi. Sonra yavaş yavaş kullanıcıların satın alma alışkanlıkları değişmeye, Türkiye'de AVM (Alışveriş Merkezi) sayısı büyük bir hızla artmaya başladı; pek çok insan artık hafta sonlarını bu AVM'lerde geçirir oldu ve buna bağlı olarak Türkiye'de teknoloji perakendeciliği büyük bir hızla büyüdü ve büyümeye devam ediyor.
Bizim Türkiye‘de kabul etmemiz gereken en önemli gerçek şudur: Gelişmiş pazarlarda ne oluyorsa, bizde de mutlaka aynı gelişmeler olacaktır. Bu, sadece bir zaman meselesi. Biz genellikle kendimizi bu ülkelerin çok dışında, bambaşka bir yerde yaşıyormuşuz gibi düşünüyoruz ama işin aslı öyle değil. Kullanıcı alışkanlıkları dünyanın her yerinde aynı ve bu konuda yaşanan evrim zamanla tüm ülkeleri kapsayacak. Gelecek her alanın çevirim içi olacağını söyleyebiliriz. Bilgisayar kullanıcısının tüketim alışkanlığı ile ilgili en önemli evrim ise çevirim içi alışveriş olacaktır. Geniş bant İnternet abone sayısının olağanüstü hızlı artışı, çevirim içi alışverişi her alanda en önemli platform haline getirecek.

Kullandığın kadar öde dönemi
Kurumsal pazarda ise en önemli değişiklik, bilişimin soyut bir kavram olmaktan çıkıp aynı doğalgaz ya da elektrik gibi kurumların kullandığı kadar ödedikleri ve istedikleri ölçüde kullandıkları bir hizmet niteliği kazanmasıdır. Bunun arkasında yatan gelişme son 2-3 yılın en popüler kavramı olan bulut teknolojileridir. Kısa bir süre sonra tüm İnternet servis sağlayıcıları kurumsal pazarda bu hizmetleri sağlamak için büyük bir rekabet içinde olacaklar. Bir süre sonra veri hattı bir şirkete her kim tarafından sağlanıyorsa tüm bilişim hizmetleri de o firma tarafından veriliyor olacak. Bugün Arena Bilgisayar olarak biz, 20 yılı aşkın tecrübemiz ile Türkiye teknoloji ürünleri sektörünün en yaygın dağıtım şirketi konumundayız. 400'den fazla dünya markasının ürünlerini Türkiye geneline yayılmış 8,000'in üzerinde aktif satış noktası aracılığıyla tüketiciye ulaştırıyoruz. Amacımız, tedarikçi ve bayilerin teknoloji ürünlerini etkin ve verimli olarak tüketiciye ulaştırabilecekleri bir hizmet platformu oluşturabilmektir. Son 20 yıldır ülkemizde yaşanan teknolojik gelişmeleri en yakından takip eden firmaların başında geliyoruz. Hedefimiz, kurumların ve tüketicilerin ihtiyaçları doğrultusunda en doğru teknolojileri seçmelerini, katma değerli hizmetlerimizden maksimum düzeyde faydalanmalarını sağlamak.

Cloudturk Genel Müdürü Mustafa Yazıcı: “Bilişim ve haberleşme teknolojileri kaynaklarının dinamik bir biçimde paylaştırılmasına olanak tanıyor.”
Bulut teknolojisi ölçek ekonomisinin avantajları ile yaygın hizmet sunan servis sağlayıcılardan oluşan İnternet ortamını ifade ediyor. MSN, Hotmail, Yahoo Mail ya da Gmail gibi e-posta veya ajanda servislerini kullanan son kullanıcılar ile kurumlar tarafından bu teknoloji hali hazırda yaklaşık 10 yıldır kullanılmaktaydı. Bulut platformları, her türlü elektronik cihazın bağlanabildiği Web servisleri aracılığıyla, donanım ya da yazılım benzeri bilişim ve haberleşme teknolojileri kaynaklarının dinamik bir biçimde paylaştırılmasına olanak tanıyor. Bu teknolojinin sağladığı imkânlar doğrultusunda, İnternet üzerinden erişilebilen yazılım uygulamaları, veri depolama hizmeti ve işlem kapasitesine sahip ortak kaynaklar üzerinde anında kullanılabilen, ihtiyaca göre ölçeklenebilen ve kolaylıkla yönetimi yapılabilen bilişim ve haberleşme teknolojileri servisleri ulaşılabilir hale geliyor.
Bu doğrultuda, bulut bilişim uygulamalarının bilişim teknolojileri alanında popülerliğinin artmasını sağlayan temel etkenin, gelişen erişim ve geniş bant teknolojileri olduğunu söyleyebiliriz. Artık insanlar diledikleri yerden ve hizmet aldıkları servis sağlayıcı üzerinden kurumsal bilgilerine veya ofislerine ulaşabiliyor. Sabit maliyetler karşılığında daha az sermaye harcayarak kaliteli bilişim hizmetlerinin uygun fiyatlara sunulmasını sağlayan bulut bilişim uygulamaları ile yatırımların geri dönüşünü daha hızlı bir biçimde almak mümkün hale geliyor. Çalışanların verimliliği ile kurumlarının etkinliğini artırmak isteyen şirketler, müşterilerine verdikleri hizmet kalitesinde iyileştirme sağlamaya çalışırken bulut bilişim teknolojilerini tercih ediyor.

Bilgi paylaşımı ve ortak bilgi
Günümüzden 20 yıl önce dünyanın herhangi bir bölgesindeki bilgi erişiminin ne kadar kısıtlı ve zor olduğunu düşünürsek, İnternet'le birlikte hayatımıza giren bilgi paylaşımı ve ortak bilgi havuzu kavramlarının bulut teknolojisi sayesinde nasıl ileri bir noktaya taşındığını anlamak da daha kolaylaşacaktır. Bulut bilişim sayesinde, çok sayıda kullanıcının ihtiyacına yönelik olarak üretilen ortak bir bulut platformu sadece hızlı bir biçimde yapılandırılmış olmuyor, aynı zamanda bu uygulama düşük maliyetler çerçevesinde gerçekleştiriliyor.
Cloudturk, Türkiye'de gerçek sunucu altyapı hizmeti (Infrastructure as a Service - IaaS) veren tek kurum. Bulut teknolojisi anlamında ülkemizde yaşanan gelişmeleri değerlendirdiğimizde, kurumlara sağlanan servisler açısından IaaS sistemlerinin henüz emekleme döneminde olduğunu söyleyebiliriz. Buna karşılık, gelişmeler hızla takip ediliyor ve yerelde de dünyadaki eğilimlere paralellik gösteren bir talep artışı söz konusu. Sürekli bir biçimde güncellenen sanal sunucularımızla verdiğimiz hizmet sayesinde, iş ortaklarımızın kendi iş alanlarına odaklanmalarına ve kaynak tasarrufunda bulunmalarına yardımcı oluyoruz.
Ülkemizde bulut teknolojileri için özel olarak ortaya konmuş ilk ve tek veri merkezine sahip bulunuyoruz. Yatırımımızı gerçekleştirirken işbirliği içerisinde olduğumuz kurumlar (Anadolu Bilişim ve HP) ise alanının öncüleri arasında yer alıyor. Bu anlamda sahip olduğumuz avantajı, müşterilerimiz için güvenlik ve hizmet kalitesinde süreklilik haline getirdiğimizi söyleyebiliriz. Ayrıca, 2013 yılının birinci yarısında öncelikli olarak Rusya'da çeşitli yatırımlar yapmayı planlıyoruz. Bu sayede, Rusya'da gerçekleştireceğimiz yatırımla birlikte, hizmet verdiğimiz kurumlar IaaS altyapılarını aşağıdaki ülkelerden dilediklerine dağıtabilecek: Rusya, Sırbistan, Beyaz Rusya, Moldovya, Gürcistan, Azerbaycan, Suriye, Irak, Ürdün, Türkmenistan, Kırgızistan, Tacikistan, Kazakistan ve Pakistan.

Intellica Genel Müdürü Evrim Yetişmiş: “Yazılım ve donanım teknolojilerinde hızlı bir ilerleme kaydedildi.”
Gelişen teknolojilerin beraberinde getirdiği sosyal ve iktisadi gelişimler “bilgi toplumu” adlı yeni bir yapının oluşmasını sağlamıştır. Son yirmi yıl içerisinde bilişim dünyasında önceden tahmin edilemeyecek inanılmaz değişimler yaşanmıştır. Bu değişimin kuşkusuz en fazla etkilediği alan da iş dünyası oldu. Küreselleşmenin gitgide artan etkisiyle kurumlar arasında yoğunlaşan rekabet sonucunda yazılım ve donanım teknolojilerinde hızlı bir ilerleme kaydedildi ve yeni sektörler oluştu. Bu gelişmelerin yanı sıra, İnternet ve mobil araçların yaygınlaşması herkesin bilgi üretimine katkıda bulunmasını sağladı ve “Büyük Veri” kavramı hayatımıza girdi. Verilerin büyüklüklerinden kaynaklanan uzun analiz süreleri ve müşterilere kısa sürede etkili çözümler sunma kurumların en sık karşılaştığı sorunlar haline geldi.
Bilişim teknolojilerinin altyapıları ilk zamanlarda kurumların alt ve orta kademe yönetiminin işlerinde kolaylık sağlarken, günümüzde en kritik kararların alımında da önemli bir etkiye sahiptir. Özellikle telekomünikasyon ile bilişimin birleştirilmesi devrim niteliğinde bir değişiklik yaratmıştır. Artık farklı coğrafyalara yerleşen çok uluslu şirketler aynı yerden işlerini sürdürmektedirler. Aynı zamanda ağ dönemi olarak adlandırabileceğimiz bu dönemde, kurumlar içindeki tüm kademelerden çalışanların hızlı ve etkili haberleşmeleri, güçlü veri tabanlarına erişim imkanları, yan sanayi ve müşterilerle ağ üzerinden etkileşimli bilgi alışverişi sağlanmaktadır.

İhtiyaçlar anında tespit edilecek
Gelecekte artan bilgisayar ağları ile haberleşme ve işbirliğine engel olan faktörlerin ortadan kalkacağına ve bu sayede girişimciliğin kurumlar içerisinde daha ön plana çıkacağını düşünüyorum. Şirket yapıları daha esnek hale gelerek, kurum içindeki hiyerarşi giderek zayıflayacak. Yöneticiler müşterilerin ihtiyaçlarını anında tespit ederek, etkin bir şekilde çözüm sağlayacak yaklaşıma sahip olacaklar. Yakın gelecekte büyük veri konusunda yapılacak yatırımların ve teknolojik gelişmelerin giderek artacağını da düşünüyorum. Çözümler ise; özellikle altyapı, depolama, güvenlik, yedekleme, iş zekâsı alanlarında yoğunlaşacak. Kısacası, gelecekte bilişim teknolojileri kurumların rekabette öne geçmek için en etkili silahları olacak ve bilişim teknolojileri hızlı ilerlemesine devam edecek. Fakat önemli olan bilişim teknolojileri yönetimini etkili bir şekilde yürütmek ve kurumun her departmanında uyumlu bir şekilde kullanmak olacaktır. Intellica olarak, “Doğru bilgi, doğru zamanda, doğru yerde bir güçtür” diyerek müşterilerimizi geleceğe hazırlayan çözümler sunuyoruz. Gelecekte de bu hedefimiz doğrultusunda şirketlere değer katacak çözümler sunmaya devam edeceğiz.

Nokia Türkiye Genel Müdürü Çiçek Uyansoy İcan: “Sunulan servisler, akıllı telefonları vazgeçilmez kılıyor.”
İlk GSM telefonu olan Nokia 1011, bundan tam 20 yıl önce dünyaya tanıtıldı. Kablolu haberleşmeden kablosuza, ilk kısa mesaja ve ilk renkli ekrana kadar pek çok yeniliği Nokia ile birlikte yaşadık. O zamandan bu yana bilişim ve haberleşme teknolojilerindeki gelişmeler sonucu artık kablosuz haberleşmeden, 3.Nesil (3N) ve hatta 4N'den, akıllı telefonlarla kullanıcılarının iş yaşamından özel yaşama kadar, hayatlarının her anını organize edebildikleri ve birbirleriyle her an kesintisiz haberleşebildikleri bir dünyadan söz ediyoruz.
“Yakınsama” adı verilen kavramın hayatımıza girmesiyle birlikte kullanıcıların artık, mobil ses ve veri ihtiyaçları için farklı cihazları aynı anda taşımak yerine tek bir cihaz taşımayı tercih ettiklerini ve bu nedenle akıllı telefona yöneldiklerini görüyoruz. Bir akıllı telefonu standart telefondan ayıran en önemli özellik katma değerli servisleridir. Bu servislerin günlük ya da iş yaşamında sağladığı kolaylıklar ve olanaklar akıllı telefonların değerini artırıyor. Kullanıcılar bir kez akıllı telefonlara alıştıktan ve bu cihazların sahip olduğu özelliklerden tam anlamıyla faydalanmaya başladıktan sonra, sıradan telefonlara bir daha geri dönemiyorlar.
Bu eğilim doğrultusunda akıllı telefonlar Nokia'nın odaklandığı önemli pazarların başında yer alıyor. Bunun yanı sıra Nokia servis ve cihaz bir arada bütünleşik çözümler sunma hedefiyle akıllı telefonları vazgeçilmez kılan servislere odaklanıyor.

Zaman verimli kılınıyor
İnsanlar artık bulundukları her yerden dilediği ağlara bağlanmak, yolda geçirilen zamanı verimli kılmak için haritalardan yararlanmak, işlerini yapabilmek, pek çok servisten yararlanmak istiyorlar. Bununla birlikte kullanıcı deneyimini de en üst düzeye taşımayı, kolaylığı ve pratikliği tercih ediyorlar. Tüketicilerde bu eğilim devam ettikçe ürün çeşitliliği ve özellikleri de artıyor. Özellikle iş dünyasının yoğun çalışma temposu içinde bireyler nerede olurlarsa olsunlar işlerini takip edebilmeyi, bilgiye rahat ve güvenli biçimde ulaşabilmeyi istiyorlar. Bu noktada akıllı telefonlar tüketiciler açısından hayli dikkat çekici bir hale geliyor. Dolayısıyla akıllı telefonlar konusunda pazarın hareketlenmesi ve büyümesi kaçınılmaz hale geliyor. Genç kitlelerin, konu özellikle mobil içeriklerin tüketimi olduğu zaman yeni gelişmeler konusunda son derece istekli olduğunu söyleyebiliriz. Gençler yeni olan her şeyi denemek ve yararlı uygulamaları, oyunları, müzikleri kullanmak istiyor. Tüketici tarafında kendilerine hitap eden yerel içerikler konusunda gittikçe artan bir iştah söz konusu.
Öte yandan, sadece birkaç yıl önce akıllı telefon fiyatları oldukça yüksek bir aralıktayken artık tüketiciler çok uygun fiyatlara akıllı telefon satın alabiliyor. Akıllı telefonlar geçmişle kıyaslandığında artık hayatımızın her noktasına daha yüksek oranlarda giriyor. Bugün, Nokia Mağaza'da ülkemizden haftada indirilen uygulama sayısı 3,5 milyonu geçti. Şimdiye kadar ülkemizden indirilen toplam uygulama sayısı 150 milyona yaklaştı. Türkiye, Hindistan ve Çin'in ardından dünyada üçüncü, Avrupa'da ise birinci sırada yer alıyor. Kullanıcılar, küçük uygulamaların hayatlarında nasıl büyük farklılıklar yarattığının farkına vardı.

Yeni teknolojiler ülke ekonomisine katkı sağlıyor
3N'in hayatımıza girmesiyle İnternet'i ve akıllı telefonları yaygınlaştırarak, Türkiye'yi geliştirdiğini ve ekonomiye katkıda bulunduğunu görüyoruz. Artık 4N olarak kısaltılan 4. Nesil haberleşme hizmetlerinden söz ediyoruz. 3N ile birlikte yaşadığımız gelişme, içerik üretimi ve uygulamalardaki artış 4N teknolojisinde de devam edecek.
Önümüzdeki yıllarda mobil telefonlar, otomobiller, bilgisayarlar, tablet bilgisayarlar, MP3 çalarlar ve televizyonlar gibi birçok teknolojik cihaz telekom şebekeleri üzerinden birbiriyle haberleşecek. Mobil operatörlerin, bankaların, perakendecilerin, geliştiricilerin ve diğer paydaşların bir ekosistem ve her an her yerde kullanıma hazır bir altyapı yaratılması için birlikte çalışmaları sonucu NFC uygulamalarının ödeme tarafında ticari bir başarı haline geleceğini düşünüyoruz. Nokia yakın alan haberleşmesi (NFC-Near Field Communication) destekleyen geniş bir aksesuar yelpazesi sunuyor. Bu sayede kullanıcılar, yakın alan haberleşmesine sahip telefonlarını sadece dokunarak eşleştirebiliyor. Burada rekabet avantajınının kullanıcıların hayatını kolaylaştıran, hayatlarına keyif katan çözüm, cihaz ve mobil İnternet'in bütünleştiği çözümler olduğuna inanıyoruz. Nokia olarak yenilenen hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz. Bu nedenle önümüzdeki dönemde akıllı cihazlar ve uygulamalar tarafında yaşanan büyümenin artarak devam edeceğini tahmin ediyoruz.

Farklı insanlara farklı cihazlar
Yıllar boyunca öğrendiğimiz en önemli şey farklı insanların telefonlarını farklı şekillerde kullandığıdır. Nokia'da bütün dünyada insanların cihazlarında kullanmak istediği farklı ihtiyaçları ve işlevleri kapsayan, farklı özellikler ve hizmetler sunan çok çeşitte cihaz bulunuyor. Bu sayede insanlar kendileri için doğru olanı seçebiliyorlar. Biz insanların istediği tek bir fikre odaklanmak yerine, çeşitlilik sunmayı ve insanların bunlar arasında kendileri için doğru olanı seçebilmelerini sağlamayı tercih ediyoruz. Aynı şekilde; tüketicilerin de cihaz seçimlerinde teknolojiyi değil, ihtiyaçlarına öncelik vermelerini öneriyoruz.

Panasonic Türkiye Genel Müdürü Ahmet Telatar: “süreçlerin takibi sektör için hayati önem taşıyor.”
Tüketici elektroniği sektörü, doğası itibariyle sürekli olarak yenilenen bir sektör. Eğilimler, tüketici alışkanlıkları gibi kavramlar ve geliştirilen teknolojilerin gündelik yaşamda yer bulması gibi süreçlerin takibi sektör için hayati önem taşıyor. Son 20 yılda yaşanan ekonomik ve toplumsal değişimler düşünüldüğünde bunun önemi daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Özellikle 80'li yılların sonlarından itibaren hanelerimizdeki teknolojik ürünlerin sayısının artışı 90'lı yılların sonundan itibaren hayatımıza giren İnternet'in sunduğu olağanüstü etkileşimle birleşince tüketici elektroniği sektörü gerçek bir patlama gerçekleştirdi. İnternet'in hayatımızın her alanına girmesiyle birlikte evimizde ve işimizde kullandığımız elektronik cihazların da İnternet'e bütünleştirilmesine ihtiyaç duyuldu. İçinde bulunduğumuz çağda artık televizyonlarımızdan, fotoğraf makinelerimize, video kameralarımızdan akıllı yazı tahtalarımıza kadar hemen her ürün “mobil” geleceğe göre tasarlanmaya başladı. Bunun için boyutlarının taşınabilir ölçüde olmaları sağlanırken hayata değer katacak katma değerli servislerle donatılmaları gerekti.
Artan refah seviyesi de bu gelişmeye eklenince tüketici elektroniği sektöründe çok uzun yıllardır faaliyet gösteren Panasonic gibi yenilikçi firmalar ürün kapsamlarını genişletirken, ürün kalitelerini ve hizmet ilkelerini sürekli olarak iyileştirebildi. Sektörün zorlu rekabet ortamında büyümenin formülü de buydu: Tüketici ihtiyaçlarını titizlikle analiz ederken, içerik açısından zengin, yüksek performanslı, taşınabilir, tümleşik, kullanımı kolay ve sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlayabilen ürünler üretmek. Bunu da ancak köklü değerlerin üzerine gençliğin dinamizmini katarak başarabilirsiniz.

Panasonic'in elde edeceği kâr aslında tüketicinin bize armağanı
Panasonic'in kurucusu Konosuke Matsushita, tüketici elektroniği sektöründe tüketicinin sahip olduğu bugünkü role vurgu yaparcasına yıllar önce şöyle söylemiş: “Panasonic'in elde edeceği kâr aslında tüketicinin bize armağanıdır. Çünkü fiyatlarımıza tüketici karar verir. Tüketicimizin bize sunduğu armağanı, yine topluma katkı sağlamakta kullanmalıyız.” Panasonic Türkiye, köklü geleneklerle genç ve dinamik bir ekibin birleşiminden oluşan ve bu ilkeye büyük önem veren bir şirket. 2011 yılında yüzde 35 civarında büyüme gösteren tüketici elektroniği sektörüne paralel bir büyüme yakalayışımızın da kaynağı, her an her şeyin değiştiği bir sektörde köklü değerlerden gelen bilgelik ve gençlikten gelen dinamizmi aynı bünyede buluşturan iş anlayışımızdı.
VIERA televizyonlarımızdan Lumix fotoğraf makinelerimize, video kameralarımızdan, Home AV ürünlerimize, klimalarımızdan enerji çözümlerimize kadar tüm ürünlerimiz “akıllılık” esasına dayanıyor. 2012 VIERA ürün gamımızda da göreceğiniz gibi Smart VIERA kavramı, seyir keyfini yalıtılmış bir ayin olmaktan çıkarıp sizi tüm dünyaya bağlayan bir deneyime dönüştürecek. Lumix fotoğraf makinelerimiz anın sıcaklığı ve hızı göz önünde bulundurulduğunda görüntü ayarlamalarıyla uğraşmamanızı sağlayan ve ortama göre en iyi çekim şartlarını oluşturan özelliklerle donatılmış bulunuyor. Klimalarımız ise; “aklın yolu tasarruf” kavramıyla, odaya giren kişiyi algılayıp sıcaklığı yalnızca o bölgeye konuşlandırma becerisine sahip. Panasonic dışında bu kadar fazla ürün çeşitliliğinde geleceğin hedefini kavramış fazla markanın olmadığını söyleyebilirim.

Qualcomm Türkiye Genel Müdürü Barış Ruacan: “Türkiye, 3N servislerinde Avrupa'nın hızlı büyüyen pazarı”
Mobil teknolojiler bugün 1,4 trilyon dolar tutarındaki küresel gelirleri ve 5 milyar abone sayısı ile tarihin en büyük teknoloji platformu haline geldi. Bu alandaki gelişme herhangi bir ivme kaybına uğramadan devam edecek gibi gözüküyor. Günümüz dünyasında bulunan 1 milyar adet 3.Nesil (3N) abonesine 2015'e kadar 2 milyar yeni abone eklenmesi bekleniyor. Saniyede 10 yeni abone anlamına gelen bu gelişme gerçekten baş döndürücü. Türkiye'de de mobil alanda ciddi bir büyüme yaşadık. Türkiye 3N servislerinin hayata geçirildiği 2009 yılından beri yakalamış olduğu 33 milyon abone ile bu alanda Avrupa'da en hızlı büyüyen pazar oldu. Senede 400 milyonun üstünde işlemciyi akıllı telefon ve tablet bilgisayar üreticilerine tedarik eden Qualcomm mobildeki bu patlamanın merkezinde yer alıyor. Qualcomm olarak mobil ekosistem içerisindeki hemen tüm akıllı cihazlara ürettiğimiz teknoloji ve çözümlerle güç veriyoruz.

Tüm cihazların akıllı olacağı bir geleceğe doğru hızla yol alıyoruz
Mobil teknolojiler hızla yaygınlaşırken kendi içlerinde de ciddi bir gelişme yaşıyorlar. Dünyada tüm cihazların akıllı olacağı bir geleceğe doğru hızla yol alıyoruz. 2009 yılında toplam telefon satışları içinde yüzde 15'den az olan akıllı telefonların payının, 2014 yılına kadar yüzde 45'lere çıkması bekleniyor. Çok değil, 10 sene kadar önce cihazlarda sadece ses ve mesajlaşma ana özelliklerken, bugün akıllı telefonunuz cebinizde taşıdığınız çok güçlü bir bilgisayar haline gelmiş durumda. Cihazlarda işlemci hızları 2008 - 2011 yılları arasında 5 katın üstünde bir artış gösterdi. Önümüzdeki dönemde cihazlarda'NFC-yakın alan haberleşmesi' teknolojilerinden, hareketsiz yönetim teknolojilerine, dört çekirdekli işlemcilerden konsol kalitesinde 3 boyutlu (3B) grafiklere kadar pek çok özelliğin standart bir hale geldiğini göreceğiz. Bu özellikler sayesinde cihazlarda ortaya çıkacak kullanım alışkanlıklarından bahsetmek gerekirse, gelecekte mobil cihazınızın sizin altıncı hissiniz olarak konumlanacağını söyleyebiliriz. Cihazınız ayrıca, sayısal dünya ile fiziksel dünyayı sizin için birleştirecek ve adeta hayatınızın bir uzaktan kumandası olacak. Sizi tanımanın yanında çevrenizi ve etrafınızdakileri gözlemleyecek, zevklerinizi ve ilgi alanlarınızı takip ederek bunlara uygun tavsiyelerde bulunacak. Bunlarla birlikte sizin için gereksiz gördüğü unsurları filtreleyecek. Kendi içinde pek çok algılayıcı barındıracak olan cihazınız etrafınızdaki eşyalara bütünleşik olan diğer algılayıcılarla da etkileşecek. Akıllı telefonlarımızın haberleşme alanındaki ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayan işlemciler onları süper güçlü bilgisayarlar haline getirmekle birlikte başta televizyonlar olmak üzere diğer tüketici elektroniği ürünlerine de girmeye başlayacak. Lenovo ile yaptığımız işbirliği çerçevesinde, en üst seviyede İnternet ve grafik deneyiminin artık Qualcomm Snapdragon işlemciler ile akıllı TV'lerde de yaşanabilmesi sağlanacak. Sosyal sayısal oyunların küresel yayıncısı Gameloft ile de benzer bir işbirliği gerçekleştirerek mobil cihazlara konsol kalitesinde oyun deneyimi sunma geleneğimizi sürdürdük. Bunların yanı sıra, bağlantılı ev düzeni için geliştirdiğimiz Wi-Fi kablosuz erişim çözümleri, Qualcomm'un parlak ışık altında bile kusursuz bir okuma deneyimi sunan ‘mirasol' ekran teknolojisi ile donatılmış yeni e-okuyucular gibi yenilikler de CES 2012 fuarında gün yüzüne çıktı.

M2M teknolojisi
Qualcomm olarak hedefimizin önemli parçalarından biri de M2M-Makinadan Makinaya teknolojisi. Etrafımızdaki her şey, arabalar, ev eşyalarımız ve elektrik sayaçları birbirlerine bağlı olacak. Bu da mobil geniş bant hızlarında bağlantı yapabilen algılayıcılar sayesinde olacak. Yani mobil telefonumuz aracılığıyla hayatımızdaki tüm elektronik cihazları yönetebileceğiz. Günümüzde yavaş yavaş pilot bölge olarak akıllı şehirler kurulmaya başlandı. Bu şehirlerdeki akıllı binalar birbirleriyle iletişim halinde olan elektronik cihazlarla donatılmış bulunuyor. Böylece bu şehirlerdeki yaşam hem çevreci hem daha az maliyetli hem de daha verimli oluyor.
Qualcomm olarak geçtiğimiz dönemde, “Her Şeyin İnternet'i” (Internet of Everything) adını verdiğimiz 3N teknolojisini kullanan bir bağlantı ürününü pazara sunduk. Bu ürünü kullanan üreticiler gerçek zamanlı, alan bilgisine sahip ve düşük enerji kullanan aygıtlar üretebiliyorlar. Üstelik bu aygıtlar mobil telefonları ve bu ürüne sahip diğer cihazlar ile haberleşme sağlayabiliyor. Bu tarz bağlantı çözümlerinin enerji, sağlık ve otomotiv sektörü başta olmak üzere pek çok değişik alanda uygulamaları bulunuyor. Buna en basit örnek olarak evimizdeki elektrik sayaçlarının 3N teknolojisi üzerinden uzaktan okunmasını verebiliriz. Bu ve benzeri çözümleri geliştireceğimiz işbirlikleri ile önümüzdeki dönemde Türkiye'de de hayata geçireceğiz. Mobil devrimin geleceğini belirleyecek kavramlardan biri olduğunu düşündüğümüz Zenginleştirilmiş Gerçeklik (AR-Augmented Reality) alanında da uygulama geliştiricilere bir yazılım geliştirme takımı (SDK) sunuyoruz ve bu alanda yenilikçi servislerin geliştirilmesine destek oluyoruz. Bu kavram, sanal içeriğin gerçek dünya görüntüsü üzerine bir kameradan göründüğü şekilde eklenmesi anlamını taşıyor. AR bu yönüyle mobil cihazları gerçek dünyayla etkileşim kurmanızı sağlayacak bir yapıya kavuşturarak birçok yeni mobil uygulamanın ve katma değerli servisin önünü açacaktır.

TeliaSonera Avrasya Bölgesi İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Erim Taylanlar: “ Telekom yatırımlarının sektörün önünü açtığını söyleyebiliriz
Geçmişten bugüne telekom altyapılarındaki en büyük değişim, 90'lı yılların başında İnternet'in son kullanıcılar arasında yaygınlaşmaya başlaması oldu. Bu da geniş bant veri erişimini kurumsal sınırların dışına çıkararak bireysel bir çözüm olarak sunulmasıyla sonuçlandı. Günümüzde, mobil haberleşmede ses iletiminin yanı sıra, veri iletimi katlanarak artmakta ve bu artan veri trafik ihtiyacı, tüm mobil operatörlerin gündeminde önemli bir yer almaktadır. İleride mobil telefonlarını İnternet'e bağlayacak ve ADSL'nin kapısını açacak olan gelişme ise, 80'lerde yaygınlaşan sayısal telefon santralleriydi. Bu konuda Türkiye'de özellikle eski Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'ın başbakanlık döneminde yaptığı telekom yatırımlarının sektörün önünü açtığını söyleyebiliriz.

4N'in dünyada ilk ticari uygulamasını başlatan kurumuz
90'ların ikinci yarısında telekom dünyasındaki bir başka önemli gelişme ise mobil telefonların yaygınlaşmaya başlamasıydı. Böylece sabit hat ve sabit şebeke kavramına mobilite eklenmiş oldu. TeliaSonera olarak biz son 30 yılda bu gelişmelerin içinde bizzat yer aldık ve özellikle mobil haberleşmeyi icat edenler arasında yer alarak, sektöründe öncü bir rol üstlendik. Bu bağlamda, 1993 yılında Turkcell'in kurucu ortaklarından biri olduk. Avrupa'nın en büyük 5. telekom şirketinden birisi olarak 4.Nesil (4N)'in dünyada ilk ticari uygulamasını başlatan kurumuz. 90'larda Telekom sektöründe yaşanan bu değişimi günümüzün haberleşme devi Amerika Birleşik Devletleri üzerinden örnekleyebiliriz ki, 3N'ye baktığımızda; Türkiye'nin de 2009 yılından bu yana aynı süreçten geçtiğini görüyoruz: ABD Federal Reserve Kurulu'nun (Merkez Bankası) eski başkanı Alan Greenspan'ın “Türbülans Çağı” kitabı (Boyner Yayınları) 21. yüzyılın baş döndürücü gelişimine, küreselleşmenin fırsat ve risklerine, finans piyasalarını sarsan krizlere ilişkin önemli bilgiler sunuyor.
Greenspan'e göre; 1987-2006 arasında ABD'nin kalkınmasını hızlandıran en büyük etken ABD'nin çok daha esnek, çalkantılara dirençli, açık ve şeffaf, otonom bir ekonomik yapıya kavuşmasıydı. Greenspan'in kitabı, özellikle 11 Eylül sonrasında dünyanın nasıl bir değişim geçirdiğine odaklanıyor, ancak 90'larda dünyanın durgunluk yaşadığı ve Sovyetlerin çöktüğü çağda ABD'nin büyümesini nasıl sürdürdüğünü de açıklıyor. Greenspan, ABD'nin herkesin geleneksele odaklandığı bir zamanda bilgi teknolojilerine yatırım yaparak bunu başardığını söylüyor: Sayısal devrim, ekonomide maliyetleri düşürerek kriz döneminde artan nüfusa karşın ekonomik kalkınmayı hızlandırmaktadır.
Telekom, bugün Türkiye'de yüzde 1 düzeyinde olan BT-Bilişim Teknolojileri yatırımlarını yüzde 2,5-3'e çıkararak, Avrupa Birliği ve ABD düzeyini yakalamamız için bize gereken ekonomik gücü sağlayacaktır. 2023 hedefini de ancak telekoma daha fazla yatırım yaparak gerçekleştirebiliriz.

Teradata Türkiye Ülke Müdürü Gamze Aydın: “ Bilginin, iş hayatında, yoğun rekabetin görüldüğü yarış içerisinde, firmaların rakiplerini geçmek için kullanacağı en önemli kaynak olduğu ortaya çıktı.”
Bilişim altyapılarındaki dönüşümü süreçlerin otomasyonu şeklinde başlayan süreç olarak görebiliriz. Otomasyon sürecinin tamamlanması ile toplanan verilerin bilgiye dönüştürülmesi süreci başladı. Bu bilgilerin stratejik karar verme mekanizmaları tarafından kullanılmaya başlanması ile birlikte bilginin, iş hayatında, yoğun rekabetin görüldüğü yarış içerisinde, firmaların rakiplerini geçmek için kullanacağı en önemli kaynak olduğu da ortaya çıktı. Geçtiğimiz yıllar içerisinde veri kavramı da gelişti ve değişti. Hacim, çeşitlilik, yapı ve sıklık boyutlarında veride bir evrimleşmeden söz edebiliriz. İlk bakışta bu pozitif algılansa da aslında kurumlar için yeni bir risk de doğurdu. Veriyi doğru yönetemediğiniz takdirde ve doğru bağlam içinde bakamadığınızda yanlış kararlar almanıza yol açabilir. Son aşama ise, artık bu bilginin operasyon süreçleri dahil edilerek bilginin en alt seviyeye kadar kullanımının sağlanması olarak görüyoruz.

Rakiplerin gerisinde kalmamak için farklı süreçlere başvurması gerek
Geleceği değerlendirmeye çalışırsak, teknolojinin bu kadar hızlı ilerlemesi ile firmaların bu gelişime uyum sağlamaya çalışması ve rakiplerinin gerisinde kalmamak için farklı süreçlere başvurması ile devam edeceğini düşünüyorum. Endüstri döneminde kömür, sanayi döneminde petrol, teknoloji döneminde ise bilgi en değerli ürün olarak ortaya çıktı. Günümüzün bilgi ekonomisinde, tüm liderler aslında güvenle karar verebilmeleri için bilginin kontrolünün şart olduğunu biliyorlar. Zor olan ise neyin elde tutulacağının bilinmesi, ikilemlerin önlenmesi ve ortaya çıkarılan içeriğin en iyi şekilde kullanılabilmesi. Kötü karar verebilme riski, bugün “hızla katlanarak artan verinin” içeriğinin yeterince anlaşılamaması ve bunun sonucunda uygulanabilir kararlar ortaya çıkmamasına dayanıyor. “Büyük Veri” olgusu bugün şirketlerin içinde olup olmamayı seçebilecekleri bir konu değil. Bu aslında, ‘büyük para' diye adlandırabileceğimiz pazarları ve onun getirdiği fırsatlar içeriğini ifade ediyor. McKinsey Global'in Mayıs 2011 raporunda; “Büyük Verinin”, yenilikçilik, rekabet ve verimlilik için aşılması gereken bir sınır olduğu, milyonlarca dolar edebileceği ve bunu ihmal eden kurumların bu riski göze almaları gerektiği anlatılıyor. Veri ambarının geleceğine baktığımızda; verinin sadece içeriden ve dışarıdan alınmasına değil, dışarıdan ve içeriden elde edilen verinin birleştirilmesine dayandığını görüyoruz. Bu iki verinin birleştirilmesi, ne olacağına ilişkin soruların daha derinlikli olarak sorulmasını sağladığı gibi, en önemlisi daha kesin yanıtlar alınmasını mümkün kılıyor. Bu da şimdiye kadar olmadığı ölçüde kurumlara sağlayacağı en büyük avantaj olacaktır.

Sayısal veriler her geçen yıl katlanarak artmakta
Analist raporlarında görüleceği gibi, geleneksel veri kaynakları yanında cihaz, algılayıcı, coğrafik, Web ve sosyal medya gibi sayısal veriler her geçen yıl katlanarak artmakta. Bu artış, bütün bu verilerden anlamlı sonuçlar çıkarılmasını sağlayacak teknolojik gelişmeleri ve yatırımları tetiklemektedir. Yakın bir vadede büyük veri kavramının, M2M (Machine to Machine), sosyal medya analizi gibi içerik ve karakteristik olarak farklılıklar gösteren daha özelleşmiş alt kollara göre ele alınacağını öngörmekteyiz. Teknolojik yatırımlar konusunda öncü olan telekomünikasyon, finans, bankacılık ve hızlı tüketim sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar dışında, özellikle M2M bilgileri analiz etmek isteyecek üretim sektörü firmaları, elektrik, su, doğalgaz gibi hizmet dağıtım firmaları için de büyük veri analizi önemli fırsatlar sağlayacaktır. Diğer teknolojik eğilimlerden farklı olarak, Türkiye'de de büyük veri analizi yatırımlarının dünyadaki gelişmelerin paralelinde ilerleyeceğini, hatta bazı sektörlerden öncü firmaların çıkabileceğini tahmin etmekteyiz.

Trend Micro Akdeniz Ülkeleri Pazarlama Müdürü Sibel Yılmaz: “Kullanıcılarımıza yeni güvenlik fırsatları sunuyoruz”
Trend Micro, yeni ve gelişmekte olan platformlar ve cihazlardaki tehditlere karşı kullanıcıları koruyan yenilikçi teknolojiler ve servisler konusunda 1988'den beri öncülük etmektedir. İnsanların çevirim içi haberleşme ve iş yapış biçimlerindeki her değişim, yeni güvenlik fırsatları sağlayarak kullanıcılara önemli yararlar sunmuştur. Trend Micro, en başından beri bu noktada yer almış; tehdit korumasını masaüstünden sunucu ve İnternet ağ geçidine kadar genişletme konusunda ilk olmuştur.

Yenilikçi teknolojiler ve servisler
Bugün kuruluşlardaki en önemli eğilimlerden biri, bilgi teknolojilerinin mobil cihaz bütünleştirmesidir (Consumerization). BT'nin demokratikleşmesi, günümüz kullanıcılarının teknik konularda daha önce hiç olmadığı kadar deneyimli oldukları ve kişisel BT tercihlerinin iş ve özel yaşamlarına sızdığı anlamına gelir. Kullanıcılar, ilişkilerini Facebook üzerinden sürdürmeye, dosyalarına her yerden erişmeye ve Google Apps gibi birlikte çalıştıkları uygulamaları ve bilgileri etkin bir şekilde biçimlendirme özgürlüğüne sahip olmaya alıştılar. Sonuç olarak, kullanıcılar artık “çevirim içi” bir yaşam sürüyor ve birçok durumda kişisel BT ekipmanları, İnternet bağlantıları, akıllı telefonlarının veri planları, işverenlerinin onlara sunduklarından çok daha iyi. Ayrıca, kullanıcılar bu cihazları kendileri tercih edip seçtiği için, kendi cihazlarını kullanma konusundaki moralleri artmış durumda. Bu durumu; yeni iş hayatına giren, kendilerine ait kişisel BT ve her zaman her yerde kullanabildikleri İnternet bağlantısı olmayan bir dünyayı bilmeyen genç profesyoneller olarak bilinen “Yeni Bin Yıl” nesli ile bir araya getirdiğinizde, bu yeni yetenek dalgasını kendilerine çekmek ve elinde tutmak amacıyla, şirketlerin bu yeni nesile işlerini yapmak için standart diz üstü bilgisayarlardan daha cazip BT varlıkları sunmak zorunda oldukları çok açıktır. Bulut bilişim, bilgiye ve bilişim gücüne erişimi kolaylaştırıp daha hızlı ve daha uygun fiyatlı hale getirerek insanların sayısal bilgiyi paylaşma şekillerini tamamıyla değiştirirken, Trend Micro buna hazırlıklıdır. Güvenliği, sanallaştırılmış ve bulut tabanlı ortamları içerecek şekilde genişleterek, işletmelerin ve tüketicilerin kamusal veya özel buluttaki yeni teknolojilerden güvenle yararlanabilmelerini sağlar.

Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Koray Öztürkler: “ Turkcell'in 18 yıllık hikâyesi başlı başına bu değişim ve dönüşümün en açık örneği olarak değerlendirilebilir.”
Turkcell'in 18 yıllık hikayesi başlı başına bu değişim ve dönüşümün en açık örneği olarak değerlendirilebilir. Turkcell, 1993'te Mecidiyeköy'de küçük bir ofiste doğdu. 17 yıl önce ilk mobil “alo”dan bugüne çok büyük bir mesafe kat edildi. O günden bugüne, sektörümüzün lideriyiz ve bugün 34,5 milyon abonemiz var. 18 yılda teknoloji ve altyapıya yaptığımız 19,6 milyar TL'lik yatırımla Türkiye'nin teknoloji alanında kaydettiği mesafenin bir anlamda mimarı olduk. Turkcell Superonline ile evlere kadar saniyede 1000 Megabit İnternet hızımızla, Türkiye'yi dünyada ilk 5 ülke arasına soktuk. 75 kente ve 30 bin km fiber altyapıya ulaştık. Biz Turkcell olarak hedefimiz ve “yerinde hayallerimiz” sayesinde tüm dünyayı etkisi altına alan mobil İnternet çağına önde girmeyi başardık. Rakiplerimiz 3.Nesil ((3N) için henüz erken derken, biz dünyanın en iyi altyapılarından birini ülkemize kazandırmakla meşguldük. Bu sayede y aşadığımız topraklar son 500 yıldır belki de ilk kez teknolojide dünyanın önünde yer alıyor. Turkcell'in geniş bant hedefi ve yatırımları sayesinde Türk insanının, şirketlerimizin, kurumlarımızın elinde, sahip oldukları gerçek potansiyeli açığa çıkarmalarına imkan veren müthiş bir fırsat eşitliği var.

Mobilite, İnternet ve yakınsama
Değişimin son 10 yıldaki baş aktörleri; mobilite, İnternet ve yakınsama kavramlarıyla iş yapan mobil haberleşme sektörü oldu. Artık a kıllı cihazlar hayatımızda çok önemli bir yere sahip ve uzun vadede öyle olmaya devam edecek. Artık mobil telefonları bilgisayarımız, cüzdanımız, televizyonumuz, sağlık monitörümüz, müzik çalarımız, oyun konsollarımız haline geldiler. En iyi müşteri deneyimini en uygun fiyata sunduğumuz Turkcell markalı T serisi cihazlarımız, 2011 yılında en çok satan Android telefon oldu. Pazarda yarattığımız bu fark ile, akıllı telefon yayılımı 2 kat ve mobil İnternet kullanımını ise 2,5 kat artırdık. Bu büyümenin önümüzdeki dönemde süregeleceğini öngörüyoruz.

MobilŞirket hedefi
Biz Türkiye'de Anadolu'da teknolojik dönüşümü hayata geçirmek için kolları sıvadık. Şirketlerimize mobil haberleşmenin sağladığı olanakları tanıtmak ve danışmanlık vererek yaşayacakları teknolojik dönüşümü kolaylaştırmak için tüm Türkiye'yi geziyoruz ve MobilŞirket hedefimizi onlarla paylaşıyoruz. Bunun yanı sıra, hayatımıza yeni giren “Bulut Bilişim” kavramının öneminin gün geçtikçe artacağını öngörüyoruz. Geçen ay düzenlediğimiz Turkcell Bilişim Konferansı'nda BT dünyasında fikir önderi kabul edilen Andrew McAfee'yi ağırladık. Yaptığı konuşmada, “Buharlı makinelerden elektriğe geçiş nasıl bir sıçrama yarattı ise, Bulut Bilişim de benzer bir sıçrama yaratacak. Bulut Bilişim dünyayı değiştirecek” diyor. Biz Turkcell olarak, Turkcell SüperBulut'la bu yeni döneme hazır ve donanımlı giriyoruz ve büyük küçük tüm şirketleri de teknolojik dönüşüme davet ediyoruz. Farklı sektörlere ve müşterilere özel uygulama ve servislerini öneminin önümüzdeki 5 yıl içerisinde artacağını öngörüyoruz.

TurkNet Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çelebiler: “Telekomünikasyon sektöründe gerek altyapı gerekse hizmet anlamında bir patlama gerçekleşti.”
Geçen asrın başında kullanılmaya başlanan seri imalat yöntemleri ürün maliyetlerini düşürüp, rakiplerin ortaya çıkmasına müsaade ederek fiyatların düşmesini sağladı. Üretim ve tüketim belirli bir gidişe oturunca yeni iş imkanları arayanlar hizmet sektörüne döndüler. Telekomünikasyon hizmet sektörü de bu arayışların sonucunda ortaya çıktı. Dünya genelinde başlarda devlet tekelinde olan bu sektör zamanla serbestleşmeye başladı ve kuşkusuz bu nedenle de telekomünikasyon sektöründe gerek altyapı gerekse hizmet anlamında bir patlama gerçekleşti. Yeni telekomünikasyon endüstrisinin gelişmesi tekeli ilk kaldıran Amerika'da meydana geldi. Amerika bu öncülüğünün meyvelerini bugün bile toplamayı sürdürüyor. 1982 yılında AT&T, mahkeme kararı ile (Judge Harold Green) birbirinden bağımsız, uzak mesafe (AT&T), 7 bölgesel operatör, Bell Labs (ARGE) ve Western Electric (üretim) şirketlerine bölündü. Bu bölünme ile açılan pazara giren MCI ve Sprint, önce uzak mesafe telefon hizmeti vererek sonra da İnternet altyapısını (UUNET) kurarak İnternet kullanımının yayılmasına yol açtı. Günümüzde Amerika'da yaşayan herkesin en yüksek kaliteli telekomünikasyon hizmetini aldığı söylenemez ama, en yüksek kaliteli hizmetin Amerika'da bir yerde mevcut olduğu ve dünyanın neresinde olursa olsun, sunulan en kaliteli hizmetin bir Amerikan lisansını kullandığı söylenebilir.
Avrupa ülkelerinde telefon işletmelerinin rekabete açılması Amerika'nın baskısı ile başladı. Avrupa'da devlet kurumu ve telefon tekeli sahibi olan “PTT”'lerin Amerika'nın serbestleşmiş telefon hizmetleri pazarına girmelerine müsaade etmek için Amerika, Avrupa ülkelerinde de serbestleşmenin yapılmasını şart koştu. Amerika bir devlet kuruluşunun bir özel teşebbüsle rekabet etmeye kalkmasının doğru olmayacağını ileri sürdü. Avrupa ülkelerinde serbestleşme Amerika'ya göre daha geç ve daha kontrollü olarak gerçekleştirildi. Gelişmedeki gecikme ve kontrol Avrupa'da Skype'tan başka pek bir yenilik yaratılamamasının sebebi olarak görülebilir.

Hareket imkanı sınırlandırılmış pazarlarda yenilik olamıyor
Hizmet sektörünün, geç, sınırlı ve kontrollü olarak serbestleştiği ülkelerde teknolojiye dayanan ürünlerin kullanımının ve hatta imalatının gerçekleştiğini görüyoruz. Fakat yeni teknolojinin yaratılarak başarılı bir uygulanmaya konmasına çok daha nadir olarak şahit oluyoruz. Ancak, serbest hareket etme imkanı tanındığı zaman teknoloji yaratılıp başarılı bir şekilde uygulamaya konulabilmekte. Hareket imkanı sınırlandırılmış pazarlarda yenilik olmamaktadır.
Avrupa ülkeleri şimdi bir yandan telekomünikasyon hizmet sektöründe hareket serbestisi ve rekabetin muhafazasını sağlamaya çalışırken diğer yandan teknoloji kullanımını geniş kitlelere yayarak içinde yenilikçilerin yetişmesini sağlayacak sosyal ortamın kurulmasını hedefliyorlar. Ülkemizin de 2023 hedeflerine varmak üzere yapmakta olduğu başarılı çalışmalar bulunuyor. Birçok ilde kurulan havalimanları sade yolculuğu kolaylaştırmıyor, aynı zamanda o illerde teknoloji kullanan yer hizmetleri alanında iş imkanları sağlıyor. Yine değişik illerde kurulan çağrı merkezleri genç nüfusa teknoloji kullanma imkanı veriyor. Hedefimize erişmek için yapılacak işler arasında telekomünikasyon sektöründe yeni hizmetlerin getirilmesinin serbest bırakılması, altyapı tesisinin kolaylaştırılması, rekabet edilebilecek ortamın kuruluşunun tamamlanıp muhafaza edilmesi bulunuyor.
Yakın geçmişte yaşadığımız olaylara göre, teknoloji yaratılması, geliştirilmesi ve bundan gelir sağlanması için gerekli olan şart yeni ürünlerin zaman kaybetmeden ve idari mekanizmalarla engellenmeden piyasaya sürülebilmeleri.

TÜTED Yönetim Kurulu Başkanı Adil Zafer Müftüoğlu: “ 2011 sonu itibariyle elektronik haberleşme sektör büyüklüğü 27,6 milyar TL.”
BTK tarafından yayınlanan pazara ilişkin son veriler ışığında yapılan değerlendirmelere göre Türkiye elektronik haberleşme pazarı çeşitlenerek büyümesini sürdürmeye devam etmektedir. 2011 sonu itibariyle elektronik haberleşme sektör büyüklüğü 27,6 milyar TL değerine ulaşmış olup; sektöründeki işletmeci sayısı 351, bu işletmecilere verilen yetkilendirme sayısı 556'dır. İşletmeci sayısı ve yetkilendirme alanları açısından bakıldığında pazar oldukça çeşitlenmiştir.
Telekomünikasyon sektöründe toplam gelirlerin yıllar itibariyle gelişimine bakıldığında özellikle mobil telekomünikasyon hizmetlerinden elde edilen gelirler başta olmak üzere artış yaşandığı görülmektedir. 2004-2010 yılları arasında Türk Telekom'un özellikle son dört yılda yapılan büyük yatırım miktarları dikkat çekmektedir. 2006 yılında 554 milyon TL olan yatırım miktarı, 2010 yılında yüzde 98,4 artışla 1,099 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 2011'de ise yapılan yatırım 1,3 milyar TL olmuştur. Toplam yıllık yatırım bilgilerine bakıldığında 2011 yılı sonunda bir önceki yıla kıyasla Türk Telekom'un yatırımında yüzde 24,77 oranında bir artış görülmektedir.
Rekabetin gelişmiş olduğu ve alternatif işletmecilerin güçlü olduğu Avrupa gibi pazarlarda yerleşik işletmecinin payının yüzde 60-70'lerde, alternatif işletmecilerin payının ise yüzde 30 40'lar mertebesinde olduğu düşünüldüğünde, ülkemiz sabit pazarında da gelişmeye açık oldukça önemli bir alan olduğu anlaşılmaktadır.
2011, tam anlamıyla mobil İnternet'in patladığı bir yıl olmuştur. 2011 yılsonu itibariyle bir önceki yıla göre mobil İnternet yüzde 346, fiber İnternet yüzde 73, kablo İnternet yüzde 68 oranında büyüme göstermiştir. Aralık 2011 itibariyle Türkiye'de yaklaşık yüzde 88,69 yayılım oranına karşılık gelen toplam 65,3 milyon mobil abone bulunmaktadır. Temmuz 2009'da 3N hizmet sunumunun başlamasıyla Aralık 2011 itibariyle 3N abone sayısı 31,4 milyona ulaşmıştır. Avrupa Birliği'nde bu oranın yüzde 126 olduğu dikkate alınırsa, Türkiye'de mobil telekomünikasyon sektörünün büyüme potansiyeli olduğu görülmektedir.

Türkiye gelecek 10 yılda, yüzde 11'lik CAGR ile dünyanın en hızlı büyüyen BHT pazarı haline gelecek
2005-2009 yıllarında gösterdiği yüzde 14 oranındaki birleşik yıllık büyüme oranı (CAGR) ile, Türkiye Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri (BHT) sektörü giderek büyüyen bir yapı sergilemektedir. Business Monitor International'ın tahminlerine göre, Türkiye gelecek 10 yılda, yüzde 11'lik CAGR ile dünyanın en hızlı büyüyen BHT pazarı haline gelecek.
Geçtiğimiz 10 yıllık süre zarfında, Türkiye'deki toplam BHT teçhizat satışı yüzde 130 büyüme göstermiştir. Buna karşılık, haberleşme teknolojileri yaklaşık yüzde 225, telekomünikasyon teçhizatı ise yüzde 75 büyümüştür. BHT satışlarındaki büyüme, Türkiye'deki haneler ile işletmelerin tümünde yer alan sektörlerdeki gelişimi ve talebi göstermektedir.
Son yıllarda Türkiye mobil haberleşme sektöründe pek çok önemli düzenleme yapılmıştır.
• 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun yürürlüğe girmesi
• 3.Nesil (3N) hizmetlerinin sunulmaya başlaması
• Mobil numara taşınabilirliğinin yürürlüğe girmesi
• Hakim durumdaki mobil işletmecinin şebeke içi ücretleri ile ara bağlantı ücretleri arasındaki dengenin kurulması
Bu düzenlemelerin mobil haberleşme sektörünün gelişimi ve tüketici faydasının sağlanması açılarından son derece olumlu etkileri olmuştur. Bununla birlikte bu düzenlemelerin etkin bir şekilde uygulanması ve sektörün ihtiyaçları göz önünde bulundurularak düzenlemelerin gözden geçirilmesi sektörün sürdürülebilir büyümesi açısından önem arz etmektedir.
Mobil haberleşme altyapısına yapılan hükümet yatırımı da, erişim ve hizmet kalitesini artırarak, 2008 yılında 2,6 milyar TL' den 2009'da 5,4 milyar TL'ye yükselmiştir. Mobil telekomünikasyon sektöründeki büyüme ve verimlilik, diğer sektörler üzerinde bir kaldıraç etkisi yaratarak ülke ekonomisine son derece olumlu katkılar sağlamaktadır. Bu nedenle, mobil telekomünikasyon sektöründe etkin rekabetin sağlanması ülke ekonomisinin geneli bakımından da hassasiyetle üzerinde durulması gereken bir husustur.

Pazarın koşulları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak düzenlemelerin etkinliğinin gözden geçirilmesi önemli
Son yıllarda ülkemizde önemli gelişmeler yaşanmakta olup, önemli pek çok düzenleme hayata geçirilmiştir. Bundan sonrasında, gelişen teknolojiler ile pazarın koşulları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak düzenlemelerin etkinliğinin gözden geçirilmesi önemlidir.
Bu sene de yeni nesil teknolojiler, mobil geniş bant ve yakınsama gibi konular sektörün gündeminde kalmaya devam ederek sektörün büyümesine de katkı sağlayacaktır. 3N, sabit ve mobil İnternet, yakın saha haberleşmesi (NFC), M2M, mobil eğitim, mobil sağlık, yeşil teknolojiler, geniş bant servisler gibi konular sektörün gündeminde ön sıralarda yer alacaktır.
Pazarda rekabeti destekleyen düzenlemeler neticede tüketici faydasını da beraberinde getirecektir. Yapılacak düzenlemelerde, mevcut pazar koşulları ve işletmeciler arası farklılıkların da dikkate alınması bu anlamda gereklidir.

Ülke kaynaklarının etkin kullanımı gerekiyor
Ekonomik ve verimli yatırım önceliğinin ön plana çıkıp, araştırma ve geliştirmenin çok ciddi şekilde desteklendiği, gelişime ve yeniliğe açık bu yeni dönemde, “ülkemiz kaynaklarının etkin kullanılması” kamusal bir sorumluluktur. Bu kapsamda, işletmeciler arasında altyapı paylaşımı yapılması, kaynak israfının önlenmesi ve verimli yatırımlarla daha kısa sürede daha çok tüketiciye hizmet ulaştırılması bakımından gereklidir. Aynı şekilde mahalli idareler tarafından yapılan yapılmış olan telekomünikasyon altyapı yatırımlarının da, sektör oyuncuları ve operatörler ile makul şartlarda paylaşılarak ülke ekonomisine katkıda bulunulması çok önem taşımaktadır.
3N'nin ortaya çıkması sonucu mobil veri alışverişi ile içerik ve uygulama üretimi alanında yaşanan gelişmeler ile artık sevdiklerinizle görüntülü olarak mobil telefonu üzerinden konuşabiliyor, bankacılık işlemlerinizi mobil telefonunuzla halledebiliyorsunuz. Ayrıca etkileşimli oyunlara mobil katılım sağlayabiliyor canlı radyo ve TV yayınlarına erişebiliyorsunuz. 4N teknolojisi ile devam edecek bu ilerlemeler mobil ya da kablosuz erişim olanaklarını artırarak geniş banda her an her yerden ulaşılabilmesini ve bu sayede de haberleşme kültürünün bir üst seviyeye taşınmasını sağlayacak. Dağın başındaki en ücra köylerde bile geniş bant İnternet olacak, arabayla İstanbul'dan Ankara'ya giderken arka koltuktan diz üstü bilgisayarla İnternet'e çok hızlı bağlanılabilecek. Geniş bant İnternet'in hem mobil hem sabit hatlarda gelişmesi, her yerden, her türlü medya ile kesintisiz çoklu ortam haberleşmeyi sağlarken, akıllı cihazlar ve uygulamalar haylimizin sınırlarını zorlamaya başladı. Bu alanda daha da gelişme kaydetmek ve gerçek bir bilgi toplumuna dönüşerek ülkede sürdürülebilir bir büyüme yaratmak adına devlet ve özel sektör tarafındaki çabaların artarak devam etmesi gerekiyor. Geniş bandın yaygınlaşması ve teknolojinin toplum ile insan yararına daha etkin bir biçimde kullanılabilmesi için devlet, özel sektör ve STK'lerin işbirliği içinde çalışmasını ve yatırımların hız kesmemesini umuyoruz. Benzer şekilde, mobil haberleşme altyapısının ülke genelinde yaygınlaşmasını sağlayarak sektörün ve ülkenin kalkınmasına katkıda bulunacak diğer bir husus kıt ve değerli bir kaynak olan spektrumun verimli bir şekilde kullanımın sağlanmasıdır. Spektrumun en etkin şekilde kullanımı, pazarın gelişimi, yeni nesil teknolojilerin ülkemizdeki yaygınlığının sağlanması ve tüketiciye maksimum fayda sunulması bakımından gereklidir.

Mobil haberleşmede vergi ve benzeri mali yüklerin düşürülmesi gerekli
Mobil haberleşmenin yaygınlaşmasına katkı sağlayacak, ülkemizde mobil yayılımı artıracak önemli bir diğer etken ise mobil haberleşmede vergi ve benzeri mali yüklerin düşürülmesidir. Nüfusu 1-500 kişi arasında değişen ve haberleşme alt yapısı olmayan köy ve mezralarda haberleşme alt yapısının kurulması için, ‘Evrensel Hizmet Fonunun' kullanılması sayısal uçurumun azaltılmasına katkı sağlayacaktır. Bildiğiniz gibi bakanlığımız, Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümü olan 2023 yılında Telekomünikasyon ve Bilişim alanında 160 milyar dolarlık bir hedef belirlemiştir. Kalan 12 yıllık sürede söz konusu 160 milyar dolarlık bu hedefe ulaşılabilmesi için, sektörümüzün 7-8 kat daha büyümesi gerekmektedir. Tüm Telekomünikasyon İş Adamları Derneği (TÜTED) olarak, bizlerin de çabası, bu hedefe ulaşabilmek için elimizden gelen katkıyı sağlamak yönünde şekillenmektedir. Ayrıca, geçtiğimiz beş yıllık süreç zarfında oldukça büyüme kaydedilen telekomünikasyon sektöründe, şehir ve kırsal alanda bilişim teknolojilerinin kullanım oranlarının artırılmasına katkıda bulunarak, kadın ve erkek ile farklı yaş gruplarındaki insanların İnternet, sabit ve mobil katılımcı yayılımı oranlarını yükseltmeyi amaçlamaktayız. Bu kapsamda 2012 yılında tekrar talip olmamız üzerine; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından düzenlenmesi derneğimize verilen 17 Mayıs Dünya Telekomünikasyon Günü organizasyonunu, ITU'nun bu sene ilan ettiği, “Bilişim Sektöründe Kadınların Yeri ve Etkisi” teması etrafında gerçekleştireceğiz. Tüm bu gelişmeler göz önüne alındığında, Türkiye telekomünikasyon sektöründe, küresel pazarın gelişimine paralel olarak sabit hatlı telefon kullanımının azalacağını, var olan talebin giderek artan bir ivme ile geniş bant İnternet çözümüne yöneleceği, mobil haberleşme trafiğinin artmaya devam edeceğini, bu paralelde İnternet ve mobil katılımcı yayılım oranlarının yükseleceğini öngörüyoruz.
Biz de TÜTED olarak bu büyümeye katkıda bulunmak için, ‘Eğitim ve Teknoloji Danışmanlık Merkezi' projemizi gerçekleştiriyoruz. Projeyle, “telekomünikasyon sektörünün, teknoloji ve yenilikçilik ihtiyaçlarına yönelik verilecek teknik eğitimler ile mevcut ve potansiyel işgücünün teknolojik yeteneğini artırmak, yeni araştırmacı ve geliştirmeci yetiştirmek, yerli firmaların teknoloji ve bilgi seviyelerini uluslararası düzeye çekmek” amaçlarını güdüyoruz. İstanbul Kalkınma Ajansı ve Türk Telekom'un verdiği destekle hayata geçecek olan ‘Eğitim ve Teknoloji Danışmanlık Merkezi' ile, sektör çalışanlarının bilgi seviyesinin yükseltilerek niteliklerinin artırılması, ara eleman kalitesinin yükselmesi sonucu istihdam olanaklarının genişletilmesi ve sektörün bölgesel ve ulusal rekabet gücünün artırılması hedefleniyor. Proje, İstanbul Kalkınma Ajansı'nın (ISTKA) “Kâr Amacı Gütmeyen Kurumlara Yönelik Bilgi Odaklı Ekonomik Kalkınma Mali Destek Programı” kapsamında gerçekleştirilecek. Sektörden ana destekleyici olarak Türk Telekom'un destek verdiği Eğitim ve Teknoloji Danışmanlık Merkezi, Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Fakültesi, Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü, Davutpaşa Kampüsü'nde kurulacak. Telekomünikasyon Teknolojileri ve Bilişim Teknolojileri alanındaki eğitimler Türk Telekom Akademi tarafından verilecek.

Vestel Genel Müdür Yardımcısı Metin Salt: “Gelişen teknoloji ile zaman sınırı ortadan kalktı.”
Son 20 yıla İnternet ve mobil teknolojilerin damga vurduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu dönemde sadece teknolojik gelişmelerin kendisi değil, insanların bu teknolojileri kabullenmesindeki artış oranı da dikkat çekici boyutlara ulaştı. İnternet'in ve İnternet ortamından bilgi beslenen akıllı cihazların yarattığı haberleşme kolaylığı ve sosyal paylaşım çılgınlığı; televizyon, radyo gibi daha klasik kitle haberleşme cihazlarını değişmeye ve gelişmeye zorladı. Kitleler arası haberleşmeyi tek yönlü olmaktan çıkarıp, izleyici konumundaki bireyleri katılımcı hatta bireysel yayıncı konumuna sokan bu gelişmeler, mobil cihazların yaygınlaşmasıyla yer ve zaman sınırını da ortadan kaldırdı. Bilgiye erişmenin ve bilgiyi yaymanın kolaylaşması ülkelerin siyasi yapılarını değiştirecek kadar yaşamsal sonuçlara yol açtı. Böyle bir ortam içinde, elektronik cihazlar çeşitlendi ve yetenekleri arttı.
Çağımız artık yakınsama çağı. Telefon, İnternet ve televizyon yayını aynı hattan evlere ulaşıyor. Sinemada izlediğiniz bir film, ya da az önce televizyonda yayınlanmış dizi anında bilgisayara ve mobil telefonlarımızın ekranına taşınıyor. Sayısal dönüşümün yaşandığı, akıllı ve bağlanabilir ürünlerin hayatımızın her köşesini kapsadığı ve hayatımızı kolaylaştırdığı bir çağda yaşıyoruz. Tüketici tarafında da bu gelişmelere hızla reaksiyon gösterildiğini, hatta üreticiden hep daha fazlasının talep edildiğini izliyoruz. 3 boyutlu (3B) televizyon, İnternet TV, tablet bilgisayar gibi yenilikçi ürünlerin göz kamaştırıcı bir hızla pazar payı kaptıklarını, hatta pazarı yönlendirebildiklerini görüyoruz. Ayrıca, insanların artan etkileşimi ile daha da karmaşık hale gelen hayatlarında, artık kendi kendine çalışan ve birbiriyle otomatik haberleşen cihazlar ile üzerlerindeki iş yükünün bir bölümünden kurtulması olanağı doğuyor. Yakın zamanda bizi öğrenen cihazların bizim için İnternet'te bazı işlerimizi yapacağını ve hatta bizi eğlendirecek içeriği bulup getireceğini öngörebiliyoruz.

Kullanıcı dostu teknoloji
Vestel olarak biz de, yenilikçilik ve tasarımdaki iddiamızı ilk günden bu yana sunduğumuz ürün ve hizmetlerle kullanıcı dostu Türk teknolojisini tasarlayarak sürdürüyoruz. Vestel'in ARGE ve teknoloji gücünü ürüne dönüştürme yeteneği, her dönemde başarısının temel dayanağı. Önümüzdeki dönemde gözlüksüz 3B TV, yeni nesil Smart TV ve akıllı tahta gibi ürünlerimizi piyasaya sunarak, yeniliğin ve gelişimin Vestel'in temel vizyonu olduğunu göstermeye devam edeceğiz. Vestel'in ARGE kuruluşu ‘VESTEK', uzun yıllardır Vestel'e ve Türk insanına hizmet edecek yeni teknolojiler üretiyor. Bunun sonucunda d ünya pazarlarına sürekli yenilikçi, çevreci ve doğayla dost katma değerli projeler sunuyoruz. Bu ürünlerdeki yaratıcı çalışma ve fikirlerimizi her yıl yaptığımız yaklaşık 70-80 adet patent başvurusu ile koruyarak ülkemize değer katıyoruz. Yakın gelecekte hayata geçirmeyi planladığımız cihazların daha akıllı olduğu, kullanıcını tanıyarak onun isteklerine göre otomatik işlevleri yerine getirdiği, İnternet ve bağlantının ürünlerin işlevlerine katkıda bulunduğu projelerimiz var, ama bunları açıklamak için şu an çok erken.

800 Türk mühendisimizle yerli teknoloji üretiyoruz
Vestel olarak 800 Türk mühendisimizle yerli teknoloji üretiyoruz, 2010 yılında ARGE bütçemizi 56 milyon avroya çıkararak, dünyada en çok ARGE çalışması yapan şirketler sıralamasında bin 96'ncılıktan 68'inciliğe yükseldik. Türkiye sınırlarını da aşarak İngiltere'nin Bristol kentinde ve Hong Kong'da da ARGE merkezleri açtık. Türkiye'de ise; Manisa, Ankara ve İstanbul'da ARGE merkezlerimiz bulunuyor. Bilkent Üniversitesi, Özyeğin Üniversitesi, Koç Üniversitesi, ODTÜ, İTÜ ve Türkiye'nin diğer önde gelen üniversiteleri ile ortak projeler yapıyoruz. Bu üniversiteler ve yurt dışından üniversitelerden danışmanlarımız ARGE projelerimizde aktif olarak yer alıyorlar. Geleceğin teknolojisi akıllı ve birbirleriyle etkileşime geçebilen makinelerde yatıyor. Biz de bu anlamda, “akıllı” bölümünde değerlendirdiğimiz ürün geliştirme çalışmalarına büyük önem veriyoruz.

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel: “Bilgiye her yerden ulaşabiliyoruz.”
Son 20 yıl içinde telekom altyapılarındaki en önemli değişiklik, hiç kuşkusuz sabit teknolojilerden mobil haberleşme teknolojilerine geçiş oldu. Günümüzde akıllı mobil cihazlarla bilgiye istediğimiz yerden, istediğimiz zamanda ulaşabiliyoruz. Dünyayı bütünleştiren ve küçülten bu teknolojiler, sınırları ortadan kaldırarak, tüm bireylerin birbirine bağlı olduğu bir ekosistem yaratıyor. Hatta söz konusu sayısal dönüşüm bugün ulaştığı noktada, insanların haricinde makinelerin arasında bir bilgi akışına da olanak sağlayarak; insandan insana ve insandan makineye haberleşmenin ardından, makineden makineye haberleşmenin de kapılarını açıyor. Bunun yanında; bulut bilişim gibi çok önemli adımlar sayesinde, verileri saklamak, işlemek ve bilgiye dönüştürmek hiç olmadığı kadar kolaylaşıyor.
Bizleri yeni bir mobil gerçeklikle karşı karşıya bırakan bu dönüşümün temelinde, mobil haberleşme sektöründe ses hizmetlerinin karşısında payını hızlı bir şekle artıran veri hizmetleri yer alıyor. Bu sistemin çalışmasını sağlayan altyapı, eskisinden çok daha ileri teknolojiler ve çok daha fazla yatırım gerektiriyor. Bu ortamda altyapılarını sağlam tutmayan ve sürekli güncellemeyen operatörlerin hizmet kalitesi gerilerken, rekabet avantajı da azalıyor.

Kayıtsız şartsız müşteri memnuniyeti
Vodafone Türkiye olarak bizim faaliyetlerimizin temelinde, müşterilerimizin kayıtsız şartsız memnuniyeti yer alıyor. Kapsama altyapımız, piyasaya sunduğumuz ürün ve servislerimiz aracılığıyla abonelerimizin hayatını kolaylaştırabildiğimiz, onlar için değer yaratabildiğimiz ölçüde başarılı olduğumuza inanıyor; tüm operasyonlarımızı bu hedefle şekillendiriyoruz.
Müşterilerimiz için mükemmel hizmet deneyimini yaratmak hedefiyle Türkiye'de faaliyete geçtiğimiz 2006 yılından bu yana 11 milyar TL'yi aşkın yatırım yaptık. Türkiye'deki şebekemizi son teknolojilerle modernize ettik; Vodafone Grubu'nun akıllı şebeke teknolojilerini Türkiye'ye aktararak, hem 2.Nesil (2N)'deki nüfus kapsama oranımızı artırdık hem de 3N yatırımlarımızı geliştirdik. Müşterilerimize 2N ve 3N'de en iyi kaliteyi sunmak üzere gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sonucunda, Türkiye'de 2N nüfus kapsama oranımızı yüzde 99,02 düzeyine ulaştırdık.
Şimdi 2N ve 3N'nin yanında bizim için bir diğer önemli konu da, 4N Mobil haberleşmenin anahtarı bugün için halen 3N teknolojisi; 159 ülkede 3N hizmetleri sunuluyor. Ancak diğer yandan, dünya genelinde bir sonraki aşama olan 4N teknolojisine yönelik bir hazırlığa tanıklık ediyoruz. Dolayısıyla bu geçişi çok iyi yönetmek, bu süreçte paralel teknolojiler arasında çok sağlam bir bağlantı kurmak gerektiğine inanıyoruz. Bugün Türkiye'deki 6 milyon 455 bin mobil İnternet abonesi, mobil geniş bant'ın artan önemini ve ülkemizde mobil bilgi erişimine yönelik ihtiyacı net şekilde ortaya koyuyor. Biz, müşterilerimize mükemmel hizmet deneyimini yaşatmayı hedef edinmiş bir kurum olarak, bu ihtiyacı, küresel birikimimizin de verdiği güçle, geleceğin teknolojilerine öncülük ederek karşılamayı hedefliyoruz. Bu bağlamda, dünya telekomünikasyon sektörünün giderek odağına yerleşmeye başlayan 4N'ye yönelik yatırımlarımıza özellikle son dönemde hız kazandırmış bulunuyoruz. Örneğin; son iki yıl içinde Ankara, İzmir, Adana, Diyarbakır gibi büyük şehirler başta olmak üzere 17 ilde 4 bin 689 2N baz istasyonunu; 2N, 3N ve 4N gibi birden fazla teknolojiyi bir baz istasyonundan aynı anda desteklemeye imkan sağlayan “singleRAN” teknolojisiyle yeniledik .

singleRAN teknolojisi
“singleRAN”, temel olarak 4N (LTE) teknolojisine geçişi, yeni baz istasyonları kurmadan, yazılım güncellemesi ve basit donanım kapasite artırımları ile mümkün kılan bir teknoloji. Bir başka deyişle, 2 N ve 3N'in yanında 4N'ye de uyumlu bir teknoloji. Dolayısıyla, singleRAN sayesinde, 4N'ye bütünleştirme sürecini mevcut baz istasyonlarını yenileyerek, çok daha hızlı şekilde tamamlayabiliyoruz. Bu, müşteri deneyimini düzenli olarak iyileştirme ve Türkiye'yi uçtan uca kesintisiz haberleşme çağına taşıma hedefimiz doğrultusunda çok önemli bir adım.
Bu noktada, ticari faaliyetleri kadar faaliyet gösterdiği toplum için sosyal anlamda fayda sağlamaya da odaklı bir kurum olarak, tüm yatırımlarımızı “Yeşile Saygılı Kırmızı” vizyonuyla birleştirdiğimizin altını çizmek isterim. “singleRAN” teknolojisi, bu anlamda da bizim için çok değerli çünkü daha az enerji tüketerek, doğadaki ayak izimizi en aza indirmemize imkan sağlıyor. Bunların yanında, mevcut ve potansiyel İnternet ve çoklu ortam servislerimizi daha hızlı, daha güvenilir ve yüksek kalitede sunmak üzere IP radyolink teknolojisini kullanmaya başladık ve 2 yılda 8 bin 131 IP radyolink kurulumu sağladık. Saha başı 400Mbps trafik taşınmasına imkân sağlayan IP radyolinkler ile LTE teknolojisine hazır bir şebeke oluşturmayı; böylece 3N erişim şebekesi tarafında, bu yapı üzerinden uçtan uca sürekliliği bulunan yüksek hızlı erişim elde etmeyi amaçlıyoruz. Görüldüğü gibi, günümüzde telekom altyapıları artık çok daha büyük yatırımlar gerektiriyor. Bu yatırımlar dünyamızı küresel bir köy haline getiriyor. Vodafone tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de yaşanan bu teknolojik devrimin öncülerinden biri olmak hedefiyle çalışmaya devam edecek.