Avrupa Birliği'nin sayısal gündemi ve Türkiye'nin rolü

Baykan Çallı

Avrupa Birliği'nin sayısal gündemi ve Türkiye'nin bilişimdeki rolü konferansı, 20 Nisan 2012 tarihinde İstanbul Kongre Merkezinde gerçekleştirildi.
Avrupa Birliği ile 50 yılı aşkın bir süredir müzakerelerini sürdürmekte olan Türkiye, birçok alanda uyum standartlarını sağlamak adına çalışmalarını sürdürüyor. Birçok sektörde dünyanın önde gelen üretici ve ihracatçı ülkeleri arasına girmeyi başaran Türkiye, Avrupa'nın 6., dünyanın 16. büyük büyük ekonomisi haline geldi. AB üyeliği adaylığı ile birlikte, daha istikrarlı bir ülke görünümü kazanan Türkiye, yabancı yatırımcılar için de cazibe merkezine dönüştü. Yıllık yabancı sermeye akışı son on yılda rekor bir hızla 20 kat arttı. Yapılan yatırımlar, birçok vatandaşımıza yeni iş imkanları sağladı. Müzakere süreci ilerledikçe, Türkiye'nin yararlandığı AB fonlarının miktarı ve katıldığı AB programlarının sayısı da artıyor. Bu süreç içerisine müdahil edilen konulardan bir tanesi de sayısal gündem. Avrupa'nın sayısal dünyaya yönelik olarak yapmakta olduğu çalışmalar ve belirlemiş olduğu stratejiler, Türkiye'nin bu alana yönelik olarak yapacağı çalışmaları önemli ölçüde etkiliyor.
İstanbul Kongre Merkezinde gerçekleştirilen, AB'nin sayısal gündemi ve Türkiye'nin bilişimdeki konferansta, AB'nin sayısal alana yönelik stratejileri ve Türkiye'nin izlemesi gereken yol haritası değerli konuşmacılar tarafından ele alındı.

Türkiye'deki bilişim ve haberleşme sektörü hızlı gelişimini sürdürüyor
Türkiye'nin 2011 yılında yüzde 8,5 büyüyerek Çin'den sonra gelişen ikinci büyük ekonomi olduğunu belirten Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, “Türkiye'deki bilişim ve haberleşme sektörü genel büyüme oranımızdan daha çok büyüyerek müthiş bir gelişim sergilediğini söyleyebilirim. Bilişim ve haberleşme sektörünün bu ölçüde büyümesinin sebebi, bu alanın Türkiye'nin öncelikli konularından bir tanesi olmasıdır. Biz ülke olarak elektronik haberleşmenin her zaman içerisinde olduk. Haberleşmeyi hep destekledik. 1850'li yıllarda Türkiye, uluslararası haberleşme örgütünü kuran 20 ülkeden bir tanesi. Türkiye'de bugün itibariyle gelinen noktada, mobil abone sayısı 66 milyon, yoğunlaşma oranı yüzde 90 ile oldukça iyi bir durumda. Operatörler arası ara bağlantı ücretleri Avrupa'nın en düşüğü. Türkiye 2011 yılı sonunda 261 dakika aylık konuşma oranı ile Avrupa'da Fransa'dan sonra en çok konuşan ülke konumunda. Kısa mesaj yollamada aylık 211 adet olarak da Avrupa'da birinci sırada yer alıyor. Sayısal gündemin en önemli konuları arasında yer alan geniş bant abone sayısında son on yılda en çok kullanıcı sayısının arttığı ülke konumunda bulunuyor. World Economic Forum verilerine göre dünyada 1 milyondan fazla haneye 1000 Mbps'lık İnternet erişimi sağlayan 4 ülkeden biri. Mobil kapsamada ise, aynı şekilde dünyada en geniş kapsama alanına sahip olan ülke. Sayısal gündem içerisinde önemle yer alması gereken bir konunun, ülkeler arası arama ücretlerinin yüksek oluşu olduğunu düşünüyorum. Bu ücretler düşürülür ise, ülke halklarımız birbirleriyle daha fazla haberleşme imkanı yakalayabilirler. Ayrıca yer almasını düşündüğüm bir başka konuda, e-ticarettir. 2011 yılında Türkiye'deki e-ticaretin hacmi yaklaşık olarak 14 milyar dolar civarındadır. Ve 2020 yılında toplam ticaretin yüzde 90'dan fazlasının e-ticaret olarak yapılacağı tahmin ediliyor. Bu konu dünyada ve Türkiye'de çok hızlı gelişiyor. Bu konuda özellikle bilgi güvenliği hususunda, uluslararası alandaki yasal düzenlemelerin hızla yapılması gerekiyor” dedi.

AB'deki istihdam oranının yüzde 90'ı bilişim ve haberleşme sektöründen geçiyor
Acarer'in konuşmasını müteakip video mesajı ile konferansa katılım gerçekleştiren Avrupa Komisyonu'nun Sayısal Gündem'den Sorumlu Başkan Yardımcısı Neelie Kroes, konuşmasında: “AB'deki yaratılmakta olan istihdamın yüzde 90'ı bilişim ve haberleşme sektöründe hayata geçirilmekte olan faaliyetlerden oluşuyor. Bilişim ve haberleşme alanında yapılacak olan çalışmalara ve bu alandaki paydaşlarımızı iyice tanıyıp bilmemiz önem teşkil ediyor. Sayısal gündem olmaksızın ülkelerin ilerlemesi söz konusu olamamaktadır. Türkiye'ye baktığımız zaman gerekli düzenlemelerin ve çalışmaların hızla sürdürüldüğünü görmekteyiz. Ayrıca bilişim ve haberleşme sektörünün desteklenmesi ve geliştirilmesi ile birlikte rekabet oluşturulacak ve bu rekabet koşulları kaliteyi ve kullanımı arttıracaktır. Bizler bu noktada bir araya gelerek, düzenlemelerimizi şeffaf bir şekilde hayata geçirmek için çalışmalıyız” diyerek sözlerini noktaladı.

Mehmet Ceylan: “Bilgi toplumuna dönüşüm, tüm dünyanın gündeminde olan toplumsal köklü bir değişimi ifade etmektedir”
Bilgi toplumuna dönüşümü diğer gelişim alanlarından ayıran temel özelliğin herhangi bir alan ile sınırlı olmaması olduğunu vurgulayan T.C. Kalkınma Bakanı Yardımcısı Mehmet Ceylan, “Bu dönüşüm varlığını temel olarak bilişim ve haberleşme teknolojilerinin son 20 yıldaki muazzam gelişimine borçludur. Bugün itibariyle tüm dünyada akıllı insan ve çözümlere ihtiyaç duyulmaktadır. Geliştirilen çözümlerin ortak paydasını ise bilişim ve haberleşme teknolojileri oluşturuyor. Bunun en kapsamlı örneklerinden bir tanesi Avrupa'nın 2020 stratejisi oluşturmaktadır. 2001 yılında başlatılan e-Türkiye girişimi, Avrupa Birliği'nin e-Avrupa girişiminin ülkemizdeki yansıması olarak ortaya çıkmış bulunuyor. 2003 yılından itibaren uygulanmaya başlanan e-dönüşüm Türkiye projesi, bütün yönleriyle bilgi toplumuna dönüşüm projesidir. E-dönüşüm Türkiye projesinin en somut adımı ise bilgi toplumu stratejisi ve eylem planı olmuştur. 2006-2010 yılları arasında uygulanan bilgi toplumu stratejisinde ifade edilen bilgi toplumu öngörüsü bilim ve teknolojide odak noktası olmayı, bilişim ve haberleşme teknolojilerinin etkin kullanımını, Türkiye'nin küresel arenada başarılı ve daha yüksek refah düzeyine ulaşmış bir ülke olması yönündedir. Bu öngörünün kritik bileşenleri, teknoloji kullanımının katma değerli ürünler üretecek şekilde toplumun her kesimine yaygınlaştırılmasıdır. ARGE kapasitesinde, Türkiye'de dikkate değer gelişmeler yaşanıyor. GSMH ve kişi başına milli gelir artışındaki olumlu gelişmeleri, özelliklede ARGE faaliyetlerine de taşımak hedefindeyiz. 2023 hedefimiz, milli gelir içerisindeki ARGE payının yüzde 3 seviyesine yükseltilmesidir. Türkiye'de bilişim ve haberleşme teknolojileri alanındaki pazar büyüklüğü son on yılda iki kattan fazla artış göstermiştir. Halen Türkiye'deki bu alandaki pazar büyüklüğü 25 milyar dolar civarındadır. Genişleyen pazar imkanlarının yanı sıra, Türkiye'nin Doğu ile Batı arasında veri trafiği köprüsü kurmuş olması gelişmiş bir altyapıya sahip olan ülkemizin bulut bilişim gibi yeni teknolojiler ile hizmet sunabilme imkanlarını arttırması ve tüm bunların bir sonucu olarak da yazılım ve hizmetler alanında nitelikli insan gücünün giderek daha olumlu hale gelmesi Türkiye'yi bölgesinde bir cazibe merkezi konumuna getirmiş bulunmaktadır. Pazar imkanlarına benzer şekilde Türkiye'deki vatandaşların ve girişimlerin bilişim ve haberleşme teknolojilerini kullanma oranları giderek artmaktadır. 2002 yılında sadece yüzde 5,7 olan bilgisayar kullanım oranı yüzde 46,4'e yükselmiştir. İnternet kullananların oranı da yüzde 3,7'den yüzde 45'e çıkmış 12 kat artış göstermiştir. Ayrıca Türkiye tüm AB üyesi ülkelerin birlikte karşılaştırmalara tabi olduğu e-devlet hizmetleri araştırmalarında Avrupa Birliği ortalamalarının ya üzerinde ya da çok yakınında yer almaktadır. Bakanlığımız yeni bilgi toplumu dönüşümüne hazırlık sürecinde, Avrupa Birliği'nin bilgi toplumuna dönüşüm öngörüsünü ve bu konudaki planlarını hiç şüphesiz önemle göz önünde bulunduracaktır” dedi.

Egemen Bağış: “Teknolojiyi insanlığın yararı için kullanabilmek bizi çok farklı bir noktaya taşıyacaktır”
2012 yılından itibaren 3 yıl içerisinde16 milyon çocuğumuz tablet bilgisayarları olacağını ifade eden Bağış, “Türkiye'nin bölge ülkeler ile kıyaslandığı zaman parlayan bir yıldız olduğunu söylemem mümkün. Son beş yıldır yüzde 8'lik bir büyüme sağlayarak, Avrupa'nın en genç ve dinamik nüfuslarından birine yetkin eğitim vererek çok farklı bir noktaya geldik. Geldiğimiz nokta kalmayarak her zaman daha ilerilere ulaşmak temel hedefimizdir. Artık İstanbul adresine tıklayanlar barışın ve kardeşliğin alanına geliyorlar. Bilginin bu kadar hızlı ilerlediği günümüzde, Türkiye'nin de Avrupa Birliği standartlarının üzerine gelmiş olması bizleri gururlandırıyor” dedi.

Bilişime yapılacak yatırım itici güç niteliğinde
AB'nin zorlu bir süreçten geçtiğini ve bu durumu atlatabilmenin bilişim ve haberleşme sektörüne yapılacak olan yatırımlardan geçtiğini söyleyen Avrupa Komisyonu Bilgi Toplumu ve Medya Genel Müdürlüğü Direktörü Gerard de Graff, “Bilişim ve haberleşme teknolojilerindeki gelişmeler ve bu gelişmelerin desteklenmesi çok önemli. Bu alana yapılacak olan yatırımlar, ülkeler için itici bir güç oluşturuyor. Bilişim sektörü ekonomik büyüme için vazgeçilmez bir güç demektir. Türkiye'nin de bu noktada ekonomisini daha yukarıları çekerek, değer zincirlerini arttırması gerekmektedir. Ayrıca günümüzde hızla yaygınlaşmakta olan İnternet'in özgürlükler açısından çok önemli bir konuma olduğunu söylemek mümkün. Yüksek hızda İnternet'in kullanıcılara sunabilmek için çalışmalarımızı hükümetler nezdinde sürdürmemiz gerekiyor. Bu konuda en çok önem arz eden noktaların, rekabet, düzenli yatırım, talep, düzenlemeler ve inovasyon olduğunu düşünmekteyim. Avrupa Birliği olarak bizim, acil olarak inovatif mali çözümler geliştirmemiz gerekiyor. Ve bu noktada, Türk endüstrisinin de sayısal gündemi kolektif bir çıkar olarak benimsemesinin rolünün önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

Gelişen teknolojileri sürdürülebilir hale getirmek
Telekomünikasyon sektörünün serbestleşme sürecinin 10 yıl sürdüğünü ifade eden Avrupa Komisyonu Bilgi Toplumu ve Medya Genel Müdürlüğü Bölüm Başkanı Wolf-Dietrich Grussmann, “Telekomünikasyon alanında 10 yıllık bir süreç içerisinde serbestleşme gerçekleşti. Sonraki süreçlerde ise, uyumlaştırma organizasyonu ve bütünleşme çalışmalarına başladık. Yaptığımız çalışmalar bunlarla sınırlı kalmadı ve 2008 yılında telekomünikasyon alanına yönelik olarak düzenlemeler paketini sunduk. Gerçekleştirmekte olduğumuz süreçleri benimsemek adına çalışan üyelerimiz hali hazırda çalışmalarını sürdürmektedirler. Faaliyetlerimizi değişen dünyaya daha iyi uyum sağlamak adına sürdürmeye ve geliştirmeye devam edeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.

Tom Ruhan: “2020 yılına kadar 100 Mbps'lık hızı yüzde 50'lik bir kullanıcı kitlesine ulaştırmak hedefindeyiz”
2020 yılında kadar 100 Mbps'lık İnternet hızını yüzde 50'lik bir kullanıcı kitlesine ulaştırmak hedeflerinin bulunduğunu ve şu anda 30 Mbps seviyelerinde bir hız sunabildiklerini vurgulayan Avrupa Rekabetçi Telekomünikasyon Derneği Başkanı Tom Ruhan, “Avrupa Birliği'nin geniş bant İnternet hizmetlerinde başarılı olmasının en önemli sebebinin doğru şekilde gerçekleştirilmiş düzenlemeler olduğunu söyleyebilirim. Bu düzenlemeler, beraberinde rekabeti ve sonucunda da düşük tarife seçeneklerini hayatımıza soktu. Ayrıca AB'nin düzenlemelerini kullanan ülkeler de daha fazla yatırım şansını elde ettiler. Rekabetin gelişmesi vesilesiyle piyasa 5 kat artış gösterdi. Geniş bant hizmetleri şu anda makul ücretler seviyesinde kullanıcılar ile buluşuyor. Geniş bant kullanımı ve her türlü teknolojinin iyi kullanımının gerçekleştirilen başarılı düzenlemelerden geçtiğini söyleyebilirim. Ayrıca bizden sonraki neslin daha yüksek erişim kapasitelerine ulaşabilmeleri adına bir paket programı faaliyete almış bulunuyoruz. İnternet için daha fazla yatırım yapmamızın ve bunu yaparken düzenlemeleri dikkate almamızın bizi başarıya götürecek yol olduğunu düşünüyorum” dedi.