Üreten Türkiye Dosyası

Baykan Çallı

Dünyada gelişmekte olan ülkelere baktığımız zaman, her yerde ve her zaman üretimin önemini görüyoruz. Üreten ülkeler, gelişmiş olan ülkelerin standartlarına erişebilmede büyük avantaj sağlayarak diğer ülkeler nezdinde başarıyı daha çabuk ve kolay elde ediyor.
Son yıllarda, üretimin öneminin en çok fark edildiği alanlardan bir tanesi de yazılım. Akıllı telefon ve tablet bilgisayarların hızla yaygınlaşması, kullanıcıların birden çok cihaz kullanımına rağbet göstermeleri, uygulamaların ve haliyle yazılımın sunduğu nimetleri gözler önüne seriyor. Bu alana yönelik olarak sunulan nimetlerin farkında olan ülke ve firmalar da başarıya hızla ulaşarak dünyadaki yerlerini sağlamlaştırıyorlar. Ayrıca firmaların yazılım üzerine yaptıkları çalışmalar, ülkelerinin ekonomilerine katkılar sağlayarak dünyaya açılmayı hızlandırıyor. Tabi ki bu noktada; devlet kuruluşlarının da yazılım sektörüne yönelik teşvik sağlaması çok büyük önem arz ediyor. Türkiye'de gelişmekte olan ekonomik büyümenin daha yükseklere taşınması ve sürdürülebilir olması için yazılımın önemi aşikâr.
Telepati Dergisi olarak gerçekleştirmiş olduğumuz ‘Üreten Türkiye' dosyamızda, yazılımı son derece ciddi şekilde kullanarak ülkemize ve tabi ki kullanıcılarına katma değerler yaratan firmalarımızın, önem değeri yüksek değerlendirmelerini siz değerli okuyucularız ile paylaşıyoruz.

Avea Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Coşkun Şahin: “ Ülkemiz için yazılım sektörü ayrı bir önem taşımakta”
Bilgi topluma geçiş sürecini yaşayan ülkemiz için yazılım sektörü şüphesiz ayrı bir önem taşımaktadır. Genel anlamda gelişmekte olan ülkelerde lokomotif rol alan bu sektör, en önemli hammadde olarak yetişmiş insan gücü kullanması, en düşük yatırımla en yüksek katma değeri oluşturması açısından Türkiye için stratejik olarak önceliklendirilmesi gereken bir alandır.
Yazılım sektörü ele alındığında, dünyada, özellikle Hindistan, İrlanda ve İsrail'de sektörün devlet desteği ile önemli noktalara getirildiği, başarı hikâyelerine imza atıldığı görülmektedir. Özellikle Hindistan ve İrlanda için yazılım sektörünün geliştirilmesi işsizlik oranının azaltılmasında etkin rol oynamıştır. Yazılım sektörü gelişmiş ülkeler için de büyük önem taşımaktadır. Sözgelimi Avrupa Birliği'nde istihdam yıllık yüzde 5 oranında artmakta, ABD'de ise yazılım sektöründe çalışanların sayısının 2006-2016 yılları arasında yüzde 38 oranında artacağı değerlendirilmektedir.
Türkiye, yaş ortalaması 28 civarında olan genç nüfusu ile, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika pazarlarına rahatça girebilmesine olanak sağlayan jeopolitik konumu ile yazılım sektörünün hızlıca gelişebileceği bir ülke olarak kendini göstermektedir. Özellikle son yıllarda kamu ve savunma sanayinin yazılım ihtiyaçlarını yerli tedarikçilerden karşılamak yönünde irade oluşturması sonucunda yazılım sektörü hareketlenmiş, çoğunluğu KOBİ'lerden oluşan 1600'ü aşkın firmanın oluşturduğu bir ekosistem olma yolunda ilerlemiştir. Bu gelişmeler sonucu 250 milyon dolarlık ihracat seviyesi yakalanmıştır. Türkiye'nin bu sektörde daha çok yol kat edebileceğini söylemek mümkündür. Türkiye'de ‘Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri' alanındaki harcamaların yüzde 81'i donanım çalışmalarına ayrılmakta iken dünya ortalaması yüzde 39 civarıdır. Bu veriler bile, yazılım alanında büyüme potansiyelimiz hakkında fikir vermektedir.

Devlet teşviklerinin çeşitlenmesi büyük fırsat yaratıyor
Türkiye'de geçtiğimiz yıllarda ARGE harcamalarını artırmak yönünde irade ortaya konmuş olması ve bu yönde devlet teşviklerinin çeşitlenmiş olması büyük bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Dünyada yazılıma yapılan harcamaların yüzde 25'inin ARGE kapsamında yapıldığı göz önüne alınırsa, bu teşviklerin sektör için önemi daha da net anlaşılabilir. Mevcut ARGE teşviklerinin yazılım sektörü üzerindeki etkisi açıktır. Halen faaliyette olan yazılım firmalarının yaklaşık yüzde 35'i 4691 sayılı kanun kapsamında teşviklerden yararlanan teknoloji geliştirme bölgelerinde bulunmaktadır. Yapılan son teşviklerle ARGE harcamalarının GSMH'daki payı yüzde 0.85'e ulaşmakla birlikte 2023 yılı itibariyle bu oranın yüzde 3'e ulaşması hedeflenmekte, bu da ARGE harcamalarının mutlak olarak yaklaşık 9 kat artacağını göstermektedir. Bu irade, Türkiye'de yazılım sektörünün hızla gelişeceğini göstermektedir.

Avea, yazılım geliştirme konusunda hem müşteri hem de tedarikçi olarak konumlanmış durumda
Sektörde ilklere imza atarak pazara yön veren Avea, yazılım geliştirme konusunda hem müşteri hem de tedarikçi olarak konumlanmış durumdadır. Avea Türkiye'nin ilk ve tek yerinde ARGE sertifikası alan operatörü olarak 5746 sayılı kanun kapsamındaki teşviklerden yararlanmakta, bu nedenle yazılım geliştirme çalışmalarını içeriden de tedarik yoluna gitmektedir. ARGE sertifikasının alındığı 2010 yılından bu yana geçen kısa sürede, ARGE harcamalarına ciddi yatırımlar yapılmıştır. ARGE merkezindeki istihdam edilen mühendis sayısı yaklaşık 220 kişidir. Bu artış esnasında, yurtdışında eğitimlerini tamamlamış doktora ve yüksek lisans dereceli mühendisler kadroya dahil edilmiştir. ARGE merkezi bünyesinde inovasyon çalışmalarına öncülük etmek üzere ‘AveaLabs' yapılanması oluşturulmuş ve bu yapılanma altında bir kuluçka merkezi kurularak telekom sektöründeki girişimcilerimize bir destek ekosistemi oluşturulmuştur. Bu süreç içerisinde özellikle mobil uygulamalar alanında önemli geliştirme çalışmalarına imza atılmış, birçok yenilikçi ürün ve servis abonelerin hizmetine sunulmuştur. Böylece sadece dış tedarikçilerden alınan birçok yazılımın alternatiflerinin geliştirilmesi sağlanmamış dünyada ilk birçok uygulamaya imza atılmaya başlanmıştır. Geliştirilen bu altyapı ve uygulamaların yurtdışına satışı için Avea'da uygulanmış olmasının ve iş sonuçlarının sağladığı teknik ve ticari referans çok önemlidir. Orta vadede ekosistemimize önemli bir ihracat potansiyelinin hayata geçeceğini düşünüyor ve destekliyoruz. Tüm bu sonuçlar ayrıca Avea'ya finansal avantaj ve rekabette farklılaşma imkanı vermektedir.

İnovasyon zincirinin tamamlanması önem arz ediyor
Kamu desteklerinin ARGE ve yazılım sektörü üzerinde yukarıda anılan katkıları cesaretlendiricidir. Gelinen noktada ARGE kapsamında oluşturulan ürünlerin ticarileşmesi ve bu şekilde inovasyon zincirinin tamamlanması önem arz etmektedir. Türkiye'de yazılım girişimcilerinin ve KOBİ'lerin büyük oyuncular ile rahatça ilişki kurabildiği, onların ihtiyaçlarını anlayarak hızlı şekilde ürünleştirebildiği bir ortam yaratılmalıdır. Türkiye'nin nüfus yapısı ve iç pazar dinamikleri buna uygundur. Gelinen noktada ARGE teşvikleri bu yönde yardımcı olsa da özellikle ARGE sonrası ticarileşme zincirinin tamamlanmasına yönelik destek programlarının oluşturulması önem taşımaktadır. AveLabs Kuluçka Merkezi'nin, bu anlamda da bir ilk ve sektörüne liderlik eden bir örnek olduğunu söyleyebiliriz.
(*) Pazar verilerinin bir kısmı için kullanılan kaynak:
TÜRKİYE'DE YAZILIM SEKTÖRÜ ÇALIŞTAYI “Türkiye Yazılım Sektörü Ve Yazılımın Yarattığı Katma Değerler”, Gülara TIRPANÇEKER, Ankara, Aralık, 2011

1986 yılında %100 Türk mühendisliğinin bir harikası olarak ortaya çıkan Karel, basit donanımını muhteşem bir yazılım ile süslüyor ve tüm Dünya'ya parmak ısırtacak bir konuma geliyordu. Türk mühendislerinin yazmış oldukları haberleşme yazılımı, Dünya PBX üreticilerini neredeyse ağlatacak konuma getirmişti. Bu yazılım harikası onların donanım+yazılım ile yapamadıklarını, sadece yazılım ile yapmakla kalmıyor, fersah fersah ilerisine geçiyorlardı. Hazırladıkları yazılımı ise, son derece basit bir donanım ile birleştirerek Türk PBX'i yani santralını kullanıma sunuyorlardı. Sadece ülkemizde değil, bugün itibarıyla 30 ülkeye ihracat yapabiliyor olmalarını ve bir Dünya markası haline gelmelerini Türk mühendislerinin yapmış olduğu ARGE ve innovasyon çalışmalarıyla taçlandırıyorlardı. Artık donanımları da çok kaliteli.
Bugün Hükümetin sağlamış olduğu veya girişimcilere sağlanan fonların ya da maddi olanakların olmadığı bir zamanda, o devirde gerçekleştiriyorlardı.
Finans yazılımların ülkemize özgün yazılımlar olmasının ve Türk yazılım mühendisliğinin inanılmazlığının peşinden gelen ve yine göz ardı edilip hep Hint veya İsrail modellerinin temcit pilavı gibi karşımıza getirildiği haberleşme yazılımları da yok sayılmaya devam ediyordu.
Bugün için, ülkemizde yazılarak yurtdışına ödenmeyen finans ve bankacılık yazılımı bedelleri ya da yurt dışına satılan ama sadece donanım olarak değerlendirilen haberleşme santralları, hep ülkemize sağlanan döviz ve Türk yazılım mühendisliğinin sonuçları. Yani, yazılımdaki Türk mucizesi… Yani, yazılımdaki Türk modeli… Ama maalesef dillendirilmeyen, buna karşılık yabancı hayranlığı ile başka ülkelere hem de tarafımızdan verilen çeşitli payeler…
Fakat burada söylemek istediğimiz çok önemli bir konu daha var: Bunları söylemeyen veya anlatmayan kendi yarattıklarını göz ardı edenler de yine bu işi gerçekleştirenler. Onlar bağırsalardı, onlar ağlasalardı, sonuç böyle mi olurdu? Yarattıkları değeri anlatamadılar. Yabancı hayranları da onları görmezlikten geldi.
Visa ya da Mastercard, sizce neden önce Türk haberleşme operatörleri ve bankalarımızın ortak iş birlikleriyle ‘İlk'leri başlatıp Dünya'ya sunuyorlar? Onlar hep neden bizi takip ediyorlar? Dünyanın gelişmiş ülkeleri e-imzaya geçememişken, nasıl oluyor da Türkiye mobil e-imza'ya geçmiş ve Dünya'yı peşinden koşturuyor?
Türk mühendisliğinin yazılım gücünü sadece biz bilmiyoruz… Bütün Dünya kabul etmiş ama, bizler hala yabancı hayranlığımızla kendimizi küçümsemeye devam ediyoruz.
Biz, deviz! En büyük biziz! Söz konusu yazılımsa, Dünya'nın iki lokomotif sektörü finans ve haberleşmede biz en öndeyiz ve takip ediliyoruz…
2023 Hedefi'mizi geçeceğiz!

Karel Genel Müdür Yardımcısı Osman Duman: “Yazılım yatırımları ülkelerin ortalama GSYH'nın yüzde 0,5 ila yüzde 2,7 arasında yükselmesini sağlamış durumda”
Avrupa Birliği ülkelerinde yazılım ürünleri ve yazılım hizmetleriyle ilgili harcamalar 258 milyar avro tutarında, bu harcama birlik ülkelerinin GSYH ortalamasının yüzde 2,6'sını oluşturmakta. OECD ülkelerinde yapılan yazılım yatırımları ülkelerin ortalama GSYH'nın yüzde 0,5 ila yüzde 2,7 arasında yükselmesini sağlamış durumda. Hindistan'da yazılım ve servisler ihracatı 47 milyar dolar (2008), İrlanda'da yazılım ihracatı 16,8 milyar dolar (2007), İsrail'de ise yazılım ihracatı 5,68 milyar dolar (2007). Bu ülkeler yazılım sektörünü stratejik sektör olarak benimsemiş, devlet desteği ile yazılım üreterek, birer başarı hikâyesi yaratmış durumdalar.
Ekonominin tüm kollarını etkileyen yazılımı üretimi için en önemli girdi, nitelikli işgücü, akıl ve yaratıcı güçtür. Türkiye'nin buna uygun genç ve dinamik bir nüfus yapısı var. 25 yaş altı nüfusu yüzde 51, ortalama yaş ise 28,3. N itelikli işgücü açısından ise dünya BT Becerileri Kategorisinde 12, ‘Kalifiye Mühendis Kategorisinde' 13. durumda . Öte yandan; dünyanın en büyük 16 ekonomisinden biri olan Türkiye, 1,5 milyondan fazla işletme ile önemli bir iç pazar potansiyeline sahip. Jeopolitik konumu, gümrük birliği üyeliği, Avrupa, Türk Cumhuriyetleri ve Ortadoğu pazarlarında gelişen dini, etnik ve ticari ilişkileri ile önemli dış pazar fırsatlarına da sahip . Ancak şu an da gerekli ivmeyi kazanabilmiş değil. Türkiye'de, sermaye yapıları güçlü olmayıp, çoğu KOBİ olan yaklaşık 1,600 firma yazılım üretmekte. Bu firmaların çoğu üretimini iç pazarda kamunun taleplerine ve savunma sanayine yönelik gerçekleştirmekte. Bunlardan sadece 100 kadar firma, 50 ülkeye yaklaşık 250 milyon dolar değerinde yazılım ihracatı yapmakta.

30 ülkeye ihracat
Karel, 1986 yılında özgün tasarımlı ürün ve çözümler geliştirerek işe başlayan, yıllar içinde de Türkiye'de elektronik telefon santralı pazarını yaratıp, bu pazara PBX-santral ürünleri kazandırmış ve Türkiye'nin haberleşme alanında elektro-mekanik sistemlerden elektronik haberleşme sistemlerine geçişinde öncü olmuş bir marka. Bundan 26 yıl önce, Türkiye'nin ithal ürünlerle teknolojiye çok yüksek bedeller ödediğini görerek, ülkemizde bunu sağlayabilecek yeterli insan gücü ve ekonomik altyapının olduğuna inanmış ve işe başlamış. Türk mühendislerince yürütülen ARGE faaliyetleri sayesinde, bu gün pazar lideri, 30 ülkeye ihracat yapan dünyanın en büyük 15 üreticisinden biri olan küresel bir Türk şirketi konumunda.

Kamunun yerli üretim talebini desteklemesi çok önemli
Devletin sektöre yönelik hedefleri, hâlihazırda bazı teşvik ve destekleri mevcut. Ancak bilişim, ARGE yatırımları ve yazılım üretimi toplumsal ve ekonomik ilişkilerin her düzeyinde katma değer yaratmakta. Bilişim sektörünün istenen sıçramayı yapması ve dünya oyuncusu olmak için, bunun öncelikle stratejik sektör olarak belirlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber ; siyasi sorumluluk ve sahiplenme, kamunun yerli üretim talebini desteklemesi çok önemli. Şu an da tersine olan bu yapının bir an önce düzeltilmesi önem arz ediyor. Bu yönde uzun vadeli ve sürekliliği olan politikalar üretilmeli.

Karel, küresel hedef ve başarılarıyla Türk bilişim şirketleri için örnek teşkil ediyor
Kurulduğu günden beri Karel'in rakipleri dünyanın en büyük uluslararası ses haberleşmesi yapan telekom markalarıydı. Son 10 yılda teknolojinin gelişimi ve yakınsama etkisiyle sesin yanı sıra veri ve görüntülü haberleşme de Karel'in faaliyet alanı ve çözüm yelpazesine girdi. Buna paralel rakipleri de bu konudaki dünya devleri olan uluslararası markalara doğru genişledi. Ancak bu gün Karel, pazar liderliğiyle, küresel hedef ve başarılarıyla Türk bilişim şirketleri için örnek gösteriliyor. Yurtiçi ve yurtdışı pazarlarda, yüzde yüz yerli sermaye ile bunu başarabilen nadir şirketlerden biri olan Karel'in başarısı, telekomünikasyon gibi büyük ARGE gücüne ve yatırıma ihtiyaç duyulan, az gelişmiş ülkelerin kullanıcı olarak bile bulunmadığı bir sektörde, gelişmiş ekonomilere sahip ülkelerin dünya devi üretici firmalarıyla rekabet ederek dünya ölçeğinde bir firma yaratması ile ölçülüyor.

2023'de telekom sektöründe 3 kat büyüme gerçekleşecek
Türkiye'nin 2023 hedeflerine göre ‘Bilişim Sektörünün' toplam büyüklüğü yaklaşık 35 milyar dolardan 160 milyar dolara çıkacak. Bunun içinde telekom payının 80 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Bu yaklaşık 3 kat büyüme demek. Donanım sektörünün ise 6 kat büyüyerek 2023'te 40 milyar dolara çıkacağı tahmin ediliyor. En büyük gelişme ise bilişim ve haberleşme yazılım ve katma değerli çözümlerin bulunduğu kategoride. Bu kategorinin 40 kat büyüyerek 40 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Biz de uzun vadeli hedeflerimizi dikkatle oluşturuyoruz. En hızlı ve radikal büyümenin yaşanacağı alan olan yazılım ve katma değerli çözüm alanında büyüme sağlamayı hedefliyoruz. Bu hedef için de ses ile haberleşmenin yanı sıra, görüntülü haberleşme, güvenlik, süreç yönetimi, kaynak yönetimi ve müşteri yönetimi gibi alanlara genişlettiğimiz faaliyetlerimizle bu alana yoğunlaşıyoruz.

Turkcell Genel Müdür Yardımcısı İlker Kuruöz: “Türk mühendislerimiz ile dünya standartlarında yazılım geliştirmek için çalışıyoruz”
Turkcell'in ARGE ve inovasyon üssü Turkcell Teknoloji, 2007 yılında kurulduğu günden bu yana dünya standartlarında yazılım geliştirmek için Türk mühendislerimizle çalışmalar yürütüyor. 440 yerli mühendisimiz bugüne dek yüzlerce projeye imza attı, bu projelerle 130 ulusal, 22 uluslararası patent aldık. Dünyada yazılım kalitesi standartlarını oluşturan CISQ (Consortium for IT Software Quality) organizasyonuna katılan Türkiye'deki ilk ve tek firma konumundayız. CISQ üyeliği ile dünya çapında geleceğin teknoloji politikalarına yön veren şirketler arasında yerimizi aldık. Turkcell mühendisleri yazılım standartlarının belirlendiği çalıştaylarda görev alıyorlar. Konsorsiyuma üye tüm firmaların bilgi birikimine erişme, kendi bilgi birikimimizi paylaşma ve sektörün yol haritasını çıkaran forumların aktif katılımcısı olma olanaklarından yararlanıyoruz. Konsorsiyuma üyeliğimiz ve katıldığımız çalışmalar sayesinde CISQ tarafından belirlenecek tüm standartları ilk kez kullanacak şirketler arasında yer alacağız.

Turkcell Teknoloji, 15 ülkede 80 milyon müşteriye ulaşıyor
Bugün Turkcell Teknoloji, 15 ülkede 80 milyon müşteriye ulaşmış durumda. Mobil teknolojiler alanındaki birikimimizle Türkiye'nin bir numaralı teknoloji merkezi haline geldik. Geçtiğimiz yıl, Avrupa'da ARGE alanında rekabet gücünün sürdürülebilirliği için kurulan ITEA 2 işbirliği platformunun Yönetim Kurulu'na dahil olduk. Bu kurulda Turkcell Teknoloji ile beraber Philips, Siemens, Nokia ve Bosch gibi dünya devleri yer alıyor. ARGE alanında Avrupa'nın en önde gelen şirketleriyle birlikte karar verici rol üstleniyoruz. ITEA 2'nin yanı sıra diğer bir Avrupa Birliği ARGE programı olan CELTIC'e ve NESSI, NEM gibi teknoloji platformlarına etkin olarak katıldık. Bugünün dünyasında gelişmeleri arkadan takip eden değil, teknolojiye yön veren olmak çok önemli. Turkcell Teknoloji olarak biz de bu sorumluluğu Türkiye adına taşıyor ve yerel değil küresel boyutta rekabet ediyoruz.

İnovasyona dayalı kalkınma modelinin ülkemiz için değerini biliyoruz
Turkcell olarak biz, Türkiye'nin adını teknoloji dünyasının küresel aktörleri arasına yazdırmak için ilk günden bu yana çok çalıştık. İnovasyona dayalı kalkınma modelinin ülkemiz için değerini biliyor ve üzerimize düşen görevin sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Turkcell Teknoloji'yi ziyaret eden Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Sayın Tayfun Acarer'in altını çizdiği gibi, Turkcell Teknoloji'nin, 2023 hedeflerine ulaşma yolunda önemli katkısı var. Türkiye'nin artık teknolojiyi ithal eden değil üreten ülke haline gelmesi için çok çalışıyor ve bu yoğun çabamızın sonuç verdiğini görmekten mutluluk duyuyoruz. Turkcell, 2023 hedeflerini gerçeğe dönüştürme yolunda sektöre öncülük etmeye devam edecek.

Haberleşme sektörünün görünmez kahramanlarında biri daha: Arma Yazılım
Arma Yazılım, yıllardır haberleşme yazılımı hazırlıyor. Santral-IVR-ERP-SYS çok çeşitli çözümler üretiyor. Çağrı Merkezi hazırlıyor. Bankalara, kamuya, KOBİ'lere ve küçük firmalara hizmet veriyor. Yazdığı haberleşme yazılımları, LOGO'nun yurt dışına satmakta olduğu muhasebe paketlerinde kullanılıyor. Yurt dışından ülkemize teklif edilen donanımlarla, yazmış olduğu yazılımlarla rekabet ediyor. Bir çoğunda da rekabeti kazanıyor. Siemens, Alcatel, Nortel gibi dünyanın dev telekom kurum ve dağıtıcılarıyla çalışıyor. Arma Yazılım Genel Müdürü ve kurucu ortağı Engin Mert ile yaptığımız kısa söyleşide bakın neler diyor.

Türkiye'de yazılım üretiminin durumunu muadil ülkelerle karşılaştırmalı olarak açıklar mısınız?
Özellikle Avrupa ülkeleri uzak doğuda yazılım konusunda tartışılmaz bir gelişme var. Bu gelişmelerin Türkiye ye yansımaları maalesef yüksek maliyet nedeniyle gerçekleşmiyor. Teknoloji için anı yakalamak olarak nitelendirecek olursak, biz biraz sonradan yaşıyoruz diyebilirim. IRP çözümleri ve bulut bilişim çözümleri gibi yapılarla iPad veya iPhone gibi uygulamaların içinde tanışıyoruz. Oysa bu çözümler, teknolojinin ve bugünkü sektörlerin en büyük sorunu olan güvenliğin anahtarı.

Ne zamandır yerli yazılım üretimi ve yerli yazılım kullanarak üretim yapıyorsunuz, yabancı mühendisler mi kullanıyorsunuz?
Yaklaşık 20 yıldır haberleşme yazılımı üretiyoruz. Santral tabanlı yazılımlar ve çağrı merkezi sistem yazılımları geliştiriyoruz. Yabancı mühendis departmanlarımızın içinde yok ve hiç olmadı. Genellikle, yeni gelişmelere açık iş arkadaşlarıyla çalışıyoruz. Her yeni taze beyin, yeni fikir ve hayallerle ekibe dahil oluyor. 6 aylık bir süreç işliyor her yeni ekip arkadaşımız için ve bu ekiplerin sinerjisinden doğuyor başarı ve bitmez enerjimiz.

Bugüne kadar herhangi bir maddi destek kullandınız mı? Türkiye'de yazılım üretimine yeterli devlet desteği yahut özel destekler olduğunu düşünüyor musunuz? Bu konuda neler yapılabilir?
Bu güne kadar herhangi bir destekten faydalanmadık. Asıl işi emek ve bilgi üretimine dayalı bir firma olduğumuzdan, açıkçası çok araştırmaya fırsatımızda olmadı. Birkaç başvuru yaptık ama ciddi prosedürler ve maliyetler söz konusu dolayısıyla Devlet desteğiyle ilgili bir adım atamadık. Biz ürettiğimiz çözümler ile, bulunduğumuz sektördeki açıkları kapattık ve müşterilerimizin en doğru bilgiye en kısa sürede ulaşmasını sağladık. Esnek ve geliştirilebilir bir yapı içinde olmamız da, bizi müşterilerimiz ve distribütörlerimiz karşısında yabancı rakiplerimize karşı hep bir adım öne taşıdı. Sürekli yeni projeler çıkıyor karşımıza ve doğal olarak, zaman ve işgücü matriksi her zaman pozitif olmuyor. Bu noktada devletin desteğine her daim ihtiyacımız var. Devletin, projeleri bizimle birlikte irdeleyen hatta yol gösteren bir yapısı olması lazım. Yazılım geliştirmek başka bir iş. KOSGEB ve/veya benzer kuruluşlardan gelen kişilerin konuya hâkim olmaları gerçekten ihtiyacı tam tespit edip desteği vermesi, hem projelerin daha hızlı ve bir o kadarda verimli olmasını sağlar.

Kimlerle rekabet ediyorsunuz?
Daha çok benzer yabancı ürünlerle rekabet ediyoruz. Tabi çok büyük üstünlükleri var. Bütün teknoloji olanakları önlerinde olarak bir yazılım geliştirme platformu oluşturmak, Avrupa da çok kolay. Türkiye ise, ancak kademe kademe ilerleyebiliyor. Bir proje mühendisinin; kalite, zaman –iş, maliyet, işlevsellik yönünden ele alınırsa, Türkiye şartlarında bir projeyi hazırladığında net olarak karşınıza ne denli zor bir rekabet içinde olduğumuz açıkça ortaya çıkıyor.

2023 ülke hedeflerimiz için ne düşünüyorsunuz?
Ülkemizde en hızlı gelişen sektörlerden biri sayılan yazılım konusu. Sektörde yetişen eğitimli personel ve firmalar ile, daha da ve hızla ileriye gidecektir.

Bugüne kadarki üretim sürecinizde karşılaştığınız ilginç bir hikayeniz var mı?
Evet var. DOS tabanlı ücretlendirme programları yazarak başladığımız hikayemiz, yabancı ürünlerle yarışan çağrı merkezi yazılımlarına kadar gelmiştir.