Katma değerli servislerin sunulabilmesi için vergilendirme makul olmalı

Baykan Çallı

MOBİLSAD ve İstanbul Kalkınma Ajansı'nın hazırlamış olduğu ‘Katma Değerli Servislerin Geleceği' raporu, İstanbul'un Finans Merkezi olma yolundaki çalışmalar için önemli bilgiler içeriyor.
MOBİLSAD ve İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından hazırlanan raporda İstanbul'un Finans Merkezi olma yolundaki çalışmalarda, katma değerli servislerin sunulmasındaki öneme dikkat çekildi. Sektörün katkısı olmadan İstanbul'un Finans Merkezi olmasının çok zor olduğunun belirtildiği toplantıda, vergi uygulamalarının kolaylaştırılması ve daha sağlıklı çalışmaların yapılmasının gerekliliğinin altı çizildi. Hazırlanan raporda Dünya'da ve Türkiye'de mobil servislerin geleceği araştırılırken, sektörde İstanbul'da faaliyet gösteren şirketlerin sektörün mevcut durumu ve rekabet gücüne yönelik görüşlerine de yer verildi. İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından hazırlanması desteklenen raporda dünya genelinde artan mobil cihazların kullanımı ile birlikte sektörün hızla gelişme kaydettiği vurgulandı. Dünyadaki gelişime paralel olarak Türkiye'de de mobil hat sayısının 65 milyonu geçtiği belirtilen raporda; Türkiye'deki şirketlerin hem iç pazara yönelik hem de dış pazarlarda iş yapabilme potansiyelinin her geçen gün arttığı ifade edildi. 150 aktif firmanın yer aldığı sektörde özel iletişim vergisi haricinde 450 milyon TL büyüklüğünde bir ekonomik büyüklük yaratıldığı kaydedilen sektörde, çoğu yüksek lisans ve doktora derecelerine sahip 3,500 kişinin istihdam edildiği vurgulandı. Yıllar itibariyle hızla artan ve 2011 yılında 21 milyon TL ile gelirlerin yüzde 5'ine yakınını ARGE'ye harcandığı belirtilen raporda, 17 milyon dolar düzeyinde de bir hizmet ihracatının gerçekleştiği açıklandı.

Kerem Alkin: “STK olarak hedefimiz; dünyadaki katma değerli servislerin gelmiş olduğu düzeyi dikkate almak suretiyle Türkiye'nin bu alandan önemli ölçüde pay almasını sağlayacak süreci oluşturmak”
MOBİLSAD'ın kurulma amacının mobil katma değerli servislerin Türkiye'deki gelişimine yönelik olarak birçok önemli projeyi hayata geçirmek, sektörün düzenlenmesi adına önemli katkılar sağlamak ve tüketicilerin bilinçlendirilmesi ve haklarının korunmasına yönelik çalışmalar yapmak olduğunu belirten MOBİLSAD Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin, “ STK olarak hedefimiz; dünyadaki katma değerli servislerin gelmiş olduğu düzeyi dikkate almak suretiyle Türkiye'nin bu alandan önemli ölçüde pay almasını sağlayacak süreci oluşturmaktır. 2011 yılı rakamları itibariyle dünyada katma değerli servisler alanının toplamı 57 milyar dolara ulaşmış bulunuyor. 57 milyar dolar Türkiye'nin şu anda yıllık toplam ihracatının yüzde 42'si kadar. Yani Türkiye'nin bu kadar büyük çaba ve emek ile gerçekleştirmiş olduğu 137 milyar dolarlık ihracatın yüzde 42'sinden bahsediyoruz. Bugün geldiğimiz noktada bir oyun uygulaması 2,5 milyar dolarlık hacme ulaşabiliyor. Türkiye'ye bu yönü ile bakıldığı zaman, bu tür uygulamaların ve bu tür katma değerli servislerin en üstün düzeyde ulaşılabilecek beceriye sahip şirketleri olduğunu görüyoruz. Bu nedenle bizim mutlaka mobil katma değerli servisler sektöründe uluslararası alanda da var olmamız gerekiyor. Bunun içinde tabii ki sektörün bir takım desteklere ihtiyacı söz konusu. Türkiye hala üretime ve yatırıma çok önemli destekler vermesine rağmen bir noktayı bir şekilde ihmal ediyor. Türkiye olarak biz teşvik sistemindeki zincirleri oluştururken katma değer zincirindeki bazı halkaları unutuyoruz. Bilhassa hizmetler sistemi ile ilgili bir teşvik sıkıntımız söz konusu. Yani söz konusu ürünün dünyaya mal olması için çok kritik ihtiyaçlar var ama ne yazık ki bu noktayı tamamen atlamaktayız. Bu sorunu biran evvel çözmemiz gerekiyor. Türkiye'de hizmetler sektörünün önemi, bu yönü ile bakıldığı zaman katma değerli servisler sektörü ile ilgili olarak beklentilerimiz yüksek. Bunu aynı zamanda İstanbul'un bir finans merkezi olması açsından da önemle vurguluyoruz. Fiziki anlamda İstanbul'u finans merkezi olarak konumlandırmanız yetmiyor aynı zamanda küresel yatırımcıları İstanbul odaklı olarak ellerindeki yatırımları İstanbul'daki borsalar üzerinden değerlendirmeye özendirmek gerekiyor. Bunun içinde hayatlarını kolaylaştırmak gerekiyor. Akıllı telefonlar ve tablet bilgisayarlar aracığıyla bütün küresel yatırımcıların İstanbul'daki borsalar üzerinden işlem yapabildiği yeni bir modeli oluşturabilmemiz lazım. Dolayısıyla katma değer zinciri dediğimiz zaman, aslında bunun hizmetler bacağı imalat sanayinin konvansiyonel üretim bacağı kadar önemli. Bu nokta bizde, katma değerli servislerin Türkiye açısından ne kadar önemli bir fırsat penceresi olduğunu göstermek adına yola çıkmış bulunuyoruz” dedi.

Vergiler mobil katma değerli servisler sektörünün önünü açmalı
Mobil katma değerli servisler sektörünün teşvike ihtiyacı olmadığını sadece bu sektöre yönelik olarak özellikle vergi düzenlemelerinin sektörün önünün açılacak şekilde gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen Alkin, “Bizim teşvike ihtiyacımız yok sadece bu sektöre yönelik uygulanan vergilerin kolaylaştırılması yeterlidir. Bugün mobil katma değerli servisler alanında her şey ses değil. Biz 1990'lı yıllarda ses iletiminin vergilendirilmesi ile bu işe başladık. Bugün bu durum ses iletiminin çok önüne geçti. Artık ağırlıklı olarak veri iletimi, bilgi iletimi ile ilgili sürecin içine girmiş bulunuyoruz. Biz hala sanki ses iletimiymiş gibi, veri iletimini dünya ölçeğinde olmayan bir vergilendirmeyle yönetiyoruz. Bu doğru bir strateji değil. Veri iletiminin bu şekilde vergilendirilmesi, Türkiye'nin gelecekte küresel anlamda katma değerli servisler ile ilgili olarak öncelikli ekonomiler arasında yer almasını engelleyen bir unsur. Düzenlemeler çok sert olduğunda bunun bir tek sonucu oluyor; Türkiye'yi katma değerli servisler alanında iddialı konuma getirecek olan şirketlerimiz yeterince gelir üretemediklerinden dolayı öz kaynak büyüklüğü açısından iddialı projelere giremiyorlar. Oysa teknoloji KOBİ'lerinin Türkiye'de yüksek katma değer üreten KOBİ'ler olmaları nedeniyle ve nitelikli insan kaynağını sağlamalarından ötürü desteklenmesi gerekiyor” diyerek sözlerini noktaladı.

Bilişim ve haberleşme sektörü 2011 yılı itibariyle 2,7 trilyon dolara ulaşmış durumda
Mobilitenin çok hızlı bir şekilde gelişim göstermekte olduğuna dikkat çeken Dr. Can Fuat Gürlesel, “Dünya genelinde mobile haberleşme nüfuzu çok hızlı yaygınlaştırma göstermiştir. 2011 yılı itibariyle dünya genelinde 1,2 milyar adedi mobil İnternet kullanıcısı olmak üzere 2,08 milyar İnternet abonesi bulunmaktadır. İnternet kullanımında dünya yoğunlaşması yüzde 30'a ulaşmış bulunuyor. Yoğunlaşmanın en yüksek olduğu yerler Kuzey Amerika ve Batı Avrupa'dır. Mobil telefon kullanıcı sayısı 2011 yılı itibari ile 5,98 milyar kişiye ve dünya genelinde yoğunlaşma yüzde 86,7'ye ulaşmış durumdadır. Dünyanın yüzde 87'si mobil haberleşme aracılığı ile birbirine bağlanabilir hale gelmiştir. Gelişen ülkelerde 4,5 milyar mobil kullanıcısı bulunuyor. Çin'de 963 milyon, Hindistan'da ise 884 milyon mobil telefon kullanıcısı mevcut. Mobil geniş bant kullanıcı sayısı ise 2011 sonu itibariyle 1,19 milyar kişiye ulaşmış durumda. Mobil haberleşmenin yüzde 20'si geniş bant üzerinden yapılıyor. Avrupa ve Amerika mobil geniş bant kullanıcı yoğunluğunun en yüksek olduğu iki bölgedir” dedi. Mobil haberleşme araçlarının teknolojik gelişmeye bağlı olarak mobil haberleşme sektörünü şekillendirdiğini ifade eden Gürlesel, “2011 yılında 1,55 milyar adet mobil telefon satılmış bulunuyor. Bu rakamları markalara göre şöyle oluşuyor; Nokia 417,1 milyon, Samsung 329,4 milyon, Apple 93,2 milyon ve LG 88,1 milyon adet el terminali satışı gerçekleştirmiştir. 2011 yılındaki akıllı telefonlar ise, küresel alanda 491,4 milyon olarak söylemek mümkün. Akıllı telefon satışlarını ise markalara göre şöyle sıralayabiliriz; Samsung 94 milyon, Apple 93,2 milyon, Nokia 77,3 milyon ve RIM 51,1 milyon. Akıllı telefonların işletim sistemleri itibari ile dağılımı ise; 237,7 milyon Android, 93,1 milyon IOS, 80,1 milyon adet Symbian, 51,4 milyon Blackberry ve 25,4 milyon adedi diğer 3 işletim sistemi şeklinde oluşuyor” dedi.