IDC Türkiye CIO Summit 2012 Antalya'da gerçekleştirildi

Baykan Çallı

‘İş Dünyasında Başarı için Gündemi Yönetmek' başlığı altında gerçekleştirilen CIO Summit 2012 konferansında, değişen dünyadaki süreçleri yönetebilmek adına önemli bilgiler aktarıldı.
Bu yıl üçüncü kez düzenlenen IDC Türkiye CIO Summit 2012 konferansı geniş katılıma sahne oldu. Sektörün güzide temsilcilerinin yer aldığı zirvede, değişen dünyadaki iş süreçlerini yönetmek ve verimliliği sağlamak konularına önemle değinildi. Dünya genelinde hızla değişmekte olan iş modellerinin, nasıl daha çok performans sağlayacağı, iş süreçlerinin en etkin şekilde nasıl kullanılması gerektiği konularında da önemli bilgiler aktarıldı. İş süreçlerinin yanı sıra değişen rekabet koşullarına ayak uydurmak ve maliyet avantajı elde edebilmek adına neler yapılması gerektiği de masaya yatırıldı.
Konferansın açılış konuşmasını gerçekleştiren IDC Türkiye Ülke Müdürü Nevin Çizmecioğulları, “Değişen dünyada bilişim teknolojilerin önemi giderek artıyor. Yeni çözümlerin nasıl kullanılması gerektiği ve iş süreçlerine ne yönde etkiler edeceği herkes tarafından öncelik konusu olmuş bulunuyor. Dünya genelinde giderek artan bilişim teknolojilerinin iş performanslarını ve verimliliğini ne yönde arttıracağı, gözleri BT yöneticilerine çevirmiş durumda. Günümüzde gelinen noktada artık BT yöneticilerinin söz sahibi olmaları kaçınılmaz olarak gözüküyor. Gerçekleştirmekte olduğumuz CIO Summit etkinliğimiz ile bu sorulara yanıtlar sunmayı ve siz değerli katılımcılarımıza büyük fayda sağlamayı umuyor katılımınız için teşekkürlerimizi sunuyorum” dedi.

Mobilite 2012 yılında kazanan taraf olacak
BT'deki değişimin yüzde 70'inin üçüncü nesil platformlar üzerinden kaynaklanacağını belirten IDC EMEA, CEMA Bölgesi Kıdemli Başkan Yardımcısı Steven Frantzen, “Oluşacak olan yeni nesil platformlar BT'deki gelişimin sürmesini sağlayacak. Önümüzdeki dönem içerisinde bulut bilişim çözümlerinin, mobilitenin, büyük verinin ve sosyal medyanın çok önemli bir yer teşkil ettiğini göreceğiz. Mobilitenin 2012 yılının kazanan taraf olacağını söyleyebilirim. Mobil cihazlar 2012 yılında PC satışlarını geride bırakacak. Gelişecek olan teknolojilerin yaygınlaşması ile rekabet daha fazla etkin konuma gelecek. Gelişmekte olan piyasalar aracılığıyla yeni cihazlar ortaya çıkacak. Bu durum gelişmiş piyasaların etkilenmesine sebep olacak. Mobil veri 2012 yılında, sabit veriyi geçmek ile kalmayacak aynı zamanda yatırım anlamında da geride bırakacak. Mobil uygulamalar giderek artış gösterecek. Şu anda 1,5 milyon mobil uygulama mevcut olarak bulunmakta. Önümüzdeki dönemde yaklaşık olarak 85 milyon uygulama indirilecek. Tüketimin yüzde 8'ini (14 milyar dolar) paralı mobil uygulamalar oluşturacak. Önümüzdeki yılın en öneli konularından bir tanesi, şirketlerin risklerini minimum seviyelere çekmek oluşturacak. Bulut bilişim çözümleri 2012 yılında 36 milyar doları aşacak. Bu vesile ile sektörün 4 kat fazla büyüdüğüne tanık olacağız. Yeni uygulamaların yüzde 80'inde bulut hizmetlerine yer verilecek. Özel bulut çözümlerinin hızla artacağını göreceğiz. 2012 yılında ulaşılacak olan veri büyüklüğü 2,7 Zetabyte, 2015 yılında ise bu oran 8 Zetabyte'a ulaşacak. Bu akabinde daha büyük veri merkezlerinin oluşmasına ve daha karmaşık yapılara neden olacak. Değişen ve gelişen teknolojilerin en önemli odak noktasını yenilik oluşturuyor. Yapmış olduğumuz araştırmaların merkezini de yenilik belirliyor. Artık geldiğimiz noktada BT yöneticilerinin bilişim teknolojilerinde olduğu kadar, iş yöneticiliği süreçlerinde de önemli derecede kendileri geliştirmeleri çok önemli” dedi.

BT harcamaları 2011 yılına oranla artış sergiliyor
Steven Frantzen'ı müteakiben BT iş süreçlerine yönelik olarak yapılan araştırmayı paylaşan IDC Ortadoğu, Afrika ve Türkiye Bölge Genel Müdürü Jyoti Lalchandani, konuşmasında: “BT yöneticileri ile BT iş süreçlerine yönelik olarak yapmış olduğumuz araştırma kapsamında; 2011 yılına oranla BT iş süreçlerine yapılacak olan yatırımların daha fazla olacağını belirtenler yüzde 61 olarak ortaya çıkıyor. Yüzde 25'lik bir kesim bu oranın hemen hemen aynı olacağı görüşünde. Ve yüzde 14'lük bir kesimde, yapılacak olan yatırımların bir önceki yıla nazaran daha az olacağı inancında. Gerçekleştirdiğimiz araştırma dahilinde en çok odaklanılacak olan konular, iş verimliliği, maliyet, iyileştirme çalışmaları, müşteri ilişkilerinin geliştirilmesi ve yenilik olarak karşımıza çıkıyor. Şirketlerin temel yatırım önceliklerini yüzde 79'luk oranla sanallaştırma oluşturuyor. Akabinde ağ yatırımları ve mobilite geliyor. Bulut bilişim sistemlerine yapılacak olan yatırımlar ise yüzde 28'lik bir oranı oluşturuyor. BT yöneticilerinin yüzde 46'sı dışarıdan kullanılacak olan BT hizmetlerine yönelik olarak endişe duyuyorlar” diyerek sözlerini noktaladı.

İnsanların hayatını değiştirecek teknolojiler
En son geliştirilen teknolojilerdeki yetkinliklerini kullanarak insanların hayatlarını değiştirmeye çalıştıklarını söyleyen Intel İş Geliştirme Müdürü Göker Öztürk, konuşmasında: “Yeni teknolojilerdeki etkin çalışmalarımız ile insanlara hayatlarında kolaylıklar yaratmak adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bir ay sonra sunacağımız 22 nanometre ile yeniliklere bir adım daha atıyoruz. Yaklaşık olarak iki yıl içerisinde de bu rakamı 14 nanometreye indirmiş olacağız. Biz sadece işlemci ile beraber değil aynı zamanda işlemcinin etrafındaki bileşenlerle beraber müşterilerimizin daha çok somut olarak dokunabilecekleri hem yönetilebilirlik tarafından hem de güvenilirlik tarafında yeni teknolojiler geliştirmeye çalışıyoruz. Yani bir Intel ürünü aldığınız zaman bir performans artışından daha çok yeniliği almış olacaksınız. Bu noktada geçen yıl yapmış olduğumuz McAfee satın alması çok önemli. Donanım yazılım bütünleşik olarak daha güvenli çözümleri görmeye başlıyor olacağız. Önümüzdeki dönem içerisinde bulut bilişim çözümlerinin yeri vazgeçilmez olacağı hepimiz için aşikâr. 2015 yılına geldiğimizde 15 milyar birbirine bağlı cihaz olacağından söz ediliyor. 3 milyar İnternet kullanıcısı olacağından bahsediliyor. Farklı farklı cihazlarında birbirleriyle ilişki içerisinde olacağını biliyoruz. Bu cihazlar aynı zamanda bulut altyapısını kullanacak ve veri üretecek. Intel olarak biz bu noktada yönetilebilirliğin ve güvenliğin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bulut bilişim çözümlerinin altyapılarının birbirleri arasında geçiş yapabilecek şekilde olması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

Her sene elimizdeki veri miktarı yüzde 40 oranında büyüyor
Her geçen yıl gelişen teknolojilerle paralel olarak oluşan verilerin yüzde 40 oranında artış gösterdiğini belirten Microsoft Türkiye Teknik Satış Sorumlusu Cavit Yantaç, “Verilerin gelişme hızını düşünecek olursak, elimizdeki sunucuların, altyapıların bu büyüme ile baş etmesinin çok kolay olmadığını görüyorsunuz. Dolayısıyla endüstrinin buna bir çözüm bulması gerekiyor. Çözüm aslında çokta uzakta değil. Aşağı yukarı 7-8 senedir çeşitli çözüm olanakları elimizde mevcut. Microsoft olarak geliştirmiş olduğumuz çözümler ile hayatımızı kolaylaştırmak adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sunduğumuz yenilikçi çözümler ile kullanılacak olan verilerin size en uygun şekilde analiz edilmesi ve yönetilebilmesini hedeflemekteyiz” dedi.

Herkes yerden her şeye erişmek istiyor
Hayatın ve teknolojinin hızlı bir şekilde geliştiğini ve haberleşme yöntemlerinin de çok farklılaştığına vurgu yapan HP Kurumsal Teknoloji Danışmanı Barış Varış, “İçerisinde bulunduğumuz dünyada artık herkes her yerden her zaman her türlü cihazla bilgiye erişmek istiyor. Bu gelişmeler bulut bilişim çözümlerinin hayatımızda olmazsa olmaz olarak konumlandırabileceğimiz bir noktaya getirdi. Bulut bilişime giden yolculuk vazgeçilemez bir konumda. Fakat bulut bilişime gidilirken herkesin bir kilitlenme korkusu mevcut. Bunu çok net bir şekilde algılıyoruz. Ve bunu adreslememiz gerekiyor. Size sunacağımız bulut bilişim platformlarının olmazsa olmaz şekilde açık olması gerekiyor. Yapılanmanın modüler bir şekilde sunulması önem teşkil ediyor. Çünkü modüler olmayan bir yapılanma içerisinde artan taleplere karşı verebileceğiniz hizmetlerin kesintiye uğraması söz konusu. Bulut bilişimi yapmamızın sebebi ise, kesintisiz bir şekilde artan taleplere karşılık verebilmek istememiz. Bulut bilişimin esnek olması gerekiyor çünkü esnek servis seviyelerini tanımlayabilmelisiniz. Yapılanmanın güvenli olması gerekiyor. Çünkü veri sahipliği konusu hala ve hala günümüzün içerisindeki en kritik noktayı oluşturuyor. Herkesin verisi çok değerli, herkesin verisinin kendinde bulunması gerekiyor ve işte bu noktada sizin müşterilerinize bu çözümü aşacak bir ara çözüm sunmanız lazım. Tüm bunları yaparken de sunulacak ortamın kusursuz işlemesini sağlanmalı. HP olarak sunmuş olduğumuz çözümler ile bu çözümleri, siz müşterilerimiz bu hizmetleri isterseniz ‘Public-kamuya açık' bulutta, isterseniz ‘Private-özel' bulutta yahut melez (hibrit) bulutta kullanabiliyorsunuz. Bu sayede istediğimiz bilgiye istediğiniz zaman her yerden ve her zaman ulaşmanızı mümkün hale getiriyoruz” dedi.

Bulut bilişime zihin dünyamızın hazır olması gerekiyor
Bulut bilişim çözümleri ile ilgili olarak bazı noktalarda belli bir takım gelişmeler sağlandığını fakat 3-4 senedir de belli noktalarda hiçbir gelişme yaşanmadığına dikkat çeken Türk Telekom Teknoloji Sistemleri Yönetimi Direktörü Bilal Genç, konuşmasında: “Bulut bilişime yapılan yatırımların beklenenden daha düşük olması beni açıkçası şaşırttı. Bu demek oluyor ki, sektör temsilcileri olarak bizler bazı noktaları anlatmakta yeterli olamamışız. Ama temelde kafaların içerisinde belli sorular mevcut. Bunlar güvenlik, ürünlerin kurumsallaşması ve bir anlamda bulut bilişimi kendi etki alanlarına bir müdahale olarak görülüyor. Geldiğimiz konumda artık bizlerin, bulut bilişim çözümlerini kullanmak için kendi zihinsel dünyamızı hazırlamamız gerekiyor. Türk Telekom olarak, 2009 yılından bugüne, bulut bilişim sistemlerini dışarı satmak konusunda en fazla harcanan performansın iş süreçlerini modellemekte yaşandığını görüyorum. Bulut çözümleri sadece tek başına bir sanallaştırma hizmeti değil. Bulut çözümleri bir anlamda uçtan uca hizmetler sunmak demek. İşte bu noktada biz Türk Telekom grubu olarak, grup şirketlerimiz ve yapmış olduğumuz yatırımlar sayesinde bu hizmetleri en güvenilir şekilde sizlere sunuyoruz” ifadelerine yer verdi.

Türkiye mobil altyapı konusunda Avrupa'dan daha iyi konumda
Geniş bandın ve içeriğin hızla gelişiminin, sağlık, eğitim, savunma ve finans olmak üzere birçok sektörde yeni fırsatları ve olanakları beraberinde getirdiğini belirten Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Dr. Tayfun Acarer, “Gelişen teknolojiler ile önümüzdeki dönemde bilhassa finans ve sağlık sektörlerinde birkaç yıl içerisinde çok önemli değişiklikler olacak. Bankacılık sektöründeki düzenlemeler tam anlamıyla gerçekleştiği anda, inanıyorum ki çok büyük değişimler söz konusu olacaktır. Teknolojilerin gelişimi ile birlikte aynı zamanda eğitimde ve sağlıkta çok önem teşkil edecek değişimler yaşanacak. Önümüzdeki süreç içerisinde yapmamız gereken; öncelikle bilişim ve haberleşme sektörünü strateji olarak temel kabul etmemiz çok önemli. Özellikle BHT sektörünün tepesinde yer alan yöneticilerimizden, uzun perspektifler içerisinde sektörü geliştirecek çalışmalar yapmalarını diliyorum. Hızlı bir şekilde sabit ve mobil altyapının geliştirilmesi için girişim ve çalışmaların yapılmasını bekliyoruz. Bu gelişim içinde alınacak tedbirler konusunda, yerel idarelerin yetkilerinin tekrar değerlendirilmesinin gerektiğine inanıyorum. BHT-Bilişim ve Haberleşme Teknolojilerinin bugün geldiği konum itibariyle, BT yöneticilerinin çok daha fazla sorumluluk ve yetkiye sahip olmalarının gerekli olduğunu düşünüyorum. Bugün Avrupa küresel krizden çıkmak için bilişim ve haberleşme teknolojilerinden yararlanmaya çalışıyor.
Avrupa Birliği'nde tek bir Avrupa sayısal pazarı olması hesapları yapılıyor. Türkiye olarak bizde bu sürecin dışarısında kalmamız gerekiyor. Çünkü bilişim ve haberleşme sektörü tüm ekonomik kalkınmanın itici gücü ve vazgeçilmez bir unsurudur. Ülkemizde de bu olgunun gelişiminde BT yöneticilerinin katkıları son derece önemli. Ben yeni bir teknolojinin geliştirilmesinden güvenliğine kadar her konuda BT yöneticilerinin yükümlülüklerinin çok fazla olduğunu düşünüyorum” dedi. 

Konferans çerçevesinde gerçekleştirilen tartışma konuları, bütün katılımcılar açısından çok önemli fikirlerin edinilmesini sağladı. Bu noktada çok önemli konulardan biri daha vardı ki; o da enerjinin şirketler açısından kullanımı ve önemi.
Bu konu ile ilgili olarak şirketlerin teknoloji kullanımındaki enerji kullanımının nasıl olması gerektiğini ve uygun çözümlerin neler olduğunu Schneider Electric Türkiye Başkan Yardımcısı Hakan Naimoğlu'ndan dinledik.

Schnedier olarak, müşterileriniz için yarattığınız değerler nelerdir?
Gelişen BT-Bilişim Teknolojileri ve veri merkezi uygulamaları ile altyapıya çok ciddi bir yük biniyor. Sanallaştırma, bütünleşme ve bulut bilişim çözümleri gibi eğilimler altyapı tarafında hem verimliliği olumsuz etkiliyor hem de veri merkezi altyapı yönetimini karmaşık bir hale getiriyor. Burada dikkat etmemiz gereken iki nokta bulunuyor. Birincisi bu uygulamalar ile beraber verimliliği nasıl daha iyi noktalara getirebiliriz; bir diğeri ise, bu karmaşık yapıları nasıl daha iyi yönetebiliriz. Bu iki noktada da APC by Schneider Electric olarak çok ciddi çözümlerimiz mevcut. Çözümlerimizde verimliliği yüzde 30 seviyelerinden yüzde 80'lere kadar çıkarabiliyoruz. Ayrıca yönetim tarafında da kapsamlı bir ürün ailesi ile beraber müşterilerimizin hizmetine sunarak farkımızı ortaya koyuyoruz.

Veri merkezlerinde sağlanabilecek verimlilik oranlarından bahseder misiniz?
Şu anda Tier 3 ve üstü kullanılabilirliğe sahip veri merkezlerinde averaj verimlilik maalesef yüzde 30'larda oluyor. Bu oran çok rahat bir şekilde günümüzdeki teknolojiler ile birlikte yüzde 80 sevilerine çıkarılabilir durumda. Bu sadece bizim hayalimiz değil Google gibi veri merkezi yönetiminde uzmanlaşmış, işlerinin doğası gereği maliyetleri de düşürmek adına uğraşan firmalarda şu anda verimlilik yüzde 76'lar civarında. Ve sadece günümüz teknolojilerini etkin bir şekilde kullanarak bunu başarabiliyorlar. Dolayısıyla talep eden her kurum birazcık cesaret ile günümüz teknolojilerini kullanmaya geçer ise yüzde 50 civarında verimliliklerini arttırmaları mümkün.

Firmaların enerji tasarrufu sağlayarak elde edecekleri maliyet avantajı hakkında bilgi verir misiniz?
1 Megawatt'lık bir veri merkezinde yüzde 30'luk verimlilikten yüzde 80'e çıkmanız halinde, yıllık yaklaşık olarak 550 bin dolar tasarruf elde edebiliyorsunuz. Bu sebeple operasyon maliyetlerini düşürmek isteyen bütün veri merkezi yöneticilerinin öncelikleri arasında, altyapılardaki verimsizliklere çare bulmak olmalıdır. Tabi ki BT tarafında da yapılabilecek uygulamalar söz konusu; bunlardan biri sanallaştırma. Sanallaştırma artık veri merkezlerinin işletim sistemi konumuna geldi fakat altyapıyı da aynı şekilde sanallaştıramazsanız verimlilik belirli bir seviyede kalıyor.

2012 yılına yönelik olarak hedefleriniz nelerdir?
2012 yılında veri merkezi yönetimine ilişkin çözümlerimizden StruxureWare 7.0'ı müşterilerimizin hizmetine sunuyoruz. Bu yazılım ve yönetim ürün gamımıza ciddi bir talep var. Bu talepleri en iyi şekilde değerlendirmeyi arzu ediyoruz. Ayrıca geçen sene küresel alanda yapmış olduğumuz Uniflair satın alması ile de bu alandaki bilgi birikimini müşterilerimize sunuyor olacağız. Bu iki alanda hem küresel hem de Türkiye özellikli olarak müşterilerimize birikim ve hizmetlerimizi sunmayı sürdüreceğiz.