Cenk YAPICI
Twitter: @cenkyapici

Muhaberat

Nice 200'lere…

Telepati'nin piyasaya ilk çıkış tarihi aslında Türkiye'de GSM'in ve İnternet'in emekleme dönemine tekabül eder. Dergi ilk yayına başladığı o günlerde, içeriğin nasıl dolacağı bir hayli merak ve alay konusuydu kuşkusuz. Gelişen teknoloji orada çalıştığım zamanlarda bir hayli yardımcı oldu bana; 4 yıllık eski bir emekçisi olarak her gün ‘Hangi içeriği dışarıda bıraksam? Ne kadar yer versem?' diye kara kara düşünürdüm. İçerik çokça vardı, aslolan kaliteli olanın okuyucuyla buluşmasıydı.
Dergi 1995'te yayına başladığı zamanlar lise öğrencisiydim; okuldan çıkınca 1-2 saat İnternet'e bağlanabilme umuduyla şimdiki akıllı telefonlardan daha düşük hızda bir işlemci, hafıza ve ekran çözünürlüğüne sahip evdeki bilgisayarıma koşardım. O zamanlar nerede akıllı telefon? Nerede tablet bilgisayar? Nerede diz üstü bilgisayar?
Çevirmeli bağlantı ile 33,6 kbps bant genişliği ile siteleri taramaya çalışır, kısıtlı içerikler arasında döner dururdum. O zamanlar Net üzerinden kesintisiz müzik dinlemek, oyun oynamak, televizyon seyretmek ya da görüntülü haberleşmek bir hayalden farklı değildi. Yapılabilecek en etkin haberleşme yolu IRC veya ICQ üzerinden tanımadığınız, gerçek ya da sanal arkadaşlar sohbet etmekti. 90'ların sonunda içerik zenginleşmeye, çeşitlenmeye başladı; GSM operatörleri GPRS ile renksiz ekranları ile ağa bağlanmaya başladılar, o bağlantı ile yapılabilecek en verimli iş, WAP sayfalarından telefonlara logo veya melodi indirmekti.
2000'li yılların ilk yarısı teknolojik anlamda dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sürekli gelişimlere sahne oluyordu, tabi dergi içeriği de buna paralel olarak genişlemeye ve çeşitlenmeye devam ediyordu; özellikle derginin son sayfalarındaki DECT ve mobil telefonların sayısı ve kendilerine ayrılan sayfa sayıları gittikçe artıyordu.
Türkiye 2003'te ADSL ile tanışıyor ve hayatımıza ilk kez geniş bant İnternet kavramı dahil oluyordu. Artık İnternet üzerinden dosyalar gönderilip, paylaşılmaya başladı; hayal olan İnternet'ten müzik, radyo dinleme, video ve televizyon izleme imkanı parmaklarımızın ucuna geldi.
İnternet bağlantı kapasitesi ve kullanım oranları arttıkça yeni iş alanları, istihdam sahaları açıldı; daha önce hayatımızda olmayan birçok yenilik kısa zamanda yaşam tarzımız haline dönüştü. Türkiye'nin ADSL'e kavuştuğu 2003 yılında 11,5 milyar dolar olan bilişim geliri, 2011 yılında 34 milyar dolar civarına ulaştı. İnternet sayesinde ulaşılan rakamlar ne kadar ciddi bir büyüme olduğunu ortaya koyuyor.
Telepati Dergisi okuyucuları, bu gelişmeleri her zaman en yakından takip etti.
Ülkede gelişen İnternet ağı sayesinde yabancı markalar İstanbul'da temsilciliklerini, ofislerini kurmaya ve Orta Doğu Afrika pazarlarına ulaşmaya başladılar, ekonominin büyümesine katkı sağladılar. ADSL'deki bandın genişlemesiyle kablosuz erişim hizmetleri de gelişmeye başladı, artık taşınabilir bir bilgisayar veya telefon ile Wi-Fi olan her yerden İnternet'e erişim mümkün olmuştu. Sosyal ağların gelmesi ile hayat tarzımız kökünden değişmeye başladı. 3 yıl kadar önce (geç de olsa), Türkiye'de 3.Nesil (3N) bağlantıların hayata geçirilmesi ve yükselen kullanım oranı dikkat çekici bir başarı hikâyesiydi.
Yıl 2012… Telepati'nin ilk sayısı çıktığında, sadece hayal olarak adlandırabileceğimiz her şey artık evimizde ve cebimizde. Artık müşterisi olduğumuz tek şirketten, hem İnternet, sabit telefon ve IPTV servislerini, hem de GSM hizmetini alabiliyoruz.
Fiber hızında İnternet ile hayat çok daha kolay ve eğlenceli bir hale geldi. 3N ve Wi-Fi ile bağlantımız, müziğimiz her an yanı başımızda. IPTV üzerinden dilediğimiz her içeriği HD ve 3 Boyut (3B) teknolojisiyle sinema kalitesinde izleyebiliyoruz.
Ve Türkiye'de telekomünikasyon sektörünün dergisi olan Telepati, ilk günkü kalitesinden taviz vermeden 200. Sayısına ulaşıyor; yürekten tebrikler.
Tüm okuyucuların da, 17 Mayıs Dünya Telekomünikasyon ve Bilgi Toplumu Günü ve 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun.
Saygılarımla.